VAZGEÇMEYİN
“Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler. Bavullarını gösterirken uçak şirketinin minibüsü de yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmiş.
Yolcular fena halde şaşırmışlar. Nasıl şaşırmasınlar ki?
Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston, kolunda da üç noktalı bant. Yardımcı pilotun elinde bir köpek taşması, tasmanın ucunda da bir köpek. Sağa sola çarparak öyle ilerliyorlar uçağa. Günlerden bir nisan değil ama ”Şaka herhalde” demiş yolcular ve binmişler uçağa.
Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda, uçak hızlanmış. Yolcular endişelenmeye başlamış. Uçak daha hızlanmış. Pistin sonuna doğru hızla yaklaşmaya başlamışlar, uçak iyice hızlanmış.
Bazı yolcular paniklemiş dua etmeye başlamışlar. Uçak son hızla pistin sonuna ulaşmış. 10 metre sonra betonun bitip çimlerin başladığı gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar.
Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş. Uçak, tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş ve havalanmış.
Kaptan pilot arkasına yaslanmış. Derin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:
“Biliyor musun?” demiş, ”Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hepimiz öleceğiz!”
*****
Olaylara farklı gözlüklerden bakıp analizini yapıyoruz ya çoğu kez farklı sonuçlar da elde ediyoruz.
Vardığımız sonucu önemsemediğimiz için paylaşmadığımız ya da ilgilisini ikaz etmediğimiz de oluyor.
Bazen de “Her şeyi görmek, fark etmek zorunda mısın? Bırak ne halleri varsa görsünler (Güzel memleketim Antakya’nın çok yaygın bir esprisiyle ‘Elleşme kenlere ıstıfıl olsunlar’)” diyorum ama yine de içim rahat etmiyor.
Belki bir ışık oluruz, ikaz ya da eleştirimiz itibar görür, bir yaraya merhem oluruz diye ve hiçbir şeyden de korkmadan yazmaya devam ediyoruz.
Dünyada nice kör yöneticiler var,
Lütfen çığlık atmaktan vazgeçmeyelim.
Sevgiyle kalın
Kamil AKDOĞAN