Sabancı

NE SÖYLEDİĞİN DE NASIL SÖYLEDİĞİN DE ÖNEMLİ

NE SÖYLEDİĞİN DE NASIL SÖYLEDİĞİN DE ÖNEMLİ

NE SÖYLEDİĞİN DE
NASIL SÖYLEDİĞİN DE ÖNEMLİ

Padişah, bir gece rüyasında bütün dişlerinin döküldüğünü görür ve vezirini çağırıp rüyasını tabir edecek birinin bulunmasını ister.
Rüya tabirinden anlayan biri bulunup huzura getirilince, padişah rüyasını anlatıp tabir edilmesini ister.

Tabirci biraz düşünür; sonra utana sıkıla:

“Çok uzun yaşayacaksınız; ama ne yazık ki, evlatlarınız sizden önce ölecek ve bütün evlatlarınızın acısını çekeceksiniz. Ayrıca tüm yakınlarınız gözlerinizin önünde birer birer ölüp sizi yapayalnız bırakacaklar” der.

Padişah bu tabire çok kızar ve:

“Tez atın şunu zindana, felaket tellalı olmak neymiş görsün!” der.

Tabirci, yaka paça götürülüp zindana atılır. Padişah başka bir tabircinin bulunmasını emreder.  Ancak başka bir tabirci bulunamaz. Bundan haberdar olan zindandaki tabirci: “Bana yeni kisveler verin başka biriymiş gibi gidip yeniden yorumlayayım” deyince çaresiz kabul edip huzura çıkarılır. Padişah, tabirciyi başka biri sanarak yine rüyasını anlatıp tabir edilmesini ister.

Tabirci,  düşünür gibi yapar ve cevaplar:

“Allah size çok sağlıklı ve uzun bir ömür verecek; evlatlarınız ve diğer yakınlarınız sizin acınızı görmeyecekler. Daha nice seneler ülkenizi yönetebileceksiniz” der.

Bu tabir padişahın çok hoşuna gider ve tabirciye iki kese altın verilmesini emreder.

Başından sonuna durumu izleyen vezir, tabirciye sorar:

“Aslında sen her iki tabirinde de aynı şeyi söyledin.  Padişah seni neden önce cezalandırdı, sonra da ödüllendirdi?”

Tabirci güler:

“Elbette aynı şeyi söyledim ama önemli olan, NE SÖYLEDİĞİN DEĞİL, NASIL SÖYLEDİĞİNDİR.”
*****
Bazılarımız: “Ben çok doğru sözlü biriyim, hiç lafımı esirgemem, dimdik söylerim” diyerek övünür ya. Onlar ve daha sonra yüzüne bakacağını unutup dostları hakkında ileri geri konuşanlar ve hatta sözün nerelere gideceğinin farkında olmayanlar için ibretlik bir hikaye değil mi?

Çok sever bu nedenle de her fırsatta paylaşırım.

Sosyal medyada da insanlar mesajlarını öyle bir paylaşıyorlar ki sözde “Seni seviyorum” diyorlar fakat “Allah belanı versin” diye anlaşılıyor.

İyilik yapmaya davet ediliyor ama öyle bir sert ve hakaretimiz ki böyle bir çağrı, insanın iyilik yapma güdülerini yok ediyor.

Sözün nasıl söyleneceğini bilmek kadar söze duygu katmak da çok önemli.

İnsan her şeyi bilmeli ama her şeyi her yerde söylememeli, söyleyecekse de nasıl söyleneceğini iyi bellemeli.

Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN


 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.