SOKAKLARDA YAŞAYAN CANLAR
Kendimi tanımaya başladığım yaşlarımda çeşitli türlerde evcil hayvanlar ile tanışan, onlarla birlikte yaşayan biri kişi olarak sokaktaki hayvanları gözlemlemekten, iletişim kurmaktan vehatta onların beslenmelerine yardım etmekten kendimi hiçbir zaman alamadım.
Yaptığım gözlemlerde sokakta yaşayan canlardan bazılarının, bulundukları bölgelerdeki hayvan severlerin çabalarıyla göreceli olarak daha iyi şartlarda yaşadıklarına, ama diğerçoğunluğunun son derece kötü şartlarda parazitler, açlık, susuzluk, olumsuz hava şartları ile yaşamaya çalıştıklarına,büyük şehirlerin yoğun trafiği sebebiyle ağır yaralanmalara maruz kaldıklarına ve bazen de hayatlarını kaybettiklerine birçok şahit oldum..
Tüm bu olumsuz şartlara rağmen sokaklarda kontrolsüz bir şekilde yaşayan dostlarımızın hızla çoğalmakta olduklarını gözlemledim. Parklarda, büyük market önlerinde, mahalle aralarındaki meydanlarda, yol kenarlarındaki boş arsalarda,çöp konteynerleri yakınlarında, şehir çöplüklerinde, plajlardahatta hastanene bahçelerinde bile kalabalık gruplar halinde yaşamakta olduklarına tanıklık ettim. Çoğunluğunun insanlara son derece yakın davranmalarına, insanlardan gördüğü küçücük şefkate bile misli misli karşılık vermelerine rağmen, aralarından bazılarının bulundukları bölgede yaşayan insanlara saldırarak ağır yaralanmalarına, hatta bazen ölümlerine bile sebebiyet verdiklerine rast geldim veya işittim.
Elbette yaşadığımız gezegenimizin sadece insanlara ait bir yer olmadığı ve bütün canlıların yaşam hakları olduğu gerçeğitartışılacak bir konu değildir. Fakat insanların bile sosyal yaşam alanlarında belirli kurallar içerisinde yaşamaları, bazı temizlik kurallarına riayet etmeleri, salgın ve bulaşıcı hastalıklara karşı aşılanmaları gibi tedbirlere uymaları beklenirken, sokak hayvanlarının tamamen kontrolsüz dolaşmaları toplum sağlığı açısından büyük risk oluşturmaktadır.
Peki, bu olumsuz şartları hem sokak hayvanları, hem insanlar açısından daha iyiye götürmek mümkün değil midir? Elbette ki mümkündür. Belki de 24 Haziran 2004 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kabul edilen ve 14 Temmuz 2021 tarihinde bazı değişiklikler ile iyileştirilen 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun eksiksiz uygulanması problemin büyük oranda çözülmesini veya iyileşmesini sağlayacaktır.
Yukarıda bahsi geçen hayvanları koruma kanununun içeriği incelendiğinde, hayvanlarının barınmasından, korunmasına, bakımından, rehabilitasyonuna, sahiplendirilmesine, nüfus kontrollerine kadar birçok konuda düzenlemeleri kapsadığı ve bu konuda batı ülkelerinde düzenlenen emsallerinden hiçbir eksikliğinin bulunmadığı görülmektedir. Eksiklik kanun maddelerinin uygulanmaması veya uygulanıyor gibi yapılıyor olmasıdır. Karşımıza çıkan yine aynı kısır döngüdür. Toplum sağlığından veya düzeninden çok, konunun ne kadar siyasi veya ekonomik rant getireceğinin hesabının tutulmasıdır.
Çeşitli sebepler ile yurt dışı çıkışlarımda, ülkemizde yaşadığımız sokak hayvanları ile ilgili görüntülere birçokAvrupa ülkesinde rastlamadığım için, konunun Avrupa ülkelerinde uygulanan boyutuna göz attığımda karşıma şu şekilde bir tablo çıktı.
Öncelikle belirtmek isterim ki, Avrupa Birliği Lizbon Sözleşmesinde sokak hayvanları ile ilgili bazı kararlar alınmasına ve bu konuda kanunların çıkarılmış olmasına rağmen, üye ülkelerin konu ile ilgili farklı farklı uygulamaları mevcuttur. Bu konu ile ilgili uygulamalar çoğunlukla ülkelerinyerel hukuk sistemleri ile düzenlenmektedir. Hollanda, Fransa,İsviçre, Almanya, Belçika gibi bazı ülkelerde kötü muamele, işkence ve sahiplenilen hayvanların sokaklara bırakılmalarısonrasında para cezası ve hapis cezası olmak üzere sıkı yaptırımlar uygulanmaktadır. Bunun rağmen sahipsiz kalmışhayvanlar ülkelerin birçok bölgesinde inşa edilen barınaklarda kısırlaştırılarak yaşatılmaktadır.
Peki, tüm Avrupa ülkeleri sokaklarında durum aynı mıdır?Tabii ki değil. Hollanda, Almanya, İsviçre, Belçika, Fransa, Baltık ülkeleri ve İskandinav ülkelerinde neredeyse hiç sokak hayvanları görülmezken, İtalya, İspanya, Portekiz, Yunanistan, Romanya, Bulgaristan gibi üye ülkelerde bizdeki kadar yoğun olmasa da sokak hayvanları görülmekte ve farklı farklı uygulamalar bulunmaktadır.
Araştırıldığında Dünya genelinde bu konu ile ilgili olumlu veya olumsuz uygulamaları kolaylıkla bulabilmek mümkündür. Olumlu örneklerin alınarak sokaklarda yaşayan dostlarımıza daha sağlıklı yaşamlar sunmak, başta ilgili bakanlık ve belediyeler olmak üzere hepimizin sorumluluğu altındadır. Belki de atılması gereken ilk adımlar, hayvanlara mikroçip takılma yoluyla etkili bir takip sistemininoluşturulması, evcil hayvan terklerine mutlaka yaptırım getirilmesi, tüm ülke genelinde sokak hayvanlarında etkili bir kısırlaştırma programının hayata geçirilmesi, yerel belediyelerin sağlıklı barınaklar inşa etmesi ve hayvanlara yapılan şiddetin önlenmesi için kanunun ceza maddelerinintavizsiz ve eksiksiz olarak uygulanmasıdır.. Yurttaşlar olarak bize düşen ise bu konu ile ilgili uygulamaların sıkı takipçileri olmaktır.
Aksi durumda, sayılarının hızla artması sonucunda, ileride toplum sağlığı ile ilgili oluşabilecek olumsuzlukların daha da fazlalaşması sebebiyle insanların yanı sıra en çok etkilenecek olanlar sokaklarda yaşayan dostlarımız olacaktır.
Bu konu toplum sağlığı açısından, kuru gürültüye getirilmeyecek, boş laflara feda edilmeyecek ve sloganlarla geçiştirilmeyecek kadar ciddi ve önemli bir konudur.
Saldım çayıra, Mevla’m kayıra mantığı ile işlerin yürütülmesi bilinçli toplumların tercih edeceği bir seçenek olmamalıdır.
AZİZ YALI