Sabancı
PARAMPARÇA KALBİM

 

PARAMPARÇA KALBİM

Youtube’da dolaşırken Pakistanlı koca sesli çocuk hatırıma gelince arayıp birkaç parça dinledim. Orada sitenin seçtiği “Siz Yig’lamang” adlı parçada cümlelerin çoğu bizim dilimizdeki kullandığımız kelimelerden oluştuğunu fark ettim. İslam coğrafyası 200 yıldır paramparça, tepemize kimi yerde Ermeni, Yahudi, Kıpti, bedevi, Rum gibi unsurları özenle yerleştirilmiş, ayrı ülkelere bölünmüş, birbirinden uzak acılar çekiyor, çile dolduruyor. Akif gibi “Yâ Râb, bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı! Nûr istiyoruz... Sen bize yangın veriyorsun! 'Yandık! 'diyoruz... Boğmaya kan gönderiyorsun!” diyerek feryat edip ağlamak geliyor içimden, gözyaşlarımı tutamıyorum. Kimi Türk, kimi Arap, kimi başka milletlerden ama ortak yönleri Müslüman olunca her bir topluluk farklı şekillerde eza görüyor, işkence çekiyor, birbirine bile uzanamıyor. Ellerinizde akıllı telefonlarınız var, açın ne söylediğine, ne istediğine bir bakıp kulak verin. Onlar gâvur değil, düşmanımız değil, hasmımız asla değil. Yürekten, muhabbetten, cennetten, sevaptan bahsediyor şarkılarında… Bunlar size neyi çağrıştırıyor, nasıl bir düşünceyle, kime hitap ediliyor?

Dünyada hiçbir şey tesadüfi meydana gelmiyor. Derin bir akıl mütemadiyen din birliği, ırk birliği, gönül birliği olan milletler arasına kalın duvarlar örüyor. Ta bir araya gelerek kendilerinin menfaatlerine karşı gelinmesin, istediğini istediği şekilde rahatça yapabilsin. İşte o parçada geri planda Aylan Kürdi, dinleyenler gözü yaşlı, ancak cümleler Türkçe olsa da yazı şekli Kril alfabesi, bizim onlardan, onların bizden çok haberi yok. Kutsal şehirlerimizin bulunduğu memleketlere öyleleri atanmış ki, şehri bize sat deseler üzerine para ödeyecek kadar ruhsuz. Birinci kıblemiz Kudüs’ü aklı sıra savunan Yaser öldüğünde Fransa bankalarında 4 milyar Euro sarışın bir Fransız’a kaldı. Hani bizim cami önlerinde toplayıp kendisi kurtuluş için harcama vaadinde bulunduğu paralar… Hadimul Harameyniş Şerifeyn gidince başa getirdikleri at hızsızları şimdi Peygamberi Zişanın kabri başına çan dikmeye izin verdi. İslam coğrafyasının tek ümidi, “Yiğit düştüğü yerden kalkar” düsturuyla heyecanla bekledikleri Türkiye’de CHP baykuşlarının nidaları çınlıyor.

Gönül coğrafyamızın yeniden ayağa kaldırılması gerçekte bizim titreyip kendimize gelmemizle mümkün olacaktır. Dindar bir nesil olmaksızın Türk Cumhuriyetlerine, İslam ülkelerine gidip arzı endam etmek sadece onları sukutu hayale uğratacaktır. Önceki dönemlerde oraya giden işçilerin kendilerine evlerini açan Kazak kardeşlerimizin kızlarıyla evlenip, sonra iş bittiğinde her şeyi yüzüstü bırakıp gelmeleri gibi nefret uyandıracak eylemlerden uzak, her şeyiyle İslam abidesi insanımızın bu topluluklarla kucaklaşması elzemdir. Kudüs’te bu gün bile İsrail askerinin Türk turistten silahlı adamdan daha fazla korktuğu bir gerçektir. Gideceğiz tüm devlet kurumlarımızla, insanımızla, kimliğimizle. Zaten TİKA, İHH, Deniz Feneri, Yeryüzü Doktorları benzeri kuruluşlar İslam coğrafyasını yıllardır adım adım arşınlıyor, bunların sıkıntılarına koşuyor. Yoksa CHP neden bu tip kuruluşlara saldırıp dursun? Fransızlar sömürgelerini kaybetme korkusu yaşamaya başladı. Yirmi birinci yüzyılda kölelik düzeni olur mu demeyin, kendileri ne yapsa oluyor!

İslâm'ı elinden tutacak, kaldıracak yok... Nâ-hak yere feryâd ediyor: Âcize hak yok!

Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi? Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.