<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Hatay İnternet Tv, Hatay Haber, Hatay Son Dakika Haberleri  Hatay&#039;ın haber sitesinde</title>
        <link>https://www.hatayinternettv.com/</link>
        <description>Hatay haber, en son Hatay haberleri, son dakika Hatay haberleri hatayinternettv.com ile ilk siz haberdar olun.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>21 yaşında hayata veda etti, organları 7 hayata umut olacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-928517</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-928517</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'DA GEÇİRDİĞİ MOTOSİKLET KAZASININ ARDINDAN BEYİN ÖLÜMÜ GERÇEKLEŞEN 21 YAŞINDAKİ BARAN DUMAN'IN AİLESİ, GENÇ YAŞTA KAYBETTİKLERİ EVLATLARININ ORGANLARINI BAĞIŞLAMA KARARI ALDI. DUMAN'IN KALBİ, KARACİĞERİ, 2 BÖBREĞİ, PANKREASI VE 2 KORNEASI, ORGAN NAKLİ BEKLEYEN 7 HASTAYA UMUT OLACAK.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da geçirdiği motosiklet kazasının ardından beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki gencin ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışlama kararı aldı. Duman’ın kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya umut olacak.</p><br/><p>Antalya’da motosiklet kazası sonucu ağır yaralanan ve kaldırıldığı hastanede beyin ölümü gerçekleşen 21 yaşındaki Baran Duman’ın ailesi, genç yaşta kaybettikleri evlatlarının organlarını bağışladı. Duman’ın bağışlanan kalbi, karaciğeri, 2 böbreği, pankreası ve 2 korneası, organ nakli bekleyen 7 hastaya nakledilecek.</p><br/><p>Edinilen bilgiye göre, 3 Ağustos 2026 tarihinde geçirdiği motosiklet kazasının ardından Antalya Şehir Hastanesine kaldırılan Baran Duman, tedavi altına alındı. Yapılan tüm müdahalelere rağmen Duman’ın 12 Ağustos’ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Hastanenin Organ ve Doku Nakli Koordinatörlüğü tarafından aileyle yapılan görüşmelerin ardından Duman’ın yakınları, 13 Ağustos’ta organ bağışına onay verdi.</p><br/><br/><p>"Başka insanlara umut olmak istediler"</p><br/><p>Antalya Şehir Hastanesi Organ ve Doku Nakli Koordinatörü Hakkı Ergüden, ailenin insanlık örneği gösterdiğine vurgu yaparak, "3 Ağustos 2026 tarihinde, 21 yaşındaki Baran Duman isimli hastamız motosiklet kazası sonucu hastanemize getirildi. Yapılan tetkiklerin ardından 12 Ağustos’ta beyin ölümünün gerçekleştiği tespit edildi. Aileyle yapılan görüşmeler sonucunda yakınları, 13 Ağustos’ta büyük bir insanlık örneği göstererek Baran’ın organlarının bağışlanmasını kabul etti. Bu durumlar aileler için oldukça zor. En acılı dönemlerinde evlatlarının organlarını bağışlayarak başka insanlara umut olmak istediler. Hastanemiz, organları alacak hastalar ve onların aileleri adına kendilerine teşekkür ediyorum" dedi.</p><br/><br/><p>Organları 7 hastaya nakledilecek</p><br/><p>Organ bağışının önemine dikkati çeken Ergüden, "Ülkemizde her gün organ bekleyen çok sayıda hasta hayatını kaybediyor. Organ bağışı yalnızca beyin ölümü gerçekleşen hastalardan yapılabildiği için bunu çok onurlu bir görev olarak görüyoruz. Baran’ın bağışlanan organları 7 hastaya umut olacak ve onların hayata tutunmasını sağlayacak. Belki de bu hastalar uzun yıllar sağlıklı ve güzel bir hayat yaşayacak. Bizim de en büyük temennimiz bu. Ailenin gösterdiği özveri gerçekten takdire şayan. Bu davranışın diğer ailelere de örnek olmasını ve ülkemizdeki organ bağışı oranının artmasını temenni ediyoruz" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"En acılı anınızda karar vermek zorundasınız"</p><br/><p>Toplumdaki organ bağışı bilincinin artması gerektiğini de belirten Ergüden, sözlerini şöyle sürdürdü: "Toplumumuzun bu konudaki bilincinin ve duyarlılığının artmasını istiyoruz. Herkesin, bir gün kendisinin veya bir yakınının da organ nakline ihtiyaç duyabileceğini düşünerek hareket etmesi gerekiyor. Bu süreçler kolay değil. En yakınınızı kaybediyorsunuz ve en acılı anınızda, çok kısa süre içerisinde böyle bir karar vermek zorunda kalıyorsunuz. Ancak bir gün biz de bu organlara ihtiyaç duyabiliriz. Ülke genelinde organ bağışı oranlarının artmasını ve nakil listelerinde bekleyen hastaların bir an önce sağlığına kavuşmasını temenni ediyoruz. Çünkü onların her biri, gelecek bir telefonla yeniden hayata tutunmanın umudunu taşıyor."</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-0-1786695305.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-1-1786695306.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-2-1786695307.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-3-1786695307.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 11:15:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/21-yasinda-hayata-veda-etti-organlari-7-hayata-umut-olacak-1786695305.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Prostat kanseri cerrahisinde teknolojik dokunuş</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/prostat-kanseri-cerrahisinde-teknolojik-dokunus-928458</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/prostat-kanseri-cerrahisinde-teknolojik-dokunus-928458</guid>
                <description><![CDATA[ÜROLOJİ UZMANI DOÇ. DR. UMUT ÜNAL, PROSTAT KANSERİNE ERKEN DÖNEMDE YAKALANDIĞINDA TEDAVİ SEÇENEKLERİNİN ARTTIĞINI, CERRAHİ BAŞARININ YÜKSELDİĞİNİ BELİRTEREK, "PROSTAT KANSERİNDE ERKEN TANI İÇİN RİSK DURUMUNA GÖR DOĞRU ZAMANDA YAPILAN TARAMALAR HAYAT KURTARICI OLABİLİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Ünal, prostat kanserine erken dönemde yakalandığında tedavi seçeneklerinin arttığını, cerrahi başarının yükseldiğini belirterek, "Prostat kanserinde erken tanı için risk durumuna gör doğru zamanda yapılan taramalar hayat kurtarıcı olabilir" dedi.</p><br/><p>Özellikle 50 yaş üzerindeki erkeklerde daha sık görülen prostat kanseri, erken tanı konulduğunda yüksek oranda tedavi edilebiliyor. Medline Adana Hastanesi Üroloji Uzmanı Doç. Dr. Umut Ünal, günümüzde ileri teknolojiler ile başarılı sonuçlar alınabilen prostat kanserinde düzenli kontrollerin ve farkındalığın hayati önem taşıdığını söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Hastalık genellikle sessiz ilerliyor</p><br/><p>Doç. Dr. Ünal, Prostat kanserinin başlangıç döneminde çoğu zaman sessiz seyrettiğini belirterek, "İlerleyen süreçte sık idrara çıkma, gece idrara kalkma, idrar yaparken zorlanma, idrarda kan görülmesi veya kemik ağrıları gibi şikayetler ortaya çıkabilir. Ancak bu belirtiler her zaman kanser anlamına gelmez. Kesin değerlendirme için PSA testi, parmakla prostat muayenesi ve gerekli durumlarda prostat biyopsisi yapılır. Kanser prostatla sınırlı olduğunda cerrahi tedavi en etkili seçeneklerden biridir. Radikal prostatektomi adı verilen ameliyatta prostat bezi ve gerektiğinde çevresindeki bazı dokular çıkarılır. Amaç, kanseri tamamen temizlemek ve hastanın uzun dönem yaşam şansını ve kalitesini artırmaktır. Günümüzde, cerrahi tekniklerdeki gelişmeler sayesinde hastaların hastanede kalış süresi kısalmakta ve günlük yaşama dönüş hızlanmaktadır" diye konuştu.</p><br/><p>Robotik cerrahi önemli avantajlar sağlıyor</p><br/><p>Prostat kanseri ameliyatlarının birkaç farklı yöntem ile yapılabildiğini kaydeden Ünal, "Bunlardan ileri teknoloji robotik cerrahi sistemiyle yapılan prostat kanseri ameliyatlarında cerrah, yüksek çözünürlüklü üç boyutlu görüntü altında çok hassas hareketler yapabilir. Halk arasında robot ameliyatı olarak bilinse de ameliyatı yapan kişi bir robot değil, alanında uzman bir cerrahtır. Robot yardımı ile uygulanan bu yöntem; daha küçük kesiler, daha az kanama, daha düşük ağrı, daha kısa hastanede kalış süresi ve hastaların günlük yaşamlarına daha hızlı dönmesi gibi oldukça önemli avantajlar sağlar. Robotik cerrahi ayrıca, idrar tutma ve cinsel fonksiyonları korumaya yönelik sinir koruyucu tekniklerin uygulanmasına da önemli katkılar sağlayabilmektedir" dedi.</p><br/><p>Yaşam tarzı koruyucu rol oynuyor</p><br/><p>Doç. Dr. Umut Ünal, prostat kanserinden korunmada sağlıklı yaşam alışkanlıklarının da önemli rol oynadığını söyleyerek, "Düzenli egzersiz yapmak, ideal kiloyu korumak, sigara kullanmamak ve Akdeniz tipi beslenmek genel kanser riskini azaltmaya yardımcı olabilir. Özellikle ileri yaş erkeklerin ‘şikayetim yok’ düşüncesiyle kontrollerini ertelememesi gerekir. Prostat kanseri erken dönemde yakalandığında tedavi seçenekleri artmakta, cerrahi başarısı yükselmekte ve hastaların yaşam kalitesi belirgin şekilde korunabilmektedir. Prostat kanserinde erken tanı için risk durumuna gör doğru zamanda yapılan taramalar hayat kurtarıcı olabilir. Bunun için ortalama riskli erkeklerde 50 yaşında, birinci derece akrabasında prostat kanseri öyküsü olanlar 45 yaşında, çok yüksek riskli erkeklerde ise 40 yaşında PSA taramasına başlanmalıdır" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 13:35:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/prostat-kanseri-cerrahisinde-teknolojik-dokunus-1786617305.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kilo yönetiminde tamamlayıcı yaklaşımlar diyet sürecine destek olabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kilo-yonetiminde-tamamlayici-yaklasimlar-diyet-surecine-destek-olabiliyor-928436</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kilo-yonetiminde-tamamlayici-yaklasimlar-diyet-surecine-destek-olabiliyor-928436</guid>
                <description><![CDATA[UZM. DR. LEYLA RABİA UZ, KİLO YÖNETİMİNİN YALNIZCA KALORİ HESABINDAN İBARET OLMADIĞINI, BİREYİN YAŞAM ALIŞKANLIKLARI, BESLENME DAVRANIŞLARI VE METABOLİK ÖZELLİKLERİNİN BİRLİKTE DEĞERLENDİRİLMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>ADANA (İHA) – Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Leyla Rabia Uz, kilo yönetiminin yalnızca kalori hesabından ibaret olmadığını, bireyin yaşam alışkanlıkları, beslenme davranışları ve metabolik özelliklerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı’ndan Uzm. Dr. Leyla Rabia Uz, sağlıklı kilo vermenin temelinde dengeli beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve gerekli durumlarda tıbbi değerlendirme bulunduğunu belirterek, bazı bireylerde bu süreci desteklemek amacıyla tamamlayıcı uygulamalardan da yararlanılabildiğini ifade etti.</p><br/><p>Frekans yönetiminin bu yaklaşımlardan biri olarak değerlendirilebildiğini söyleyen Uz, yöntemin uygun görülen kişilerde, hekim değerlendirmesi sonrasında ve kişiye özel planlama doğrultusunda destekleyici amaçla uygulanabildiğini kaydetti.</p><br/><p>Tedavi sürecinin ayrıntılı bir ön görüşmeyle başladığını belirten Uz, kişinin sağlık öyküsü, beslenme alışkanlıkları ve yaşam tarzının birlikte değerlendirildiğini söyledi. Seansların bireysel ihtiyaçlara göre planlandığını ifade eden Uz, uygulama süresince sağlıklı beslenme önerileri ve yaşam tarzı değişikliklerinin de programın önemli bir parçasını oluşturduğunu vurguladı.</p><br/><p>"Bu uygulama tek başına bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemeli"</p><br/><p>Uygulamaya katılan kişilere tavsiyelerde bulunan Uzm. Dr. Uz, "Uygulamaya katılan bazı kişiler, diyet programına uyum sağlamanın kendileri için kolaylaştığını ve beslenme düzenlerini sürdürme konusunda destek hissettiklerini ifade ediyor. Ancak bu uygulama tek başına bir tedavi yöntemi olarak değerlendirilmemeli sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile hekim tarafından önerilen tıbbi yaklaşımın yerine değil, uygun görülen durumlarda destekleyici bir seçenek olarak ele alınmalıdır" dedi.</p><br/><p>Uz, kilo yönetiminin kişiye özel planlanması gereken uzun soluklu bir süreç olduğuna dikkat çekerek, herhangi bir yöntemin herkeste aynı sonucu vermesinin beklenmemesi gerektiğini, bu nedenle bireylerin sağlıkla ilgili kararlarını mutlaka hekim değerlendirmesi doğrultusunda vermelerinin önem taşıdığını sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 13 Aug 2026 10:55:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/kilo-yonetiminde-tamamlayici-yaklasimlar-diyet-surecine-destek-olabiliyor-1786607703.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÖNMEZ: OTOMATİK ŞOK CİHAZLARI HAYAT KURTARACAK</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/sonmez-otomatik-sok-cihazlari-hayat-kurtaracak-928407</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/sonmez-otomatik-sok-cihazlari-hayat-kurtaracak-928407</guid>
                <description><![CDATA[Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, Sağlık Bakanlığı tarafından Hatay’a tahsis edilen 3 adet Otomatik Eksternal Defibrilatörün (OED), Hatay Valiliği binası ile İskenderun ve Dörtyol kaymakamlıklarında nüfus yoğunluğunun fazla olduğu noktalara yerleştirildiğini belirterek, cihazların doğru ve bilinçli kullanılmasının kalp durması vakalarında yaşam şansını önemli ölçüde artıracağını söyledi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="815" height="815" src="https://www.youtube.com/embed/7E9bfVE6FDw" title="SÖNMEZ: OTOMATİK ŞOK CİHAZLARI HAYAT KURTARACAK HATAYİNTERNETTV.COM" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SÖNMEZ: OTOMATİK ŞOK CİHAZLARI HAYAT KURTARACAK</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, Sağlık Bakanlığı tarafından Hatay’a tahsis edilen 3 adet Otomatik Eksternal Defibrilatörün (OED), Hatay Valiliği binası ile İskenderun ve Dörtyol kaymakamlıklarında nüfus yoğunluğunun fazla olduğu noktalara yerleştirildiğini belirterek, cihazların doğru ve bilinçli kullanılmasının kalp durması vakalarında yaşam şansını önemli ölçüde artıracağını söyledi.</span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Sıtkı Sönmez," src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/08/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2020_43_53%20(1).jpeg" style="height:449px; width:800px" /><br />
Hatay İl Sağlık Müdürlüğü koordinasyonunda yerleştirilen cihazların ilerleyen süreçte kentin farklı noktalarında da yaygınlaştırılmasının planlandığını belirten Sönmez, kalbi duran kişiye ilk dakikalarda yapılacak doğru müdahalenin hayati önem taşıdığını vurguladı.</span></p>

<p><br />
<strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÜÇ NOKTAYA CİHAZ YERLEŞTİRİLDİ</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağlık Bakanlığı tarafından Hatay’a tahsis edilen 3 otomatik şok cihazı, ilk etapta Hatay Valiliği, İskenderun Kaymakamlığı ve Dörtyol Kaymakamlığı binalarında vatandaşların kolaylıkla ulaşabileceği noktalara yerleştirildi. Cihazların koordinasyonunun Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından yürütüldüğünü ifade eden Sönmez, zaman içerisinde OED cihazlarının kentin birçok noktasında vatandaşların kullanımına sunulacağını belirtti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Sıtkı Sönmez," src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/08/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2020_43_53.jpeg" style="height:453px; width:800px" /></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İLK BEŞ DAKİKA KRİTİK</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalp durması vakalarında zaman kaybetmeden müdahale edilmesinin yaşama tutunma ihtimalini artırdığını vurgulayan Sönmez, özellikle ilk 5 dakikanın kritik olduğuna dikkat çekti. Sönmez, “Kalp durduğunda zaman durmaz” ifadeleriyle yaptığı değerlendirmede, kalbi durmuş bir kişiye ilk dakikalarda yapılacak ilk yardım ve gerektiğinde otomatik şok cihazının kullanılmasıyla sağkalım oranının 3 kata kadar artırılmasına destek olunabileceğini kaydetti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Sıtkı Sönmez," src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/08/WhatsApp%20Image%202026-08-11%20at%2020_43_54%20(1).jpeg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“ARA, BAS VE ŞOK”</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Otomatik şok cihazlarının kullanımının vatandaşlar açısından oldukça kolay olduğunu belirten Sönmez, cihazın üç temel adımda kullanılabildiğini söyledi. Sönmez, bu süreci “Ara, bas ve şok” şeklinde özetleyerek, öncelikle 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğini, ardından çevrede bulunan OED cihazının olay yerine getirilerek hastaya uygulanması gerektiğini ifade etti.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>CİHAZ TÜRKÇE YÖNLENDİRİYOR</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Otomatik şok cihazlarının yalnızca sağlık personelinin kullanabileceği cihazlar olmadığını belirten Sönmez, cihazların halktan kullanıcıların da müdahale sürecini doğru şekilde yürütebilmesine yardımcı olacak şekilde tasarlandığını söyledi. Cihazın kapağının açılmasıyla birlikte Türkçe sesli komutların devreye girdiğini aktaran Sönmez, OED'nin müdahalede bulunan kişiyi adım adım yönlendirdiğini ve gerektiğinde şok uygulanması konusunda gerekli talimatları verdiğini belirtti. Sönmez, cihazların hasta veya kullanıcıya yanlış müdahale nedeniyle zarar vermesini önleyecek güvenlik sistemlerine sahip olduğunu da vurguladı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>112’DEN SONRA CİHAZ KULLANILMALI</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalbi duran bir kişi görüldüğünde öncelikle 112 Acil Çağrı Merkezi'nin aranması gerektiğinin altını çizen Sönmez, çevrede bulunan OED cihazının olay yerine ulaştırılmasının ardından cihazın sesli komutları doğrultusunda müdahaleye başlanabileceğini ifade etti. Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, OED cihazlarının yaygınlaştırılmasıyla birlikte vatandaşların kalp durması gibi hayati risk taşıyan durumlarda sağlık ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar doğru ve zamanında müdahale yapabilmesine katkı sağlanmasının hedeflendiğini belirtti.<br />
Sönmez, cihazların bilinçli şekilde kullanılmasının, kalp durması vakalarında hastaların yaşama tutunma ihtimalinin artırılmasına önemli katkı sunacağını kaydetti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 17:45:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/sonmez-otomatik-sok-cihazlari-hayat-kurtaracak-1786546302.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Geçmeyen ağız kokusunun altından hastalık çıkabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/gecmeyen-agiz-kokusunun-altindan-hastalik-cikabilir-928354</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/gecmeyen-agiz-kokusunun-altindan-hastalik-cikabilir-928354</guid>
                <description><![CDATA[ACIBADEM ADANA HASTANESİ PERİODONTOLOJİ UZMANI DİŞ HEKİMİ BEDİİ ENDER TOPÇU, “DÜZENLİ AĞIZ BAKIMINA RAĞMEN DEVAM EDEN AĞIZ KOKUSU MUTLAKA ARAŞTIRILMALIDIR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Periodontoloji Uzmanı Diş Hekimi Bedii Ender Topçu, düzenli ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusunun mutlaka araştırılması gerektiğini söyledi.</p><br/><p>Ağız kokusu çoğu zaman önemsiz bir sorun olarak görülse de bazı durumlarda sosyal yaşamı etkileyen önemli bir problem haline de gelebiliyor. Basit bir sorun gibi görülen ağız kokusu, bazı durumlarda diş eti hastalıkları ve yetersiz ağız hijyeninin ilk belirtisi olabiliyor.</p><br/><p>Ağız kokusunun çoğu zaman sakız veya naneli ürünlerle geçici olarak bastırılmaya çalışıldığını belirten Acıbadem Adana Hastanesi Periodontoloji Uzmanı Diş Hekimi Bedii Ender Topçu, ağız kokusunun normal bir durum olmadığını ve diş eti hastalıklarından yetersiz ağız hijyenine kadar birçok sağlık sorununun ilk belirtisi olabileceğini söyledi.</p><br/><br/><p>"Yüzde 90’ı ağız içi nedenlerden kaynaklı"</p><br/><p>Ağız kokusunun yalnızca sosyal yaşamı değil, ağız sağlığını da etkileyen önemli bir belirti olduğunu ifade eden Topçu, bilimsel çalışmalara göre ağız kokularının yaklaşık yüzde 90’ının ağız içi nedenlerden kaynaklandığını belirtti. En sık görülen nedenlerin diş eti hastalıkları, dil yüzeyinde biriken bakteriler, diş taşı ve yetersiz ağız hijyeni olduğunu kaydeden Topçu, "Ağız kokusu normal bir durum değildir. Diş eti hastalıklarından yetersiz ağız hijyenine kadar birçok sağlık sorununun ilk belirtisi olabilir. Bu nedenle düzenli ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusu mutlaka araştırılmalıdır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Diş eti hastalığının ilk işareti olabilir"</p><br/><p>Ağız kokusunun bazı durumlarda farklı hastalıkların habercisi olabileceğini dile getiren Topçu, "Sinüzit, bademcik enfeksiyonları, bazı sistemik hastalıklar ve mideyle ilişkili rahatsızlıklar da ağız kokusuna neden olabilir. Özellikle diş eti hastalıklarında ağız kokusu çoğu zaman ilk fark edilen belirtilerden biridir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Dil temizliğinin ihmal edilmemesi gerekiyor"</p><br/><p>Ağız kokusunun önlenmesinde yalnızca diş fırçalamanın yeterli olmadığını vurgulayan Diş Hekimi Topçu, düzenli diş fırçalamanın yanı sıra diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmasını ve dil temizliğine önem verilmesini önerdi.</p><br/><p>Topçu, "Ağız kokusuna neden olan bakterilerin önemli bir kısmı dilin arka bölümünde bulunuyor. Bu nedenle düzenli diş fırçalamanın yanında diş ipi veya ara yüz fırçası kullanılmalı, en önemlisi de dil temizliği ihmal edilmemelidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Ağız kokusunu saklamak yerine nedenini araştırın"</p><br/><p>Ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusunun mutlaka araştırılması gerektiğini söyleyen Topçu, "Düzenli ağız bakımına rağmen devam eden ağız kokusu mutlaka araştırılması gereken bir durumdur. Doğru tanı konulduğunda ağız kokusunun büyük bölümü başarılı şekilde tedavi edilebilir. Ağız kokusunu yalnızca bir koku problemi olarak değil, vücudun verdiği önemli bir uyarı olarak değerlendirmek gerekir" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 09:30:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/gecmeyen-agiz-kokusunun-altindan-hastalik-cikabilir-1786516206.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yazın ani sıcak-soğuk geçişleri sinüziti tetikliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/yazin-ani-sicak-soguk-gecisleri-sinuziti-tetikliyor-928237</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/yazin-ani-sicak-soguk-gecisleri-sinuziti-tetikliyor-928237</guid>
                <description><![CDATA[KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI UZMANI DR. MURAT ARSLANHAN, SICAK HAVA İLE KAPALI VE SOĞUK ORTAMLAR ARASINDA GİDİP GELMEK, SİNÜSLERİN KENDİNİ DENGELEMESİNİ ZORLAŞTIRARAK ŞİKAYETLERİN DAHA KOLAY ORTAYA ÇIKMASINA NEDEN OLABİLECEĞİNİ SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, sıcak hava ile kapalı ve soğuk ortamlar arasında gidip gelmek, sinüslerin kendini dengelemesini zorlaştırarak şikayetlerin daha kolay ortaya çıkmasına neden olabileceğini söyledi.</p><br/><p>Sinüsler, yüz kemiklerinin içinde bulunan, burunla bağlantılı hava boşluklarıdır. Bu boşlukların iç yüzeyi ince bir mukoza tabakasıyla kaplıdır. Ani ısı değişiklikleri, bu mukozanın şişmesine ve salgı dengesinin bozulmasına neden olabilir. Özellikle dış ortamda 38-40 derece sıcakta bulunup ardından 18-20 derecelik klimalı ortama girmenin sinüsleri olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Arslanhan, yaz aylarında sinüs sağlığını korumaya yönelik uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Bu belirtiler sinüzit habercisi olabilir</p><br/><p>Sıcak-soğuk geçişlerine bağlı sinüs şikayetlerinde en sık burun tıkanıklığı, geniz akıntısı, alın ve göz çevresinde baskı hissi, baş ağrısı ve yüzde dolgunluk görüldüğünü belirten Dr. Murat Arslanhan, "Bazı kişilerde kulaklarda tıkanıklık hissi ve boğazda tahriş de ortaya çıkabilir. Bu belirtiler her zaman bakteriyel bir enfeksiyon anlamına gelmez; çoğu zaman mukoza tahrişi ve ödem ön plandadır. Alerjik riniti olanlar, daha önce sinüzit geçirmiş kişiler, sigara kullananlar ve uzun süre klimalı ortamlarda çalışanlar sıcak-soğuk geçişlerinden daha fazla etkilenirler. Ayrıca çocuklar ve yaşlılarda burun ve sinüs mukozası çevresel değişikliklere karşı daha hassas olabilir. Gün içinde sık sık dışarıdaki sıcak hava ile kapalı ve soğuk ortamlar arasında gidip gelmek, sinüslerin kendini dengelemesini zorlaştırarak şikâyetlerin daha kolay ortaya çıkmasına neden olabilir. Bu nedenle özellikle risk grubundaki kişilerin ani ısı değişimlerinden mümkün olduğunca kaçınması gerekir" diye konuştu.</p><br/><p>Klima tek başına neden değil</p><br/><p>Arslanhan, klimaların doğrudan sinüzit yapmadığını ancak ortam havasını kurutarak burun içindeki koruyucu tabakanın zayıflamasına yol açabildiğini söyleyerek, "Düzenli temizlenmeyen klimalar ise toz ve alerjenlerin yayılmasına neden olabilir. Özellikle alerjik bünyesi olan kişilerde ise bu durum sinüs yakınmalarını tetikleyebilir. Yaz aylarında araç klimasını çok düşük derecede tutmak, terli halde uzun süre soğuk hava akımına maruz kalmak ve gece boyunca doğrudan klimanın karşısında uyumak da sinüs şikâyetlerini artıran alışkanlıklar arasında yer alır. Bu nedenle serinlerken vücudu ani ısı değişimlerine maruz bırakmamak ve ortam sıcaklığını dengede tutmak önemlidir" dedi.</p><br/><p>Dr. Arslanhan, yaz aylarında sinüsleri korumak için önerilerini şöyle sıraladı:</p><br/><p>"Klima sıcaklığını dış ortamdan 6-8 dereceden fazla düşük ayarlamayın.</p><br/><p>Terliyken doğrudan soğuk havaya maruz kalmayın.</p><br/><p>Gün içerisinde bol miktarda su tüketin.</p><br/><p>Burun içini nemli tutmak için tuzlu su spreylerinden yararlanmayı deneyin.</p><br/><p>Klimaların filtre temizliğini düzenli şekilde yaptırın.</p><br/><p>Uzun süren yüz ağrısı, ateş, koyu renkli akıntı veya 10 günden uzun süren şikayetlerde bir uzmana başvurun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:20:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/yazin-ani-sicak-soguk-gecisleri-sinuziti-tetikliyor-1786350005.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersin Büyükşehir Belediyesi 6 noktaya OED cihazı yerleştirdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi-928220</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi-928220</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ, ANİ KALP DURMALARINDA HIZLI MÜDAHALE AMACIYLA TEMİN ETTİĞİ 6 OTOMATİK EKSTERNAL DEFİBRİLATÖR (OED) CİHAZINI VATANDAŞLARIN VE PERSONELİN YOĞUN BULUNDUĞU NOKTALARA YERLEŞTİRİRKEN, CİHAZLARIN KULLANIMINA YÖNELİK UYGULAMALI EĞİTİMLERE BAŞLADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi, ani kalp durmalarında hızlı müdahale amacıyla temin ettiği 6 Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazını vatandaşların ve personelin yoğun bulunduğu noktalara yerleştirirken, cihazların kullanımına yönelik uygulamalı eğitimlere başladı.</p><br/><p>Mersin Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı koordinesinde, Macit Özcan Spor Tesislerinde, Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazının tanıtımı ve kullanım eğitimi gerçekleştirildi. Sağlık Bakanlığının 9 Aralık 2025 tarihinde yayımladığı yönetmelik doğrultusunda, sağlık hizmeti sunulan alanlar dışında ani kalp durmalarına ilk müdahalenin güçlendirilmesi amacıyla taşınabilir şok cihazlarının kullanımının yaygınlaştırılması hedefleniyor. Bu kapsamda Mersin Büyükşehir Belediyesi de 6 adet OED cihazını temin ederek, vatandaşların ve belediye personelinin yoğun olarak bulunduğu noktalara yerleştirdi. Cihazlar; Mersin Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası, Akdeniz ilçesindeki Makine İkmal Yerleşkesi, Yenişehir ilçesindeki Macit Özcan Spor Tesisleri ile Mersin, Tarsus ve Silifke Şehirlerarası Otobüs Terminallerinde hizmete alındı.</p><br/><p>Macit Özcan Spor Tesislerinde düzenlenen eğitim programında, OED cihazının çalışma prensibi, ani kalp durmalarında doğru kullanım şekli ve acil durumlarda izlenmesi gereken adımlar maket üzerinde uygulamalı olarak anlatıldı. Eğitim kapsamında tesis çalışanlarına, cihazın güvenli ve etkin kullanımı hakkında bilgi verildi. Eğitimler, cihazların kurulduğu diğer noktalarda da devam edecek.</p><br/><br/><p>OED cihazı nedir?</p><br/><p>Ani kalp durmalarında kullanılan OED cihazı, kişinin kalp ritmini otomatik olarak analiz ederek, yalnızca şok uygulanması gereken ritimleri tespit ediyor ve gerekli durumlarda kullanıcıyı sesli ve görsel yönlendirmelerle destekleyerek güvenli şekilde müdahaleye imkan sağlıyor. Sağlık profesyonelleri ve ilk yardım eğitimi almış kişiler tarafından kullanılabilen cihaz, acil durumlarda 112 Acil Sağlık ekiplerinin telefonla yönlendirmesiyle, ilk yardım eğitimi bulunmayan vatandaşlar tarafından da kullanılabiliyor. Uzmanlar, ani kalp durmalarında ilk 3-5 dakika içinde gerçekleştirilen etkili müdahalenin, sağ kalma oranını yüzde 50 ila 70 oranında artırabildiğine dikkat çekerken, OED cihazlarının yaygınlaşmasının ölüm ve kalıcı sakatlık riskinin azaltılmasına önemli katkı sağladığını belirtiyor.</p><br/><br/><p>"Büyükşehir olarak 6 adet OED cihaz alımı gerçekleştirdik"</p><br/><p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı Halk Sağlığı ve Şube Müdürü Sonay Kılıç, Sağlık Bakanlığının 9 Aralık 2025 tarihli yönetmeliği doğrultusunda, ani kalp durmalarında sağlık ekipleri gelene kadar ilk müdahalenin yapılabilmesi amacıyla Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazlarının yaygınlaştırılmasının hedeflendiğini belirtti. Bu kapsamda Büyükşehir Belediyesi tarafından temin edilen 6 OED cihazının, Ana Hizmet Binası, Makine İkmal Yerleşkesi, Macit Özcan Spor Tesisleri ile Mersin, Tarsus ve Silifke Otogarlarına yerleştirildiğini kaydeden Kılıç, "Otomatik Eksternal Defibrilatör cihazı, ani kalp durmalarında yetişkinlerde göğse yerleştirilen petler ve elektrotlar aracılığıyla kalp ritmini analiz edip şok uygulamaya yarayan taşınabilir, kullanımı kolay bir cihazdır. OED cihazı tüm sağlıkçılar, ilk yardım eğitimi almış kişiler tarafından kullanılabilir. Ayrıca olay yerinde bulunan, ama ilk yardım eğitimi almamış vatandaşlar tarafından da 112 Sağlık Kontrol Komuta Merkezinin talimatlarıyla güvenli şekilde kullanılabilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Cihazla etkin ve zamanında yapılan müdahale, sağ kalma oranına katkı sağlıyor"</p><br/><p>OED cihazının ani kalp durmalarında 3-5 dakika içerisinde yapılan etkin ve etkili müdahaleyle sağ kalma oranına yüzde 50-70 oranında katkı sağladığını ve sakatlık oranlarında ciddi oranda düşüşler sağladığını ifade eden Kılıç, "Taşınabilir olması ve daha fazla insanın hayatta kalmasını sağlayacağından dolayı da faydalı bir cihazdır. OED cihazı sadece hayatı tehdit eden ritimleri algılayıp ve şok uyguladığı için de ekstra güvenlidir. Macit Özcan Spor Kompleksinde kurulumunu yaptığımız cihazın eğitim ve tanıtımını personelimize yaptık. Diğer kurulum yaptığımız yerlerde de eğitimleri vermeye devam edeceğiz" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi-0-1786345210.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi-1-1786345211.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi-2-1786345212.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 10:00:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersin-buyuksehir-belediyesi-6-noktaya-oed-cihazi-yerlestirdi-1786345210.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından aşırı sıcak uyarısı: Aşırı sıcaklık artışları insanların uyarılmışlık düzeyini artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-asiri-sicak-uyarisi-asiri-sicaklik-artislari-insanlarin-uyarilmislik-duzeyini-artiriyor-928094</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-asiri-sicak-uyarisi-asiri-sicaklik-artislari-insanlarin-uyarilmislik-duzeyini-artiriyor-928094</guid>
                <description><![CDATA[KLİNİK PSİKOLOG DİLARA BOYRAZ GİRİŞ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, sıcak hava dalgalarının dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, tahammül eşiğinde azalma ve uyku kalitesinde bozulma gibi sorunlara yol açabildiğini söyledi.</p><br/><p>Yaz aylarında artan sıcaklıklar yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruh sağlığını da etkileyebiliyor. Acıbadem Adana Hastanesi Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, sıcak hava dalgalarının dikkat dağınıklığı, zihinsel yorgunluk, tahammül eşiğinde azalma ve uyku kalitesinde bozulma gibi sorunlara yol açabileceğini belirterek özellikle yaz aylarında hem fiziksel hem de ruhsal sağlığı koruyacak önlemlerin ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><br/><p>"Aşırı sıcaklık artışları insanların uyarılmışlık düzeyini artırıyor"</p><br/><p>Son yıllarda yapılan bilimsel çalışmaların sıcaklık ile ruh sağlığı arasındaki ilişkiye dikkat çektiğini söyleyen Giriş, "Ruh sağlığını uzun yıllar aile ilişkileri, yaşam olayları ve bireysel özellikler üzerinden değerlendirdik. Ancak son yıllarda yapılan çalışmalar gösteriyor ki iklim değişikliği ile birlikte yaşanan sıcaklık artışları da ruh sağlımız üzerinde oldukça etkili. Aşırı sıcaklık artışları insanların uyarılmışlık düzeyini artırıyor; bu da dikkat dağınıklığı, kendini kontrol edebilme becerisinde azalma ve zihinde negatif düşünce artışı ile kendini gösteriyor. Özellikle sıcak hava dalgalarında insanlar kendilerini daha çabuk yorulmuş, odaklanmakta zorlanan ve günlük işlerini sürdürmekte güçlük çeken bir ruh halinde bulabiliyor" dedi.</p><br/><p>"Sıcak havalarda kendinizi daha gergin hissedebilirsiniz"</p><br/><p>Sıcak günlerde yaşanan ruh hali değişikliklerinin kişisel bir zayıflık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini vurgulayan Giriş, "Sıcak havalarda kendinizi daha gergin, daha sabırsız ya da daha isteksiz hissedebilirsiniz. Bu durum çoğu zaman beynin ve bedenin sıcaklığa verdiği doğal fizyolojik yanıtın bir parçasıdır. Bu nedenle hem kendimize hem de çevremizdekilere karşı daha anlayışlı olmak önemlidir" diye konuştu.</p><br/><p>Uyku ve sıvı tüketimi ruh sağlığını da etkiliyor</p><br/><p>Yüksek sıcaklıklarda bozulan uyku düzeninin ruh sağlığını doğrudan etkileyebildiğini belirten Giriş, "Gece boyunca yeterince dinlenememek, ertesi gün dikkat, hafıza ve duygu düzenleme becerilerini olumsuz etkileyebilir. Aynı şekilde yetersiz sıvı tüketimi de zihinsel performansın düşmesine ve stresin daha yoğun hissedilmesine neden olabilir." ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Ruh sağlığını korumak için basit önlemler yeterli olabilir</p><br/><p>Yaz aylarında alınacak bazı basit önlemlerin hem beden hem de zihin sağlığını destekleyebileceğini belirten Giriş, "Yeterli su tüketmek, dengeli beslenmek, mümkün olduğunca serin ortamlarda bulunmak, düzenli uyumaya özen göstermek ve günün en sıcak saatlerinde ağır fiziksel aktivitelerden kaçınmak sıcaklığın olumsuz etkilerini azaltmaya yardımcı olur. Bunun yanında nefes egzersizleri, meditasyon, serin saatlerde yapılan kısa yürüyüşler ve sosyal ilişkileri sürdürmek de stres yönetimini destekleyen önemli alışkanlıklardır" dedi.</p><br/><p>Giriş, iklim değişikliğiyle birlikte sıcak hava dalgalarının yaşamın bir parçası haline geldiğine dikkat çekerek, "Sıcaklığın yalnızca bedenimizi değil, ruh sağlığımızı da etkileyebileceğini bilmek, bu dönemi daha sağlıklı yönetebilmemizi sağlar. Kendimizi daha yorgun veya tahammülsüz hissettiğimiz günlerde bu durumun sıcak havalarla ilgili olabileceğini fark etmek ve gerekli önlemleri almak, hem psikolojik dayanıklılığımızı hem de yaşam kalitemizi korumaya katkı sağlayacaktır" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 09:55:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/uzmanindan-asiri-sicak-uyarisi-asiri-sicaklik-artislari-insanlarin-uyarilmislik-duzeyini-artiriyor-1786172108.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sigara implant kaybının en büyük nedenlerinden biri</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/sigara-implant-kaybinin-en-buyuk-nedenlerinden-biri-928039</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/sigara-implant-kaybinin-en-buyuk-nedenlerinden-biri-928039</guid>
                <description><![CDATA[DİŞ HEKİMLİĞİ AĞIZ, DİŞ VE ÇENE CERRAHİSİ ÖĞR. ÜYESİ DOÇ. DR. EFSUN SOMAY, SİGARANIN İMPLANT KAYBININ EN BÜYÜK NEDENLERİNDEN BİRİ OLDUĞUNU SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Diş Hekimliği Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Efsun Somay, sigaranın implant kaybının en büyük nedenlerinden biri olduğunu söyledi.</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Diş Hekimliği Ağız, Diş ve Çene Cerrahisi Öğr. Üyesi Doç. Dr. Efsun Somay, implant tedavilerindeki güncel gelişmeler, tedavi süreci ve hastaların merak ettiği konular hakkında bilgi verdi.</p><br/><p>İmplantın kaybedilen dişin fonksiyonunu ve yapısını taklit eden yapay bir materyal olduğunu belirten Doç. Dr. Somay, "Son yıllarda implant teknolojilerinde yaşanan gelişmeler ve çok sayıda ürünün erişilebilir olması ile birlikte implant tedavilerine yönelim arttı. Çok daha konforlu olan implant tedavisi hastaları hareketli total protezlerden kurtararak daha fonksiyonel ve estetik sonuçlar sağlamaktadır" dedi.</p><br/><p>Sistemik hastalığı olanlar da implant yaptırabiliyor</p><br/><p>Doç. Dr. Efsun Somay, sistemik hastalıkları olan bireylerde doğru şartlar sağlandığında implantın güvenle uygulanabildiğini belirterek, "Diyabet ve kalp hastalığı gibi sağlık sorunlarına sahip hastalarda da başarılı sonuçlar alınabilmektedir. 18 yaşından 85 yaşına kadar, genel sağlık durumu uygun olan her bireyde implant yapılabilir. Yalnızca onkolojik tedavi gören ya da çene kemiğini etkileyen özel ilaçlar kullanan hastalarda değerlendirme daha hassas yapılmalıdır’’ açıklamalarında bulundu.</p><br/><p>İmplant sürecinin sanıldığı kadar zor olmadığına vurgu yapan Somay, "İşlem lokal veya genel anestezi ile oldukça konforlu geçmektedir. İlk muayene radyografik ve üç boyutlu görüntüleme yöntemleriyle yapılır, ardından kemik yapısına göre kişiye özel planlama gerçekleştirilir. Üst çenede yaklaşık 3,5 ay, alt çenede ise ortalama 2,5 ay sonra protez yüklemesi yapılabilmektedir. Hastalar bu süreci genellikle oldukça rahat atlatırlar. İnternetteki videolar nedeniyle birçok hasta korku yaşasa da implant sonrası ‘hiç korkulacak bir şey değilmiş’ diyen hasta sayısı da oldukça fazladır’’ ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Sigara en büyük risk</p><br/><p>Tedavi sonrası bakımda yara bölgesinin temizliğinin önemine dikkat çeken Somay, ilk hafta antimikrobiyal gargaraların mutlaka kullanılması gerektiğini, sigaranın ise implant kaybının en büyük nedenlerinden biri olduğunu söyledi. Diyabet hastalarında da şeker seviyesinin kontrollü tutulmasının iyileşme açısından kritik olduğunu belirtti.</p><br/><p>İmplant seçiminde pahalı seçeneklerin her zaman en iyi olduğu anlamına gelmediğini ifade eden Doç. Dr. Efsun Somay, "FDA onaylı, temiz implant (clean implant) sertifikalı, belgeleri bulunan ürünlerin tercih edilmesi ve işlemlerin güvenilir kurumlarda yaptırılması önemli. Ne kadar başarılı olursa olsun, implant hiçbir zaman doğal dişin yerini tam olarak tutamaz. Bu nedenle ağız ve diş sağlığımıza özen göstermek en değerli yatırımdır" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:55:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/sigara-implant-kaybinin-en-buyuk-nedenlerinden-biri-1786092903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karaciğer yağlanması hakkında doğru bilinen 10 yanlış</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-928030</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-928030</guid>
                <description><![CDATA[MEMORİAL ANTALYA HASTANESİ GASTROENTEROLOJİ BÖLÜMÜ’NDEN PROF. DR. BÜLENT YILDIRIM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Karaciğer yağlanması, uzun yıllar herhangi bir belirti göstermeden ilerleyebilen ve fark edilmediğinde ciddi sağlık sorunlarına yol açabilen hastalıkların başında geldiğini belirten uzmanlar, obezite, tip 2 diyabet ve hareketsiz yaşam tarzının yaygınlaşmasıyla birlikte görülme sıklığı artan karaciğer yağlanması, ilerleyen dönemlerde karaciğer iltihabı, fibrozis ve siroz gibi ciddi tablolara neden olabileceğini belirtti.</p><br/><p>Karaciğer yağlanmasının etkileri yalnızca karaciğerle sınırlı kalmazken, hastalık kalp-damar hastalıkları, insülin direnci ve tip 2 diyabet gibi metabolik sorunlarla da yakından ilişkili bulunuyor. Hastalığın erken dönemde çoğunlukla belirti vermemesi nedeniyle kişilerin şikayet ortaya çıkmasını beklemeden sağlık kontrollerini yaptırması önem taşıyor. Sağlıklı beslenme, düzenli fiziksel aktivite ve kilo kontrolü ise hastalığın önlenmesi ve kontrol altına alınmasında önemli rol oynuyor. Memorial Antalya Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Bülent Yıldırım, karaciğer yağlanmasıyla ilgili toplumda doğru bilinen yanlışları ve hastalığın tedavisinde dikkat edilmesi gereken noktaları anlattı.</p><br/><br/><p>"Karaciğer yağlanması önemsiz bir hastalık değil"</p><br/><p>Hastalığın hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Yıldırım, "Karaciğer sessiz çalışan ama hayati öneme sahip bir organdır. Karaciğer yağlanması toplumda sık görülen önemli bir hastalıktır. Belirti vermeye başladığında geç kalınmış olunabilir. Bu nedenle belirtileri beklemeden sağlıklı beslenmek,  hareketli bir yaşam benimsemek ve düzenli sağlık kontrollerini yaptırmak önemlidir" dedi.</p><br/><br/><p>Karaciğer yağlanmasında doğru bilinen 10 yanlış</p><br/><p>Karaciğer yağlanmasına hakkında doğru bilinen 10 yanlışı sıralayan Yıldırım, "Alkol kullanmıyorum, karaciğerim yağlanmaz. Karaciğer yağlanmasının en sık nedeni artık alkol değil, fazla kilo, şeker hastalığı ve hareketsiz yaşamdır. Karaciğer yağlanması önemli bir hastalık değildir. Basit gibi görünen karaciğer yağlanması yıllar içinde önemli iltihap ve ardından siroz gelişimine neden olabilir. Hiçbir şikayet yok, karaciğerim kesin sağlıklıdır. Karaciğer yağlanması çoğu zaman hiçbir belirti vermez. Bu nedenle yaşa uygun düzenli sağlık kontrolleri çok önemlidir. Kan tahlillerim normalse karaciğerimde yağlanma olmaz. Kanda bakılan karaciğer testleri normal olsa bile yağlanma, hatta ilerlemiş, sertleşmeye başlamış karaciğer hastalığı, yani siroz gelişmiş olabilir. Sadece kilolu kişilerde görülebilir. Normal kilolu kişilerde de karaciğer yağlanması gelişebilir. Özellikle bel çevresi geniş olanlar ve şeker hastalığı bulunanlar risk altındadır. Karaciğer yağlanmasının ilacı vardır. Bazı hastalarda ilaç tedavisi gerekse de en etkili tedavi sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz ve kilo vermedir. Bitkisel ürünler karaciğeri temizler. Bilimsel olarak kanıtlanmamış ürünler faydadan çok zarar verebilir. Bazı bitkisel ürünler karaciğere zarar vererek kan değerlerini yükseltebilir, hastane yatışı gerekebilir. Sadece kilo vermek işe yaramaz. Vücut ağırlığının yüzde 5-10’unun verilmesi bile karaciğer yağlanmasını ve iltihabı önemli ölçüde azaltır, tedavinin en önemli parçasıdır. Karaciğer yağlanması sadece karaciğeri etkiler. Bu hastalık aynı zamanda kalp krizi, felç, böbrek hastalığı ve tip 2 şeker hastalığı riskini arttırır. Karaciğer kendini yenilemez. Erken dönemde alınan tedbirlerle, sağlıklı yaşam alışkanlıkları ile karaciğer büyük ölçüde toparlanabilir. Bu nedenle erken tanı çok önemlidir" şekline konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 11:00:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/karaciger-yaglanmasi-hakkinda-dogru-bilinen-10-yanlis-1786089611.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doktordan sıcak hava uyarısı: Sıvı kaybına dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/doktordan-sicak-hava-uyarisi-sivi-kaybina-dikkat-927994</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/doktordan-sicak-hava-uyarisi-sivi-kaybina-dikkat-927994</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ'TA İÇ HASTALIKLARI UZMANI DR. CEMİLE ARIKAN ŞENGÜL, SICAK ÇARPMASI VE SIVI KAYBINA KARŞI VATANDAŞLARIN TEDBİRLİ DAVRANMASI GEREKTİĞİNİ İFADE EDEREK ÖZELLİKLE KRONİK RAHATSIZLIĞI BULUNANLAR, YAŞLILAR VE ÇOCUKLAR İÇİN ÖNEMLİ UYARILARDA BULUNDU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemile Arıkan Şengül, sıcak çarpması ve sıvı kaybına karşı vatandaşların tedbirli davranması gerektiğini ifade ederek, özellikle kronik rahatsızlığı bulunanlar, yaşlılar ve çocuklar için önemli uyarılarda bulundu.</p><br/><p>Kahramanmaraş’ta sıcak hava etkili oluyor. Hissedilen sıcaklığın 40 derece ve üzerinde olması günlük yaşamı da olumsuz etkiliyor. Özel Sular Akademi Hastanesi’nden İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Cemile Arıkan Şengül, yaz aylarında artan hava sıcaklıklarının sağlık açısından ciddi riskler oluşturduğunu belirtti. Özellikle küçük çocuklar, ileri yaştaki bireyler ile astım, hipertansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini ifade eden Dr. Şengül, "İlaçların düzenli kullanmaları önemli. Hava sıcaklığının yüksek olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında dışarı çıkılmaması ve şapka gibi koruyucu kıyafetlerin kullanılması önemli. Sıvı ve mineral değeri yüksek şekilde beslenmek, sıvı ve mineral alımının yüksek olduğu sağlıklı beslenme tercih edilmeli. Özellikle sebze, meyve gibi mineralli yüksek gıdalar tüketilmeli. Küçük çocuklarda ve yaşlı bireylerde bu sıvı kaybının telafi edilmesi önemli" dedi.</p><br/><p>Şengül, gerekirse hastanelerde sıvı kaybının telafi edilmesi gerektiğini belirterek, "İshal vakalarının en büyük sebebi el yıkamaya dikkat edilmemesi, soğuk zincire dikkat edilmesi gerekirken dikkat edilmediği için tavuk, krema gibi gıdaların bozulması, havuz sularının kirli olması neden olabilmekte. Özellikle yaşlı bireylerde sıvı kaybının telafi edilmesi önemli. İlimiz deprem bölgesinde olduğu için astım hastalarının, solunum yoluyla ilgili sorun yaşayan hastaların daha dikkatli olması önemli. Yaz döneminde daha tozlu bir ortamda yaşıyoruz. Bunun için de tozun yüksek olduğu saatlerde dışarı çıkılmaması ve sıvı alımının yüksek olması gerekli" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 15:50:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/doktordan-sicak-hava-uyarisi-sivi-kaybina-dikkat-1786020604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Özbek: Aileler çocuklarına susamalarını beklemeden düzenli aralıklarla su içirmeli</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/dr-ozbek-aileler-cocuklarina-susamalarini-beklemeden-duzenli-araliklarla-su-icirmeli-927959</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/dr-ozbek-aileler-cocuklarina-susamalarini-beklemeden-duzenli-araliklarla-su-icirmeli-927959</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI DR. ÖZGÜL ÖZBEK, ÇOCUKLARIN, SICAK HAVALARDAN YETİŞKİNLERE GÖRE DAHA FAZLA ETKİLENDİKLERİNİ SÖYLEYEREK, " AİLELERİN ÇOCUKLARINA SUSAMALARINI BEKLEMEDEN DÜZENLİ ARALIKLARLA SU İÇİRMELERİ ÖNEMLİDİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, çocukların, sıcak havalardan yetişkinlere göre daha fazla etkilendiklerini söyleyerek, " Ailelerin çocuklarına susamalarını beklemeden düzenli aralıklarla su içirmeleri önemlidir" dedi.</p><br/><p>Yaz tatili, çocuklar için yılın en eğlenceli ve unutulmaz günleri oluyor. Çocuk doktorları için ise bu dönem, muhtemel risklerin en üst seviyelere çıktığı zamanları tanımlıyor. Çünkü, güneş altında oynanan oyunlar, yetersiz su tüketimi, havuzda geçirilen uzun zaman veya fark edilmeyen bir böcek sokması; kısa sürede halsizlik, ateş, ishal ya da ciddi sıvı kaybına dönüşebiliyor.</p><br/><p>Çocukların yetişkinlere göre sağlık sorunlarından çok daha hızlı etkilenebildiğini söyleyen Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, ailelerin basit ama etkili önlemlerle birçok sorununun önüne geçebileceğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Sıcak havada sıvı kaybı yaşanıyor</p><br/><p>Dr. Özgül Özbek, çocukların, sıcak havalardan yetişkinlere göre daha fazla etkilendiklerini söyleyerek, "Özellikle 5 yaş altı çocuklarda terleme ile birlikte hızlı sıvı kaybı gelişebilir. Halsizlik, ağız kuruluğu, gözlerde çöküklük, idrar miktarında azalma ve uykuya eğilim, susuzluğun önemli belirtilerdir. Bu nedenle ailelerin çocuklarına susamalarını beklemeden düzenli aralıklarla su içmeleri önemlidir. Yaz sıcaklarında uygun şartlarda saklanmayan yiyecekler ve kirli su, mide-bağırsak enfeksiyonlarına zemin hazırlar. İshal, kusma ve ateşle seyreden bu hastalıklar çocuklarda kısa sürede sıvı kaybına yol açabilir. Özellikle açıkta satılan gıdalar, iyi yıkanmamış meyve-sebzeler ve hijyenik olmayan havuz suları risk oluşturur. İshal başlayan çocuklarda bol sıvı verilmesi ve belirtiler uzarsa bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir" diye konuştu.</p><br/><p>Güneş yanıkları ve cilt sorunları gelişebiliyor</p><br/><p>Oyun oynarken uzun süre güneşin altında kalan çocuklarda güneş yanıkları, sıcak döküntüleri ve bazı cilt enfeksiyonları görülebildiğini söyleyen Özbek, "Özellikle saat 11.00 ile 16.00 arasında doğrudan güneşe maruz kalmak oldukça risklidir. Açık renkli, pamuklu kıyafetler, şapka ve çocuklara uygun güneş koruyucu ürünler koruma sağlamaya yardımcı olur. Yazın sık görülen sorunlardan biri de kulak enfeksiyonları ve gözde tahriştir. Uzun süre havuzda kalmak dış kulak yolu enfeksiyonuna neden olabilir. Kızarıklık, ağrı, akıntı veya işitmede azalma durumunda bir uzmana başvurulmalıdır. Yaz aylarında çocukların açık havada daha fazla zaman geçirmesi, bisiklet, scooter, kaykay ve oyun parkı aktivitelerinin artmasıyla birlikte düşme ve çarpma kaynaklı yaralanmalar da sık görülür. Özellikle baş travmaları, kol-bacak kırıkları, diz ve dirsek yaralanmaları acil servise başvuruların önemli nedenleri arasındadır. Havuz kenarında koşmak, ıslak zeminlerde oynamak ve koruyucu ekipman kullanmamak yaralanma riskini artırır. Çocukların yaşlarına uygun koruyucu ekipman kullanılması ve küçük çocukların oyun alanlarında mutlaka yetişkin gözetiminde bulunması önemlidir" dedi.</p><br/><p>Böcek sokmalarına karşı dikkatli olun</p><br/><p>Park, bahçe, piknik alanları ve tatil bölgelerinde böcek sokmalarının da yazın çocuklarda sık karşılaşılan sağlık sorunları arasında geldiğini ifade eden Dr. Özbek, "Sivrisinek, arı ve diğer böcek sokmaları çoğu zaman hafif kızarıklık ve kaşıntı ile seyretse de bazı çocuklarda belirgin şişlik, ağrı ve alerjik reaksiyon gelişebilir. Özellikle nefes darlığı, dudaklarda şişme, yaygın döküntü veya baygınlık hissi gibi belirtiler acil değerlendirme gerektirir" dedi.</p><br/><p>Dr. Özgül Özbek, ailelere şu yaz önerilerinde bulundu:</p><br/><p>"Çocuklara sık sık su içirin. Güneşin en yoğun olduğu saatlerde dışarı çıkarmayın. Açıkta satılan yiyeceklerden kaçının. Meyve ve sebzeleri iyice yıkayın. Havuz sonrası kulaklarını nazikçe kurulayın. Kazalara karşı koruyucu kıyafetler tercih edin. Çocuklara uygun güneş koruyucular ve böcek kovucu ürünler kullanın. Ateş, kusma, ishal, nefes darlığı veya aşırı halsizlikte bir sağlık kuruluşuna başvurun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:55:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/dr-ozbek-aileler-cocuklarina-susamalarini-beklemeden-duzenli-araliklarla-su-icirmeli-1786006504.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Psikolog Çapar: Sıcak havalarda kendimizi daha gergin, sabırsız ve öfkeli hissedebiliriz</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/psikolog-capar-sicak-havalarda-kendimizi-daha-gergin-sabirsiz-ve-ofkeli-hissedebiliriz-927947</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/psikolog-capar-sicak-havalarda-kendimizi-daha-gergin-sabirsiz-ve-ofkeli-hissedebiliriz-927947</guid>
