Reklamı Geç
Özyurt Silah
Dilan Polat
Musullu Ticret
Özyurt Silah
Dr. Muhammet KEMALOĞLU

Dr. Muhammet KEMALOĞLU

Mail: muhammetkemaloglu@gmail.com

TEHCİR KANUNU,UYGULAMASI VE SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM İDDİASI

TEHCİR KANUNU,UYGULAMASI VE SÖZDE ERMENİ SOYKIRIM İDDİASI

Osmanlı Hükümeti'nin bütün iyi niyetine rağmen,ülkede Ermeni olaylarının giderek yoğunlaşması,savunmasız kalan Türk kadın ve çocuklarına Ermeni saldırılarının artması ve ordunun bir çok cephede savaş halinde bulunması nedeniyle mahalli isyanların topyekün bir ihanete dönüşmemesi için,cephe gerisinin emniyete alınması ihtiyacı doğmuştur.Bu maksatla,24 Nisan 1915'de Ermeni komiteleri kapatılmış ve yöneticilerinden 2345 kişi,"devlet aleyhine faaliyette bulunmak" suçundan tutuklanmıştır.Ermenilerin her yıl "sözde soykırım anma günü" olarak andıkları 24 Nisan,bu tarih olup tehcirle alakalı değildir."

Komitelerin kapatılması,ele başlarının ve bazı teröristlerin tutuklanması,olayları yatıştıracağına daha da şiddetlendirmiştir.Osmanlı Hükümeti son insani çare olarak; savaş bölgelerindeki halk ile Osmanlı Devleti'ne karşı casusluk ve hıyanetleri görülenlerin,ayrı ayrı veya birlikte savaş alanlarından uzak yerlere "sevk ve iskanı" için 27 Mayıs 1915'de "tehcir kanunu"nu çıkarmıştır.Göçe tabi tutulanlar,imparatorluk sınırları içinde Ordu-Kastamonu,Ankara-Niğde,Malatya-Maraş,Diyarbakır-Urfa-Adana ve Suriye-Irak bölgelerine gönderilmiş olup,1916 Ekim sonuna kadar toplam 702.900 kişinin göç ettirildiği belgeleriyle sabittir.

1914 yılı resmi verilerine göre Osmanlı Devleti'nde 1.234.671 Ermeni nüfusu bulunmaktadır.

Bu sayı Ermeni Patrikhanesi’ne göre 2.5 milyon,

Lozan konferansı Ermeni heyetine göre 2.2 milyon,

Fransız sari Kitabı’na göre 1.5 milyon,

Britannica'ya göre 1.5 milyon,

İngiliz yıllığına göre 1 milyon olarak belirtilmektedir.

Buna göre en fazla 700.000 kişinin göçe tabi tutulduğu bir yer değiştirme olayında,Ermenilerin iddia ettiği gibi 2-3 milyon kişinin öldürülmesi mümkün değildir.Çünkü,zaten Osmanlı devleti içinde 1.230.000 civarında Ermeni bulunmaktadır.Bunun da ötesinde eğer Osmanlı devleti Ermeni tebaasından kurtulmak isteseydi,bunu asimilasyon yoluyla halledebilirdi.Oysa açıklandığı üzere Ermeniler,imparatorluk içerisinde Türklerden bile rahat bir yaşam sürdürmüşlerdir.0 halde sözde Ermeni soykırım iddiası tamamen uydurma olup,hiç bir belge ve kanıta dayanmayan,hukuki zeminden yoksun olan ve Türk düşmanlığı üzerine bina edilen,gerçek dışı,bir hayal ürünüdür.

Asoghik ve Mateos'dan Voltaire,Lamartine,Claide Farrere,Pierre Loti,Nogueres,Ilone Caetani,Philip Mashall Brown,Michelet,Sir Charles Wilson,Politis,Arnold,Bronsart, Roux,Grousset,Edgar Granville, Garnier,Toynbee,Price,Bombaci'ya kadar uzanan ve bazılarına hiç de Türk dostu damgası vurulmayacak pek çok tarihçi ve yazar Türklerin bu konudaki hakkini teslim etmişlerdir.Nitekim ABD'li Ermeni profesör Hovannisian,1982 yılında Münih'te yapılmış olan "Dünya Ermenilerinin Problemleri Kongresi’nde bu gerçeği,"Ermeni soykırımı ispatlanamamıştır.Soykırım hukuken geçersizdir ve zaten zaman aşımına da uğramıştır" seklinde dile getirmiştir.

