YENİ MÜFREDAT PROGRAMI
Bir basın açıklamasında ,“Çocuklarımızın ileriye daha güvenle bakabilecekleri, kendilerini daha iyi geliştirebilecekleri ve elde ettikleri bilgileri, hayata geçirebilecekleri bir ortam oluşturabilmek, eğitim sistemimizin felsefesini bilgiye erişmekten ziyade, beceri kazandırarak eriştikleri bilgiyi analiz edebilecek ve bu hayallerinin gelişmesine katkıda bulunacak hale getirmek.’’ diye özetlenen Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli adını taşıyan yeni eğitim müfredatı programı27 Nisan 2024 tarihinde Milli Eğitim bakanı Yusuf Tekin tarafından onaylanmıştır..
Bakanlık ve Talim Terbiye Kurulu başkanlığı yetkililerinin verdiği bilgilere göre; ortaya çıkan yeni müfredat programı son bir yılın ürünü olmayıp, on yıllık bir hazırlığın sonucu olarak ortaya çıkmıştır. Modelin beceriler çerçevesi oluşturulurken 260 akademisyen, 700’ün üzerinde öğretmen ve diğer eğitim paydaşlarının katılımıyla 20 çalıştaydüzenlenmiş ve bunların yanı sıra her bir ders için oluşturulan ekipler, yüzlerce toplantı yaparak yeni müfredat programını oluşturmuşlardır.
Yine yetkililerin ifadeleri doğrultusunda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli kapsamında hazırlanan yeni müfredat, 2024-2025 eğitim öğretim yılının başlayacağı 9 Eylül 2024'ten itibaren okul öncesi, ilkokul 1. sınıf, ortaokul 5. sınıf ve lise 9. sınıftan başlamak üzere kademeli şekilde uygulanmaya başlanacaktır.
Yeni müfredatta konularda %35 oranında seyreltme yapılırken, okul öncesi eğitim müfredatı, her bir alanda ortalama %50 oranında sadeleştirilmiştir. Ayrıca matematik ve fen öğretiminde günlük hayatla ilgili becerilere ağırlık verilmiş, ilkokul ve ortaokullarda Türkçe, liselerde ise Türk dili ve edebiyatı derslerinde "dinleme, konuşma, yazma ve okuma" olmak üzere dört dil becerisini temele alan değişikler yapılmıştır. Bunların yanı sıra yeni müfredata, bilgi okuryazarlığı, dijital okuryazarlık, finansal okuryazarlık, görsel okuryazarlık, kültür okuryazarlığı, vatandaşlık okuryazarlığı, veri okuryazarlığı, sürdürülebilirlik okuryazarlığı ve sanat okuryazarlığı olmak üzere dokuz okuryazarlık türü dâhil edilmiştir.
Konu eğitim olunca Türkiye nüfusunun neredeyse tamamını direkt veya dolaylı yönden etkilediği için birçok çevrelerden yeni müfredat hakkında lehte ve aleyhte yorumlar ve eleştiriler gelmiştir. Aleyhte eleştirilerin çoğunluğu, hazırlanan müfredatın bilimsellikten, çağdaş eğitimin gerekliliklerinden ziyade politik tercihlerin öne alınarak hazırlandığı yönünde olmuştur. Lehte görüşler ise; ihtiyaç duyulması halinde, ülke menfaatleri doğrultusunda milli ve manevi etik değerlerin öne alındığı programların hazırlanmasının faydalı olacağı ve hazırlanan müfredatın bu ihtiyaçlara cevap vereceği kanaati taşımaktadır.
Bu yazının amacı, hazırlanan yeni müfredat ile ilgili lehte veya aleyhte görüş bildirmekten ziyade eğitim –öğretim ile ilgili süregelen problemlerin yeni müfredat ile çözülüp çözülemeyeceği yönünde duyulan endişeye ve sorulara cevap aramaktır. Zira bugüne kadar yapılan değişikliklerin bir kısmıeğitim ve öğretimde hâlihazırda yaşanan bazı sorunların düzelmesi yönünde ilerlemeler ile sonuçlanmamış ve hatta zaman zaman yeni sorunlar doğurmuştur.
Akla takılan sorulardan bir tanesi, yeni müfredatın getirdiği beceri temelli, analize bağlı öğrenmeye yönelik alet, edevat, derslik, laboratuvar ve salonlar her okulda mevcut mudur?
Bazı bölgelerdeki birleştirilmiş sınıf uygulamaları ve büyük şehirlerde kırk kişiyi bulan ve hatta geçen sınıf mevcutları ile bireysel farklılıklara erişebilmek ne kadar mümkün olacaktır?
Konunun bir diğer bilinmeyen parçası; müfredat programlarının okullarda uygulayıcılarının öğretmenler olduğu gerçeğinden yola çıkarak, yeni hazırlanan programın öğretmenler tarafından kavranması ve sağlıklı bir şekilde işler hale gelmesi nasıl sağlanacak ve ne kadar zaman alacaktır?
Bir diğer konu, daha önce yapılan bazı değişikliklerde olduğu gibi, öğrenci ve velilerin, kademeli olarak uygulanacak yeni müfredat programını anlayıp, getirdiği içerik ve sınavlar ile ilgili değişikliklere uyumları sorunsuz olarak aşılabilecek midir?
Yeni programa uygun ders araç ve gereçleri programın uygulanmaya başladığı tarihte hazır hale gelebilecek midir?
Kademeli olarak uygulanacak yeni müfredat programı uzun yıllardır ülkemizin gerçeği olan ve şu an itibariyle başka türlü bir uygulamanın mümkün görülmediği sınava dayalı eğitim sisteminde, önümüzdeki yıllarda yapılacak sınavlar esnasında problemlere sebep olmadan uygulanabilecek midir?
Öğrencilerin disiplinsiz davranışlarına caydırıcılığı yönünde çok etkili olmayan ceza ve ödül yönetmeliğinin ve öğrencinin başarısının ve gayretinin artması yönünde motivasyonsağlamayan sınıf geçme yönetmeliğinin şu anki hali yeni müfredatta revize edilecek midir?
Yeni müfredat, ülkemiz eğitiminin en büyük sorunlarından biri olan mesleki eğitimin iyileştirilmesi ve geliştirilmesine ne gibi katkılar sağlayacaktır. Bilindiği üzere, istatistiksel veriler göstermektedir ki, ülkemiz ortaöğretim kademesindeokullaşma oranlarına bakıldığında, mesleki eğitim okullaşmasında batı ülkelerine göre ters bir yapı mevcuttur ve bu durum sınava dayalı eğitim sistemini tetiklemekte, sınav kapılarına milyonlarca öğrencinin yığılmasına sebep olmaktadır. Bu durum hem akademik öğretimi sekteye uğratmakta hem de sanayinin ihtiyaç duyduğu ara eleman ihtiyacının karşılanamaması gibi ciddi bir sorunu beraberinde getirmektedir. Bu konunun düzeltilmesi, ülke ihtiyaçları yönünde yapılandırılması belki de diğer sorunların çözümünü çok kolaylaştıracaktır.
Umarım yeni müfredat programı oluşturulurken tüm bu sorulara cevap bulunmuştur. Tespit edilen mevcut sorunların giderilmemesi, yapılan müfredat programının başarılı bir şekilde uygulanamaması ve istendik sonuçların alınamaması ihtimalini güçlendirecektir.
AZİZ YALI