                <description><![CDATA[KLİNİK PSİKOLOG TANSEL TARA ÇAPAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Tansel Tara Çapar, aşırı sıcakların stres düzeyini artırabildiğini, uyku kalitesini bozabildiğini ve tahammül eşiğini düşürebildiğini belirterek, "Sıcak havalarda kendimizi daha gergin, sabırsız ve öfkeli hissedebiliriz. Trafikte yaşanan tartışmaların, günlük hayatta tahammülsüzlüğün ve kişiler arası çatışmaların sıcak havalarda artmasının nedenlerinden biri de budur" dedi.</p><br/><p>Medical Park Seyhan Hastanesi’nden Klinik Psikolog Tansel Tara Çapar, yaz aylarında etkisini artıran yüksek sıcaklıkların yalnızca fiziksel sağlığı değil, ruh sağlığını da olumsuz etkileyebildiğine değindi.</p><br/><p>Yüksek sıcaklıkların vücudu fiziksel olarak zorladığını, bunun da duygular üzerinde etkili olduğunu ifade eden Çapar, "Vücut sıcaklığını dengelemek için daha fazla enerji harcar. Terleme, sıvı kaybı ve fiziksel yorgunluk arttıkça insanlar kendilerini daha gergin, sabırsız ve öfkeli hissedebilir. Trafikte yaşanan tartışmaların, günlük hayatta tahammülsüzlüğün ve kişiler arası çatışmaların sıcak havalarda artmasının nedenlerinden biri de budur" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Kaygı belirtileri şiddetlenebiliyor"</p><br/><p>Sıcak havalarda görülen çarpıntı, nefes alışverişinde hızlanma ve baş dönmesi gibi belirtilerin bazı kişilerde kaygıyı artırabileceğini söyleyen Klinik Psikolog Çapar, "Özellikle anksiyete veya panik bozukluğu olan kişiler bu belirtileri yanlış yorumlayarak daha yoğun kaygı yaşayabiliyor. Bu yüzden sıcak havalarda ortaya çıkan her bedensel değişikliği ciddi bir hastalık belirtisi olarak değerlendirmemek, serin ortamlarda bulunmak ve yeterli sıvı tüketmek önem taşıyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Uyku kalitesindeki bozulma ruh halini etkiliyor"</p><br/><p>Sıcak ve nemli havaların kaliteli uykuyu olumsuz etkilediğine dikkat çeken Çapar, "Uykuya dalmakta güçlük çekilmesi, gece sık uyanma ve sabah dinlenmeden uyanma gibi sorunlar gün içinde dikkat dağınıklığına, unutkanlığa, sinirliliğe ve stresle baş etmede zorlanmaya neden olabilir. Bu nedenle yaz aylarında serin bir uyku ortamı oluşturmak ruh sağlığını korumada önemli bir adımdır" dedi.</p><br/><br/><p>"Depresif belirtiler artabilir"</p><br/><p>Toplumda "Yaz aylarında herkes daha mutlu olur" düşüncesinin doğru olmadığını dile getiren Çapar, "Aşırı sıcaklar nedeniyle dışarı çıkamamak, fiziksel aktivitelerin azalması ve uyku düzeninin bozulması bazı kişilerde isteksizlik, enerji kaybı ve moral bozukluğuna yol açabilir. Özellikle daha önce depresyon geçirmiş bireylerde belirtiler yeniden ortaya çıkabilir veya şiddetlenebilir" açıklamasında bulundu.</p><br/><br/><p>"Çocuklar ve ergenler daha fazla etkilenebiliyor"</p><br/><p>Çocukların ve ergenlerin sıcak havalara karşı daha hassas olabileceğini belirten Klinik Psikolog Çapar, "Sıcaklık; çocuklarda huysuzluk, öfke nöbetleri, uyku problemleri ve dikkat dağınıklığına neden olabilir. Ergenlerde ise tahammülsüzlük, aile içi çatışmaların artması, motivasyon kaybı ve ekran başında geçirilen sürenin uzaması gibi sorunlar görülebilir. Ailelerin bu dönemde çocuklarına karşı daha sabırlı ve anlayışlı yaklaşmaları önemlidir" dedi.</p><br/><br/><p>"Belirtiler uzun sürüyorsa destek alın"</p><br/><p>Ruh halinde meydana gelen değişikliklerin uzun sürmesi halinde uzman desteğinin önem taşıdığını vurgulayan Çapar, "Sinirlilik, kaygı, uyku sorunları veya mutsuzluk hissi iki haftadan uzun sürüyor, günlük yaşamı ve ilişkileri olumsuz etkiliyorsa profesyonel destek alınmalıdır. Ruh sağlığını korumak için yaz aylarında yeterli su tüketmek, kaliteli uyumak, serin ortamlarda bulunmak ve gerektiğinde dinlenmeye zaman ayırmak büyük önem taşıyor" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 11:10:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/psikolog-capar-sicak-havalarda-kendimizi-daha-gergin-sabirsiz-ve-ofkeli-hissedebiliriz-1786003807.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde Alzheimer hastalarına dolu dolu bir gün</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-alzheimer-hastalarina-dolu-dolu-bir-gun-927937</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-alzheimer-hastalarina-dolu-dolu-bir-gun-927937</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ BÜNYESİNDE HİZMET VEREN GÜLÜMSE ALZHEİMER YAŞAM MERKEZİ, ALZHEİMER HASTALARINI ZİHİNSEL, FİZİKSEL VE SOSYAL AKTİVİTELERLE DESTEKLERKEN, HASTA YAKINLARININ DA YAŞAMINI KOLAYLAŞTIRAN HİZMETLERİYLE DİKKAT ÇEKİYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesi bünyesinde hizmet veren Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi, Alzheimer hastalarını zihinsel, fiziksel ve sosyal aktivitelerle desteklerken, hasta yakınlarının da yaşamını kolaylaştıran hizmetleriyle dikkat çekiyor.</p><br/><p>Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığı bünyesinde hizmet veren Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezi, Alzheimer hastaları ile hasta yakınlarının yaşamına dokunmaya devam ediyor. Hastalar ve hasta yakınlarından tam not alan merkezde, zihinsel ve fiziksel aktivitelerle hastalığın seyrinin yavaşlatılması amaçlanıyor. Hastaların zihinsel ve fiziksel becerilerini desteklemeyi amaçlayan merkezde uygulanan programlarla hastalığın seyrinin yavaşlatılması hedeflenirken, vatandaşlara gün boyu hem rehabilite edici hem de sosyal yönü güçlü bir hizmet sunuluyor. Sabah saatlerinde servislerle evlerinden alınarak merkeze getirilen hastalar, gün boyunca alanında uzman ekiplerin eşliğinde hazırlanan çeşitli etkinliklere katılıyor. Haftanın belirli günlerinde fizyoterapist eşliğinde egzersiz yapan hastalar, zeka oyunları, mandala, taş ve ahşap boyama gibi etkinliklerle zihinsel becerilerini desteklerken, müzik etkinlikleriyle de keyifli vakit geçiriyor. Düzenlenen geziler ve etkinlikler sayesinde sosyal hayattan da kopmayan hastalar, akranlarıyla bir araya gelerek iletişim kurma ve sosyalleşme imkanı buluyor.</p><br/><p>Merkezde görev yapan sağlık personeli tarafından hastaların rutin sağlık kontrolleri düzenli olarak gerçekleştirilirken, gün içerisindeki ilaç takipleri de titizlikle yapılıyor. Alzheimer hastalığının başlangıç evresindeki bireylere yönelik planlanan bu çok yönlü hizmet modeli, hastaların günlük yaşam becerilerini korumalarına katkı sunarken, zihinsel fonksiyonlarının desteklenmesine de yardımcı oluyor.</p><br/><br/><p>"Alzheimer hastalığının seyrini yavaşlatmayı amaçlıyoruz"</p><br/><p>Gülümse Alzheimer Yaşam Merkezinin, merkez ilçelerde başlangıç evresi Alzheimer hastalarına hizmet vermekte olduğunu dile getiren Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığında görev yapan Gerontolog Cihan Tanrıverdi, gün için çeşitli etkinliklerle hizmet verdiklerini kaydetti. Merkezde düzenlenen etkinliklerin ilk amaçlarından birinin hastaların sosyalleşmesi olduğunu ifade eden Tanrıverdi, "Merkezimizde gerçekleştirdiğimiz etkinlikler ile hastalığın seyrini yavaşlatmayı amaçlıyoruz. Hastalarımız burada hizmet alırken, hasta yakınlarımız da kendilerine zaman ayırabiliyorlar. Hizmetimizi periyodik olarak veriyoruz. Haftanın belli günlerinde burada oluyorlar. Sabah 09.30 ile 15.30 saatleri arasında birlikte vakit geçiriyoruz" diye konuştu. Hasta yakınlarından olumlu geri dönüşler aldıklarını da vurgulayan Tanrıverdi, sosyalleşme fırsatlarının öneminden söz etti.</p><br/><br/><p>"Mersin’in en güzel noktalarına geziler düzenliyoruz"</p><br/><p>Hastalar eşliğinde merkez dışında da etkinlikler gerçekleştirdiklerini belirten Tanrıverdi, birçok yere geziler düzenlediklerini dile getirdi. Hastalarla birçok ilçeye ziyarette bulunduklarını kaydeden Tanrıverdi, "Tarsus Gençlik Kampı, Darısekisi Yörük Köyü, Silifke’de bulunan Gazi Çiftliği gibi birçok yeri gezdik. Hastalarımız buraya geldikleri zaman yüzleri gülerek geliyorlar ve gülümseyerek ayrılıyorlar" dedi. Hastaların merkeze gelişinden bu yana yaşadıkları değişimi hasta yakınlarıyla gözlemlediklerini söyleyen Tanrıverdi, Alzheimer hastalığına dair de konuşarak, "Alzheimer hastalığını önlemek için stresten uzak kalmalı ve aktif bir yaşam sürmeliyiz. Sağlıklı beslenme, egzersiz ve hareketli bir hayat önemli" sözlerini kaydetti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersinde-alzheimer-hastalarina-dolu-dolu-bir-gun-0-1786001408.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersinde-alzheimer-hastalarina-dolu-dolu-bir-gun-1-1786001409.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersinde-alzheimer-hastalarina-dolu-dolu-bir-gun-2-1786001410.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 06 Aug 2026 10:30:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/mersinde-alzheimer-hastalarina-dolu-dolu-bir-gun-1786001407.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Özel hastane acilinde ödedikleri bin 293 euroyu CİMERe taşıdılar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-927908</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-927908</guid>
                <description><![CDATA[FATMA DİLEK KIRKBUNAR (SOLDA) VE MORENA MARİE OPPRECHT (SAĞDA)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Alanya ilçesinde tatil sırasında halsizlik, baş dönmesi ve güneş çarpması şikayetiyle özel bir hastanenin acil servisine başvuran İsviçre vatandaşı iki genç kız, uygulanan muayene, kan tahlili ve serum için toplam bin 293 euro (yaklaşık 71 bin TL) fatura çıkarılınca konuyu Sağlık Bakanlığı ve CİMER’e taşıdı. Hastaneden yapılan açıklamada ise, fiyatlandırmada Türk Tabipler Birliğinin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı fiyat tarifesinin kullanıldığı belirtildi.</p><br/><p>İsviçre’de yaşayan Fatma Dilek Kırkbunar ile İsviçre vatandaşı arkadaşı Morena Marie Opprecht, Alanya’da tatil yaparken 29 Temmuz günü saat 23.50’de halsizlik, bulantı ve güneş çarpması şikayetleriyle Başkent Üniversitesi Alanya Uygulama ve Araştırma Merkezi Acil Servisi’ne başvurdu. Her iki hastaya da acil servis muayenesi, serum tedavisi, rutin kan tahlilleri ve ilaç uygulaması yapıldı. Aynı gece taburcu edilen iki hasta adına ayrı ayrı 646,72 euro (yaklaşık 35 bin 500 TL) olmak üzere toplam bin 293 euro (yaklaşık 71 bin TL) tutarında fatura düzenlendi. İki hasta hastane yönetimine yazılı itirazda bulunurken, ücretlendirmenin normal olduğu söylendi. Ödedikleri paranın fahiş olduğunu iddia eden Kırkbunar ve Opprecht, konuyu Sağlık Bakanlığı ile CİMER’e taşıdı.</p><br/><p>Fatma Dilek Kırkbunar, "Biz arkadaşımla birlikte kaldığımız otelde rahatsızlandık. Sağlık durumumuz iyi değildi. Alanya’da tatil yapıyorduk. En yakın hastaneye gittik, acile giriş yaptık. Kayıt yapıldı. Bizden sigorta kartımız istendi. Kayıt sırasında kişi başı 210 euro (muayene ücreti) aldılar. Sonrasında kan alındı. Kan alma sırasında ’Burada kalsanız daha iyi olur. Size sadece serum takılacak’ dediler. Kan alındıktan sonra tekrar kayıt yerine gittik. Orada tekrar 440 euro ödedik. Ben 210 euro ödemenin sebebini sorduğumda bunun kayıt parası olduğu söylendi. 440 euroyu ise serum için aldılar. İsviçreli arkadaşım da bunun İsviçre’ye göre bile çok pahalı olduğunu söyledi. Arkadaşımla tatile gelmiştik, mağdur olduk ve gerekli yerlere başvurularımızı yaptık" dedi.</p><br/><br/><p>Hastaneden açıklama: Fiyatlandırmada HUV tabanı fiyat tarifesi kullanıldı</p><br/><p>Konuyla alakalı hastaneden yapılan yazılı açıklamada ise, verilen sağlık hizmetlerinin fiyatlandırmasında Türk Tabipler Birliğinin (TTB) Hekimlik Uygulama Veri (HUV) tabanı (eski adı TTB Asgari Ücret Tarifesi) fiyat tarifesi girişi kullanıldığı bildirildi. Bu tarifede her hizmet için zorluk derecesine göre bir birim belirlendiği ifade edilen açıklamada, "Hastaya uygulanan herhangi bir sağlık işleminin ücreti, bu işlemin HUV listesi tanımında görülen biriminin, işlemin uygulandığı ile ait o yıl için belirlenmiş TTB katsayısı ile çarpımı sonucu bulunan rakama yüzde 10 KDV’nin ilave edilmesi ile bulunan değerdir. Bulunan bu değer taban rakam olup, altına inilemez ancak verilen hizmetin kalitesi doğrultusunda katsayı arttırılabilir (Yüksek teknoloji ekipman, acilde uzman hekim değerlendirmesi, tercümanlık, birebir danışmanlık hizmeti vb….). Ayrıca TTB HUV tarifesinde muayene saati ve muayene gününün tatil olmasına bağlı olarak birim değişikliği mevcut olup, hepsi için ayrı tanımlama vardır’’ ifadelerine yer verildi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-0-1785929410.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-1-1785929411.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-2-1785929412.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-3-1785929413.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-4-1785929413.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-5-1785929414.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-6-1785929415.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-7-1785929416.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-8-1785929416.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 14:30:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/ozel-hastane-acilinde-odedikleri-bin-293-euroyu-cimere-tasidilar-1785929409.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Boğazına lokma kaçan vatandaşı Heimlich manevrası kurtardı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/bogazina-lokma-kacan-vatandasi-heimlich-manevrasi-kurtardi-927893</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/bogazina-lokma-kacan-vatandasi-heimlich-manevrasi-kurtardi-927893</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN'DE RESTORANDA YEMEK YERKEN SOLUK BORUSUNA LOKMA KAÇAN VATANDAŞ, ARKADAŞININ SANİYELER İÇİNDE UYGULADIĞI HEİMLİCH MANEVRASIYLA KURTARILDI. O ANLAR GÜVENLİK KAMERASINA YANSIDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’de restoranda yemek yerken soluk borusuna lokma kaçan vatandaş, arkadaşının saniyeler içinde uyguladığı Heimlich manevrasıyla kurtarıldı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.</p><br/><p>Olay, Yenişehir ilçesindeki bir restoranda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, arkadaşlarıyla birlikte yemek yiyen bir vatandaşın yediği lokma soluk borusuna kaçtı. Nefes almakta güçlük çeken vatandaş, konuşamayınca eliyle boğazını işaret ederek yardım istedi. Durumu fark eden masadaki arkadaşlarından biri vakit kaybetmeden Heimlich manevrası uyguladı. Yapılan müdahalenin ardından boğazına kaçan lokma çıkarılırken, vatandaş yeniden rahat nefes almaya başladı.</p><br/><p>Yaşanan panik dolu anlar ise restoranın güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kaydedildi. Görüntülerde, nefes almakta zorlanan vatandaşa arkadaşının Heimlich manevrası uyguladığı ve başarılı müdahalenin ardından vatandaşın normale döndüğü anlar yer aldı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 11:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/bogazina-lokma-kacan-vatandasi-heimlich-manevrasi-kurtardi-1785918608.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepezde sağlıklı gözler, aydınlık yarınlar</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-927796</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-927796</guid>
                <description><![CDATA[KEPEZ BELEDİYESİ, İLÇE GENELİNDEKİ 200 OKULDA GERÇEKLEŞTİRDİĞİ GÖZ SAĞLIĞI TARAMALARIYLA 35 BİN 694 ÖĞRENCİYİ ÜCRETSİZ GÖZ MUAYENESİ HİZMETİYLE BULUŞTURDU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kepez Belediyesi, ilçe genelindeki 200 okulda gerçekleştirdiği göz sağlığı taramalarıyla 35 bin 694 öğrenciyi ücretsiz göz muayenesi hizmetiyle buluşturdu.</p><br/><p>Kepez Belediyesi, sosyal belediyecilik anlayışıyla çocukların eğitim hayatını ve günlük yaşamını etkileyebilecek sağlık sorunlarının erken dönemde tespit edilmesi amacıyla öğrencilere yönelik göz sağlığı taramaları gerçekleştiriyor. Kepez Belediyesi Sağlık Merkezi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında, bugüne kadar Kepez ilçesi genelindeki 200 okulda toplam 35 bin 694 öğrencinin göz muayenesi gerçekleştirildi.</p><br/><br/><p>Çocuk evlerinde tarama</p><br/><p>Göz sağlığı taramaları yalnızca okullarla sınırlı kalmadı. Çocuk Evleri Sitesi’nde kalan 161 çocuğa da göz muayenesi hizmeti sunuldu. Kepez Belediyesi, okullarda yürüttüğü göz sağlığı taramalarının yanı sıra ihtiyaç sahibi ailelerin çocuklarına da gözlük desteği sağladı.</p><br/><br/><p>Çocuklarımız bizim için çok kıymetli</p><br/><p>Çocukların sağlığının ve mutluluğunun her şeyden önemli olduğunu vurgulayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Çocuklarımız bizim için çok kıymetli. Onların geleceğe güvenle bakabilmeleri, sağlıklı ve başarılı bir eğitim hayatı sürdürebilmeleri için sosyal belediyecilik anlayışıyla üzerimize düşen sorumluluğu yerine getiriyoruz. Erken yaşta yapılan sağlık kontrolleriyle çocuklarımızın yaşam kalitesini artırmayı ve ihtiyaç duydukları desteği zamanında sağlamayı hedefliyoruz" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-0-1785750905.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-1-1785750906.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-2-1785750907.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-3-1785750907.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-4-1785750908.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:55:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/kepezde-saglikli-gozler-aydinlik-yarinlar-1785750904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Emzirme yalnızca bebeği değil anneyi de koruyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/emzirme-yalnizca-bebegi-degil-anneyi-de-koruyor-927792</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/emzirme-yalnizca-bebegi-degil-anneyi-de-koruyor-927792</guid>
                <description><![CDATA[KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM ANABİLİM DALI’NDAN UZMANI DR. ÜMRAN KILINÇDEMİR TURGUT, EMZİRMENİN YALNIZCA BEBEK DEĞİL, ANNE SAĞLIĞI AÇISINDAN DA ÖNEMLİ KATKILARI BULUNDUĞUNU SÖYLEYEREK, "KISA VADEDE DOĞUM SONRASI HIZLI TOPARLANMAYI, ESKİ KİLOYA DÖNMEYİ VE RAHİM KASILMALARINI DESTEKLEYEREK DOĞUM SONRASI KANAMA RİSKİNİ AZALTIR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı’ndan Uzman Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, emzirmenin yalnızca bebek değil, anne sağlığı açısından da önemli katkıları bulunduğunu söyleyerek, "Kısa vadede doğum sonrası hızlı toparlanmayı, eski kiloya dönmeyi ve rahim kasılmalarını destekleyerek doğum sonrası kanama riskini azaltır" dedi.</p><br/><p>Dünya Sağlık Örgütü tarafından her yıl 1-7 Ağustos tarihleri arasında kutlanan Dünya Emzirme Haftası kapsamında konuşan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Uzmanı Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, anne sütünün hem bebek hem de anne sağlığı açısından taşıdığı önemi anlattı.</p><br/><p>Dr. Ümran Kılınçdemir Turgut, emzirmenin kadın doğum ve çocuk sağlığı uzmanları için son derece değerli bir konu olduğunu belirterek, annelerin bu bilinçle emzirmeye yönlendirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Turgut, "Bebek yeni doğduğunda hayata adapte olma sürecinde ona yardımcı olmamız gerekiyor ve bu anne sütüyle mümkün oluyor" dedi.</p><br/><p>Anne sütünün tarih boyunca "yaşam sıvısı" olarak adlandırıldığını ifade eden Turgut, insanlık tarihinin ilk dönemlerinden bu yana anne sütünün teşvik edildiğini söyledi. Antik Mısır, Yunan ve Roma medeniyetlerinde de anne sütünün değerine dair kayıtlar bulunduğunu belirten Turgut, bebeğin anne sütü alamadığı durumlarda süt anneliğin devreye girdiğini, bu geleneğin Osmanlı döneminde de sürdüğünü, İslam kaynaklarında da emzirmenin öneminin vurgulandığını kaydetti.</p><br/><p>Emzirme Haftası’nın ortaya çıkışının ise daha sonraki dönemlerde mama ve emzik üretiminin yaygınlaşmasıyla bağlantılı olduğunu, 19. ve 20. yüzyıllarda formül mamaların piyasaya çıkmasıyla birlikte anne sütünün önceliğini koruması gerektiğine dikkat çekmek amacıyla, 1-7 Ağustos’un dünya sağlık örgütü tarafından emzirme ve farkındalık haftası olarak belirlendiğini söyledi.</p><br/><p>İlk 6 ay tek başına yeterli</p><br/><p>Bebekler için ilk altı ayda anne sütünün tek başına yeterli olduğunu belirten Turgut, "Anne sütünde bulunan immünoglobulinlerin bağırsak florasını ve mukozasını kapsayan benzersiz bir bağışıklık yapısı oluşturur ve bebeği enfeksiyonlara karşı korur. Anne sütü aynı zamanda bebeğin zeka gelişimini destekler. Ne eksik ne fazla bir besin kaynağı olduğu için obezite gibi olumsuz sonuçlara da yol açmaz. Anne sütü bebek açısından paha biçilemez. Mümkün olduğu takdirde ilk altı ay yalnızca anne sütüyle geçirilmeli" dedi.</p><br/><p>Anne sağlığına da kısa ve uzun vadeli katkı sağlıyor</p><br/><p>Emzirmenin yalnızca bebek değil, anne sağlığı açısından da önemli katkıları bulunduğunu belirten Dr. Turgut, kısa vadede doğum sonrası hızlı toparlanmayı, eski kiloya dönmeyi ve rahim kasılmalarını destekleyerek doğum sonrası kanama riskini azalttığını, uzun vadede ise özellikle 30 yaş altında emzirme yapan annelerde meme ve yumurtalık kanseri riskinin azaldığını ifade etti.</p><br/><p>Emzirme sürecinde en sık karşılaşılan sorunların doğru teknik bilgisi eksikliğinden kaynaklandığını kaydeden Turgut, "Sağlık Bakanlığı gebe okulları aracılığıyla, özellikle gebeliğin son üç ayında emzirme eğitimleri veriyor. Çevresel faktörler de emzirme sürecinde belirleyici olabiliyor. Yeni doğum yapan annelerin ‘sütün yetiyor mu, bebek aç mı kalıyor’ gibi sorularla karşılaşması anksiyeteye yol açabilir. Anneye, sütünün çocuğuna yeteceğini ve emzirmeye devam ettikçe artacağını söyleyen pozitif söylemlerle destek olunmalıdır" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 03 Aug 2026 12:45:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/emzirme-yalnizca-bebegi-degil-anneyi-de-koruyor-1785750305.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bel fıtığı diye gitti, kalp ameliyatıyla hayata tutundu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/bel-fitigi-diye-gitti-kalp-ameliyatiyla-hayata-tutundu-927723</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/bel-fitigi-diye-gitti-kalp-ameliyatiyla-hayata-tutundu-927723</guid>
                <description><![CDATA[UZMANI PROF. DR. ORHAN ŞEN, “KENDİSİ KOCAELİ’DEN BURAYA GELDİ. BEL FITIĞI TANISI KONMUŞTU. CERRAHİ OPERASYON ÖNERİLMİŞTİ, GERÇEKTEN CERRAHİ OPERASYON GEREKİYORDU. FAKAT HASTANIN SAĞ BACAĞINDA DAMAR TIKANIKLIĞI OLUNCA VE BACAKTA CİDDİ BİR KUVVET KAYBI OLMAYINCA DURUMA BÜTÜNCÜL YAKLAŞMAK GEREKİYOR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da bel fıtığı ameliyatı öncesi Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen tarafından kardiyolojiye yönlendirilen hastanın kalp damarlarından ikisinin yüzde 92 tıkalı olduğu belirlendi. Acil bypass ameliyatına alınan hasta sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Kocaeli’nde yaşayan Gürcan Yılmaz’a bir süre önce bel fıtığı teşhisi konuldu. Doktorlar tarafından ameliyat olması gerektiği belirtilen Yılmaz, daha önce annesinin tedavisini gerçekleştiren Şen’e muayene olmak için Adana’ya geldi.</p><br/><br/><p>"Kalp damarlarından ikisinde yüzde 92 darlık fark edildi"</p><br/><p>Muayene sırasında hastanın sağ bacağındaki ağrının yalnızca bel fıtığıyla açıklanamayacağını değerlendiren Şen, bacakta damar tıkanıklığı olabileceğinden şüphelendi. Kuvvet kaybının ciddi düzeyde olmaması nedeniyle durumu bütüncül değerlendiren Şen, hastayı kardiyoloji bölümüne yönlendirdi. Yapılan tetkiklerde hastanın kalp damarlarından ikisinde yüzde 92 oranında darlık olduğu belirlendi. Bunun üzerine acil bypass ameliyatına alınan Yılmaz, başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuştu. Böylece bel fıtığı ameliyatı öncesinde fark edilen kalp damarlarındaki kritik tıkanıklık ihtimali hayati riskin önüne geçti.</p><br/><br/><p>"Bir hayatı kurtarmanın mutluluğunu yaşıyorum"</p><br/><p>Konuyla ilgili açıklama yapan Şen, "Kendisi Kocaeli’den buraya geldi. Bel fıtığı tanısı konmuştu. Cerrahi operasyon önerilmişti, gerçekten cerrahi operasyon gerekiyordu. Fakat hastanın sağ bacağında damar tıkanıklığı olunca ve bacakta ciddi bir kuvvet kaybı olmayınca duruma bütüncül yaklaşmak gerekiyor. Böyle durumlarda diğer damarlarda da tıkanıklık olabilir. Halk arasında şah damar olan damarda da tıkanıklık yaşanmış olabilir. Bunun üzerine hastayı kardiyolojiye yönlendirdim ve kalp damarlarında yüzde 92 darlık görüldü. Sonrasında açık kalp ameliyatı yapıldı ve şu an sağlıklı. Dolayısıyla bir hayatı kurtarmanın mutluluğunu yaşıyorum" dedi.</p><br/><br/><p>"Kocaeli’de direkt bel fıtığı ameliyatı olmam gerektiğini söylemişlerdi"</p><br/><p>Hasta Gürcan Yılmaz ise, "Orhan Hoca ile yollarımız ilk olarak pandemi zamanında kesişti. O dönemler annemde omuz düşmesi oldu. Eşim sosyal medyada Orhan hocayı takip ettiği için buraya geldi. Orhan hocam annemi ameliyat etti. 2 sene sonra annem bel fıtığı yaşadı ve yine Orhan hocaya getirdik. Ben 2022’de bel fıtığı yaşadım ve direkt Orhan hocaya geldik. Sağ bacağımdaki ağrıyı söylediğimde kalp doktoruna yönlendirdi. Eğer kalp damarı tıkanıklığı varsa masada kalma ihtimalim olduğunu söyledi ve bunun üzerine Kocaeli’ye dönerek anjiyo oldum. Normalde Kocaeli’de bana direkt olarak bel fıtığı ameliyatı olmam gerektiğini söylemişlerdi. Kalp damarlarımdan ikisinin yüzde 92 tıkanık olduğu ortaya çıkınca Bypass ameliyatı olarak sağlığıma kavuştum. Hayatımı önce Allah’a sonra Orhan hocanın önümüze sunduğu bilgiye borçluyum" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/bel-fitigi-diye-gitti-kalp-ameliyatiyla-hayata-tutundu-0-1785654605.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/bel-fitigi-diye-gitti-kalp-ameliyatiyla-hayata-tutundu-1-1785654606.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/bel-fitigi-diye-gitti-kalp-ameliyatiyla-hayata-tutundu-2-1785654607.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/bel-fitigi-diye-gitti-kalp-ameliyatiyla-hayata-tutundu-3-1785654607.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:10:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/bel-fitigi-diye-gitti-kalp-ameliyatiyla-hayata-tutundu-1785654604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rahim ağzı kanseri cerrahisinde yeni dönem</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem-927720</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem-927720</guid>
                <description><![CDATA[JİNEKOLOJİK ONKOLOJİ UZMANI PROF. DR. EVRİM ERDEMOĞLU, GÜNÜMÜZDE BÜYÜK ORANDA ÖNLENEBİLEN NADİR KANSER TÜRLERİNDEN BİRİ OLAN RAHİM AĞZI (SERVİKS) KANSERİNİN HASTALIĞIN  TEDAVİSİNDE GÜNCEL TIP ÇALIŞMALARINA  DİKKAT ÇEKTİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, günümüzde büyük oranda önlenebilen nadir kanser türlerinden biri olan Rahim ağzı (serviks) kanserinin Hastalığın  tedavisinde güncel tıp çalışmalarına  dikkat çekti.  Erdemoğlu, geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını belirterek; "Oysa güncel tıp çalışmaları, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösteriyor. Üstelik bu sayede hastalar, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşıyor. Hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılması (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabiliyor" dedi.</p><br/><p>Rahim ağzı (serviks) kanserinin cerrahi tedavisinde son on yılda tıp dünyasında devrim niteliğinde adımlar atılıldığını , artık her hastaya en ağır ameliyatı yapmak yerine, "kişiye özel ve sadece gerektiği kadar" müdahale etme dönemi başladığını söyleyen Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu  rahim ağzı kanseri cerrahisindeki bu yeni ve hayat kurtaran yöntemler hakkında bilgi verdi.</p><br/><br/><p>Önce korunma, sonra erken tanı</p><br/><p>Kanserden korunma süreci önce virüsten kaçınmakla, ardından da düzenli kontrollerle sağlandığına dikkat çeken Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, bu korunmanın en önemli iki adımını HPV aşısı ve tarama testleri oluşturduğunu söyledi. Prof. Dr. Erdemoğlu, " Aşı, ilk cinsel ilişkiden önce (9-14 yaşlarında) yapıldığında en yüksek korumayı sağlıyor. Ancak virüs bulaşmış ya da hücre değişimi tedavisi görmüş kişilerde bile, hastalığın tekrarlama riskini azalttığı için ileri yaşlarda da büyük fayda getiriyor. Tarama süreci ise smear (Pap) ve HPV testleri ile kolayca yapılabiliyor. Rahim ağzı kanseri erken evrelerde neredeyse hiç belirti vermediği için bu testleri düzenli yaptırmak hayati önem taşıyor. Hastalık ilerleyip belirti gösterdiğinde ise en sık karşılaşılan durum, adet dönemleri dışındaki veya cinsel ilişki sonrasındaki anormal kanamalar olarak karşımıza çıkıyor. Bu tür şikayetleri olan hastaların hiç vakit kaybetmeden bir jinekoloji uzmanına başvurması büyük önem taşıyor" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Gereksiz büyük ameliyatlardan kaçınılıyor</p><br/><p>Geçmiş yıllarda erken evredeki her hastaya rahmin ve çevre dokuların tamamen alındığı çok geniş ameliyatlar uygulandığını, güncel tıp çalışmalarının, tümör boyutu 2 santimetreden küçük ve düşük riskli olan hastalarda çok daha basit ameliyatların da aynı derecede güvenli olduğunu gösterdiğini kaydeden Prof. Dr. Erdemoğlu, üstelik bu sayede hastaların, ameliyat sonrasında idrar tutma veya kaçırma gibi sıkıntılı süreçleri çok daha az yaşadığını, hatta çok erken yakalanan bazı vakalarda, sadece rahim ağzından küçük, koni şeklinde bir dokunun çıkarılmasının (konizasyon işlemi) bile tedavi için yeterli olabildiğini kaydetti.</p><br/><br/><p>Anne olma şansı korunabiliyor</p><br/><p>Çocuk sahibi olmak isteyen genç hastalarda rahmi koruyan cerrahi seçeneklerin ön plana çıktığı bilgisini paylaşan Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, tümörün küçük olması ve kanserin lenf bezlerine sıçramaması durumunda, sadece rahim ağzının alınması gibi yöntemlerle rahmin gövdesi korunabildiğini hatırlattı. Erdemoğlu şöyle devam etti: "  Deneyimli merkezlerde uygulanan bu yöntemle hastalar hem kanserden kurtuluyor hem de sonrasında anne olabiliyor. Rahim tamamen alınmak zorunda kalınan durumlarda, kemoterapi veya ışın tedavisinden önce yumurta ya da embriyo dondurulabiliyor, yumurtalıklar ışın alanının dışına taşınabiliyor. Bu nedenle üreme çağındaki her hastaya, hastalığın evresi ne olursa olsun tedaviden önce mutlaka doğurganlık danışmanlığı veriliyor. Eskiden ameliyatlarda leğen kemiği içindeki tüm lenf bezleri temizleniyordu. Ancak bu durum hastalarda yaşam boyu süren, bacaklarda aşırı şişme (lenfödem) problemine yol açıyordu. Bugün ise kanserin ilk uğrayacağı "nöbetçi" lenf bezi özel bir boyayla işaretlenip cerrahi sırasında inceleniyor. Eğer bu nöbetçi bez temiz çıkarsa diğer bezlere hiç dokunulmuyor. Bu yöntem hastayı kanserden korurken, ameliyat sonrası hayat kalitesini de en üst düzeyde tutuyor"</p><br/><br/><p>Günümüzde rahim ağzı kanseri cerrahisinin artık daha küçük, daha akıllı ve tamamen kişiye özel hale geldiğini kaydeden ve tedavinin mutlaka farklı uzmanlık alanlarının bir arada çalıştığı, deneyimli merkezlerde planlanmasının ve "tümör kurulu" kararıyla yürütülmesi başarı şansını ciddi oranda artırdığını söyleyen Erdemoğlu, doğru hastaya uygulanan doğru ameliyatın, hem kanseri tamamen geride bırakmayı hem de hayata ve annelik hayallerine kaldığı yerden devam etmeyi mümkün hale getirdiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:50:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/rahim-agzi-kanseri-cerrahisinde-yeni-donem-1785653411.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATAY EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NDE KANSER TARAMALARI BAŞLADI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/hatay-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-kanser-taramalari-basladi-927653</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/hatay-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-kanser-taramalari-basladi-927653</guid>
                <description><![CDATA[Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Kanser Tarama Temas Noktası’nda kanser tarama programları başladı.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NDE KANSER TARAMALARI BAŞLADI</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi bünyesinde hizmet veren Kanser Tarama Temas Noktası’nda kanser tarama programları başladı.&nbsp;</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KETEM Birimi tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında uygun yaş gruplarındaki vatandaşlara ücretsiz tarama hizmeti sunuluyor. Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi, kanserle mücadelede erken teşhisin önemine dikkat çekerek tarama çalışmalarını sürdürüyor. Hastane bünyesinde faaliyet gösteren Kanser Tarama Temas Noktası’nda, vatandaşların kanser türlerine karşı erken dönemde değerlendirilmesi amacıyla tarama hizmetleri verilmeye başlandı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İKİ KANSER TÜRÜNDE TARAMA</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KETEM Biriminde görev yapan Uz. Dr. Büşra Kara ve ekibi tarafından gerçekleştirilen taramalarda, belirlenen yaş gruplarına yönelik hizmet sunuluyor. Program kapsamında; 30-65 yaş arasındaki kadınlara yönelik rahim ağzı (serviks) kanseri taraması ile 50-70 yaş arasındaki kadın ve erkeklere yönelik kolorektal kanser taraması yapılıyor.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>SALI VE ÇARŞAMBA GÜNLERİ HİZMET</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kanser tarama hizmetleri, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kanser Tarama Temas Noktası’nda her hafta salı ve çarşamba günleri gerçekleştirilecek. Vatandaşlar, ücretsiz olarak sunulan tarama hizmetlerinden randevu almadan faydalanabilecek.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ERKEN TEŞHİS HAYAT KURTARIYOR</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastane yetkilileri, kanserde erken teşhisin tedavi başarısında büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, uygun yaş grubundaki tüm vatandaşları düzenli taramalara katılmaya davet etti.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Erken Teşhis Hayat Kurtarır" anlayışıyla sürdürülen çalışmalar kapsamında, kanser risklerinin erken dönemde belirlenmesi ve gerekli yönlendirmelerin yapılması hedefleniyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 01 Aug 2026 08:40:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/08/hatay-egitim-ve-arastirma-hastanesinde-kanser-taramalari-basladi-1785562955.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kardeşini aynı hastalıktan kaybeden 8 yaşındaki Kırgızistanlı Akhmarcan AÜde sağlığına kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kardesini-ayni-hastaliktan-kaybeden-8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcan-aude-sagligina-kavustu-927539</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kardesini-ayni-hastaliktan-kaybeden-8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcan-aude-sagligina-kavustu-927539</guid>
                <description><![CDATA[AKHMARCAN NURSULTANOVA VE SAĞLIK EKİBİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kırgızistan’da yaşayan 8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, 4 yaşından bu yana mücadele ettiği ve erkek kardeşini de kaybettiği pulmoner arteriovenöz malformasyon hastalığından Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı girişimsel tedaviyle kurtuldu. Sağlığına kavuşan küçük Akhmarcan, ülkesine döndüğünde yaşıtları gibi koşup oynamayı, büyüdüğünde ise doktor olmayı hayal ediyor.</p><br/><p>Kırgızistan’da 4 yaşından bu yana pulmoner arteriovenöz malformasyon hastalığı ile mücadele eden 8 yaşındaki Akhmarcan Nursultanova, erkek kardeşini de aynı hastalıktan kaybetti. Küçük kız, Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı tedaviyle sağlığına kavuştu. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fırat Kardelen ve ekibi tarafından gerçekleştirilen operasyonla küçük kızın akciğerinde kısa devre oluşturan anormal damar yapıları anjiyografi yöntemiyle kapatıldı. Başarılı operasyonun ardından sağlık durumu düzelen Akhmarcan’ın oksijen seviyeleri normale yaklaşırken, küçük kızın en büyük hayali ülkesine döndüğünde arkadaşlarıyla özgürce koşup oynayabilmek.</p><br/><br/><p>Çok ender görülen bir vaka</p><br/><p>Prof. Dr. Kardelen, pulmoner arteriovenöz malformasyonun oldukça nadir görülen doğumsal bir damar hastalığı olduğunu belirterek, hastalığın akciğerlerde oksijenlenmesi gereken kanın anormal damar bağlantıları nedeniyle temizlenmeden yeniden dolaşıma katılmasına yol açtığını söyledi. Prof. Dr. Kardelen, "Vakamız çok ender görülen bir hasta. Doğumsal kalp hastalıklarını yüzde 1 oranında biz görüyoruz. Bu, onların arasında çok çok nadir olarak gördüğümüz bir doğumsal kalp hastalığı. Daha çok bizim karşılaştığımız kalp delikleri, kapak problemleridir ama bu hastamızda çok özel bir şekilde akciğere giden damar yatağında bir yumak şeklinde bir oluşum var. Sağ alt kısmında akciğere giden kirli kan ya da az oksijenli olan kan, akciğerlerde temizlenmek üzere giderken bir kısa yolla geriye dönüyor ve kalbin sol tarafına ulaşıyor. Oradan da sistemik dolaşım dediğimiz dolaşıma geçtiğinde çocuğun oksijen düzeylerinde düşmeye neden oluyor. Normalde 70 satürasyonla akciğerlere giden kan, 95-100 satürasyonla gelip vücuda o şekilde gitmesi gerekirken, o 70 satürasyonlu kan kısa bir devreyle tekrar sol taraftan kalbin içinden vücuda geçtiği için hastamızda düşük oksijen düzeyi ile karşılaşıyoruz. Yaklaşık 3 yıldır hastamız bu şekilde dolaşıyordu. İlk tetkiklerimizi yaptıktan sonra tomografi çekerek radyoloji bölümünün desteğiyle hastamıza tanı koyduk. Daha sonrasında da anjiyografi yaparak hastanın o anormal damar yatağında kısa döngü yapan damar yatağını özel ’tıkaç’ dediğimiz bir sistemle tıkayarak sağlığına kavuşturmayı amaçladık ve çok güzel, başarılı bir işlem oldu" dedi.</p><br/><br/><p>"5 tane cihaz koyarak ancak o anormal damar yatağını kapatmayı başarabildik"</p><br/><p>Hastaya 5 cihaz koyarak anormal damar yatağını kapattıklarını belirten Prof. Dr. Kardelen, "Bu hastalarda bazen birden fazla damar yatağında problemle karşılaşıyoruz. Bu hastamızda 5 tane cihaz koyarak ancak o anormal damar yatağını kapatmayı başarabildik. İlerisi için de takibe devam edeceğiz. Bazı hastalarımızda yeniden bu damar oluşumları tekrar devam edip, ileride de sorun oluşturabiliyor. O nedenle takiplerine devam edip, ilerideki kontrollerine göre belki daha fazla girişim de gerekebilen özel bir durum bu. Tedavi edilmezse zaten hastamızda daha önce de karşılaştığı bir problem var, az oksijenli kan vücuda gittiği gibi pıhtılaşmaya yatkınlık olabildiği için beyne, tüm vücuda pıhtı atma ihtimali var. Bu problem nedeniyle beyinde apse dediğimiz özel enfeksiyonların olma ihtimali var. Diğer yandan hemoglobin düzeyi, hastamızın kan düzeyi çok yüksekti. Az oksijenli olduğu için kan düzeyini artırması gerekiyor. Buna bağlı problemler olabiliyor, diğer organlarda problemler olabiliyor" diye konuştu.</p><br/><p>Hastanın özel bir durumu olduğuna da değinen Prof. Dr. Kardelen, "Bir de hastamızın özel bir durumu var. Genellikle bu problem genetik özelliği olan bir durum ama hastamızda genetik bir özellik şu ana kadar tespit edemedik. İkincil nedenler olabiliyor. Hastamızda çok daha nadir olan, nedenini bilmediğimiz, kendiliğinden bu damar yatağının anormal bir çoğalması şeklinde bir durum söz konusu. Tedavi edilmezse de ileride çok daha ağır komplikasyonlarla maalesef olumsuz sonuçlar yaşayabilir. Bu işi bir ekip olarak yürütüyoruz. Tüm ekip arkadaşlarıma da ben teşekkür ediyorum. Anesteziyolojideki arkadaşlar, girişimsel radyolojideki arkadaşlar ve kendi ekibimdeki tüm arkadaşlarla birlikte bu işlemi gerçekleştirdik. Hepsine teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Haziran ayında felç geçirmiş</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Çocuk Kardiyolojisi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Filiz Ekici, "Aslında öyküsü oldukça dramatikti. Haziran ayı içerisinde bir felç olayı geçirmişti ve bu durum tabii ki yapısal damarsal anomalisiyle de yakın ilişkiliydi. Bizim ilk gördüğümüzde belirgin morarması, çomak parmak dediğimiz bayağı dramatik bir kalp hastalığını zaten bize telkin ediyordu. Ekosu normal olmasına rağmen tabii ileri testler gerekiyor. BT anjiyo ile bu pulmoner arteriyovenöz malformasyon teşhisi teyit edildi. Bu anomali çok nadir, ben meslek hayatımda 10 yılda bir falan görebildiğim nadir bir durum. Hastamız çok şükür uygulanan tedavilerle, yapılan anjiyoda kapatma işlemiyle güzel bir sonuç elde ettik. Takiplerine de mutlaka devam edeceğiz. Bundan sonra da bir süre daha antibiyotik ve ağızdan bazı ilaçlar kullanması gerekecek ve düzenli kontrollere gelecek. Çok şükür sağlığına kavuştuğunu söyleyebiliriz. Teşhis konmadığında da Allah korusun kötü sonuçlar olabilecek, sekel, özür, sakatlık bırakabilecek ciddi bir damarsal sorun. Tedavisi de hasta için en zararsız, en rahatsız etmeyen, cerrahi olmayan bir işlem olan anjiyografi ile öncelikle yürütülüyor" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Hastamız bize geldiğinde kandaki oksijen düzeyi yüzde 70’ti"</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Anesteziyoloji ve Reanimasyon Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlker Aycan ise, "Hastamız bize geldiğinde kandaki oksijen düzeyi yüzde 70’ti. Bu normalde hayatla uyuşmayan bir durum. Normal bir insanda bu değerleri görsek hayatını kaybedebileceği, hatta ciddi beyin hasarı olabilecek bir durum. Anestezi açısından en önemli risk, bu hastanın geliştirdiği toleransı bozmamak, ona yönelik ilaçlar uygulamak. En ufak bir değişiklikte hastada kan basıncı düşmesi, bu dediğimiz hipoksik durumun daha da kötüleşmesi ve hayat kaybı riski olabilecek bir anestezi yöntemi uygulamamamız gerekiyordu. Bunun için biz bu hastaya uygun anestezi yöntemi seçerek, kan basıncı değerlerini koruduk. En ufak bir pıhtı oluşumunu, hava kabarcığının beyne gitmesini önlememiz gerekiyor. Bunun için hastayı çok yakından takip ettik ve başarılı bir şekilde işlemi gerçekleştirdik" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Kardeşini de bu hastalıktan kaybetti</p><br/><p>Akhmarcan Nursultanova’nın Antalya’da yaşayan akrabası Venera Ateş, "4 yaşından bu yana sorun yaşıyormuş. Ondan buraya davet ettik, sağ olsunlar sorunu buldular. Umutları olmadan gelmişlerdi. Bir umut olarak burayı görmek istedik. 4 yaşından bugüne kadar çok sorun yaşamış, felç bile geçirmiş. Küçük kardeşini bu hastalıktan dolayı kaybettiler ameliyat esnasında. O yüzden çok korkuyla gelmişlerdi. Şu anda sağ olsun doktorlarımızdan Allah razı olsun, gerçekten de çok iyi, başarılı doktorlarımız var Akdeniz Üniversitesi’nde. Yardımcı oldular. Kırgızistan’a gittiğinde koşup oynamak, doktor olmak istiyor" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kardesini-ayni-hastaliktan-kaybeden-8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcan-aude-sagligina-kavustu-0-1785401107.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kardesini-ayni-hastaliktan-kaybeden-8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcan-aude-sagligina-kavustu-1-1785401108.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kardesini-ayni-hastaliktan-kaybeden-8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcan-aude-sagligina-kavustu-2-1785401109.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kardesini-ayni-hastaliktan-kaybeden-8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcan-aude-sagligina-kavustu-3-1785401110.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:45:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kardesini-ayni-hastaliktan-kaybeden-8-yasindaki-kirgizistanli-akhmarcan-aude-sagligina-kavustu-1785401107.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alanya EAHde ilk kez kapalı yöntemle yemek borusu kanseri ameliyatı gerçekleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-927534</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-927534</guid>
