Yeter ki Bir Sor!
Genç delikanlı üniversiteyi bitirir bitirmez uluslararası bir sivil toplum kuruluşuna katılarak çalışmaya başlamıştı.
STK, Afrika’da fakir köylülere tarımı öğretmek için çeşitli projeler yürütüyordu.
Delikanlı, üniversiteyi bitirmiş olmasının verdiği özgüvenle birçok şeyi bildiğini düşünüyor, bir an önce çalışmaya başlamak ve fakir Afrikalılar için bir şeyler yapabilmek için büyük bir heyecan duyuyordu.
STK onu çok fakir bir köyde yürütülecek ilk proje için görevlendirdiğinde büyük bir hevesle yola çıktı. Afrikalı köylüler onu samimi bir ilgiyle karşılamıştı.
Proje, bu köyde yaşayan insanlara verimli bir domates türünün yetiştiriciliğini öğretmekti. Böylece köylülerin kısa zamanda daha yüksek miktarda domates üretmeleri mümkün olabilecekti. Bu da fakir köylüler için daha fazla yiyecek ve gelir anlamına geliyordu.
Afrika toprakları o kadar verimliydi ki bu köyde hemen her şey çok güzel büyüyebilirdi. Nitekim kısa sonra domates ekimi yaptıkları arazi kıpkırmızı muhteşem domateslerle kaplanmıştı.
Delikanlı sevinçle ve gururla fakir köylülere “Bakın tarım aslında ne kadar kolay, kısa sürede ne güzel domatesler yetiştirdik” dedi.
Köylüler araziye bakıyorlardı ama doğrusu delikanlı yüz ifadelerinden pek bir şey anlamamıştı. İçinden “Ne kadar da ilgisiz gözüküyorlar” diye geçirdi. Oysa o bu fakir köylüler için ta Dünya’nın öbür ucundan buralara gelmişti.
Domatesler güzel, olgun ve kırmızı olunca bir gece nehirden onlarca su aygırı geldi ve tarlada ne var ne yok hepsini talan etti. Sabah tarlaya gelen delikanlı dehşet içinde köylülere döndü ve ağzından “Aman Tanrım, su aygırları…” cümlesi zorlukla dökülebildi.
Köylüler “Evet, işte bu yüzden burada tarım yok” dediler. Delikanlının şaşkınlığı daha da artmıştı. “İyi ama bunu neden bana söylemediniz?” diye sordu. Köylülerin yüzünde yine o daha önce anlam veremediği ifade vardı.
Köylüler cevap verdi:
“Hiç sormadın ki…”
*****
İnsanların çoğu zaman bizimkinden daha değerli bilgi ve görüşleri olur. Ama bunları ifade etmek için sorulmasını beklerler. Zira sorulmadan söylemeyi kabalık, saygısızlık ve hatta ukalalık addederler.
Aslında insanın özündeki tevazunun bir sonucudur bu!
Kerameti kendinden menkul bazı insanlar, bu inceliği takdir edemezler ve insanımızın suskunluğunu cahillikten sanırlar.
Oysa ne bilgedir bizim insanımız. Yeter ki bir sor. Ne akıllar, ne fikirler verirler.
Yoldan çıkmışları doğru yola evirir, adamlığı unutanlara adamlığı; töreyi unutanlara da töreyi çok iyi hatırlatırlar.
Yeter ki bir sor!
Sevgiyle kalın
Kamil Akdoğan