Kamil AKDOĞAN
Oysa Ölüm de Var
Demokrasi’nin özelliklerinden biri de; “çoğunluk oyları ile seçilenlerin toplumun tamamını yönetmesi” olarak bilinir. Oysa bu özellik; “Çoğunluk oyları ile seçilenlerin, AZINLIKLARIN DA HAK VE HUKUKUNU GÖZETEREK toplumun tamamını yönetmesidir” diye anlaşılmalıdır.
Demokrasi; yönetim şeklinden çok, bir kültür ve yaşam biçimidir. Kendinden başkalarının da var olduğunun farkında olmak ve onlar için yaşamayı öğrenmektir. Bu bir erdemdir.
Demokrasiyi parti ve ideoloji ile açıklayabilmek mümkün değildir. Çünkü o; partiler, ideolojiler, inançlar üstü bir kavram ve bütün bunları içine alan bir hoşgörü anlayışı ve çoksesliliktir.
Demokratik kültürü özümsememiş ve bir yaşam biçimine dönüştürmemiş kişiler, çoğunluk oyları ile iktidara geldiklerinde demokrasiyi, bir hizmet aracı değil bir zulüm aracı olarak kullanırlar. Zira çoğunluk oyları ile seçilmiş olmakla diledikleri tasarrufları yapma hususunda da yetki verilmiş olduğu inancındadırlar. Bu nedenle tahammülsüzlük, saldırganlık, sert üslûp, küçümseme ve hakaret, kültür olarak yerleşir. Aynı inanç gereği; rüşvet, hırsızlık, yolsuzluk gibi kanunun suç saydığı eylemleri yapmakta da bir mahzur görmezler. Seçmenler de yöneticilerin olağanüstü güçlerle donatılmış olduğu inancındadır. Bu yüzden, yapılan hırsızlıkta bile onların bilemeyeceği bir sır ve hatta keramet olduğuna inanılır. Peygamber ve hatta (haşa) Allah’ın bütün vasıflarını taşıdığına inanılan liderin böylelikle tiranlığa doğru gitmesi kaçınılmaz olur. Hani bir laf vardır ya “şeyh uçmaz, müridi uçurur” diye, işte buna benzer. Seçmen de yolsuzluğa, hırsızlığa dur demeyip bunda bir keramet aradığı için artık hırsızlık, yolsuzluk herkesin yapması gereken erdemli davranışlar haline gelir. Bir zamanlar “benim memurum işini bilir” diyen devlet adamlarına tahammül edilemezken, artık onlar bile mumla aranır hale gelir. Çünkü devir; işini bilme devrini çok aşmış “deveyi havuduyla yutma” devri olmuştur.
Lider, diğer yöneticilere güvenmediği için bütün yetkileri tekelinde toplamakta, atamalardan tutun da ihalelere kadar her türlü organizasyonu bizzat yapmaktadır. Ve işin en kötü yanı; artık Deli Dumrul gibi geçenden 5 akçe, geçmeyenden 10 akçe alınan rüşvet, bir Devlet politikası haline gelmektedir.
Demokrasi; “sadece çoğunluk tarafından seçilmiş olmak” olarak anlaşıldığından demokratik yönetimin aynı zamanda laik de olması gerekliliği hiçbir zaman bilinmez. Bu nedenle de din, her zaman siyasete alet edilir, siyasi bir malzeme olarak kullanılır. Ve halk, Allah ile aldatılır. Halk da buna uyar. Kadınlarda; yalandan, göstermelik örtünme, erkeklerde ise yalandan, göstermelik ibadet başlar. Çünkü Devlet imkânlarından yararlanmanın temel koşulu bu şekilde dini istismar etmektir. Gerçekten başarılı da olunur. Dini kisveler nedeni ile zenginleşen pek çok insana rastlanır. Düne kadar geçim sıkıntısı çeken insanların birden bire zenginleşmesi ve son model arabalarda boy göstermesi dikkat çekicidir.
Bununla kalsa iyi. Halk, etnik yapılarına ve mezheplerine göre ayrıştırılıp birbirine düşman hale getirilmeye çalışılır. Zira dayanışma içerisinde olan topluluk, sömürü sistemine her zaman engeldir. Yani önce böl, sonra yut politikası uygulanmaktadır. Antidemokratik iktidar da sömürü düzeninin bir parçası olduğundan, sömürgeci güçler tarafından daha önceden hazırlanmış olan bölücü senaryolar doğrultusunda hareket etmektedir.
Ancak şu unutulmaktadır ki bu dünyada ölüm de vardır.
Ve önemli olan ülke ve millet için güzel hizmetler yapmak ve “İyi insandı” dedirtebilmektir.
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan


.png)