                <description><![CDATA[SEVİM TİRYAKİ VE DR. ÖĞR. ÜYESİ HİLMİ KESKİN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesinde yemek borusu kanseri tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen ameliyatla sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi, sağlık hizmetlerine bir yenisini daha ekledi. Yemek borusu (özefagus) kanseri tanısı konulan 46 yaşındaki Sevim Tiryaki, hastanede ilk kez kapalı yöntemle gerçekleştirilen başarılı ameliyat sayesinde sağlığına kavuştu. Yutma güçlüğü ve yemek yerken takılma hissi şikâyetleriyle Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Göğüs Cerrahisi Ana Bilim Dalı Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin’e başvuran Tiryaki’ye yapılan tetkiklerde yemek borusu kanseri tanısı konuldu. Başarılı bir operasyonla hastanın yemek borusundaki kanserli kısımlar çıkarılarak, midesinden yeni bir yemek borusu oluşturuldu.</p><br/><br/><p>"Türkiye’de az sayıda merkezde gerçekleştirilen bir operasyon"</p><br/><p>Kapalı yöntem cerrahisindeki deneyimi ve başarılı operasyonlarıyla tanınan Dr. Öğr. Üyesi Hilmi Keskin, ameliyat hakkında bilgi verdi. Keskin, "Hastamız bize özefagus, yani yemek borusu kanseri tanısıyla başvurdu. İlk değerlendirmede çekilen PET-CT görüntülerinde hastamızın ameliyat için uygun olduğunu belirledik. Cerrahi öncesinde tümörün küçültülmesine yönelik neoadjuvan kemoradyoterapi tedavisi planlandı. Tedavisini başarıyla tamamlayan hastamızı ameliyata aldık. Yemek borusu ameliyatları, Türkiye’de sınırlı sayıda merkezde gerçekleştirilebilen, yönetimi oldukça zor ve ileri cerrahi deneyim gerektiren operasyonlardır. Bu ameliyatta kanserli yemek borusu çıkarıldıktan sonra mideden yeni bir yemek borusu oluşturuluyor ve ağız tarafında kalan yemek borusu ile mide birleştirilerek sindirim sistemi yeniden yapılandırılıyor. Hem karın hem de göğüs bölgesinden gerçekleştirilen bu büyük ameliyatı, anestezi ekibimiz ve tüm ameliyathane ekibimizle uyum içerisinde başarıyla tamamladık. Yemek borusu kanserlerinde karın ve göğüs bölgesinden kapalı yöntemle (laparoskopik ve videotorakoskopik) gerçekleştirilen cerrahiler, hastaların iyileşme sürecini hızlandırırken, ameliyat sonrası gelişebilecek birçok komplikasyonun da en aza indirilmesine katkı sağlamaktadır" diye konuştu.</p><br/><p>Başarılı operasyonun ardından sağlığına kavuşan Sevim Tiryaki ise, "Zoru başardık, hastalığımı yendim. Başta doktorum olmak üzere emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına sonsuz teşekkür ediyorum. Hayatımı hekimime borçluyum" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-0-1785399605.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-1-1785399606.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-2-1785399607.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 11:20:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/alanya-eahde-ilk-kez-kapali-yontemle-yemek-borusu-kanseri-ameliyati-gerceklestirildi-1785399604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SÖNMEZ BAŞKANLIĞINDA İŞ GÜVENLİĞİ MASAYA YATIRILDI</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/sonmez-baskanliginda-is-guvenligi-masaya-yatirildi-927487</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/sonmez-baskanliginda-is-guvenligi-masaya-yatirildi-927487</guid>
                <description><![CDATA[Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez başkanlığında gerçekleştirilen İş Sağlığı ve Güvenliği 5. Koordinasyon Kurul Toplantısı'nda, sağlık çalışanlarının güvenli çalışma koşullarını güçlendirmeye yönelik uygulamalar değerlendirildi.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SÖNMEZ BAŞKANLIĞINDA İŞ GÜVENLİĞİ MASAYA YATIRILDI</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez başkanlığında gerçekleştirilen İş Sağlığı ve Güvenliği 5. Koordinasyon Kurul Toplantısı'nda, sağlık çalışanlarının güvenli çalışma koşullarını güçlendirmeye yönelik uygulamalar değerlendirildi.&nbsp;</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplantıda, kurum genelinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün geliştirilmesi için yürütülecek çalışmalar ele alındı. Hatay İl Sağlık Müdürlüğü tarafından düzenlenen İş Sağlığı ve Güvenliği 5. Koordinasyon Kurul Toplantısı, İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez'in başkanlığında gerçekleştirildi. Toplantıya Destek Hizmetleri Başkan Yardımcısı İsmail Filik ile kurul üyeleri katıldı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplantının sekreterya görevi ise İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Yavuz Selim Tatar tarafından yürütüldü.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ÇALIŞAN SAĞLIĞI DEĞERLENDİRİLDİ</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurul üyelerinin katılımıyla gerçekleştirilen toplantıda, çalışan sağlığı ve güvenliğinin güçlendirilmesine yönelik mevcut uygulamalar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Sağlık tesislerinde görev yapan personelin daha güvenli ortamlarda hizmet sunabilmesi amacıyla yürütülen çalışmalar gözden geçirilirken, iş sağlığı ve güvenliği alanında uygulanacak yeni tedbirler de masaya yatırıldı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplantıda ayrıca, iş kazalarının önlenmesi, risklerin en aza indirilmesi, koruyucu ve önleyici uygulamaların etkin şekilde sürdürülmesi ile çalışanların güvenliğini artıracak planlamalar üzerinde duruldu.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>GÜVENLİ ÇALIŞMA ORTAMLARI HEDEFLENİYOR</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karşılıklı görüş alışverişi ve çözüm odaklı değerlendirmelerle geçen toplantıda, kurum genelinde iş sağlığı ve güvenliği kültürünün yaygınlaştırılması, çalışanların bu alandaki farkındalıklarının artırılması ve güvenli çalışma ortamlarının daha da geliştirilmesine yönelik çalışmaların kararlılıkla sürdürüleceği vurgulandı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay İl Sağlık Müdürü Dr. Sıtkı Sönmez, çalışan sağlığı ve güvenliğinin sağlık hizmetlerinin sürdürülebilirliği açısından büyük önem taşıdığını belirterek, personelin güvenli koşullarda görev yapmasını sağlayacak uygulamaların titizlikle takip edilmeye devam edeceğini ifade etti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:15:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/sonmez-baskanliginda-is-guvenligi-masaya-yatirildi-1785334642.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz ishalleri küçük çocuklarda ciddi sıvı kaybına yol açabiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor-927455</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor-927455</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI DR. NİMET KARATAŞ TORUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıkları, hijyen şartlarındaki yetersizlikler ve havuz kullanımının yaygınlaşması çocuklarda ishal vakalarını artırabiliyor. Özellikle 5 yaş altındaki çocuklarda sıvı kaybının çok kısa sürede ciddi boyutlara ulaşabileceğine dikkat çeken Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, "Yaz ishalleri çoğu zaman uygun sıvı desteği ve doğru beslenmeyle düzeliyor. Ancak küçük çocuklarda gelişen sıvı kaybı hızla ağırlaşabileceği için ailelerin belirtileri erken fark etmesi ve vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurması büyük önem taşıyor" dedi.</p><br/><p>Yaz ishallerinin en sık nedeninin virüsler olduğunu kaydeden Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Nimet Karataş Torun, bakteriler ve parazitlerin de ishale yol açabileceğini söyledi. Özellikle iyi yıkanmamış meyve ve sebzeler, yeterince pişirilmemiş et ürünleri, uygun şartlarda saklanmayan süt ve süt ürünleri, kirli içme suları ile hijyenik olmayan havuzların enfeksiyon riskini artırdığını ifade eden Uzm. Dr. Torun, çocukların ellerini ağızlarına götürmesi, ortak oyuncak kullanımı ve el hijyenine yeterince dikkat edilmemesinin de mikropların kolay yayılmasına neden olduğunu belirtti.</p><br/><br/><p>"Sıvı kaybı belirtileri ihmal edilmemeli"</p><br/><p>İshalin yalnızca sık ve sulu dışkılama olmadığını vurgulayan Uzm. Dr. Torun, "Bulantı, kusma, ateş, karın ağrısı, halsizlik ve iştahsızlık tabloya eşlik edebilir. Ancak çocuklarda en büyük risk sıvı ve mineral kaybıdır. Ağız ve dudaklarda kuruluk, gözyaşının azalması, idrar miktarında azalma, gözlerde çöküklük, halsizlik ve bebeklerde bıngıldağın çökmesi gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Antibiyotik her ishalde kullanılmamalı"</p><br/><p>İshal tedavisinde önceliğin kaybedilen sıvının yerine konması olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, oral rehidratasyon solüsyonlarının (ORS) bu süreçte önemli bir yere sahip olduğunu belirtti. Anne sütü alan bebeklerde emzirmenin kesilmemesi gerektiğine değinen Uzm. Dr. Torun, daha büyük çocuklarda ise yoğurt, çorba, pirinç, patates, muz ve makarna gibi kolay sindirilebilen besinlerin tercih edilmesini önerdi. Ailelerin en sık yaptığı hatalardan birinin gereksiz antibiyotik kullanımı olduğuna dikkat çeken Uzm. Dr. Torun, "Çocukluk çağı ishallerinin büyük bölümü virüs kaynaklıdır ve antibiyotiklerin bu hastalarda faydası yoktur. Gereksiz antibiyotik kullanımı bağırsak florasını bozabilir ve antibiyotik direncine neden olabilir. Antibiyotik yalnızca hekim önerisiyle kullanılmalıdır. Uygun probiyotik desteği ise bağırsak florasının dengelenmesine katkı sağlayabilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Hijyen kuralları hastalıktan korunmada büyük önem taşıyor"</p><br/><p>Yaz ishallerinden korunmanın en etkili yolunun hijyen kurallarına uymak olduğunu söyleyen Uzm. Dr. Torun, "Yemeklerden önce ve tuvalet sonrası eller en az 20 saniye sabunla yıkanmalı, meyve ve sebzeler bol suyla iyice temizlenmeli, et ve yumurta iyi pişirilmeli, güvenilir içme suyu tercih edilmeli ve açıkta satılan gıdalardan mümkün olduğunca uzak durulmalıdır. Gıdaların sıcak havalarda uygun şartlarda muhafaza edilmesi ve havuzların hijyen kurallarına uygun olması da enfeksiyon riskini azaltmada büyük önem taşımaktadır" açıklamasında bulundu.</p><br/><br/><p>"Bu belirtilerde vakit kaybetmeyin"</p><br/><p>Özellikle 6 aydan küçük bebeklerde gelişen ishalin dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Uzm. Dr. Torun, "Sürekli kusma nedeniyle sıvı alamama, kanlı dışkılama, 39 derecenin üzerinde ateş, şiddetli karın ağrısı, belirgin sıvı kaybı, uzun süre idrar yapamama, aşırı halsizlik ve üç ila beş günden uzun süren ishal durumlarında mutlaka vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Erken müdahale ciddi komplikasyonları önlüyor"</p><br/><p>Yaz ishallerinin çoğu zaman doğru sıvı desteği ve uygun beslenmeyle kısa sürede düzeldiğini belirten Uzm. Dr. Torun, "Aileler çocuklarının sıvı tüketimine özen göstermeli, hijyen kurallarını ihmal etmemeli ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınmalıdır. Erken müdahale, özellikle küçük çocuklarda gelişebilecek ciddi komplikasyonların önlenmesinde en önemli adımdır" diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 11:25:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/yaz-ishalleri-kucuk-cocuklarda-ciddi-sivi-kaybina-yol-acabiliyor-1785313504.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından sıcak çarpması uyarısı: Güneş altında olmasanız da risk altındasınız</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-sicak-carpmasi-uyarisi-gunes-altinda-olmasaniz-da-risk-altindasiniz-927432</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-sicak-carpmasi-uyarisi-gunes-altinda-olmasaniz-da-risk-altindasiniz-927432</guid>
                <description><![CDATA[ÖZEL MEDLİNE ADANA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI UZMANI DR. YUNUS COŞKUN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, sıcak çarpmasının yalnızca güneş altında değil, kapalı ve sıcak ortamlarda uzun süre kalınması sonucu da görülebildiğini belirterek, "Şuur bulanıklığı, anlamsız konuşma ve nöbet gibi belirtiler varsa hemen en yakın hastaneye başvurmalıdır" dedi.</p><br/><p>Adana’da bugün hava sıcaklığı meteoroloji verilere göre gölgede 43 derece olacak. Nem ile birlikte hissedilen sıcaklığın ise 50 dereceyi bulması bekleniyor. Bu nedenle hava sıcaklıklarıyla birlikte sıcak çarpması vakalarına karşı uyarılarda bulunan Özel Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, halk arasında "güneş çarpması" olarak bilinen tablonun aslında "sıcak çarpması" olduğunu söyledi.</p><br/><p>Sıcak çarpmasının yalnızca güneş altında kalındığında ortaya çıkmadığını ifade eden Dr. Coşkun, "Kapalı ve sıcak ortamlarda uzun süre bulunmak da vücut ısısını artırarak sıcak çarpmasına neden olabilir. Terleme artışı, aşırı susama, halsizlik ve yorgunluk ilk belirtiler arasında yer alır. Ancak ilerleyen dönemde bilinç bulanıklığı, anlamsız konuşmalar ya da nöbet geçirme gibi durumlar gelişiyorsa bu artık tıbbi bir acildir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Hastayı hemen serin ortama alın"</p><br/><p>Sıcak çarpmasında ilk müdahalenin hayati önem taşıdığına dikkat çeken Dr. Coşkun, "Bu gibi durumlarda kişi vakit kaybetmeden serin bir ortama alınmalı, üzerindeki fazla kıyafetler çıkarılmalı ve soğuk uygulama yapılmalıdır. Eğer kişinin şuurunda bozukluk varsa ağızdan su ya da herhangi bir gıda verilmemelidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Klimalı ortam zararlı değil"</p><br/><p>Vatandaşların klima kullanımıyla ilgili yanlış bilgilere sahip olduğunu belirten Coşkun, "Hastalarımız sık sık ’Klima zararlı mı’ diye soruyor. Klimalı ortam zararlı değildir. Özellikle kronik hastalığı bulunanlar ve yaşlı bireylerin serin, klimalı ortamlarda bulunmasını destekliyoruz. Burada dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ani ısı değişikliklerinden kaçınmaktır" dedi.</p><br/><br/><p>"Güneş koruyucu sıcak çarpmasını önlemez"</p><br/><p>Güneş koruyucu kremlerle ilgili yanlış bir algı bulunduğunu dile getiren Dr. Coşkun, "Güneş koruyucuları ultraviyole ışınlarına karşı koruma sağlar ancak sıcak çarpmasını önlemez. Bu nedenle en önemli korunma yöntemi yeterli sıvı tüketmek ve sıcak ortamlarda uzun süre kalmamaktır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Adana’da günde en az 2,5 litre su tüketilmeli"</p><br/><p>Adana’nın sıcak iklimi nedeniyle görünmeyen sıvı kaybının fazla olduğuna dikkat çeken Coşkun, "Adana’da günlük en az 2,5 litre su tüketimini öneriyoruz. Çünkü sadece terlemeyle değil, nefes alıp verme sırasında da fark edilmeyen sıvı kayıpları yaşanıyor. Susamayı beklemeden su içilmeli, özellikle açık alanda spor yapanlar ya da fiziksel efor gerektiren işlerde çalışanlar daha sık mola vermeli ve bol sıvı tüketmelidir" dedi.</p><br/><br/><p>"Geniş ve hava alan kıyafetler tercih edilmeli"</p><br/><p>Açık alanda çalışan vatandaşlara da önerilerde bulunan Dr. Yunus Coşkun, "Sıcak ortamlarda çalışanlar terlemeyi artırmayacak, bol ve hava alan kıyafetler giymeli, mümkün olduğunca sık serin ve havalandırılmış ortamlarda dinlenmelidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Sıcak çarpmasının belirtilerine dikkat edilmesi gerektiğini vurgulayan Coşkun, "Baş ağrısı, yoğun terleme, halsizlik, yorgunluk ve baş dönmesi en sık görülen belirtilerdir. Bunlara unutkanlık, bilinç bulanıklığı ya da halk arasında ’beyin sisi’ olarak tarif edilen durumlar eşlik ediyorsa kişi vakit kaybetmeden serin bir ortama geçmeli ve gerekirse sağlık kuruluşuna başvurmalıdır" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 09:25:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-carpmasi-uyarisi-gunes-altinda-olmasaniz-da-risk-altindasiniz-1785306303.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GELİŞİM HASTANESİ&#039;NDEN HAYATİ UYARILAR</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/gelisim-hastanesinden-hayati-uyarilar-927297</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/gelisim-hastanesinden-hayati-uyarilar-927297</guid>
                <description><![CDATA[İskenderun Gelişim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nasır Sivri, kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara önemli uyarılarda bulundu.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GELİŞİM HASTANESİ'NDEN HAYATİ UYARILAR</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İskenderun Gelişim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nasır Sivri, kan sulandırıcı ilaç kullanan hastalara önemli uyarılarda bulundu.&nbsp;</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastalarına yalnızca tedavi değil, koruyucu sağlık hizmetleriyle de rehberlik eden İskenderun Gelişim Hastanesi, kan sulandırıcı ilaçların bilinçli kullanımının hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, tedavinin güvenli şekilde sürdürülebilmesi için uyulması gereken temel kuralları paylaştı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>KALP SAĞLIĞINDA GÜVENİLİR ADRES</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Modern tıbbi altyapısı, deneyimli hekim kadrosu ve hasta odaklı sağlık anlayışıyla bölgenin önemli sağlık kuruluşları arasında yer alan İskenderun Gelişim Hastanesi, toplumu bilinçlendirmeye yönelik çalışmalarını sürdürüyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nasır Sivri, kan sulandırıcı ilaç kullanan hastaların tedavi sürecinde dikkat etmesi gereken kritik noktaları anlatarak, bilinçsiz ilaç kullanımının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi. Kan sulandırıcı ilaçların; kalp ritim bozuklukları, kalp kapak hastalıkları, damar tıkanıklıkları ve pıhtı oluşumuna bağlı gelişebilecek hayati risklerin önlenmesinde önemli görev üstlendiğini belirten Sivri, bu ilaçların mutlaka uzman hekim kontrolünde kullanılması gerektiğini vurguladı.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>DÜZENLİ KULLANIM HAYAT KURTARIYOR</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tedavinin başarısında en önemli unsurun ilaçların düzenli kullanımı olduğunu ifade eden Doç. Dr. Nasır Sivri, hastaların ilaçlarını her gün aynı saatte almaları gerektiğini söyledi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sivri, doz atlanmaması gerektiğine dikkat çekerek, "Kan sulandırıcı ilaçların doktor önerisi olmadan bırakılması ya da dozunun değiştirilmesi ciddi sağlık riskleri oluşturabilir. İlacın koruyucu etkisinin devamı için düzenli kullanım büyük önem taşıyor." dedi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>DOKTORUNUZU MUTLAKA BİLGİLENDİRİN</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İskenderun Gelişim Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Nasır Sivri, diş çekimi, ameliyat, endoskopi veya benzeri girişimsel işlemler öncesinde hastaların kan sulandırıcı ilaç kullandıklarını mutlaka sağlık ekiplerine bildirmeleri gerektiğini ifade etti. Bu bilginin, uygulanacak tedavinin güvenli şekilde planlanması açısından büyük önem taşıdığını belirten Sivri, olası komplikasyonların önlenmesinde doğru bilgilendirmenin kritik rol oynadığını söyledi.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>KANAMA BELİRTİLERİNİ İHMAL ETMEYİN</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tedavi sürecinde beklenmeyen belirtilerin dikkate alınması gerektiğini ifade eden Sivri, sebepsiz morarma, uzun süren kanamalar, idrarda kan görülmesi veya dışkının siyah renkte olması gibi bulguların vakit kaybetmeden değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Bu tür durumlarda en kısa sürede bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının hayati önem taşıdığına dikkat çeken Sivri, erken müdahalenin olası riskleri önemli ölçüde azaltabileceğini kaydetti.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İLAÇ ETKİLEŞİMLERİNE DİKKAT</strong></span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kan sulandırıcı ilaçların bazı ağrı kesiciler, antibiyotikler, bitkisel ürünler ve çeşitli gıdalarla etkileşime girebildiğini hatırlatan Doç. Dr. Nasır Sivri, hastaların yeni bir ilaç veya gıda takviyesi kullanmadan önce mutlaka doktorlarına danışmaları gerektiğini söyledi. Tedavi sürecinde hiçbir değişikliğin hekim bilgisi dışında yapılmaması gerektiğini vurgulayan Sivri, bilinçsiz ilaç kullanımının tedavinin etkinliğini azaltabileceği gibi ciddi sağlık sorunlarına da neden olabileceğini ifade etti.</span></p>

<p><br />
<strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HASTA GÜVENLİĞİ ÖNCELİĞİ</span></strong></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Koruyucu hekimlik anlayışıyla hastalarını yalnızca tedavi etmekle kalmayıp sağlık konusunda bilinçlendirmeyi de görev edinen İskenderun Gelişim Hastanesi, uzman kadrosuyla kalp ve damar hastalıklarının tanı, tedavi ve takip süreçlerinde güven vermeye devam ediyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doç. Dr. Nasır Sivri, kan sulandırıcı tedavisinin temel amacının pıhtı oluşumunu önlerken hastanın tedavisini güvenli ve kontrollü şekilde sürdürebilmesini sağlamak olduğunu belirterek, düzenli kardiyoloji kontrollerinin tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve hastaların hekim önerilerine eksiksiz uymalarının büyük önem taşıdığını ifade etti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 16:28:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/gelisim-hastanesinden-hayati-uyarilar-1784381421.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinin 4 noktasına hayat kurtaran OED cihazı yerleştirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-927267</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-927267</guid>
                <description><![CDATA[OTOMATİK EKSTERNAL DEFİBRİLATÖR (OED) CİHAZLARI VATANDAŞLARIN YOĞUN BULUNDUĞU KAMUSAL ALANLARA YERLEŞTİRİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’de hastane dışında meydana gelen ani kalp durmalarında erken müdahaleyi sağlamak amacıyla Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları vatandaşların yoğun bulunduğu kamusal alanlara yerleştirildi.</p><br/><p>Sağlık Bakanlığı Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü koordinasyonunda, ASELSAN tarafından hibe edilen OED cihazları, Mersin İl Sağlık Müdürlüğü ile Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde kentin 4 farklı noktasında hizmete alındı. Kurulumu tamamlanan cihazlar, Akdeniz ilçesinde Ulu Cami Meydanı, Toroslar ilçesinde Kuvayi Milliye Caddesi, Yenişehir ilçesinde Özgecan Aslan Barış Meydanı ile Mezitli ilçesinde GMK Bulvarı ile Limon Caddesi kesişimine yerleştirildi.</p><br/><p>Ani kalp durmalarında ambulans ekipleri olay yerine ulaşıncaya kadar geçen sürede hayati önem taşıyan OED cihazlarının, sesli ve görsel yönlendirmeleri sayesinde sağlık personeli olmayan vatandaşlar tarafından da güvenle kullanılabildiği belirtildi.</p><br/><p>Mersin İl Sağlık Müdürü Mustafa Ekici, OED cihazlarının ani kardiyak ölümlerde hayat kurtaran önemli bir teknoloji olduğunu söyledi. Dünyadaki ölümlerin yaklaşık yüzde 60’ının kardiyak nedenlerden kaynaklandığını ifade eden Ekici, bu vakaların yaklaşık yarısının şok uygulanabilir ritim grubunda yer aldığını belirtti.</p><br/><p>İlk 5 dakikanın kritik olduğuna dikkat çeken Ekici, "Şok uygulanabilir ritimde bulunan hastalara ilk 5 dakika içerisinde müdahale edildiğinde sağ kalım oranı yüzde 50’ye ulaşıyor. Bu nedenle kamusal alanlara yerleştirilen OED cihazlarıyla birçok vatandaşımızın hayatının kurtarılmasını hedefliyoruz" dedi.</p><br/><p>Cihazların yalnızca mevcut 4 noktada kalmayacağını belirten Ekici, "İlimizde yaygınlaşacak. Yönetmelik gereği spor salonlarında, otogarlarda, kalabalık meydanlarda, çok geniş sitelerde, otobüslerde, kalabalık olan her yerde, camilerde OED cihazının kullanımını bundan sonra Türkiye genelinde göreceğiz" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Avrupa’da ve dünyanın birçok ülkesinde uzun yıllardır kullanılan OED cihazlarının kullanımının oldukça kolay olduğunu vurgulayan Ekici, "Sadece sesli komut veriyor. Herhangi bir vatandaşımız, hatta çocuklar bile bu cihazı rahatlıkla kullanabiliyor. Ve biraz önce bahsettiğim gibi, sağ kalımı biz yüzde 50 oranında artırmış oluyoruz" şeklinde konuştu</p><br/><p>Ekici, uygulamanın erken müdahale sayesinde ani kalp durmalarında sağ kalım oranını artıracağını belirterek, "Bu cihazlar vatandaşlarımızın hayatta kalmasına, ilk müdahalenin etkin şekilde yapılmasına ve tedavi sürecinin başarılı şekilde devam etmesine önemli katkı sağlayacak. Mersin’de bu uygulamanın başlamasından büyük memnuniyet duyuyoruz" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-0-1784210407.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-1-1784210408.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-2-1784210409.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-3-1784210409.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-4-1784210410.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-5-1784210411.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 17:00:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinin-4-noktasina-hayat-kurtaran-oed-cihazi-yerlestirildi-1784210406.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Dr. Güzeldağ: Kulak ağrısıyla biten tatillerin nedeni kirli havuzlar olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/dr-guzeldag-kulak-agrisiyla-biten-tatillerin-nedeni-kirli-havuzlar-olabilir-927248</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/dr-guzeldag-kulak-agrisiyla-biten-tatillerin-nedeni-kirli-havuzlar-olabilir-927248</guid>
                <description><![CDATA[KULAK BURUN BOĞAZ HASTALIKLARI UZMANI DR. SÜMBÜL BAYRAKTAR GÜZELDAĞ, KİRLİ HAVUZ SUYUNUN KULAK, BURUN VE BOĞAZ ENFEKSİYONLARININ DAHA KOLAY GELİŞMESİNE, HASTALIKLARIN DAHA AĞIR SEYRETMESİNE VE İYİLEŞME SÜRESİNİN UZAMASINA YOL AÇABİLDİĞİNİ SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, kirli havuz suyunun kulak, burun ve boğaz enfeksiyonlarının daha kolay gelişmesine, hastalıkların daha ağır seyretmesine ve iyileşme süresinin uzamasına yol açabildiğini söyledi.</p><br/><p>Yazın temizliği tam anlamıyla yapılmamış havuzlar nedeniyle en sık karşılaşılan sorunların başında dış kulak yolu enfeksiyonları, sinüzit, boğaz enfeksiyonları ve bazı durumlarda göz ile birlikte gelişen üst solunum yolu enfeksiyonları geliyor. Medline Adana Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Dr. Sümbül Bayraktar Güzeldağ, serinlemek için girilen havuzların, tatil dönüşünde günlerce sürecek bir kulak ağrısının ya da inatçı bir enfeksiyonun başlangıcı olabileceğini söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Risk altındaki bireyler dikkat etmeli</p><br/><p>Uzm. Dr. Güzeldağ, özellikle çocuklar, yaşlılar, bağışıklık sistemi zayıf olanlar ve kronik hastalığı bulunan kişiler, hijyen şartları yeterli olmayan havuzların neden olabileceği enfeksiyonlara karşı daha hassas olduğunu kaydederek, "Kirli havuz suyu bu kişilerde kulak, burun ve boğaz enfeksiyonlarının daha kolay gelişmesine, hastalıkların daha ağır seyretmesine ve iyileşme süresinin uzamasına yol açabilir. Bu nedenle bu risk grubunda yer alan kişilerin havuz hijyenine daha fazla dikkat etmeleri ve koruyucu önlemleri ihmal etmemeleri büyük önem taşır. Kirli havuzların neden olduğu en yaygın rahatsızlıklardan biri dış kulak yolu enfeksiyonudur. Uzun süre suya maruz kalan kulak kanalında koruyucu tabaka zayıflayabilir ve bakteri ile mantarlar kolayca çoğalabilir. Bunun sonucunda kulakta şiddetli ağrı, kaşıntı, dolgunluk hissi, akıntı ve işitmede azalma görülür. Özellikle kulak çubuğu kullanarak kulağı temizlemeye çalışmak ya da kulağı sert şekilde kurutmak enfeksiyon riskini daha da artırır. Erken dönemde tedavi edilmeyen enfeksiyonlar ise daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir" diye konuştu.</p><br/><p>Burun ve boğaz da risk altında</p><br/><p>Hijyenik olmayan havuz suları burun içine kaçtığında burun mukozasını tahriş ederek sinüzit gelişimine zemin hazırlayabildiğini belirten Güzeldağ, "Burun tıkanıklığı, yüz ağrısı, geniz akıntısı ve baş ağrısı bu durumun belirtileri arasında yer alır. Aynı zamanda havuz suyundaki mikroorganizmalar da boğazı etkileyerek yutkunma güçlüğü, boğaz ağrısı ve bademcik enfeksiyonlarına davetiye çıkartabilir. Özellikle klor seviyesi yeterli olmayan veya düzenli olarak dezenfekte edilmeyen havuzlarda bu risk daha da artar. Yüzme sonrasında ortaya çıkan kulak ağrısı, kulaktan akıntı, işitme kaybı, uzun süren burun tıkanıklığı, kötü kokulu geniz akıntısı, ateş ya da boğaz ağrısı gibi şikayetler basit bir rahatsızlık olarak değerlendirilmemelidir. Bu belirtiler devam ediyorsa mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir. Erken tanı ve uygun tedavi sayesinde enfeksiyonların ilerlemesi önlenebilir ve iyileşme sürecinin hızlanması sağlanır" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Havuz kullanırken önlem alın</p><br/><p>Kirli havuzların oluşturduğu sağlık risklerinden korunmak için alınacak basit önlemlerin büyük önem taşıdığını söyleyen Dr. Güzeldağ, şu önerilerde bulundu:</p><br/><p>"Bakımı düzenli yapılan ve hijyen kurallarına uygun havuzları tercih edin. Havuza girmeden önce ve çıktıktan sonra mutlaka duş alın. Yüzme sonrasında kulaklarınızı nazikçe kurulayın, kulak çubuğu kullanmayın. Mümkünse kişiye özel yüzücü kulak tıkacı kullanın. Havuz suyunu yutmamaya ve burnunuza su kaçırmamaya özen gösterin. Kulakta ağrı, akıntı veya işitme kaybı gelişirse kendi kendinize ilaç kullanmayın. Çocukların uzun süre kirli veya bakımı yetersiz havuzlarda kalmasına izin vermeyin. Havuz sonrası şikayetler 24-48 saat içinde düzelmiyor veya artıyorsa gecikmeden bir uzmana başvurun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 12:25:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/dr-guzeldag-kulak-agrisiyla-biten-tatillerin-nedeni-kirli-havuzlar-olabilir-1784193903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Op. Dr. Oğur: Gebelikte yüzme güvenli ancak her anne adayı için uygun olmayabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/op-dr-ogur-gebelikte-yuzme-guvenli-ancak-her-anne-adayi-icin-uygun-olmayabilir-927240</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/op-dr-ogur-gebelikte-yuzme-guvenli-ancak-her-anne-adayi-icin-uygun-olmayabilir-927240</guid>
                <description><![CDATA[KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI OP. DR. MERİH OĞUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Normal seyreden gebeliklerde yüzmenin hem anne hem de bebek için güvenli ve faydalı bir egzersiz olduğuna dikkat çeken Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Merih Oğur, bazı riskli gebeliklerde ise deniz ve havuzun önerilmediğini söyledi.</p><br/><p>Normal seyreden, düşük riskli gebeliklerde denize ve havuza girmenin genel olarak güvenli olduğunu belirten Medical Park Seyhan Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Op. Dr. Merih Oğur, "Yüzme gebelik döneminde önerilen en ideal egzersizlerden biridir. Suyun kaldırma kuvveti sayesinde eklemlere binen yük azalır, anne adayının hareket etmesi kolaylaşır ve dolaşım desteklenir" dedi.</p><br/><p>Ancak her gebelikte aynı önerinin geçerli olmadığını vurgulayan Op. Dr. Oğur, "Erken doğum tehdidi, plasenta previa, aktif vajinal kanama, su kesesinin açılması, rahim ağzı yetmezliği, kontrolsüz hipertansiyon, preeklampsi, ciddi kalp ve akciğer hastalıkları ile aktif vajinal enfeksiyonu bulunan gebelerde yüzme önerilmeyebilir. Özellikle su kesesi açılmış gebelerde enfeksiyon riski nedeniyle havuz ve deniz kesinlikle önerilmez" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Yüzme anne adayına birçok fayda sağlıyor"</p><br/><p>Yüzmenin gebelikte yapılabilecek en güvenli aerobik egzersizlerden biri olduğunu ifade eden Op. Dr. Oğur, "Yüzme, bel ve sırt ağrılarını azaltabilir, bacak ödemini hafifletebilir, dolaşımı destekleyebilir ve aşırı kilo alımını önlemeye yardımcı olabilir. Aynı zamanda uyku kalitesini ve ruh halini olumlu etkiler. Yaz aylarında ise suyun serinletici etkisi sayesinde vücut sıcaklığının dengelenmesine katkı sağlayarak, sıcak stresini azaltır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Havuz sonrası gelişen şikayetleri önemseyin"</p><br/><p>Havuz veya deniz sonrasında gelişen vajinal kaşıntı, yanma ya da akıntının ihmal edilmemesi gerektiğini söyleyen Op. Dr. Oğur, "Bu belirtiler vajinal mantar enfeksiyonu, bakteriyel vajinozis, idrar yolu enfeksiyonu veya klora bağlı tahrişin habercisi olabilir. Özellikle kötü kokulu, sarı ya da yeşil renkli akıntı, yoğun kaşıntı, idrar yaparken yanma, ateş ve alt karın ağrısı gibi belirtiler varsa mutlaka kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulmalıdır. Gebelikte kendi kendine ilaç kullanılması doğru değildir" dedi.</p><br/><br/><p>"Islak mayo enfeksiyon riskini artırabilir"</p><br/><p>Anne adaylarının hijyen kurallarına dikkat etmesi gerektiğini belirten Op. Dr. Oğur, "Islak mayo ile uzun süre kalmak mantar enfeksiyonu gelişimini kolaylaştırabilir. Sudan çıktıktan sonra kuru mayo giyilmeli, mümkünse duş alınmalı, pamuklu iç çamaşırı tercih edilmeli, çok dar mayo ve bikini kullanılmamalı, ortak havlu kullanılmamalı ve vajinal duş yapılmamalıdır. Bu basit önlemler enfeksiyon riskini azaltmada oldukça etkilidir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Yüksek riskli gebeliklerde karar kişiye özel verilmeli"</p><br/><p>Yüksek riskli gebeliklerde standart bir öneri yapılamayacağını belirten Op. Dr. Oğur, "Rahim ağzı belirgin kısa olanlarda, erken doğum tehdidi bulunanlarda, plasenta previa nedeniyle kanaması olanlarda, su kesesi açılmış gebelerde ve aktif enfeksiyonu bulunan anne adaylarında yüzme önerilmez. Bu hastalarda karar mutlaka gebeliği takip eden kadın doğum uzmanı tarafından verilmelidir" dedi.</p><br/><br/><p>"Günün en sıcak saatlerinde güneşe çıkmayın"</p><br/><p>Gebelikte vücut ısısının fizyolojik olarak arttığını hatırlatan Oğur, sıcak havaların dehidratasyon, tansiyon düşüklüğü, bayılma, ısı stresi ve rahim kasılmalarında artışa neden olabileceğini söyledi. Anne adaylarına günün en sıcak saatleri olan 11.00-16.00 arasında güneşe çıkmamalarını öneren Op. Dr. Oğur, "Bol su tüketilmeli, açık renkli kıyafetler tercih edilmeli, geniş kenarlı şapka kullanılmalı ve gebelikte kullanıma uygun mineral filtreli güneş koruyucular tercih edilmelidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Bu belirtiler normal kabul edilmemeli"</p><br/><p>Yüzme sonrasında görülebilecek bazı belirtilerin acil değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayan Op. Dr. Oğur, "Vajinal kanama, su gelmesi veya sürekli sıvı sızıntısı, düzenli rahim kasılmaları, şiddetli karın ağrısı, bebeğin hareketlerinde belirgin azalma, ateş, şiddetli baş ağrısı, görme bulanıklığı, nefes darlığı ve kötü kokulu vajinal akıntı erken doğum, enfeksiyon veya gebeliğe bağlı ciddi komplikasyonların habercisi olabilir. Bu belirtiler görüldüğünde vakit kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 11:15:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/op-dr-ogur-gebelikte-yuzme-guvenli-ancak-her-anne-adayi-icin-uygun-olmayabilir-1784189705.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kene ısırması sonucu hayatını kaybeden kadın defnedildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-927159</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-927159</guid>
                <description><![CDATA[BURDUR'UN KEMER İLÇESİNDE YAKLAŞIK 15 GÜN ÖNCE ORMANDA KENE YAPIŞMASININ ARDINDAN KIRIM KONGO KANAMALI ATEŞİ TEŞHİSİ KONULDUKTAN SONRA HAYATINI KAYBEDEN 55 YAŞINDAKİ KADIN, ALINAN TEDBİRLER EŞLİĞİNDE DEFNEDİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Burdur’un Kemer ilçesinde yaklaşık 15 gün önce ormanda kene yapışmasının ardından hayatını kaybeden 55 yaşındaki kadın toprağa verildi.</p><br/><p>Burdur’un Kemer ilçesine bağlı Akçaören köyünde yaklaşık 15 gün önce ormanda çalıştığı sırada F.D.’nin (55) vücuduna kene yapıştı. Akşam saatlerinde evine döndüğünde keneyi fark eden F.D., ertesi gün Burdur Devlet Hastanesine başvurdu. Burada bir gün gözetim altında tutulan F.D., kene kaynaklı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi şüphesi üzerine Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildi. Alınan numuneler üzerinde Ankara’da yapılan incelemeler sonucunda Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) teşhisi konulan F.D., yaklaşık bir haftadır tedavi gördüğü Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde bugün hayatını kaybetti. Burdur Devlet Hastanesine getirilen F.D’nin cenazesi, daha sonra merkeze bağlı Kayış köyüne getirildi. Kadının cenazesi, kılınan cenaze namazının ardından koruyucu kıyafet giyen yakınları tarafından alınan tedbirlerle toprağa verildi.</p><br/><br/><p>"Keneyi üçünü günde koparmışlar"</p><br/><p>Cenazede konuşan Hüseyin Işık, "Cenaze sahibi en iyi arkadaşım olduğu için ben de katılmak zorunda kaldım. İşte köy yerinde ormana işçi, amele olarak gidiyorlar. Ablaya ormana gittikleri yerde kene yapışmış. Bu keneyi üçüncü günde koparmışlar. 3-4 gün sonra eşine ‘Benim kafam dönüyor. Aş ekmek canım istemiyor’ demiş. Hastaneye götürmüşler. Burdur Devlet Hastanesinde 2-3 gün yatıyor. Antalya Araştırma Hastanesine sevk ediliyor. Sevk ettiğinde 5 gün normal bir odada kalmış. 5 gün sonra yoğun bakıma alıyorlar. Bir hafta sonra kırım zehri damardaki kan basıncı ciğeri patlatıyor. Bu sebepten dolayı ablamızı kaybettik" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-0-1783961110.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-1-1783961111.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-2-1783961112.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-3-1783961113.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-4-1783961114.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-5-1783961115.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-6-1783961115.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 19:45:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kene-isirmasi-sonucu-hayatini-kaybeden-kadin-defnedildi-1783961109.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz Üniversitesinden verem araştırmalarında dünya çapında başarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari-927126</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari-927126</guid>
                <description><![CDATA[VEREM ARAŞTIRMALARINDAKİ BİLİMSEL ÇALIŞMALARIYLA DÜNYA SIRALAMASINA GİREN AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ SAĞLIK BİLİMLERİ FAKÜLTESİ ÖĞRETİM ÜYESİ PROF. DR. AHMET YILMAZ ÇOBAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Verem araştırmalarındaki bilimsel çalışmalarıyla dünya sıralamasına giren Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, çok ilaca dirençli ve yaygın ilaç dirençli tüberküloz türlerinin artış gösterdiğini belirterek, "Tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, verem hastalığına neden olan Mycobacterium tuberculosis bakterisi üzerine yürüttüğü bilimsel çalışmalarla uluslararası akademik etki sıralamasında başarı elde etti. Bilim insanlarının yayınlarını, çalışmalarına yapılan atıfları ve akademik etkilerini değerlendiren ScholarGPS tarafından yayımlanan sıralamada Çoban, Mycobacterium tuberculosis alanında yaşam boyu etki kategorisinde dünya genelinde 104’üncü sırada yer aldı. Çoban, aynı alandaki son 5 yıllık bilimsel çalışmaların değerlendirildiği kategoride ise dünya 87’ncisi oldu.</p><br/><br/><p>"Yeni tanı ve tedavi yaklaşımları üzerine çalışıyoruz"</p><br/><p>Tüberkülozun dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmayı sürdürdüğünü belirten Prof. Dr. Ahmet Yılmaz Çoban, "Tüberküloz (verem), dünya genelinde enfeksiyon hastalıklarına bağlı ölümlerin başlıca nedenlerinden biri olmaya devam etmektedir. Çalışmalarımız ağırlıklı olarak verem hastalığının etkeni olan Mycobacterium tuberculosis için yeni tanı ve ilaç duyarlılık yöntemlerinin geliştirilmesi, antitüberküloz ilaçların etkinliğinin değerlendirilmesi ve yeni tedavi yaklaşımlarının araştırılması üzerine yoğunlaşmaktadır. Özellikle ilaç dirençli tüberkülozun erken ve doğru tanılanmasına yönelik yöntem geliştirme çalışmaları ile mevcut tedavi seçeneklerinin etkinliğini artırmaya yönelik araştırmalar yürütüyoruz" dedi.</p><br/><p>Araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturmak amacıyla Akdeniz Üniversitesi bünyesinde önemli bir altyapı oluşturduklarını aktaran Çoban, "Bu çalışmaları daha ileriye taşımak amacıyla 2019 yılında Akdeniz Üniversitesi bünyesinde Verem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’ni kurarak araştırma, tanı ve eğitim faaliyetlerini aynı çatı altında buluşturan önemli bir altyapı oluşturduk" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Uluslararası patentli özgün besiyeri geliştirdiler</p><br/><p>Mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılması amacıyla özgün bir besiyeri geliştirdiklerini kaydeden Çoban, çalışmanın uluslararası patentle korunduğunu belirterek, "Bunun yanı sıra, mikobakterilerin laboratuvar ortamında çoğaltılmasına yönelik geliştirdiğimiz ve uluslararası patentle korunan özgün besiyeri AYC.2.1. broth ve AYC.2.2. agar gibi yenilikçi çalışmalarla, temel bilim araştırmalarını uygulamaya dönüştürmeyi hedefliyoruz. Amacımız, laboratuvar bulgularını klinik uygulamaya aktararak tüberkülozun tanı ve tedavisine katkı sağlamak ve bu alandaki uluslararası bilgi birikimine yeni veriler kazandırmaktır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"İlaç dirençli suşların artışı mücadeleyi zorlaştırıyor"</p><br/><p>Tüberkülozla mücadelede karşılaşılan en önemli sorunlardan birinin ilaç direnci olduğuna dikkati çeken Çoban, "Günümüzde tüberkülozla mücadelede en önemli sorunlardan biri, çok ilaca dirençli (MDR-TB) ve yaygın ilaç dirençli (XDR-TB) suşların artış göstermesidir. Bunun yanında tanıda yaşanan gecikmeler, yeni ilaçlara karşı direnç gelişimi ve bazı bölgelerde sağlık hizmetlerine erişimde yaşanan güçlükler de mücadeleyi zorlaştırmaktadır" dedi.</p><br/><p>Türkiye’de tüberküloz kontrol programlarının başarılı şekilde yürütüldüğünü ifade eden Çoban, dirençli vakaların erken teşhis edilmesi ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması gerektiğini vurguladı. Çoban, "Türkiye’de tüberküloz kontrol programları başarılı şekilde yürütülmekle birlikte, dirençli olguların erken tanısı ve moleküler epidemiyolojik çalışmaların artırılması önem taşımaktadır. Dünya genelinde ise hızlı, düşük maliyetli tanı yöntemleri, yeni antitüberküloz ilaçların geliştirilmesi ve direnç mekanizmalarının daha iyi anlaşılmasına yönelik araştırmalara ihtiyaç bulunmaktadır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Başarı, ekip arkadaşlarımızın ve öğrencilerimizin ortak ürünüdür"</p><br/><p>Uluslararası sıralamada elde ettiği başarıyı kişisel bir kazanım olarak görmediğini dile getiren Çoban, "Bu tür uluslararası sıralamalar elbette memnuniyet verici olmakla birlikte, benim için asıl anlamı yıllardır aynı kararlılıkla sürdürdüğümüz bilimsel çalışmaların uluslararası düzeyde görünürlük kazanmış olmasıdır. Bu başarı yalnızca kişisel bir kazanım değil; birlikte çalıştığım ekip arkadaşlarımın, öğrencilerimin, Akdeniz Üniversitesi’nin ve ülkemizde bilimsel araştırmalara sağlanan desteklerin ortak bir ürünüdür" dedi.</p><br/><p>Sıralamaları bir hedef değil, daha nitelikli çalışmalar üretmek için motivasyon kaynağı olarak değerlendirdiğini belirten Çoban, "Bu tür değerlendirmeleri bir hedef olarak değil, daha nitelikli araştırmalar üretmek ve ülkemizi uluslararası bilim dünyasında en iyi şekilde temsil etmek için motivasyon kaynağı olarak görüyorum. Bilimde en değerli sıralamanın, üretilen bilginin insan sağlığına ve topluma sağladığı katkı olduğuna inanıyorum. Bu nedenle çalışmalarımıza aynı azim ve sorumlulukla devam edeceğiz" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari-0-1783937104.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari-1-1783937106.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 13:05:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/akdeniz-universitesinden-verem-arastirmalarinda-dunya-capinda-basari-1783937103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından sıcak hava uyarısı: Su tüketimini ihmal etmeyin</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-sicak-hava-uyarisi-su-tuketimini-ihmal-etmeyin-927102</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-sicak-hava-uyarisi-su-tuketimini-ihmal-etmeyin-927102</guid>
                <description><![CDATA[ACIBADEM ADANA HASTANESİ UZMAN DİYETİSYENİ PAKİZE GİZEM AKGÜL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgasıyla birlikte vücutta sıvı kaybı da artarken, Uzman Diyetisyeni Pakize Gizem Akgül, yetersiz su tüketiminin halsizlikten tansiyon problemlerine kadar birçok sağlık sorununa yol açabileceğini belirterek, günlük sıvı ihtiyacının öncelikle suyla karşılanması gerektiğini söyledi.</p><br/><p>Yaz aylarında etkisini artıran kavurucu sıcaklar özellikle Adana gibi yüksek sıcaklıkların görüldüğü kentlerde günlük yaşamı olumsuz etkiliyor. Türkiye genelinde etkisini artıran sıcak hava dalgası nedeniyle hava sıcaklıkları mevsim normallerinin üzerine çıkarken, uzmanlar sıcak havalarda artan sıvı kaybına karşı vatandaşları uyarıyor.  Uzmanlar, sıcak havayla birlikte terleme nedeniyle vücudun daha fazla sıvı kaybettiğini, bu kaybın yeterince karşılanmaması halinde ciddi sağlık sorunlarının ortaya çıkabileceğini belirtiyor.</p><br/><p>"Su bir tercih değil, temel ihtiyaç"</p><br/><p>Acıbadem Adana Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Pakize Gizem Akgül, sıcak havalarda sıvı tüketiminin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, "Yaz aylarında havaların çok fazla ısınmasıyla birlikte sıvı kayıpları da artıyor. Özellikle terleme nedeniyle kaybedilen sıvının yerine yeterli miktarda su alınmadığında gün içerisinde halsizlik, yorgunluk, gerginlik, baş ağrısı, bulantı, sindirim sistemi bozuklukları, tansiyon problemleri ve çarpıntı gibi birçok sağlık problemi görülebiliyor. Su, tercih değil temel bir ihtiyaçtır" dedi.</p><br/><p>Kadınların günlük ortalama 2 litre, erkeklerin ise yaklaşık 2,5 litre su tüketmesi gerektiğini belirten Akgül, yaş, cinsiyet, fiziksel aktivite, kronik hastalık ve ilaç kullanımına göre bu miktarın değişebileceğini ifade etti. Günlük sıvı ihtiyacının düzenli şekilde karşılanmasının vücudun sıvı dengesini korumada büyük önem taşıdığını kaydetti.</p><br/><p>"Çay ve kahve suyun yerini tutmaz"</p><br/><p>Aşırı çay, kahve ve şekerli içecek tüketiminin sıvı ihtiyacını artırabileceğine dikkat çeken Akgül, günlük sıvı ihtiyacının öncelikle suyla karşılanmasını önerdi. Mineral açısından zengin maden suyu, ayranın da tercih edilebileceğini belirten Akgül, evde hazırlanan limonata ve taze meyve sularının ise doğal içerikli olmasına rağmen yüksek şeker içerebildiğini, bu nedenle özellikle kilo kontrolü ve kan şekeri açısından ölçülü tüketilmesi gerektiğini söyledi.</p><br/><p>Buzlu içecek uyarısı</p><br/><p>Yaz aylarında serinlemek amacıyla tüketilen buzlu içeceklere karşı da vatandaşları uyaran Akgül, dışarıda kullanılan buzların hijyenik şartlarda hazırlanıp hazırlanmadığının bilinmediğini belirterek, "Hijyenik olmayan buzlar enfeksiyonlara, ishal ve gıda zehirlenmelerine neden olabilir. Bu nedenle buzlu içecekler tüketilirken güvenilir işletmeler tercih edilmeli" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-hava-uyarisi-su-tuketimini-ihmal-etmeyin-0-1783924503.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-hava-uyarisi-su-tuketimini-ihmal-etmeyin-1-1783924504.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-hava-uyarisi-su-tuketimini-ihmal-etmeyin-2-1783924505.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 13 Jul 2026 09:35:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-hava-uyarisi-su-tuketimini-ihmal-etmeyin-1783924502.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kalp krizi belirtilerini ciddiye alın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin-927072</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin-927072</guid>
