Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Yükseliş Koleji
Ceviz Ticaret
Ceviz Ticaret
Serdar Kayhan

Serdar Kayhan

Mail: serdarkayhan@hotmail.com

NE OLUYOR? NEREYE GİDİYORUZ?

NE OLUYOR?
NEREYE GİDİYORUZ?

"Hak şerleri hayreyler
Zannetme ki gayreyler 
Arif anı seyreyler 
Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler.

Deme şu niçin böyle 
Yerincedir ol öyle
Bak sonuna sabreyle 
Mevla görelim neyler 
Neylerse güzel eyler."

Dünya büyük bir yangının içinde. Ülkemiz de bundan mutlak surette etkileniyor. Yangın kimi ülkelerde daha ağır kimi ülkelerde ise hafif seyrediyor.
Bunun nedenleri salgından sonra konuşacağımız bir mevzu olduğu için bunu şimdilik bir kenara bırakıyoruz.

İnsanlar şu soruyu soruyor:  Ne oluyor nereye gidiyoruz yarın ne olacak?

Elbette ki bu sorunun Tıp ayağı var, siyaset ayağı var, ekonomi ayağı var, ulusal güvenlik ayağı var, stratejik ayağı var, psikolojik ayağı var sosyolojik ayağı var.

Bu dönemde devletin yapması gerekenler var.  Bilim adamlarının yapması gerekenler var . Bunun yanında her ferdin ve her ailenin tek başına yapması gerekenler var.Herkes sorumluluğun idrakinde olmalı ve buna göre hareket etmelidir.

Öncelikle toplumdaki kafa karışıklığının sona erdirilmesi gerekiyor. Toplumda kusursuz bir güven ortamının oluşturulması gerekiyor. Kafadaki bir takım soruların yersiz ve  anlamsız olduğunu ispatlamak gerekiyor.

Bu yüzden ben mevcut  bilim kurulunun yanında bu salgını etkileyen diğer bilim dallarından uzmanların katılımıyla geniş katılımlı Korona ile mücadele üst kurulu oluşturması gerektiğini düşünüyorum.

Zaten sağlık bilim kurulu Tıp yönünden yapılması gerekenleri ortaya koyuyorlar. Üst kurul ise insanların ruh sağlıklarını, psikolojilerini, ülkenin ekonomik ve sosyal durumu, toplumsal dayanışma, bireysel kaygılar krizden çıkış hakkında neler yapması gerektiğini ve atılacak adımları daha net ortaya koyması gerekiyor.

İnsanların mutlak realite ile buluşması gerekiyor. Ne kaygı verecek derecede korku; ne de yersiz umutlarla zaman öldürmemiz gerekiyor.

Elbette ki bilim adamları da pek çok sorunun cevabını veremiyorlar. O yüzden öncelikle net olan bilgilerin halka doğru ve tartışmasız bir şekilde ulaştırılması gerekiyor.

Net olmayan bilgilerin ise ihtimalli olarak insanlara en az zararı olacak şekilde anlatılması gerekiyor.

Henüz bilim adamlarının dahi ortak bir kanaate varmadığı hususlarda şeffaf olmak ve halka doğruları anlatıp bu durumun gerçekliğin ortaya koyarak hangi durumun daha lehe olduğuna halka şüphe doğurmayacak bir şekilde ifade edilmesi gerekiyor.

Örneğin maske kullanma konusunda değişik görüşler ortaya atılıyor. Kimi bilim adamları maskenin hastalıktan koruduğu kimileri ise sadece hasta olanın hastalığını başkalarına bulaştırmasını engellediğini söylüyor ki bu konuda kesinlikle bilim adamlarının net bir tavır alarak ortak bir kanaate ulaşması gerekiyor.

Eğer fikir birliği yoksa o zaman tedbirli olmak açısından hangisinin yapılmasınin daha az zararlı olduğuna halkı ikna etmek gerekiyor.

Bir de işin metafizik boyutu var ki bunu hiç kimse inkar etmemelidir.
Allah inancı olan birisi bunun bir imtihan ve insanlara büyük bir ihtar olduğunu anlaması gerekiyor.

