Bir adam düşünün ki; basit zevklerin derunu, basit düşüncelerin, basit zaafların esiri, kendini hiçbir ulvi olguya kaptırmayan kişiyi 16 milyonun başına yönetici seçtiniz. Bir kere bu adam ben merkezli yaşıyor, hiçbir zaman diğergam olamaz ki o şehirdeki insanların dertleriyle dertlenip ilgilenme düşüncesine girsin. Bu sonradan kazanılabilecek bir halet değil ki bir önceki güne kadar kurt adam olarak yaşayan biri Hazreti Ömer kafasına bürünüp geceleri milletin bir derdi var mıdır diye sokakları turlasın. Hatta bu tip olumsuzlukları kullanıp tencere, küp, kuyu geride ne varsa onu doldurma girişimi içine girmesin. Elbette saydıklarım birer gerçek, adam İstanbul’u sel basarken Marmaris’teki, Elazığ’ı deprem vururken Erzurum’daki tatil planlarından asla ödün vermiyor. Tıpkı İngiliz ve ABD’li turistlerin Açe’de tsunami sonrası sahilde cesetler yatarken diğer tarafta güneşlenmeleri gibi… Bu tip insanlıktan nasibin almamış varlıklara oy verenlere oh olsun desem musibet sadece hak edene değil, geldiği zaman umuma geliyor. İstanbul yanmış bitmiş umurunda olmayacak birine 5 yıl bile sabretmek hak etmeyenler için büyük eziyet.
Seçim öncesinde bedava ekmek, su, süt gibi billboard reklamları yapan adama biri bunu hatırlattığı anda “Seçim propagandalarında olur böyle şeyler, ne mahzuru var” diyebilen biri halkına “Ey halkım ben kendi menfaatlerim uğruna sizi aldattım, sığır yerine koydum” demek istemiştir. Bir tane bile işçi çıkartmayacağım sözü ise hepten havada kalmış, binlerce işçi kış ortasında kapı önüne konularak açlığa mahkûm edilmiştir. İngiltere’ye gidip ucuz kredi sağlamış, bu esnada ne gibi sözler verdiyse Batının baş edilmez bir şövalyesi haline gelmiştir. Ama asıl bozulduğum konu böyle çapsız birinin daha seçimi bile kazanmadan Erdoğan’a rakip haline getirilmiş olmasıdır. Basit bir kurbağa bir fille boy ölçüşebilir mi, kıyaslanabilir mi? Bu kıyaslamayı yapanlar elbet bunların denk olmadığını adları gibi biliyorlar. Ancak çamur attın mı yapışmasa da izi kalır. Bir kere isimleri yan yana andığında iliştirme tamamdır.
Şimdi alın ellerinize birer 9999’luk tesbih, hep birlikte ya sabır çekin bakalım. Özellikle İPsiz, SPsız partilerin kayığına doluşup yeni bir deneme peşine düşmüş dindar kardeşlerimiz bunu çok yapmalı. Çünkü daha yenisiniz, çiçeği burnundan düşmemiştir henüz, biyolojik arıtmaya ne lüzum var, Kanal İstanbul’u yaptırtmam gibi efelenmelere başladı. Biraz kaşarlandığı anda oturduğunuz apartmanların bile yüzde 25’inin adamın mülkiyetine geçtiğini geç fark edeceksiniz. Sade Beylikdüzü gibi bir ilçeden hacıyatmaz olarak dönem tamamlayan biri kim bilir daha ne çoraplar örecektir başınıza. Bir sonraki seçimde Ak Partiden sıkılıp yeni denemeler yapmak isteyenlere aslında güzel örnekler sergiliyorlar. Neyse ki o seçimde inşallah emekli biri olarak oy vereceğim. Sonuç kötü çıkarsa daha hükümet kurulmadan Senegal ya da Tanzanya biletimi alıp beş yılı orada tamamlarım. Nasıl olsa ülkeyi o düzeye indirirler. Burada kalıp canımı sıkmaktansa…