Reklamı Geç
arslanoğlu 800x600
Sonay İnşaat
Altıneller Vestel
Yılmaz Tuhafiye
Nedim Şener

Nedim Şener

Mail: [email protected]

Sussssss!

 

Sussssss!

ELAZIĞ merkezli depremde yıkılan binanın enkazı üzerinde arama kurtarma ekibinden bir kişi işaret parmağını iki dudağının üzerine götürmüş, etrafta olan herkese “Susun” işareti yapıyordu.

Bunu 17 Ağustos 1999 Gölcük depreminde de yaşamıştık, etrafındakilerin gürültüsü enkazın altında olanların yaşama umuduyla çıkardıkları sesleri duyulmaz hale getirirdi.

Sussssss

Hassas dinleme yapan arama-kurtarma ekipleri, çöken binanın altındaki sesleri duymak için çevreye hep aynı işareti yapardı. Diğer depremlerde olduğu gibi Elazığ depreminde aynı kareyi gördük. 

O fotoğrafa bakarken benim aklıma yalnız Gölcük’te yaşananlar değil, o gün hayatımızda olmayan ama bugün bir felakete dönüşmüş sosyal medyada depremle ilgili yazılanlar geldi.

Çoğunluk ne yapabiliriz diye uğraşırken, “azınlık” diyebileceğimiz bir kesim yalan ve algı operasyonuna girişti.

Sahte hesaplar üzerinden yapılanlara hiç girmiyorum.

Ama insanlar henüz enkaz altında kendilerine uzanacak bir el beklerken, bir anne sarıldığı bebeği donmasın diye nefesiyle ısıtmaya çalışırken, kimi aileler beton yığını altında kalmış canlarına ulaşmak için çırpınırken acıları fırsata çeviren, siyasetçisinden oyuncusuna, gazetecisinden kendine “muhalif” diyen ünlü ünsüz kişilerin sosyal medyada yaptıkları, yazdıkları insanları yaraladı. Adlarını ve yaptıklarını burada yazıp o isimleri hatırlatmak istemiyorum.

ELEŞTİRİYE ‘EVET’ YALANA ‘HAYIR’

Kimse kimseye “Eleştiri yapmayın, yol gösterici katkıda bulunmayın” diyemez.

Ama insanlar eksi 15 derece gecenin soğuğunda can pazarlığındayken bu acele niye? “İmdat” feryatları yükselirken ilk anda akla gelen bunlar mı olmalı?

Eminim aralarında vicdan sahibi olanlar, kendi özeleştirilerini yapacaklardır.

Aslında eleştiriye de aceleye de bir şey diyen yok; eleştiri de anlaşılır, peki yalan ve algı yaratmak neden?

Memleketin en büyük muhalefet partisinin en önemli koltuklarından birisinde oturan kişi, başka bir ilde tadilatta olan hastanenin görüntülerini paylaşıp Elazığ’daki hastanenin de hasar aldığını yazabiliyor.

Kimi yıllardır ortağı olduğu iktidarı, dışlandığı için ihmalle suçluyor.

Kimi Kızılay’ın yardım kampanyasını eleştiriyor, kimi ilk anda deprem vergilerini soruyor. Kimi de 6.8 büyüklüğündeki depremin şiddetinin 6.5’e düşürüldüğünü, bunu da vergi muafiyeti tanımamak için yapıldığını söylüyor.

AYRIMCILIK YALANI

Hatta kimileri Malatya’da depremde hasar gören bazı köylerin Aleviler yaşadığı için ayrımcılığa uğradığını ve yardım ulaştırılmadığını, Elazığ’ın toplumsal yapısını anlatarak dolayısıyla bu felaketi hak ettiğini yazacak kadar seviyeyi aşağıya çekebiliyor.

İsimleri şu olmuş bu olmuş, fark etmiyor. Artık herkes bunların hangi olay karşısında nasıl tepki vereceğini biliyor. Bazılarına soruşturma açılmış, bence gereksiz. Kimi ruh sağlığı bozuk bu kişileri, bu kadar ciddiye almaya gerek bile yok. Onları düştükleri seviyede bırakmak gerek. Yalanlara, algılara cevap vermek boşuna.

O yüzden belki de yapılabilecek tek bir şey var, enkazın üzerinde kurtarma çalışmalarına katılan görevli gibi işaret parmağınızı iki dudağın ortasına getirip, “Susun” işareti yapmak...

ALKIŞLAR FEDAKÂR KURTARMA EKİPLERİNE

Sussssss

DEPREMDEN sonra artçı sarsıntılara karşı vatandaşlara sık sık uyarılar yapıldı. Uzmanlar bölgede yaşayanları evlerine girmemeleri, binaların yakınlarında durmamaları konusunda uyardılar. Buna karşın arama-kurtarma ekipleri yıkık binaların içine girip enkazda sıkışanları kurtarmak için fedakârca çalıştılar. Elazığ Mustafapaşa Mahallesi’ndeki evlerinin enkazından 2.5 yaşındaki Yüsra Yıldız’ı kurtaran görevli bunun simgelerinden oldu. Hayatını kaybedenlere rahmet, yaralılara şifa dilerken, milletçe Kızılay, AFAD, UMKE, TSK ve belediye ekipleri ile yardıma koşan vatandaşlara şükran borçluyuz.

İYİLİK KÖTÜLÜĞE GALİP GELİR

Sussssss

EVET, maalesef her tartışmada kötülük iyilikten çok konuşulur ama unutmayın, iyilik her zaman kötülüğe karşı galip gelir.

Elazığ merkezli depremde tartışma, yalan ve algı yaratanlar üzerinden yapılsa da akıllarda kalan ve geleceğe taşınacak olan yardıma koşan halk, görevliler olacak. Sembolleşen isimler akıllarda kalacak. UMKE görevlisi Emine Kuştepe’nin enkaz altında telefonla ulaştığı bir kadına verdiği serinkanlı tavsiyeler hayatların kurtulmasını sağladı. Türkiye’nin her yerinden gelen arama-kurtarma ekiplerinin saatler sonra canlı bedenleri enkazlardan çıkarması, 45 kişiyi kurtarması, en başta onların ve yüreği orada atanların gururu olacak.

Yorum Yazın