"SİYASETTE TEMSİL VE DİL”
Katıksız DUYGULARIM:
"SİYASETTE TEMSİL VE DİL”
Dostlar! Her temsil makamının elbette kendine özgü bir dili vardır… Hele hele seçim sath-ı mahaline girdiğimiz şu günlerde SİYASİ partileri ve makamları temsil edenlerin TEMSİL kabiliyetlerini ve kullandığı SİYASET DİLİNİ yakinen müşahede edebiliyoruz...
Edebiyat fakültesinden yeni mezun olan birinin, lokantada garsonun “Ne alırdınız” sorusuna karşılık “Zannıma nazaran canım bir porsiyon kuru fasulye istiyor kanaatindeyim” demesi ne kadar normal ise; Zengin işadamı Ali Ağaoğlu’nun da, saatlerin geri alınmasını hatırlatmak için “Bu gece Rolex’lerimizi bir saat geri almayı unutmayalım arkadaşlar” diye Twitt atması da o kadar normaldir. Çünkü yaşadıkları ortamı yansıtırlar…
Siyasette de durum benzerdir. Çünkü Siyaset de bir temsil makamıdır ve onun da bir dili vardır.
Sevmediği bir BELEDİYE BAŞKANINA gidip makamında “Siz bu şehir için Allah’ın bir lütfusunuz başkanım!” diyen bir siyasi aktör, STK temsilcisi ya da GAZETECİ, makamdan dışarı çıkar çıkmaz “O kadar söylüyoruz ama o bildiğini okuyor, çok yanlış yapıyor, yüzüne de söylerim hiç çekinmem” diyebiliyor…
Maalesef Siyasetin ya da mesleğin dili, yaşanılan ortama uyum sağlamış oluyor. Kısaca küp, içindekini dışına sızdırıyor… Mantar gibi türeyen, içi boş olan ve akide şekeri gibi mevki-makam dağıtılan Sivil Toplum Örgütçüklerini de ayrıca konuşmak lazımdır, zira bu tür kurumların tek siyasi dili-dişi vardır: O da YALAKALIK...
Temsil makamının dili ile ilgili darb-ı mesel olmuş bir hikaye de çok anlatılır:
Vaktiyle bir Paşa’nın oğlu Çingenelerin Çeribaşısının kızına gönlünü kaptırır. Ne yapsalar vazgeçiremezler. Sonunda kızı istemeye mecbur olurlar, tutarlar Çeribaşının çadırının yolunu. Kahveler içildikten sonra Paşa: “Zat-ı Alinizin kerimesi ile mahdumumun dest-i izdivacına talibiz, ne dersin?” der… Çeribaşı “Hayır olmaz” deyiverir. Çaresiz bir şekilde, saraya geri dönen Paşayı kapıda karşılayan yaver durumu fark eder “ Paşam ne oldu? Bir derdiniz mi var? diye sorar. Paşa başından geçeni anlatınca Yaver soluğu Çeribaşının çadırında alır. “Bre densüz! Devletlü Paşamız kızını ister de sen nasıl vermezsin? diye kükrer. Çeribaşı boynunu eğer: “Efendim! Evet Paşamızın çadırımıza geldiği doğrudur ama benim kızımı istemedi ki” der. Bu hikaye de bize, temsil etmenin ve temsilin dilinin önemini anlatmaktadır.
Şimdi Türkiye’de SİYASİ ATMOSFER ısındıkça yani seçimler yaklaştıkça; bakıyoruz “Temsiller” ve “Siyasi Diller” de kendini iyice belli ediyor. Kimi dostumuz temsil ettiği makamın gücüyle direkt olarak “BEN ADAYIM” diyor. Kimi dostumuz “Ben aday maday değilim ama kamuoyunun eğilimine bakacağız” diyerek, istemem ama yan cebim şuradadır modunda çalışıyor. Kimi üstün ırk, yüce insan ve o şehrin yetiştirdiği güzide işadamı, şehrini kalkındıracak yegane kişi, bürokratların ve işadamlarının yüce temsilcisi abilerimiz de siyaset mevsimini denk getirip boyunu gösteriyor ki, bu temsil dilini henüz çözmüş değiliz. Gerçi bu beyefendilerin yaverleri de vardır, işlerini çözdürüverirler…
Adayları bırakıp gelelim hali hazırdaki SEÇİLMİŞ mevcut siyasetçilerimizin temsil ve diline… Mühür onlarda olduğu için onları asla eleştirmeyeceksin, laf söylemeyeceksin. Maazallah bir de aday maday olsanız, sizi aforoz ediverirler ki bu dil geçersiz bir dildir. İlla bir şey söyleyeceksen de, “Allah’ın lutfüdür, şehrimiz için büyük bir şansdır” demelisiniz.
Son olarak gelelim her partiden ŞEHİRLERİN siyasi sahiplerine… Allah onlara yardım etsin ki; bu kadar değişik siyasi dili ve siyasi hamleyi anlamak, dinlemek ve yorumlamak zorundadırlar. Çünkü genelde ADAYLARDA PROJE YOK, ÜLKÜ YOK, AŞK YOK... Her şeyi onlar bilirler, son sözü onlar söylerler ya da söylemek İSTERLER... Kimseler kendilerinin önüne geçirmek istemezler. Ak Parti için durum daha da belirgindir; her şehrin ya da bölgenin BİR BAKANI veya BİR BAŞKANI vardır...
Şehirlerin siyasi sahipliğiyle ilgili Cumhuriyet Halk Partisi’ni anlamak ve çözümlemek çok kolay değildir, buna ayrı bir güç ve tâkat gerekir. CHP’nin Siyaseti merkez siyasetidir genelde...
Milliyetçi Hareket Partisi ve diğer partilerimiz de kaseti çevirip çevirip aynı Şarkıyı dinlediği için SIĞ BİR SİYASET TEMSİL VE DİLİ hakimdir. Ama kabul etmek gerektir ki; son zamanlarda Sn BAHÇELİ’nin siyaset dili ve üslubu SÜRÜKLEYİCİ ve YÖNLENDİRİCİ bir özellik taşımaktadır...
Yeni kurulan partiler zaten daha kurulur kurulmaz "Baraj sorunumuz yok, iktidarız" dediği için maazallah iktidar partilerine söz söylememiş olalım, kısa keselim... Kalın sağlıcakla...







