SİYASETTE CİDDİ OLMAK!
Katıksız DUYGULARIM:
Üniversite yıllarında bir hocamız “Yaptığınız her işte ciddiyet olmalı” derdi. Öğrenciyseniz öğrencilikte, eğitimciyseniz eğitiminizde, yöneticiyseniz yönetiminizde, hâsılı kelam hayatınızın her alanında yaptığınız işi CİDDİYE ALMALISINIZ...
Şimdi yaklaşan yerel seçimlerle birlikte, her partiden aday adaylarını SİYASET SAHNESİNDE görmeye başladık. Haliyle CİDDİYET burada da çok önem arzediyor. Ciddiyeti anlatırken hocamız, şöyle bir örnek de vermişti aklımda kalan:
Mesela demişti; bir fırının önüne koca bir kamyon dolusu un gelmiş ve bu unun boşaltılması için hamal lazım. İri yarı, uzun boylu güçlü kuvvetli biri olduğu anlaşılan fakat siyah takım elbisesi ve kravatıyla biri çıkıp gelse, “ Ben bu un çuvallarını taşırım!” dese, bilin ki bu adam bu işte CİDDİ DEĞİLDİR! Bu iş bu adama verilmez demişti. Ama başka bir adam çıkıp gelse; üstü, saçı, başı hatta kirpikleri bile bembeyaz un içinde ve de zayıf, cılız bir adam, “Ben bu unları taşırım!” dese, bu iş bu adama verilir, çünkü bu adam CİDDİDİR... Çünkü bu adam FENA Fİ-L UN (Unda fani) olmuştur, demişti...
Şimdi SİYASET yapacak kişi de, hele hele YEREL YÖNETİMLERDE görev alacaksa; FENA Fİ-L HALK yani halkta fani olmalıdır ki ciddiyeti anlaşılsın.
Halkta fâni olmak demek; HALK ADAMI OLMAK demektir.
Halkta fâni olmak demek; HALKIN AĞLADIĞINA AĞLAMAK, GÜLDÜĞÜNE GÜLMEK demektir.
Halkta fâni olmak demek; EMPATİ YAPABİLMEK, kendini halkın yerine koyabilmek demektir.
Halkta fâni olmak; bağdaş kurup FAKİR SOFRASINA oturmak, YETİMİN, ENGELLİNİN başını okşamak, YAŞLININ elini öpüp duasını almak, ESNAFIN gönlüne girebilmek, EV HANIMININ hayatını kolaylaştırmak kısaca HALKIN İÇİNDE OLMAK, RUHUNA TERCÜMAN olmak demektir...
Velhasılı; yerel seçimlerde BELEDİYE BAŞKANI, MECLİS VEYA İL GENEL MECLİS ÜYESİ ADAYI olacaklar ciddi olmalıdır. Ciddi dediysek, yüzü sirke satan, sıcak ekmeğe yüzü gülmeyen, latife bilmeyen, sadece devletin soğuk yüzü değil, yaptığı işin ciddiyetinde ve sorumluluk bilincinde olan kişiler olmalıdır.
Ciddi dediysek, Ruganları ayağına geçirip, lacileri giyip, Makam arabasına Kırmızı-Mavi ışıklı ÇAKARLARI takıp, SİRENLERİ çakıp HALKIN üzerinde TEHAKKÜM oluşturmak ciddiyet değildir!
Aynı şekilde, KARAR VERİCİLER de değerlendirmelerinde CİDDİ olmalıdır. “Falanca filanca ne der?” “Falancanın yakını, filancanın akrabası” ya da “DESİNLER” diye LİYAKAT gözetmeden bir tercih yapmak da en büyük ciddiyetsizliktir!
Cümlelerimi tamamlarken son zamanlarda; ne ülkemize ne de kimselere bir faydası olmayacak tartışmaların içine çekilen, Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün en sevdiğim şu sözünü de son cümlem olarak kullanmak istiyorum:
“VATANINI EN ÇOK SEVEN, GÖREVİNİ EN İYİ YAPANDIR”
Sağlıcakla kalın...







