SİYASİ AHLAK VE İTİBARSIZLAŞTIRMA
Aynı hedefe koşan insanlar çoğu kez birbirini rakip ve hatta rakipten de öte hasım, düşman görüp bir yarış içine girerler.
“ ‘Hasmın kim?’ Diye sormuşlar,
O da: ‘Meslektaşım’ demiş” sözü boşuna söylenmemiştir.
Bu yarış esnasında kırıp dökmelere ve itibarsızlaştırma, değersizleştirme gayretlerine rastlamak da elbette mümkün.
Ve aslında bu olumsuzluklar, daha çok siyasi yarışlarda görülmektedir.
“Zafere giden yolda her şey mubahtır” siyaset felsefesi, daha çok ahlaki erozyona neden olmaktadır.
Oysa siyaseti ahlaktan ve dinden ayırmak;
Değersizleştirme, itibarsızlaştırma uğruna gıybet ederek veya iftira atarak din kuralı ile ahlak kuralını hiçe saymak;
Dürüstlük kurallarından arınmış ve ahlaktan yoksun bir yarış içine girmek;
Rakip gördüğün insanlardan daha farklı ve nitelikli olmak, bunun için kendini yetiştirmek yerine rakiplerini karalamak, siyaset mantığına uymaz.
Siyaset, “Devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatı” olduğuna göre siyasete soyunanların, diğerlerini itibarsızlaştırmak, değersizleştirmek, iftira atıp yanlış tanıtmak yerine kendilerini eğiterek yönetim sanatına hazırlamaları daha uygun olmaz mı?
Hani “kim daha çok vatansever?” diye insanlar birbirine laf sokuşturuyor veya “kim daha çok Ülkücü?” diye tartışılıyor ya, yazımız bu tartışmalara bir ışık olur belki.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN


.png)
