Sabancı

TUTUKLAMA KONUSUNDA NEDEN KAFALARIMIZ KARIŞIK

TUTUKLAMA KONUSUNDA NEDEN KAFALARIMIZ KARIŞIK

 

TUTUKLAMA KONUSUNDA NEDEN KAFALARIMIZ KARIŞIK

Bu ülkede hukuk adına en çok tartışılan konulardan tutuklamadır.

Yargı hata mı yapıyor, yargı yetersiz mi, yargı tesir altında mı?  Yargı kamuoyunun inandığını neden yapmıyor? Yargı mı yanılıyor yoksa kamuoyu vicdanı mı?

 Tutuklamayı nasıl anlamalıyız. Bu konuda bilmemiz gereken neler var? Bu yazıda bu soruların cevabını bulmaya çalışacağız.

Gün geçmiyor ki medyada bir olay konuşulsun ve halk neden yargı bu adamı tutuklamıyor diye feveran etsin.

Tutuklamanın ne olduğunu öğrenmek için önce şunu iyi bilmek gerekir.

Ceza yargılamasında ki davaların yaklaşık üçte biri beraat ile sonuçlanır.

Bu demektir ki 3 sanıktan biri dava sonunda Berat ediyor. Yani o sanığın masum olduğu veya masum olmasa bile yargının bunu ispatlayamadigi anlaşılıyor.(yani fiilen olmasa bile hukuken kişinin masum olduğu tescilleniyor)

Peki kendinizi bu yargılanan 3 sanıktan bir yerine koyun.

Sonunda beraat edeceğiniz bir dosyada kamuoyu baskısıyla tutuklandığınızı ve yaklaşık 1 yıl tutuklu kaldığınızı düşünün isyankar olmaz mısınız?

İşte   ceza mahkemesi kanunu bu masumlari korumak için sıkı tedbirler koymuştur.

Konuyu biraz daha somutlaştırıralım bir sokakta küçük bir çocuğa sarkıntılık edildiği iddiası konuşulsun.  Kişi  kaçmış olsun.

Siz de tesadüfen o sokaktan geçiyor olsanız küçük çocuğa baskı ile taciz edenin siz olduğu bazıları tarafından söyletilmiş olsa ve mahalleli sizi yakalamış olsa yargıya teslim etmiş olsa ve bu adam derhal tutuklansın demiş olsalar siz o an ne düşünürsünüz? 

Hukuk der ki bir masum'un haksız yere tutuklanmasından sa yüzlerce suçlunun dışarıda gezmesi evladır.

Çünkü bir masum suçsuz yere tutuklanıyor ve ceza alıyorsa bu şu demektir :

Bu ülkede herkes bir gün haksız yere tutuklanabilir ve ceza alabilir bu çok tehlikeli bir durumdur ve toplumdaki bütün güveni yok eder.

O yüzden hukukun çalışma sistemiyle vatandaşın çalışma sistemi bir değildir vatandaş kendini Yargıç  yerine koyabilir, yorum yapabilir kişinin tutuklanmasını vicdanen steyebilir ancak yargı bana bakmaz be kendi kurallar içerisinde çalışır.. yargı bunlara itibar ederse o bildiğimiz yargısız infaz konusu gündeme gelir..

Peki yargı hata yapmıyor mu bunu bir başka yazının konusu yapalım.

Şimdi ceza davalarının üçte birinin beraat ile sonuçlanma ihtimalini göz önüne alarak kanun koyucu yargıca şöyle diyor . Ey hakim Sen delilleri  cok iyi değerlendir gerçekten mahkum olma ihtimali yüksek gördüğün sanıkları diğer koşullar varsa tutuklayabilir sin.

Yine de burada bir zorunluluk yoktur yani kanun hiçbir zaman Hakime bunu mutlaka tutuklamalısın diye bir emir vermez.

Çünkü bazen müebbet hapsi gerektiren cinayetlerde bile deliller tartışmalı olduğu için tutuklama kararı verilmez.

Örneğin bir cinayet dosyasında 3 sanık yargılanıyor olsun davanın sonunda mutlaka 2 kişi beraat edecekse 3'ünü nasıl tutukla yapabilirsiniz.

Tutuklama bir ön tedbirdir tutuklamanın temel  amacı sanığın kaçmasını önlemek ve sanığın dosyadaki delilleri karartmasına mani olmak tır.

Çünkü sanık yurtdışına kaçarsa yaptığımız yargılamanın bir anlamı olmayacaktır ve sanık dışarıda şahitleri korkuyla etkilerse yargılama amacından saptırilabilecektir.

Bu nedenle kanun koyucu tutuklamayı çok sıkı tedbirlere bağlamıştır ve bunu hakimin takdirine bırakmıştır.

Hakim önüne gelen dosyayı detaylı inceleyip her türlü delili değerlendirip sağlıklı bir karar verecektir.

Tutuklama çok uzun süreli olmamalıdır yani sanığın sonunda alacağı cezanın yatarından fazla tutuklu kalmamalıdır..

Şöyle düşünün sanık  ceza aldı ve bundan dolayı cezaevinde geçirecegi süre 6 ay olsun siz bu sanigi 7 ay tutuklu bırakamazsınız.

O yüzden tüm tartışmalara vereceğimiz nihai cevap şudur :

Yargınin sistemi çok iyi dizayn edilmeli ve hakimler çok iyi yetiştirilmelidir.

Tüm kamuoyu yargıya güvünmelidir aksi takdirde eğer sokaktaki insanın düşüncesi ile yargı karar verecekse o zaman mahkemeler kapatılıp meydan mahkemeleri kurulmalıdır..

Nitekim bazı suçlarda tutuklama yasağı vardır yani hakim vicdanen istese de o sanigi tutuklayamaz örneğin hakaret dosyalarında,  taciz suçlarında... Çünkü cezanın üst sınır 2 yıldır. Kanun der ki üst sınırı 2 yıl olan bir suçtan dolayı kimseyi tutuklayamazsın.

Kaldı ki bir hakim bir sanığı tutuklamamış ve itiraz üzerine diğer mahkemede bu kararı doğru bulmuşsa artık kamuoyunun sabırla yargı sonucunu beklemekten başka yapacağı bir şey yoktur.. Çünkü yargı bir denetim mekanizması kurmuştur bir hakimin sağlıklı değerlendirme yapmaması ihtimaline binaen bir üst mahkemede kararı denetleme imkanı getirilmiştir..

Kamuoyu şunu unutmamalıdır..
Yargısal kararlar medyada ve kamuoyunda ne kadar çok tartışılırsa  yargı o kadar çok  zarar görür..


Serdar Kayhan

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.