Sabancı

VERİMLİ VE PRATİK YAŞAM

VERİMLİ VE PRATİK YAŞAM

 

VERİMLİ VE PRATİK YAŞAM

İnsanoğlu sınırlı bir ömre ve sınırlı bir gençliğe sahiptir.
Ömrümüz ne kadar uzun olursa olsun kendimiz ailemiz yakınlarımız milletimiz, insanlık alemi ve dünya için katkımız bizim sağlıklı olan ömrümüz kadardır.. 

100 yıl yaşayan bir insan düşünün ömrünün son 40 yılı hastalıklarla ve ağrılarla geçmişse bu insanı 100 yaşında sayabilir miyiz. 

Bu insanın ömrünün ilk 20 yılını da gençlik ve çocukluk olarak çıkarsak insanın verimli olarak yaşadığı dönem yaklaşık  40 yıllık bir süreye tekabül ediyor.
.
Peki ömrümüzün  ve özellikle sağlıkli ömrümüzün ne kadar olduğunu bilmiyorsak nasıl yaşamalıyız, sağlığımız için nelere dikkat etmeliyiz sağlığımızı bozacak tehlikelerden kendimizi koruyabilir miyiz? Bu kısa ömrümüzde milletimiz ve insanlık alemi için neler yapabiliriz ve nasıl yapabiliriz?

Bu makalemizde Bu konu üzerinde bir Beyin fırtınası yapmaktır gayemiz.

İnsan canlılar arasında en büyük beyne sahip bir varlıktır. Ancak beynini kullanmayı bilmezse diğer varlıklara yeni dahi olabilir. Bunun için önce aklını kullanmayı öğrenmesi gerekir.

Zira aklını kullanamayan insan ne bedenini kullanabilir ne elindeki imkanları, ne servetini, ne de mesleğini kullanabilir.

 2. olarak insanın sağlığını korumayı öğrenmesi ve kendine faydalı olacak bilgileri elde etmesi gerekir.

Kendini ve sağlığını koruyamayan insanın ne ailesine , ne vatanına ne milletine ne de insanlık alemine bir katkısı beklenebilir.

Demek oluyor ki önce akıl sağlığımız ve beden sağlığımızla işe başlamamız gerekiyor.
Peki bir insan bunu tek başına başarabilir mi?

Bir insanın tek başına kendine eğitmesi aklını kullanmayı öğrenmesi çok zordur bunun için öncelikle bir rehbere ihtiyaç vardır.

Burada eğitimin ne kadar önemli olduğunu anlayabiliyoruz . Doğru eğitim ,, doğru hocalar doğru kitaplar ve doğru metodoloji ile bu ancak mümkündür.  

Peki beden sağlığı neden önemlidir ?

Beden sağlığı ile problemli bir insanın düşünmesi fikir ve bir değer üretmesi mümkün olamaz.

Bunun yanında insanın başkalarına muhtaç olmadan hayatını idame ettirebilmek için bir gelire bir kazanca bir iaşeye ihtiyacı vardır.Bir insanın başkalarına muhtaç olmamak için gelir getirecek bir meslek sahibi olması en önemli olaylardan biridir.

Atalarımız derki  talihli insan çocukluğunda iyi bir hocaya denk gelmiş olan insandır.
Çocukluğunda iyi bir hocaya tek gelmiş insan ormanda silah kuşanmış bir insan gibidir.

İyi bir hoca insana aklını iyi kullanmayı daha  sonra ona lazım olan doğru bilgileri verir ve doğru yaşam sanatını öğretir.

Elbette iyi hocalara denk gelmeyen insanlar talihsiz olsalar da onlar için umut tümden yok değildir.

İnsan bunun bir eksiklik olduğunu anladığında doğru bilgiyi ulaşmanın yollarını ömrün her aşamasında aramalıdır. Zararın neresinden dönülürse kârdır.

