Sevgiyi, aşkı, heyecanı hayatının her sürecinde ilke edinmiş büyük alim Mevlana Celalettin, günün birinde, dergahtaki yardımcı talebesini yanına çağırarak:
“Dergahın eşeğini satın.” Diyerek talimat verir.
Dergahta her gün hocasından vefanın önemini dinleyen talebe, Hz Mevlana’nın, yıllarca kendilerine hizmet eden eşeğin satılması isteğine bir anlam veremez.
“Dergaha yeni bir eşek lazım herhalde efendim?” der.
Mevlana kendisine tekrar:
“Oğlum, bu eşeği satın ve yerine yeni bir eşek alın.” der.
Talebesi:
“Ama neden efendim? Bu eşek yıllardır bize hizmet ediyor. Kahrımızı ve yükümüzü çekiyor.” karşılığını verir hocasına.
Bu karşılık üzerine Hz Mevlana, talebini, öğrencisine izah etmek zorunda kalarak:
“Evladım, öncelikle eşek hakkında konuşmak istemezdim seninle. Ama madem ki açıklama istedin, izah edeyim. Evet haklısın, bu eşek yıllardır bize hizmet etmiştir ve vefayı hak etmektedir. Ancak ben görüyorum ki bu eşek birkaç haftadır ne anırmakta ne de hareket etmektedir. Maalesef pek şevksiz ve heyecansızdır. İşte ben, bu heyecansızlığın, size de bulaşmasından korkarım. İşte lütfen bu nedenle bu eşeği satınız.” der.
Mevlana bu hikaye ile bir yandan tüm yaşamımızda “aşk ile heyecanın” ne denli önemli olduğuna vurgu yaparken; diğer yandan da yakın çevremizdeki her varlığı özellikle de arkadaş çevremizi titizlikle seçmemiz gerektiğinin altını çizer.
Çünkü güzel ve çirkin tüm alışkanlıklar; bulaşıcıdır ve bize arkadaşlarımızdan sirayet eder ki Mevlana’nın veciz ifadeleri ile “Bülbül bizi güle; karga ise çöplüğe götürür.”
*****
Türk düşmanları ile birlikte olan sevgili milliyetçi dostlar, onlara Türklük sevgisi veremediğiniz gibi gittikçe milliyetsizleşiyorsunuz ve ümmetçilik aşısı ile öz benliğinize yabancılaşıyorsunuz.
Ülkücülükten koptuğunuz gibi ülkücülüğü de dejenere etmeye/bozmaya çalışıyorsunuz.
Müslüman olmanın gereklerini yerine getirmek, Türklüğümüzü reddederek Arap olmamızı gerektirmiyor.
Türk gibi düşünüp Türk gibi yaşamadıkça Türk olduğumuzdan da Ülkücülüğümüzden de bahsedilemez.
İşte bu nedenlerle üzerimizdeki ölü toprağını atarak şevk ve heyecanla ülkücülüğümüze sahip çıkmak zorundayız.