OKULLAR AÇILIYOR
Sadece üniversite sınavına giren 2.3 milyon öğrencimiz var. Milyonlarca üniversite öğrencisi, onun iki katı ortaöğretim ve birkaç kat da ilköğretim öğrencimizle birçok ülkenin rüyasında bile göremeyeceği miktarda genç nüfusumuz var şükürler olsun.
Böyle bir gücün iyi kanalize edilebilirse zeki bir lider dünyaya kafa tutabilir. Bu işte tabii gençlerin çok iyi yetiştirilmesi, iki elin parmaklarının birbirine kenetlenmesi gibi bünyan ı mersus olması yani fikirde, düşüncede, eylemde hep birlikte hareket etmesi gerekir. Ama bu ülkede maalesef Millî Eğitim Bakanlığı denen bir kurum Cumhuriyetin ilk yıllarından bu yana iyi yönetilemediğinden bu büyük güç çarçur edilmekte, adeta kıyma makinelerinde öğütülmektedir.
Değişen her eğitim sisteminin hatalarında sistem 5-10 yıl denendiği için 2.3x8 yıl=18,4 milyon, en az bu sınavlara girenlerin yarısı(9,2 milyon) heder olup, hiç istemedikleri işlerde, hiç hak etmedikleri mevkilerde hayata yarı küskün devam edip ölüp gitmişlerdir. Yani her sistem değişikliği 9-10 milyon insanımızı mağdur edip hayata küstürüyor.
Cumhuriyetin ilk yıllarında hükümetlerin eğitimde en büyük gayesi dini yok etmek ve inkılapların tamamen yerleşmesini sağlamaktır. “Din zehirdir. Türkiye’den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene daha lazım” diyen Şükrü Saraçoğlu CHP’nin başbakanıdır. Asıl maksat insan yetiştirmek değil, ideoloji derseniz 70’li yıllarda olduğu gibi liseyi, üniversiteyi terörize edersiniz.
Silahı eline geçiren kendisi gibi düşünmeyen sınıf arkadaşına, öğretmenine kurşun yağdırır. 80 yılının haziran ayı, bir sınav için Adana’ya gidiyoruz. Otobüsteki iki gençle hocamız kısa bir muhabbette onların üniversite sınavına gittiğini öğrendi.
Dönüşte nasıl olduysa yine aynı otobüste yolculuk ediyorduk ki gençlerden birinin gözü mosmordu. Hoca arkadaşını sorduğunda belediye otobüsünü bir grubun durdurduğunu, kendisine iki yumruk attıktan sonra arkadaşını alıkoyup indirdiklerini, otobüs hareket ettiği anda da kafasına sıktıklarını anlatmıştı. O yıllarda her gün gençler birbiriyle vuruşturuluyor, ölenlere sadece kendi grubu şehit diyerek merasimler düzenleniyordu.
80 ihtilali sonrası sıkı laik uygulamalar altında birçok yeni sistem denendi. Her gelen ardından gözü yaşlı gençler, mağdur aileler bıraktı. İmam Hatiplere uygulanan katsayı zulmü, başörtüsü yasağı zulmü, sırf imam hatipleri ortadan kaldırmak uğruna memlekette bitirilen mesleki eğitim tamir, bakım, onarım, servis elemanı açığını had safhaya çıkardı. Artık sanayi sitelerinde ustalar iyi paralarla bile eleman bulamıyor.
Hadi sıkıntı duyduğunuz Suriye’lileri gönderin bakalım. İnşaat sektörü başta olmak üzere sanayi siteleri, tarım alanları boş kalacağı için o işlere ödeyeceğiniz meblağlar aşırı kabaracaktır ve bazı işler duracaktır. 89’da 300 bin Türk Bulgaristan’dan zorunlu göçle geldiklerinde bir çok ürün toplanamadı, fabrikalar kapandı.
Önce 28 şubatçılar, sonra FETÖ sağ görüşlü dindar insanları resmen harcadı. Onların bir kısmı darbeci askerlerin hışmına uğrayıp okuma hakları elinden alındı. Diğerleri ise aklını, beynini birilerine kiralayarak vatana millete zararlı unsurlar haline geldiğinden kamudan uzaklaştırıldı. Evet, gençlik bir deli güç…
Doğru kullanırsanız dünyayı yerinden oynatırsınız, kullanamazsanız o gücün altında ezilir gidersiniz. Allah için insaf edin, artık onlar üzerinde kötü oyunlar oynamayın.