ŞÖHRET Mİ ÖNEMLİ İNSAN MI?
Bazen şöhret olmak ya da herkes tarafından tanınmak ve takdir edilmek gibi nedenlerle insani görevlerimizi ihmal ederiz.
Bir insana yardım etmek, daha da ötesi bir insanın hayatını kurtarmak ne kadar ulvi bir görevdir aslında.
Allah, Kuran’da: “Kim bir insanın hayatını kurtarırsa bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur.” Buyuruyor (Maide suresi 32. Ayet).
Bir insanın hayatını kurtarmak, dini bir görev olduğu kadar ahlaki ve hukuki bir görevdir de.
Ve bir canlıya Allah rızası için yardım etmek gerçekten her türlü şöhretin üzerindedir.
Gelin bu anlattıklarımızı bir hikaye ile destekleyelim.
*****
Kevin Carter, Güney Afrika Johannesburg doğumlu bir fotoğrafçıdır. Bir gün açlık içinde olan Sudan’da işini yaparken bir şey dikkatini çeker.
Havada bir akbaba dolaşırken yerde açlıktan bir deri bir kemik kalmış bir kız çocuğu görür.
6 yaşlarında olan çocuk zencidir. Fotoğrafçı, bir kenarda durup Akbabayı takip eder. Yeminin varlığını sezen hayvan, biraz sonra süzülüp çocuğun 50 metre kadar arkasına konar.
Aç çocuk mecalini toplayıp 1,5 kilometre uzaktaki Birleşmiş Milletler Yardım çadırına ulaşmaya çalışıyordur aslında. Fakat ne mümkün!
Aç akbaba çocuğu parçalayacağı anı kolluyordur. Fotoğrafçı Kevin Carter ise çekeceği fotoğrafta onları aynı kareye sığdırmaya çalışıyor.
Bir süre uğraşır ve hedefine varır. O an kendini belki de mağrur bir komutan gibi hisseder. Deklanşör sesinden olsa gerek akbaba havalanıp kaçar.
Kevin Carter ise fotoğraftan kazanacağı ödül hayaliyle çocuğu öylece orada bırakıp gider.
Epeyi uzaklaşıp dolayısıyla epeyi zaman geçtikten sonra birden irkilir. Bir ağacın dibine çömelerek ‘Ben ne yaptım?’ diye hüngür hüngür ağlamaya başlar. Aslında çocuğu kurtarabilecek olduğunu düşünür ve bunu yapmamış olduğunu idrak eder. Memleketine dönünce eserini yarışmaya yollar.
Fotoğraf Pulitzer ödülüne layık görülür. Bunun sonucunda Kevin, dünyada para sahibi bir şöhret olur.
Ne yazık ki ne aldığı ödül ne ulaştığı şöhret, ne de para onu vicdan azabından kurtarır.
Ödüle kavuşmasından üç ay sonra 27 Temmuz 1994’te Johannesburg’un bir kenar mahallesinde çalışır vaziyetteki kamyonetin içinde bahçe hortumuyla egzoz gazı vererek kendini zehirleyip intihar eder.
Küçük bir not yazmıştır:
“Çocuğu kurtarabilirdim. Onu kucağıma alarak yardım çadırına götürebilirdim. Fakat ben çocuğu değil, gazeteciliği düşündüm. Halbuki insanlığı düşünmeliydim.”
*****
Aldığımız ani kararlar çok önemlidir.
Aklımıza ilk gelen fikir çoğu kez doğru olandır. Ama biz, bu durumdan kendi lehimize nasıl bir sonuç yaratacağımızı düşünürüz.
Şöhret olmak niyeti de devreye girince işte o zaman verdiğimiz süslü kararlarla insanlığı öldürürüz.