                <description><![CDATA[EMORİAL ANTALYA HASTANESİ KARDİYOLOJİ BÖLÜMÜ UZMANI DR. NURİ CÖMERT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye’de ölümlerin yaklaşık yüzde 36’sını oluşturan dolaşım sistemi hastalıklarına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin risk faktörleri, belirtileri ve kriz anında yapılması gerekenlerle ilgili uyarılarda bulundu.</p><br/><p>Modern yaşamın getirdiği stres, hareketsiz yaşam ve yanlış beslenme alışkanlıklarının kalp ve damar hastalıklarının görülme sıklığını artırdığını belirten Memorial Antalya Hastanesi kardiyoloji bölümünden  Dr. Nuri Cömert, kalp krizinin erken fark edilmesi ve gerekli önlemlerin alınmasının hayati önem taşıdığını ifade etti.</p><br/><p>Kalp hastalıklarının her yaşta görülebileceğini belirten Cömert, erkeklerde 45 yaşından sonra, kadınlarda ise menopoz dönemiyle birlikte riskin belirgin şekilde arttığını kaydetti. Hareketsiz yaşam, kronik stres, sigara kullanımı, yüksek kolesterol, hipertansiyon, diyabet ve genetik yatkınlığın önemli risk faktörleri arasında yer aldığını aktardı.</p><br/><p>Düzenli sağlık kontrollerinin önemine değinen Cömert, kolesterol, kan şekeri ve tansiyon değerlerinin bilinmesi gerektiğini belirterek, temel kan testleri ve kardiyoloji muayenesi sonrasında kişiye özel risk değerlendirmesi yapılabildiğini ifade etti.</p><br/><p>Yaz aylarında etkili olan sıcak hava dalgalarının da kalp ve damar sistemi üzerinde ek yük oluşturduğunu belirten Cömert, yüksek sıcaklıkların kalp atış hızını artırabildiğini, vücudun sıvı kaybına bağlı olarak kalp krizi riskinin yükselebildiğini söyledi. Özellikle yaşlılar ile hipertansiyon ve kalp hastalığı bulunan kişilerin sıcak havalarda daha dikkatli olması gerektiğini kaydetti.</p><br/><p>Kalp krizinin genellikle göğüs ortasında baskı, sıkışma veya yanma hissiyle başladığını belirten Cömert, ağrının sol kola, sırta, boyuna veya omuza yayılabileceğini ifade etti. Ani nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, kusma, baygınlık hissi ve bazı hastalarda sindirim sistemi şikayetlerinin de kalp krizinin belirtileri arasında yer alabildiğini dile getirdi.</p><br/><p>Kalp krizi şüphesi durumunda vakit kaybetmeden 112 Acil Çağrı Merkezi’nin aranması gerektiğini belirten Cömert, hastanın oturur veya yarı yatar pozisyona getirilmesi, sıkı kıyafetlerinin gevşetilmesi ve yalnız bırakılmaması gerektiğini ifade etti. Kalp ve solunum durması gelişmesi halinde ise temel yaşam desteği ile otomatik harici defibrilatör (AED) kullanımının önem taşıdığını söyledi.</p><br/><p>Cömert, sağlıklı beslenme, düzenli egzersiz, sigaradan uzak durma ve stresin kontrol altına alınmasının kalp krizi riskinin azaltılmasında etkili olduğunu sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:50:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kalp-krizi-belirtilerini-ciddiye-alin-1783842613.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sıkışmış göbek fıtığı hayatını tehdit etti, bağırsağında 40 santimlik kangren olluştu organları iflasın eşiğine geldi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi-927065</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi-927065</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'DA GÖBEK FITIĞI NEDENİYLE AĞRI, KARIN ŞİŞLİĞİ VE NEFES DARLIĞI YAŞAYAN 61 YAŞINDAKİ NİHAL UYGUN, YAPILAN TOMOGRAFİNİN ARDINDAN GENEL CERRAHİ UZMANI OP. DR. GÖKHAN ATEŞ TARAFINDAN VAKİT KAYBEDİLMEDEN AMELİYATA ALINDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da göbek fıtığı nedeniyle ağrı, karın şişliği ve nefes darlığı yaşayan 61 yaşındaki kadın, yapılan tomografinin ardından acil ameliyata alındı. Bağırsaklarının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren ve delinme tespit edilen kadın, yoğun bakım sürecinin ardından sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Antalya’da uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunan 61 yaşındaki Nihal Uygun, ağrılarının artması, karın bölgesinde şişlik ve nefes darlığı şikayetleri üzerine Medical Park Antalya Hastanesi’nde tedavi altına alındı.  Yapılan değerlendirme ve tomografi sonuçlarında fıtığın sıkıştığı belirlenince Uygun, Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından vakit kaybedilmeden ameliyata alındı. Ameliyatta, Uygun’un bağırsağının yaklaşık 40 santimetrelik bölümünde kangren geliştiği, bir kısmında ise delinme meydana geldiği belirlendi. Bağırsak içeriğinin karın boşluğuna aktığı, buna bağlı olarak sepsis, böbrek, karaciğer, akciğer ve solunum sistemiyle ilgili ciddi sorunlar oluştuğu ifade edildi. Ameliyatın ardından yoğun bakımda solunum cihazına bağlı takip edilen Uygun, yaklaşık 15 günlük tedavi sürecinin ardından sağlığına kavuştu.</p><br/><p>"Yemesem de karnım şişiyordu, nefesim daralıyordu"</p><br/><p>Göbek fıtığı nedeniyle uzun süre ağrı çektiğini anlatan Nihal Uygun, yaşadığı süreci şöyle anlattı: "Göbek fıtığı ameliyatı yaptılar. Hep ağrı sancı içindeydim. Hep karnım ağrıyordu, devamlı kilo alıyordum, yemesem de karnım şişiyordu. Ayakta duramıyordum, nefesim daralıyordu. İşleri kolaylıkla yapamıyordum.  Yoğun bakımda da 4-5 gün yattım ve sağlığıma kavuştum"</p><br/><p>Daha önce de farklı rahatsızlıkları nedeniyle de Op. Dr. Gökhan Ateş’e başvurduğunu belirten Uygun, "Daha önce benim mide fıtığı ve gastrit rahatsızlıklarım vardı, onu da Gökhan hoca bulmuştu. 1-1.5 yıldır göbek fıtığı rahatsızlığım vardı, ondan da kurtuldum" dedi.</p><br/><br/><p>"Fıtık deyip hafife almamak lazım"</p><br/><p>Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın uzun süredir göbek fıtığı şikayeti bulunduğunu belirterek, son dönemde ağrı, bulantı ve kusma şikayetlerinin arttığını söyledi. Tomografi görüntülerinde sıkışmış göbek fıtığını gördüklerini ifade eden Ateş, "Sıkışmış göbek fıtığı olayını görür görmez direkt ameliyata aldım. Fıtık deyip hafife almamak lazım. Hastamızda olduğu gibi kangrene, hatta kangren olup bağırsakların delinmesine kadar gidebiliyor olay" dedi.</p><br/><p>Uygun’un hastaneye geldiğinde durumunun ağır olduğunu belirten Ateş, ameliyat sırasında karşılaştıkları tabloyu şu sözlerle aktardı: "Hastamızda 40 santim kadar bağırsak kangren olmuş, bir bölümü delinmiş, büyük abdest karnına akmış. Sepsis dediğimiz kan zehirlenmesine ve çoklu organ yetmezliğine kadar gitmişti durum. Böbrek yetmezliği, böbrek üstü bezi yetmezliği, karaciğer yetmezliği, akciğer ve solunumda sıkıntıları vardı. Solunum cihazına bağlı yoğun bakımda bir süre takip ettik."</p><br/><p>"Mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz"</p><br/><p>Tedavi sürecinin olumlu ilerlediğini belirten Ateş, hastanın organ fonksiyonlarının toparladığını söyledi. Ateş, "Böbreklerimiz iyi şu anda. Böbrek üstü bezimiz iyi, akciğerlerimiz iyi. Güzel toparladık ve mutlu bir şekilde evine gönderiyoruz" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Fıtıkların zamanında tedavi edildiğinde genellikle daha kolay müdahale edilebilen rahatsızlıklar olduğunu vurgulayan Ateş, ihmal edildiğinde ise hayati risk oluşturabileceğine dikkat çekerek, "Fıtıklar çok basit görünen, tedavisi de çok kolay yapılan rahatsızlıklar. Laparoskopik yöntemle bir gece yatırıp rahat bir şekilde ameliyat edip gönderebiliyoruz. Ancak kontrolden çıktığı zaman, sıkıştığında, kangren olduğunda hatta delindiğinde ölümcül dahi olabilen durumlardır. O yüzden fıtık deyip hafife almamak lazım. Zamanında müdahaleyle kurtulmak lazım" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi-0-1783839606.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi-1-1783839607.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi-2-1783839608.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 12 Jul 2026 10:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/sikismis-gobek-fitigi-hayatini-tehdit-etti-bagirsaginda-40-santimlik-kangren-ollustu-organlari-iflasin-esigine-geldi-1783839605.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Öğrencisi profesör oldu, 29 yıl sonra öğretmenini ameliyat ederek sağlığına kavuşturdu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu-927046</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu-927046</guid>
                <description><![CDATA[EMEKLİ ÖĞRETMEN HALİDE AKBEN VE PROF. DR. MEHMET KİRİŞÇİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta emekli öğretmen Halide Akben, 29 yıl önce öğrencisi olan Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kirişçi’nin gerçekleştirdiği başarılı operasyonla sağlığına kavuştu. Duygusal anlar yaşayan Akben, "Öğretmenlerin tek serveti yetiştirdiğimiz öğrencileri buralarda görmektir" dedi.</p><br/><p>Karın bölgesindeki şiddetli ağrı şikayeti nedeniyle Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne başvuran emekli öğretmen Halide Akben’in yapılan tetkiklerinde aort damarında tıkanıklık tespit edildi. Sağlık ekibinin değerlendirmesi sonrası Akben için kapalı yöntemle ameliyat kararı alındı.</p><br/><p>Operasyon öncesi hastasını bilgilendirmek üzere odaya giren Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Mehmet Kirişçi ise yıllar sonra büyük bir sürprizle karşılaştı. Kirişçi, karşısındaki hastanın 29 yıl önce lisede dersine giren öğretmeni Halide Akben olduğunu görünce duygusal anlar yaşadı.</p><br/><p>Gerçekleştirilen kapalı yöntem operasyonun başarılı geçmesiyle sağlığına kavuşan Halide Akben, eski öğrencisinin kendisini ameliyat etmesinden büyük mutluluk duyduğunu belirtti.</p><br/><p>Ameliyat sürecinde kendisini son derece güvende hissettiğini ifade eden Akben, "Kendimi emin ellerde hissettim. Hiçbir kaygı duymadım. Gayet rahattım. Öğretmenlerin tek serveti yetiştirdiğimiz öğrencileri buralarda görmektir. Gurur kaynağımızdır" diye konuştu.</p><br/><p>Yıllar sonra öğretmenine şifa olmanın kendisi için büyük bir onur olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Kirişçi’nin gerçekleştirdiği başarılı operasyonun ardından Halide Akben’in sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu-0-1783775406.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu-1-1783775407.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu-2-1783775408.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu-3-1783775408.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 11 Jul 2026 16:10:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/ogrencisi-profesor-oldu-29-yil-sonra-ogretmenini-ameliyat-ederek-sagligina-kavusturdu-1783775404.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Osmaniyede biyonik kulak ameliyatıyla ilk ses heyecanı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-926987</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-926987</guid>
                <description><![CDATA[OSMANİYE'DE HALK ARASINDA "BİYONİK KULAK" OLARAK BİLİNEN KOKLEAR İMPLANTIN AKTİF EDİLMESİYLE YAKLAŞIK 1 YIL SONRA ANNE VE BABASININ SESİNİ YENİDEN DUYAN 7 YAŞINDAKİ HARUN EKİNCİ, GÖZYAŞLARINA HAKİM OLAMADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Osmaniye’de halk arasında "biyonik kulak" olarak bilinen koklear implantın aktif edilmesiyle yaklaşık 1 yıl sonra anne ve babasının sesini yeniden duyan 7 yaşındaki Harun Ekinci, gözyaşlarına hakim olamadı.</p><br/><p>Osmaniye’de doğuştan işitme sorunu bulunan Harun Ekinci, Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde ilk kez gerçekleştirilen koklear implant ameliyatıyla yeniden duymaya başladı.</p><br/><p>Doğduğundan bu yana işitme kaybı yaşayan Harun Ekinci, önceki yıllarda işitme cihazlarıyla duyabiliyordu. Ancak son bir yıldır cihazlardan da fayda göremeyen Harun’un her iki kulağında çok ileri derecede sensörinöral (sinirsel tip) işitme kaybı bulunduğu belirlendi. Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kulak Burun Boğaz Hastalıkları ekibi tarafından gerçekleştirilen koklear implant ameliyatı başarıyla tamamlandı. Hastanede ilk kez uygulanan operasyonun ardından implantın ilk aktivasyonu gerçekleştirildi.</p><br/><p>Yaklaşık 1 yıl aradan sonra yeniden seslerle buluşan Harun, ilk kez anne ve babasının sesini duydu. O anlarda gözyaşlarını tutamayan küçük çocuk, ailesi ve sağlık çalışanlarına da duygu dolu anlar yaşattı.</p><br/><p>"Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hedefimiz vatandaşlarımızın başka merkezlere ihtiyaç duymadan kendi ilimizde tedavi olabilmelerini sağlamaktır" diyen Kulak Burun Boğaz Hastalıkları Uzmanı Op.Dr. Furkan Fatih Şenoğul, "Halk arasında ’biyonik kulak’ olarak bilinen koklear implant ameliyatı başarıyla gerçekleştirildi. Her iki kulağında çok ileri derecede sinirsel tip işitme kaybı bulunan ve işitme cihazlarından yeterli fayda göremeyen hastamıza, uzman ekibimiz tarafından koklear implant operasyonu başarıyla uygulandı. Başarıyla tamamlanan ameliyatın ardından bugün hastamızın ilk kez sesle buluşmasına tanıklık edeceğiz. Bu anlamlı an, hem hastamız ve ailesi hem de sağlık ekibimiz için büyük bir mutluluk ve heyecan kaynağıdır. Koklear implant tedavisiyle başlayan bu yolculuk, düzenli takip ve rehabilitasyon süreciyle her geçen gün daha da anlam kazanacaktır. Osmaniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi olarak hedefimiz, güçlü sağlık kadromuz ve teknolojik altyapımızla bu nitelikli sağlık hizmetini daha fazla hastamıza ulaştırmak, vatandaşlarımızın başka merkezlere ihtiyaç duymadan kendi ilimizde tedavi olabilmelerini sağlamaktır" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-0-1783681504.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-1-1783681505.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-2-1783681506.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-3-1783681507.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-4-1783681507.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 14:05:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/osmaniyede-biyonik-kulak-ameliyatiyla-ilk-ses-heyecani-1783681503.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde sağlıklı yaşam için sahada test uygulaması</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi-926983</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi-926983</guid>
                <description><![CDATA[SAĞLIK BAKANLIĞI TARAFINDAN YÜRÜTÜLEN ‘HAREKET YAŞINI ÖĞREN, SAĞLIKLI YAŞA’ KAMPANYASI KAPSAMINDA MERSİN’DE 13 İLÇEDE KURULAN STANTLARDA VATANDAŞLARIN HAREKET KAPASİTESİ ÖLÇÜLÜRKEN, BUGÜNE KADAR 58 BİN KİŞİYE ULAŞILDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülen ‘Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyası kapsamında Mersin’de 13 ilçede kurulan stantlarda vatandaşların hareket kapasitesi ölçülürken, bugüne kadar 58 bin kişiye ulaşıldı.</p><br/><p>Sağlık Bakanlığı tarafından 10 Haziran’da 81 ilde eş zamanlı başlatılan ‘Hareket Yaşını Öğren, Sağlıklı Yaşa’ kampanyası Mersin’de de sürdürülüyor. Vatandaşların fiziksel aktivite konusunda bilinçlendirilmesi, hareket kapasitesinin belirlenmesi ve düzenli egzersiz alışkanlığı kazanmasının teşvik edilmesi amacıyla kentin farklı noktalarında stantlar kuruluyor.</p><br/><p>Mersin’in 13 ilçesinde sürdürülen kampanya kapsamında parklar, meydanlar, alışveriş merkezleri, cami yerleşkeleri, kamu kurum ve kuruluşları ile toplu yaşam alanlarında vatandaşlarla bir araya geliniyor. Stantlara gelen vatandaşlara tek ayak denge testi, el kavrama kuvveti ölçümü ve 30 saniye otur-kalk testi uygulanarak hareket kapasiteleri değerlendiriliyor. Test sonuçlarına göre fiziksel aktivite desteğine ihtiyaç duyduğu belirlenen kişiler, ücretsiz danışmanlık ve egzersiz hizmetlerinden yararlanmaları için Sağlıklı Hayat Merkezlerine yönlendiriliyor.</p><br/><p>Kampanya kapsamında Mersin genelinde bugüne kadar 58 bin vatandaşa ulaşıldığı belirtilirken, çalışmalarla daha fazla kişinin sağlıklı ve hareketli yaşama teşvik edilmesi hedefleniyor.</p><br/><p>İl Sağlık Müdürlüğü Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar Birim Sorumlusu Emel Duran Öksüzoğlu, kampanyanın 81 ilde eş zamanlı yürütüldüğünü belirterek, "Kampanyamızın amacı vatandaşlarımızda fiziksel aktivite farkındalığını artırmak, hareket kapasitesini değerlendirmek ve düzenli egzersiz alışkanlığını teşvik etmektir" dedi.</p><br/><br/><p>"30 saniye otur-kalk testleri uyguluyoruz"</p><br/><p>Vatandaşlara uygulanan testler hakkında bilgi veren Öksüzoğlu, "Kurduğumuz stantlarda vatandaşlarımıza tek ayak denge testi, el kavrama kuvveti ölçümü ve 30 saniye otur-kalk testleri uyguluyoruz. Elde ettiğimiz sonuçlara göre ihtiyaç duyan bireyleri Sağlıklı Hayat Merkezlerimize yönlendirerek ücretsiz danışmanlık ve fiziksel aktivite hizmetlerinden yararlanmalarını sağlıyoruz" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"58 bin vatandaşımıza ulaştık"</p><br/><p>Mersin’de yürütülen çalışmalar kapsamında 58 bin kişiye ulaşıldığını ifade eden Öksüzoğlu, "13 ilçemizde parklar, meydanlar, alışveriş merkezleri, cami yerleşkeleri, kamu kurum ve kuruluşları ile diğer toplu yaşam alanlarında stantlar kurduk. Bugün itibarıyla 58 bin vatandaşımıza ulaştık. Hedefimiz, kampanya sonunda daha fazla vatandaşımıza ulaşarak sağlıklı ve hareketli yaşam konusunda güçlü bir farkındalık oluşturmaktır. Tüm vatandaşlarımızı daha hareketli ve daha sağlıklı bir yaşam için Sağlıklı Hayat Merkezlerimize bekliyoruz" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi-0-1783678204.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi-1-1783678205.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi-2-1783678206.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi-3-1783678207.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 13:10:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mersinde-saglikli-yasam-icin-sahada-test-uygulamasi-1783678203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hayat kurtaran kampanyaya AOSBden güçlü katılım</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/hayat-kurtaran-kampanyaya-aosbden-guclu-katilim-926972</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/hayat-kurtaran-kampanyaya-aosbden-guclu-katilim-926972</guid>
                <description><![CDATA[ADANA HACI SABANCI ORGANİZE SANAYİ BÖLGESİ (AOSB) İLE TÜRK KIZILAY İŞ BİRLİĞİNDE DÜZENLENEN "BİRBİRİMİZE CANDAN BAĞLIYIZ" SLOGANLI KAN VE KÖK HÜCRE BAĞIŞ KAMPANYASI, SANAYİCİLER VE BÖLGE ÇALIŞANLARININ YOĞUN KATILIMIYLA GERÇEKLEŞTİRİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi (AOSB) ile Türk Kızılay iş birliğinde düzenlenen "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganlı Kan ve Kök Hücre Bağış Kampanyası, sanayiciler ve bölge çalışanlarının yoğun katılımıyla gerçekleştirildi.</p><br/><p>Bölge Müdürlüğü binasında gün boyu devam eden kampanyada çok sayıda gönüllü kan ve kök hücre bağışında bulunarak hayatlara umut oldu.</p><br/><p>"Sanayimizin sosyal sorumluluk bilinci de çok güçlü"</p><br/><p>Kampanyaya gösterilen ilgiden büyük memnuniyet duyduklarını ifade eden AOSB Bölge Müdürü Ersin Akpınar, "Türk Kızılay ile gerçekleştirdiğimiz bu anlamlı kampanyaya sanayicilerimizin ve bölge çalışanlarımızın gösterdiği ilgi bizleri son derece memnun etti. Her bir bağışın bir insanın yaşamına umut olduğunu biliyoruz. Bölgemizde oluşan bu duyarlılık ve dayanışma kültürü, sanayimizin üretim gücünün yanında sosyal sorumluluk bilincinin de ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha ortaya koydu. Kampanyamıza destek veren tüm bağışçılarımıza gönülden teşekkür ediyorum" diye konuştu.</p><br/><p>"Bir ünite kan, birçok hayata umut oluyor"</p><br/><p>Türk Kızılay Genel Sekreteri Ramazan Saygılı ise gönüllü bağışçıların desteğinin hayati önem taşıdığına dikkat çekerek, "Kanın tek kaynağı insandır ve sürekli bir ihtiyaçtır. Bu nedenle gönüllü bağışçılarımızın desteği büyük önem taşıyor. AOSB yönetimine, sanayicilerine ve tüm çalışanlarına gösterdikleri duyarlılık için teşekkür ediyorum. Bugün yapılan her bağış, yarın bir çocuğun, bir annenin ya da bir hastanın yaşamına umut olacaktır. Aynı zamanda kök hücre bağışları da birçok hastamız için yeni bir yaşamın kapısını aralıyor. Toplumumuzun bu konudaki farkındalığının her geçen gün artmasından büyük mutluluk duyuyoruz" dedi.</p><br/><p>Hayatlara umut oldular</p><br/><p>AOSB Bölge Müdürlüğü’nde gerçekleştirilen kampanya boyunca sanayiciler ve çalışanlar gönüllü olarak kan ve kök hücre bağışında bulundu. Gün boyu devam eden organizasyon, toplum sağlığına katkı sağlayan örnek bir sosyal sorumluluk çalışması olarak tamamlanırken, AOSB ile Türk Kızılay’ın iş birliğiyle yürütülen kampanya, ihtiyaç sahiplerine umut olma hedefiyle önemli bir dayanışma örneği sergiledi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/hayat-kurtaran-kampanyaya-aosbden-guclu-katilim-0-1783669505.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/hayat-kurtaran-kampanyaya-aosbden-guclu-katilim-1-1783669506.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 10 Jul 2026 10:45:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/hayat-kurtaran-kampanyaya-aosbden-guclu-katilim-1783669503.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz aylarında kadın sağlığını korumanın 10 altın kuralı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-aylarinda-kadin-sagligini-korumanin-10-altin-kurali-926912</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-aylarinda-kadin-sagligini-korumanin-10-altin-kurali-926912</guid>
                <description><![CDATA[KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM UZMANI DR. HASAN CAN TOYGANÖZÜ, NEMLİ ORTAMIN MANTAR ENFEKSİYONLARININ GELİŞİMİNE ZEMİN HAZIRLADIĞINI BELİRTEREK, "BU NEDENLE YÜZME SONRASINDA MÜMKÜN OLAN EN KISA SÜREDE KURU KIYAFETLERE GEÇİLMESİ GEREKİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, nemli ortamın mantar enfeksiyonlarının gelişimine zemin hazırladığını belirterek, "Bu nedenle yüzme sonrasında mümkün olan en kısa sürede kuru kıyafetlere geçilmesi gerekir" dedi.</p><br/><p>Alınacak basit ama etkili önlemlerin günlük hayatın bir parçası haline getirilmesi kadınlar açısından hem enfeksiyon riskini azaltıyor hem de yaz mevsiminin daha güvenli ve konforlu geçirilmesine katkı sağlıyor. Medline Adana Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Hasan Can Toyganözü, özellikle enfeksiyonlara karşı dikkatli olunması gerektiğini söyleyerek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Sıcak hava enfeksiyon riskini artırıyor</p><br/><p>Toyganözü, yaz aylarında yükselen sıcaklık ve nem oranının, bakteri ve mantarların çoğalması için uygun bir ortam oluşturduğunu belirterek, "Özellikle uzun süre ıslak mayo veya terli kıyafetlerle kalmak vajinal enfeksiyon riskini artırır. Kaşıntı, kötü kokulu akıntı, yanma ve tahriş gibi şikâyetlerin görülmesi halinde kendi kendine ilaç kullanmak yerine bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanına başvurulması önemlidir. Genital bölge hijyenine dikkat edilmesi enfeksiyonlardan korunmada önemli rol oynar. Ancak hijyen amacıyla kullanılan parfümlü sabunlar, spreyler ve kimyasal içerikli ürünler vajinanın doğal florasını bozarak tam tersine enfeksiyon riskini artırabilir. Bu bölgenin yalnızca suyla veya hekim önerisi doğrultusunda uygun ürünlerle temizlenmesini, pamuklu iç çamaşırlarının tercih edilmesini ve iç çamaşırlarının düzenli olarak değiştirilmesi gerekir" diye konuştu.</p><br/><p>Su tüketimi ihmal edilmemeli</p><br/><p>Sıcak havalarda artan terleme nedeniyle vücudun daha fazla sıvı kaybettiğini belirten Dr. Hasan Can Toyganözü, "Yeterince su tüketilmediğinde ise idrar yolu enfeksiyonları başta olmak üzere çeşitli sağlık sorunları gelişebilir. Gün boyunca yeterli miktarda su içmek, taze sebze ve meyvelerden zengin ve dengeli bir beslenme düzeni oluşturmak ve aşırı şekerli gıdalardan kaçınmak hem bağışıklık sistemini hem de kadın sağlığını destekler. Yaz aylarında en sık yapılan hatalardan biri de deniz veya havuz sonrasında uzun süre ıslak mayo ile kalmaktır. Nemli ortam, mantar enfeksiyonlarının gelişimine zemin hazırlar. Bu nedenle yüzme sonrasında mümkün olan en kısa sürede kuru kıyafetlere geçilmesi gerekir. Ayrıca hijyen şartlarından emin olunmayan havuzların tercih edilmemesi de enfeksiyon riskini azaltan etkili bir önlemdir" dedi.</p><br/><p>Belirtiler hafife alınmamalı</p><br/><p>Vajinal akıntıda renk veya koku değişikliği, idrar yaparken yanma, kasık ağrısı, ateş ya da şiddetli kaşıntı gibi belirtiler görüldüğünde zaman kaybetmeden bir sağlık kuruluşuna başvurulmasının önemli olduğunu vurgulayan Toyganözü, "Erken dönemde yapılan muayene ve doğru tedaviler, yaşam kalitesini artırırken daha ciddi sağlık sorunlarının gelişmesini de önleyecektir" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Yaz aylarında alınacak önlemlerin kadın sağlığını korumada büyük fark oluşturabileceğini söyleyen Dr. Toyganözü, basit ama etkili 10 önerilerde bulundu:</p><br/><p>"Gün boyunca yeterli miktarda su tüketin.</p><br/><p>Deniz veya havuz sonrası ıslak mayonuzu vakit kaybetmeden değiştirin.</p><br/><p>Pamuklu ve hava alan iç çamaşırlarını tercih edin.</p><br/><p>Genital bölgede parfümlü veya kimyasal içerikli temizlik ürünleri kullanmayın.</p><br/><p>Hijyeninden emin olmadığınız havuzlara girmeyin.</p><br/><p>Sebze ve meyve ağırlıklı, dengeli bir beslenme düzeni oluşturun.</p><br/><p>Güneşin en yoğun olduğu saatlerde uzun süre dışarıda kalmamaya özen gösterin.</p><br/><p>İdrarınızı uzun süre tutmayın ve tuvalet hijyenine dikkat edin.</p><br/><p>Şikayetiniz olması durumunda kendi kendinize herhangi bir ilaç kullanmayın.</p><br/><p>Kaşıntı, akıntı, kötü koku veya yanma gibi şikâyetleri ciddiye alarak bir uzmana başvurun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 12:05:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-kadin-sagligini-korumanin-10-altin-kurali-1783587904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından klima uyarısı: Klima boyun fıtığı yapmaz, kas spazmına neden olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-klima-uyarisi-klima-boyun-fitigi-yapmaz-kas-spazmina-neden-olabilir-926894</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-klima-uyarisi-klima-boyun-fitigi-yapmaz-kas-spazmina-neden-olabilir-926894</guid>
                <description><![CDATA[BEYİN, SİNİR VE OMURİLİK CERRAHİSİ UZMANI PROF. DR. ORHAN ŞEN (ARŞİV)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye genelinde etkisini sürdüren sıcak hava dalgasıyla birlikte klima kullanımı da artarken Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, klimanın boyun fıtığına neden olmadığına dikkat çekerek, yanlış kullanımın kas spazmı ve boyun tutulmasına yol açabileceğini söyledi.</p><br/><p>Hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyretmesi nedeniyle vatandaşlar serinlemek için evde, iş yerinde ve araçlarda klima kullanımını artırdı. Uzmanlar ise özellikle uzun süre doğrudan klimaya maruz kalmanın kas ve eklem sağlığını olumsuz etkileyebileceğini, ayrıca bakımı yapılmayan klimaların enfeksiyon riski oluşturabileceğini belirtiyor.</p><br/><br/><p>"Klimaların bakımı mutlaka yapılmalı"</p><br/><p>İHA’ya konuşan Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, klima kullanılmadan önce periyodik bakımının yaptırılması gerektiğini belirterek, "Klimanın en büyük zararı, bakımının ihmal edilmesidir. Temizliği yapılmayan klimalarda biriken mikroorganizmalar ciddi enfeksiyonlara ve ağır akciğer hastalıklarına neden olabilir. Bu nedenle klima kullanılmaya başlanmadan önce mutlaka bakımının yaptırılması gerekiyor" dedi.</p><br/><br/><p>"Klima boyun fıtığı yapmaz"</p><br/><p>Toplumda klimanın boyun fıtığına neden olduğuna ilişkin yanlış bir inanış bulunduğunu ifade eden Prof. Dr. Şen, "Klima boyun fıtığı yapmaz. Eğer kişide romatizmal bir hastalık varsa ya da terliyken klimaya maruz kalırsa, soğuğun etkisiyle kaslarda spazm oluşabilir. Bu da halk arasında boyun tutulması olarak bilinen ağrıya neden olur. Boyun fıtığında ise ağrı kürek kemiğinden başlayıp kola doğru yayılır. Kas spazmına bağlı ağrıda ise kişi boynunu çevirmekte ve hareket ettirmekte zorlanır, ağrı belirli bir noktada hissedilir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Klima doğrudan vücuda üflememeli"</p><br/><p>Klimaların doğru şekilde kullanılması gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Sıcak havalarda klimasız yaşamak zor olabilir ancak klimanın hava akımı hiçbir zaman doğrudan kişinin üzerine gelmemeli. Klima yukarıya ya da yanlara doğru ayarlanmalı, doğrudan boyun ve sırt bölgesine üflememelidir. Böylece kas spazmı ve boyun tutulması gibi şikayetlerin önüne geçilebilir" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 09 Jul 2026 10:00:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-klima-uyarisi-klima-boyun-fitigi-yapmaz-kas-spazmina-neden-olabilir-1783580407.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor-926849</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor-926849</guid>
                <description><![CDATA[MEMORİAL SAĞLIK GRUBU MEDSTAR ANTALYA HASTANESİ ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ BÖLÜMÜ’ DEN OP. DR. MUSTAFA KUNT,]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İleri yaşla birlikte sık görülen kıkırdak aşınması, diz ve kalça ağrılarının birçok kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini belirten Op. Dr. Mustafa Kunt, kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını söyledi.</p><br/><p>Halk arasında "kireçlenme" veya "sıvı tükenmesi" olarak bilinen kıkırdak aşınması, bir noktadan sonra hayatı çekilmez hale getirebiliyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Bölümü’nden Op. Dr. Mustafa Kunt, diz ve kalça protezi cerrahisi hakkında bilgi verdi. Protez ameliyatlarının en çok diz ve kalça kireçlenmelerinde uygulandığını söyleyen Op. Dr. Kunt, "Protez ameliyatları, aslında bir ’yüzey yenileme’ veya ’yüzey değiştirme’ işlemidir. Dizde veya kalçada aşınan eklem yüzeyleri uygun protez malzemelerle değiştirilir. Her iki ameliyatın da başarı oranları, yani hasta memnuniyet oranları çok yüksektir" dedi.</p><br/><br/><p>60 yaş üzeri ve kadınlarda risk artıyor</p><br/><p>Kireçlenmede 60 yaş üzeri ve kadınlarda riskin arttığını ifade eden Op. Dr. Mustafa Kunt, "Kireçlenme genellikle 60 yaş ve üzeri bireylerde görülse de aşırı kilo, eski spor yaralanmaları, kalça çıkığı öyküsü, romatizmal hastalıklar veya genetik yatkınlık nedeniyle daha genç yaşlarda da karşımıza çıkabiliyor. Özellikle kadınlarda menopoz sonrası dönemde kemik ve kıkırdak yapısındaki değişimlerle birlikte bu sorunlara daha sık rastlanıyor. Ameliyat kararında ağrının derecesi ve hastanın sosyal hayatını kısıtlama düzeyi dikkatle değerlendirilir. Bunun yanında röntgen, gerekirse MR ve kan tetkikleriyle ameliyat kararı verilir. Protez cerrahisi, yaşam kalitesini yükselten tıbbın çok başarılı işlemlerinden biridir" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Cerrahinin altın kuralları</p><br/><p>Protezin hastanın kemik yapısına uygun olması gerektiğini söyleyen Op. Dr. Kunt, "Bu sebeple malzeme seçimi önemlidir. Bunun yanında steril şartların sağlandığı, güvenli bir ameliyathanede tecrübeli bir cerrahi ekiple yapılacak ameliyat başarıyı artırıcı bir faktördür. Diz ve kalça protezi ameliyatları, modern tıbbın insan konforunu artırıcı en başarılı işlemlerindendir. Protez cerrahisi konusunda tecrübeli bir cerrahın hastayla ameliyat öncesi ve sonrası iyi iletişim kurarak maksimum ameliyat güvenliği sağlanmış hastanelerde yapacağı işlemlerin hasta memnuniyeti tartışmasız yüksek olacaktır" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 11:05:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/kireclenmede-60-yas-uzeri-ve-kadinlarda-risk-artiyor-1783497903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Riskli görülen hasta tek seansta yapılan iki ameliyatla sağlığına kavuştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/riskli-gorulen-hasta-tek-seansta-yapilan-iki-ameliyatla-sagligina-kavustu-926829</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/riskli-gorulen-hasta-tek-seansta-yapilan-iki-ameliyatla-sagligina-kavustu-926829</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ'TA KRONİK KARACİĞER HASTALIĞI NEDENİYLE BİRÇOK SAĞLIK MERKEZİNDE AMELİYAT EDİLMESİ RİSKLİ BULUNAN 66 YAŞINDAKİ MECİT SOLAK, HG HOSPİTAL'DA AYNI SEANSTA GERÇEKLEŞTİRİLEN MESANE TAŞI VE PROSTAT AMELİYATIYLA SAĞLIĞINA KAVUŞTU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta kronik karaciğer hastalığı nedeniyle birçok sağlık merkezinde ameliyat edilmesi riskli bulunan 66 yaşındaki Mecit Solak, HG Hospital’da aynı seansta gerçekleştirilen mesane taşı ve prostat ameliyatıyla sağlığına kavuştu.</p><br/><p>İdrar yapamama şikayetiyle HG Hospital Üroloji Kliniği’ne başvuran 66 yaşındaki Mecit Solak’ın yapılan tetkiklerinde mesanesinde yaklaşık 5 santimetre büyüklüğünde iki taş ve prostat büyümesi tespit edildi. Kronik karaciğer hastalığı ve hepatite bağlı sağlık sorunları nedeniyle daha önce başvurduğu birçok sağlık merkezinde ameliyat edilmesi riskli görülen hasta, HG Hospital Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Eren tarafından gerçekleştirilen başarılı operasyonla sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Hastanın ameliyat öncesi tüm hazırlıklarının titizlikle yapıldığını belirten HG Hospital Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Eren, hastaya aynı seansta hem mesane taşı hem de prostat ameliyatı uygulandığını söyledi. Dr. Eren, "Hastamızın kronik karaciğer hastalığı ve hepatite bağlı sağlık sorunları bulunuyordu. İdrar yapma şikayetiyle bize başvurdu. Tetkiklerinde mesanesinde yaklaşık 5 santimetre büyüklüğünde iki taş ve prostat büyümesi tespit ettik. Daha önce birçok sağlık merkezine başvurmuş ancak kronik karaciğer hastalığı nedeniyle ameliyat açısından riskli görülerek cerrahi işlem uygulanmamış. Gerekli hazırlıkları tamamladıktan sonra hastamıza aynı seansta mesane taşı ve prostat ameliyatını başarıyla gerçekleştirdik. Hastamızın genel durumu iyi ve tedavisi sorunsuz şekilde devam ediyor" dedi.</p><br/><p>Sağlığına kavuşmanın mutluluğunu yaşadığını ifade eden Mecit Solak ise, "Başka doktorlara da gittim, farklı hastanelerde tedavi olmaya çalıştım ancak hiçbirinden çare bulamadım. Sonrasında Mustafa hocama geldim. Yapılan tedavi ve ameliyat sayesinde sağlığıma kavuştum. Kendisine ve ekibine çok teşekkür ediyorum" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/riskli-gorulen-hasta-tek-seansta-yapilan-iki-ameliyatla-sagligina-kavustu-0-1783493709.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/riskli-gorulen-hasta-tek-seansta-yapilan-iki-ameliyatla-sagligina-kavustu-1-1783493710.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/riskli-gorulen-hasta-tek-seansta-yapilan-iki-ameliyatla-sagligina-kavustu-2-1783493710.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/riskli-gorulen-hasta-tek-seansta-yapilan-iki-ameliyatla-sagligina-kavustu-3-1783493711.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 08 Jul 2026 09:55:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/riskli-gorulen-hasta-tek-seansta-yapilan-iki-ameliyatla-sagligina-kavustu-1783493709.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Başkent Adana Hastanesi 28. kuruluş yıl dönümünü kutladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/baskent-adana-hastanesi-28-kurulus-yil-donumunu-kutladi-926772</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/baskent-adana-hastanesi-28-kurulus-yil-donumunu-kutladi-926772</guid>
                <description><![CDATA[BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ADANA DR. TURGUT NOYAN UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ, 26 HAZİRAN 1998’DE BAŞLAYAN SAĞLIK HİZMETİ YOLCULUĞUNUN 28. KURULUŞ YIL DÖNÜMÜNÜ, DÜZENLEDİĞİ KAPSAMLI ETKİNLİK PROGRAMIYLA KUTLADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, 28. kuruluş yıl dönümünü, düzenlediği kapsamlı etkinlik programıyla kutladı. Kuruluş yıl dönümü kapsamında cheesecake, masa tenisi, fotoğraf, dart, satranç yarışmalarının yanı sıra kurumda 25. hizmet yılını tamamlayan çalışanlar plaket ve hediyelerle onurlandırıldı.</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi, 28 yıldır yalnızca Adana’ya değil çevre illerden gelen hastalara da nitelikli sağlık hizmeti sunuyor. Güçlü akademik kadrosu, ileri teknoloji altyapısı ve multidisipliner yaklaşımıyla bölgenin referans ve öncü sağlık kuruluşu olan merkez, sağlık hizmetinin yanı sıra eğitim ve bilimsel araştırmalara da önemli katkılar sağlamayı sürdürüyor.</p><br/><p>Kutlama programının açılış konuşmasını yapan Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Merkez Müdürü Prof. Dr. Birol Özer, kurumun bugün ulaştığı başarının tüm çalışanların ortak emeği ve özverisiyle mümkün olduğunu belirtti.</p><br/><p>"Büyük bir başarı hikayesini kutluyoruz"</p><br/><p>Prof. Dr. Özer, "Bugün burada yalnızca bir yıl dönümünü değil, birlikte inşa ettiğimiz büyük bir başarı hikayesini kutluyoruz. Kuruluş yıllarımızı düşündüğümüzde, sınırlı imkanlarla ama büyük bir inanç ve heyecanla çıktığımız bu yolculuğun bugün Başkent Üniversitesi’nin en güçlü sağlık kuruluşlarından birine dönüşmüş olmasından büyük gurur duyuyoruz. Bu başarı, hepimizin ortak emeğinin ve özverisinin eseridir" dedi.</p><br/><p>Konuşmasında 26 Haziran’ın kurum için yalnızca bir tarih olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Özer, bu tarihin hastanenin hizmet yolculuğunun başladığı ve bugün gururla taşınan kurumsal kimliğin temellerinin atıldığı gün olduğunu ifade etti. Kurumun en büyük gücünün insan kaynağı olduğunu belirten Prof. Dr. Özer, bilgi, deneyim ve emekleriyle hastaneye değer katan çalışma arkadaşlarının Başkent ailesinin en kıymetli değerleri olduğunu söyledi.</p><br/><p>Sosyal etkinliklerle güçlenen kurum içi dayanışma</p><br/><p>Programda söz alan Sosyal Etkinlik Komitesi Başkanı ve Üroloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sezgin Güvel ise, kurum içi dayanışmayı güçlendiren sosyal etkinliklerin önemine dikkat çekerek masa tenisi, satranç, fotoğraf ve dart yarışmalarının yoğun katılımla sürdüğünü, önümüzdeki dönemde de çalışanları bir araya getirecek yeni etkinlikler düzenlemeyi hedeflediklerini ifade etti.</p><br/><p>25. Hizmet yılı plaket töreni ve 28. yıl kutlaması</p><br/><p>Programın devamında, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nde 25. hizmet yılını tamamlayan çalışanlara, kuruma sundukları uzun yıllara dayanan emek ve özverilerinin anısına plaket ve hediyeleri takdim edildi. Tören, Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin 28. kuruluş yıl dönümü dolayısıyla düzenlenen kutlama yemeği ile sona erdi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 07 Jul 2026 10:10:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/baskent-adana-hastanesi-28-kurulus-yil-donumunu-kutladi-1783408203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mut Devlet Hastanesine yeni başhekim atandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mut-devlet-hastanesine-yeni-bashekim-atandi-926740</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mut-devlet-hastanesine-yeni-bashekim-atandi-926740</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN’İN MUT İLÇESİNDE DEVLET HASTANESİ BAŞHEKİMİ HÜSEYİN ÖZER'İN YAN DAL UZMANLIĞI EĞİTİMİ ALMAK AMACIYLA MERSİN ÜNİVERSİTESİ TIP FAKÜLTESİ'NDE ÖĞRENİME BAŞLAMASI NEDENİYLE BOŞALAN BAŞHEKİMLİK GÖREVİNE, İLÇE SAĞLIK MÜDÜRÜ UZM. DR. ÖZKAN ÖZAY ATANDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’in Mut İlçesinde Devlet Hastanesi Başhekimi Hüseyin Özer’in yan dal uzmanlığı eğitimi almak amacıyla Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde öğrenime başlaması nedeniyle boşalan başhekimlik görevine, İlçe Sağlık Müdürü Uzm. Dr. Özkan Özay atandı.</p><br/><p>Göreve başlayan Özay, hastane olarak vatandaşlara en iyi hizmeti sunmak için çalışacaklarını söyledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 16:35:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mut-devlet-hastanesine-yeni-bashekim-atandi-1783344905.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mezitli Devlet Hastanesi yıl sonundan önce hizmete açılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mezitli-devlet-hastanesi-yil-sonundan-once-hizmete-acilacak-926731</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mezitli-devlet-hastanesi-yil-sonundan-once-hizmete-acilacak-926731</guid>
                <description><![CDATA[MEZİTLİ DEVLET HASTANESİ YIL SONUNDAN ÖNCE HİZMETE AÇILACAK.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>AK Parti Mersin Milletvekili ve Kamu İktisadi Teşebbüsleri Komisyonu Üyesi Ali Kıratlı, Mezitli Devlet Hastanesi inşaatının tamamlandığını, tıbbi ve biyomedikal cihazların da yerleştirildiğini belirterek hastanenin 2026 yılı sona ermeden hizmete açılacağını söyledi.</p><br/><p>Kıratlı, Mezitli Devlet Hastanesinde yürütülen çalışmalarla ilgili yaptığı açıklamada, hastane binasının tamamen tamamlandığını, yol ve peyzaj çalışmalarının ise hızla devam ettiğini ifade etti.</p><br/><p>Mezitli’de doğup büyüdüğünü ve ilçeye bir devlet hastanesi kazandırmanın en büyük hedeflerinden biri olduğunu dile getiren Kıratlı, "İlçemize hastane kazandırmak için büyük emek verdik. Çok şükür hayallerimden birini gerçekleştirmenin mutluluğunu yaşıyorum. Hastanemizin yol çalışmaları büyük ölçüde tamamlandı. Peyzaj çalışmaları da eş zamanlı olarak tamamlanacak. Allah’ın izniyle hastanemiz 2026 yılı bitmeden tamamen hizmete girecek" dedi.</p><br/><br/><p>Otobandan hastaneye yeni ulaşım bağlantısı</p><br/><p>Hastaneye ulaşımı kolaylaştırmak amacıyla yeni yol çalışmalarının sürdüğünü belirten Kıratlı, mevcut yolun yetersiz olması nedeniyle Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından yeni bağlantı yollarının planlandığını söyledi. Otoban bağlantıları ve şehir merkezinden hastaneye ulaşımı sağlayacak yolların yapımının devam ettiğini kaydeden Kıratlı, "Yol sorunumuz olmasaydı hastanemiz daha önce açılmış olacaktı. Ancak vatandaşlarımızın daha güvenli ve konforlu ulaşım sağlaması için yeni yolların tamamlanmasını bekledik. Bu nedenle süreç biraz uzadı. Bu konuda vatandaşlarımızdan özür diliyoruz" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>200 yataklı ek bina yapılacak</p><br/><p>Mezitli Devlet Hastanesinin hizmete açılmasının ardından kapasitenin artırılması amacıyla 200 yataklı ek hizmet binasının da yapılacağını açıklayan Kıratlı, hastanenin gelişmiş sağlık altyapısıyla hizmet vereceğini belirtti.</p><br/><p>Kıratlı, ilk etapta hastanede 10 ameliyathane, 40 yoğun bakım ünitesi, 45 acil servis yatağı, 45 acil müşahede yatağı, 10 palyatif bakım yatağı, 5 laboratuvar, 12 diyaliz yatağı, 11 fizik tedavi yatağı ve 9 görüntüleme merkezinin hizmet vereceğini ifade etti. Günlük yaklaşık 20 bin kişiye sağlık hizmeti sunulacağını belirten Kıratlı, Ağız ve Diş Sağlığı Merkezinde ise günlük 700 hastaya hizmet verileceğini söyledi. Hastanede ayrıca 500 araç kapasiteli ücretsiz otoparkın da bulunacağını kaydetti.</p><br/><br/><p>"Tıp Fakültesi Hastanesi kapanmayacak"</p><br/><p>Son günlerde kamuoyunda yer alan, Mezitli Devlet Hastanesinin açılmasıyla birlikte Mersin Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’nin kapatılacağı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığını vurgulayan Kıratlı, "Böyle bir durum kesinlikle söz konusu değildir. Araştırma hastanesi olarak hizmet veren fakültemiz kapatılmayacak. Aksine önümüzdeki süreçte tadilata alınarak kapasitesi artırılacak. İlk etapta acil servis genişletilecek, ardından poliklinik ve yatak kapasitesi artırılarak vatandaşlarımıza daha iyi hizmet sunulacak" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Mersin’e hizmet etmeye devam edeceğiz"</p><br/><p>Mersin’deki yatırımları yakından takip ettiklerini belirten Kıratlı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başta olmak üzere Sağlık Bakanı Kemal Memişoğlu ile Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’na kente sağlanan desteklerden dolayı teşekkür ederek, Mersin’e yönelik yatırımların süreceğini ifade etti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mezitli-devlet-hastanesi-yil-sonundan-once-hizmete-acilacak-0-1783339806.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mezitli-devlet-hastanesi-yil-sonundan-once-hizmete-acilacak-1-1783339807.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 15:10:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/mezitli-devlet-hastanesi-yil-sonundan-once-hizmete-acilacak-1783339805.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Göksu Mahallesine Aile Sağlığı Merkezi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi-926719</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi-926719</guid>
                <description><![CDATA[GÖKSU MAHALLESİ’NE KAZANDIRILACAK AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ’NİN İLK ADIMI, İMZALANAN PROTOKOLLE ATILDI. ANTALYA İL SAĞLIK MÜDÜRLÜĞÜ’NDE DÜZENLENEN TÖRENDE; ANTALYA VALİSİ HULUSİ ŞAHİN, İL SAĞLIK MÜDÜRÜ PROF. DR. BEHZAT ÖZKAN, KEPEZ BELEDİYE BAŞKANI MESUT KOCAGÖZ, GÖKSU MAHALLE MUHTARI GÜLTEN YURTLAK İLE HAYIRSEVER İŞ İNSANLARI SÜLEYMAN TOPRAK VE ALPARSLAN BAYRAK HAZIR BULUNDU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kepez Belediyesi ve hayırsever desteğiyle Göksu Mahallesi’ne Aile Sağlığı Merkezi(ASM) kazandırılıyor. Birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını vurgulayan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişebilmesi için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Göksu Mahallemize kazandırılacak bu merkez, bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve sağlık altyapımıza katkı sunacak" dedi.</p><br/><p>Kepez’in sağlık yatırımlarına bir yenisi daha ekleniyor. Göksu Mahallesi’ne kazandırılacak Aile Sağlığı Merkezi’nin ilk adımı, imzalanan protokolle atıldı. Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’nde düzenlenen törende; Antalya Valisi Hulusi Şahin, İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, Göksu Mahalle Muhtarı Gülten Yurtlak ile hayırsever iş insanları Süleyman Toprak ve Alparslan Bayrak hazır bulundu. Göksu Mahallesi 27291 ada içerisinde, mülkiyeti Kepez Belediyesi’ne ait park alanına inşa edilecek olan altı hekimli Alphan-Toprak Aile Sağlığı Merkezi, yaklaşık 500 metrekare kapalı alana sahip olacak. Sağlık merkezinin sekiz ay içerisinde tamamlanarak Antalya İl Sağlık Müdürlüğü’ne teslim edilmesi hedefleniyor. ,</p><br/><p>"Birinci basamak sağlık yatırımları önceliğimiz"</p><br/><p>Protokol töreninin ardından bir açıklama yapan Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, ilçeye yeni bir Aile Sağlığı Merkezi kazandırmanın mutluluğunu yaşadıklarını belirterek, birinci basamak sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını ifade etti. Başkan Kocagöz, "Vatandaşlarımızın sağlık hizmetlerine daha hızlı ve kolay erişebilmesi için çalışıyoruz. Göksu Mahallemize kazandırılacak sağlık merkezi, bölgedeki önemli bir ihtiyacı karşılayacak ve sağlık altyapımıza önemli bir katkı sağlayacaktır. Vatandaşlarımıza şimdiden hayırlı olsun" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi-0-1783332008.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi-1-1783332009.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 13:00:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/goksu-mahallesine-aile-sagligi-merkezi-1783332007.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından sıcak hava dalgası uyarısı: Öğle saatlerinde dışarı çıkmayın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-sicak-hava-dalgasi-uyarisi-ogle-saatlerinde-disari-cikmayin-926710</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-sicak-hava-dalgasi-uyarisi-ogle-saatlerinde-disari-cikmayin-926710</guid>
                <description><![CDATA[ACIBADEM ADANA HASTANESİ KARDİYOLOJİ UZMANI PROF. DR. AHMET OYTUN BAYKAN, ÖZELLİKLE KRONİK HASTALIĞI BULUNAN BİREYLERİN VE YAŞLILARIN RİSK ALTINDA OLDUĞUNU BELİRTEREK, "GÜNEŞİN EN DİK GELDİĞİ SAATLERDE DIŞARI ÇIKILMAMALI, BOL SIVI TÜKETİLMELİ" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tüm dünyayı etkisi altına alan sıcak hava dalgasının insan sağlığı üzerindeki olumsuz etkilerine dikkat çeken Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, özellikle kronik hastalığı bulunan bireylerin ve yaşlıların risk altında olduğunu belirterek, "Güneşin en dik geldiği saatlerde dışarı çıkılmamalı, bol sıvı tüketilmeli" dedi.</p><br/><p>Son günlerde sıcak hava dalgaları başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyayı etkisi altına aldı. Avrupa’da sıcak hava dalgasında birçok kişi hayatını kaybederken uzmanlar vatandaşlara güneşin en tepede olduğu saatlerde dışarı çıkmamalarını önerdi.</p><br/><p>Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, son günlerde etkisini artıran aşırı sıcakların özellikle kalp ve tansiyon hastaları için ciddi risk oluşturduğunu söyledi. Sıcak çarpması, sıvı kaybı ve kronik hastalıklarda kötüleşme nedeniyle acil servis başvurularında artış yaşandığını belirten Baykan, vatandaşlara önemli uyarılarda bulundu.</p><br/><br/><p>"Risk grupları daha dikkatli olmalı"</p><br/><p>Prof. Dr. Baykan, sıcak hava dalgalarının özellikle belirli gruplar üzerinde daha ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini ifade ederek, 65 yaş üstü bireyler, kalp ve hipertansiyon hastaları, böbrek yetmezliği bulunanlar, KOAH hastaları, çocuklar ve bazı ilaçları kullanan kişilerin ekstra dikkatli olması gerektiğini söyledi. Baykan, "Mecbur kalınmadıkça 11.00 ile 16.00 saatleri arasında dışarıda bulunulmamalı. Dışarı çıkılması gerekiyorsa gölge alanlar tercih edilmeli, ince ve vücudu sıkmayan kıyafetler giyilmeli" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Kalp hastalarında ciddi risk oluşturuyor"</p><br/><p>Aşırı sıcakların kalp ve damar sistemi üzerinde ciddi etkiler oluşturabileceğini vurgulayan Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, sıcak havanın vücut ısısını yükselttiğini ve vücudun bu ısıyı dışarı atabilmek için damarları genişlettiğini kaydetti.</p><br/><p>Baykan, "Bu durum tansiyon düşüklüğüne, kalp atış hızında artışa ve kalp hastalarının mevcut sağlık durumunun kötüleşmesine neden olabilir. Aşırı terleme, halsizlik, baş dönmesi, yorgunluk, yoğun susama ve ciltte soluklaşma gibi belirtiler sıcak çarpmasının habercisi olabilir. Bu şikayetleri yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden serin bir ortama geçmesi gerekiyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Bol sıvı tüketin, vücudu serinletin"</p><br/><p>Sıcak çarpmasının ilk belirtilerinde yapılması gerekenleri de anlatan Baykan, kişinin öncelikle güneş altında yaptığı işi bırakması ve dinlenmesi gerektiğini anlattı. Prof. Dr. Baykan, daha sonra şunları söyledi:</p><br/><p>"Nemli bir havlu veya bezle vücut serinletilmeli, mümkünse klimalı ya da serin bir ortama geçilmeli. Sadece su değil, mineral ve elektrolit içeren sıvılar da tüketilmeli. Ayran, soda ve benzeri mineralli içecekler bu dönemde faydalı olabilir. Günlük en az 2 ila 2,5 litre sıvı tüketilmesi büyük önem taşıyor. Klima ve vantilatörlerin filtre temizliği ihmal edilmemeli. Uzun süre çalışmayan cihazlarda bakteri ve mikroorganizmalar birikebilir. Ayrıca aşırı sıcaktan bir anda çok soğuk ortama geçmek de doğru değil. Vücudun ani ısı değişimlerine maruz kalmaması gerekiyor. Ortam sıcaklığı kademeli olarak düşürülmeli."</p><br/><br/><p>"İlaç dozları doktor kontrolünde düzenlenmeli"</p><br/><p>Özellikle idrar söktürücü veya tansiyon düşürücü ilaç kullanan hastaların yaz aylarında daha dikkatli olması gerektiğini anlatan Acıbadem Adana Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Oytun Baykan, ilaç dozlarının uzman kontrolünde gözden geçirilmesinin hayati önem taşıdığını kaydetti.</p><br/><p>Baykan, "Aşırı sıcaklarda tansiyon düşüklüğü ve sıvı kaybı daha sık görülebiliyor. Bu nedenle bazı hastalarda ilaç dozlarının yeniden ayarlanması gerekebilir. Ancak hastalar kesinlikle ilaçlarını kendi başlarına azaltmamalı veya bırakmamalı. Mutlaka bir uzman hekime danışılmalı. Risk grubunda yer alan bireylerin bu dönemde doktor kontrolünden geçmesi, sıvı-elektrolit dengesinin ve ilaç düzeninin değerlendirilmesi hayati önem taşıyor" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-hava-dalgasi-uyarisi-ogle-saatlerinde-disari-cikmayin-0-1783326608.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-hava-dalgasi-uyarisi-ogle-saatlerinde-disari-cikmayin-1-1783326608.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 06 Jul 2026 11:30:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-sicak-hava-dalgasi-uyarisi-ogle-saatlerinde-disari-cikmayin-1783326606.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düşük tuz oranlı şalgam, yaz aylarının vazgeçilmezi oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/dusuk-tuz-oranli-salgam-yaz-aylarinin-vazgecilmezi-oldu-926654</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/dusuk-tuz-oranli-salgam-yaz-aylarinin-vazgecilmezi-oldu-926654</guid>
                <description><![CDATA[UZMAN DİYETİSYEN ŞEVVAL AYAŞAN KILINÇ, YAZ AYLARINDA ARTAN SICAKLIKLARLA BİRLİKTE SIVI İHTİYACININ YÜKSELDİĞİNİ BELİRTEREK, ŞALGAMIN SERİNLETİCİ VE FERAHLATICI BİR İÇECEK ALTERNATİFİ OLARAK TERCİH EDİLEBİLECEĞİNİ SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte sıvı ihtiyacının yükseldiğini belirterek, şalgamın serinletici ve ferahlatıcı bir içecek alternatifi olarak tercih edilebileceğini söyledi.</p><br/><p>Anadolu’nun geleneksel fermente içeceklerinden biri olan şalgam, mor havuç, su ve tuzun kontrollü fermantasyonu ile elde ediliyor. İçeriğindeki organik asitler ve fermantasyon sürecinde oluşan bileşenler, şalgama kendine özgü ekşi ve ferahlatıcı tadını kazandırırken, düşük kalorili yapısı ve elektrolit desteği sağlaması nedeniyle özellikle yaz aylarında serinletici içecek alternatifleri arasında yer alıyor. Adana’da üretim yapan Büyük Usta & Serfressh Şalgam ise piyasadaki birçok ürüne kıyasla düşük tuz oranıyla ön plana çıkıyor.</p><br/><p>Konuyla ilgili Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç açıklamalarda bulundu. Kılınç, şalgam içeriğindeki organik asitler ve fermantasyon sürecinde oluşan bileşenlerin içeceğe kendine özgü ekşi ve ferahlatıcı tadını kazandırdığını ifade etti.</p><br/><br/><p>"Düşük kalorili alternatif"</p><br/><p>Beslenme açısından değerlendirildiğinde şalgamın düşük kalorili olması, elektrolit desteği sağlaması ve ilave şeker içermemesi nedeniyle dikkat çektiğini kaydeden Kılınç, "Özellikle şekerli, gazlı ve yüksek kalorili içeceklere kıyasla daha iyi bir alternatif olabilir. Mor havuçtan gelen doğal fenolik birleşikler ve antioksidanlar açısından da değerli bir içecektir" dedi.</p><br/><br/><p>"Tuz oranına dikkat edilmeli"</p><br/><p>Fermantasyon sürecinin bağırsak mikrobiyotasını destekleyebilecek yararlı metabolitlerin oluşumuna katkı sunduğunu aktaran Kılınç, şalgam tüketiminde porsiyon kontrolünün önemli olduğunu vurguladı.</p><br/><p>Adana’da üretim yapan Büyük Usta & Serfressh Şalgam’ın piyasadaki birçok ürüne göre daha düşük tuz oranına sahip olduğunu kaydeden Kılınç, "Şalgam içerdiği tuz miktarı nedeniyle kontrollü tüketilmelidir. Dengeli su tüketimi eşliğinde yaz aylarında alternatif bir içecek olarak tercih edilebilir. Katkısız ve geleneksel yöntemlerle üretilen fermente ürünlerin beslenmede yer almasını önemsiyorum" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/dusuk-tuz-oranli-salgam-yaz-aylarinin-vazgecilmezi-oldu-0-1783237508.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/dusuk-tuz-oranli-salgam-yaz-aylarinin-vazgecilmezi-oldu-1-1783237509.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/dusuk-tuz-oranli-salgam-yaz-aylarinin-vazgecilmezi-oldu-2-1783237510.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 05 Jul 2026 10:45:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/dusuk-tuz-oranli-salgam-yaz-aylarinin-vazgecilmezi-oldu-1783237507.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Aksuda Cihadiye Mahallesine 9 hekim kapasiteli aile sağlığı merkezi yapılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-926545</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-926545</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'NIN AKSU İLÇESİ CİHADİYE MAHALLESİ'NDE YAPILMASI PLANLANAN AKSU FATMA-ŞEVKET YÜKSEL AİLE SAĞLIĞI MERKEZİ İÇİN AKSU BELEDİYESİ İLE HAYIRSEVER YÜKSEL TOHUM TARIM SANAYİ VE TİCARET A.Ş. SAHİBİ MEHMET YÜKSEL ARASINDA PROTOKOL İMZALANDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Aksu ilçesi Cihadiye Mahallesi’nde yapılması planlanan Aksu Fatma-Şevket Yüksel Aile Sağlığı Merkezi için Aksu Belediyesi ile hayırsever Yüksel Tohum Tarım Sanayi ve Ticaret A.Ş. sahibi Mehmet Yüksel arasında protokol imzalandı.</p><br/><p>Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, hayırsever iş insanı Mehmet Yüksel ve Cihadiye Mahalle Muhtarı Mustafa Demir’in katılımıyla gerçekleştirilen törende, Cihadiye Mahallesi’nde inşa edilecek Aksu Fatma-Şevket Yüksel Aile Sağlığı Merkezi için hazırlanan protokol imza altına alındı.</p><br/><p>564 ada 9 parsel üzerinde inşa edilmesi planlanan ve 9 hekim kapasiteli olacak aile sağlığı merkezinin, bölgede birinci basamak sağlık hizmetlerinin sunumuna katkı sağlaması hedefleniyor. Modern fiziki yapıya sahip olacak merkezin, vatandaşların sağlık hizmetlerine erişimini kolaylaştırması amaçlanıyor.</p><br/><p>Törende konuşan Aksu Belediye Başkanı İsa Yıldırım, sağlık yatırımlarının vatandaşların yaşam kalitesi açısından önem taşıdığını belirterek, Cihadiye Mahallesi’ne kazandırılacak aile sağlığı merkezinin bölgenin önemli bir ihtiyacını karşılayacağını söyledi.</p><br/><p>Yıldırım, Aksu Belediyesi’nin kamu kurumları ve hayırseverlerle iş birliği içerisinde ilçenin ihtiyaçlarına yönelik projeleri hayata geçirmeye devam ettiğini ifade ederek, projeye katkı sunan Antalya Valisi Hulusi Şahin, Antalya İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Behzat Özkan, hayırsever Mehmet Yüksel ile emeği geçenlere teşekkür etti.</p><br/><p>Aksu Belediyesi’nin, sağlık, eğitim, sosyal yaşam ve altyapı alanlarında kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve hayırseverlerle yürüttüğü iş birlikleri kapsamında benzer yatırımların sürdürüleceği bildirildi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-0-1783064104.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-1-1783064105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-2-1783064106.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:35:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/aksuda-cihadiye-mahallesine-9-hekim-kapasiteli-aile-sagligi-merkezi-yapilacak-1783064103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından dopamin siteleri uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-dopamin-siteleri-uyarisi-926540</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-dopamin-siteleri-uyarisi-926540</guid>
                <description><![CDATA[BEYİN SİNİR VE OMURİLİK CERRAHİSİ UZMANI PROF. DR. ORHAN ŞEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, Güney Kore’de ortaya çıktıktan sonra dünya genelinde hızla yayılan dopamin sitelerinin beyindeki ödül sistemini manipüle ettiğini belirterek, geçici haz sağlayan bu sanal platformların bağımlılığa ve ciddi psikolojik rahatsızlıklara yol açabileceği uyarısında bulundu.</p><br/><p>Son dönemde internet dünyasında viral hale gelen ’dopamin siteleri’, sahte alışveriş sepetleri ve gerçekte var olmayan bakiyelerle kullanıcılara anlık mutluluk hissi yaşatıyor. Uzmanlar, ekranda beliren sanal kurye takip mesajlarıyla heyecan oluşturan bu platformların, bireyleri ciddi bir psikolojik riskle karşı karşıya bıraktığını belirtti.</p><br/><p>Konuyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, bu sitelerin beyindeki dopamin hormonunu yapay şekilde artırdığını belirterek, bunun sağlıklı bir davranış örneği olmadığını söyledi.</p><br/><br/><p>"Ortada gerçek bir para veya ürün yok"</p><br/><p>Dopaminin normal şartlarda motivasyonu ve haz duygusunu artıran önemli bir hormon olduğunu ifade eden Prof. Dr. Şen, "Dopamin siteleri, beyinde dopamin hormonu salınımını artırarak kişiye geçici bir haz, mutluluk ve motivasyon kazandırıyor. Normalde egzersiz yapmak, spor yapmak veya alışveriş gibi durumlarda beyin bunu ödüllendirme olarak algılar ve dopamin salınımı artar. Ancak Güney Kore’de ortaya çıkan bu sitelerde ortada gerçek bir para veya alınan bir ürün bulunmuyor. Ürünler sepete ekleniyor, olmayan bir kredi kartıyla sanki o ürünü alıyormuş gibi işlem yapılıyor. Ardından kuryenin yola çıktığına dair mesajlar geliyor ve kişi büyük bir heyecanla bu sanal kuryeyi bekliyor. Bu sağlıklı bir davranış örneği değildir" dedi.</p><br/><br/><p>"Yapay dopamin fazlalığı haz alma duygusunu köreltir"</p><br/><p>Sistemin en büyük tehlikesinin gereksiz uyaranlarla salgılanan dopamin olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Şen, "Dopamin bu şekilde yapay olarak fazla salgılatılırsa zamanla kişinin haz alma duygusu körelir. Kişi sanal dünyadan çıkıp gerçek hayata döndüğünde hayattan haz almaz hale gelir ve mutlu olamaz. Bu durum, bireyin mutluluğu başka alanlarda aramasına neden olur ve bağımlılıkla sonuçlanabilir. Gerçek dışı mutluluk, kişiyi kötü alışkanlıklara sürükleyebilir. Özellikle şizofreni veya bipolar bozukluk gibi psikiyatrik rahatsızlıkları olan kişilerde hastalığın mani ve aktif dönemleri, dopaminin fazla salınımına bağlı olarak tetiklenebilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Gerçek mutluluk gerçek hayatta aranmalı"</p><br/><p>Vatandaşlara sahte ortamlardan uzak durmaları çağrısında bulunan Prof. Dr. Şen, daha sonra şunları söyledi:</p><br/><p>"Vatandaşlarımızın sahte ortamlarda mutluluğu aramaması gerekiyor. Dopaminin gereksiz yere fazla salgılanmasından kaçınılmalı. Egzersiz yaparak, kaliteli uyuyarak, sağlıklı sosyal ilişkiler kurarak ve günlük yaşamda hareket kabiliyetini artırarak doğal dopamin salınımı sağlanmalı. Gerçek mutluluk, gerçek hayatta aranmalıdır."</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-dopamin-siteleri-uyarisi-0-1783062604.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-dopamin-siteleri-uyarisi-1-1783062605.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 03 Jul 2026 10:10:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmanindan-dopamin-siteleri-uyarisi-1783062603.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı sıcak havalar için uyardı: Güneş çarpması ciddi sonuçlar doğurabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmani-sicak-havalar-icin-uyardi-gunes-carpmasi-ciddi-sonuclar-dogurabilir-926496</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmani-sicak-havalar-icin-uyardi-gunes-carpmasi-ciddi-sonuclar-dogurabilir-926496</guid>
                <description><![CDATA[İÇ HASTALIKLARI UZMANI DR. YUNUS COŞKUN, GÜNEŞ ÇARPMASININ ZAMAN KAYBETMEDEN MÜDAHALE EDİLMESİ GEREKEN TIBBİ BİR ACİL DURUM OLARAK DEĞERLENDİRİLDİĞİNİ BELİRTTİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, güneş çarpmasının zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken tıbbi bir acil durum olarak değerlendirildiğini belirterek, "Her yaş grubunda görülebilmekle birlikte bazı kişiler güneş çarpmasına karşı daha hassastır" dedi.</p><br/><p>Yaz aylarında artan hava sıcaklıklarıyla birlikte güneş çarpması vakalarında da belirgin bir artış yaşanıyor. Özellikle öğle saatlerinde uzun süre güneş altında kalmak, yeterince sıvı tüketmemek ve yüksek sıcaklıklarda ağır fiziksel aktivite yapmak, vücudun ısı dengesini bozarak ciddi sağlık sorunlarına yol açabiliyor.</p><br/><p>Güneş çarpmasının yalnızca geçici bir halsizlik durumu olmadığını, kimi zaman erken müdahale edilmediğinde hayati tehlike oluşturabilecek ciddi bir tabloya dönüşebileceğini söyleyen Medline Adana Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Yunus Coşkun, sıcak havalarda dikkatli olunması gerektiğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Hayati organlar zarar görebilir</p><br/><p>İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Coşkun, güneş çarpmasının vücudun aşırı sıcak nedeniyle kendi ısısını düzenleyememesi sonucu ortaya çıkan ciddi bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, "Normalde terleme sayesinde vücut serinlemeye çalışır. Ancak aşırı sıcak ve nemli havalarda bu mekanizma yetersiz kalabilir. Vücut sıcaklığının tehlikeli seviyelere yükselmesiyle birlikte beyin, kalp, böbrekler ve diğer hayati organlar zarar görebilir. Bu nedenle güneş çarpması, zaman kaybetmeden müdahale edilmesi gereken tıbbi bir acil durum olarak değerlendirilir. Her yaş grubunda görülebilmekle birlikte bazı kişiler güneş çarpmasına karşı daha hassastır. Özellikle bebekler, küçük çocuklar, 65 yaş üzerindeki bireyler, kronik kalp, böbrek ve diyabet hastaları ile açık alanda çalışan bireyler daha yüksek risk taşır. Ayrıca spor yapanlar, ağır fiziksel işlerde çalışanlar ve yeterince sıvı tüketmeyen kişilerde de güneş çarpması daha sık görülebilir. Sıcak havalarda susamayı beklemeden düzenli su içmek ve güneşin etkisinin en yoğun olduğu saatlerde dışarıda uzun süre kalmamak büyük önem taşır" dedi.</p><br/><p>Belirtiler hafife alınmamalı</p><br/><p>Güneş çarpmasının ilk belirtileri arasında şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, halsizlik, mide bulantısı, kusma ve yoğun susuzluk hissinin yer alabildiğini belirten Coşkun, "Vücut sıcaklığı yükseldikçe bilinç bulanıklığı, konuşmada bozulma, denge kaybı, kas krampları ve bayılma gibi daha ciddi durumlar gelişebilir. Bazı hastalarda cilt sıcak ve kuru hale gelirken, bazılarında aşırı terleme devam edebilir. Bu belirtilerin görülmesi durumunda kişinin serin bir ortama alınması ve zaman kaybetmeden en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir. Güneş çarpmasında ilk yardım büyük önem taşır. Kişi gölge veya serin bir ortama alınmalı, üzerindeki kalın giysiler gevşetilmeli ve vücut suyla veya ıslak havlularla serinletilmeye çalışılmalıdır. Bilinci açık olan kişilere küçük yudumlarla su verilebilir. Ancak bayılma, bilinç kaybı, nöbet geçirme veya yüksek ateş gibi belirtiler varsa ağızdan herhangi bir şey verilmemeli ve acil sağlık ekiplerinden yardım istenmelidir. Hastanede uygulanacak sıvı tedavisi ve gerekli tıbbi müdahaleler, organ hasarlarının önlenmesinde kritik rol oynar" diye konuştu.</p><br/><p>Güneşten korunmak en etkili tedavidir</p><br/><p>Basit ama etkili önlemlerle yazın yaşanabilecek güneş çarpmalarından korunmanın mümkün olduğunu ifade eden Dr. Yunus Coşkun, şu önerilerde bulundu:</p><br/><p>"Günlük olarak yeterli miktarda su tüketin, susamayı beklemeyin. Güneşin en etkili olduğu 11.00-16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkmayın. Açık renkli, bol, ince ve pamuklu kumaştan kıyafetleri tercih edin. Geniş kenarlı şapka ve UV korumalı güneş gözlüğü kullanın. Açık havada çalışıyorsanız düzenli aralıklarla gölgede dinlenin. Ağır egzersizleri sabah erkenden veya akşam saatlerinde yapın. Bebeklerin, çocukların ve yaşlıların uzun süre güneş altında olmamalarına özen gösterin. Baş dönmesi, yüksek ateş, bilinç bulanıklığı veya bayılma gelişirse zaman kaybetmeden en yakın acil servise başvurun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 02 Jul 2026 13:10:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/uzmani-sicak-havalar-icin-uyardi-gunes-carpmasi-ciddi-sonuclar-dogurabilir-1782987004.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz aylarında anne ve bebek sağlığını korumanın 5 altın kuralı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali-926421</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali-926421</guid>
                <description><![CDATA[KADIN HASTALIKLARI VE DOĞUM BÖLÜMÜ'NDEN OP. DR. BİLGİ USLU AYBAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz aylarında artan sıcaklık ve nemin, hamilelik sürecinde anne adaylarını daha fazla etkileyebileceğini belirten Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yeterli sıvı tüketimi, güneşten korunma, dengeli beslenme ve aşırı sıcaktan kaçınmanın hem anne hem de bebeğin sağlığı açısından büyük önem taşıdığını söyledi.</p><br/><p>Hamilelik, bir kadının hayatındaki en özel dönemlerden biri olarak görülüyor. Bu süreçte anne adayının vücudunda hem fiziksel hem de duygusal büyük değişimler yaşanıyor. Bebeğin sağlıklı gelişimi için anne adayının beslenmesinden uyku düzenine, hareketliliğinden stres yönetimine kadar birçok faktöre dikkat edilmesi gerekiyor. Özellikle yaz aylarında artan hava sıcaklığı, nem oranı ve terleme, hamilelik sürecini daha da zorlayıcı hale getirebiliyor. Dehidrasyon, vücut ısısının yükselmesi, enfeksiyon riski ve yorgunluk gibi etkenler hem anne hem de bebek için ek önlemler alınmasını zorunlu kılıyor. Memorial Antalya Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü’nden Op. Dr. Bilgi Uslu Aybar, yaz mevsiminde hamilelik yaşayan anne adaylarının karşılaşabileceği riskler ve korunma yöntemleri hakkında önemli bilgiler verdi.</p><br/><br/><p>Gebelik sürecinde olanların yaz aylarında dikkat etmesi gerekenler</p><br/><p>Op. Dr. Aybar, gebelik süreci, özellikle yaz aylarında anne adayından ekstra özen ve dikkat talep ettiğini ifade ederek, "Vücut zaten bebeğin ihtiyaçlarını karşılamak için yoğun bir çaba içindeyken, yüksek sıcaklıklar bu dengeyi bozabilir. Bu dönemde anne adaylarının hem kendi sağlığını hem de bebeğin gelişimini korumak için bilinçli adımlar atması büyük önem taşımaktadır" dedi.</p><br/><br/><p>Sıcak havalarda sıvı tüketimi hayati önem taşır</p><br/><p>Gebelik sürecinde özellikle dikkat edilmesi gerekenleri anlatan Op. Dr. Aybar, "Yaz aylarında vücut daha fazla sıvı kaybeder. Hamilelikte günlük en az 2,5-3 litre su tüketimi önerilir. Susuzluk hissetmeden düzenli aralıklarla su içmek, idrar yolu enfeksiyonları ve erken doğum riskini azaltır. Sade suyun yanı sıra taze sıkılmış meyve suları ve ayran da tercih edilebilir. Özellikle 11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında bulunulmamalıdır. Hafif, pamuklu, açık renkli ve bol kıyafetler giyilmeli, geniş kenarlı şapka ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatörle serin ortamlar tercih edilmelidir. Yazın enfeksiyon riski artar. Havuz yerine denizin tercih edilmesi önerilir. Yüzme sonrası hemen duş alınmalı ve mayo değiştirilmelidir. İdrar yolu ve vajinal enfeksiyonlara karşı hijyen kurallarına titizlikle uyulmalıdır. Ağır ve yağlı yiyeceklerden kaçınılmalı, taze sebze-meyve ağırlıklı beslenilmelidir. Çiğ et, suşi, pastörize edilmemiş süt ürünleri ve aşırı tuzlu gıdalar riskli olabilir. Yemekler küçük porsiyonlar halinde ve sık sık tüketilmelidir. Hamilelikte yürüyüş ve hafif egzersizler yazın da devam edebilir ancak serin saatlerde yapılmalıdır. Aşırı terleme ve yorgunluk hissedildiğinde hemen dinlenilmelidir. Güneş kremi (güvenli olanlar) düzenli kullanılmalıdır. Uzun yolculuklarda mola verilerek bacaklarda kan dolaşımı desteklenmelidir. Reflü ve şişkinlik şikayetleri artabileceğinden yatmadan 2-3 saat önce yemek yenmemelidir" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 01 Jul 2026 11:55:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/07/yaz-aylarinda-anne-ve-bebek-sagligini-korumanin-5-altin-kurali-1782896104.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALKÜ Tıp Fakültesinde 90 genç hekim mezun oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-926377</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-926377</guid>
                <description><![CDATA[ALANYA ALAADDİN KEYKUBAT ÜNİVERSİTESİ (ALKÜ) TIP FAKÜLTESİ, 2025-2026 AKADEMİK YILI MEZUNİYET TÖRENİNİ COŞKUYLA GERÇEKLEŞTİRDİ. FAKÜLTENİN 4. DÖNEM MEZUNLARI OLAN 90 GENÇ HEKİM, DÜZENLENEN GÖRKEMLİ TÖRENLE DİPLOMALARINI ALARAK MESLEK HAYATINA İLK ADIMLARINI ATTI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi, 2025-2026 Akademik Yılı Mezuniyet Törenini coşkuyla gerçekleştirdi. Fakültenin 4. dönem mezunları olan 90 genç hekim, düzenlenen görkemli törenle diplomalarını alarak meslek hayatına ilk adımlarını attı.</p><br/><p>Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) gurur günlerinden birini daha yaşadı. ALKÜ Tıp Fakültesi’nde 90 öğrenci hekimlik yemini ederek mezun oldu. Meslekte ilk adımlarını atan genç hekimlerin ALKÜ Tıp Fakültesi Mezuniyet Töreni Kestel Yerleşkesi Amfitiyatro alanında yapıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan tören, üniversitenin tanıtım videosu ve öğrencilerin hazırladığı fotoğraf gösterisiyle devam etti.</p><br/><br/><p>"Hekimlik vicdanla icra edilen bir yaşam biçimidir"</p><br/><p>Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mehmet Kılıç, törende yaptığı konuşmada hekimliğin sadece bilgiyle değil; vicdan, merhamet, sabır ve dürüstlükle icra edilen bir yaşam biçimi olduğunu vurguladı. Kılıç, günümüzde yapay zekâ ve robotik cerrahinin tıbbı şekillendirdiğini ancak hiçbir teknolojinin empati ve insan sevgisinin yerini tutamayacağını belirtti. Ayrıca mezunlara, diplomalarını aldıkları ALKÜ’ye ve meslek etik değerlerine sahip çıkmaları çağrısında bulundu. Prof. Dr. Kılıç, mezun öğrencileri ve aileleri tebrik ederek hayatlarında başarılar diledi.</p><br/><br/><p>"Bu gurur tüm ailelerimizin"</p><br/><p>Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Selime Çelik Erden, bu yıl 4. dönem mezunlarını vermenin gururunu yaşadıklarını ifade etti. Kendi mezuniyetinden örnekler vererek ailelere seslenen Erden, "Evlatlarınız bugün sizlere bu dünyadaki cenneti yaşatıyorlar." diyerek ailelerin fedakarlıklarına teşekkür etti. Dönem birincisi Dr. Yunus Emre Gözey, mezuniyet kütüğüne ismini çaktıktan sonra yaptığı konuşmada, ailelere ve hocalarına teşekkür ederek dönem arkadaşlarına başarılar diledi.</p><br/><br/><p>Dereceye girenlere ödüller verildi</p><br/><p>Törende dönem birincisi Dr. Yunus Emre Gözey, ikinci Dr. Emre Bıçak ve üçüncü Dr. Bengü Sena Göçkün diplomalarını üniversite protokolünün elinden aldı. Ayrıca Acil Tıp Uzmanları Derneği (ATUDER) tarafından verilen "Yılın İnternü" ödülü Başhekim Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz tarafından mezun öğrenci Ecem Karabağ’a verildi. Tören, öğrencilere diploma taktimi ile devam etti. Dekan Erden’ın öğrencilere hekimlik andı yatırdıktan sonra mezunlar kepleri havaya atarak mesleğe adım atmanın heyecanını hep birlikte yaşadılar. Tören toplu fotoğraf çekiminin ardından sona erdi.</p><br/><p>Törene Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Kılıç, Prof. Dr. Işık Bayraktar, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Prof. Dr. Selime Çelik Erden, Alanya Eğitim Araştırma Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Banu Karakuş Yılmaz, Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürü Yusuf Yılmaz, ALKÜ Genel Sekreteri Hüseyin Er, akademisyenler, öğrenciler ve aileleri katıldı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-0-1782829504.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-1-1782829506.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-2-1782829506.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-3-1782829508.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-4-1782829508.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-5-1782829509.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-6-1782829510.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 17:25:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alku-tip-fakultesinde-90-genc-hekim-mezun-oldu-1782829503.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı uyardı: Kulak çınlamasını hafife almayın. Bir hastalığın belirtisi olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmani-uyardi-kulak-cinlamasini-hafife-almayin-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-926359</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmani-uyardi-kulak-cinlamasini-hafife-almayin-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-926359</guid>
                <description><![CDATA[KULAK BURUN BOĞAZ ANA BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. FULYA ÖZER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, halk arasında oldukça sık rastlanan ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilen kulak çınlamasının (tinnitus) bir hastalığın belirtisi olabileceğini söyledi.</p><br/><p>Özer, yaptığı açıklamada, tıptaki adıyla "tinnitus"un dışarıda herhangi bir ses yokken, kişinin kulağında ya da beyninde ses duyması olduğunu belirtti. Özer, "Halk arasında ‘Birisi beni andı’ şeklinde yorumlanan, gelip geçici seslerden farklı olarak; kişiler özellikle yalnız kaldığında, işini yaparken, uykuya geçerken ya da ‘Acaba bende bir sorun mu var?’ diye düşündürecek şekilde sürekli duyduğu bir sesten bahsederler. Çok nadiren hem hastanın hem de muayene sırasında doktorun duyabildiği tinnitus türleri bulunur. Ancak en sık gördüğümüz durum, yalnızca hastanın duyduğu, çevresindekilerin duymadığı ve kişinin beyninde ya da kulaklarında algıladığı seslerdir" dedi.</p><br/><p>Kulak çınlamasının en önemli nedenlerinden birinin, işitmeyi sağlayan iç kulaktaki ve halk arasında "salyangoz" olarak bilinen yapıda bulunan tüylü hücrelerin hasar görmesi olduğunu vurgulayan Özer, şöyle devam etti:</p><br/><p>"Özellikle gürültüye maruz kalan kişilerde bu hücreler zarar görebiliyor veya kaybolabiliyor. Bu durumda sesin algılanma biçimi değişir. Ses dalgaları sinirler aracılığıyla beyne iletilirken azalma olur ve beyin bu eksikliği telafi etmek amacıyla sinirlerde daha fazla aktivite oluşturur. Bu spontan sinirsel aktivite, gerçekte ses olmamasına rağmen beyin tarafından ses olarak algılanır. Burada algı çok önemli, aynı düzeyde çınlaması olan iki kişiden biri uyuyamazken bir diğer kişi zamanla çınlamaya alıştığını söyleyebilir. Bunun nedeni beynin ilgili bölgelerinin sesi farklı şekilde işlemesidir. Dolayısıyla çınlamanın kişiye etkisi bireysel farklılıklar gösterebilir."</p><br/><p>"Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir"</p><br/><p>Kulak çınlamasında özellikle önem verdikleri bazı durumların bulunduğuna dikkat çeken Özer, "Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Bu durumda nazofarenks tümörlerinden işitme siniri tümörlerine kadar çeşitli nedenlerin araştırılması gerekir. Nabız atışı şeklinde hissedilen çınlamalarda damarsal anomaliler açısından inceleme yapılmalıdır.</p><br/><p>Çınlamaya baş dönmesi, ani işitme kaybı, yüz felci, kulak akıntısı veya başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan farklı hastalıkların ipucu olabilir. Bu nedenle çınlamayı tek başına değerlendirmiyoruz, eşlik eden bulgularla birlikte inceliyoruz. Bazen de tüm incelemelere rağmen belirgin bir neden saptanamayabiliyor. Hastanın işitmesi normal olabilir ve standart işitme testlerinde herhangi bir sorun görülemeyebilir. Ancak buna rağmen çınlama devam edebilir. Bu durumda iç kulaktaki hücrelerle sinirin birleşim noktalarında, standart testlerle kolayca tespit edilemeyen problemler olabileceğini düşünürüz. Daha ileri testlerle bu alanları değerlendirmeye çalışırız" şeklinde konuştu.</p><br/><p>"Tedavide amaç sesi değil, yaşam kalitesini iyileştirmek"</p><br/><p>Özer, tedavide temel amacın her zaman sesi tamamen ortadan kaldırmak değil, öncelikle çınlamaya eşlik eden bir hastalık varsa onu tedavi etmeye çalışmak olduğunun altını çizerek şunları kaydetti:</p><br/><p>"Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise beynin sesi algılama düzeyini azaltmayı hedefleriz. İşitme kaybı bulunan hastalarda tedavi süreci daha kolay ilerleyebiliyor ve bu kişilere işitme cihazı önerebiliyoruz. Günümüzde bazı işitme cihazlarının içinde tinnitusu maskeleyen beyaz gürültü sistemleri bulunuyor. Hastanın çınlamasının frekans ve şiddetinin belirlenmesinin ardından buna uygun beyaz gürültü sesleri, kişinin sevdiği müziklerin arka planına yerleştirilerek çınlama sesi maskeleniyor. Böylece hem işitme düzeliyor hem de çınlama algısı azaldığı için kişinin yaşam kalitesi artırılabiliyor. İşitme kaybı olmayan hastalarda öncelikle hastaya çınlamanın nasıl oluştuğunu ayrıntılı şekilde anlatıyoruz. Hastalar, duydukları sesin neden oluştuğu ve ciddi bir beyin hastalığıyla ilişkili olup olmadığına dair kaygılanıyorlar. Çınlamanın mekanizmasını açıklamak bile çoğu zaman hastayı rahatlatabiliyor."</p><br/><p>Çınlamanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebildiğini, uyku sorunlarına ve yoğun kaygıya yol açabildiğini belirten Özer, bu tür durumlarda bilişsel terapi gibi yöntemlerden yararlanıldığını söyledi. Özer, "Klinik ortamda çeşitli ölçekler ve anketler aracılığıyla çınlamanın kişinin günlük yaşamını ne derece etkilediğini değerlendiriyoruz. Gerekli gördüğümüz durumlarda ise hastalarımızı psikoloji veya psikiyatri desteğine yönlendiriyoruz" dedi.</p><br/><p>İlaç tedavisinde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özer, vitamin ve mineral eksiklikleri ya da sistemik hastalıklar söz konusuysa öncelikle bunların tedavi edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Bu tür sorunların bulunmadığı durumlarda ise kulak çınlamasını tamamen ortadan kaldıran, güçlü ve kesin etkili bir ilaçtan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Özer, bazı hastalarda ilaçların psikolojik rahatlama sağlayan plasebo etkisi gösterebildiğini de kaydetti.</p><br/><p>"Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat!"</p><br/><p>Özer, son olarak sağlıkla ilgili bilgilerin sosyal medya ve dijital platformlarda doğru kaynaklardan alınmasının önemini vurgulayarak, "Bu nedenle bilimsel ve uzman görüşlerine dayanan içeriklerin toplumla paylaşılması son derece değerlidir" diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:55:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmani-uyardi-kulak-cinlamasini-hafife-almayin-bir-hastaligin-belirtisi-olabilir-1782809704.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yaz aylarında artan spor yaralanmalarına dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-aylarinda-artan-spor-yaralanmalarina-dikkat-926347</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/yaz-aylarinda-artan-spor-yaralanmalarina-dikkat-926347</guid>
                <description><![CDATA[ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ UZMANI OP. DR. M. ZEKİ KARAOĞLAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Medline Adana Hastanesi Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Op. Dr. M. Zeki Karaoğlan, Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, futbol ve plaj sporları gibi aktiviteler sağlıklı yaşam için önemli faydalar sağlarken, gerekli önlemler alınmadığında çeşitli yaralanmalara da zemin hazırlağını belirterek, bu gibi durumlarda gerekli müdahale için zaman kaybetmenin tedavinin uzamasına ve kalıcı sorunlara yol açabileceğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>Karaoğlan, yaptığı açıklamada, "Yaz aylarının gelmesiyle birlikte açık havada yapılan spor aktivitelerinde belirgin bir artış gözleniyor. Spor yaralanmaları ise sanıldığı gibi yalnızca profesyonel sporcuların başına gelmiyor. Özellikle sürekli masa başında çalışanlarda, düzenli egzersiz alışkanlığı olmayanlarda ve fazla kilolu bireylerde spor esnasında yaralanma riski genellikle daha yüksek oluyor. Yürüyüş, koşu, bisiklet, yüzme, futbol ve plaj sporları gibi aktiviteler sağlıklı yaşam için önemli faydalar sağlarken, gerekli önlemler alınmadığında çeşitli yaralanmalara da zemin hazırlayabiliyor. Bu gibi durumlarda gerekli müdahale için zaman kaybetmek tedavinin uzamasına ve kalıcı sorunlara yol açabilir" dedi.</p><br/><p>"Yazın vakalar artıyor"</p><br/><p>Karaoğlan, şöyle devam etti:</p><br/><p>"Uzun süre hareketsiz kalan kişilerin yaz aylarıyla birlikte yoğun egzersiz programlarına başlaması, kas ve eklem yaralanmalarının en önemli nedenleri arasında yer alır. Özellikle futbol, basketbol ve tenis gibi ani yön değiştirme gerektiren sporlar sırasında diz ve ayak bileği yaralanmaları daha sık ortaya çıkar. Bunun yanı sıra bisiklet ve scooter gibi aktivitelere bağlı kazalar neticesinde oluşan kırık ve çıkık vakalarında da artış yaşanır.</p><br/><p>Çocuklar ve ileri yaş gruplarında kemik, kas ve bağ dokularının yapısal özellikleri nedeniyle düşme ve çarpmalara bağlı sakatlanmalar daha sık görülür. Bu nedenle spor programlarının kişinin yaşına, fiziksel kapasitesine ve sağlık durumuna uygun şekilde planlanması büyük önem taşır. Isınmadan spora başlamak riski artırır. Spor öncesinde yeterli ısınmanın yapılmaması, kasların ve eklemlerin aktiviteye yeterince hazırlanamamasına neden olur. Bu durum kas yırtıkları, tendon zorlanmaları ve bağ yaralanmaları gibi problemlerin görülme riskini artırır. Ayrıca kişinin fiziksel kapasitesinin üzerinde egzersiz yapması ve kısa sürede yüksek performans göstermeye çalışması da yaralanmaların önemli nedenleri arasındadır. Sıcak hava olumsuz etkiliyor Yüksek sıcaklıklar yalnızca güneş çarpması riskini artırmakla kalmaz, aynı zamanda dikkat dağınıklığına ve performans düşüklüğüne de yol açabilir. Terlemeyle birlikte oluşan sıvı ve mineral kaybı, kas kramplarını tetikleyebilir. Bu nedenle özellikle öğle saatlerinde yapılan yoğun fiziksel aktiviteler sırasında yaralanma ihtimali daha da yüksektir."</p><br/><p>"Erken müdahale önem kazanıyor"</p><br/><p>Karaoğlan, "Spor yaralanmaları ve kazalardan sonra ortaya çıkan ağrı, şişlik, morarma, şekil bozukluğu, hareket kısıtlılığı gibi belirtiler genellikle kırık, çıkık ya da bağ yaralanmalarının habercisidir. Durumlarındarının giderek artması, üzerine basamama veya ilgili uzvu hareket ettirememe durumlarında zaman kaybetmeden donanımlı bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır. Erken tanı ve tedavi, iyileşme sürecini hızlandırırken kalıcı hareket kısıtlılığı ve kronik ağrı gibi sorunların önlenmesine de yardımcı olur" diye konuştu.</p><br/><p>Basit ama etkili önlemlerle yazın yaşanabilecek spor yaralanmalarının büyük bir kısmının önüne geçilebileceğini ifade eden Karaoğlan, şu önerilerde bulundu:</p><br/><p>"Spora başlamadan önce en az 10-15 dakika ısınma hareketleri yapın. Egzersiz yoğunluğunu aniden değil kademeli olarak artırın. Yaşınıza ve fiziksel durumunuza uygun sporları tercih edin. Yeterli miktarda su tüketerek sıvı kaybını önleyin. Uygun spor ayakkabısı ve koruyucu ekipman kullanın. Aşırı ağrı veya zorlanma hissederseniz aktiviteyi hemen sonlandırın. Özellikle sıcak havalarda spor yapmak için sabah veya akşam saatlerini tercih edin."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:05:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/yaz-aylarinda-artan-spor-yaralanmalarina-dikkat-1782806706.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanı uyardı: Düz çizgileri eğri görüyorsanız dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmani-uyardi-duz-cizgileri-egri-goruyorsaniz-dikkat-926346</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmani-uyardi-duz-cizgileri-egri-goruyorsaniz-dikkat-926346</guid>
                <description><![CDATA[GÖZ HASTALIKLARI UZMANI PROF. DR. SELÇUK SIZMAZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kitap okurken harflerin birbirine karışması, düz çizgilerin eğri görünmesi ya da insanların yüzlerini seçmekte zorlanmak, birçok kişinin bu şikayetleri yaşlanmanın doğal sonucu sandığı uyarısında bulunan Acıbadem Adana Hastanesi Göz Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Selçuk Sızmaz, "Bu belirtiler 55 yaşından sonra sık görülen ve tedavi edilmediğinde kalıcı görme kaybına yol açabilen yaşa bağlı makula dejenerasyonunun ilk işaretleri olabilir" dedi.</p><br/><p>Hastalığın başlangıçta çoğu zaman sessiz ilerlediğini belirten Sızmaz, "İlk evrede hastalar herhangi bir şikayet hissetmeyebilir. Bu nedenle hastalık çoğu zaman rutin göz muayenelerinde saptanır. İlerleyen dönemde ise cisimlerin şeklini bozuk görme, düz çizgileri kırık veya eğri görme, nesneleri olduğundan büyük ya da küçük algılama gibi belirtiler ortaya çıkar. Tedavi edilmezse merkezi görmede kalıcı kayıp gelişebilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Sigara önlenebilir en önemli risk faktörü"</p><br/><p>Yaşa bağlı makula dejenerasyonunun (sarı nokta) en önemli risk faktörlerinin yaş, genetik yatkınlık ve sigara olduğunu ifade eden Sızmaz, "Bunlar arasında önlenebilir tek risk faktörü sigaradır. Sigaradan uzak durulması hastalığın gelişme riskini azaltmada büyük önem taşır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Erken tanıyla görme korunabiliyor"</p><br/><p>Hastalığın kuru ve yaş tip olmak üzere iki farklı formda görüldüğünü belirten Sızmaz, "Yaş tipte göz içine uygulanan ilaç tedavileriyle görme korunabiliyor. Son yıllarda geliştirilen yeni ilaçlar sayesinde enjeksiyon aralıkları da uzadı. Kuru tipte ise antioksidan vitamin tedavileri ve düzenli takip hastalığın ilerlemesini yavaşlatabiliyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"55 yaşından sonra göz muayenesini ihmal etmeyin"</p><br/><p>Risk grubundaki bireylerin düzenli göz kontrollerini yaptırması gerektiğini vurgulayan Sızmaz, "Yeşil yapraklı sebzeler, omega-3 yönünden zengin balıklar ve antioksidan içeren beslenme alışkanlıkları da göz sağlığını destekler. Günümüzde erken tanı ve uygun tedavi sayesinde yaşa bağlı makula dejenerasyonu artık önlenebilir görme kaybı nedenleri arasında yer almaktadır" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 30 Jun 2026 11:05:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmani-uyardi-duz-cizgileri-egri-goruyorsaniz-dikkat-1782806704.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sanırım düzelemeyeceğim dedi, Antalyada yeniden yürümeye başladı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-926266</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-926266</guid>
                <description><![CDATA[SUDENUR ERBOY]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul’da başvurduğu hastanede durumu riskli görülerek Antalya’ya gelen bağırsak kangreni hastası 20 yaşındaki Sudenur Erboy, uygulanan medikal tedaviyle sağlığına kavuştu. Yaklaşık 4 ay boyunca yürümekte, nefes almakta ve günlük yaşamını sürdürmekte zorlandığını anlatan Erboy, "20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu. Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" dedi.</p><br/><p>Antalya’da yaşayan 20 yaşındaki Sudenur Erboy, karın ağrısı ve tuvalete çıkamama şikayetleriyle başlayan rahatsızlığı nedeniyle yaklaşık 4 ay boyunca farklı hastanelere başvurdu. Alanya’dan Denizli’ye, İstanbul’dan Antalya’ya kadar birçok hastanede tedavi aradığını anlatan Erboy’un, bağırsak kangreni tanısı sonrası durumu riskli olarak değerlendirildi. İstanbul’da başvurduğu hastanede yatış alması gerektiği belirtilen genç kız, aynı gün ambulansla Antalya’ya getirildi. Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş tarafından kabul edilen Erboy, uygulanan medikal tedavinin ardından sağlığına kavuştu.</p><br/><br/><p>"Hayati tehlikesi çok yüksekti"</p><br/><p>Medical Park Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Gökhan Ateş, hastanın kendilerine şehir dışından ambulansla yönlendirildiğini belirterek, "Hastamız, karın ağrısı şikayetiyle başvurduğu hastanelerde bağırsak kangreni tanısı almış. Bu süreçte çok büyük sıkıntılar yaşamış. Bir süre müdahale edilemediği için hastalığı ilerlemiş. Şehir dışından ambulansla bize yönlendirildi, biz de hastamızı kabul ettik. Gerçekten ciddi sıkıntıları vardı ve hayati tehlikesi çok yüksekti. Şu anda gayet iyi durumdayız, mutluyuz. Hatta 20 yaşını da burada kutladık. Bağırsak kangreni hızlı ilerleyen, zamanında müdahale edilmediğinde hayatı riske atan ciddi bir durumdur. Hastamızın yaşının genç olması nedeniyle muhtemelen bazı durumlar atlanmış olabilir. Ancak şu anda iyi olması bizim için en önemli nokta" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Geldiğinde ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu"</p><br/><p>Hastanın kendilerine geldiğinde günlük temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamayacak durumda olduğunu aktaran Op. Dr. Ateş, "Hızlı bir şekilde kendine geldi. Yaklaşık bir ay boyunca neredeyse yürüyememiş, idrarını dahi yapamamış. Bize geldiğinde de idrarını ve büyük abdestini yapamıyor, ağrıdan nefes almakta zorlanıyordu. Şimdi ise çok daha iyi. Hastamız gelir gelmez medikal tedavisine başladık. Yaklaşık 10 gün önce tedavisi uygulandı. Tedaviden sonraki 2-3 gün içerisinde kendine gelmeye başladı. Sonrasında toparlanma süreci biraz zaman aldı. Bugün 10’uncu gündeyiz ve hastamızın geldiği noktadan dolayı mutluyuz" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Doktor kontrolü dışında alınan her şey zarar verebilir"</p><br/><p>Bağırsak sağlığı ve kullanılan destek ürünlerine ilişkin uyarıda da bulunan Op. Dr. Ateş, "Doktor kontrolü dışında alınan her şey, faydadan çok zarar verebilir. Kullandığımız vitaminlerden bağırsakların çalışmasına yardımcı olan maddelere kadar her şeyin doktor kontrolünde alınması gerekiyor" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim"</p><br/><p>Alanya’dan geldiğini belirten Sudenur Erboy ise yaklaşık 4 aydır hastalıkla mücadele ettiğini söyledi. Denizli, İstanbul ve Antalya’da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Alanya’dan geliyorum. Yaklaşık 4 aydır bu hastalıkla mücadele ediyorum. Daha önce birçok hastaneye başvurdum, farklı illere gittim. Denizli, İstanbul ve Antalya’da gezmediğim hastane kalmadı diyebilirim. Çok kez başvurdum ancak genelde hekimler sanırım sorumluluk almak istemedi. Tuvaletime çıkamadığım için bu durumu biraz psikolojime yordular" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"İstanbul’dan ambulansla Antalya’ya geldim"</p><br/><p>Tedaviye yanıt bulamayınca İstanbul’a gittiğini, burada da birçok hastaneye başvurduğunu anlatan Erboy, "Tedavime bulunduğum yerde yanıt bulamayınca il değiştirdim, İstanbul’a gittim. İstanbul’da da birçok hastaneye başvurdum. En son gittiğim hastanede, durumumun çok riskli olduğu ve hemen yatış almam gerektiği söylendi. Biz de aynı gün acil bir şekilde ambulansla Antalya’ya geri geldik. Gökhan hocamızı tanıdıklarımız aracılığıyla duyduk, bu konuda gerçekten çok iyi olduğunu öğrendik. Sağ olsun, Gökhan hocam da beni kabul etti. Burada çok güzel bir şekilde iyileştim" dedi.</p><br/><p>Yaşadığı sürecin günlük hayatını tamamen etkilediğini dile getiren Erboy, "Öncesinde yürüyemiyor, kalkamıyordum. Sürekli kramp ve sancılar yaşıyordum. Doktora gittiğimde herhangi bir yatış yapılmadı, bana yalnızca ilaçlarla düzelebileceği söylendi. Ancak ilaçlarla düzelmedim. Sonunda gerçekten kendime geldiğim için çok mutluyum. Artık yürüyorum, nefes alabiliyorum. Çok mutluyum ve Gökhan hocamla tanıştığım için de kendimi çok şanslı hissediyorum" dedi.</p><br/><br/><p>"20 yaşında biri için çok üzücü bir durumdu"</p><br/><p>Denizli’de çocuk gelişimi okuduğunu ve mezuniyet yılına hazırlandığını belirten Erboy, hastalığın eğitim ve sosyal hayatını da olumsuz etkilediğini anlattı. Erboy, "Denizli’de okuyorum, öğrenciyim. Hastalığımın beslenme şeklimle ilgili olabileceğini düşünüyorum. Ne kadar dikkat etmeye çalışsam da biraz kiloluydum, bu süreçte zayıfladım. Sanırım beslenmem, stres, sınavlar ve mezuniyet senemde olmam bu durumu etkiledi. Aynı zamanda stajımı da yapıyordum. O yoğun tempoda, muhtemelen yorgunluğun da etkisi oldu" dedi.</p><br/><p>Hastalık sürecinde sosyal hayatının tamamen durduğunu belirten Erboy, "Hastalık sürecinde yürüyemiyordum, herhangi bir sosyal hayatım kalmamıştı. Bu dönemde bir yandan da staj görüyordum. Çocuk gelişimi okuyorum. Anaokuluna gidip gelirken kendi enerjim olmadığı için çocuklara da yeterince enerji verebildiğimi düşünmüyordum. Çok zorlandım. Sürekli yatıyordum. Hafta içi, hafta sonu fark etmiyordu; işim biter bitmez gidip kendimi yatağa atıyordum. Çok zor bir süreçti. 20 yaşında biri için bunları yaşamak bence oldukça üzücü bir durumdu" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Sanırım düzelemeyeceğim dedim"</p><br/><p>Uzun süre çare aramanın psikolojik olarak da kendisini yıprattığını söyleyen Erboy, "Bir ara çare bulamayacağımı düşündüm. Sürekli il değiştirdik, hastane hastane gezdik. Artık insanın gerçekten psikolojisi bozuluyor. ‘Sanırım düzelemeyeceğim’ dedim. Ta ki Gökhan hocamla tanışana kadar. Şimdi çok çok iyiyim" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-0-1782719106.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-1-1782719107.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-2-1782719108.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-3-1782719108.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-4-1782719109.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-5-1782719110.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 29 Jun 2026 10:45:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sanirim-duzelemeyecegim-dedi-antalyada-yeniden-yurumeye-basladi-1782719104.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzm. Dr. İrem Özçelik: Sıcak çarpması böbrek yetmezliği, beyin hasarı ve hatta ölüme yol açabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir-926232</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir-926232</guid>
