Sabancı

ÖĞRETMENLER SESSİZ ÖLÜR

ÖĞRETMENLER SESSİZ ÖLÜR

ÖĞRETMENLER SESSİZ ÖLÜR

Dokuz-on yaşlarında bir çocuğum. Yaz tatili dönemindeyiz. Evimize gelen bir misafir, bizim okulda görev yapan Şerif öğretmenin iki ay önce vefat ettiğini anlatınca, babam büyük bir üzüntü ve şaşkınlıka rahmet dileyip: “Hiç duymadık” diyor. Kendisi de bir öğretmen olan Kirvem Muhsin bey araya girerek kalbinden geçeni söyleyiveriyor: “ Duymamanız normal, öğretmenler sessiz ölür.”

Üzerinden otuz yıl geçti. Kendime dair bir çok şeyi unuttum. Fakat o söz hala gırtlağımda düğümlüdür: “Öğretmenler sessiz ölür.”

Kirvem İstanbul’a tayin olmuş, burada yarım kalan son işlerini tamamlayıp bir daha dönmemek üzere gitmişti. Yıllar içinde onunla iki veya üç kez telefonla konuşabildik sadece… Bazen İstanbul’dan Kırıkhan’a gelen birini buldu mu onunla bana oyuncak araba gönderir, çocukluğumun yanık sahralarını gülşene çevirirdi. Sonra bir gün onun da vefat ettiğini duydum. Gözyaşlarım içime aktı, aktı.

Yıllar önce söylediği sözün tesiriyle kalemi elime aldım, güçlükle birkaç mısra yazabildim sadece:

Patlayan tomurcuk güneşi buldu /Ömrün zemheride bir gündür Kirvem / Her köy fethe muhtaç bir İstanbul’du / Her filiz bir aşka sürgündür Kirvem / Naylon çadırlardan duyulur salan / Ağlar benzi soluk albümde zaman / Sessiz gidişini sezdi Kırıkhan / Harf bilen çocuklar üzgündür Kirvem

Yıllar bütün acelesiyle aktı. Sonunda ben de bir öğretmen oldum.

İki hafta evvel mesai arkadaşım Aydın Kılıç’ı ani bir kalp kriziyle kaybettik. O öyle güzel bir öğretmen, öyle iyi bir dosttu ki anlatmaya mecal yetiremem. Onun bu beklenmeyen vedasından  beri beynimin içinde tesiri giderek artan bir rüzgâr gibi aynı söz uğuldayıp duruyor: “Öğretmenler sessiz ölür”

İnsanın değerler açısından erozyona uğradığı ilginç bir dönemde yaşadığımızı yalnızca ben değil, herkes söylüyor. Öyle ki gencecik yaşında hayata veda eden bir öğretmenin taziyesine bir hafta içinde birkaç dostu ve mesai arkadaşları dışında devlet ricalini temsilen kimsenin gelmediğini gördüm. Ne acı!

Birileri, objektiflere güzel fotoğraf verebilsin diye, ağaç dikme merasimlerine dolgu yapılan kurumların durumu malumumuzken, sakın kimse pandemi koşullarından bahsetmesin. Kula dokunmazsa, Gayretullah’a dokunur.

Not: Devletler gayret ile büyür, dua ile ayakta kalır, vefa ile güzelleşirler. Umulur ki bundan sonra vefat eden değerlerimize sahip çıkar, hatıralarını yaşatmak için gerekeni yaparız

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.