Sabancı
NASIL BİR ZEKÂ

NASIL BİR ZEKÂ

Anneler ve babalar olarak hepimiz, çocuklarımızın bizden daha iyi olmalarını, bizden daha geliri yüksek bir işleri olmasını, bizden daha iyi kariyer seviyelerine ulaşmalarını arzularız. Her ebeveyn çocuklarının birer akıl küpü, bilgi hazineleri zengin ve gelişmiş bir zekâya sahip olmasını ister.

Zekânın iyi şekillenebilmesi için ebeveynler, çocuklarına zekâ testleri yaptırarak, çocuklarının mevcut zekâlarını geliştirmeye yönelirler. IQ(Zekâ) çocukların öğrenme ve iş yapabilme ve dahi problem çözebilme yeteneğidir. Zekâ geliştirmede anne -baba çok önemli etkendir.

Çocuğa ortam sağlamak çocuğa sevgi ve şefkat göstermek, onlara bol zaman ayırmak ve iyi yaklaşım göstermek zekâlarının gelişmesinde çok önemlidir. Çocukları yüreklendirmek, cesaret vermek, yaptıklarının arkasında olmak da son derece öneme haizdir. Bazılarımız ise çocuklarımızın çok zeki olmasına rağmen, istediğimiz başarıyı yakalayamadığından şikâyet ederiz.

Çok zeki ama başarısız dediğimiz bu çocuklar acaba gerçekten başarısız mı, yoksa biz onları başarılı olabilecekleri bir alana mı yönlendirme yapamadık? Tam da burada karşımıza çoklu zekâ teorisi çıkar. Çoklu zekâ teorisi her çocuğun bireysel farklılıklarını esas alır.

Her çocuğun kuvvetli ve zayıf olduğu yanları vardır. Tüm çocukların aynı zekâ tipine sahip olduğu görüşünden hareketle sınıftaki öğrencilerin tamamı aynı uygulamalara tâbi tutulursa, zekâ alanları farklı olan çocuklar kendi yetenek alanlarını geliştiremezler. Yani bu, içinde çok farklı dünyaları barındıran çocukları aynı kalıbın içine sokmaya çalışmak olur ki, farklı alanlarda yetişecek pek çok dahiye engel olmak demektir.

Ben bugün öğretmenliğe başlasaydım, sınıfımdaki çocukları tüm farklılıklarıyla en analitik şekilde tanımaya çalışır, kuvvetli yönlerini gün yüzüne çıkarma gayreti gösterirdim. Çocuklarının geleceğini garantiye almak isteyen ebeveynler, gayretlerinin, enerjilerinin boşa gitmesini istemiyorlarsa, emekleri heba olmasın istiyorlarsa, çocuklarının duygusal ve sosyal iletişim becerilerini gelişrmeye çalışmalıdır.

Günümüzde pek çok işveren ve şirket IQ yanında EQ(Duygusal zekâ)ya önem vermektedir. Hayatın her alanında başarıların kapısını açma özeliğiyle duygusal zekâ çok önem kazanmıştır. Şirketler artık personel alırken duygusal zekâ testlerini ağırlıklı olarak uygulamakta hatta IQ'nun önüne almaktadır. Herkes anladı ki IQ'su yüksek biri, mutlaka ailesi ve toplum için yararlılık göstermeyebilir, bütün zekâsını kestirmeden maddiyat kazanma yoluna sarfedebilir. Duygusal zekası yüksek olanlar ise çocuklarıyla, eşiyle mutlu olur, iş yaşamında iyi ilişkiler kurar, konuşmayı bilir, problem çözmede başarılı olur.

Aile içinde çok eleştirilen, yargılanan, şiddet gören çocukların duygusal zekâları gelişmez, topluma ve kendilerine güvenleri olmaz. Dikkat edelim ki duygusal zekâsı geliştirilmeyen çocuğun yetiştirilmesi çok eksik kalır.  Böyle çocuklar bir yaşam boyu telafisi mümkün olmayan boşluklar yaşar. Çocuklarımıza bol zaman ayırıp,duygusal yönden elimizden geldiğince besleyelim ki gelecekte sadece maddeten hesap yapan bir güruh değil, duygusal açıdan doygun, mutlu, sosyalleşebilmiş, şahsî menfaatlerinden ziyade topluma yararlılığı önceleyen bir nesil bizimle olsun.
Çok saygılarımla...

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.