Siyaset, Nezaket ve Zarafet
Bir röportaj sırasında gazeteci Demirel'e soruyor:
-İsmet İnönü ile aranızda bir sıkıntı var mı?
Demirel'in cevabı:
-O arkasına koskoca Kurtuluş Savaşını almış bir kahraman. Ben kimim ki onunla bir sıkıntım olabilsin?
--------------------
Demirel'in ilk başbakanlık dönemi, Anıtkabir'i ziyaret ediyor.
Demirel protokol gereği önde yürüyor. Bu durumdan rahatsız.
Adımlarını yavaşlatarak İsmet Paşa'nın yanına gelmesini bekliyor.
Bunu fark eden Paşa hızlıca Demirel'e yaklaşıyor ve;
-Yürü, yürü rahat ol, sen başbakansın. Protokol kimsenin değerini düşürmez, diyor.
Siyaset ve zarafet iç içe geçmiş. Ne güzel bir görüntü.
Nezaket, tavır, üslup, devlet adamlığı bu olsa gerek...
*****
Her şeyde bir değişim olacağı gibi siyasi üslupta da bir değişimin olması kaçınılmazdır.
Ancak bu değişimin iyiye ve mükemmelliğe doğru olması beklenir.
Doğru olan da budur.
Ne yazık ki bu değişim bizde tam tersi yönde kötüye doğru oluyor.
Her geçen gün üslup, nezaket ve zarafeti mumla aratır hale geliyor.
İnsanlar birbirine ve seçmen kitlelerine sanki bir daha yüz yüze bakmayacaklar ve hatta vatan değiştirecekler gibi ağıza alınmayacak sözler söylüyorlar.
Hakaretler, iftiralar, kötü benzetmeler gırla gidiyor.
Dinlerken bile geriliyor ve üzülüyoruz hatta yüzümüz kızarıyor.
Vatandaşlara örnek olması gerektiğini düşündüğümüz göz önündeki ve lider konumundaki insanların bu durumları da üzüntümüzü katmerliyor.
Siyasetteki nezaket ve zarafeti çok özlüyoruz.
Zira o kadar yerlerde geziyorlar ki!
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan