Stresten Sakınmak Lazım
Vücudumuz stres hormonu olarak da bilinen kortizol isimli bir hormon üretir. Bu hormon aslında dışarıdan gelen olumsuzluklara ve stresli durumlara karşı vücudun ürettiği bir koruyucudur.
Stres, fiziksel olarak da gerginliğe neden olan bir duygudur. Bizi endişelendiren ya da korkutan bir durumda ortaya çıkar. Küçük miktarlı stres hormonunun insanı zinde tuttuğu düşünülse de stres, süreklilik arz eden bir duyguya dönüşürse gerek vücut ve gerekse ruh sağlığımız için zararlı sonuçlar doğurabilir.
Düşünce, hissetme ve inançlarımızla stres hormonu kortizol üzerinde etki sahibi olmak mümkündür. Düşünce şekillerimizi değiştirmemiz, kendimizle ve çevremizle daha barışık olmamız, insanlara karşı önyargılardan kurtulmamız stres seviyemizi de düşürecektir.
Çevremizdeki olaylara ve insanlara karşı sürekli kızgınlık, her olaya karşı olağanüstü tepki vermek ve hayatımızda mizaha yer vermemek yoğun strese işaret eder.
Kanınızda kortizol düzeyi uzun süreli olarak yüksek kalınca bir değil birçok şey devreye giriyor.
Öncelikle daha çok hanımlarda görülen bir alışveriş çılgınlığı başlıyor ki bütçenin dayanıp açık vermemesi mümkün değil.
Rahatlamak için yediğimiz ve “stres savar” sandığımız çöp gıdaların yani şekerli, unlu, yağlı, yanmış, kızartılmış besinlerin tüketimi artıyor. Neticede kilo almamız kolaylaşıyor.
Kan basıncımız yükseliyor, hipertansiyona davetiye çıkıyor.
Kanda şeker düzeyi yükseliyor, şeker hastalığına zemin hazırlanıyor.
Mide ile yemek borusu arasındaki “kapak” mekanizması bozuluyor. Reflü sorunu devreye giriyor.
Mide asit üretimi artıyor, gastrit ve benzeri hazım sorunları tetikleniyor.
Benzer şekilde kalın bağırsak spazmları nedeniyle spastik kolit/mutsuz bağırsak gibi sorunlar tehdit etmeye başlıyor.
Bir süre sonra kronik iltihap süreçleri de devreye giriyor. Kronik bir yorgunluk tablosu, ilerleyici bir bitkinlik süreci gelişiyor.
Yine kronik iltihap nedeniyle pek çok kronik hastalığa zemin hazırlanıyor.
Strese bağlı bağışıklık bozuklukları neticesinde bağışıklık sistemi zayıflıyor. Otoimmun hastalıklar (haşimoto, vitiligo, sedef, artritler) tetikleniyor. Mikroplara karşı direncimiz düşüyor ve daha sık hastalanmaya başlıyoruz.
Ve dahası ve hatta en önemlisi uzun süreli stres, akıl ve ruh sağlığını bozmakla birlikte davranış bozukluklarına da sebep oluyor.
Pek sıklıkla yazdığımız gibi her insanın birincil görevi kendi vücut bütünlüğü ile sağlığını korumak ve dolayısıyla bunun temini bakımından her türlü tedbiri de almaktır.
Bunun için size stres veren şeylerden uzaklaşın ve güneşli havada dolaşarak bol oksijen alın ve dahası hayata gülümseyin ve gülümsemenizi dostlarınıza da bulaştırın.
Sevin ve sevgiyle kalın
Kâmil AKDOĞAN