Ayrıca,1998 Haziran ayı içerisinde İngiliz Hükümeti,lordlar kamarasında Ermeni soykırımına ilişkin sorulara maruz kalmış ve bunlara yazılı olarak,"Türk Hükümeti'nin Ermeni tebasını yok etmeye dair bir kararının mevcudiyetine ilişkin bir kanıt bulunamadığından,İngiliz Hükümeti,1915 olaylarını soykırım olarak tanımamıştır" yanıtını vermiştir.ABD'li Prof. Bernard Lewis ve Prof. Stanford Shaw da, sözde Ermeni soykırımının gerçek olmadığı konusundaki tezleri nedeniyle,Ermenilerin yoğun tepkisine maruz kalmıştır.Soykırım iddiasına Bernard Lewis,1993 yılında "Le Monde" gazetesinde yayımlanan makalesinde söyle değinmiştir: "Osmanlı Hükümeti'nin Ermeni ulusuna karşı kitlesel imhayı öngören bir planı olduğunu gösteren geçerli kanıt yoktur.Türklerin "tehcire" (Ermeni halkın savaş alanından alınarak başka yerlere gönderilmesi) başvurmalarının meşru nedenleri vardır.Çünkü Ermeniler,Osmanlı topraklarını işgal eden Rusya ile ittifak halinde Türklere karsı çarpışıyorlardı".Yine Dr. Karakin Pastirmaciyan'ın "Anadolu'yu şarki şimendifer meselesi" adli kitabında,Erzurum çevresinde yasayan 15.000 civarındaki Ermeninim kendi isteğiyle Türkiye'yi terk ettiği,Ermenilere Türkler tarafından baskı yapılmadığı ve soykırım gibi bir muamelenin olmadığı yer almaktadır.

Soykırım Nedir? Örnek Soykırım Olayları :

Soykırım; ırk,milliyet,etnik ve din farklılıkları nedeniyle insan gruplarının yok edilmesidir.Bu suç direkt olarak bir hükümet tarafından veya onun rıza göstermesi ile islenebilir.Birleşmiş milletler genel kurulu dünyada soykırım suçunu önlemek ve cezalandırmak için 1948'de "soykırım Sözleşmesi’ni kabul etmiş ve Türkiye de bu sözleşmeye 1950 yılında taraf olmuştur.

Soykırım dendiği zaman,II.Dünya savası boyunca Nazilerin Yahudilere ve diğer etnik gruplara karşı giriştikleri kitlesel kıyım akla gelir.1939 ila 1945 yılları arasındaki dönemde,5-6 milyon Yahudi,3 milyondan

fazla Sovyet savaş tutsağı,birer milyondan fazla Polonya ve Yugoslavya sivil halkı,200.000 civarında çingene ve 70.000 özürlü insanin canına kıyılmıştır.İste soykırım budur.Bunlara ilave olarak,Birleşmiş Milletlerdin önleyici yönde sözleşmesi olmasına rağmen,modern çağda da sayısız soykırım olayı görülmüştür.Örneğin 1965-1966 yıllarında Endonezya ordusu bir milyon komünisti ve ailelerini öldürmüş, 1975-1979 yılları arasında Kamboçya'da Kızıl Kemerler 1.7 milyon Kamboçyalıyı katletmiş,1994'de Ruanda'da 500.000 Tutsi,Hutular tarafından öldürülmüş ve 1991'den sonra Bosna-Hersek ile Kosova'da binlerce Müslüman Sırp vahşeti sonucu hayatini kaybetmiştir." Soykırım suçu,gerçek anlamda yukarıda örneklenmiş olan olaylarda işlenmiştir.

