TARİHİ OLAY VEYA OLGULARIN SOSYAL MEDYA’DA YANLIŞ KULLANIMI 19 MAYIS 1919'DA KIRIK DÖKÜK, PUSULASI OLMAYAN BİR VAPUR İLE SAMSUN'A ÇIKTIĞI İDDİASI
Bazı kaynaklar da Mustafa Kemal'in Samsun'a gidişine esrarengiz hava vermek amacı ile Bandırma vapurunun pusulasının bozuk Kaptanın ise ilk kez Karadeniz'e gittiği yalanı uydurulur[1].
Bandırma vapurunun kaptan'ı İsmail Hakkı (DURUSU)’dur. 1871 yılında Kayseri'nin Zincidere beldesinde doğdu. Babası da kendisi gibi kaptan olan Hacı Ahmet Efendi'dir. 1891 yılında Leyli Ticari Bahriye Mektebi'ni bitirdi. 24 Mart 1892 yılında stajyer kaptan olarak Kayseri vapuruna atandı. Bahri Cedit (1892), Ali Saib Paşa(1893) ve Dolmabahçe (1892) gemilerinde üçüncü kaptanlık yaptı. Şeref (1897), Medine (1897), Mekke (1899), Selanik (1900), Kaplan (1900), Sakarya (1901), Bahri Cedir (1905), Sakarya (1907) ve Kaplan (1907)gemilerinde ikinci kaptanlık görevini yürüttü. 1 Mayıs 1919 tarihinde Bandırma Vapuru'nun Kaptanı oldu.
Bandırma Vapuru’nun Pusulası’nın Bozuk Olduğu Doğru Değil…
İsmail Hakkı Durusu’nun akrabası eğitimci-yazar Orhan Karadeniz’den bazı tarih kitaplarında geçen yanlış bilgilerin düzeltilmesini istediği de ortaya çıktı. 15.11.1998 tarihli Milliyet Gazetesi’nde “79 Yıllık Ayıptan Kurtuluyoruz” başlıklı araştırmada bu konu dile getirilmişti.
Kaptan’ın açıkladığı tarihi gerçekler nelerdi:
1. Atatürk’le ilk kez Bandırma Vapuru’nda değil, Atatürk’ün Şişli’deki evinde buluşmuşlardı. Atatürk’ün verdiği bilgiler doğrultusunda rotayı bizzat kendisi hazırlamıştı.
2. İsmail Hakkı Bey, Bandırma Vapuru’nun eski bir gemi olduğunu, lakin iddia edildiği gibi pusulasız ve paraketesiz (geminin hızını ölçen alet) olduğuna bilgilerin yanlış olduğunu defalarca açıklamış. Hatta Bandırma Vapuru’nda birden fazla pusulaları varmış.
3. İsmail Hakkı Durusu’nun ilk kez Karadeniz’e açıldığı da doğru değilmiş. Torunu Necdet Ulugöl, bu konuya şu açıklığı getiriyor:
“Kaptan’ın 1919’dan önce 5 yıl Karadeniz’e sefer yaptığını birileri göz ardı etmiştir. Mesleğinde 30 yılı doldurmuş ve Hindistan’a kadar gitmiş bir kaptan, nasıl olur da “Karadeniz’e ilk kez açılıyordu” diye takdim edilir, anlamak imkânsız.”
Bandırma Vapuru
Lloyd sigorta kuruluşunun kayıtlarına göre gemi, 1878’de İskoçya’nın Paisley bölgesindeki McIntyre kuruluşu tarafından Hutson and Cardett tezgahlarında 21 numarayla, 279 grostonluk yolcu ve yük gemisi olarak inşa edildi. Yelken ve buhar donanımlı, demir uskurlu ve 48, 9 metre uzunluğunda, 6 metre genişliğindeydi. Denize indirildiğinde adı “ Trocadero” ydu. İlk sahibi Dansey and Robinson şirketi gemiyi 1883’te Yunanlı armatör H. Psicha’ya sattı. Psicha, geminin o zamana kadar Londra’da olan kaydını Yunanistan’ın Pire limanına nakletti, iki sene sonra da geminin adını “Kyma” ( Yunanca’da – Dalga ) olarak değiştirdi. 1890’da Kaptan Andreadis’in mülkiyetine geçti. “ Rama P. Derasimo-İstanbul “ kumpanyasına satıldı. 1891 yılında Erdek’te kayalıklara bindirdi tam batmak üzereyken yüzdürüldü[2].
Kurtarıldığında, İstanbul’da Rama P. Derasemo Vapur kumpanyası tarafından satın alındı. İstanbul limanına gene Kymi adı ile kayıt ettirildi. 1893’te, Osmanlı Devleti’nin resmi denizcilik kuruluşu “ İdare-i Mahsusa”, gemiyi satın aldı. İsmi önce “ Panderma” ya, İdare-i Mahsusa 1910’da “ Osmanlı Seyrüsefain İdaresi “ olunca da “ Bandırma’ya çevrildi ve posta vapuru yapıldı. 1915 Mayıs ayında Mürefte- Şarköy arasında posta seferini yaparken, Silivri açıklarında bir İngiliz denizaltısı tarafından torpillendi, tekrar batma tehlikesi geçirdi, denizden çıkarıldı, bakımı yapıldı ve tekrar sefere kondu. İki kez batan, her seferinde yeniden yüzdürülen Bandırma, Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarının Samsun yolculuğuna tahsis edildiği sırada Haliç’te tezgâhtaydı. Gemi elden geçirilip, onarıldıktan sonra 16 Mayıs 1919 akşamı, tarihi yolculuğuna başladı. Bandırma, 19 Mayıs 1919’da Samsun seferini tamamladıktan sonra gene eski görevine, posta hizmetine döndü. 1924’te Seyr-i Sefain İdaresi Umum Müdürlüğü emrinde, Tekirdağ- Mürefte arası posta vapurluğu yaptı[3].