Sabancı

VERİMLİLİK ÇALIŞMALARI VE KIRSAL KALKINMA

VERİMLİLİK ÇALIŞMALARI VE KIRSAL KALKINMA

VERİMLİLİK ÇALIŞMALARI VE KIRSAL KALKINMA

Devletimiz tarımda verimlilik çalışmaları yapmaya karar verdi ve bu işe toprak toplulaştırma işiyle başladı. Buna göre tarım arazileri miras yoluyla çok küçük parçalara bölünemeyecek, 20 dekarın altındaki araziler diğer arazilerle birleştirilmek suretiyle toplu tarım yapılacak.

Bu şekilde küçük toprak parçalarında basit tekniklerle tarımını önüne geçilmeye, tarım girdilerinin daha optimal verimli kullanılmasının önü açılmış olacak… Ancak gerçekte yaklaşık 20 yıldır küçük çiftçi ne ekerse eksin, girdi fiyatları yani mazot, gübre, işçilik, sulama için harcanan meblağlar öyle yüksek ki desteklemelerle birlikte dahi çiftçinin elinde pek bir şey kalmıyor.

Kalanı da üretim esnasında mecburen borçlandığı banka-tefeci elinde faize bırakmak zorunda kalıyor. Bu şekilde çiftçilikten bir şey kazanamadığı için büyük toprak sahipleri bile ne ekeceğini şaşırmış, kolayı şehre gidip iş aramakta bulmuştur.

Köylünün bulunduğu yerde kalkındırılması esastır. Bir toprak parçası orayı ekip diken, işleyen, ülke ekonomisine bir şeyler kazandıran yerel halkla anlamlıdır. Gitmediğiniz, gidemediğiniz yer sizin değildir. O yüzden devlet köylüyü olabildiğince desteklemelerle yerinde kalkındırmaya çalışmak yerine onu ucuz işçi haline getirmiş, ürünleri aracılara geçtikten sonra para etmeye başlamakta, üretici ise ezilmektedir.

Hâlbuki üreticiyle tüketici arasındaki fiyatın sebepsiz yükselişi alınacak tedbirlerle engellenebilir. Her şeyi zabt u rabt altına alan devlet bunu bir an önce sağlayamadığı takdirde yarın, öbür gün köylerde çiftçilikle uğraşacak adam kalmayacaktır. Çiftçi diyebileceğimiz insanlar köylerde iki ineği olan, tavuklarından yumurtasını, ineklerinden sütünü, yoğurdunu elde eden insandır.

Deli dana dendi, köylerde hayvan kalmadı, avukatı, doktoru, mühendisi büyük ahırlarda hayvancılığa başladı. Artık süt, yoğurt, yumurta, ekmek köylerde bile bakkal-marketten alınıyor.

Tedbir alınmadığı takdirde kısa zaman sonra yüzde elli boşalmış köylerimiz tamamen boşalacak, bunların şehirlere taşıdığı bir sürü sıkıntı sosyal problemlere de yol açacaktır. Koştur, TOKİ yeni konutlar yapsın, boş insanlar nerede çalışacağını düşünsün, eve ekmek götürmek derdiyle ne yapacağını şaşırsın…

Siz asıl o zaman görün; sosyal risk nedir, toplumu nasıl etkiler? Tarım arazileri sit ilan edilip çivi çakılmasını engellemeye çalışırken, devlet bir yapı lazım olduğunda, mesela şehir hastanesine biri 200 dekar arazi verdi diye ovanın ortasına kurarsa 1000 yılda bir gram artan topraklar kısa süre sonra yok olur.

Ne çiftçiye yar olur, ne tüketiciye. Meşhurdur, Yıldırım Beyazıt hava karardıktan sonra kaleye kimseyi almayın emri verir.

Kendisi kuşatmayı yarıp kaleye gelince kale komutanı Doğan Bey kendisini tersler, uymayacağınız emri vermeyin diye. Neresinden tutsak elimizde kalan bu tarım politikasıyla birileri daha çok sizi patates-soğanla maniple eder.

 

Yorumlar 0

Yorumunuz moderatör onayından sonra yayınlanacaktır.

Henüz onaylanmış yorum bulunmuyor.