Cehl ile.. toplumu cahil bırakırsanız zihinlerin karartılmasının zeminini döşemiş olursunuz. Cahil düşünmez cahil sorgulamaz cahil her söylenene inanır cahil her tesirli sözün peşinden koşar.. cahil ayağı çamuru saplanmış olsa dahi bir türlü uyanamaz..
Algı ile.. Ne yazık ki günümüzde algılar gerçeğin önüne geçmiş durumda . Medya ve internet ile bunu çok mükemmel şekilde uygulayabiliyor lar. Algılarla zihinleri karartıp kitleleri istediğiniz şekilde manipüle edebilirsiniz.. Ortadoğu bu işin staj alanıdır..
Evham ile.. insanların aklına ve yüreğine şüpheler düşürerek hakikatin önüne dikenli yollar döşeyebilirsiniz. Rehberi olmayan ve aklını kullanamayan bir toplum evhama teslim olmuş demektir..
Korku ve menfaat ile..
İnsanları etkileyen iki temel düşünce vardır: Korku ve menfaat.
Zamanın ünlü bir dolandırıcısı Şöyle diyordu. İnsanların size para vermesi için ya sizden korkması ya da sizden bir menfaat beklentisinde olması gerekiyor. Toplumda değerler çürümeye başladığında korku ve menfaat her zaman iş görür. Korkuyla insanları hakikati savunmaktan bitap düşürebilirsiniz. Yakın zamanda bunun yüzlerce örneğini müşahaade ettik..
Peki değerler nasıl çürür? Örnek modellerle.
Hakikati savunan insanların her gün darbe yediği, horlandığı dışlandığı ve yokluğa mahkum edildiği bir toplumda dürüstlük nasıl prim yapabilir ki? Aynı toplumda yalancılık sahtekarlık prim yapıyor ve insanlar bunların arkasını ve meşruiyetini sorgulamadan bunlara tevessül ediyorsa yalancılığı ve sahtekarlığı nasıl ortadan kaldırabiliriz ki?
Tamah ve açgözlülük. Kanaati öğrenemeyen bir toplum sürekli açgözlülüğün eseri olmaya mahkumdur. Nefislerin terbiye edilmediği bir toplumda kanaat nasıl yerleşebilsin..?
Kıskançlık ile.. kıskançlık fıtri bir özelliktir Ancak insan onu terbiye edebilir. Kıskançlığın terbiye edilmediği toplamları yönlendirmek ve manipüle etmek daha kolaydır.. kıskançlığın derin olduğu toplumlarda husumetler de derinleşir..
Rızk ve açlık ile.. Bir toplumun yarıdan fazlası açlık sınırında yaşıyorsa bu toplum her türlü manipülasyona açıktır. Eğer bir güç ve irade toplumu sürekli aç bırakıyor ve yönetime mahkum ediyorsa orada yönlendirilen bir toplumun varlığından söz edebiliriz.. Bir topluma yapılacak en büyük kötülük çalışıp para kazanma yeteneği varken onu hazır paraya alıştırmaktır..
Uyuşturma ve haşhaşînlik ile.. insanları uyuşturmanın onlarca formülü vardır. Uyuşturulmuş Bir toplumu aydınlatmak kolay değildir. Akıllara şöyle bir düşünce geliyor.:
Hz Ömer gerçekten bugün yaşamış olsa ve başımıza devlet başkanı olarak atanmış olsa acaba bu toplumu değiştirebilir mi?
Irk ve ırkçılık ile.. "(bir kavmin bir kavme üstünlüğü yoktur sizin üstünlüğünüz ancak takva iledir)."
Milliyetçiliği doğru anlamayan bir toplum birbirini tahrik ederek işin içinden çıkılmaz husumetlere kapı aralayabilir. Unutmayalım ki ırkçılığı tahrik eden en büyük etken karşı ırkçılıktır ve emperyalizm bunu çok iyi kullanır.