"Başınıza gelecek her felaket, kendi yapıp ettiklerinizin bir ürünüdür. Bununla beraber Allah pek çoğunu bağışlıyor."şura suresi 30 ayet.

Ne yaptık da bu başımıza geldi ve dün yapılması gerekenlerin ne kadarını ihmal ettik. Bugün yapılması gerekenlerin ne kadarını yapıyoruz. Yarın yapılması gerekenlerin  ne kadarını yapacağız bu sorunun cevabını herkes kendi vicdanında mutlaka sorulmalıdır.

Büyük bir vicdani arama sürecinden geçiyoruz.
Ziraat bu tip dönemler geleceğin inşasında daha radikal ve daha sağlıklı adimların atıldığı dönemlerdir.

 Bir mazlumun adaletten umudunu kesip yaşadığı olayı vicdanına gömmesi ne kadar acı bir şey.
Bunların sayısının ne kadar olduğunu bilmiyoruz.
O yüzden yıllardır söylediğimiz bir husus var. Tek bir insan dahi  adalete güvenmiyorsa bu hepimiz için ağır bir sorumluluk olmalıdır.

Elbette ki canı yanan haksızlığa uğradığını düşünen insanların ahı hiçbir zaman bir yerde kalmamıştır. Bu yüzden zaman helalleşme zamanıdır.

Kırık kalplerin onarılma zamanıdır. Yüce yaradanı hoşnut etme zamanıdır. Her insan bunu kendi vicdanında yakalayabilir.

İlk adımı atması gereken ise devlettir. Devlet, kendini mağdur ve ezik  hisseden insanlar yönünden büyük bir gönül alma seferberliği başlatılmalıdır.

Her insan nefsini ve yaptıklarını gözden geçirerek kırık kalpleri onarmaya çalışmalı ve helallik almalıdır. Bunun yanında sahipsiz kimsesiz, mahzun insanlara daha fazla el atmalı onların gönüllerini alarak onların dualarını kazanmalıyız. Bu dönemde çocukları sevindirecek pek çok aktiviteleri hayata geçirmeliyiz. Çünkü şu anda bu durumdan en çok etkilenen çocuklar onların  oyun vaktin ve biz onların  oyun zamanlarını engellemiş oluyoruz.

Çocuklar için bu dönemde sağlıklarını riske atmadan neler yapabiliriz onların nasıl mutlu edebiliriz in planlarını ortaya koymalı ve yeni fikirler üretmeliyiz.

Tüm bunlar olurken yarını inşa etmenin yollarını arayacak kadrolar kurmalı ve yarın tekrar bugünleri yaşamamak  için neler yapmalıyız .

Zira zorlukların göbeğinde fırsatlar yatar.

Ve "her zorlukla beraber bir kolaylık vardır" ayeti kerime.

Biz nerelerde hata yaptık.  Bunun nefsânî ve vicdanı sorgulamasını kusursuzca yapmalı yarınlara emin adımlarla yürümeliyiz.

Hukuk  ve adalete dört elle sarılmalı adaletten asla taviz vermeyecek bir hukuk sistemi kurmalıyız. 
Zaman güçlünün güçsüze daha çok el atma zamanıdır. Zaman hakikatleri daha üst perdeden söyleme zamanıdır. Zaman kendi yanlışlarımızın daha çok farkına varma zamanıdır.

Bilimin ne kadar önemli olduğunu kavradığımız bu dönemde geleceğin bilim laboratuvarlarının temellerini bugünden atmalıyız.

Unutmayalım ki bu ne ilk salgın ne de son salgın olacaktır.
İnsan kul olduğunu unutmadan Allah'ın verdiği zeka ve ilim ile bu sorunun üstesinden mutlaka geleceğine inanmalıdır.

Yazı uzun oldu hakkınızı helal edin.
Sağlıklı ve umut dolu günler dilerim.

Serdar Kayhan

Komagene

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar