Sabancı

SAHİPSİZ BİR MİLLET

SAHİPSİZ BİR MİLLET

 

SAHİPSİZ BİR MİLLET

 

Üniversiteler ülkelerin belirleyici, sürükleyici güç odakları olarak karşımıza çıkarlar.

Ürettikleri yenilikler, fikirlerin çarpışmasından ortaya çıkan hakikatler, ideolojiler ve genç nüfus yapısıyla toplumun önderi olarak görev yaparlar.

Bizde de durum öyledir, ancak bizim üniversiteler bu güne dek pek göze görünen yenilik, icat, keşif, yayım gibi özellikleriyle değil, ideolojileriyle ön plana çıkmışlardır. Filan üniversitede şu grup iyi yuvalanmış, onların kalesi, hükümete kök söktürüyor.

Filan üniversitede ise başka bir grup kendileri dışında en küçük muhalif ses çıkarttırmıyor. Böyle bir üniversitenin ülke vatandaşına, dünyaya, bilime herhangi bir katkısının olması elbette beklenemez. Ancak bu ülkede yükseköğretimi, yani üniversiteleri kim yönlendirecek sorusunun tam karşılığı maalesef yoktur. Milli Eğitim Bakanlığı üniversitelere öğrenci vermekle birlikte, işleyişlerine tam olarak müdahil olmamaktadır.

Hâlbuki üniversitelerde hangi bölümlerin acil ihtiyaç, hangilerinin tali ihtiyaçlar olduğunun tam olarak belirlenmesi, öğrencilerimizin daha ana sınıfından başlayarak profesyonel kadrolarla nerede, hangi bölümlerde okuyacağına karar vermek ülkemizin birinci problemi olmalıdır.

 

Alışmışız daha yeni konuşan çocuğa; “büyüyünce ne olacaksın yavrum?” sorularıyla beynini bulandırmaya… Daha baştan itibaren çocuklarımız doktor, polis, asker, mühendis gibi toplumda genel kabul görür mesleklere kafa yorar. Hâlbuki onun milyarda bir rastlanacak müthiş bir müzik kulağı vardır, enstrümanı eline ilk aldığında melodi çalabilecek kabiliyeti vardır. Bu ona asla sorulmaz, onun neye yeteneği olduğu asla araştırılmaz.

Anne babalar için ben okuyamadım, sen okuyacaksın zorlaması binlerce çocuğumuzu, gencimizi hiçte istemediği yerlere sürükleyerek hayatlarını bedbaht eder. Çok mu zordur bu psikolojik danışmanlık, pedogoji, rehberlik eğitimi? Son yıllarda bu araştırmalar ufak çaplı yapılır hale geldiyse de tam olarak milyonlarca öğrencimizin tarama testlerinden geçirilmesi maalesef mümkün olmamıştır.

Yapılan taramalarda sadece zekâ seviyesi deha ve dehaya yakın çocuklarla ilgilenildiğini az çok duyuyoruz. Peki, gerisi ne olacak? Tabi bu tip taramalar sonucunda yapılması gerekenlerin eksiksiz yerine getirilmesi bir noktada ülkenin maddi durumuyla direkt alakalıdır. Biz hala ikili öğretimden vazgeçebilecek fiziki imkânlara kavuşamadığımız için bir kısım öğrencilerimizi sabah gün doğmadan derse alırken, bazılarını ise yatsı vaktinden sonraya, adeta gece yarısına kadar okullarda tutmak zorunda kalıyoruz.

 

Böyle bir ülkede ise çocukların, gençlerin mutsuz olması, sevmediği işlerde çalışmak zorunda kalıp, istemediği mekânlarda yaşaması kaçınılmazdır. Maddi imkânların aşırı gelişip “ekonomik insan”ın gelirinin buna paralel gelişmemesi ise aile facialarının başlıca kaynağıdır.

Bu ülkede TV ve cep telefonları, internet milletin şuurunu adeta iğdiş ediyor. Birkaç konu dışında hiçbir şey düşünemeyen, bu düşündüklerine erişmeye çalıştığı ücretler yetmeyen bireyler çareyi beynini uyuşturmakta, keyif verici maddeler kullanmakta arıyor. Sonrasında ise ailevi problemler, aile içi şiddet, ayrılıklar, darmadağın bir toplum görüntüsü veriyoruz.

Devlet milletine sahip çıkacaksa okulların başladığı şu günlerde öncelikle okuyan kesimin dertlerinden başlamak suretiyle tüm katmanların problemlerine çareler geliştirmelidir. Ak Parti Hükümetinin en başarısız olduğu bakanlık Milli Eğitimdir. Kendimiz için değil, geleceğimiz için çözüm ve çözüm önerileri, icraatlar bekliyoruz.

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.