İnsanoğlu basit menfaatler uğruna hemcinslerine karşı bu kadar acımasız olabilir mi diye düşünmeden edemiyorum. Her gün başka bir yerde onlarca can sularda boğuluyor, kamyon kasalarında son bulup vicdanları kanatıyor. Bütün bunların ana sebebi birilerinin bitmez, tükenmez hırsı, petrol-enerji kaynaklarına ulaşma iştahıdır. Dün Ege’de, bu gün Van’da ölen kardeşlerimiz, Yunan sınırında acımasız askerlerden dayak yiyerek vücudu hallaç pamuğuna döndürülmüş insanlar vahşetin diğer adı olan Batıda en küçük göz seğirmesine bile sebep olamıyor. Daha fazla yerleri İran-Rusya ikilisi bombardıman etmek suretiyle bu soğuk ve çamurda insanları yurtlarından edilip bizleri, Avrupa ülkelerini farklı bir şekilde vurmanın hesapları yapılıyor. Yıllardır masumların, maznunların Allah’tan sonra tek sığınağı olan Müslüman-Türk’ler bu tarz çaresizlerin dinine, milliyetine, ırkına bakmaksızın yine kucak açıyor, onlarla ekmeğini paylaşıyor.
Bütün buluşları insan öldürmek üzerine olan Nobel’ son dönemlerinde barış elçiliğine soyunuyor, barış onun adıyla anılmaya başlanıyor. Gittiği her ülkede kandan, gözyaşından derin çizgiler bırakan ABD insan hakları adına her yıl raporlar düzenliyor, sözüm ona diğer ülkeleri bu noktadan sıkıştırıyor. Bir pınarın kaynağa yakın kısmında kurt, hemen altında ise keçi su içerken, keçiyi yemeyi kafaya koymuş kurt üstten haykırıyor, suyumu bulandırma, seni yerim! Maalesef dünyada gerçek adaleti sağlayacak Osmanlı gibi bir güç kalmadığı için kimsede itiraz edemiyor. Adamlar girdikten itibaren sırf zevk için Kızılderilileri yok edip kendilerine yer edinmişler. Halbuki rahatlıkla hepsine yetebilecek bir coğrafyada yiyecekleri dışında asla hayvan öldürmeyen insanları yok ettikleri gibi bufaloları da kitleler halinde tüketmişler. Yakın tarihte demokrasi götüreceğim iddiasıyla girdikleri ülkelerde askerleri kim daha iyi nişancı iddiasıyla sivil vahşetleri göz kırpmadan irtikap ediyorlar.
Çin’in büyük projesi İpek Yolu, ülkemizden geçen petrol boru hatları, yakın çevremizden fışkıran petrol ve doğalgaz kaynakları bu coğrafyada daha uzun süre sırtlanların, vahşi köpeklerin eksik olmayacağını gösteriyor. Bir yerde aşırı sıkışma sonrası dünya savaşı patlamazsa Müslümanların gözyaşları bir elli yıl daha akmaya devam edecek gibi gözüküyor. Tek umut olarak Türkler öne çıkmakta ise de Abdülhamit Hanın aşırı merhamet ve hoşgörüsüyle biz büyük devlet olamayız. Devlete ihaneti görülen kim olursa olsun suçun sabit görüldüğü anda zaman geçirmeden medya önünde idam edilmelidir. Eğer meclisimizde bile kargalar rahatça ötebiliyorsa biz büyük devletten söz edemeyiz. Hain nerede olursa olsun bulunup yok edilebilmelidir. Aksi takdirde enerjimiz, zamanımız, maddi varlıklarımızı boş yere heba etmeye devam edip dururuz.