Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Yükseliş Koleji
Zeno Mobilya
Yılmaz Tuhafiye
Recep AYDÖNER

Recep AYDÖNER

Mail: [email protected]

MİTOLOJİ İSLAMIN NERESİNDE

 

MİTOLOJİ İSLAMIN NERESİNDE

Bir program izler, bir yerlere gideriz hep Yunan Mitolojisinden isimler, hikâyeler, olgular üzerine uzunca kafamızı şişirirler.

Gıcık olduğum bu mitoloji ve üzerine yapılan filmler gençliğimizin Allah inancını da sarsıyor. Mitoloji nedir diye baktığımızda; kök Yunanca, “fabl, hikâye” anlamına gelen “mythos” ve “bilgi” anlamına gelen “logos” un terkibinden “mythologia” ; efsane ilmi demek oluyor.

Lüğavî olarak; ıstılahî olarak ise, müşrik, politeist dinlerin ipe sapa gelmez tanrılarının hikâyeleri, daha dar ıstılahî olarak ise, gerçekliğinden saptırılmış, gerçeklik duygusu kaybolmuş olan şey; aşırı abartılı kahramanların hikâyeleri, millî destanlar gibi anlamlara geliyor. Her milletin mitolojisi vardır, ama Greklerinki başka; hani, herkes sakız çiğner ama Türkmen kızı ballandırır derler ya, işte onun gibi. Bu başkalık iki sebepten: Birisi, estetik değerinin yüksekliğidir - öyle ki sümme palavra, ama dinletiyor insanı, işte ballandırma dediğim bu, ikincisi ise, Batı kültürünün temellerinden oluşu. Öyle ki Hıristiyanlık içine de hulûl etmiş ve onun dejenerasyonunda rol almıştır.

Mitoloji her dini tehdit eden en büyük virüslerden birisidir ve esasen bilhassa avam tabakasının zihniyetiyle de çok iyi uyuşur. Eski Grek filozoflarından mühimce bir kısmı, kendi cemiyetlerinin çoluklu-çocuklu, yiyen-içen, her türlü kötülük ve ahlaksızlığa gırtlağına kadar batmış -bir kısmı da homoseksüel- saçma sapan tanrılarla dolu panteonuna savaş açmış ve ciddî başarılar da kazanmıştır. Meselâ Platon, sırf san’at yapmak adına -asıl sebep bence, şarlatanlığın o zaman da şöhret getirmesi olsa gerek- mitolojiyi iyice azdıran tragedya yazarlarını bu rezaletten bir numaralı sorumlu tutmuş ve sonunda daha da ileri giderek sanatın her türlüsünü tehlikeli ve zararlı addetmiştir.

O’na göre, tragedya yazarları “Bir Tanrı” itikadını ciddî surette haleldar etmekte, pagan, antropomorfik ve antropopatik bir din inşa etmektedirler. Bu mitolojide tasvir edilen tanrılar [Devlet: 381.a-393], son derece zelil birer varlıktırlar; beşerî zafiyetlerin en denileri ile mücehhezdirler; korkarlar, hilekârlık yaparlar, aldatırlar, aldanırlar; rüşvet bile alırlar [Devlet: 390.e: “hediyeler Tanrıları da yola getirir...” ]. Hades’te (Öte-Dünya) ürperti, şaşkınlık, acz ve çaresizlik içerisinde şaşkın-şaşkın dolaşırlar, yerlerde sürünürler. Sonra da Tanrı üzerine iki kanun kor Platon: Bir; Tanrı (Mutlak İyi, Mahz İyi olmakla), ancak İyi’nin sebebi olmalıdır; O’ndan kötülük gelmez; [Devlet: 379.c., 380.c]; İki: Tanrı, olduğu gibi görünen ve değişmeyen bir varlıktır [Devlet: 380.e v.dv.]. Bunun içindir ki, Tanrı aldatmaz [Devlet: 382.a ’be 383.a]; çünkü, tam fâzıldır.

Bir hanîf olduğunu düşünüyorum Platon’un, çünkü meselâ birinci kanun, Kur’ân’daki “Sana gelen her iyilik Allah’tandır ve sana gelen her kötülük de kendi nefsindendir” [İsrâ: IV/79:] ayeti ile bire-bir örtüşür - ve daha birçok misal verilebilir. Mitoloji Hıristiyanlığın içine sızmış ve onu çürütmüştür; İslâm’a da sızmış, fakat ana kaynağa inememiş, avım tabakasında kalmış ve bir de Gazali’nin “avam tabiatlı” dediği [Tasavvufun Esasları (Ravzadu’t-Tâlibîn); Terc: Ramazan Yıldız, Şamil Yay., İst. Tarihsiz., s. 77, pr.3] sözde ulema taifesine tesirde bulunmuş ve -İslâm’ın numenası, yâni lekesiz aslı- ayakta olmasına rağmen, onların bir mitolojik İslâm inşâ etmelerine yol açmıştır.

Bu mitolojik İslâm anlayışından yakamızı kurtarmamız lâzım; çünkü Müslümanlara dünya işinde cahil olmanın fazilet olduğunu öğütleyerek inkırazımıza sebebiyet veren, işte bu mitolojik İslâm olduğu gibi şimdi de maddeye temas eden Müslüman’ın aklını başından aldırıp sapıttıran da budur. Milletimizin İslami mitolojiden kurtarmak lazım

derken medya, kitaplar ve karşımıza çıkan her şey Yunan mitolojisini bize bir din gibi dayatıyor. Maalesef dindar insanlar bile kurdukları otele Antik Yunan’dan bir isim verip bir hikâyeyi kendisine altlık yapabiliyor. Gittiğimiz her yerde isimler, hikâyeler, uydurulan resimler hep bu olgu üzerine olduğu için yaptığınız işi mitolojiye dayandırmak bile moda haline geldi. Milletimiz radyo-TV’den, her türlü yazılı ve görsel medyadan yayılan bu çirkefe karşı duyarlı olmalı, reddetmeli, yayanları protesto etmelidir. İlla gerçek dışı bir şeyler anlatacaksanız Dede Korkut Hikayeleri bu tip anlatımlarla doludur. Grek kültürünün bize getireceği bir şey yoktur.

(Kaynak Yeniçağ: İslâm ve İslâmî Mitoloji veya Mitolojik İslâm - Durmuş HOCAOĞLU )

Yorum Yazın