Ermenilerin iddia ettiğinin aksine,1915 yılında doğu Anadolu bölgesindeki Ermenilere yönelik uygulama,sadece güvenliğin sağlanması amacıyla imparatorluk içinde başka bir bölgeye göç ettirme olup soykırım ile hiç bir alakası yoktur.Ermenilerin Doğu Anadolu'da savaş ve tehcir sırasında kayıplar verdikleri doğrudur.Ancak bu kayıplar,Doğu Anadolu'da yaşanan savaş ve isyanlar nedeniyle asayişin sağlıklı olarak sağlanamaması,araç,yakıt,gıda,ilaç yetersizliği,ağır iklim şartları ile tifüs gibi salgın hastalıkların yol açtığı tahribat sonucu meydana gelmiştir.

Aslında Ermeniler,geçmişte hakimiyeti altında yasadıkları devletlere ihanetlerinden dolayı birçok kez buna benzer göç hareketlerine tabi tutulmuşlardır.Sasaniler 379'larda 70.000 Ermeniyi İran’a, Bizanslılar 1025'lerde Doğu Anadolu'daki 40.000 Ermeni'yi Sivas ve Kayseri'ye,Memluklar 1250'lerde 10.000 kadar Ermeni'yi Mısır’a,1743'de İranlılar 24.000 Ermeni'yi Iran içlerine ve 1777'de Kırım’ı işgal eden Ruslar bölgedeki binlerce Ermeni'yi steplere sürmüştür.

Tarih boyunca şayisiz göç ve sürgün olayına maruz kalan Ermenilerin,bunların hiç birini gündeme getirmeden,sadece 1915'de Osmanlı devleti tarafından son derece hakli gerekçelerle göçe tabi tutulmalarını sözde soykırım adi ile sorun haline getirmeleri maksatlı olup,Türkiye'nin bütünlüğünü bozmaya yönelik politikaların bir ürünüdür.Batili ülkelerin,Afrika ve Balkanlar'da yaşanmakta olan gerçek anlamdaki soykırım hareketlerine seyirci kalarak,sözde Ermeni soykırımına sahip çıkmaları,bunun en iyi göstergesidir.

Ermeni Terörü :

Türkiye açısından Ermeni sorununun önemli bir boyutu,Ermenilerin Türklere karşı silahlı terör metodolojisini kullanmaya başlamalarıdır.Özellikle Türk devlet adamlarına yöneltilen bu taarruza strateji ilk defa 1905'de II.Abdülhamit'e yapılan bombalı saldırı ile başlamıştır.1965 yılına kadar sakin bir dönem geçirdikten sonra,Ermeni lobisinin desteğiyle terör hareketleri birdenbire tekrar ortaya çıkarılmış,1972 yılı sonuna kadar çeşitli ülkelerde 20'ye yakin anıt dikilmiş,basın ve yayın faaliyetleri programlı olarak uygulamaya konmuştur.Ermeni terörü,yurt dışındaki Türk görevlilerine,temsilciliklerine ve kuruluşlarına yönelik silahlı saldırılar şeklinde kısa zamanda hızlı bir tırmanış göstererek yoğunluk kazanmıştır.Bu dönemde,Avrupa ve doğu ülkeleri ile Suriye ve Lübnan'da üsler edinen Ermeniler,Kibris Rumları ve Yunanistan ile işbirliği içine girerek eylemlerini gerçekleştirmişlerdir.Ermeni terör örgütleri,dış dünyanın tepkileri üzerine taktik değiştirerek,PKK terör örgütü ile işbirliğine gitmişlerdir.1984 yılında cereyan eden Eruh ve Şemdinli baskınlarıyla,PKK sahneye itilmiş ve Asala-Ermeni terörü geri plana çekilmiştir..Ermeni terör örgütlerinin müşterek amacı; her fırsattan yararlanarak Türkiye'yi istikrarsızlığa sürüklemek ve sözde işgal altındaki Ermeni topraklarını kurtararak,"bağımsız bir Ermenistan"kurmaktı.bu gün devlet olma özelliğini elde eden Ermenilerin,söz konusu isteklerinin değişik baslıklar altında devam ettiği görülmektedir.

