NEDEN YAZIYORSUN? DİYENLERE
Nazım Hikmet'in Bursa Cezaevi'nde tutukluluk günleri.
Koğuş arkadaşlarını okumaya yazmaya yönlendiren Nazım, aynı zamanda cezaevi yönetimine de yardım etmektedir.
O günlerde cezaevini denetlemeye Adalet Bakanlığı'ndan bir müfettiş gelir. Bir kaç gün denetim yaptıktan sonra müdüre:
“Nazım da buradaymış, çağır da görelim nasıl biridir?” Der.
Nazım'ı odaya getirirler. Müdür koltuğuna iyice kurulan müfettiş Nazım'ı tepeden tırnağa süzer ve:
“Demek Nazım sizsiniz?” Der.
Nazım'a oturması için yer göstermez. Aklı sıra Nazım’ı aşağılar. Kısa bir konuşmadan sonra, “Gidebilirsiniz” der.
Nazım tam kapıdan çıkarken durur ve müfettişe:
“Siz Ömer Hayyam adını duydunuz mu?” Diye sorar.
Müfettiş tanımış olmanın verdiği mağrur bir duruşla cevap verir:
“Kim duymaz Hayyam'ı?“
Nazım:
“Hayyam zamanında İran hükümdarı kimdi?” Diye sorar.
Müfettiş şaşırır.
Nazım konuşmasını sürdürür, “Görüyorsunuz sanatçıyı anımsadınız ama hükümdarı anımsamadınız. Yıllar sonra beni dünya anımsayacak ama dönemin Adalet Bakanını ve sizi kimse anımsamayacak” Der ve çıkar.
Müfettiş yaptığı yanlışı anlar, Nazım'ı geri çağırır ama Nazım koğuşunun yolunu tutmuştur.
Sahi, o dönemin Adalet Bakanı kimdi?
*****
Bir şiir, bir yazı, bir kitap dolayısıyla bir eser bırakan hiçbir sanatçı unutulmaz;
Bir buluşa imza atan mucit, bir yenilik getiren ilim adamı unutulmaz;
Ancak bunların hakkını vermeyen sözde devlet adamları, sözde politikacılar unutulmaya mahkumdur.
Sevgili Peygamberimiz de buyuruyor ki;
"İnsanoğlu öldüğü zaman, bütün amellerinin sevabı da sona erer. Şu üç şey bundan müstesnadır: Sadaka-i cariye, istifade edilen ilim ve kendisine dua eden hayırlı evlat."
İşte bu nedenle her gün insanları bilgilendirmek niyetiyle yazıyor ve bir eser bırakmaya çalışıyoruz.
Yıllar sonra inşallah herkes bizi hatırlayacak ama bizi susturmaya çalışanlar ile eserlerimizi görmezden gelenleri hiç kimse hatırlamayacak.
Sahi, iki dönem önceki bölge milletvekiliniz kimdi?
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN