Sabancı

ZORBA DEVLETTEN SOSYAL DEVLETE GEÇİŞ

ZORBA DEVLETTEN SOSYAL DEVLETE GEÇİŞ

ZORBA DEVLETTEN SOSYAL DEVLETE GEÇİŞ

Türkiye Cumhuriyeti Devleti kurulduğundan bu yana alışkanlık haline gelen bir uygulama vardır. Devlete lazım olacak yatırımlar, malzeme ve ekipmanlar halka yüklenir, bazen vergi ya da benzeri yöntemlerle, bazen de gönüllü bağışlarla ihtiyaçlar karşılanır. Osmanlı Devletinde fakir insanlardan vergi, öşür vb kesintiler olmaz, vakıflarla, zekât müessesiyle toplum içerisinde aç ve açıkta kimse bırakılmazdı. Kimsenin de boynuna basılarak zorla vergi alınmazdı. Ak Parti Hükümetleri artık bu uygulamadan olabildiğince vazgeçmesine rağmen, hala bu alışkanlığın kolaylığına kapılıp bazı şeyleri aceleye getirdiklerine şahit oluyoruz. Devlet Reisimizin 3 seçim önce vadettiği gelir dağılımında sosyal adaletin sağlanması, çeşitli nedenlerle hala yol alınabilmiş bir mesele değil… Bunu nasıl yapacaklarına dair dişe dokunur bir proje-çalışma da henüz bilgi dağarcığımıza maalesef yerleşmedi.

Bazen adamların şeytan taşlamaktan salavat getirmeye vakti kalmıyor, diye aklıma gelse de, siz eğer yasama-yürütme erklerinin başında yer alıyorsanız çevreden gelen sataşmalara, küfürlere, çirkinliklere aldırış etmeden yolunuza devam etmeniz gerekir diyorum. Devletin başının “Aldanmışız, yanılmışız, ayakta uyumuşuz” gibi itirafları kendisini affettirmez, aksine halkın öfkesini üstüne çekmesine yol açar. Diktatör olmayın, ama bu tür hıyaneti yapanları da değil Pensilvanya, öküzün boynuzunda dahi olsa buldurup yok etmeyi bilmelisiniz.

Bir maliye bakanımız vardı, şiir gibi, şarkı gibi… Hükümet üyeleri nasıl bir proje yaparsa yapsın, maliye bakanı bunla yok dedi mi daha iş bitiyordu. Kaç tane bakanın, kaç tane sosyal projesi maliye barajına takılıp ofsayta düştü. Şimdi millet sormaz mı, ya siz haftada bir toplanıp icraatlara dair meseleleri tartışıyorsunuz, hiç mi millete açıklama yapmadan birbirinize danışmıyorsunuz diye? Allahtan reis ipleri eline aldı da bunlar asgariye düştü, ama son bir ayda iki kez aynı durumla karşılaşıyoruz.

Dört bir tarafımıza ateşten, çelikten, bombalardan, hıyanetten örülü bir ihata ile karşı karşıya iken bile bu hükümet, eğer ayakta durmayı düşünüyorsa, sosyal projelerle elinden geldiğince milleti rahatlatmaya, onların üzerindeki yükleri omuzlamaya çalışması elzemdir. Milletimiz idarenin yaptığı yol-su-elektrik, havalimanı ve köprüleri inkâr etmiyorsa da bolca gördüğü icraatlar kendisine rutin gelmeye başladı. Direkt kesesine girecek, refahını artıracak şeylerin yolunu gözlemeye başlamıştır. 18-19 saatlik İstanbul, 12 saate, hatta uçakla 1,5 saate inmiş olsa da yılda bir ay iznini güzel bir mekânda hiçbir düşüncesi olmaksızın geçirmenin hayalini kurmaktadır.

Devlet çalışanlarına ürettiği toplu konutlardan ve araçlardan birer tane verip, bunu her ay maaşından küçük kesintilerle alması, o çalışan için ne kadar değerli bir armağan olur ki, hala yerli otomobil arayışında günler sayıyoruz. ÖTV, MTV ve daha adını sayamayacağımız bir sürü vergi yükünü millet üzerinden üçer-beşer çektiniz mi, sosyal devlete doğru hızla yol alırsınız. Basitçe şu banka faizlerini giderip, GSM şirketlerini dizginleyebilmeniz bile bu yönde büyük adımlar olacaktır. Ne olur yani faturasını ödeyen herkesin kesintisiz interneti bedava olsa? Belki 50 yıl önce yapılması gerekenlerin, gaflet, dalalet ve hatta hıyanet sebebiyle hep bu günlere bırakılması sebebiyle iktidarın çok yoğun bir iş yükü, gündemi, kafa yorduğu meseleler var. Bunlara ilaveten iç ve dış düşmanların örmeye çalıştıkları ihanet çemberini yarabilmek için daha çok, ama çok çalışmamız gerekiyor.

Sosyal devlet özlemimiz ise sürekli öteleniyor. Dünya birkaç yüksek hırslı serserinin rezilliklerine kurban gidecek gibi bir hal giderek artan ihtimal gibi görünüyor. Dünyanın sahibi benim, sensin kavgası değil sosyal devleti, şu günlerimizi bile aratacak günlere gebe. İnşallah, bu zorlu dönemeçten

İslam ümmetiyle birlikte güçlenerek Osmanlının bile üzerinde bir hakimiyet sahası sağlanır da, dünya bir kez daha Asrı Saadeti hep birlikte yaşarız.