Aklını kullanmayı bilen bir insan önce dost ve düşman kavramının ne olduğunu bilir. Kendi lehinde ve aleyhinde olan hususları bilir. Tehlikeyi ve zararı önceden hisseder. Bu şekilde zaman ve servet kaybının önüne geçer.

Neyin faydalı neyin zararlı olduğunu bilir. Hangi insanlarla yola çıkılacağını hangi insanlarla iş yapılacağını hangi insanlarla dostluk kurulacağını bilir. Bu tür insan kendini bir nevi koruma kalkanı altına almış insan gibidir.

Bunları bildikten sonra hayatına emin adımlarla devam eder. Bir yuva kuracaksa kendisi için doğru insanın kim olduğunu bilir ve o şekilde yuva kurar .

Doğru insanla nasıl tanışabileceğini  doğru insanı nasıl anlayabileceğini bilir ve sağlam temelli bir yuva inşa eder.

Aklını kullanmayan bir insan doğru bilgiye ulaşamadığı için hatalı evlilikler yapar hatalı meslekler seçer ve ömrünün büyük bir kısmını heba eder.
Aklını kullanamayan bir insan gençliğinde öyle bir hata yapar ki bu hata ömrün tamamını esir alır.

Demek ki bir insan için en önemli hadise aklını kullanmayı öğrenmektir. Zaten aklını kullanan bir insan sağlıklı yaşam için gerekli olan bilgileri de bir şekilde temin edecektir

Hayat bir yarıştır. İnsan hızla geçen ömür arasında değer üretebilecek doğru bilgiye en kısa sürede ulaşmak gayesinde olmaktadır.

Zira insanın en kısa sürede doğru bilgilere ulaşıp bunu hayata katkı sağlayacak bir düzleme geçmesi gerekiyor.

Örneğin bu insanın bilim adamı olduğunu düşünelim bu insan geçen ömre rağmen doğru bir şeyler üretmek zorundadır.  

Bunu kavrayan insan uykuda geçen zamanı dahi milimetrik hesaplarla ölçmeye başlar. Zamanı en iyi kullanmayı öğrenir zaman israfının önüne geçmek için büyük bir gayretin içinde olur.

Bu insanın bir hekim bir devlet adamı bir komutan olduğunu düşünelim gençlik yıllarındaki tecrübesizlik ile yaptığı hataların geri dönülmez bir hata olduğunu....Ne kadar büyük kayıp değil mi?
Veya bu insanın bir baba olduğunu farzedelim.
Büyüyen çocuklar çocukluk dönemini yeniden dönemeyeceğine göre belki de çocuklarını yanlış bir eğitim sonucu sorunlu insanlar olarak hayata başlamalarına vesile olmuştur.

Günümüzde hayat kompleks bir hale gelmiştir.
insanların büyük çoğunluğu şehirlerde yaşamaktadır şehirde yaşamak ise beraberinde büyük riskleri barındırmaktadır.

 İnsanın en büyük düşmanı yine insan olduğuna göre insana yönelik saldırılarda kıyamete kadar bitmeyecektir.

Virüsler hastalıklar biyolojik saldırılarla insan nesli tehlike altındadır Peki bir millet bu kadar tehlikeye rağmen kendini nasıl koruyacaktır.

Dışarıdan gelebilecek saldırılarla bir ırkın yok edilmesi dahi mümkün hale gelmiştir. 

Her insan kendi işini kendi mesleğini en mükemmel şekilde yaparak.
Aklını kullanarak kendi sağlığını, ailesinin sağlığını  düşünen ve teminat altına alan bir insanın ikinci hedefinde milletini ve ırkını tıbben , bedenen, ahlaken, malen ve ruhen koruma düşüncesi olmalıdır.

 Bu doğrultuda bir medeniyet inşa edebilmesi için üzerine düşen vazifeyi yerine getirmelidir Peki bu nasıl olacaktır?

Bunun cevabını bir sonraki yazımızda vermeye çalışacağız inşallah.

Serdar Kayhan

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.