                <description><![CDATA[MEMORİAL ANTALYA HASTANESİ İÇ HASTALIKLARI BÖLÜMÜ’NDEN UZM. DR. İREM ÖZÇELİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>İç Hastalıkları  Uzm. Dr. İrem Özçelik, yazın en tehlikeli sağlık sorunlarından biri olan sıcak çarpması konusunda uyarılarda bulundu. Özçelik, "Sıcak çarpması erken müdahale edildiğinde genellikle kalıcı hasar bırakmıyor. Ancak gecikildiğinde böbrek yetmezliği, beyin hasarı ve hatta ölüm riski taşıyor" dedi.</p><br/><p>Yaz aylarında etkisini artıran aşırı sıcakların, özellikle risk grubundaki kişiler için ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirten Memorial Antalya Hastanesi İç Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. İrem Özçelik, sıcak çarpmasının hayati tehlike oluşturabilen acil bir durum olduğunu söyledi. Özçelik, sıcak çarpmasının belirtileri, risk grupları ve alınması gereken önlemler hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p><br/><br/><p>Hayati tehlike oluşturabilir</p><br/><p>Sıcak çarpmasının vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıktığını belirten Özçelik, "Sıcak çarpması, vücut ısısının kontrol mekanizmalarının bozulması sonucu ortaya çıkan ve hayati tehlike oluşturabilen acil bir durumdur. Vücut 40°C ve üzeri sıcaklığa ulaştığında terleme mekanizması yetersiz kalır, ısı dağılımı bozulur ve organ hasarları başlayabilir. Özellikle yaşlılar, çocuklar, kronik hastalığı olanlar ve açık havada çalışanlar risk grubundadır. Sıcak çarpması sadece güneş altında olmaz. Kapalı, havasız ve çok sıcak ortamlarda da gelişebilir. Unutulmamalıdır ki park halindeki bir aracın iç sıcaklığı yaz aylarında dakikalar içerisinde tehlikeli seviyelere ulaşabilir. Bu nedenle çocuklar, yaşlılar ve evcil hayvanlar camlar açık olsa dahi araç içinde bırakılmamalıdır" dedi.</p><br/><br/><p>Belirtilere dikkat</p><br/><p>Sıcak çarpmasının genellikle ani başladığını ifade eden Özçelik, "Sıcak çarpması genellikle ani başlar ve yüksek vücut sıcaklığı (40°C ve üzeri), sıcak ve kızarık cilt, şiddetli baş ağrısı, baş dönmesi, bulantı, kusma, hızlı nabız ve nefes alma, kas krampları ile bilinç bulanıklığı, kafa karışıklığı ve hatta bayılma gibi belirtilerle kendini gösterir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Kimler daha fazla risk altında</p><br/><p>Risk grubunda yer alan kişilere dikkat çeken Özçelik, "65 yaş üstü bireyler, bebekler ve küçük çocuklar, kalp, tansiyon ve diyabet gibi kronik hastalığı bulunanlar, aşırı kilolu kişiler, alkol ve bazı ilaçları kullananlar ile açık alanda uzun süre kalanlar, tarım işçileri ve sporcular sıcak çarpması açısından daha fazla risk altındadır" dedi.</p><br/><br/><p>Sıcak çarpmasını önlemek için 7 önemli ipucu</p><br/><p>Sıcak çarpmasına karşı alınabilecek önlemleri sıralayan Özçelik, "Susamasanız bile günde en az 2,5-3 litre su tüketmeye özen gösterin. Ancak kalp veya böbrek hastalığı nedeniyle sıvı kısıtlaması bulunan kişiler doktorlarının önerdiği miktara uymalıdır. Alkol, yoğun kafeinli ve şekerli içeceklerden uzak durulmalıdır. Bebekler susadıklarını ifade edemez, yaşlılarda ise susama hissi azalabilir. Bu nedenle düzenli olarak su içmeleri sağlanmalıdır. Yoğun terleme sonrası sadece su değil elektrolit kaybı da yaşanır. Uzun süre sıcakta çalışan veya yoğun fiziksel aktivite yapan kişiler, doktor önerisi doğrultusunda sade maden suyu ya da şekersiz elektrolit içeren içeceklerden faydalanabilir" ifadelerini kullandı. Özçelik, "Güneşin en dik olduğu 11.00 ile 16.00 saatleri arasında mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalı, pamuklu, bol ve açık renkli kıyafetler tercih edilmeli ve güneş gözlüğü kullanılmalıdır. Klima veya vantilatör ile serin kalınmalı, serin duş alınmalı, ağır fiziksel aktivitelerden kaçınılmalı ve risk grubundaki kişiler sık sık kontrol edilmelidir" dedi.</p><br/><br/><p>Belirtileri fark ettiğinizde hemen harekete geçin</p><br/><p>Sıcak çarpmasında ilk müdahalenin hayati önem taşıdığını vurgulayan Özçelik, "Şüphe durumunda kişiyi serin bir yere alın, kıyafetlerini gevşetin ve gerekirse fazla kıyafetleri çıkarın. Boyun, koltuk altı ve kasık bölgelerini serin ya da soğuk su ile ıslatın. Bilinci kapalı kişilere ağızdan su vermeyin ve derhal 112 Acil’i arayarak tıbbi yardım isteyin" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 14:10:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzm-dr-irem-ozcelik-sicak-carpmasi-bobrek-yetmezligi-beyin-hasari-ve-hatta-olume-yol-acabilir-1782645005.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bağırsak kanseri ve yüzlerce polip tek ameliyatta tedavi edildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-926216</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-926216</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'DA YAPILAN KOLONOSKOPİSİNDE KALIN BAĞIRSAĞIN TAMAMINA YAKININI KAPLAYAN YÜZLERCE POLİP VE ÇEKUM BÖLGESİNDE KALIN BAĞIRSAK KANSERİ TESPİT EDİLEN HASTA POLİPLERİN İLERLEYEN DÖNEMDE YENİ KANSER ODAKLARINA DÖNÜŞME RİSKİNE KARŞI YAKLAŞIK 3,5 SAAT SÜREN KAPALI (LAPAROSKOPİK) AMELİYATLA KALIN BAĞIRSAĞININ TAMAMI ÇIKARILARAK SAĞLIĞINA KAVUŞTU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’da yapılan kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip ve çekum bölgesinde kalın bağırsak kanseri tespit edilen hasta poliplerin ilerleyen dönemde yeni kanser odaklarına dönüşme riskine karşı yaklaşık 3,5 saat süren kapalı (laparoskopik) ameliyatla kalın bağırsağının tamamı çıkarılarak sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Antalya’da Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi’ne (dış merkezde yapılan kolonoskopide çok sayıda polip belirlenmesi üzerine) başvuran 65 yaşındaki İbrahim Tıraş’a yapılan kontrol kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip ve çekum bölgesinde kalın bağırsak kanseri tespit edildi. Poliplerin ilerleyen dönemde yeni kanser odaklarına dönüşme riskine karşı yaklaşık 3,5 saat süren kapalı (laparoskopik) ameliyatla kalın bağırsağının tamamı çıkarıldı. Başarılı operasyonun ardından İbrahim Tıraş ertesi gün ayağa kalkarken kısa sürede günlük yaşamına döndü.</p><br/><br/><p>Kalın bağırsakta çok sayıda polip belirlendi</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Genel Cerrahi ve Tıbbi Biyoteknoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Özgür Dandin, hastanın dış merkezde yapılan kolonoskopide çok sayıda polip tespit edilmesi üzerine kendilerine başvurduğunu söyledi. Yapılan kontrol kolonoskopisinde kalın bağırsağın tamamına yakınını kaplayan yüzlerce polip tespit ettiklerini belirten Dandin, alınan biyopsi örneklerinin patolojik incelemesinde çekum bölgesinde de kalın bağırsak kanseri belirlendiğini ifade etti. Poliplerin zaman içinde farklı bölgelerde de kansere dönüşme riski taşıdığını belirten Dandin, bu nedenle kalın bağırsağının tamamının alınmasına karar verdiklerini kaydetti.</p><br/><br/><p>3.5 saatlik operasyonla sağlığına kavuştu</p><br/><p>Patoloji sonuçlarının çekum bölgesindeki bağırsak kanseri ile yüzlerce polibi doğruladığını belirten Dandin, bunun uygulanan cerrahi yöntemin doğruluğunu ortaya koyduğunu söyledi. Yaklaşık 3,5 saat süren kapalı ameliyatta kalın bağırsağının tamamını çıkardıklarını belirten Dandin, "İnce bağırsağın polipsiz kısmını rektuma bağlayarak işlemi torba oluşturmadan tamamladık. Hastamız ameliyat sonrasında çok daha az ağrı yaşadı, kısa sürede ayağa kalktı ve komplikasyon gelişmeden taburcu edildi" dedi.</p><br/><br/><p>Robotik ve kapalı cerrahi hastaya önemli avantaj sağlıyor</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi’nde laparoskopik ve robotik cerrahi alanında yoğun deneyime sahip olduklarını belirten Dandin, bu yöntemlerin hastalara daha az ağrı, daha düşük komplikasyon riski ve daha kısa hastanede kalış süresi sağladığını söyledi. Ameliyat sonrası hastaları anestezinin etkisi geçer geçmez yürüttüklerini, aynı gün ya da ertesi gün ağızdan beslenmeye başladıklarını ifade eden Dandin, "Bu hastamızda da ameliyatı torba açmadan gerçekleştirdik. Şu anda kemoterapi tedavisi devam ediyor ancak günlük yaşamını rahatlıkla sürdürebiliyor" diye konuştu. Hastalığın ailesel geçiş gösterebildiğine dikkati çeken Dandin, hastanın çocuklarının da taramadan geçirileceğini, geride bırakılan rektum bölümünün ise belirli aralıklarla kontrol edilerek olası risklerin yakından takip edileceğini bildirdi.</p><br/><br/><p>"Torbasız ameliyat olacağımı öğrenince rahatladım"</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi’nde gerçekleştirilen başarılı ameliyat ile sağlığına yeniden kavuşan İbrahim Tıraş ise doktorunun ameliyatı torba açılmadan gerçekleştirebileceğini söylemesiyle rahatladığını belirterek, "Kendimi doktoruma emanet ettim. Başarılı geçen ameliyatın ardından ertesi gün yürümeye başladım. Beş gün hastanede kaldıktan sonra taburcu oldum. Şu anda sağlıklı bir şekilde hayatıma devam ediyorum. Tedbir amaçlı kemoterapi görüyorum ve doktorumun takibi sürüyor." dedi. Tedavi sürecinde emeği geçen sağlık çalışanlarına teşekkür eden Tıraş, "Beni sağlığıma kavuşturan başta Doç. Dr. Özgür Dandin olmak üzere Akdeniz Üniversitesi yönetimine ve emeği geçen tüm sağlık çalışanlarına teşekkür ediyorum" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-0-1782634204.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-1-1782634205.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-2-1782634205.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-3-1782634206.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-4-1782634207.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-5-1782634208.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-6-1782634208.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-7-1782634209.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-8-1782634209.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-9-1782634210.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 28 Jun 2026 11:10:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bagirsak-kanseri-ve-yuzlerce-polip-tek-ameliyatta-tedavi-edildi-1782634203.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>PALMİYE HASTANESİ&#039;NDE KADIN VE AİLE SAĞLIĞI ANLATILACAK</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/palmiye-hastanesinde-kadin-ve-aile-sagligi-anlatilacak-926193</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/palmiye-hastanesinde-kadin-ve-aile-sagligi-anlatilacak-926193</guid>
                <description><![CDATA[İskenderun Palmiye Hastanesi, kadın sağlığı, gebelik süreci, çocuk sağlığı, psikolojik destek ve beslenme konularının ele alınacağı ‘Gebelikten Bebeğime’ semineriyle; anne adayları, kadınlar ve aileleri uzmanlarla buluşturacak.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1>PALMİYE HASTANESİ'NDE KADIN VE AİLE SAĞLIĞI ANLATILACAK</h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2>İskenderun Palmiye Hastanesi, kadın sağlığı, gebelik süreci, çocuk sağlığı, psikolojik destek ve beslenme konularının ele alınacağı ‘Gebelikten Bebeğime’ semineriyle; anne adayları, kadınlar ve aileleri uzmanlarla buluşturacak.</h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><img alt="İskenderun Palmiye Hastanesi," src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/WhatsApp%20Image%202026-06-27%20at%2011_19_16.jpeg" style="height:800px; width:533px" /><br />
27 Haziran Cumartesi günü (bugün) saat 14.00’te İskenderun Ticaret ve Sanayi Odası Konferans Salonu’nda gerçekleştirilecek seminerde; Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanları Op. Dr. Hüma Baş, Op. Dr. Ozan Turgut, Op. Dr. Ayşe Gül Özyapı Alper, Op. Dr. M. Nadir Kılınç ve Op. Dr. Akın Karaca’nın yanı sıra Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanları; Uzm. Dr. Mürşit Acemoğlu, Uzm. Dr. Canan Altunay, Uzm. Dr. Burak Emekli ve Uzm. Dr. Ali Muratoğlu bilgi ve deneyimlerini katılımcılarla paylaşacak.<br />
Seminerde ayrıca Uzman Psikolog Gizem Yılmaz ve Diyetisyen Büşra Sipahioğlu da anne adayları ve ailelere yönelik önemli bilgiler aktaracak.</p>

<p><br />
Gebelik öncesi hazırlık sürecinden başlayarak gebelik dönemi, doğum, doğum sonrası anne-bebek sağlığı, çocuk gelişimi, psikolojik destek ve sağlıklı beslenme konularının ele alınacağı etkinlikte, katılımcılar merak ettikleri soruları uzmanlara yöneltme fırsatı bulacak.<br />
İskenderun Palmiye Hastanesi Genel Müdürü Tülay Kulu, toplumun sağlık konusunda bilinçlendirilmesine yönelik çalışmaların önemine dikkat çekerek; tüm kadınları, anne adaylarını ve aileleri seminere davet etti.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 19:25:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/palmiye-hastanesinde-kadin-ve-aile-sagligi-anlatilacak-1782577632.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bebeğinizle ilk tatilinizin güvenlik kuralları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari-926140</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari-926140</guid>
                <description><![CDATA[MEMORİAL SAĞLIK GRUBU MEDSTAR ANTALYA HASTANESİ ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI UZM. DR. AYTAN NOVRUZOVA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Yaz tatilinde bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştıracak ailelere uyarılarda bulunan Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Uzm. Dr. Aytan Novruzova, güneşten korunma, su güvenliği ve hijyen kurallarına dikkat edilmesi gerektiğini söyledi.</p><br/><p>Yaz mevsiminin gelmesiyle birlikte birçok anne ve baba, bebeklerini ilk kez deniz ve havuzla tanıştırmanın heyecanını yaşıyor. Ancak bebeklerin hassas ciltleri ve gelişim süreçleri, tatilde yetişkinlerden çok daha farklı önlemler almayı gerektiriyor. Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uzm. Dr. Aytan Novruzova Doğru adımlarla bebeğinizin sağlığını korumak ve unutulmaz bir tatil anısı biriktirmek için önerilerde bulundu.</p><br/><br/><p>"Güneşin en yoğun olduğu saatlerde gölgeyi seçin"</p><br/><p>Bebeklerin cildi yetişkinlere göre çok daha ince ve hassas olduğunu hatırlatan Doğru, "Bu nedenle miniklerin uzun süre doğrudan güneş altında kalmaması büyük önem taşıyor. Özellikle güneş ışınlarının dik ve en zararlı geldiği 11.00 ile 16.00 saatleri arasında plaj yerine gölge alanları tercih etmelisiniz. Altı aydan büyük bebekler için ise mutlaka doktorunuzun önerdiği, bebeklere özel güneş koruyucu kremleri kullanmalısınız" dedi.</p><br/><br/><p>"Suya alıştırırken acele etmeyin"</p><br/><p>Bebeğinizin suyla ilk teması onun gelecekteki deniz sevgisini belirleyebileceğini ifade eden Doğru, "Bu yüzden onu suya aniden sokmak yerine, ayaklarından başlayarak yavaş yavaş alıştırmalısınız. Suyun çok soğuk olmamasına dikkat etmeli ve ilk yüzme deneyimlerini birkaç dakika ile sınırlı tutmalısınız. Eğer bebeğinizde üşüme, titreme veya huzursuzluk fark ederseniz, onu hemen sudan çıkarıp kurulamalısınız" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Havuz hijyenine ve enfeksiyon riskine dikkat edin"</p><br/><p>Havuzlar, düzenli bakım yapılmadığında enfeksiyon riskini oluşturduğu aktaran Doğru, "Bebeğinizle havuza gireceğiniz tesislerin güvenilir ve temiz olduğundan emin olmalısınız. Yüzme sırasında bebeğinizin havuz suyunu yutmamasına azami gayret göstermelisiniz. Ayrıca ishal veya benzeri şikayeti olan çocukların havuz suyuna mikrop karıştırma riski nedeniyle havuza sokulmaması gerektiğini unutmamalısınız" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Yüzme bezlerini sık sık değiştirin"</p><br/><p>Henüz tuvalet eğitimi almamış bebekler için de tavsiyelerde bulunan Doğru, üretilen özel yüzme bezleri plajda büyük kolaylık sağlayacağını ifade etti. Doğru, "Ancak bu bezlerin dışarıya sızdırmazlık özelliği olsa da enfeksiyonları tamamen engellemediğini bilmelisiniz. Bu nedenle bebeğinizin sağlığı için yüzme bezlerini uzun süre üzerinde tutmamalı, sık aralıklarla yenisiyle değiştirmelisiniz" dedi.</p><br/><br/><p>"Gözünüzü bir an bile bebeğinizden ayırmayın"</p><br/><p>Su güvenliği, tatilin en taviz verilmez konuştuğu olduğunu altını çizen Doğru, "Bebeğiniz suyun içindeyken ya da sadece su kenarında oynarken bile her saniye bir yetişkinin gözetiminde olmalıdır. Piyasada satılan kolluklar, can simitleri ya da yüzme yelekleri harika birer yardımcıdır ancak hiçbir zaman anne ve babanın yakın takibinin yerini tutamaz. Tuzlu deniz suyu ve klorlu havuz suyu, bebeklerin cildini hızla kurutabilir ve tahriş edebilir. Bu nedenle sudan çıktıktan hemen sonra bebeğinizi temiz suyla yıkamalı, iyice kurulamalı ve bebeklere uygun bir nemlendirici ile cildini rahatlatmalısınız. Alacağınız bu küçük önlemlerle bebeğinizin ilk yaz tatilini hem güvenli hem de keyifli bir eğlenceye dönüştürebilirsiniz" şeklinde konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 27 Jun 2026 10:10:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bebeginizle-ilk-tatilinizin-guvenlik-kurallari-1782544204.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Balcalı Hastanesinde çalışan sağlık çalışanları 3 gün iş bıraktı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/balcali-hastanesinde-calisan-saglik-calisanlari-3-gun-is-birakti-926112</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/balcali-hastanesinde-calisan-saglik-calisanlari-3-gun-is-birakti-926112</guid>
                <description><![CDATA[BALCALI HASTANESİNDE GÖREV YAPAN SAĞLIK ÇALIŞANLARI, YAKLAŞIK YEDİ AY ÖNCE GERÇEKLEŞTİRDİKLERİ BİR GÜNLÜK İŞ BIRAKMA EYLEMİNDE DİLE GETİRDİKLERİ SORUNLARIN ÇÖZÜME KAVUŞMAMASI NEDENİYLE BU KEZ ÜÇ GÜNLÜK İŞ BIRAKMA EYLEMİ YAPTI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da Çukurova Üniversite Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları, yaklaşık yedi ay önce gerçekleştirdikleri bir günlük iş bırakma eyleminde dile getirdikleri sorunların çözüme kavuşmaması nedeniyle bu kez üç günlük iş bırakma eylemi yaptı.</p><br/><p>Üniversite hastanesi önünde bir araya gelen sağlık çalışanları adına basın açıklamasını asistan doktor Hakan Tokyay yaptı. Tokyay, sağlık çalışanlarının uzun süredir ödeme gecikmeleri, çalışma şartların ve deprem sonrası oluşan fiziki yetersizlikler nedeniyle ciddi mağduriyet yaşadığını söyledi. Yaklaşık yedi ay önce bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirdiklerini hatırlatan Tokyay, o dönemde dile getirdikleri sorunların büyük bölümünün çözüme kavuşturulmadığını belirterek, "Taleplerimizin karşılık bulmaması nedeniyle bugün itibarıyla üç günlük iş bırakma eylemimizi başlatmış bulunuyoruz" dedi.</p><br/><p>Amaçlarının vatandaşları mağdur etmek olmadığını vurgulayan Tokyay, sağlık çalışanlarının gecesi gündüzü olmadan, bayram ve tatil demeden fedakarca görev yaptığını ancak artık tükenme noktasına geldiklerini ifade etti. Tokyay, ayın 15’inde yatırılması gereken taban ödemelerin geciktiğini, nöbet ücretlerinin zamanında ödenmediğini ve son iki aydır teşvik ödemelerinin yapılmadığını belirterek, "Hiçbir çalışan emeğinin karşılığını alıp alamayacağını düşünerek çalışmak zorunda bırakılmamalıdır. Ancak bugün bizler kredi kartı ödemelerimizi, kredilerimizi ve temel ihtiyaçlarımızı planlamakta güçlük çekiyoruz" diye konuştu.</p><br/><p>Depremin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hastanedeki belirsizliğin sürdüğünü ifade eden Tokyay, hasarlı alanlar, yetersiz çalışma şartları ve fiziki eksikliklerin hem çalışanları hem de hastaları olumsuz etkilediğini, bazı birimlerde hekimlerin kullanabileceği uygun çalışma alanlarının dahi bulunmadığını kaydetti. Sağlık çalışanlarının emeğine değer veren, öngörülebilir ve sürdürülebilir bir sağlık sistemi talep ettiklerini dile getiren Tokyay, üniversite hastanelerinin çürümeye terk edilmemesi gerektiğini söyledi. Sağlık çalışanlarının taleplerini sıralayan Tokyay, nöbet ücretleri ve taban ödemelerin düzenli ve gecikmeksizin ödenmesi, döner sermaye ödemelerinin adil ve şeffaf hale getirilmesi, deprem sonrası hasarlı alanların kalıcı olarak onarılması, insani çalışma şartlarının sağlanması, yabancı statüsündeki sağlık çalışanlarının maaş mağduriyetlerinin giderilmesi ve üniversite hastanelerine gerekli mali desteğin sağlanmasını istedi. Tokyay, "Amacımız hastalarımızı mağdur etmek değildir. Sesimizi duyurmak ve sorunlarımıza kalıcı çözümler üretilmesini sağlamaktır. Onkolojik hastalarımızın ve acil hastalarımızın tedavileri ile ameliyatları bu süreçte aksamadan devam edecektir. Ancak taleplerimiz karşılık bulmadığı takdirde demokratik ve meşru haklarımızı kullanmaya, iş bırakma eylemlerimizi sürdürmeye devam edeceğiz" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 16:45:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/balcali-hastanesinde-calisan-saglik-calisanlari-3-gun-is-birakti-1782481507.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından yayla uyarısı: Yüksek rakımda beyin kanaması riskine dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-yayla-uyarisi-yuksek-rakimda-beyin-kanamasi-riskine-dikkat-926056</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-yayla-uyarisi-yuksek-rakimda-beyin-kanamasi-riskine-dikkat-926056</guid>
                <description><![CDATA[BEYİN VE SİNİR CERRAHİSİ UZMANI PROF. DR. ORHAN ŞEN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Havaların ısınmasıyla birlikte vatandaşların serinlemek amacıyla yaylalara yönelmesi, bazı sağlık risklerini de beraberinde getiriyor. Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, yüksek rakımlı bölgelerde oksijen seviyesinin düşmesine bağlı olarak tansiyon yükselmesi, migren atakları ve beyin kanaması gibi ciddi sağlık sorunlarının görülebileceği uyarısında bulundu.</p><br/><p>Yaz aylarında yoğunlaşan yayla yaşamının insan sağlığı üzerindeki etkilerine dikkat çeken Prof. Dr. Şen, yüksek rakımda vücudun azalan oksijene karşı kendini savunmaya aldığını, bunun da kalp atışlarını hızlandırıp stres hormonlarının artmasına neden olduğunu söyledi.</p><br/><p>Yüksek rakımlı bölgelere çıkan vatandaşların günübirlik inip çıkmak yerine vücutlarının ortama uyum sağlamasına fırsat vermesi gerektiğini belirten Şen, "Oksijen azlığına bağlı olarak beyinde damar genişlemesi yaşanabiliyor. Özellikle migren hastalarında baş ağrıları ve ataklar artabiliyor. Vücudun birkaç gün içinde bu duruma uyum sağlaması gerekiyor" dedi.</p><br/><p>Yaylaya çıkılan ilk haftanın kritik olduğuna vurgu yapan Prof. Dr. Şen, kronik hastalığı bulunan vatandaşların tansiyonlarını yakından takip etmeleri ve ilaçlarını aksatmamaları gerektiğini ifade etti. Ağır ve tuzlu yiyeceklerden kaçınılmasını öneren Şen, "Sucuk, salam ve sosis gibi işlenmiş gıdaların aşırı tüketimi, uykusuzluk ve stresle birleştiğinde migren ataklarını şiddetli şekilde tetikleyebilir" diye konuştu.</p><br/><p>Kontrol altına alınmayan yüksek tansiyonun ciddi sonuçlar doğurabileceğini kaydeden Prof. Dr. Şen, "Sabah uyandığınızda gözünüzde veya burnunuzda ciddi bir kanama varsa tansiyonunuz yükselmiş olabilir. Gerekli önlemler alınmazsa bu durum beyin kanaması, damar tıkanıklığı ve felçle sonuçlanabilir" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 26 Jun 2026 09:20:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-yayla-uyarisi-yuksek-rakimda-beyin-kanamasi-riskine-dikkat-1782454804.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Arka 2 patisi ampute edilen Balıma 3 boyutlu özel tasarlanan protez</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-926011</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-926011</guid>
                <description><![CDATA[BURDUR'DA GEÇİRDİĞİ KAZA SONRASI ARKA İKİ PATİSİ AMPUTE EDİLEN BALIM'A, DÜNYADA SAYILI ÖRNEĞİ BULUNAN VE TÜRKİYE'DE İLK KEZ UYGULANAN 3 BOYUTLU KEDİYE ÖZEL TASARLANAN PROTEZ OPERASYONU GERÇEKLEŞTİRİLDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Burdur’da geçirdiği kaza sonrası arka iki patisi ampute edilen Balım’a, dünyada sayılı örneği bulunan ve Türkiye’de ilk kez uygulanan 3 boyutlu kediye özel tasarlanan protez operasyonu gerçekleştirildi.</p><br/><p>Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi (MAKÜ) Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi, veteriner hekimlik alanında dikkat çeken bir başarıya imza attı. Fakülte hekimleri, dünyada yalnızca sayılı örneği bulunan ve Türkiye’de ilk kez uygulandığı belirtilen kediye özel tasarlanan protez operasyonuyla "Balım" isimli kedinin yeniden sağlıklı bir yaşama kavuşmasını sağladı. Geçirdiği trafik kazası nedeniyle arka iki patisi ampute edilen Balım, yaşadığı hareket kısıtlılığı ve şiddetli ağrı nedeniyle MAKÜ Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’ne getirildi. Yapılan değerlendirmelerin ardından, Balım için üç boyutlu yazıcı destekli, kediye özel tasarlanan implant sistemi uygulanmasına karar verildi.</p><br/><br/><p>"Özel tasarlanan implant sistemini uygulamaya karar verdik"</p><br/><p>Operasyonu gerçekleştiren Öğr. Gör. Muhammed Yusuf Şirin, Balım’ın kliniğe geldiğinde oldukça zorlu bir süreçten geçtiğini belirterek, "Balım, kliniğimize başvurduğunda geçirdiği bir kaza nedeniyle arka iki patisi ampute edilmişti. Bu nedenle yürümekte güçlük çekiyor, hareket ettikçe de ciddi ağrı yaşıyordu. Hasta sahibiyle yaptığımız değerlendirmelerin ardından, yeni nesil bir teknoloji olan üç boyutlu yazıcı destekli kediye özel tasarlanan implant sistemini uygulamaya karar verdik" dedi.</p><br/><p>Şirin, operasyonun başarıyla tamamlandığını ve iyileşme sürecinin beklentilerin de üzerinde ilerlediğini ifade ederek, "Aradan geçen iki aylık süreçte Balım’ın iyileşmesi son derece olumlu ilerledi. Şu anda herhangi bir problemimiz bulunmuyor. Balım artık rahatlıkla yürüyebiliyor, koşabiliyor, hoplayıp zıplayabiliyor ve yeniden sosyal hayatına kavuşmuş durumda" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Çok az örneği bulunan bir yöntem"</p><br/><p>Uygulanan yöntemin hem Türkiye’de hem de dünyada oldukça yeni olduğuna dikkat çeken Şirin, "Bu operasyon ve uygulama, hem ülkemizde hem de dünyada oldukça yeni ve çok az örneği bulunan bir yöntem. Böylesine yenilikçi bir uygulamayı üniversitemizde başarıyla gerçekleştirmiş olmaktan büyük mutluluk ve gurur duyuyoruz" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Balım’a 3 boyutlu implant uygulaması yapıldı"</p><br/><p>Balım’ın sahibi Ezgi Cansu Ekizalioğlu ise sürecin Niğde’de yaşanan trafik kazasının ardından başladığını anlattı. Normalde Denizli’de yaşadığını belirten Ekizalioğlu, Balım’ı kazadan sonra tedavisini üstlenen arkadaşları aracılığıyla sahiplendiğini söyledi. Sahiplendiğinde Balım’ın tedavi sürecinin henüz tamamlanmadığını ifade eden Ekizalioğlu, "Aktif bir kemik enfeksiyonu vardı ve diğer patisine basarken de ciddi ağrı yaşıyordu. Bunun üzerine Denizli’deki veteriner kliniğimiz bizi Burdur Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesi’ne yönlendirdi. Muhammed Yusuf Hocamızla birlikte süreci planladık ve Balım’a 3 boyutlu implant uygulaması yapıldı" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-0-1782381305.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-1-1782381306.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-2-1782381306.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-3-1782381307.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-4-1782381308.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-5-1782381308.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-6-1782381309.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-7-1782381310.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:55:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/arka-2-patisi-ampute-edilen-balima-3-boyutlu-ozel-tasarlanan-protez-1782381304.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmandan ailelere tatil uyarısı: Yaz tatilinde dengeyi koruyun</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmandan-ailelere-tatil-uyarisi-yaz-tatilinde-dengeyi-koruyun-926009</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmandan-ailelere-tatil-uyarisi-yaz-tatilinde-dengeyi-koruyun-926009</guid>
                <description><![CDATA[MEDLİNE ADANA HASTANESİ'NDEN UZMAN PSİKOLOG FULDA KARAÇİÇEK, TATİLİN DOĞRU DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE İSE ÇOCUKLARIN YENİ EĞİTİM YILINA MUTLU VE MOTİVE BİR ŞEKİLDE BAŞLAYACAKLARINI SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tamamen plansız bir tatil geçirilmesinin çocuklarda uyku düzensizliği, ekran bağımlılığı ve motivasyon kaybı gibi sorunlara yol açabileceğine dikkat çeken Medline Adana Hastanesi’nden Uzman Psikolog Fulda Karaçiçek, tatilin doğru değerlendirildiğinde ise çocukların yeni eğitim yılına mutlu ve motive bir şekilde başlayacaklarını söyledi.</p><br/><p>Karaçiçek, okulların kapanmasıyla birlikte milyonlarca öğrencinin uzun bir yaz tatiline girdiğini belirterek, "Çocuklar için bu tatil eğlenmek, dinlenmek ve okulun yoğun temposundan uzaklaşmak anlamına gelirken, söz konusu dönem aynı zamanda kişisel gelişim, sosyal beceriler ve ruh sağlığı açısından da önemli fırsatlar sunuyor. Yaz tatili, çocuklar için özgürlük ve eğlenceyi ifade ediyor. Anne-babalar içinse bu süreci en verimli şekilde geçirmelerini sağlamanın sorumluluğunu beraberinde getiriyor. Tamamen plansız bir tatil geçirilmesi çocuklarda uyku düzensizliği, ekran bağımlılığı ve motivasyon kaybı gibi sorunlara yol açabiliyor. Tatil doğru değerlendirildiğinde ise çocuklar yeni eğitim yılına mutlu ve motive bir şekilde başlayacaklardır.</p><br/><br/><p>"Tatilin ilk günlerinde hoşgörülü olunmalı"</p><br/><p>Karaçiçek, şöyle devam etti:</p><br/><p>"Uzun bir eğitim döneminin ardından çocukların bir süre rahatlamak istemesi oldukça doğal bir durumdur. Bu nedenle tatilin ilk günlerinde uyku saatlerinde ve günlük rutinlerde belirli ölçüde esneklik tanınmalıdır. Ancak bu sürenin uzaması çocukların biyolojik ritminin bozulmasına neden olabilir. Özellikle geç yatıp geç kalkma alışkanlığının kalıcı hale gelmesi, yeni eğitim dönemine uyum sürecini zorlaştırabilir. Yazın çocukların en fazla vakit geçirdiği alanların başında günümüzde telefon, tablet ve bilgisayar oyunları sıralanabilir. Tatilde teknolojik cihazlar tamamen yasaklanmamalı ancak kullanım süreleri makul sınırlar içinde tutulmalıdır. Tüm günü ekran karşısında geçirmek; dikkat sorunları, sosyal izolasyon, hareketsizlik ve uyku problemleri gibi olumsuz sonuçlara neden olabilir. Ailelerin çocuklarını açık havada vakit geçirmeye ve farklı aktivitelere yönlendirmesi gerekir."</p><br/><br/><p>"Aile içi iletişim için altın fırsat"</p><br/><p>Uzun tatil sürecinin, yoğun okul temposu nedeniyle yıl içinde birlikte yeterince zaman geçirilemeyen aile bireylerinin daha güçlü bağlar kurması için önemli bir fırsat sunduğuna işaret eden Karaçiçek, "Beraber yapılan yürüyüşler, kısa geziler, masa oyunları veya günlük sohbetler çocukların kendilerini güvende ve değerli hissetmelerine katkı sağlar. Çocukların duygu ve düşüncelerini rahatça paylaşabildiği bir aile ortamı, ruhsal dayanıklılıklarının güçlenmesine ve özgüvenlerinin artmasına yardımcı olur. Bu nedenle ebeveynlerin yaz tatilini sadece çocukların dinlendiği bir dönem olarak değil, aile ilişkilerinin de güçlendirildiği bir süreç olarak değerlendirmesi önemlidir. Çocukların ruhsal gelişiminde arkadaş ilişkileri ve oyun önemli bir yere sahiptir. Yaz tatili boyunca akranlarıyla vakit geçiren, grup etkinliklerine katılan ve fiziksel oyunlar oynayan çocuklar hem sosyal becerilerini geliştirir hem de özgüvenlerini artırır. Yaz kursları, spor faaliyetleri ve kültürel etkinlikler çocukların yeni deneyimler kazanmasına büyük katkı sunar" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Sorumluluk vermek özgüveni destekler</p><br/><p>Tatilde çocuklara yaşlarına uygun küçük sorumluluklar verilmesinin onların kendilerini daha yeterli hissetmelerini sağladığına dikkat çekerek şunları kaydetti:</p><br/><p>"Kendi odasını düzenlemek, günlük plan yapmak veya ev içinde basit görevlere yardımcı olmak; çocukların özgüven, öz disiplin ve problem çözme becerilerinin gelişimine destek olur. Burada önemli olan nokta ise sorumlulukların onlara bir ceza gibi değil, gelişim fırsatı olarak sunulmasında saklıdır."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:30:16 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-ailelere-tatil-uyarisi-yaz-tatilinde-dengeyi-koruyun-1782379816.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Bozyazıda 4 santimetrelik mesane taşı tek parça halinde çıkarıldı.</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/bozyazida-4-santimetrelik-mesane-tasi-tek-parca-halinde-cikarildi-926005</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/bozyazida-4-santimetrelik-mesane-tasi-tek-parca-halinde-cikarildi-926005</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN’İN BOZYAZI İLÇESİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN BAŞARILI BİR AMELİYATLA, 67 YAŞINDAKİ MEHMET KOÇ’UN MESANESİNDE BULUNAN YAKLAŞIK 4 SANTİMETRE BÜYÜKLÜĞÜNDEKİ TAŞ TEK PARÇA HALİNDE ÇIKARILDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin’in Bozyazı ilçesinde gerçekleştirilen başarılı bir ameliyatla, 67 yaşındaki Mehmet Koç’un mesanesinde bulunan yaklaşık 4 santimetre büyüklüğündeki taş tek parça halinde çıkarıldı.</p><br/><p>İdrar yapmada güçlük, ağrı ve çeşitli şikayetlerle Bozyazı Devlet Hastanesine başvuran Mehmet Koç’a yapılan muayene ve tetkiklerde, mesanesinde yaklaşık 4 santimetre büyüklüğünde taş tespit edildi. Bunun üzerine ameliyata alınan hasta, Bozyazı Devlet Hastanesi Başhekimi ve Üroloji Uzmanı Op. Dr. Mustafa Remzi Bahar tarafından, Anestezi Uzmanı Dr. Ünal Karataş ve ameliyathane ekibinin katkılarıyla gerçekleştirilen operasyonla sağlığına kavuştu. Operasyonda yaklaşık 4 santimetre büyüklüğündeki mesane taşı tek parça halinde çıkarıldı.</p><br/><p>Ameliyat sonrası sağlık durumunun iyi olduğu belirtilen Mehmet Koç’un tedavisinin bir süre daha hastanede sürdürüldüğü, ardından taburcu edildiği öğrenildi.</p><br/><p>Başhekim Mustafa Remzi Bahar, idrar yaparken ağrı, sık idrara çıkma, idrarda kan görülmesi ve idrar akışında zorluk gibi belirtilerin ihmal edilmemesi gerektiğini belirterek, bu tür şikayetlerin erken teşhis ve tedavi açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.</p><br/><p>Başarıyla gerçekleştirilen operasyonun, Bozyazı Devlet Hastanesinin deneyimli hekim kadrosu ve sağlık personeliyle bölge halkına kaliteli sağlık hizmeti sunmaya devam ettiğinin bir göstergesi olduğu vurgulandı.</p><br/><p>Taburcu edilen Mehmet Koç ise ameliyatı gerçekleştiren Mustafa Remzi Bahar, Ünal Karataş ve hastane personeline teşekkür ederek memnuniyetini dile getirdi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bozyazida-4-santimetrelik-mesane-tasi-tek-parca-halinde-cikarildi-0-1782378305.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bozyazida-4-santimetrelik-mesane-tasi-tek-parca-halinde-cikarildi-1-1782378306.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bozyazida-4-santimetrelik-mesane-tasi-tek-parca-halinde-cikarildi-2-1782378307.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bozyazida-4-santimetrelik-mesane-tasi-tek-parca-halinde-cikarildi-3-1782378308.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:05:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/bozyazida-4-santimetrelik-mesane-tasi-tek-parca-halinde-cikarildi-1782378304.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Alanya Belediyesi 88 okulda 4 bin 850 öğrenciye hijyen ve çevre eğitimi verdi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/alanya-belediyesi-88-okulda-4-bin-850-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi-926004</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/alanya-belediyesi-88-okulda-4-bin-850-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi-926004</guid>
                <description><![CDATA[ALANYA BELEDİYESİ İLE İLÇE MİLLİ EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ İŞ BİRLİĞİNDE YÜRÜTÜLEN "HİJYEN VE ÇEVRE EĞİTİMİ" PROGRAMI BAŞARIYLA TAMAMLANDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Alanya Belediyesi ile İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen "Hijyen ve Çevre Eğitimi" programı başarıyla tamamlandı. Eğitim-öğretim yılı boyunca 88 okulda gerçekleştirilen eğitimlerle 4 bin 850 öğrenciye çevre bilinci ve kişisel hijyen alışkanlıkları kazandırıldı.</p><br/><br/><p>Alanya Belediyesi’nin çocuklarda erken yaşta çevre duyarlılığı ve hijyen bilinci oluşturmak amacıyla başlattığı "Hijyen ve Çevre Eğitimi" programı, Alanya Anaokulu’nda düzenlenen final etkinliğiyle sona erdi. Alanya Belediyesi ile Alanya İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü iş birliğinde yürütülen proje kapsamında eğitim-öğretim yılı boyunca ilçedeki 88 okulda öğrencilere ulaşıldı. Alanya Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan Eğitmen Canan Özdemir tarafından verilen eğitimlerde, öğrencilere genel hijyen kuralları, doğru el yıkama teknikleri, ağız ve diş sağlığı ile temizliğin önemi hakkında bilgiler aktarıldı. Eğlenceli ve interaktif yöntemlerle gerçekleştirilen eğitimlerde çocukların günlük yaşamlarında uygulayabilecekleri sağlıklı alışkanlıklar kazanmaları hedeflendi. Programın final etkinliğinde öğrenciler hem öğrendi hem de eğlendi. Eğitim sonrasında gerçekleştirilen masal anlatımı ve müzik etkinliğiyle minikler keyifli anlar yaşarken, öğrendikleri bilgileri pekiştirme fırsatı buldu. Renkli görüntülere sahne olan etkinlikte çocukların neşesi ve ilgisi dikkat çekti.</p><br/><br/><p>Çocuklarımızın hijyen eğitimi almasına büyük önem veriyoruz</p><br/><p>Final programında konuşan Alanya Belediye Başkan Yardımcısı Haydar Uyar, hijyen ve çevre eğitimlerinin toplum sağlığı açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek şunları söyledi: "Belediyemizin temiz çevre ve kişisel hijyen konusunda verdiği eğitimleri bu eğitim-öğretim dönemi için tamamladık. Son eğitimimizi Alanya Anaokulu’nda gerçekleştirerek dönemi kapattık. Her vatandaşımızın temiz ve sağlıklı bir çevrede yaşaması için çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Özellikle çocuklarımızın hijyen eğitimi almasına büyük önem veriyoruz. Eylül ayından bu yana 88 okulda toplam 4 bin 850 öğrencimize hijyen ve çevre eğitimi verdik. Önümüzdeki yıllarda da bu eğitimlerimizi sürdürerek daha fazla çocuğumuza ulaşmayı hedefliyoruz. Programımıza destek veren tüm okullarımıza, eğitimcilerimize ve Alanya Belediyemizin emekçi personeline teşekkür ediyorum."</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alanya-belediyesi-88-okulda-4-bin-850-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi-0-1782378012.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alanya-belediyesi-88-okulda-4-bin-850-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi-1-1782378013.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alanya-belediyesi-88-okulda-4-bin-850-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi-2-1782378013.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alanya-belediyesi-88-okulda-4-bin-850-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi-3-1782378014.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 12:00:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/alanya-belediyesi-88-okulda-4-bin-850-ogrenciye-hijyen-ve-cevre-egitimi-verdi-1782378011.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Onkoplastik cerrahi meme kanseri tedavisinde yaşam kalitesini artırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/onkoplastik-cerrahi-meme-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesini-artiriyor-925971</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/onkoplastik-cerrahi-meme-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesini-artiriyor-925971</guid>
                <description><![CDATA[GENEL CERRAHİ VE CERRAHİ ONKOLOJİ UZMANI OP. DR. ABİT YAMAN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Onkoplastik meme cerrahisinin meme kanseri hastalarının büyük çoğunluğu için uygun bir yaklaşım olduğuna değinen Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Abit Yaman, "Hastalığın yaygınlığı nedeniyle memenin cildiyle birlikte tamamen çıkarılmasının gerektiği bazı özel durumlar dışında, onkoplastik teknikler birçok meme kanseri hastasında güvenle uygulanabilmektedir. Bu yöntem tümörün onkolojik kurallara uygun şekilde çıkarılmasını sağlarken aynı zamanda memenin şeklinin ve estetik görünümünün korunmasına da imkan tanımaktadır" dedi.</p><br/><p>Meme kanseri tedavisinde son yıllarda yaşanan gelişmeler, hastaların yalnızca kanserden kurtulmasını değil, aynı zamanda hayat kalitesinin korunmasını da hedefliyor. Özellikle onkoplastik meme cerrahisi sayesinde tümör çıkarılırken memenin doğal görünümünün korunabilmesi mümkün hale geliyor. Uzmanlar, genç yaşlarda meme kanseri vakalarında gözlenen artış eğilimine dikkat çekerken, erken tanı ve doğru cerrahi planlamanın önemini vurguluyor.</p><br/><p>Medical Park Seyhan Hastanesi Genel Cerrahi ve Cerrahi Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Abit Yaman, meme kanseri cerrahisinde estetik beklentilerin de tedavi planlamasının önemli bir parçası haline geldiğini söyledi.</p><br/><br/><p>"Onkoplastik cerrahi hem tedaviyi hem estetik görünümü hedefliyor"</p><br/><p>Onkoplastik meme cerrahisinin, meme kanseri olan hastalarda tümöre yönelik cerrahi tedavi uygulanırken aynı zamanda memenin estetik yapısının korunmasını amaçlayan yöntemlerin genel adı olduğunu belirten Op. Dr. Yaman, "Klasik meme kanseri ameliyatlarından en önemli farkı, onkolojik prensiplerden ödün vermeden estetik sonuçlara da yüksek hassasiyet gösterilmesidir. Tümörlü bölge çıkarıldıktan sonra memede oluşabilecek şekil bozukluklarını önlemek veya en aza indirmek amacıyla çeşitli onkoplastik teknikler uygulanır. Böylece memenin doğal görünümünün korunması hedeflenir. Onkoplastik cerrahinin bir diğer önemli özelliği ise yalnızca kanserli memeyi değil, her iki meme arasındaki şekil ve hacim simetrisini de dikkate alarak planlanmasıdır. Gerekli durumlarda karşı memeye de şekillendirici işlemler uygulanarak daha dengeli ve estetik bir görünüm elde edilebilmektedir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Birçok meme kanseri hastasında uygulanabiliyor"</p><br/><p>Onkoplastik meme cerrahisinin meme kanseri hastalarının büyük çoğunluğu için uygun bir yaklaşım olduğunu ifade eden Op. Dr. Yaman, "Hastalığın yaygınlığı nedeniyle memenin cildiyle birlikte tamamen çıkarılmasının gerektiği bazı özel durumlar dışında, onkoplastik teknikler birçok meme kanseri hastasında güvenle uygulanabilmektedir. Bu yöntem tümörün onkolojik kurallara uygun şekilde çıkarılmasını sağlarken aynı zamanda memenin şeklinin ve estetik görünümünün korunmasına da imkan tanımaktadır. Bu nedenle günümüzde meme koruyucu cerrahi uygulanan birçok hastada onkoplastik cerrahi standart tedavi seçenekleri arasında yer almaktadır" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Yaşam kalitesine önemli katkı sağlıyor"</p><br/><p>Onkoplastik yöntemlerin yalnızca fiziksel görünüm açısından değil, psikolojik açıdan da önemli faydalar sağladığını vurgulayan Op. Dr. Yaman, "Uygun hasta seçimi ve doğru cerrahi tekniklerin kullanılması durumunda memenin estetik görünümü büyük ölçüde korunabilmektedir. Bu yaklaşımda yalnızca meme hacmini korumak değil, meme başının doğal pozisyonunu sürdürmek ve iki meme arasında şekil ile boyut simetrisini sağlamak da hedeflenmektedir. Gerektiğinde meme küçültme veya dikleştirme işlemleri de ameliyat planına dahil edilebilmektedir. Memenin estetik yapısının korunması hastaların tedavi sürecine uyumunu ve motivasyonunu olumlu yönde etkilerken, beden algısının korunmasına ve psikolojik iyilik halinin desteklenmesine de katkı sağlamaktadır" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Meme kanseri tedavisinde daha koruyucu yöntemler ön plana çıkıyor"</p><br/><p>Meme kanseri tedavisinde son yıllarda önemli gelişmeler yaşandığını dile getiren Op. Dr. Yaman, "Geçmişte memenin tamamının alınmasının yanı sıra meme altındaki göğüs duvarı kasları da çıkarılabiliyor, koltuk altı lenf bezlerine geniş cerrahi işlemler uygulanabiliyordu. Günümüzde ise cerrahi tekniklerdeki ilerlemeler ve kemoterapi, radyoterapi ile hedefe yönelik tedavilerde sağlanan gelişmeler sayesinde daha koruyucu yaklaşımlar ön plana çıkmıştır. Meme koruyucu cerrahi uygun hastalarda artık standart tedavi seçeneklerinden biri haline gelmiştir" açıklamasında bulundu.</p><br/><br/><p>"Her meme kanseri hastasında memenin tamamen alınması gerekmiyor"</p><br/><p>Meme kanseri tanısı alan her hastada memenin tamamen alınmasının gerekli olmadığını belirten Yaman, "Günümüzde uygun hastalarda meme koruyucu cerrahi onkolojik açıdan güvenli sonuçlar sunan ve sıklıkla tercih edilen bir tedavi yöntemidir. Hatta birçok hasta için memenin korunması artık standart yaklaşım haline gelmiştir. Ancak memede birbirinden uzak bölgelerde yerleşmiş birden fazla tümör odağının bulunması, tümör çıkarıldıktan sonra memede kabul edilemeyecek düzeyde doku kaybı oluşacak olması veya meme cildinin hastalıktan etkilenmiş olması gibi bazı durumlarda meme koruyucu cerrahi uygulanamayabilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Genç yaşta meme kanseri vakalarında artış eğilimi dikkat çekiyor"</p><br/><p>Son yıllarda genç kadınlarda meme kanseri vakalarının daha sık görülmeye başladığını kaydeden Op. Dr. Yaman, "Özellikle 40 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri tanılarının daha sık konulmaya başlaması bilim dünyasının da dikkatini çekmektedir. Bununla birlikte, genç yaşta meme kanseri halen ileri yaş gruplarına göre daha nadir görülmektedir. Bu artışın kesin nedeni tam olarak bilinmese de obezite sıklığındaki artış, fiziksel aktivitenin azalması, beslenme alışkanlıklarındaki değişiklikler ve alkol tüketimi gibi yaşam tarzı faktörlerinin etkili olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca kadınların daha ileri yaşlarda çocuk sahibi olması, çocuk sayısının azalması ve emzirme sürelerinin kısalması gibi toplumsal değişimlerin de bu artışta rol oynayabileceği değerlendirilmektedir" dedi.</p><br/><br/><p>"Yoğun meme dokusunda tomosentez önemli katkı sağlıyor"</p><br/><p>40 yaş altındaki kadınlarda meme kanseri taramalarının bazı farklılıklar gösterdiğini belirten Op. Dr. Yaman, "Genç kadınlarda meme dokusu daha yoğun olduğu için klasik mamografi her zaman tek başına yeterli olmayabilir. Yoğun meme dokusu hem normal dokunun hem de ihtimal  tümörlerin mamografide benzer görünmesine neden olarak tanıyı zorlaştırabilmektedir. Bu nedenle ultrasonografi veya manyetik rezonans görüntüleme gibi ek yöntemlere ihtiyaç duyulabilmektedir" dedi.</p><br/><p>Dijital meme tomosentezinin bu alandaki önemli gelişmelerden biri olduğunu söyleyen Op. Dr. Yaman, "Halk arasında üç boyutlu mamografi olarak da bilinen tomosentez yöntemi, meme dokusunu ince kesitler halinde görüntüleyerek özellikle yoğun meme yapısına sahip kadınlarda daha ayrıntılı değerlendirme yapılmasına imkan tanımaktadır. Bu sayede küçük tümörlerin belirleme ihtimali artarken, gereksiz ek görüntüleme ve biyopsi ihtiyacı da azaltılabilmektedir" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 25 Jun 2026 08:50:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/onkoplastik-cerrahi-meme-kanseri-tedavisinde-yasam-kalitesini-artiriyor-1782366605.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından uyarı: Terleme botoksu yaşam kalitesini belirgin şekilde artırabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-uyari-terleme-botoksu-yasam-kalitesini-belirgin-sekilde-artirabilir-925907</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-uyari-terleme-botoksu-yasam-kalitesini-belirgin-sekilde-artirabilir-925907</guid>
