Sabancı
TÜRK BOZULURSA

TÜRK BOZULURSA

Kaç zamandır izliyoruz, Almanya’da, AB ülkelerinde önemli makamlara gelmiş kişiler nedense azılı birer Türk düşmanı kesiliyor. Almanya’da Cem Özdemir başta olmak üzere epey önemli sayıda seçilmiş bizlere katı bir düşmanlık sergiliyor. Hatta İngiltere’ye başbakanlık koltuğuna oturan ve Osmanlı soyundan geldiği anlatılan zat ta ciddi bir Türk düşmanı, bizlere karşı dişlerinin arasından konuşuyor. Kıbrıs’ta cumhurbaşkanlığı makamına gelen zatın Yunan ağzıyla beyanatlar vermesi bizleri çileden çıkarmıştı. Demek iş kanda değil, asaletindedir. Biz Türkler tarihin büyük bölümünde sürekli hareketli, bir yerden başka bir yere göç halinde olmuşuz. İnsan su gibidir, gittiği, geçtiği yerin karakteristiğini az ya da çok alır. Hiçbir topluma bize kastetmediği sürece kılıç çekilmemiş, düşmanlık edilmemiştir. Bu sıralarda değişik bir sürü milletle, ırkla karşılaşmış, bunlardan kız alıp içimizde kendilerine de yer açmışız. Bu yüzden bugün bir mozaiğin parçaları gibi karışık renklerden oluşmakta, bir resmi tamamlamaktayız.

İşin diğer yönü yaradılış olarak üstün meziyetlere sahip Türkler İslamiyet’le şereflenmiş, bu dinin bayraktarlığını bin yıldır sürdürmektedir. Bu makam insanlığın en zirve noktasıdır ki bu noktadan ileriye de gitse, geriye de dönse bozulacaktır. Süt bozulduğunda lor, ayran bozulduğunda çökelek olarak kullanılabildiği halde tereyağı bozulduğu anda zehir haline gelir. Değerli maddelerin bozulması zehir olduğu gibi Müslümanın bozulması da içtimai hayat için zehir hükmünde olduğundan dinimizde irtidat fiilinin cezası ölümdür. Laik olduğumuz günden beri içimizde hıyanet ve irtidata verilebilecek pek bir ceza görünmüyor. O nedenle de çevremizde bizimle aynı düşünceyi paylaşmayan herkesi hıyanetle suçlamak son derece normal olarak görülebiliyor. Anlayacağınız terimlerin kullanımında özen gösterilmeyince kullanıldığı yerde de beklenen etkiyi göstermiyor maalesef. O nedenle FETÖ denen melun örgüt İslamiyet’le ilgili birçok terimi öylesine kirletti ki daha yarım asır kullanmamız mümkün değildir.

Armut dibine düşermiş. Şükürler olsun ki çoğu kez bazı olumsuz hareketlerine rastlansa da Bir Türk kolaylıkla ırkına, milletine, insanlığa zararlı oluşumlar içerisinde devam edemez. Sonunda geleceği yer baba ocağı gibi milletinin hizmetinde çalışmak, onlarla hemhal olmaktır. Bizler de kardeşlerimizin kusurlarını ortaya çıkarmak, yüzüne vurmak yerine onun güzel hasletlerini öne çıkararak kendilerini yeniden kazanmaya çalışmamız icap eder. Sonuçta bizleri birbirimize bağlayan binlerce güzel bağ varken bir tek fenalığına karşı ondan uzaklaşmamız vatan-millet adına büyük kayıptır. Gördüğünüz kötülüğe bile iyilikle mukabele etmeyi deneyin. Bakın yaptığından utanacak, size kuvvetli bağlarla yeniden bağlanacaktır. Millet olarak birbirimize çok sıkı bağlanmamız gereken günlerdeyiz. Yüce Peygamberin öğüdündeki gibi; bir duvarın tuğlaları gibi, birbirine geçmiş parmaklar gibi sımsıkı olduğumuzda bizi top sindiremeyecektir.

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.