SINIR KÖYÜ ( BEN O GÜN BÜYÜDÜM) Sınır köyüydü doğduğum toprak Duvarlar kalın ve yüksekti Tel örgüler sarmıştı çepeçevre bizi Konardı kuşlar her bir teline Hangi sınıra dahil olduğunu bilmeden Kanatlarını kanata kanata Sınırsızdı aslında her şey Zalimin mazlume zulmü Topağın inadına cimriliği Açlık diz boyu sefalet Ve de cehalet sınırsızdı Kaçak sigara Çay Akaryakıt Canlı hayvan Ve insan kaçakçılığı sınırsızdı Bazı geceler köpek ulumaları sarardı Eteğinde bulunduğumuz dağları Silah sesleri kulağımıza Yaylım ateşleri çarpardı içimize Barut kokusu girerdi bacalardan evimize Sonra kadınların çığlığı yankılanırdı yüreğimizde Öyle gecelerde babam kaçak tütün sarardı Sigara kağıdını ıslatır dişiyle keserdi Tükürürdü orta yere ısırdıklarını Hayata tükürür gibi Demli kaçak çayını yudumlarken Çok derin nefesler çekerdi ciğerine Sonra tütün bulaşığı bıyıklarını sıvazlardı Eli alnında derin derin düşünürdü Ben korkudan sokulurdum anneme Kalbi saatli bir bomba gibi atardı Sımsıkı sarılırdım Acırdı kaburgalarım sanki kırılacak gibi Anemin dudakları titrerdi nedense Sonra sabahları zor ederdim Küçüktüm Korkularım cüssemden büyük Belli ki babamın da korkuları varmış Nasıl doyar sekiz çocuk Nasıl giydirilir tastamam Okul ihtiyacı Çanta kalem ve silgi Babamda çıkarmış kaçağa Ben hiç bilmiyordum Ta ki bir gece Yine köpek ulumaları Silah sesleri Ve annemin de çığlığı duyuluncaya dek Açılınca cesedin suratındaki gazete Duman sarısı bıyıklarıyla Çizilmiş tellerde suratıyla Ve elinde çok istediğim misket torbasıyla Görünce babamı Ayın aydınlığı vurmuştu yüzüne Dudağında tebessüme yakın bir hüzün vardı Ve kederli alnı yorgun görünüyordu O zaman anladım Sekiz çocuğu doyurmanın Okula göndermenin bedeli ağırmış Kaçağa mahkum olmakmış Ve bir babanın çocuğunu Ceset başında ağlamaya mahkum etmekmiş Yine sarıldı annem sımsıkı Yine acıdı kaburgalarım Bu sefer kalbim de acımıştı Göğsündeki saatli bomba patlamıştı işte Anladım Yaralandım Ve Avuç dolusu ağladım İşte ben o gün büyüdüm Şükrü ÇANKU 15.07.2018