                <description><![CDATA[ACIBADEM ADANA HASTANESİ DERMATOLOJİ UZMANI UZM. DR. NESLİHAN DÖNMEZ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Acıbadem Adana Hastanesi Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Neslihan Dönmez, sıcak havalardan bağımsız olarak ortaya çıkan yoğun terlemenin "hiperhidroz" adı verilen bir sağlık sorunu olabileceğini belirterek, "Terleme günlük hayatı, sosyal yaşamı ve özgüveni etkileyecek düzeye ulaşıyorsa normal kabul edilmemeli. Aşırı terleme tedavi edilebilir bir durumdur" dedi.</p><br/><p>Terlemenin vücudun sıcaklığını düzenleyen doğal bir mekanizma olduğunu belirten Dermatoloji Uzmanı Uzm. Dr. Neslihan Dönmez, "Ancak bazı kişilerde koltuk altı, avuç içleri, ayak tabanları ve yüz bölgesinde sıcak havalardan bağımsız olarak da yoğun terleme görülebilir. Hiperhidroz olarak adlandırılan bu durum, kişinin sosyal hayatını, iş performansını ve yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Kıyafet seçimini bile etkileyebiliyor"</p><br/><p>Aşırı terlemenin yalnızca fiziksel bir problem olmadığını ifade eden Dönmez, "Hastalarımızın bir kısmı tokalaşmaktan çekindiğini, kıyafet seçerken sürekli ter izini düşünmek zorunda kaldığını veya sosyal ortamlarda kendini rahatsız hissettiğini anlatıyor. Özellikle Adana gibi sıcaklığın yüksek seyrettiği bölgelerde bu şikayetler daha belirgin hale gelebiliyor" dedi.</p><br/><br/><p>"Terleme botoksu, ter bezlerine giden sinyalleri geçici olarak engelliyor"</p><br/><p>Aşırı terlemenin tedavisinde botulinum toksin uygulamasının etkili yöntemlerden biri olduğunu belirten Dönmez, "Terleme botoksu, ter bezlerini uyaran sinir sinyallerini geçici olarak bloke ederek ter üretimini belirgin şekilde azaltıyor. En sık koltuk altına uygulanmakla birlikte avuç içleri, ayak tabanları, yüz ve alın bölgesine de uygulanabiliyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"İşlem 15-30 dakika sürüyor, günlük yaşama hemen dönülebiliyor"</p><br/><p>Tedavinin cerrahi gerektirmediğini vurgulayan Dönmez, "İşlem öncesinde bölge değerlendirilir, gerekli durumlarda uyuşturucu krem kullanılabilir. İnce uçlu iğneler yardımıyla yapılan uygulama genellikle 15-30 dakika sürer ve kişi aynı gün günlük yaşamına dönebilir. Etkisi birkaç gün içerisinde başlar, yaklaşık iki hafta içinde maksimum seviyeye ulaşır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Etkisi ortalama 6 ila 8 ay devam ediyor"</p><br/><p>Terleme botoksunun kalıcı bir işlem olmadığını ancak uzun süreli konfor sağladığını belirten Dönmez, "Kişiden kişiye değişmekle birlikte uygulamanın etkisi ortalama 6 ila 8 ay devam ediyor. Etkisi azalmaya başladığında işlem güvenle tekrarlanabiliyor. Uygun hasta grubunda yaşam kalitesini belirgin şekilde artıran, güvenli ve pratik bir yöntemdir" dedi.</p><br/><p>Adana’da yaz sıcaklarının etkisini artırdığı bu günlerde aşırı terlemenin yalnızca mevsimsel bir sorun olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirten Dönmez, "Sıcak havalarda herkes terler. Ancak terleme günlük yaşamı kısıtlıyor, sosyal hayatı etkiliyor ve kişiyi rahatsız edecek boyuta ulaşıyorsa mutlaka bir dermatoloji uzmanına başvurulmalı. Çünkü aşırı terleme önlenemez değildir, tedavi edilebilir bir durumdur" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:40:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-uyari-terleme-botoksu-yasam-kalitesini-belirgin-sekilde-artirabilir-1782286806.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sosyal medya akımı hastanelik etti: ‘A4 kağıdına sığmam gerekiyor diye diyete başladı, 2 yıldır tedavi alıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti-a4-kagidina-sigmam-gerekiyor-diye-diyete-basladi-2-yildir-tedavi-aliyor-925905</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti-a4-kagidina-sigmam-gerekiyor-diye-diyete-basladi-2-yildir-tedavi-aliyor-925905</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK BESLENME VE METABOLİZMA HASTALIKLARI UZMANI PROF. DR. ERTUĞRUL KIYKIM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sosyal medya akımlarının çocukların sağlığı üzerindeki etkilerine yönelik konuşan Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, "En büyük sorun sosyal medyayla beraber beden algısının değişmesi. Ailenin çocuğu iyi takip ediyor olması lazım, incelme akımları çok tehlikeli. Anoreksiya başlayabiliyor, kalıcı olabiliyor. Sosyal medya akımı sonunda bir hastamız ‘A4 kağıdına sığmam gerekiyor’ diye diyete başlayıp, vücut algısı bozulduğu için anoreksik olarak devam etmek, çok ciddi tedaviler almak zorunda kaldı. Çünkü artık ‘Sen zayıfsın’a ikna olamadı. Yaklaşık 2 yıldır belirli tedaviler ve diyetler almak zorunda kalıyor" dedi.</p><br/><p>Sosyal mecralar toplum hayatına büyük etki ederken, uzmanlar sosyal medyanın çocuklar ve ergenlerin sağlığı üzerinde ciddi etkileri olabildiğini ifade ediyor. Kimi zaman sosyal medyadaki aşırı zayıflık ya da farklı beslenme şekillerine ilişkin akımların 18 yaş altı bireyler tarafından da uygulanabildiğini aktaran Türk Pediatri Kurumu Yönetim Kurulu Üyesi, İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Çocuk Beslenme ve Metabolizma Hastalıkları Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, önemli uyarılarda bulundu. Antalya’daki bir programda konuşan Kıykım, bir hastasının sosyal medyada kişilerin A4 kağıdını karınlarının önüne tutarak vücutlarının bu ölçüye sığıp sığmadığına yönelik zayıflama çabalarından etkilenerek diyete başladığını ve uzun süredir tedavi almak durumunda kaldığını söyledi. Kıykım, zaman zaman ailelerin de bağışıklığı güçlendirmek, büyümeyi desteklemek gibi amaçlarla çocuklarında fazla ve gereksiz takviye kullanabildiğini söyleyerek, bilinçsiz kullanımların toksik etki yapabileceğine dikkat çekti.</p><br/><br/><p>"Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler"</p><br/><p>Bilinçsiz takviye kullanımına ilişkin konuşan Prof. Dr. Ertuğrul Kıykım, "Bu, şu anda bütün dünyanın sıkıntısı. Çoklu vitamin kullanalım, ‘Şu vitamin şuna iyi geliyormuş, illaki takviye alalım.’ Sanki takviye almazsak her şey yolunda gitmeyecekmiş gibi bir durum söz konusu hale gelmiş vaziyette. Her vitamin ihtiyaç değildir, toksik etki yapabilir. Başka başka gıda takviyeleri kullanalım, ‘Çocuğumuzun beyni daha gelişsin, boyu uzasın, daha güçlensin’ diye çok sayıda takviye yapılıyor. Çocukta etkili olup olmayacağı belli değil, eş zamanlı da gıda güvenliğiyle ilgili sorun yaşayabilirsiniz. Olmasını istediğinizin tam tersine dönebilir işler" dedi.</p><br/><br/><p>"İncelme akımları çok tehlikeli, aileler çocuğu iyi takip etmeli"</p><br/><p>Sosyal medya kaynaklı akımlar nedeniyle zaman zaman çocuklarda karşılaştıkları durumlara değinen Prof. Dr. Kıykım, "Kişi tercihiyle veganlık yapabilir, herhangi bir sorun yok. Vegan beslenmede bazı vitamin, mineral eksiklikleri oluşabilir, düzenli takip ediliyor olması lazım. En büyük sorun artık sosyal medyanın girişiyle beraber beden algısının değişmesi. ‘Daha ince ya da daha şişman olmalıyım’. Çocuk, bunun için farklı diyetler ve ürünler kullanabilir, bu önemli bir sıkıntı. Beslenmeyi de sadece bir şey popüler oldu diye yapıyorsa, ‘Şu anda popüler, ben bir vegan besleneyim’ dediğiniz zaman uygun vitamin, mineral ve kaloriyi de alamayabilirsiniz. Hele ki bazı çocuklar anne, babadan da gizleyerek yapmaya çalışıyor, en büyük tehlike onlarda. O zaman kalori açığı ortaya çıkmış oluyor. En son zayıflayacağım baskısı, akran zorbalığı. Bunun sonunda anoreksiya başlayabiliyor. Beslenme düzensizliğine girebiliyor ve bu kalıcı olabiliyor. Çok dikkat edilmesi lazım. Ailenin çocuğu iyi takip ediyor olması lazım, hele bu incelme akımları çok tehlikeli" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Sosyal medya her şey için bir standart belirliyor"</p><br/><p>"Anoreksiya her zaman var" diyen Kıykım, "Bir önceki nesilde daha fazlaydı, ‘Çok ince olmak zorundayım’ diye. Ben zayıflamak istiyorum ve ben zayıf değilim, başka bir şey. En büyük sorun beden algısının bozulması ve devamlı devamlı daha fazla zayıflamaya çalışmaktır. Bu, artık tıbbi bir durum, hastalık haline gelir. Mutlaka müdahale edilmesi gerekir. Önemli olan da o seviyeye gelmeden fark edebilmektir. Çünkü açlıkla yaptığınız her şey; hele ki büyüme çağında vitamin, mineral eksiklikleriyle beynin ihtiyaçlarını karşılayamamak haline gelir. Ergenlik çağı en sorunlu zaman. Sosyal medya her şeye dahil artık, her şey için bir standart belirliyor. Sosyal medyanın size getirdiği başka bir şey daha var; yanınızdaki arkadaşınız yapıyor, ‘Sen niye yapmıyorsun?’ diye seni zorlamaya başlıyor. Yapmadığınız zaman zorlanmaya başlıyorsunuz" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Hastamız ‘A4 kağıdına sığmam gerekiyor’ diye ’sen zayıfsın’a ikna olamadı"</p><br/><p>"Çocuğumuzun ne izlediğini ve sürecini de kontrol edebiliyor olmamız lazım" diyen Kıykım, sözlerine şöyle devam etti:</p><br/><p>"Gördüm ve özendirdim, sosyal medya bunu bize devamlı dikte diyor. Sosyal medya akımı sonunda bir hastamız ‘Bir A4 kağıdına sığmam gerekiyor’ diye diyete başlayıp, sonra da artık adaptasyonu, vücut algısı bozulduğu için anoreksik olarak devam etmek, çok ciddi tedaviler almak zorunda kaldı. Çünkü artık ‘sen zayıfsın’a ikna olamadı. Yaklaşık 2 yıldır belirli tedaviler ve diyetler almak zorunda kalıyor."</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti-a4-kagidina-sigmam-gerekiyor-diye-diyete-basladi-2-yildir-tedavi-aliyor-0-1782285307.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti-a4-kagidina-sigmam-gerekiyor-diye-diyete-basladi-2-yildir-tedavi-aliyor-1-1782285308.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 24 Jun 2026 10:15:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sosyal-medya-akimi-hastanelik-etti-a4-kagidina-sigmam-gerekiyor-diye-diyete-basladi-2-yildir-tedavi-aliyor-1782285306.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kedinin karnından 400 gramlık kist çıktı, tedavisi yapılan kedi sahibine teslim edildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-925863</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-925863</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'NIN ALANYA İLÇESİNDE YAŞAYAN OKTAY BATIR, KUSMA ŞİKAYETLERİ BULUNAN "FISTIK" İSİMLİ KEDİSİNİN KARNINDAKİ ŞİŞKİNLİKTEN ŞÜPHELENEREK VETERİNERE GÖTÜRDÜ. YAPILAN KONTROLLERDE KEDİNİN KARIN BÖLGESİNDE BÜYÜK BİR KİST TESPİT EDİLİRKEN, GERÇEKLEŞTİRİLEN OPERASYONLA 400 GRAM AĞIRLIĞINDA KİST KÜTLESİ ÇIKARILDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Alanya ilçesinde kusma şikayetleri bulunan "Fıstık" isimli kedisinin karnından 400 gram ağırlığında kist kütlesi çıkarıldı.</p><br/><p>Alanya’da yaşayan Oktay Batır, 5 yıldır birlikte yaşadığı ‘Fıstık’ isimli kedisinin son günlerde sürekli kusmaya başlaması üzerine durumu önce tüy yutmasına bağladı. Kusmaların devam etmesi ve kedinin karın bölgesindeki şişkinliğin artması üzerine Batır, kedisini veteriner kliniğine götürdü. Veteriner  tarafından yapılan görüntüleme sonucunda, kedinin karın boşluğunda büyük bir kitle olduğu belirlendi. Durumun ciddiyeti üzerine ameliyat kararı alan ekip, gerçekleştirdikleri operasyonla yaklaşık 400 gram ağırlığındaki kist kütlesini çıkardı. Operasyon sonrası birkaç gün klinikte gözlem altında tutulan kedi, uygulanan tedavinin ardından sağlıklı şekilde sahibine teslim edildi.</p><br/><br/><p>Veteriner Hekim Deniz Koray Gülsoy, "Birkaç gün daha beklenmiş olsaydı kitlenin patlayabileceğini düşünüyorduk. Kitle çok gergin durumdaydı. Çıkardıktan sonra kedinin karnının bile küçüldüğünü gördük. Daha sonra ilaç ve serum tedavisine başladık. Birkaç gün içinde tamamen eski haline döneceğini düşünüyoruz" dedi.</p><br/><br/><p>Kedi sahibi Oktay Batır ise, "Fıstık isimli kedimiz ailemize 5 yıl önce katıldı. Evimizde bir çocuğumuz gibi oldu. Birkaç gündür yediğini kusmaya başlıyordu. Biz tüy yutmasından dolayı olduğunu düşündük. Ancak kusmaları sürekli devam edince veterinere getirdik. Burada kedimizde kist olduğunu öğrendik" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-0-1782215707.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-1-1782215708.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-2-1782215708.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-3-1782215709.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-4-1782215710.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 14:55:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kedinin-karnindan-400-gramlik-kist-cikti-tedavisi-yapilan-kedi-sahibine-teslim-edildi-1782215706.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik: Kendi hücreleriniz kansere karşı en büyük silahınız olabilir</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir-925845</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir-925845</guid>
                <description><![CDATA[DOÇ. DR. MÜFİDE OKAY ÖZGEYİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Multipl Miyelom ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi veren Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, "Multipl Miyelom hastalığında erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasında ve tedavi başarısının artırılmasında büyük önem taşımaktadır" dedi.</p><br/><p>Multipl miyelomun kemik iliğinde bulunan plazma hücrelerinden kaynaklanan bir kanser türü olduğunu belirten Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Hematoloji ve Kemik İliği Nakli Ünitesi’nden Doç. Dr. Müfide Okay Özgeyik, hastalığın belirtileri, tanı süreci ve güncel tedavi yöntemleri hakkında önemli bilgiler paylaştı.</p><br/><br/><p>Geçmeyen ağrılar ve tekrarlayan enfeksiyonlara dikkat</p><br/><p>Hastalığın belirtilerine değinen Özgeyik, "Hastalığın en sık belirtileri arasında kemik ağrıları, özellikle sırt ve bel ağrısı, halsizlik, yorgunluk, kansızlık, sık enfeksiyon geçirme, böbrek fonksiyonlarında bozulma ve bazen kemik kırıkları yer almaktadır. Ancak bu belirtiler birçok farklı hastalıkta da görülebileceğinden, kesin tanı için uzman değerlendirmesi gerekmektedir. Multipl miyelom tanısı; kan ve idrar testleri, kemik iliği incelemesi ve görüntüleme yöntemleri kullanılarak konulmaktadır. Erken tanı, hastalığın kontrol altına alınmasında ve tedavi başarısının artırılmasında büyük önem taşımaktadır" dedi.</p><br/><br/><p>Otolog nakil ile bağışçı aramaya gerek kalmıyor</p><br/><p>Kişinin hücrelerin kansere karşı en büyük silah olabileceğine işaret eden Özgeyik, "Günümüzde multipl miyelom tedavisinde çok sayıda etkili ilaç seçeneği bulunmaktadır. Akıllı ilaçlar, hedefe yönelik tedaviler, bağışıklık sistemini güçlendiren ajanlar ve yeni nesil antikor tedavileri sayesinde hastalığın kontrolü geçmiş yıllara göre çok daha başarılı şekilde sağlanabilmektedir. Özellikle uygun yaştaki ve genel sağlık durumu elverişli olan hastalarda uygulanan otolog kök hücre nakli, multipl miyelom tedavisinin temel taşlarından biri olmaya devam etmektedir. Bu yöntemde hastanın kendi kök hücreleri özel işlemlerle toplanmakta, ardından yüksek doz tedavi uygulanarak kemik iliğindeki miyelom hücrelerinin mümkün olan en yüksek oranda ortadan kaldırılması hedeflenmektedir. Daha sonra önceden toplanan sağlıklı kök hücreler hastaya geri verilerek kemik iliğinin yeniden çalışması sağlanmaktadır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Yaşam süresi ve kalitesi artıyor</p><br/><p>Kök hücre naklinin hastalara önemli avantajlar sunduğunu belirten Özgeyik, "Kök hücre nakli, birçok hastada daha derin ve uzun süreli hastalık kontrolü sağlayabilmekte, tedaviye verilen yanıtın kalitesini artırabilmektedir. Günümüzde deneyimli merkezlerde gerçekleştirilen otolog kök hücre nakli, güvenli ve etkin bir tedavi seçeneği olarak kabul edilmektedir. Son yıllarda geliştirilen yeni tedaviler sayesinde kök hücre nakli sonrasında da hastalığın kontrol altında tutulması mümkün olmakta, böylece hastalar daha uzun ve kaliteli bir yaşam sürebilmektedir. Ayrıca bazı hastalarda uygulanan hücresel tedaviler ve bağışıklık sistemini hedefleyen yenilikçi yaklaşımlar, geleceğe yönelik umutları daha da artırmaktadır" ifadelerini kullandı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:55:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/doc-dr-mufide-okay-ozgeyik-kendi-hucreleriniz-kansere-karsi-en-buyuk-silahiniz-olabilir-1782204904.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kepezin olimpik yüzme havuzunda hijyen ve sağlık önceliği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-925844</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-925844</guid>
                <description><![CDATA[KURS KAYITLARI SIRASINDA TALEP EDİLEN SAĞLIK RAPORLARI SAYESİNDE OLMASI MUHTEMEL BULAŞICI HASTALIK RİSKLERİNİN ÖNÜNE GEÇİLMESİ HEDEFLENİRKEN, HAVUZ KULLANIMINDA SAĞLIK DURUMLARININ  EN ÜST SEVİYEDE TUTULMASI SAĞLANIYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kepez Belediyesi, Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda yılın her döneminde sürdürdüğü kapsamlı temizlik, bakım ve denetim çalışmalarıyla kursiyerlere sağlıklı ve güvenli bir spor ortamı sunuyor. Düzenli su analizleri, sağlık kontrolleri ve hijyen uygulamalarıyla tesisin standartları en üst seviyede tutuluyor.</p><br/><p>Kepez Belediyesi, vatandaşların sağlıklı ve güvenli bir ortamda spor yapabilmesi amacıyla Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda temizlik, bakım ve denetim çalışmalarını yıl boyunca sürdürüyor. Tesisin tüm bölümlerinde gerçekleştirilen çalışmalarla hijyen standartları korunurken, kursiyerlerin güvenli bir ortamda yüzme eğitimi alabilmeleri için gerekli tüm tedbirler titizlikle uygulanıyor. Yıl boyunca yüzlerce kursiyere hizmet veren Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda havuz içi ve çevresi, soyunma odaları, duş alanları, tribünler ve ortak kullanım alanları düzenli olarak temizleniyor. Uzman ekipler tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında tesisin her noktasında sağlık ve hijyen durumlarının  korunmasına büyük önem veriliyor. Kepez Belediyesi, yüzme eğitimlerine katılan kursiyerlerin sağlığını korumak amacıyla sağlık belgeleri uygulamasını da sürdürüyor. Kurs kayıtları sırasında talep edilen sağlık raporları sayesinde olması muhtemel bulaşıcı hastalık risklerinin önüne geçilmesi hedeflenirken, havuz kullanımında sağlık durumlarının  en üst seviyede tutulması sağlanıyor. Havuz suyunun kalitesi de düzenli olarak denetleniyor. Belirli periyotlarla havuzdan alınan su numuneleri, Halk Sağlığı Hizmetleri Başkanlığı laboratuvarlarına gönderilerek analiz ediliyor. Yapılan incelemelerin sonuçları şeffaflık anlayışı doğrultusunda tesis içerisinde bulunan bilgilendirme panolarında yayımlanarak kursiyerlerin ve velilerin bilgisine sunuluyor. Düzenli analizler sayesinde havuz suyu kalitesi sürekli kontrol altında tutulurken, gerekli işlemler zamanında uygulanıyor.</p><br/><p>Kepez Belediyesi, Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzu’nda  bakım, temizlik ve denetim çalışmalarını sürdürüyor. Modern yapısı, hijyenik ortamı ve düzenli sağlık kontrolleriyle hizmet veren tesis, yılın her döneminde yüzme sporuyla buluşmak isteyen vatandaşlara imkan sağlıyor.</p><br/><br/><p>"Sağlıklı ve güvenli spor ortamları oluşturuyoruz"</p><br/><p>Kepez Belediye Başkanı Mesut Kocagöz, vatandaşların spor tesislerinden en iyi şartlarda faydalanabilmesi için çalıştıklarını belirterek, "Çocuklarımızın, gençlerimizin ve tüm vatandaşlarımızın güvenle spor yapabilecekleri ortamlar oluşturmak önceliklerimiz arasında yer alıyor. Adnan Menderes Olimpik Yüzme Havuzumuzda temizlik, bakım ve sağlık kontrollerini büyük bir titizlikle gerçekleştiriyoruz. Düzenli su analizleri ve denetimlerle hijyen standartlarını sürekli yüksek tutuyor, hemşehrilerimize sağlıklı ve güvenli spor alanları sunmaya devam ediyoruz" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-0-1782204607.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-1-1782204607.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-2-1782204609.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-3-1782204610.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-4-1782204611.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-5-1782204611.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 11:50:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kepezin-olimpik-yuzme-havuzunda-hijyen-ve-saglik-onceligi-1782204606.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Glutensiz şalgam, çölyak hastalarının tercihi oldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-925829</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-925829</guid>
                <description><![CDATA[BÜYÜK USTA & SERFRESSH ŞALGAM FİRMASI YETKİLİSİ ÇAĞATAY TANIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da glutensiz olarak üretilen şalgam, çölyak hastaları ve gluten hassasiyeti bulunan bireyler için güvenli bir içecek alternatifi haline geldi.</p><br/><p>Anadolu’nun en köklü fermente içeceklerinden biri olan şalgam, mor havuç, su ve tuzun kontrollü fermantasyonu ile üretiliyor. Geleneksel üretim sürecinde fermantasyonu başlatmak amacıyla bulgur kullanılması ise birçok kişide şalgamın gluten içerdiği yönünde soru işaretleri oluşturuyor. Ancak Adana’da üretim yapan Büyük Usta & Serfressh Şalgam, glütensiz şalgam üreterek çölyak hastalarının gönül rahatlığıyla şalgam içmesini sağlıyor.</p><br/><br/><p>"Glutensiz üretimle güvenli tüketim"</p><br/><p>Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan Büyük Usta & Serfressh Şalgam firması yetkilisi Çağatay Tanır, "Şalgamın içerisinde bulgur içerdiği yazar ancak aynı zamanda ‘Gluten içermez’ uyarısı da var. Biz bulgur ununu fermantasyon sürecinde yardımcı bir ürün olarak kullanıyoruz. Biz bunu özel torbalar içerisinde bulgur ununu hamur haline getirerek şalgamın fermantasyon sürecini tamamlıyoruz. Ardından da o bez torbaları tanktan uzaklaştırıyoruz. Gluten de suda çözülmediği için herhangi bir sorun kalmıyor. Zaten son ürün sırasında filtreleme işlemi yapıyoruz. Bir gluten kalması durumunda da filtrelere o takılıyor ve son üründe gluten bulunmuyor" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"20 ppm sınırının altında olmalı"</p><br/><p>Uzman Diyetisyen Şevval Ayaşan Kılınç da önemli olanın üretimde kullanılan malzemeden çok son üründeki gluten oranı olduğunu belirterek, "Uluslararası standartlara göre bir ürünün glutensiz kabul edilebilmesi için gluten miktarının 20 ppm’in altında olması gerekiyor" dedi.</p><br/><br/><p>"Çölyak hastaları için önemli alternatif"</p><br/><p>Bazı üreticilerin uyguladığı özel üretim ve filtrasyon teknikleri sayesinde gluten oranının bu seviyenin altına indirilebildiğini ifade eden Kılınç, Büyük Usta & Serfressh Şalgam’da yapılan analizlerde de gluten miktarının 20 ppm’in altında olduğunun görüldüğünü kaydetti.</p><br/><p>Kılınç, glutensiz sertifikasına sahip ürünlerin çölyak hastaları açısından önemli bir seçenek sunduğunu belirterek, "Katkı maddesi, koruyucu ve ilave şeker içermeyen, geleneksel yöntemlerle üretilen fermente içecekler doğal yapısını korurken bağırsak mikrobiyotasını destekleyebilecek bileşenler de içerebiliyor" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-0-1782199810.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-1-1782199810.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-2-1782199811.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-3-1782199812.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-4-1782199812.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 23 Jun 2026 10:30:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/glutensiz-salgam-colyak-hastalarinin-tercihi-oldu-1782199809.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde sağlık çalışanları motivasyon etkinliğinde buluştu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-saglik-calisanlari-motivasyon-etkinliginde-bulustu-925787</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-saglik-calisanlari-motivasyon-etkinliginde-bulustu-925787</guid>
                <description><![CDATA[BAŞHEKİM PROF. DR. MEHMET BALLI, "BİRLİKTELİĞİMİZ EN BÜYÜK GÜCÜMÜZDÜR" DEDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesinde görev yapan sağlık çalışanları, ‘Birlikte Daha Güçlüyüz’ etkinliği kapsamında öğle arasında bir araya gelerek yoğun çalışma temposuna kısa bir mola verdi.</p><br/><p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi tarafından organize edilen, Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Mersin Millî Eğitim Müdürlüğünün destek verdiği ‘Birlikte Daha Güçlüyüz’ etkinliği, sağlık çalışanlarının motivasyonuna katkı sunarken kurumlar arası iş birliği ve dayanışmanın da güçlü bir örneği oldu. Hastane D Kapısı Bahçesinde gerçekleştirilen etkinliğe Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Mehmet Ballı, Mersin Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü ile Mersin Milli Eğitim Müdürlüğü personelleri, başhekim yardımcıları, idari yöneticiler ve çok sayıda sağlık çalışanı katıldı.</p><br/><br/><p>Hem spor hem sanat</p><br/><p>Çalışanların motivasyonunu artırmak, kurum içi dayanışmayı güçlendirmek ve sosyal etkileşimi desteklemek amacıyla düzenlenen etkinlikte masa tenisi müsabakaları, müzik söyleşisi ve ebru sanatı çalışmaları yer aldı. Sağlık çalışanları, gün boyu süren yoğun mesailerine kısa bir ara vererek hem spor yaptı hem de sanatla buluştu. Etkinlik kapsamında masa tenisi oynayan ve ebru sanatı çalışmasına katılan Başhekim Prof. Dr. Mehmet Ballı, çalışanlarla bir araya gelerek etkinliğin samimi atmosferine eşlik etti.</p><br/><br/><p>"Birlikteliğimiz en büyük gücümüzdür"</p><br/><p>Başhekim Prof. Dr. Mehmet Ballı, sağlık hizmetlerinin güçlü bir ekip ruhuyla sürdürüldüğünü belirterek, çalışanların moral ve motivasyonunu destekleyen organizasyonlara önem verdiklerini ifade etti. Ballı, "Hastanemizin başarısının temelinde özveriyle görev yapan çalışma arkadaşlarımızın emeği ve güçlü dayanışması bulunmaktadır. Birlikteliğimiz en büyük gücümüzdür" dedi.</p><br/><br/><p>Çalışanlardan olumlu geri dönüş</p><br/><p>Etkinliğe katılan sağlık çalışanları, yoğun çalışma temposu içinde düzenlenen bu tür organizasyonların kendileri için önemli bir motivasyon kaynağı olduğunu ifade etti. Spor, müzik ve sanatın bir araya geldiği programın ekip ruhunu güçlendirdiğini belirten çalışanlar, etkinliğin düzenlenmesinde emeği geçenlere teşekkür etti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-saglik-calisanlari-motivasyon-etkinliginde-bulustu-0-1782130506.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-saglik-calisanlari-motivasyon-etkinliginde-bulustu-1-1782130507.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-saglik-calisanlari-motivasyon-etkinliginde-bulustu-2-1782130508.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-saglik-calisanlari-motivasyon-etkinliginde-bulustu-3-1782130509.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 15:15:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-saglik-calisanlari-motivasyon-etkinliginde-bulustu-1782130505.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kırgızistanlı kanser hastası Kahramanmaraşta şifa buldu</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-925784</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-925784</guid>
                <description><![CDATA[KIRGIZİSTAN'DAN TEDAVİ AMAÇLI TÜRKİYE'YE GELEN PANKREAS KANSERİ HASTASI, HG HOSPİTAL'DA İLERİ DÜZEYDE LAPAROSKOPİK WHİPPLE AMELİYATI SONRASI SAĞLIĞINA KAVUŞTU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kırgızistan’dan tedavi amaçlı Türkiye’ye gelen pankreas kanseri hastası, HG Hospital’da ileri düzeyde laparoskopik whipple ameliyatı sonrası sağlığına kavuştu.</p><br/><p>Kahramanmaraş HG Hospital’de hem Türkiye’nin farklı illerinden hem de yurt dışından gelen hastalara kanser cerrahisi hizmeti verilirken, ileri düzey operasyonların güvenli şekilde gerçekleştiriliyor. Kahramanmaraş HG Hospital’a Kırgızistan’dan gelen 62 yaşındaki Adakham Mamishow, pankreas kanseri nedeniyle tedavi altına alındı. Gastroenterolojik Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Bahtiyar Muhammedoğlu, hastanın zorlu ve yüksek riskli operasyonun laparoskopik ve ileri cerrahi tekniklerle başarıyla tamamlandığını, ameliyat sonrası genel durumunun iyi olduğu ve servis takibinin devam ettiği bildirildi. Dr. Muhammedoğlu, operasyonu gerçekleştirirken kanser cerrahisinin güçlü altyapı, deneyimli cerrahi kadro ve multidisipliner yaklaşım gerektirdiğini belirtti.</p><br/><p>Dr. Muhammedoğlu, "Kanser, hem dünyada hem de ülkemizde önemli bir halk sağlığı sorunu olmaya devam etmektedir. Kanser tedavisinde en önemli unsur erken teşhistir. Erken tanı konulduğunda tedavinin başarısı ve hastaların yaşam kalitesi önemli ölçüde artmaktadır. HG Hospital’de tıbbi onkoloji, gastroenterolojik cerrahi, genel cerrahi ve diğer ilgili branşlarla birlikte multidisipliner bir yaklaşımla çalışıyoruz. Hastalarımızı konseylerde değerlendirerek her hasta için ayrı ve kişiselleştirilmiş tedavi planları oluşturuyoruz. Tedavi süreçlerimizi güncel bilimsel veriler ve dünya literatüründeki onkolojik prensipler doğrultusunda yürütüyoruz. Özellikle mide, özofagus, pankreas ve kolon ve rektum kanserlerde ileri cerrahi yöntemler uyguluyoruz. Kanser cerrahisinde minimal invaziv yöntemlerin önemli avantajları bulunmaktadır. Bu nedenle uygun hastalarda laparoskopik cerrahi tekniklerini tercih ediyoruz. Onkolojik prensiplere uygun şekilde gerçekleştirilen bu operasyonlar, hastaların iyileşme sürecine olumlu katkı sağlamaktadır. Kanser cerrahisi, deneyimli ekip, güçlü altyapı ve multidisipliner yaklaşım gerektiren özel bir alandır. Bugün geldiğimiz noktada Kahramanmaraş’ın yanı sıra, Türkiye’nin farklı illerinden ve yurt dışından da hastalar tedavi için hastanemize başvurmaktadır. Kırgızistan’dan gelen pankreas kanseri hastamıza whipple ameliyatı uyguladık. Hastamızın genel durumu iyi ve taburculuk sürecine hazırlanıyor. Geçmişte birçok hasta tedavi için farklı şehirlere sevk edilirken, bugün Kahramanmaraş’ta ileri düzey onkolojik cerrahi operasyonları başarıyla gerçekleştirebiliyoruz. Bu durum hem sağlık altyapısının gelişmesi hem de sağlık alanında yapılan yatırımlar sayesinde mümkün olmuştur" dedi.</p><br/><p>Operasyon sonrası sağlığına kavuşan Adakham Mamishow ise, "Burada ameliyat oldum sağlığıma kavuştum teşekkür ederim" diye konuştu.</p><br/><p>Mamishow’un oğlu İbragim Mamishow ise Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sağlık alanındaki hizmetlerinden dolayı teşekkür ederek, "Buraya gelmeden önce birçok hastaneye geldik sonuç alamamıştık. Cumhurbaşkanımı Recep Tayyip Erdoğan’dan Allah razı olsun. Hastanemiz ve doktorumuz da çok güzel ilgilendi" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-0-1782129609.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-1-1782129610.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-2-1782129611.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-3-1782129611.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-4-1782129612.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 15:00:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kirgizistanli-kanser-hastasi-kahramanmarasta-sifa-buldu-1782129608.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmandan uyarı: Tek taraflı kulak çınlamasına dikkat</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat-925756</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat-925756</guid>
                <description><![CDATA[BAŞKENT ÜNİVERSİTESİ ADANA DR. TURGUT NOYAN UYGULAMA VE ARAŞTIRMA MERKEZİ KULAK BURUN BOĞAZ ANA BİLİM DALI ÖĞRETİM ÜYESİ DOÇ. DR. FULYA ÖZER, HALK ARASINDA SIK GÖRÜLEN KULAK ÇINLAMASININ (TİNNİTUS) BAZI DURUMLARDA CİDDİ HASTALIKLARIN İLK BELİRTİSİ OLABİLECEĞİNİ BELİRTEREK, ÖZELLİKLE TEK TARAFLI ÇINLAMANIN İHMAL EDİLMEMESİ GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, halk arasında sık görülen kulak çınlamasının (tinnitus) bazı durumlarda ciddi hastalıkların belirtisi olabileceğini ifade ederek, özellikle tek taraflı çınlamanın ihmal edilmemesi gerektiğini söyledi.</p><br/><p>Özer, tıptaki adıyla ’tinnitusu’, dışarıda herhangi bir ses yokken, kişinin kulağında ya da beyninde ses duyulması olarak tanımlayıp, "Halk arasında ’Birisi beni andı’ şeklinde yorumlanan, gelip geçici seslerden farklı olarak; kişiler özellikle yalnız kaldığında, işini yaparken, uykuya geçerken ya da ’Acaba bende bir sorun mu var?’ diye düşündürecek şekilde sürekli duyduğu bir sesten bahsederler. Çok nadiren hem hastanın hem de muayene sırasında doktorun duyabildiği tinnitus türleri bulunur. Ancak en sık gördüğümüz durum, yalnızca hastanın duyduğu, çevresindekilerin duymadığı ve kişinin beyninde ya da kulaklarında algıladığı seslerdir" dedi.</p><br/><br/><p>Beyin olmayan sesi algılıyor</p><br/><p>Kulak çınlamasının en önemli nedenlerinden birinin, işitmeyi sağlayan iç kulaktaki ve halk arasında ’salyangoz’ olarak bilinen yapıda bulunan tüylü hücrelerin hasar görmesi olduğunu vurgulayan Özer, "Özellikle gürültüye maruz kalan kişilerde bu hücreler zarar görebiliyor veya kaybolabiliyor. Bu durumda sesin algılanma biçimi değişir. Ses dalgaları sinirler aracılığıyla beyne iletilirken azalma olur ve beyin bu eksikliği telafi etmek amacıyla sinirlerde daha fazla aktivite oluşturur. Bu spontan sinirsel aktivite, gerçekte ses olmamasına rağmen beyin tarafından ses olarak algılanır. Burada algı çok önemli, aynı düzeyde çınlaması olan iki kişiden biri uyuyamazken bir diğer kişi zamanla çınlamaya alıştığını söyleyebilir. Bunun nedeni beynin ilgili bölgelerinin sesi farklı şekilde işlemesidir. Dolayısıyla çınlamanın kişiye etkisi bireysel farklılıklar gösterebilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir"</p><br/><p>Tek taraflı kulak çınlamasına dikkat çeken Doç. Dr. Fulya Özer, "Tek taraflı çınlama, bazı ciddi hastalıkların habercisi olabilir. Bu durumda nazofarenks tümörlerinden işitme siniri tümörlerine kadar çeşitli nedenlerin araştırılması gerekir. Nabız atışı şeklinde hissedilen çınlamalarda damarsal anomaliler açısından inceleme yapılmalıdır. Çınlamaya baş dönmesi, ani işitme kaybı, yüz felci, kulak akıntısı veya başka nörolojik belirtiler eşlik ediyorsa altta yatan farklı hastalıkların ipucu olabilir. Bu nedenle çınlamayı tek başına değerlendirmiyoruz, eşlik eden bulgularla birlikte inceliyoruz. Bazen de tüm incelemelere rağmen belirgin bir neden saptanamayabiliyor. Hastanın işitmesi normal olabilir ve standart işitme testlerinde herhangi bir sorun görülemeyebilir. Ancak buna rağmen çınlama devam edebilir. Bu durumda iç kulaktaki hücrelerle sinirin birleşim noktalarında, standart testlerle kolayca tespit edilemeyen problemler olabileceğini düşünürüz. Daha ileri testlerle bu alanları değerlendirmeye çalışırız" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>"Tedavide amaç sesi değil, yaşam kalitesini iyileştirmek"</p><br/><p>Özer, sesi ortadan kaldırmadan önce çınlamaya eşlik eden hastalığın tedavisini önemsediklerini vurgulayarak, "Tedavide temel amacımız her zaman sesi tamamen ortadan kaldırmak değil, öncelikle çınlamaya eşlik eden bir hastalık varsa onu tedavi etmeye çalışmak. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise beynin sesi algılama düzeyini azaltmayı hedefleriz. İşitme kaybı bulunan hastalarda tedavi süreci daha kolay ilerleyebiliyor ve bu kişilere işitme cihazı önerebiliyoruz. Günümüzde bazı işitme cihazlarının içinde tinnitusu maskeleyen beyaz gürültü sistemleri bulunuyor. Hastanın çınlamasının frekans ve şiddetinin belirlenmesinin ardından buna uygun beyaz gürültü sesleri, kişinin sevdiği müziklerin arka planına yerleştirilerek çınlama sesi maskeleniyor. Böylece hem işitme düzeliyor hem de çınlama algısı azaldığı için kişinin yaşam kalitesi artırabiliyor. İşitme kaybı olmayan hastalarda öncelikle hastaya çınlamanın nasıl oluştuğunu ayrıntılı şekilde anlatıyoruz. Hastalar, duydukları sesin neden oluştuğu ve ciddi bir beyin hastalığıyla ilişkili olup olmadığına dair kaygılanıyorlar. Çınlamanın mekanizmasını açıklamak bile çoğu zaman hastayı rahatlatabiliyor diye konuştu.</p><br/><p>Çınlamanın yaşam kalitesini ciddi ölçüde etkileyebildiğini, uyku sorunlarına ve yoğun kaygıya yol açabildiğini belirten Özer, bu tür durumlarda bilişsel terapi gibi yöntemlerden yararlanıldığını söyledi. Özer, "Klinik ortamda çeşitli ölçekler ve anketler aracılığıyla çınlamanın kişinin günlük yaşamını ne derece etkilediğini değerlendiriyoruz. Gerekli gördüğümüz durumlarda ise hastalarımızı psikoloji veya psikiyatri desteğine yönlendiriyoruz" dedi.</p><br/><p>İlaç tedavisinde dikkatli olunması gerektiğini vurgulayan Özer, vitamin ve mineral eksiklikleri ya da sistemik hastalıklar söz konusuysa öncelikle bunların tedavi edilmesinin önem taşıdığını ifade etti. Bu tür sorunların bulunmadığı durumlarda ise kulak çınlamasını tamamen ortadan kaldıran, güçlü ve kesin etkili bir ilaçtan söz etmenin mümkün olmadığını belirten Özer, bazı hastalarda ilaçların psikolojik rahatlama sağlayan plasebo etkisi gösterebildiğini de kaydetti.</p><br/><br/><p>"Sosyal medyadaki bilgi kirliliğine dikkat"</p><br/><p>Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi Kulak Burun Boğaz Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Fulya Özer, son olarak sağlıkla ilgili bilgilerin sosyal medya ve dijital platformlarda doğru kaynaklardan alınmasının önemini vurgulayarak, "Bu nedenle bilimsel ve uzman görüşlerine dayanan içeriklerin toplumla paylaşılması son derece değerlidir" diyerek sözlerini tamamladı.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 22 Jun 2026 10:40:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-uyari-tek-tarafli-kulak-cinlamasina-dikkat-1782114009.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Fibromiyalji ağrıları kabusunuz olmasın</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin-925675</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin-925675</guid>
                <description><![CDATA[UZM. DR. AYŞE YENER GÜÇLÜ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>"Her yerim ağrıyor, uyku düzenim yok, sabahları yorgun kalkıyorum, bir türlü dinlenemiyorum" şikayetlerinin fibromiyalji  belirtisi olabileceğine dikkati çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, rahatsızlığın erken teşhis ve doğru yaklaşımla kontrol altına alınabildiğini ve hastaların tedaviye aktif katılımı ve yaşam tarzı değişiklikleri, iyileşme sürecini hızlandırdığını söyledi.</p><br/><br/><p>Kadınlarda daha sık görülüyor</p><br/><p>Fibromiyaljinin yaygın vücut ağrısı, uyku bozukluğu, yorgunluk, tüm vücutta tutukluk, baş ağrısı, ellerde ve ayaklarda uyuşma gibi yakınmalarla ortaya çıktığını söyleyen Memorial Antalya Hastanesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü’nden Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, hastalığın sebebinin tam olarak bilinmemekle birlikte travma, spor yaralanmaları, uyku bozuklukları, otonomik disfonksiyon ve psikolojik bozuklukların rol oynayabileceğini hatırlattı. Güçlü, erkeklere kıyasla kadınlarda çok daha sık görülen fibromiyaljinin, her yaştan insanı etkileyebileceğini söyledi.</p><br/><br/><p>Belirtiler ve 3 aydan fazla süren kronik ağrılar</p><br/><p>Fibromiyaljiyi tetikleyen başlıca faktörleri stres, düzensiz bir hayat ve yorgunluk, aşırı sigara tüketimi, aşırı alkol tüketimi, psikolojik sorunlar, uzun süre oturma ya da ayakta durma, yüksek çalışma temposu olarak sıralayan Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Ayşe Yener Güçlü, "Fibromiyaljinin tedavisinde istikrar büyük önem taşır. Yanlış veya eksik tanı konulduğunda hastalar farklı doktorlara giderek gereksiz ilaç yükü altında kalabiliyor ve hastalık kronikleşebilir. Bu nedenle doğru tanı ve düzenli tedavi yaklaşımı şarttır. Tanı konulurken vücudun üst ve alt yarısında, birden fazla bölgede 3 aydan uzun süren kronik ağrı ve hassas noktalar dikkate alınır. Diğer olası hastalıkları dışlamak için detaylı muayene yapılıyor. Tedavide sadece ilaç yeterli olmamaktadır. İlaç tedavisine (ağrı kesiciler ve kas gevşeticiler) ek olarak hastaların yaşam tarzında önemli değişiklikler yapması gerekir. Stresten arındırılmış düzenli bir yaşam, dengeli beslenme ve kaliteli uyku, tedavinin temel taşlarını oluşturur" dedi.</p><br/><br/><p>Yeni yöntem tedaviler</p><br/><p>Yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi fibromiyalji yönetiminde son yıllarda giderek daha fazla tercih edilen etkili, non-invaziv ve güvenli bir yöntem olduğuna dikkat çeken Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzm. Dr. Ayşe Yener Güçlü, yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisinin, derin dokulara nüfuz ederek hücre seviyesinde güçlü bir biyostimülasyon sağladığını kaydetti. Güçlü, "Bu sayede iltihabı azaltır, kan dolaşımını ve oksijenlenmeyi artırır, kas gerginliğini gevşetir, doku onarımını hızlandırır ve sinir uçlarındaki ağrı sinyallerini bloke ederek hızlı ağrı kesici etkisi oluşturur. Fibromiyalji hastalarında yüksek yoğunluklu robotik lazer tedavisi sayesinde ağrı şiddeti belirgin şekilde azalır, uyku kalitesi iyileşir, sabah yorgunluğu ve genel yorgunluk hissi geriler, vücut esnekliği artar ve günlük yaşam kalitesinde önemli ölçüde düzelme gözlenir. Genellikle 8-10 seanslık kürler halinde uygulanan bu tedavi, ilaç veya enjeksiyon gerektirmez, yan etkisi minimumdur ve hastalar tarafından konforlu bulunur" dedi.</p><br/><p>Güçlü, sporun da tedavi sürecinde kilit rol üstlendiğini, haftada en az 3 gün düzenli egzersiz yapılmasının önerildiğini, özellikle uzun saatler masa başında çalışmak, hareketsizlik, uzun süre yazı yazmak, ağırlık kaldırmak ve kolları gergin pozisyonda tutmanın şikayetleri artıracağını belirterek fibromiyaljiden korunmak için önerileri şu şekilde sıraladı: "Uykunuzu düzenleyin, düzenli spor yapın, sağlıklı ve dengeli beslenin, stresten uzak durun."</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 21 Jun 2026 10:40:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/fibromiyalji-agrilari-kabusunuz-olmasin-1782027603.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>10 yıllık hasret üçüz bebek sevinciyle taçlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/10-yillik-hasret-ucuz-bebek-sevinciyle-taclandi-925640</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/10-yillik-hasret-ucuz-bebek-sevinciyle-taclandi-925640</guid>
                <description><![CDATA[SULTAN KAZCI VE HASTANE EKİBİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ta 10 yıldır çocuk sahibi olma hayali kuran Sultan ve Şeref Kazcı çifti, tüp bebek tedavisiyle dünyaya gelen üçüz bebeklerine kavuşmanın mutluluğunu yaşadı. Uzun yıllar süren tedavi sürecinin ardından ilk tüp bebek denemesinde üçüz bebek sahibi olan çift, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın üç çocuk çağrısına kulak verdiklerini söyledi.</p><br/><p>Çocuk sahibi olabilmek için yıllarca farklı sağlık merkezlerinde tedavi gören Sultan ve Şeref Kazcı çifti, son olarak Özel Sular Akademi Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Ferah Kazancı’ya başvurdu. Yapılan değerlendirmelerin ardından tüp bebek tedavisine alınan çift, ilk denemede üçüz bebek sahibi oldu. Gebelik süreci riskli geçmesine rağmen doktorların yakın takibi sayesinde bebekler sağlıklı şekilde dünyaya geldi. 30 yaşındaki Sultan Kazcı, yıllardır çocuk sahibi olabilmek için mücadele ettiklerini belirterek, "Biz Allah’tan bir tane istiyorduk, üç tane oldu. Farklı hastanelere gittik, çeşitli doktorlara göründük. Son olarak Ferah hocamızla görüştük ve tüp bebek tedavisine başladık. Hastanemizden ve doktorumuzdan çok memnunuz" dedi.</p><br/><p>10 yıl sonra baba olmanın tarifsiz bir duygu olduğunu ifade eden Şeref Kazcı ise, "Rabbim bize üç evladı birden nasip etti. Belki üç çocukla birlikte süreç biraz zor olacak ama elimizden geldiğince onlara en iyi şekilde bakmaya çalışacağız. Çocuklarımızın isimlerini Mustafa Ali, Uras Pekir ve Ayşe Hüma koyduk. Cumhurbaşkanımızın nüfus artışı yönündeki çağrısına da bir anlamda karşılık vermiş olduk. Rabbime şükrediyoruz. İnşallah vatanına ve milletine hayırlı evlatlar olarak yetişecekler" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"İki embriyo transfer edildi, gebelik üçüz olarak gelişti"</p><br/><p>Tedavi süreci hakkında bilgi veren Opr. Dr. Ferah Kazancı, çiftin yaklaşık 10 yıldır çocuk özlemi çektiğini belirterek, "Hastalarımız bize çocuk sahibi olma isteğiyle başvurdu. Daha önce çeşitli merkezlerde tedavi görmüşlerdi. Gerekli değerlendirmeleri yaptıktan sonra tüp bebek tedavisine başladık. İlk denememizde gebelik elde ettik. Normalde iki embriyo transfer etmiştik ancak embriyolardan birinin kendi içinde bölünmesi sonucu üçüz gebelik oluştu" dedi.</p><br/><p>Gebeliğin yakından takip edildiğini ifade eden Kazancı, "Bu süreçte halk arasında gebelik zehirlenmesi olarak bilinen tablo gelişti. Hastamızda protein kaçağı ve bazı enzim değerlerinde yükselmeler meydana geldi. Ancak gerekli tedbirleri aldık, bebeklerin akciğer gelişimleri için tedaviler uyguladık. Gebelik 33 hafta 5 güne ulaştığında doğumu gerçekleştirdik. Üçüz gebelikler açısından bu oldukça iyi bir süreydi. Çok şükür anne ve bebekler sağlıklı şekilde birbirlerine kavuştu" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Tüp bebek birçok farklı nedenle uygulanabiliyor"</p><br/><p>Tüp bebek tedavisinin yalnızca kadın kaynaklı sorunlarda değil, erkek faktörüne bağlı durumlarda da uygulanabildiğini belirten Kazancı, "Sperm sayısının düşük olması, tüplerde tıkanıklık bulunması, yumurtlama problemleri ya da nedeni açıklanamayan kısırlık vakalarında çeşitli tedavi yöntemleri uygulanıyor. Öncelikle ilaç tedavileri ve aşılama yöntemleri değerlendiriliyor. Bu yöntemlerden sonuç alınamazsa tüp bebek tedavisine başvuruluyor. Süreç sabır ve uyum gerektiriyor. Ayrıca kanser tedavisi gören kadın ve erkek hastalarda yumurta ve sperm dondurma işlemleri yaparak ileride çocuk sahibi olmalarına da imkan sağlayabiliyoruz" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/10-yillik-hasret-ucuz-bebek-sevinciyle-taclandi-0-1781950806.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/10-yillik-hasret-ucuz-bebek-sevinciyle-taclandi-1-1781950807.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/10-yillik-hasret-ucuz-bebek-sevinciyle-taclandi-2-1781950807.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/10-yillik-hasret-ucuz-bebek-sevinciyle-taclandi-3-1781950809.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:20:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/10-yillik-hasret-ucuz-bebek-sevinciyle-taclandi-1781950805.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın yolları</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari-925637</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari-925637</guid>
                <description><![CDATA[BESLENME VE DİYET BÖLÜMÜ’NDEN DYT. MEHMET REFİK SEZGİN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Dyt. Mehmet Refik Sezgin menopoz dönemi beslenme hakkında bilgi verdi. Sezgin "Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın sırrı, tek tip beslenmeden kaçınıp sofrayı adeta bir gökkuşağı gibi renklendirmekten geçiyor" dedi.</p><br/><p>Menopoz döneminde değişen hormon seviyeleri, azalan fiziksel aktivite ve hızlı kilo değişimlerinin kemik sağlığını tehdit ettiğini belirten Medstar Antalya Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Dyt. Mehmet Refik Sezgin, bu dönemde doğru beslenmenin önemine dikkat çekti. Menopoz döneminde kemik sağlığının korunmasının yalnızca kalsiyum tüketimiyle mümkün olmadığını belirten Sezgin, "Kemik dokusunu korumak ve güçlendirmek için günlük beslenmede tek bir kaynağa odaklanmak yeterli değildir. Kemik sağlığının korunması; yeterli protein alımı, D vitamini düzeylerinin desteklenmesi, magnezyum, fosfor ve K vitamini gibi birçok besin öğesinin dengeli alınmasıyla mümkün olabilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Menopozda tabağınız gökkuşağı gibi olsun"</p><br/><p>Menopoz döneminde beslenmede çeşitliliğin önemine değinen Sezgin, "Menopoz döneminde kemik sağlığını korumanın sırrı, tek tip beslenmeden kaçınıp sofrayı adeta bir gökkuşağı gibi renklendirmekten geçiyor. Günlük beslenmede kalsiyum ihtiyacını karşılamak için süt, yoğurt ve peynir gibi geleneksel kaynaklara mutlaka yer verilmelidir. Ancak tabağın geri kalanında çeşitliliği yakalamak adına, mineral ve K vitamini deposu olan koyu yeşil yapraklı sebzeler ile bitkisel protein ve lif kaynağı olan kuru baklagiller dengeli bir şekilde yer almalıdır. Bu zengin sentezi tamamlamak ve mineral alımını en üst seviyeye çıkarmak için ise fındık, badem ve susam gibi sağlıklı yağlı tohumlar günlük beslenme rutinine dahil edilmelidir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Kemikleri zayıflatan 5 büyük hata</p><br/><p>Kemik sağlığını olumsuz etkileyen alışkanlıklara da değinen Sezgin, "Vücuttan kalsiyum atılımını artırır. Hızlı kilo verme amacıyla yapılan düşük kalorili ve tek tip diyetler kemik mineral yoğunluğunu olumsuz etkiler. Yetersiz veya aşırı miktarda protein almak kemik yapısını bozar. Fazla kahve ve çay tüketimi, yetersiz sıvı alımıyla birleştiğinde kemikleri zayıflatır. Yüksek işlenmiş gıda tüketimi kemik kalitesini düşürür" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 20 Jun 2026 13:05:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/menopoz-doneminde-kemik-sagligini-korumanin-yollari-1781949903.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Tarsusta atık ilaç ve yağlar geri dönüşüme kazandırılacak</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak-925597</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak-925597</guid>
