SİSTEM TIKANDI MI?
Seçime gidilirken, cumhurbaşkanlığı sistemi daha ilk tanıtımlarında hızlı karar alma, parlamenter sistemde bir haftada çıkması mümkün olamayacak işlerin birkaç dakikada çıkacağından dem vuruldu. Lakin bu günlerde Ankara’dan sızan haberlere bakılırsa yedi düvelle savaş halindeki yönetim katı maalesef rutin işlere vakit bulamıyor. Mesela bir bakanlıktan teklif edilen atama, yönetmelik vb teklifleri öncelikle bakan müşavirine sunuluyor. Burada vakti çok değerli zat iki hafta-bir ay geçmesine rağmen üst üste yığılmış evrakları inceleyip bakana imzaya sunamıyor. Orada imzadan çıktı, bu defa aynı karmaşa cumhurbaşkanı danışmanı önünde yaşanıyor, bekleyen kararname, yönetmelik, atamalar geciktikçe gecikiyor. Ankara biz devleti kurtarmaya çalışırken böyle basit işlerle zamanımızı harcamayın, bekliyorsa beklesin, kıyamet mi kopar düşüncesinde olabilir, ancak insanların sabrı taşıyor, memnuniyetsizlikler artıyor.
Sıradan bir vatandaş kendisini birinci dereceden ilgilendiren meseleyi her zaman global dünya siyasetinden ve memleket meselelerinden büyük görür, ehemmiyetli tutar. Siz ona akli melekeleri yerinde olmayan birinin dünyayı sallayan tutarsız davranışlarıyla tüm zamanınızı kapsadığını, başka işlere zaman bulamadığınızı izah bile edemezsiniz. Onun dünyasındaki en önemli iş oğlu, ya da kızının atamasının yapılması, 15 km uzaklıktaki köyden şehre tayin olup gelmesi, mahalleden geçen yolun asfaltının bir an önce yapılmasıdır. Ama bir bakanlığın kuruluşunun başka bir bakanlıkla birleşmesi, burada işlerin Arapsaçına dönmesiyle hiçbir işin yapılamaması sadece sizi bağlar. Sen boşuna mı oradasın, beceremiyorsan bırak derler. Bizde de maalesef bazı bakanlıklar her 3-5 yılda bir farklı bir yere bağlanır, deneme yapılır, işlerin yolunda olup olmadığı kontrol edilir. Sonra sil baştan yeni sistem arayışlarına girilir. Milli Eğitim gibi önemi tartışılmaz bir bakanlıkta bile durum böyle olunca olan zavallı vatandaşa olur. Öğütülen nesiller, boşa harcanan hayatlar, yitirilen nice değerler böylece kaybolup gider…
Tarım ve Orman Bakanlığı belki 35 yıl önce bu halde iken neden, kimler tarafından bilemiyorum, çeşitli evreler geçirdi. Orman Bakanlığı, Çevre ve Orman Bakanlığı, Orman-Su Bakanlığı ve nihayet yine Tarım ve Orman Bakanlığı haline dönüştürüldü. Peki, o kadar yıl önce bu şekilde iken neden bu tarz evrilmeler yaşatıldı? Cumhurbaşkanlığı daha dün kurulmuş, kervan yolda düzelecek iken, neden sistem tartışması yaşanıyor? Sistemin aksayan yönleri var ise acil müdahalelerle problem halka yansıtılmadan çözülmesi gerekmez mi? Bir kanun bir yönü size çok uygun diye uygun olmayan onlarca yönüne rağmen halkın önüne getirilmemeli. İnsanların sabrı, refahı, mutluluğu, huzuru üç para etmeyen tartışmalara kurban edilmemeli. Önü, arkası, öncesi, sonrası iyi düşünülüp tartışıldıktan sonra insanların önüne getirilmelidir. Yoksa biz daha çok fazla bulunmaz kabiliyetlerimizi boş yere harcar, zamanımızı, emeğimizi olur olmaz yerlerde bırakıp gideriz. Yazık değil mi?


.png)
