SOYLU: 2 - ALBAYRAK: 0
Katıksız DUYGULARIM:
Özellikle demokrasi ile yönetilen bir ülkede toplumu ilgilendiren hangi TOPLUMSAL OLAYI yaşarsak yaşayalım; mutlaka olayın siyasete etkisi veya siyasetin olaya tepkisi bakımından ele alınması ve de sonuçları üzerinden olayların değerlendirilmesi elzemdir.
Bu gün dünyanın birinci gündemine oturan CORONOVİRÜS salgını nedeniyle ABD dahil tüm ülkelerde siyaset ve siyasetçiler adeta diken üstündeler. Kimi yeterince tedbir alamamakla suçlanırken, kimi ekonomiyi iyi yönetemediği yönünde eleştirilirken kimi de gerçekleri halkından saklamakla ilgili olarak topa tutulmaktalar...
Hamdolsun ülkemizde BASİRETLİ ve DİRAYETLİ bir yönetim sayesinde; gerek COVİT-19 salgınının yayılmaya başladığı ilk günlerde alınan sosyo-ekonomik ve sosyo-kültürel tedbirlerle, gerekse BİLİM KURULU marifetiyle alınan bilimsel sağlık tedbirleriyle süreç son derece olumlu seyretmektedir. Dünyanın yakın tarihte, daha önce böylesine büyük bir sağlık krizini yaşamadığı gerçeğinden yola çıkarak ülkemizdeki çalışmaları takdir edip alkışlamamak mümkün değildir.
Aslında Türkiye’nin büyük krizleri ne denli başarıyla yürüttüğünü yakın zamanda yaşadığımız DEPREM ve SEL olaylarında ve de SINIR ÖTESİ ASKERİ OPERASYONLARDA da görmüştük.
Türkiye’de uzun bir zaman diliminde direksiyonun başında kalmayı başaran iktidar partisi AK PARTİ, 2023 hedeflerine kilitlenip yol alırken; RECEP TAYYİP ERDOĞAN sonrası bir liderlik yarışına da yavaş yavaş sahne olmaya başlamıştır. Normal şartlarda ve geçmişten günümüze geleneksel olarak liderlerin işaretiyle belirlenen HALEFLİK SELEFLİKLER belki de demokrasinin iyice özümsenmesi neticesinde halkın da desteğine ihtiyaç duymaktadır. Geçmişte Demirel’in, Ecevit’in, Özal’ın hatta Erbakan’ın yerine geçen liderlerin bayrağı uzun süre taşıyamamış olması, bahse konu olan halk desteğini yeterince arkalarına alamadıklarından kaynaklanmıştır. Bu gün Sn Erdoğan kimi Başbakan yaptıysa, kimi Meclis başkanı yaptıysa, ya da kimi Bakan ya da Belediye Başkanı yaptıysa taban bunu çok büyük bir destekle kabül etmiş, ufak tefek pürüzlerle de olsa bağrına basmıştır. Ama Sn ERDOĞAN kendi yerine seçeceği bir lideri aynı suhuletle ve uhuletle seçebilecek mi acaba?
Katıksız DUYGULARIMLA söyleyebilirim ki; bu o kadar kolay olmayacaktır.
Olası bu liderlik yarışında adları geçen ya da adları geçirilmeye çalışılan Sn Süleyman Soylu ve Sn Berat Albayrak’ın zımni olarak yarıştıklarını bir çok zeminde görmekte ve duymaktayız. Liderlik yarışları her zaman tek başına başarı hikayeleriyle kazanılmıyor. Kimi zaman da rakibin başarısız gösterilme çabalarıyla elde edilmeye çalışılıyor malesef...
Sn Soylu’nun daha önce de istifa ile gündeme geldiğini ve ikna edilip vazgeçirildiğini biliyoruz. Yine Sn Binali Yıldırım’ın kabinesinde Soylu-Albayrak rekabetini, laf atma hatta omuz atma hikayelerini duyduk, gördük de... Son yerel seçimlerinde İstanbul il başkanı üzerinden yaşanan tartışmaları da biliyoruz. En önemlisi de, genel seçimlerde Sn Soylu’nun Ak Parti Skm’sine paralel bir ekiple çalıştığını, belki de çalışmak zorunda kaldığını da biliyoruz.
İşte bu siyasi yarış ve çekişmeler neticesinde, geçen Cuma gecesi yaşanan istifa süreci; güçlü ve başarılı olduğu BİR ZAMAN VE ZEMİNDE SN SÜLEYMAN SOYLU’NUN BİR HAMLESİ olarak okunabilir ve okunmalıdır. Şahsen bu yaşanan durumdan Sn Cumhurbaşkanının hoşnut olduğunu söylemek de mümkün değildir diye düşünmekteyim...
İki istifa ve iki ikna ediliş süreci bu yarışta Sn Soylu’yu 2-0 öne geçirmiştir. Aksini iddia edenlere derim ki; buyursunlar Sn Albayrak’ı istifa ettirip aynı halk desteğini aldırsınlar da görelim! Hayır hayır bu bir latife elbet, böyle bir istifanın ne yeridir, ne de zamanıdır. Ama insanın aklına da gelmiyor değil...
Kalın sağlıcakla...
Yorum Yazın