Memleketin her köşesinden her gün onlarca absürt olay geliyor, zihnimizi, fikrimizi, ruhumuzu bulandırıp adeta isyan ettiriyor. Kadına şiddet, siyasilerin yedikleri haltlar, çeşitli ülkelerden bizlere sanal-reel saldırı haberleri… Geçen gün İyi Parti yöneticisinin mecliste akıllara zarar paylaşımı tüm ülkede infial uyandırdı. Ama ne şehidimizin babasına yapılan saygısızlık, ne onu yapan dangalak beni ilgilendiriyor. Ülkemizin üzerinden darbeli bir CHP diktatörya silindiri geçti ki her şeyi yerle bir edip tüm farklılıklarımızı ezip dümdüz etti. Cumhuriyet ve sonrasından Özal dönemine kadar olan diktatörlük yönetiminde CHP bizleri öyle bir dönüştürdü ki şimdi ben kendimi ne kadar sağcı-dindar diye tanımlasam dahi en az üçte bir oranda onların melun fikirlerine sahibim. Artık dindar insanlar dahi sarıklı, cübbeli, fesli birini gördüğünde onu hoş görmüyor, gözüne diken gibi batıyor. Camide bile “ne yani, o kıyafetle benden daha mı dindar oluyor” tarzda kalplerimize batan bir diken var. Bu diktatörlüğün maalesef belli oranda başarıya ulaştığını gösteriyor. O yüzden Şükrü Saraçoğlu “Din zehirdir. Türkiye’den dini tamamen atabilmek için bize 30 sene lazım” tespitini yapıyordu. Evet, artık dindar-sağcı diyebileceğimiz insanların tamamı fikriyat olarak üçte bir oranında CHP’lidir.
Üstad Bediüzzaman “Batılı iyice tasvir, safi zihinleri idlâldir” buyurmuş. Yani berbat işleri sanki şaheser gibi en ince ayrıntısına kadar anlatıp betimlemek oradaki bozulmamış kalplerde yer bulup onu benimsemesine yol açabilir. Siz yaklaşık on yıl zarfında çekilen film ve dizilerin hangisinde kadına şiddet sahnesi görmediniz söyleyebilir misiniz? Çukur adamların çektiği çukur diziler işte milletin safi zihinlerini bulandırdı, her gün başka bir yerden başka şekillerde şiddet haberleri gelmeye başladı. Yine de bu haberlerin bu denli bültenlerde geçmesi toplumdaki ahlakın bozulmasının en büyük sebeplerinden biridir. RTÜK bu tip haberlerin yapılmasının önüne tamamen geçeceği halde bir de bırakmış, acuze üç-beş kadın kendince program yapıyor, dedektifliğe soyunuyor, olayları çözmeye çalışıyor. O haberleri defalarca izleyen saf vatandaş bu tip haksızlığa uğradığı anda durun ben size hiç eşine rastlanmamış bir durum çıkarayım hevesine kapılıyor. Ya da kopyacılıkla önceki işlenenin aynı cinayeti gözünü kırpmadan işliyor. Çünkü bir olay ilk duyulduğunda tüyler ürpertirken, bunu yüzlerce kez anlatıp milletin kanıksamasına yol açan medya uygun yerinize kına yakın, cinayetlerin yarı sorumlusu sizsiniz!
Aile Bakanlığının şiddete karşı almayı düşündüğü yeni tedbirleri sıralıyordu sabah haberlerinde. Bir köpeği hücreye kapatın, her yeni gün bulunduğu yeri biraz daha daraltın. O daha serbest kalırken ilk fırsatta sizi parçalamak için üzerinize sıçrayacaktır. Aldığınız her yeni tedbir yırtıcı bir köpek hükmündeki öfkesini aklın-mantığın önüne almış zavallılarda öfkenin şiddetini biraz daha artıracaktır. Bu arada yaptığınız düzenlemeler aile denen yapıyı her geçen saniye baltalamaya, onu yıkmaya devam ediyor. 3-5 yıl önce bu haberlerin esâmesi okunuyor muydu? O halde uzmanlarınızla beraber oturup yeniden düşünün, nerelerde yanlışlar yaptığınızı araştırın. Bütün mesele mimsiz medeniyetin her yeni gün ihtiyaçları biraz daha artırması, ihtiyaç olmayan şeylerin TV, medya ve sanal âlemde zorunlu olmazsa olmazlar arasına katılması, buna yetişemeyen zavallı erkeğin hayatından bezmesidir. Nereye giderseniz gidin yapacağınız sağlama bunu gösterecektir. Buna karşı bir tedbiriniz var mı?