Bugünkü Durum ve Sonuç :

SSCB'nin dağılmasından sonra,23 Eylül 1991'de bağımsızlığını ilan eden Ermenistan Cumhuriyeti, Türkiye'ye yönelik "sözde soykırım" iddialarını bir devlet politikası haline getirmiştir.Ermeniler,zulme ve haksızlığa uğramış bir toplum imajı yaratarak,dünya kamuoyunu basta ABD ve Fransa olmak üzere belli başlı devletleri ve uluslararası kuruluşları,Ermeni davası lehine çekmeye çalışmaktadır.Böylece soykırım iddiaların kabulü ve tesciline bağlı olarak,Türkiye'den yüklü bir tazminat almak ve son aşamada ise Türkiye sınırları içerisinde bulunduğunu iddia ettikleri sözde Ermeni topraklarının iadesini sağlayarak büyük Ermenistan’ı kurmak yönünde bir siyaset izlemektedirler.Nitekim Ermenistan parlamentosu 23 Ağustos 1990'da kabul ettiği bildiride; "Ermenistan Cumhuriyeti,Osmanlı Türkiyeci ve bati Ermenistan'da gerçekleştirilen 1915 soykırımının uluslararası kabul görmesi çabasını destekler" maddesine yer vermiştir.Sözde soykırımın tanınmasını hedefleyen girişimler,özellikle Belçika,Fransa,Avustralya, Yunanistan,Lübnan,Kanada,Rusya,ABD ve Arjantin'de yoğunlaşmış ve bu ülkelerde ardı ardına soykırım anıtları dikilmeye başlanmış,hatta bazılarının okullarında sözde soykırım ders olarak okutulmaya başlanmıştır.

Bu alanda en önemli gelişme ise 29 Mayıs 1998'de Fransa meclisi tarafından sözde Ermeni soykırımının resmen tanınmasına dair tasarının onay için senatoya gönderilmesidir.Ter-Petrosyan yönetiminin nispeten ilimli tutumundan sonra,Nisan 1998'de Koçaryan'ın cumhurbaşkanı olmasıyla birlikte,aşırı milliyetçi hareketler serbest bırakılmış,ve Ermenistan Türkiye ile ilişkilerinde sertlik yanlısı bir politika izlemeye başlamıştır.Bunun yani sıra Koçaryan,yapmış olduğu resmi bir açıklamada; "soykırımı hiçbir zaman unutmayacaklarını,dünyaya bu trajediyi hatırlatmak durumunda olduklarını,soykırımın cezasız kaldığını ve uluslar arası tanıma ile kınamanın layık olduğu şekilde gerçekleşmediğini" ifade etmiş,Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 53.oturumunda da bilinen iddialarını tekrarlayarak, Ermenistan’ın Türkiye ve Azerbaycan tarafından abluka altına alındığını dile getirmiştir.

Günümüzde sözde Ermeni soykırımı adı ile bütünleşmiş olarak görünen Ermeni sorununun; Türkiye'den tazminat almak ve ardından toprak talep etmek,PKK terör örgütüne örtülü de olsa destek vermek ve Türkiye'ye dost olmayan çevre ülkelerle ittifak kurmak suretiyle ülkemiz aleyhine faaliyetlerde bulunmak ve yukarı Karabağ ile Azerbaycan konusunda uzlaşmaz bir tutum içerisinde olmak gibi boyutları bulunmaktadır.Sonuç olarak Ermeni sorunu,Osmanlı döneminde bu imparatorluğu parçalayarak çıkarlarına ulaşmayı amaçlayan ülkelerce ortaya çıkarılmış,bu gün ise isimleri değişmekle birlikte aynı çıkar çevrelerinin Türkiye üzerindeki emellerini gerçekleştirmek istemeleri ve bölgede güçlü bir Türkiye arzu etmemelerinden dolayı,çeşitli yönleriyle birlikte sıcak tutulan suni bir sorundur.

Antikya

Makale Yorumları

  • Adnan08-01-2022 15:44

    Elinize sağlık kardeşim çok güzel yazmışsınız gerçekleri onlarda çok iyi biliyor işlerine gelmiyor ...

  • İsmail Konuk08-01-2022 13:07

    Kaleminize emeğinize sağlık. Gerçekleri yazarak bilgilendirdiğiniz için teşekkürler.

  • Onur karaali08-01-2022 11:25

    Sayın Gazimiz çok güzel açıklamış.gerçeği göremeyenler geçmişte yaşananları unutmasın.

Yorum Yazın

Ana Sayfa
Web TV
Foto Galeri
Yazarlar
Yükseliş