TARIMDA ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ VE KIRSAL KALKINMA

TARIMDA ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ VE KIRSAL KALKINMA

TARIMDA ÜRÜN ÇEŞİTLİLİĞİ VE KIRSAL KALKINMA

Ülkemiz son yıllarda sanayi, teknoloji ve inşaat dallarında çok hızlı ilerleme gösterse de halen ana ihraç ürünlerimiz hep tarım ürünü şeklindedir. Tarımda bu yüzden köklü reformlar yapılması kaçınılmaz görünse de maalesef ulusal politikaları hep zengin kesim yönlendirdiği için giderek daha çok tüketim toplumu olma yolunda ilerliyoruz. Tarım ülkesinde girdilerin bu kadar yüksek olması, üreticiyi koruma-destekleme refleksinin çok kısıtlı kalması topraklarımızın giderek boş kalmasına sebep olmakta, tarım kesimi arazisini yok pahasına satarak hiç te hoşlanmadığı işleri yapmak üzere şehirlere doluşmasına sebep olmaktadır. Sonuç; gürültü-patırtının eksik olmadığı, trafikten geçilmeyen cadde ve sokaklar, çöpten malzeme ya da gıda toplayan çocuklar, içimizde onulmaz yaralar açan görüntüler, mutsuz insanlar, bu berbat durumdan faydalanmaya çalışarak cebini biraz daha dolduran azınlıklar…

Neden köylerde kimseye muhtaç olmadan, başı dik şekilde, onuruyla yaşamaya çalışan insanların herkes sırtına binmeye çalışır anlamakta güçlük çekiyorum. Siz onları bulunduğu yerde kendine yeter hale getirdiğinizde vatan toprağının bekçileri olan kırsal kesim, yok kuş gribi, yok deli dana hastalığı, yok domuz gribi, malta humması vb bir sürü bahanelerle evinde beslediği 3-5 tavuğundan, iki ineğinden ediliyor, adeta orada açlığa mahkum ediliyor. Sonra holdingler, şirketler, avukatlar, doktorlar hasılı eline birazcık para geçen herkes köylünün akan suya çorba kaşıklarıyla katkıda bulunduğu ürünleri aklı sıra profesyonel şekilde yapmak suretiyle paran varsa al, yoksa çöpe mahkum ediyor.

Kocaman bir Amik Ovasının çevresinde yaşıyoruz. Ova dışında tarım arazileri olsa da ana geçim kaynağı ovaya göre şekillenmektedir. Bu ovada önceki yıllarda pamuk, buğday, süpürge ve beyaz darı ekilirken son yıllarda buna mısır, kavun, karpuz, havuç, biber eklenmek suretiyle ürün çeşitliliğimiz epey arttı. Hatta o kadar ki havuç ve kavunun Kırıkhan çevresinde borsası oluştu. Son yıllarda Hassa-Kırıkhan arasında uygun arazilerde ekilen biber eminim ileriki yıllarda Kahramanmaraş ve Kilis’i geride bırakacaktır. Çünkü Amik Ovasındaki 1,5-2 milyon dekar arazimize karşılık onların toplam arazisi 500 bin dekarı geçmez. Bir başka kalem olarak Niğde Ovasında ortaya çıkan siğil hastalığı sebebiyle toprakları enfekte olmuş üreticiler son birkaç yıldır Reyhanlı çevresinde araziler kiralamakta, buralarda patates yetiştirmektedir.

Uzakdoğu ülkelerinin çok sevdiği tatlı patatesin üretimi sadece dağ kenarındaki köylerin sınırlı arazilerinde üretilmektedir. İpek yolu neredeyse tamamlanmak üzeredir. Bu yol sadece Çin’in mallarını Avrupa’ya ulaştıracak değildir. Ulaşım süresinin kısalması bizlerin de ürettiği gerek tarımsal, gerekse sana diğer ürünlerimizi dış dünyayla paylaşmamız mümkün hale gelecektir.

Sonuç olarak çiftçimizin mazot, gübre gibi girdilerinin devlet desteğiyle asgari seviyelere düşürülmesi, onlara yeni ürünlerin tanıtımı için çok farklı türlerde demonstrasyon alanları oluşturulması, danışmanlık hizmetlerinin daha etkin yürütülmesi gerekmektedir. Herkes istediği yönde girişimler yapabilir, ancak kırsal

alandaki üreticinin günlük 15-20 litre sütüne, aylık 150-200 adet yumurtasının değerlendirilmesine devlet bu tarz kısıtlamalar getirmemelidir. Üç kuruşluk kazancına hor baktığın adam, yarın yasa dışı uyuşturucu, kaçakçılık ve benzeri baş belası işler yapmasına kimse engel olamaz.

Türkiye kocaman bir büyüteç altına alınıp, mikro anlamda incelenecek, her bir köyü, ilçesi, ili birbirinden farklı özelliklerde muhteşem bir coğrafyadır. Ankara’dan ezber bilgilerle, tip projelerle yönetilemeyecek kadar da hassas. Saygı gösterelim.