Reklamı Geç
Sonay İnşaat
Hatay Hastanesi
Yılmaz Tuhafiye
Recep AYDÖNER

Recep AYDÖNER

Mail: [email protected]

YİNE DE ŞAHLANIYOR AMAN

 

YİNE DE ŞAHLANIYOR AMAN

 

Dilime bir serhat türküsü dolanmış, mütemadiyen ne yapsam aklımdan çıkmıyor. Memleketten yardımcı olduğum bir asker geçen gece yazıp, “abi Libya’ya çıkıyorum, hakkını helal et” deyince ipler hepten koptu. Kendi başbakanı tarafından bile itilmiş, ötelenmiş, tahkir edilmiş Anadolu insanı artık kabuğuna sığmıyor, gördüğünüz gibi Afganistan’da, Libya’da, Somali’de, Bosna’da, Katar’da ve daha bir sürü yerde yine ceddi Ertuğrul gibi, Osman gibi, Fatih gibi, Yavuz gibi adaletin tesisi için koşuyor. Gönül coğrafyamızdan söz ediyoruz, her konuşmanın başında… Dünyanın neresine giderseniz gidin, mazlum, maznun hangi insana bakarsanız bakın, Müslüman Türk’ün adını duymuşsa inanın ümidini bize bağlamış, bir gün gelecek, bizi kurtaracaklar hayaliyle günlerini tüketmektedir. Adını bile bilmediğimiz Uzakdoğu ülkesinde bu gün hala Cuma günü elinde kılıçla Sultan Abdülhamit adına hutbe irat eden imam, onun çevresindeki cemaatten tutun, Arakan ’da bizlerle hiçbir bağı olmayan mülteciler ümidini bizlere bağlamış yolumuzu gözlemektedir. Bunu istemeyen tek bir topluluk varsa o da içimizde yuvalanmış, Osmanlı’nın katilleridir.

Türk İslamiyet’ten önce de mazlumlara ışıktı, İslamiyet’ten sonra da ışık olmaya devam etti. Binlerce kilometre Çin Seddinin Türklere karşı inşa edildiğini söyleyenler halt etmişler. Onun çeşitli yerlerinde Türklerin küçük atlarıyla hiç dokunmadan geçmelerine imkân sağlayan oyuklar bırakmışlardı. Çin’de herhangi bir hükümdar halkına karşı zulmetmeye kalkıştığında Türkler hemen gelip zalim yöneticiyi yok edip halkı selamete kavuşturup dönüyordu. Selçuklularda, Osmanlı’da bu durum hep devam etti. Bir nehrin kenarında tarım yapan Alman halkın ürünlerini hasat eden Fransızları şikâyet edince Osmanlı askerlerinin giydiği elbiselerden yeteri kadar gönderilmiş, siz bunları giyip nehrin çevresinde birkaç tur atın denmişti. Almanlar anlam veremese de bunu yaptıklarından korkuya kapılan Fransızlar o bölgeyi tamamen terk etmişlerdi. Şimdilerde yine aynı durum söz konusu olup askerimizin üniforması bile dosta güven, düşmana korku salmaktadır. Bakmayın şimdilik Suriye’de ateş gelmesine rağmen çok fazla ortalığı cehenneme çevirmediğimize, uluslararası ilişkilerde ince hesaplar yapmak mecburiyetindeyiz.

Artık hesap değişti, mankurt derisine sıkıştırdıkları kimliğimize yeniden dönmek mecburiyetindeyiz. Yüz yıl boyunca Haçlılar çevremizde terör estirdi, ne zaman bir türlü doyuramadıkları karınları acıksa kardeşlerimizden birini kapıp götürdü, içimiz kan ağlayarak hep sustuk, başımıza getirilenler sokaklardaki kıytırık birkaç sloganı bile hoş görmeyip peşimize asker-polis gönderdi. Ama artık Türk gerçek benliğinin farkına varmaya başladı. Okullarda, toplantılarda, sinema ve tiyatrolarda gerçek Türk kimliği anlatılıp tarihimiz yeniden arşivlere göre tasnif edip kitaplaştırsa yakın tarihte yapılan hıyanetler herkes tarafından bilinir, o hınçla şu anki Suriyeli mülteciler benzeri 3-5 milyon haini hep birlikte içimizden temizleriz. O zaman gelsin Haçlılar kayadan toz koparabilecek mi tecrübe etsinler… Bakın bir çevrenize, gözünüzü kamaştıran Türk güneşinin ışıkları tüm dünyaya yayılırken, mazlumların gönüllerini ısıtırken kafanıza yorgan çekmeyin. Kalkın, doğrulun, harekete geçin de insanlık millet görsün!

 

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası

Yorum Yazın