UCUZ SİYASET
CHP kurulduktan sonraki yıllarda bu ülkede çok kısa sürede ete, kemiğe bürünen bir dikta rejimi kuruldu. Bu diktatörlük muhalif olan, olması muhtemel herkesin inkılap bahanesiyle idam edilmesiyle güçlendi. İstiklal Mahkemeleri ile en şiddetli haline büründü. Şu son 5-10 yıl içerisinde biraz gevşetildi ise de hala bu istibdat kendini sonuna kadar hissettiriyor. Bu istibdadın arkasına sığınarak her olayı inkılaba, Atatürkçülüğe, laikliğe bağlayan CHP gibi partilerse bu yolla kendilerine dokunulmazlık sağlıyor, demir zırhın gerisinden alabildiğine şımarık, lümpen, elitist bir siyaset izliyor. İktidar partisi üniversite giriş sınavında katsayı eşitsizliğini kaldırıyor, bu laikliğe vurulmuş bir darbedir! Üniversite ve ortaöğretimde başörtüsü yasağını kaldırıyor, bu inkılaba indirilmiş baltadır! Atatürk Orman Çiftliğinde birtakım yapılara izin verilmiş, Atatürk’ün hatırasına saygısızlık olmuştur… Bunlar içi boş bir partinin muhalefet yapmak adına batağa düştüğünü gösteriyor. Hiçbir projesi olmayanların ucuz siyasetle günü kurtarma mücadelesidir.
SODEP döneminden bu yana sol partilerin aşırı erimesi neticesi meclise girmenin yolunu teröre destek verenlerle birlikte olmanın getirdiği sorumluluk bunları adeta yüzsüz hale sokmuş, teröre, teröriste kucak açar pozisyona gelmişlerdir. Kendilerinin önünde engel gördükleri tüm partilerin darbeciler eliyle ortadan kaldırılmasına alkış tutanlar teröre açık destek vermekte, adeta mecliste, yurt içinde ve dışındaki faaliyetlerinde onların yanında yer almayı mubah görmektedir. Ancak her ne halse, 20-30 yılda bir kez iktidarın kenarından tuttukları anda kendi militanlarını adalet ve dış işlerine umarsızca yerleştirdiklerinden Cumhuriyet savcıları asla bunlar hakkında gerekli fezlekeleri hazırlamayıp, gelen şikayetleri göz ardı etmektedir. Sol hareketlerin oluşturduğu sözüm ona sivil toplum örgütleri devletin tepesiyle sürekli kavgalı olmayı marifet saymakta, hükümetin kendi görüşleri dışındaki tüm icraatlarını insafsızca eleştirmekte, devletin tepesine saygısızlığı her ortamda sergilemektedir.
AB kriterleri, Ankara kriterleri, daha bilmem ne örgütünün izleme raporlarına bakılmaksızın devletin kendine bir çekidüzen getirmesi şarttır. Yarın, öbür gün demeden şiddetli bir savaşa gireceğiz, ki hemen olağanüstü hali yeniden çıkarıp bu terör destekçisi partilerin köküne kiprit suyu dökülmelidir. Bu kadar serbestiyet çok gelmiş, bazı parti ve gruplar düşmanlarımızla açıktan kol kola girmiştir. Gerekirse mecliste 250-300 kişi anında meclis tv’nin canlı yayınında derdest edilip götürülebilir. Bu ucuz siyasete bir dur denmeli, teröre sözle dahi olsa azıcık destek verenlere gereken ders verilmelidir. AB, ABD ne der? Onlarla kıyasıya bir savaş içerisinde iken Türklerin çılgınlığına bir kez daha şahit olup ayaklarını denk alırlar…Başka da yapabilecekleri bir şey yoktur. Yoksa daha çok şehit cenazesine katılır, tumturaklı sözlerle sert demeçler vermek zorunda kalırız.