ZULÜM NEREYE KADAR?
Dünya üzerinde birtakım devletler sömürge düzeni ve ekonomik kalkınmanın temellerini maalesef diğer devlet/ milletler üzerine kurdukları zulüm ve katliamlarla sağlamışlardır. Kendileri daha çok çalışmak ve üretmek yerine kölelik düzeni kurmuşlar, gerek Afrika toplulukları, gerekse Hindistan çevrelerinden insanları toplayıp kendilerinin yerine bunları öldüresiye çalıştırarak refah düzeylerini artırıp, güya kendilerince sanayi devrimini gerçekleştirmişlerdir. Bu sömürgeciler bedava iş gücü ve insan varlığını kullanarak silah ve teknoloji ürettiği için şimdilerde dünya düzenini kendilerine göre kurduklarından bu iki yüzlüler, istekleri dışında hareket eden toplumlara hala zulmetmekte, kafalarına göre yok etmektedir.
ABD ve İsrail gibi terör devletleri geçmişten bu yana bulundukları her coğrafyada arkalarında kan ve gözyaşından oluşan kötü izler bırakmışlardır. Bu devletler, İngiltere ve AB devletleri menfaatleri söz konusu olduğunda her mefhumu eğip bükmekte, insanlık üzerine adeta bir karabasan gibi çökmektedir. Şimdi sorulması gereken asıl soru şudur; Bu zulüm ilelebet gider mi? Çünkü zulme, haksızlığa uğrayan insan ya da hayvan bu harekete karşı açık/gizli bir hiddet, öfke besler, biriktirir. Zamanı geldiğinde, fırsatını bulduğunda ise bu zulmü yapanlara en sert cezayı verir. İşte medeni canavarların ülkelerin, toplumların arasını olabildiğince bozmasının ana nedenlerinden biri zulmettikleri kişilerin bir araya gelmesinin önüne geçmektir. Ne kadar güçlü olursanız olun, birlikte hareket eden bir topluma karşı işiniz zorlaşır, hatta imkansızlaşır.
Şöyle bir empati kurun; 4-5 devlet ABD’ye karşı birleşip onları bulundukları coğrafyadan atmaya kalkışması, o 5 ülkenin insanları ABD askerlerine, halkına, hatta dış ülkelerde bulunan bireylerine en sert şekilde müdahalede bulunsun, onların yok edilmesine yönelik faaliyetler içine girsin. Kendini dünyanın sahibi ilan eden bu devletin vatandaşları için dünya inanın yaşanmaz hale gelecektir. Nerede kendilerine nasıl bir saldırı olacağı düşüncesi onlara dünyayı dar eder.
Peki dünya halkları tepelerinde keskin kılıç gibi duran bu zalimlere daha ne kadar dayanacak, ezilmeye devam edecektir? Aralarından cesur bir liderin önderliğinde haksızlığa dur diyemeyecek? Aslında başıbozukluğu gelişen haberleşme ağı, sosyal medya ve diğer kanallarından an be an izleyen dünya gençleri bir kıvılcım beklemektedir. Herhangi bir anda parlayacak bir ateş, ceberut düzeni yerle bir edecek, onların silahı, topu, tüfekleri hiçbir işe yaramayacaktır. Sabırlar bitiyor, dünya bu rezilliğe daha fazla tahammül etmeyecektir. Bekliyoruz, ya sabır…