ŞİDDET

ŞİDDET

‘İyilik de, kötülük de, öfke de, mutluluk da, mutsuzluk da bulaşıcıdır.’

Yukarıdaki söz Marlynn Longston’ dan alıntıdır ve maalesef son zamanlarda olumsuz örnekleri ile daha sık karşılaşmaktayız. Neredeyse her gün yazılı ve görsel medyada gördüğümüz şiddet ya da cinayet haberleri ve görüntüleri ile dehşete kapılmaktayız. Belki bunun bir sonucu olarak toplumda nezaket kuralları ve güven duygusu gittikçe azalmaktadır. Yapılan bir araştırma sonuçlarına göre kişilerin birbirine güven endeksinde Türkiye birbirine en az güvenen ülkeler sıralamasında 3. ülke olarak tespit edilmiştir.

Son yıllarda aynı sitede yaşayan, aynı iş yerinde çalışan, aynı toplu taşıma araçlarını kullanan, pazarda, markette ve daha birçok alanda temas kuran insanlarımızın bırakın birbirleriyle nezaket kuralları içerisinde iletişim kurmalarını, birbirlerine selam bile vermediklerine şahit olmaktayız.

Tabii ki hiçbir duygu, düşünce ve davranış bir günde oluşmamaktadır. Bu duyguların oluşmasına geleneksel davranış kalıpları, yaşanan kötü deneyimler ve eğitim az ya da çok katkı yapmaktadır. Bunun yanında medya ve yoz kültürünün ve tercih edilen siyasi dilin de bu olumsuz gelişmeye önemli bir katkı yaptığı göz ardı edilemez. Tüm bunların sonucu olarak gün geçtikçe sevgi ve mutluluk paylaşımları azalmakta, öfke ve şiddetin dozajı artmaktadır.

Herhangi bir canlı bitki ve hayvanın sürekli olarak maruz kaldığı çevresel faktörlerin etkisinde kaldığında fiziksel, duygusal ve psikolojik değişimler gösterdiği gerçeğinden yola çıktığımızda doğadaki diğer canlılar gibi bir tür olan insanoğlunun da sürekli olarak maruz kaldığı çevresel faktörlerden etkilenmemesi mümkün değildir.

Evinde aile büyüklerinden şiddet gören, televizyon veya çeşitli sitelerde şiddet içeren oyun veya dizileri izleyerek şiddete maruz kalan, şiddetin güç elde etme aracı olarak özendirildiği bir toplumda büyüyen çocuğun şiddete kayıtsız kalmasını düşünmek fazla iyimserlik olacaktır.

Büyüdüğünde de durum farklılık göstermediğinde şiddet kaçınılmaz sonuç olarak karşımıza çıkmaktadır. Kısa yoldan para kazanma masalları, hiç değişmeyen zengin erkek fakir kız senaryoları, güç elde etmek için yapılan kanlı mafya hesaplaşmalarını konu alan televizyon dizisi saçmalıkları, biz ve onlar kamplaşmaları, hakaretler, küfürler, tekrar tekrar duyulan yalanlar ve profesyonel kalemler tarafından üretilen algı operasyonları alıcısı değişse de bir yerinden birini etkilemektedir. Direkt olarak etkilemese de hafızada kanıksanmış iletiler bölümünde yer edinerek gerektiğinde kullanılabilir hale gelmektedir.

Oğlunun çapkınlığını zevkle anlatırken kızının özgürlüklerini kısıtlayan babaların yaşadığı, kadının bilinçli veya bilinçaltından eşit sayılmadığı, çocuk yaşta kız çocuklarının bile cinsellikle yan yana getirildiği bir toplumda kadına şiddet durdurulamaz.

Farklı düşüncelerin yok sayıldığı, kötü sayıldığı, hukukun kişilere göre farklılık gösterdiği, duruma göre şiddetin mübah olabileceği iması içeren fetvaların yapıldığı, ortak mutluluk paylaşımlarının çoğaltılmadığı, toplumun birbirine güven duygusunun inşa edilmediği toplumlarda şiddet önlenemez.

En kötüsü de gelecekleri büyükleri tarafından yapılan masum ve savunmasız çocukların bu ortamda kirlenmesi ve bu kirlenmeden onları koruyamamamız, kirliliğin, güvensizliğin, nezaketsizliğin, mutsuzluğun ve şiddetin bir sonraki nesle aktarılmasıdır.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.