Sabancı
Neme Lazım

 

Yine Bir “Neme Lazım” Hikayesi

Duvardaki çatlaktan bakan fare, çiftlik sahibi ile karısının
bir paket açtıklarını görür.
"İçinde yiyecek mi var?” derken Bir bakar ki fare kapanı!!.

Hemen bahçeye koşup, alarm verir:
“Evde kapan var!
Evde kapan var!”

Tavuk gıdaklayıp , kafasını kaldırır ve, “Bay fare, bu sizin için ciddi bir sorun olsa da şahsen beni ilgilendiren bir tarafı yok ne yazık ki!”

Fare dönüp bu sefer kuzuya
"Evde kapan var, evde kapan var" der.
Kuzu konuyla ilgilenir ama
“üzgünüm bay fare, vah, vah emin ol senin için dua edeceğim" der.

Fare bu kez öküze yönelir:
"Evde kapan var!"
"Evde kapan var!" diye bağırır nefes nefese.

Öküz: “Bay Fare, Senin icin üzüldüm ama burnumu sokacağım bir şey değil” der.

E, farenin de başını eğip,
gitmekten baska çaresi kalmamıştır... yalnızlık ve terkedilmişlik hisleri içinde, fare kapanı ile artık tek başına başa çıkmaya çalışacaktır!.

O akşam evde, alışılmamış bir ses duyulur.
Sanki kapan, avının üzerine kapanmıştır.
Sese koşan çiftçinin karısı, karanlıkta kapana zehirli bir yılanın kuyruğu kaptırdığını görmemiş, yılan da onu ısırmıştır.

Çiftçi, karısını hastaneye götürür, ancak karısı eve ateşli döner.

Eee, ateşli insana ne verilir?sıcacık bir tavuk çorbası değil mi?
Tavuk acilen yakalanır, kesilir ve pişirilir.

Ama kadin hala iyileşmiyormuş,
Eee, eş, dost, ahbap ziyarete gelince çiftçi de kuzuyu kesip sofraya çıkarmak zorunda kalmış!!!.

Ama çiftçinin karısı iyileşmemiş ve ölmüş!!!!!.

Aman ne kalabalik gelmiş cenazeye, ne kalabalik!!!
Bu sefer de konukları doyurmak için kesilen, öküz olmuş....

Fareye de olan biteni deliğinin ardından izlemek kalmış!....”
*****
Aslında fare için kurulan tuzak, diğerlerinin “Bana ne” demesi neticesinde hepsinin hayatına mal oldu.
Duyarlı olsalar da belki ellerinden bir şey gelmeyecekti ama kötü bir uygulamanın onlar için de istenmeyen sonuçlar doğurması bakımından etkileyici bir hikaye.

Doğu Türkistan’da soydaşlarımız katlediliyor ve bir soykırıma tabii tutuluyor. Peki hükümet, siyasi partiler ve sivil toplum kuruluşları ne yapıyor?
Koskoca bir hiç!
Herkes “Neme lazım” diyor.

Bütün bunlarla birlikte güzel memleketim Hatay ile diğer sınır vilayetlerimizde Suriyelilerin aşırı çoğalması sorunları yaşanmaktadır.
Demografik yapıyı çok olumsuz yönde etkileyen bu değişimden belki Ankara’da ve özellikle saraylarda oturanlar görünüşte etkilenmiyorlar ve hatta memnun bile olabilirler ama yarın oturdukları saraylar elden gidince başlarını vuracak taş dahi bulamayabilirler.

Her iki sorun da daha çok büyüyüp bir sorunlar yumağına dönüşmeden masaya yatırılıp neşter vurma zamanı geldi de geçiyor bile.

Doğu Türkistan’daki soydaşlarımız yalnız mı bırakılacaktır?

Ülkemizin demografik yapısını Türkler aleyhine bozan kontrolsüz çoğalmaya sessiz mi kalınacaktır?
 
Özellikle bu olumsuz durumlar karşısında “Neme lazım” dememeliyiz vesselam.

Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.