                <description><![CDATA[TARSUS BELEDİYESİ, HALK SAĞLIĞI VE ÇEVRENİN KORUNMASI AMACIYLA ATIK İLAÇLAR İLE BİTKİSEL ATIK YAĞLARIN GÜVENLİ ŞEKİLDE TOPLANARAK GERİ DÖNÜŞÜME KAZANDIRILMASI İÇİN İKİ ÖNEMLİ PROTOKOLE İMZA ATTI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Tarsus Belediyesi, halk sağlığı ve çevrenin korunması amacıyla atık ilaçlar ile bitkisel atık yağların güvenli şekilde toplanarak geri dönüşüme kazandırılması için iki önemli protokole imza attı. Uygulama kapsamında son kullanma tarihi geçmiş ilaçlar anlaşmalı eczanelerde, kullanılmış bitkisel atık yağlar ise geri dönüşüm sistemiyle toplanacak.</p><br/><p>Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç, Mersin Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aliye Akgül Aydın ve bir firma yetkilisi çevre mühendisi Tevfik Özel ile halk sağlığının korunması ve sürdürülebilir atık yönetiminin yaygınlaştırılması amacıyla iki önemli iş birliği protokolüne imza attı.</p><br/><p>Protokoller kapsamında, kullanım dışı ve son kullanma tarihi geçmiş ilaçların güvenli şekilde toplanmasına yönelik uygulama başlatılırken, bitkisel atık yağların geri dönüşüm sürecine kazandırılması için de yeni bir çalışma hayata geçirildi. Böylece vatandaşlar, evlerinde bulunan son kullanma tarihi geçmiş ilaçları anlaşmalı eczanelere teslim edebilecek, kullanılmış bitkisel atık yağları ise geri dönüşüm sistemine kazandırabilecek.</p><br/><p>Başkan Boltaç, son kullanma tarihi geçmiş ilaçların bilinçsiz kullanımının insan sağlığı açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekerek, "Daha sağlıklı bir toplum ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir çevre bırakmak adına bu protokolü hayata geçiriyoruz. Hemşehrilerimizin kullanım dışı ilaçlarını anlaşmalı eczanelere teslim ederek bu sürece katkı sunmalarını bekliyoruz" dedi.</p><br/><p>Mersin Eczacı Odası Yönetim Kurulu Başkanı Aliye Akgül Aydın ise çevre ve halk sağlığına yönelik bu iş birliğinden duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "Atık ilaçların doğru şekilde bertaraf edilmesi, önümüzdeki yüzyıllar boyunca değerini göreceğimiz önemli bir proje" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>İmzalanan protokol kapsamında vatandaşlar, evlerinde biriktirdikleri kullanılmış bitkisel atık yağları Tarsus Belediyesi aracılığıyla geri dönüşüm sürecine kazandırabilecek. Böylece çevre kirliliğinin önüne geçilmesi, bitkisel atık yağların geri kazanılarak biyodizel üretiminde değerlendirilmesi ve ülke ekonomisine katkı sağlanması amaçlanıyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak-0-1781876405.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak-1-1781876406.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 16:40:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/tarsusta-atik-ilac-ve-yaglar-geri-donusume-kazandirilacak-1781876404.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yayladağı Devlet Hastanesinde ortopedi ameliyatları yapılmaya başlandı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/yayladagi-devlet-hastanesinde-ortopedi-ameliyatlari-yapilmaya-baslandi-925588</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/yayladagi-devlet-hastanesinde-ortopedi-ameliyatlari-yapilmaya-baslandi-925588</guid>
                <description><![CDATA[HATAY’IN YAYLADAĞI İLÇESİNDE HİZMET VEREN DEVLET HASTANESİ’NDE ORTOPEDİ VE TRAVMATOLOJİ ALANINDAKİ CERRAHİ HİZMETLER BAŞARIYLA YAPILMAYA DEVAM EDİYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Hatay’ın Yayladağı ilçesinde hizmet veren Devlet Hastanesi’nde Ortopedi ve Travmatoloji alanındaki cerrahi hizmetler başarıyla yapılmaya devam ediyor.</p><br/><p>Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Yüksek tarafından, düşme sonucu kolunda parçalı kırık oluşması nedeniyle acil servise başvuran 31 yaşındaki hastaya başarılı bir cerrahi operasyon gerçekleştirildi.</p><br/><p>Yapılan değerlendirmeler sonucunda hastaya yönelik parçalı kırık nedeniyle cerrahi tedavi ve sinir onarımı operasyonu başarıyla gerçekleştirildi. Ameliyat, uzman ekibin koordineli çalışmasıyla tamamlanırken hastanın tedavi ve takip süreci hastanede devam ediyor.</p><br/><p>İl Sağlık Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada; "Operasyonda görev alan Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Yüksek’e, Anestezi Uzmanı Dr. Havaş Dablan’a ve ameliyathane ekibimize özverili çalışmalarından dolayı teşekkür ediyor, hastamıza geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Yayladağı Devlet Hastanesi olarak güçlenen uzman hekim kadromuz ve gelişen sağlık altyapımızla vatandaşlarımıza kaliteli, erişilebilir ve güvenilir sağlık hizmeti sunmaya devam ediyoruz" ifadelerine yer verildi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:40:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/yayladagi-devlet-hastanesinde-ortopedi-ameliyatlari-yapilmaya-baslandi-1781865604.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>D vitamini eksikliği çocukların geleceğini etkiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor-925585</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor-925585</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI DR. ÖZGÜL ÖZBEK, D VİTAMİNİ YETERSİZLİĞİNİN ÖZELLİKLE GELİŞİM ÇAĞINDAKİ ÇOCUKLARDA BAĞIŞIKLIK SİSTEMİNİ ZAYIFLATARAK ÇEŞİTLİ SAĞLIK SORUNLARINA NEDEN OLABİLDİĞİNİ BELİRTEREK, "SAÇLI DERİDE PULLANMA, YARALARIN GEÇ İYİLEŞMESİ, DİŞ ÇÜRÜKLERİ, AŞIRI TERLEME, HALSİZLİK VE YORGUNLUK EN SIK GÖRÜLEN BELİRTİLER ARASINDA YER ALIR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, D vitamini yetersizliğinin özellikle gelişim çağındaki çocuklarda bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına neden olabildiğini belirterek, "Saçlı deride pullanma, yaraların geç iyileşmesi, diş çürükleri, aşırı terleme, halsizlik ve yorgunluk en sık görülen belirtiler arasında yer alır" dedi.</p><br/><p>Özellikle kemik gelişiminin hız kazandığı çocukluk çağında D vitamini, sağlıklı kemik yapısının oluşması ve korunmasında kritik rol oynuyor. Medline Adana Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Özgül Özbek, D vitamini eksikliğinin yalnızca kemik sağlığını değil, vücudun pek çok sistemini etkileyebileceğini belirterek uyarı ve önerilerde bulundu.</p><br/><p>D vitamini birçok işlevde görev alıyor</p><br/><p>Dr. Özbek, D vitamini eksikliğinin çocukların ihtiyaç duyduğu miktarda vitamini alamaması durumunda ortaya çıktığını belirterek, "Vücudun birçok işlevinde görev alan D vitamini; bağışıklık sisteminin güçlenmesine, kasların ve sinir sisteminin sağlıklı çalışmasına katkı sağlar. Ayrıca kemiklerin temel yapı taşlarından biri olan kalsiyumun bağırsaklardan emilebilmesi için de yeterli D vitamini seviyesine ihtiyaç duyulur. Uskumru, somon ve sardalye gibi yağlı balıkların yanı sıra yumurta sarısı, karaciğer, süt ve süt ürünleri, maydanoz ve brokoli gibi besinler, D vitamini yönünden zengin oldukça zengindirler. Bununla birlikte D vitamininin en önemli kaynağı güneş ışınlarıdır. İnsan vücudundaki D vitamininin yaklaşık yüzde 95’i, güneş ışığının cilt üzerindeki etkisiyle üretilir. Bu nedenle çocukların uygun saatlerde ve kontrollü şekilde güneşten yararlanmaları, günlük D vitamini ihtiyaçlarının karşılanmasına önemli oranda katkı sağlar. Bu nedenle çocukların günde ortalama 20 ila 30 dakika güneş ışınlarına maruz kalmaları faydalı olacaktır" dedi.</p><br/><p>Belirtiler hafife alınmamalı</p><br/><p>D vitamini yetersizliğinin özellikle gelişim çağındaki çocuklarda bağışıklık sistemini zayıflatarak çeşitli sağlık sorunlarına neden olabildiğini kaydeden Özbek, "Saçlı deride pullanma, yaraların geç iyileşmesi, diş çürükleri, aşırı terleme, halsizlik ve yorgunluk en sık görülen belirtiler arasında yer alır. Ayrıca çocukların enfeksiyonlara daha yatkın hale gelmesi ve sık sık ishal gibi sağlık problemleri yaşaması da D vitamini eksikliği ile ilişkili olabilir. Uzun süre devam eden ve ciddi seviyelere ulaşan D vitamini eksikliği, kemiklerin yeterince sertleşememesine yol açarak Raşitizm hastalığının gelişmesine kapı aralayabilir. Raşitizm; bacaklarda eğrilik, el ve ayak bileklerinde kalınlaşma, büyüme geriliği ve göğüs kafesinde şekil bozuklukları gibi önemli sorunlara sebep olur. Ancak bazı genetik hastalıkların da benzer bulgular oluşturabileceği unutulmamalı ve doğru tanı ve tedavi için bir uzman değerlendirmesi yapılmalıdır. D vitamini eksikliğinin giderilmesinde beslenme düzeninin iyileştirilmesi önemli olsa da bazı çocuklarda vitamin takviyesi gerekebilir. Ancak bu takviyelerin mutlaka hekim önerisi ve kontrolünde kullanılması gerekir. Çünkü gereğinden fazla D vitamini alınması, vücutta kalsiyum seviyelerinin yükselmesine neden olarak yumuşak dokularda ve organlarda kalsiyum birikimine yol açabilir. Bu durum ise böbrek taşı, kalp ritim bozuklukları, böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği gibi ciddi sağlık sorunlarını beraberinde getirebilir. Bu nedenle D vitamini tedavisinin kişiye özel planlanması ve düzenli takip edilmesi büyük önem taşır" diye konuştu.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 13:00:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/d-vitamini-eksikligi-cocuklarin-gelecegini-etkiliyor-1781863207.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersin Şehir Hastanesinde çocuk servisleri renklendirildi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersin-sehir-hastanesinde-cocuk-servisleri-renklendirildi-925574</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersin-sehir-hastanesinde-cocuk-servisleri-renklendirildi-925574</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN ŞEHİR EĞİTİM VE ARAŞTIRMA HASTANESİ’NDE ÇOCUK SERVİSLERİ VE ÇOCUK POLİKLİNİKLERİNDE GERÇEKLEŞTİRİLEN RENKLENDİRME ÇALIŞMALARIYLA MİNİK HASTALAR İÇİN DAHA SICAK VE SAMİMİ BİR ORTAM OLUŞTURULDU.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Şehir Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çocuk servisleri ve çocuk polikliniklerinde gerçekleştirilen renklendirme çalışmalarıyla minik hastalar için daha sıcak ve samimi bir ortam oluşturuldu.</p><br/><p>Hastane yönetimince yürütülen çalışma kapsamında çocuk servisleri, poliklinikler, bekleme alanları ve koridorlar renkli figürler, doğa temaları ve hayvan desenleriyle süslendi. Mersin Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi, İl Milli Eğitim Müdürlüğü ve Toroslar Halk Eğitimi Merkezi Müdürlüğünün katkılarıyla hayata geçirilen uygulamanın, çocukların hastane ortamına uyumunu kolaylaştırması ve tedavi süreçlerine olumlu katkı sunması hedefleniyor.</p><br/><p>Mersin Şehir Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Mehmet Ballı, çocukların sağlık hizmeti alırken kendilerini güvende ve mutlu hissetmelerinin önemli olduğunu belirterek, yapılan düzenlemelerle hastane ortamını daha sıcak ve güven verici hale getirmeyi amaçladıklarını ifade etti. Ballı, çocukların yüzündeki tebessümün ve ailelerin memnuniyetinin çalışmaların değerini ortaya koyduğunu kaydetti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersin-sehir-hastanesinde-cocuk-servisleri-renklendirildi-0-1781858105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersin-sehir-hastanesinde-cocuk-servisleri-renklendirildi-1-1781858105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersin-sehir-hastanesinde-cocuk-servisleri-renklendirildi-2-1781858106.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 19 Jun 2026 11:35:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersin-sehir-hastanesinde-cocuk-servisleri-renklendirildi-1781858104.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Genç kadından yanlış ameliyat iddiası: Sağ ayağım yerine sol ayağımı ameliyat ettiler</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-925526</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-925526</guid>
                <description><![CDATA[ANTALYA'NIN KUMLUCA İLÇESİNDE YAŞAYAN 30 YAŞINDAKİ SELVİHAN ÖZDEMİR,]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Antalya’nın Kumluca ilçesinde yaşayan 30 yaşındaki Selvihan Özdemir, sağ dizindeki sakatlık nedeniyle başvurduğu özel hastanede yanlışlıkla sol ayağının ameliyat edildiğini öne sürerek hukuk mücadelesi başlattı. Yaşadığı süreci anlatan genç kadın, "Sağ dizim sakattı, ameliyattan çıktığımda hiçbir sorunu olmayan sol ayağımın ameliyat edildiğini gördüm" dedi.</p><br/><p>2024 yılının Ocak ayında spor yaparken sağ dizinden sakatlandığını belirten Selvihan Özdemir (30), ilk olarak Kumluca Devlet Hastanesi’ne, ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiğini söyledi. Burada kendisine 3 ay sonrasına MR randevusu verildiğini ifade eden Özdemir, beklemek istemediği için özel hastanelere başvurduğunu anlattı. Bir arkadaşının tavsiyesi üzerine Kumluca’daki özel bir hastaneye gittiğini belirten Özdemir, "Doktor bana ameliyatı yapabileceğini söyledi. Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki profesörün öğrencisi olduğunu, sürekli irtibat halinde olduklarını anlattı. Burada yaşadığımı, bir sorun olursa gece gündüz ulaşabileceğimi söyledi. Bu sözler bana güven verdi ve ameliyat olmaya karar verdim" dedi.</p><br/><br/><p>"Ameliyattan sonra sol ayağımın ameliyat edildiğini gördüm"</p><br/><p>Ameliyat günü yaşadıklarını anlatan Özdemir, "Doktor sabah odama geldi ve sol ayağıma işaret koydu. Bana kemik ve bağ nakli yapılacağını söylediği için sol ayağımdan doku alınacağını düşündüm. Ameliyat sırasında sol bacağımdaki ağrı nedeniyle birkaç kez uyandım. Daha sonra servise çıktığımda sol ayağımın çok ağrıdığını fark ettim. Abime baktırtınca sağ ayağımda hiçbir işlem olmadığını, sol ayağımın ameliyat edildiğini gördük. O an büyük şok yaşadım" diye konuştu.</p><br/><p>Durumu fark ettikten sonra doktoru aradıklarını belirten Özdemir, "Doktor önce yanlış yapmadığını söyledi. Ben de hangi ayağımın sakat olduğunu en iyi benim bileceğimi söyledim. Hastaneye geldiğinde önce kabul etmek istemedi. Daha sonra yanlış ameliyat yaptığını kabul etti ve tüm tedavi masraflarını karşılayacağını söyleyerek tutanak imzaladı" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Bir ay içinde iki ayağımdan da ameliyat oldum"</p><br/><p>Yanlış ameliyatın ardından Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne sevk edildiğini belirten Özdemir, "Yaklaşık 15 gün sonra gerçekten sakat olan sağ ayağımdan ameliyat oldum. Bir ay içinde iki ayağımdan da ameliyat olmuş oldum. Uzun süre yatağa bağımlı yaşadım. Annem ve babam bana bakmak zorunda kaldı. İşimi kaybettim. Psikolojik olarak da çok zor günler geçirdim" dedi.</p><br/><p>Yanlış ameliyat edilen sol ayağında da sağlık sorunları oluştuğunu öne süren Özdemir, "Şu anda iki ayağımda da sorun var. Koşamıyorum, hızlı yürüyemiyorum. Uzun süre ayakta kalınca ya da soğuk havalarda ayaklarım şişiyor. Uzun süre oturduğumda ayağa kalkmakta zorlanıyorum. Çökemiyorum, dizlerimi istediğim gibi kullanamıyorum" şeklinde konuştu.</p><br/><br/><p>Tazminat davası açtı</p><br/><p>Tüm bu olanlardan sonra hukuk mücadelesi başlatan genç kadın, 2 yıl boyunca mücadele ettiğini ancak eksik evrak yüzünden savcılığın takipsizlik kararı verdiğini aktardı. Bunun üzerine Selvihan, yanlış ameliyat yüzünden olduğunu ispatlayan adli tıp raporunu Konya’dan aldıktan sonra doktor ve diğer sorumlular hakkında tazminat davası açtığını kaydetti.</p><br/><br/><p>"Müvekkilimin hiçbir şikayeti olmayan bacağı ameliyat edilmiştir"</p><br/><p>Özdemir’in avukatı Ayşegül İnal ise olayın bir komplikasyon olmadığını savunarak, "Malpraktis davalarında genellikle yaşanan sonucun komplikasyon olup olmadığı değerlendirilir. Ancak burada komplikasyon söz konusu değildir. Müvekkilimin hiçbir şikayeti olmayan bacağı ameliyat edilmiştir. İlgililer hakkında suç duyurusunda bulunduk. Aynı zamanda maddi ve manevi tazminat davası açtık. Süreç devam etmektedir" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-0-1781785209.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-1-1781785209.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-2-1781785210.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-3-1781785211.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-4-1781785212.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 15:20:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/genc-kadindan-yanlis-ameliyat-iddiasi-sag-ayagim-yerine-sol-ayagimi-ameliyat-ettiler-1781785208.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Op. Dr. Nazlı Yavuzer: Tedavi edilmeyen safra kesesi taşları kanser riskini arttırıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor-925494</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor-925494</guid>
                <description><![CDATA[OP. DR. NAZLI YAVUZER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Safra kesesi taşları konusunda önemli bilgiler paylaşan Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, "afra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir" dedi.</p><br/><p>Toplumda özellikle 40 yaş üstü kadınlarda sık görülen safra kesesi taşlarının ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğine dikkat çeken Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Op. Dr. Nazlı Yavuzer Türe, hastalığın belirtileri, risk faktörleri, tedavi yöntemleri ve beslenme önerileri hakkında açıklamalarda bulundu.</p><br/><br/><p>"Erken tanı ciddi komplikasyonları önlüyor"</p><br/><p>Safra kesesi taşlarının uzun süre belirti vermeden ilerleyebildiğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle 40 yaş üstü bireylerde görülür ve uzun süre hiçbir şikayete yol açmadan sessizce ilerleyebilir. İlerleyen evrede ise karnın çeşitli bölgelerine, sırta ve omuza vuran yoğun ağrılar meydana gelebilir. Bu ağrılar bazen kalp krizi semptomlarıyla karıştırılabilir. Bu yüzden erken ve doğru tanı büyük önem taşır. Tedavi geciktirilirse enfeksiyon, tıkanma, sarılık ve pankreatit gibi ciddi komplikasyonlar gelişebilir" dedi.</p><br/><br/><p>40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altında</p><br/><p>Fazla kilo ve obezitenin safra kesesi taşı oluşumundaki en önemli nedenlerden biri olduğunu ifade eden Yavuzer, "Safra kesesi taşlarının oluşumunda yaşam tarzı faktörleri belirleyici rol oynar. Özellikle doğurganlık dönemi ve östrojen hormonunun etkisiyle 40 yaş üstü kadınlar daha fazla risk altındadır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Safra kesesi taşı olanlar bu kurallara dikkat etmeli"</p><br/><p>Safra kesesi taşı olanlar için beslenme önerilerinde de bulunan Yavuzer, "Az ve sık beslenin: Günde 5-6 küçük öğün tüketin. Büyük öğünler safra kesesini aşırı uyarabilir. Yavaş yiyin ve iyi çiğneyin: Yemekleri acele etmeden tüketin. Lif alımını artırın: Günlük 25-30 gram lif hedefleyin. Lif, safra akışını düzenler ve taş oluşum riskini azaltır. Yağ tüketimini sınırlayın: Özellikle doymuş yağlardan kaçının. Günlük kalorinin yüzde 20-30’u kadar yağ yeterli olabilir; zeytinyağı gibi sağlıklı yağları tercih edin. Bol su için: Günde en az 2-2.5 litre su tüketimi safra kıvamını inceltmeye yardımcı olur. Kilo kontrolü: Fazla kilodan kurtulun ancak düşük kalorili şok diyetlerden uzak durun" dedi.</p><br/><br/><p>"Tedavi edilmeyen taşlar kanser riskini artırıyor"</p><br/><p>Tedavi edilmeyen safra kesesi taşlarının kanser riskini artırabileceğini belirten Yavuzer, "Safra kesesi taşları zamanında müdahale edilmezse kronik tahriş nedeniyle safra kesesi kanseri gelişme ihtimalini artırır. Yapılan çalışmalar, safra kesesi taşı olan ve tedavi edilmeyen kişilerde kanser riskinin sağlıklı bireylere göre yaklaşık 5-7 kat daha fazla olabileceğini göstermektedir. Özellikle 3 cm’den büyük taşlarda bu risk 10 kata kadar çıkabilir. Safra kesesi kanseri, diğer birçok kanser türüne kıyasla daha agresif seyredebildiği için erken önlem almak hayati öneme sahiptir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Kapalı cerrahi altın standart tedavi yöntemi</p><br/><p>Laparoskopik cerrahinin günümüzde altın standart tedavi yöntemi olarak kabul edildiğini aktaran Yavuzer, "Safra kesesi taşları genellikle ağır ve yağlı yemeklerden sonra belirginleşen şiddetli ağrı, şişkinlik, hazımsızlık ve mide rahatsızlıkları ile kendini belli eder. Tanı aşamasında ultrasonografi ile taşın sayısı ve büyüklüğü netleştirilir. Günümüzde bu hastaların büyük ekseriyâ altın standart olarak kabul edilen laparoskopik (kapalı) cerrahi uygulanmaktadır. Safra kesesinin alınması, hastanın günlük yaşam kalitesini olumsuz etkilemez" dedi.</p><br/><br/><p>"Kapalı ameliyatla ertesi gün taburcu olmak mümkün"</p><br/><p>Hastaların kısa sürede günlük yaşamlarına dönebildiğini söyleyen Yavuzer, "Safra kesesinde taş tespit edilen kişilerde gecikmeden ameliyat önerilir. Küçük kesilerden gerçekleştirilen laparoskopik işlem sayesinde ameliyat süresi genellikle 30 dakikanın altında kalır. Hastanede kalış süresi kısalır ve iyileşme süreci hızlanır. Sabah ameliyat olan birçok hasta ertesi gün taburcu olup iş ve sosyal hayatına dönebilir. Bu yöntem, hasta konforunu önemli ölçüde artıran modern bir yaklaşımdır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Ameliyat sonrası ilk 2-3 ay beslenmeye dikkat</p><br/><p>Ameliyat sonrası beslenmeye de dikkat edilmesi gerektiğini belirten Yavuzer, "Ameliyattan sonra safra doğrudan bağırsağa aktığı için ilk 2-3 ay daha dikkatli olunmalıdır. Çoğu hasta zamanla normal beslenmeye döner. İlk günlerde sıvı ve yumuşak gıdalarla başlayın. Yağlı besinleri yavaş yavaş artırın; ishal veya şişkinlik olursa azaltın. Lif alımını kademeli yükseltin. Yumurta, kahve, süt ürünleri gibi potansiyel tetikleyicileri doktor kontrolünde deneyin" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 18 Jun 2026 10:35:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/op-dr-nazli-yavuzer-tedavi-edilmeyen-safra-kesesi-taslari-kanser-riskini-arttiriyor-1781768103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmanından reflü belirtileri uyarısı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi-925429</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi-925429</guid>
                <description><![CDATA[GENEL CERRAHİ UZMANI PROF. DR. SÜLEYMAN ÇETİNKÜNAR, MİDE YANMASI VE AĞIZA ACI SU GELMESİ ŞİKAYETLERİNİN TOPLUMDA OLDUKÇA YAYGIN GÖRÜLDÜĞÜNÜ BELİRTEREK "BU BELİRTİLER İLK ETAPTA SIKLIKLA AKLA REFLÜYÜ GETİRMEKTE. REFLÜ TEDAVİSİNDE İLK AŞAMA İLAÇ TEDAVİLERİNDEN OLUŞSA DA İLERLEYEN AŞAMALARDA CERRAHİ YÖNTEMLER TERCİH EDİLEBİLİR. ANCAK HER REFLÜ HASTASI AMELİYAT OLMAK ZORUNDA DEĞİLDİR" DEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, mide yanması ve ağıza acı su gelmesi şikayetlerinin toplumda oldukça yaygın görüldüğünü belirterek "Bu belirtiler ilk etapta sıklıkla akla reflüyü getirmekte. Reflü tedavisinde ilk aşama ilaç tedavilerinden oluşsa da ilerleyen aşamalarda cerrahi yöntemler tercih edilebilir. Ancak her reflü hastası ameliyat olmak zorunda değildir" dedi.</p><br/><p>En sık görülen sindirim sistemi hastalıklarından biri olan reflü, toplum tarafından çoğu zaman yalnızca "mide yanması" olarak değerlendiriliyor.</p><br/><br/><p>"Reflü sadece mide yanmasından ibaret değildir"</p><br/><p>Reflü hastalığının mide asidinin yemek borusuna geri kaçması sonucu ortaya çıktığını belirten Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, "Hastalar genellikle mide yanması ve ağza acı su gelmesi şikayetleriyle başvuruyor. Ancak inatçı öksürük, ses kısıklığı, boğazda takılma hissi ve yutma güçlüğü de reflünün belirtileri arasında yer alabiliyor" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Hafif şikayetlerde ilaç tedavisi yeterli olabilir"</p><br/><p>Ara sıra ortaya çıkan ve hayat kalitesini ciddi şekilde etkilemeyen reflü yakınmalarında yaşam tarzı değişiklikleri ve ilaç tedavisinin etkili olabildiğini ifade eden Çetinkünar, "Kilo kontrolü, geç saatlerde yemek yememek, sigaradan uzak durmak ve uygun ilaç tedavisi birçok hastada şikayetlerin kontrol altına alınmasını sağlayabilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Bu belirtiler varsa ileri değerlendirme gerekir"</p><br/><p>Acıbadem Adana Hastanesi Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Süleyman Çetinkünar, bazı belirtilerin ise daha dikkatli değerlendirilmesi gerektiğini vurgulayarak, "İlaç kullanımına rağmen devam eden mide yanması, gece uykudan uyandıran reflü atakları, yutma güçlüğü, sık tekrarlayan ağıza acı su gelmesi ve yaşam kalitesini belirgin şekilde bozan şikayetler mutlaka ayrıntılı olarak araştırılmalıdır" dedi.</p><br/><br/><p>"Endoskopik yöntemler her hastaya uygun değildir"</p><br/><p>Ameliyatsız reflü tedavilerinin seçilmiş hasta grubunda uygulanabildiğini belirten Çetinkünar, "Endoskopik yöntemler özellikle küçük mide fıtığı bulunan, hafif veya orta derecede reflüsü olan ve ilaçlardan kısmen fayda gören hastalarda değerlendirilebilir. Bu yöntemlerin avantajı kesi gerektirmemesi ve iyileşme sürecinin kısa olmasıdır. Ancak anatomik bozuklukları düzeltme konusunda sınırlılıkları vardır" diye konuştu.</p><br/><br/><p>"Mide fıtığı varsa cerrahi düşünülebilir"</p><br/><p>Reflü hastalarının önemli bir kısmında mide fıtığına da rastlanabildiğini ifade eden Süleyman Çetinkünar, "Büyük mide fıtığı bulunan, ilaç tedavisine rağmen şikayetleri devam eden veya yemek borusunda hasar gelişen hastalarda cerrahi tedavi daha etkili ve kalıcı sonuçlar sağlayabilir. Laparoskopik yöntemlerle gerçekleştirilen ameliyatlarda hem mide fıtığı onarılabilir hem de reflüye neden olan mekanik sorun düzeltilebilir" dedi.</p><br/><br/><p>"Tedavi kararı kişiye özel verilmeli"</p><br/><p>Her reflü hastası için tek bir doğru tedavi yönteminin bulunmadığını vurgulayan Çetinkünar, "Bazı hastalar yalnızca yaşam tarzı değişikliği ve ilaç tedavisiyle rahatlayabilirken, bazı hastalarda endoskopik girişimler veya cerrahi tedavi gerekebilir. En doğru yaklaşım hastanın şikayetleri, endoskopi keşifleri ve eşlik eden mide fıtığı gibi faktörler birlikte değerlendirilerek belirlenmelidir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Çetinkünar, özellikle uzun süredir mide ilacı kullanmasına rağmen şikayetleri geçmeyen, gece reflü nedeniyle uykudan uyanan veya yutma güçlüğü yaşayan kişilerin vakit kaybetmeden bir genel cerrahi uzmanına başvurması gerektiğini sözlerine ekledi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 10:05:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmanindan-reflu-belirtileri-uyarisi-1781679909.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Adanada kan ve kök hücre bağış kampanyasına yoğun ilgi</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-925419</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-925419</guid>
                <description><![CDATA[ADANA’DA DÜZENLENEN KAN VE KÖK HÜCRE BAĞIŞ KAMPANYASI, VATANDAŞLARDAN YOĞUN İLGİ GÖRDÜ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Adana’da düzenlenen kan ve kök hücre bağış kampanyası, vatandaşlardan yoğun ilgi gördü.</p><br/><p>Türk Kızılayı ile Başkent Üniversitesi Adana Dr. Turgut Noyan Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğinde "Birbirimize Candan Bağlıyız" sloganıyla kan ve kök hücre bağış kampanyası düzenlendi. Etkinlikte, gönüllü bağışçılar kan ve kök hücre bağışında bulunarak hayat kurtarmaya destek verdi.</p><br/><p>Yüreğir Başkent Hastanesi’nde düzenlenen kampanya kapsamında gün boyunca bağış kabul edilirken, sağlık ekipleri bağış süreci hakkında vatandaşları bilgilendirdi. Yetkililer, düzenli kan bağışının sağlık sistemi açısından büyük önem taşıdığına dikkat çekerek, özellikle yaz aylarında artan kan ihtiyacının karşılanabilmesi için vatandaşları duyarlı olmaya davet etti.</p><br/><p>Türk Kızılayı yetkilileri, tek bir ünite kanın birden fazla hastanın tedavisinde kullanılabildiğini belirterek, gönüllü bağışçı sayısının artırılmasının hayati önem taşıdığını ifade etti. Kampanya kapsamında kök hücre bağışı konusunda da bilgilendirme yapılarak, uygun donör adaylarının sisteme kayıtları alındı.</p><br/><br/><p>"Yaz mevsimi için planlama yapacağız"</p><br/><p>Kampanyaya ilişkin açıklama yapan Türk Kızılayı Adana Kan Bağış Merkezi Müdürü Dr. Ahmet Yönder, "18-60 yaş arası tüm sağlıklı bireylerden kan alıyoruz. Adana bölgesi olarak günlük ihtiyaçların tamamı karşılanıyor. Stoklarımızda herhangi bir sıkıntı yok. Günlük alınan kan bağış sayıları hastanelerin ihtiyaçlarını karşılıyor. Bundan sonra yaz mevsimi geliyor ve umarım yaz aylarında da bir sıkıntı yaşamayız. Ona göre planlamamızı yapacağız" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>"Kan bağışı çok önemli"</p><br/><p>Başhekim Yardımcısı Dr. Hasan Yeşilağaç ise, kan bağışı için insanların duyarlı olması gerektiğine vurgu yaparak, "İnsanlarımız toplumsal olaylarda kan bağışı yapmak için duyarlı oluyor ama sürekli kan tüketiliyor. İnsanlar yaptıkları bağışlarla hayata dokunuyorlar. Kan bağışı çok önemli. Kan ihtiyacının ne kadar önemli olduğunu şu anda hastaları hastanede yatan insanlar biliyor. Belki burada ilk kez kan verenler daha sonra düzenli kan bağışçısı haline gelecekler" diye konuştu.</p><br/><p>İlk kez kan bağışı yapan vatandaşlardan Tülay Şahin, "Hastanede hastamız yatıyor ve onun için kan bağışında bulunuyorum. Kan bağışının önemini burada anladık, herkesin kan vermesi gerek. Ben de bundan sonra düzenli bağış yapacağım" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-0-1781676304.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-1-1781676304.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-2-1781676305.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-3-1781676306.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-4-1781676307.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-5-1781676307.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-6-1781676308.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:05:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/adanada-kan-ve-kok-hucre-bagis-kampanyasina-yogun-ilgi-1781676303.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Uzmandan keratokonus uyarısı: Erken teşhis kornea naklini önleyebiliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor-925418</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor-925418</guid>
                <description><![CDATA[HG HOSPİTAL GÖZ SAĞLIĞI VE HASTALIKLARI UZMANI OPR. DR. NEJMİ ÖZTÜRK, DEPREM SONRASI DEVAM EDEN İNŞAAT FAALİYETLERİ VE ÇEVRESEL ETKENLERİN GÖZ SAĞLIĞINI OLUMSUZ ETKİLEDİĞİNİ BELİRTEREK, ALERJİK GÖZ HASTALIKLARININ KERATOKONUS RİSKİNİ ARTIRABİLDİĞİNİ SÖYLEDİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>HG Hospital Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nejmi Öztürk, deprem sonrası devam eden inşaat faaliyetleri ve çevresel etkenlerin göz sağlığını olumsuz etkilediğini belirterek, alerjik göz hastalıklarının keratokonus riskini artırabildiğini söyledi.</p><br/><p>Kahramanmaraş’ta deprem sonrası oluşan yoğun toz ve bölgedeki bitki örtüsüne bağlı alerjenlerin göz hastalıklarını tetiklediğini ifade eden Göz Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Opr. Dr. Nejmi Öztürk, keratokonus hastalığının özellikle alerjik göz rahatsızlığı bulunan kişilerde daha sık görüldüğünü kaydetti. Öztürk, "Deprem bölgesinde bulunmamız ve kentimizde devam eden inşaat çalışmaları nedeniyle yoğun toz oluşuyor. Ayrıca bitki örtüsüne bağlı olarak alerjik göz hastalıkları da sık görülüyor. Kalıcı göz hastalıklarından biri olan keratokonus, gözlük veya kontakt lensle görmenin tam olarak düzeltilemediği hastalıkların en sık görülenlerinden biridir. Keratokonus hastalarının yaklaşık yüzde 60’ında alerjik göz hastalığı öyküsü bulunmaktadır. Tozlu ortam ve bitki örtüsüne bağlı alerjilerin sık görülmesi nedeniyle bölgemizde keratokonus hastalığına da sık rastlıyoruz" dedi.</p><br/><br/><p>"Kornea nakline ihtiyaç azaldı"</p><br/><p>Geçmişte keratokonus hastalarının ileri yaşlarda kornea nakline ihtiyaç duyabildiğini belirten Öztürk, günümüzde uygulanan modern tedavi yöntemleri sayesinde hastalığın ilerlemesinin büyük ölçüde durdurulabildiğini ifade etti.</p><br/><p>Cross-linking tedavisinin keratokonusun ilerlemesini önlemede önemli rol oynadığını vurgulayan Öztürk, "Geçmişte keratokonus hastalığının etkili bir tedavisi bulunmuyordu. Hastalar genellikle 35’li yaşlara geldiklerinde kornea nakline ihtiyaç duyuyorlardı. Günümüzde ise erken teşhis ve tedavi sayesinde, ’cross-linking’ adı verilen yöntemle hastalığın ilerlemesi büyük ölçüde durdurulmaktadır. Bunun yanı sıra halka tedavileri ve topografi kılavuzlu excimer lazer uygulamalarıyla hastalarımızı gözlükten de kurtarabiliyoruz. Keratokonus tedavisindeki bu gelişmeler sayesinde birçok hastanın kornea nakline ihtiyaç duymasının önüne geçilmektedir. Uygun hastalarda topografi kılavuzlu excimer lazer uygulamasının ardından yapılan cross-linking tedavisiyle elde edilen sonuçlar daha kalıcı hale getirilebilmektedir" diye konuştu.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor-0-1781676007.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor-1-1781676008.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 17 Jun 2026 09:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/uzmandan-keratokonus-uyarisi-erken-teshis-kornea-naklini-onleyebiliyor-1781676006.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Muratpaşadan Parkinson hastalarına hareket desteği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/muratpasadan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi-925369</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/muratpasadan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi-925369</guid>
                <description><![CDATA["PARKİNSON HAREKET AKADEMİ" PROGRAMI İÇİN BAŞVURULAR BAŞLADI. KONTENJANLA SINIRLI OLAN PROGRAMA BAŞVURULAR 24 HAZİRAN'DA SONA ERECEK.  (ARŞİV)]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Muratpaşa Belediyesi’nin, Parkinson hastalığının ilk evresindeki bireylerin yaşam kalitesini artırmak amacıyla hayata geçirdiği "Parkinson Hareket Akademi" programı için başvurular başladı. Kontenjanla sınırlı olan programa başvurular 24 Haziran’da sona erecek.</p><br/><p>Parkinson hastalarının günlük yaşam becerilerini korumalarına ve fiziksel hareketliliklerini artırmalarına destek olmayı hedefleyen program kapsamında başlangıç seviyesindeki fizik tedavi egzersizleri çeşitli aktivitelerle birleştirilerek daha eğlenceli ve sürdürülebilir hale getirilecek. Katılımcılar, fizyoterapist eşliğinde gerçekleştirilecek uygulamalarla hem hareket kabiliyetlerini geliştirme hem de sosyal etkileşimlerini artırma fırsatı bulacak.</p><br/><br/><p>Hareketli yaşama teşvik</p><br/><p>Beyindeki hareket kontrolünden sorumlu hücrelerin zamanla kaybedilmesi sonucu ortaya çıkan Parkinson hastalığı; titreme, kaslarda sertlik, hareketlerde yavaşlama ve denge problemleri gibi belirtilerle kendini gösteriyor. Hastalığın erken dönemlerinde düzenli fiziksel aktivite ve egzersiz, hareket kabiliyetinin korunmasına, denge ve koordinasyonun desteklenmesine katkı sağlıyor. Parkinson tedavisinde ilaç kullanımının yanı sıra fiziksel aktivite de önemli bir destekleyici olarak öne çıkıyor.</p><br/><p>Kayıt sürecinin tamamlanmasının ardından eğitimler 29 Haziran’da başlayacak. İki ay sürecek program kapsamında katılımcılar, planlanan eğitim ve egzersiz programına dahil olacak.</p><br/><p>Kontenjanla sınırlı programa kayıtlar ise 444 80 07 numaralı Turunç Masa hattı üzerinden gerçekleştiriliyor.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 16 Jun 2026 11:10:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/muratpasadan-parkinson-hastalarina-hareket-destegi-1781597403.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Basit önlemlerle polen alerjisi şikayetlerini azaltmak mümkün</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun-925311</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun-925311</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK İMMÜNOLOJİSİ VE ALERJİ HASTALIKLARI UZMANI DR. VEYSEL KARAKULAK, ALERJİK ÇOCUKLARDA POLEN MEVSİMİNDE ALINACAK BASİT ÖNLEMLERİN YAŞAM KALİTESİNİ ÖNEMLİ ÖLÇÜDE ARTIRABİLECEĞİNİ BELİRTTİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirterek, "Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Rüzgarlı günlerde açık havada uzun süre kalınmamalıdır. Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir" dedi.</p><br/><p>İlkbahar ve yaz aylarında havaya yayılan polenler, çocuklarda alerjik şikayetlerin artmasına neden oluyor. Burun akıntısı, sürekli hapşırık, gözlerde kaşıntı ve sulanma gibi belirtiler çoğu zaman soğuk algınlığıyla karıştırılabiliyor. Uzmanlar ise özellikle alerjik çocuklarda polen mevsiminde alınacak basit önlemlerin yaşam kalitesini önemli ölçüde artırabileceğini belirtiyor.</p><br/><p>Medical Park Seyhan Hastanesi Çocuk İmmünolojisi ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Dr. Veysel Karakulak, polen alerjisinin bağışıklık sisteminin havadaki polenlere aşırı tepki vermesi sonucu ortaya çıktığını söyledi.</p><br/><p>"Polenler sadece burunu değil, gözleri ve akciğerleri de etkileyebiliyor"</p><br/><p>Polen alerjisinin özellikle ilkbahar, yaz ayları ve sonbaharın başlangıcında sık görüldüğünü belirten Uzm. Dr. Karakulak, "Çayır, çimen, ot ve ağaçların ürettiği polenler solunum yoluyla vücuda girerek alerjik reaksiyonlara neden olur. Bağışıklık sistemi polenleri zararlı bir madde olarak algılar ve histamin gibi kimyasallar salgılayarak çeşitli belirtilere yol açar. Bu durum halk arasında saman nezlesi ya da alerjik rinit olarak bilinir. Polenler aynı zamanda alerjik göz nezlesine ve astım ataklarına da neden olabilir" diye konuştu.</p><br/><p>Polen alerjisi olan çocuklarda burun akıntısı ve tıkanıklığı, sık hapşırık, gözlerde sulanma, kaşıntı ve kızarıklık, öksürük ile hırıltılı solunum gibi şikayetlerin arttığını belirten Uzm. Dr. Karakulak, belirtilerin polen yoğunluğunun arttığı dönemlerde daha belirgin hale geldiğini ifade etti.</p><br/><p>"Polenden tamamen kaçmak mümkün değil ama maruziyet azaltılabilir"</p><br/><p>Alerji belirtilerini kontrol altına almanın ilk adımının polen maruziyetini azaltmak olduğunu vurgulayan Uzm. Dr. Karakulak, ailelere şu önerilerde bulundu:</p><br/><p>"Polen yoğunluğunun yüksek olduğu sabah erken saatlerde ve öğle saatlerinde mümkün olduğunca dışarı çıkılmamalıdır. Rüzgarlı günlerde açık havada uzun süre kalınmamalıdır. Çocukların dışarı çıkarken güneş gözlüğü kullanması, özellikle çayır ve çimenlerin yoğun olduğu alanlarda maske takması faydalı olabilir. Uzun kollu kıyafetler ve şapka kullanımı da polenlerin cilt ve saçlara tutunmasını azaltır."</p><br/><p>"Eve dönüşte kıyafet değiştirilmeli"</p><br/><p>Polenlerin fark edilmeden ev ortamına taşınabildiğini dile getiren Uzm. Dr. Karakulak, "Dışarıdan eve dönüldüğünde kıyafetler değiştirilmeli, mümkünse duş alınmalıdır. Polenlerin çamaşırlara yapışmasını önlemek için kıyafetler açık havada kurutulmamalıdır. Evde pencerelerin uzun süre açık bırakılmaması ve hava filtrelerinden yararlanılması da polen yükünü azaltmaya yardımcı olur" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>"Açık hava oyunları tamamen yasaklanmamalı"</p><br/><p>Polen alerjisi olan çocukların açık havada vakit geçirmesinin tamamen engellenmemesi gerektiğine değinen Uzm. Dr. Karakulak, doğru saatlerin tercih edilmesinin önemli olduğunu söyledi.</p><br/><p>Uzm. Dr. Karakulak, "Çocuklar fiziksel aktivite ve sosyal gelişim açısından açık havada zaman geçirmeye ihtiyaç duyarlar. Polen yoğunluğunun daha düşük olduğu akşam saatlerinin tercih edilmesi, belirtilerin azaltılmasına yardımcı olabilir" dedi.</p><br/><p>"Klima doğru kullanılırsa faydalı olabilir"</p><br/><p>Yaz aylarında klima kullanımının alerjik çocuklar için çoğu zaman endişe kaynağı olduğunu belirten Uzm. Dr. Karakulak, "Doğru kullanıldığında klimanın fayda sağlayabilir. Klimalar havadaki polen ve ev tozu akarlarının filtrelenmesine yardımcı olabilir. Aynı zamanda sıcaklık ve nemi dengeleyerek çocukların daha rahat nefes almasını sağlar. Ancak filtrelerin düzenli temizlenmemesi durumunda polenler ve diğer alerjenler ortama yeniden yayılabilir. Bu da alerjik şikayetlerin artmasına yol açabilir. Klima kullanımında ideal ortam sıcaklığı 23-25 derece arasında olmalıdır. Cihaz doğrudan çocuğun üzerine üflememesi gerekir. Ayrıca ortam neminin yüzde 40-50 seviyelerinde tutulması solunum yollarının korunması açısından önemlidir" dedi.</p><br/><p>"Polen alerjisi ateş yapmaz"</p><br/><p>Polen alerjisinin sık sık soğuk algınlığıyla karıştırıldığına dikkat çeken Karakulak, iki durum arasında önemli farklar bulunduğunu belirtti.</p><br/><p>Uzm. Dr. Karakulak, "Polen alerjisinde yoğun kaşıntı, sık hapşırık ve göz belirtileri ön plandadır. Ateş ve yaygın vücut ağrıları görülmez. Soğuk algınlığı ise viral enfeksiyon kaynaklıdır, bulaşıcıdır ve genellikle bir hafta içinde düzelir. Alerjik belirtiler ise polen maruziyeti sürdüğü sürece haftalar hatta aylar boyunca devam edebilir" diye konuştu.</p><br/><p>Hangi durumlarda uzmana başvurulmalı?</p><br/><p>Polen alerjisinin çocukların günlük yaşamını olumsuz etkileyebildiğini söyleyen Uzm. Dr. Karakulak, "Belirtiler çocuğun uyku düzenini bozuyor, okul başarısını etkiliyor veya yaşam kalitesini düşürüyorsa mutlaka bir çocuk alerji ve immünoloji uzmanına başvurulmalıdır. Gerekli durumlarda alerji testleri yapılabilir ve uygun tedavi planlanabilir" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 15 Jun 2026 13:25:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/basit-onlemlerle-polen-alerjisi-sikayetlerini-azaltmak-mumkun-1781519107.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Stres ve vitamin eksikliği ağız içi yaraları tetikliyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor-925223</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor-925223</guid>
                <description><![CDATA[DOÇ. DR. NESLİHAN YAPRAK BARIT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Toplumun yaklaşık yüzde 20-25’ini hayatlarının bir döneminde etkileyen ağız içi yaralar, yemek yemeyi, konuşmayı ve günlük yaşamı zorlaştıran ağrılı lezyonlar arasında yer alıyor. Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, "Aftlar genellikle kendiliğinden iyileşse de sık tekrarlayan veya 2 haftadan uzun süren yaralarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır" dedi.</p><br/><p>Ağız içi yaralar, yani aftlar, toplumda sık görülen ve kişinin günlük yaşam konforunu ciddi şekilde etkileyen sağlık sorunları arasında yer alıyor. Yemek yemeyi, konuşmayı, diş fırçalamayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilen bu ağrılı lezyonların toplumun yaklaşık yüzde 20-25’ini hayatlarının bir döneminde etkilediği belirtiliyor. Özellikle tekrarlayan ağız yaralarının kadınlarda erkeklere göre daha yaygın görüldüğünü ifade eden Memorial Antalya Hastanesi Kulak Burun Boğaz ve Baş Boyun Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Neslihan Yaprak Barıt, aftların genetik yatkınlık, stres, beslenme yetersizlikleri ve bağışıklık sistemiyle ilgili çok sayıda faktörle ilişkili olabileceğini söyledi. Ağız içi yaraların genellikle kendiliğinden iyileştiğini ancak tekrarlayan vakalarda dikkatli olunması gerektiğini belirten Doç. Dr. Barıt, "Bu ağrılı lezyonlar günlük yaşamı, yemek yemeyi, konuşmayı ve hatta gülümsemeyi bile zorlaştırabilir. Aftlar çoğu zaman kendiliğinden iyileşir ancak sık tekrarlayan vakalarda altta yatan nedenlerin araştırılması büyük önem taşır" dedi.</p><br/><br/><p>Nedeni tam olarak bilinmiyor</p><br/><p>Ağız içi yaraların bulaşıcı olmadığını ve uçukla karıştırılmaması gerektiğini vurgulayan Barıt, aftların kesin nedeninin tam olarak bilinmediğini belirtti. Doç. Dr. Barıt, "Ağız içi yaralar bulaşıcı değildir ve uçuk ile karıştırılmamalıdır. Aftların kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte çok faktörlü bir tablo söz konusudur" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Yanak veya dudak içini ısırma, sert yiyecekler, diş fırçalama sırasında oluşan tahrişler ya da protez kaynaklı yaralanmaların aftları tetikleyebileceğini aktaran Barıt, stres ve psikolojik faktörlerin de ağız içi yaralarda önemli rol oynadığını söyledi. B12 vitamini, demir, çinko ve folik asit eksikliklerinin aft oluşumunda etkili olabileceğine dikkat çeken Barıt, bağışıklık sisteminin zayıfladığı grip, yorgunluk ve uykusuzluk dönemlerinde de ağız içi yaraların daha sık görülebildiğini kaydetti. Asitli, baharatlı ve sert yiyeceklerin ağız içi yaraları artırabileceğini belirten Barıt, "Portakal, domates gibi asitli gıdalar, baharatlı ve sert yiyecekler ağız içini tahriş ederek mevcut yaraların ağrısını artırabilir. Ayrıca Behçet hastalığı, çölyak hastalığı, Crohn hastalığı ve ülseratif kolit gibi otoimmün veya inflamatuar hastalıklar da tekrarlayan ağız yaralarıyla ilişkili olabilir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Yemek yemek ve konuşmak zorlaşabiliyor</p><br/><p>Ağız içi yaraların özellikle asitli ya da sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyete neden olabileceğini belirten Doç. Dr. Barıt, aftların genellikle beyaz veya sarı renkli yaralar şeklinde görüldüğünü, çevresinde ise kırmızı bir halka oluştuğunu ifade etti. Bu lezyonların kişinin günlük yaşamını olumsuz etkilediğini söyleyen Barıt, "Ağız içi yaralarda şiddetli ağrı, yanma ve hassasiyet görülebilir. Bu şikayetler özellikle asitli veya sıcak yiyeceklerle temas ettiğinde artar. Yutma, konuşma ya da diş fırçalama sırasında rahatsızlık daha belirgin hale gelebilir" dedi.</p><br/><br/><p>10 günde geçmezse dikkat</p><br/><p>Aftların çoğu zaman 7 ila 10 gün içinde iyileştiğini belirten Doç. Dr. Barıt, yaraların uzun sürmesi ya da sık tekrarlaması halinde mutlaka uzmana başvurulması gerektiğini vurguladı. Barıt, "Aftlar genellikle 7-10 günde geçer. Ancak sık tekrarlıyor veya 2 haftadan uzun sürüyorsa, altta yatan bir sistemik sorun olabileceği için kulak burun boğaz ve baş boyun cerrahisi uzmanına başvurmak gerekir" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Büyük, derin, sık tekrarlayan ya da tedaviye rağmen iyileşmeyen yaralarda zaman kaybedilmemesi gerektiğini belirten Barıt, yüksek ateş, lenf bezi şişliği ve kilo kaybı gibi ek belirtilerin de önemli uyarı işaretleri olduğunu söyledi. Doç. Dr. Barıt, "Yaralar 2 haftadan uzun sürüyorsa, çok büyük, derin veya çok sık tekrarlıyorsa, yüksek ateş, lenf bezi şişliği ve kilo kaybı gibi ek belirtiler varsa ya da tedaviye rağmen iyileşmiyorsa mutlaka uzman değerlendirmesi gerekir" dedi.</p><br/><br/><p>Stres ağız içi yaralarda da başrolde</p><br/><p>Ağız içi yaraların önlenmesinde stres yönetiminin önemli bir yer tuttuğunu belirten Doç. Dr. Barıt, düzenli yaşam alışkanlıklarının atakları azaltabileceğini söyledi. Barıt, "Stres yönetimini öğrenmek, günlük egzersiz yapmak, meditasyonu hayata dahil etmek ve düzenli uykuya önem vermek ağız içi yaraların kontrolünde destekleyici olabilir" dedi.</p><br/><p>Dengeli beslenmenin, vitamin ve mineral eksikliklerinin kontrol ettirilmesinin önemine de değinen Barıt, ağız hijyeninin ihmal edilmemesi gerektiğini belirtti. Doç. Dr. Barıt, "Dengeli beslenmeye özen gösterilmeli, vitamin ve mineral eksiklikleri kontrol ettirilmeli, ağız hijyenine dikkat edilmeli ve tahriş edici faktörlerden kaçınılmalıdır. Düzenli diş hekimi ve kulak burun boğaz hastalıkları uzmanı kontrolleri de ihmal edilmemelidir" diye konuştu.</p><br/><br/><p>Evde uygulanabilecek yöntemler</p><br/><p>Çoğu ağız içi yaranın kendiliğinden iyileştiğini ancak ağrı ve iyileşme süresini azaltmak için bazı basit uygulamalardan destek alınabileceğini belirten Doç. Dr. Barıt, tuzlu su veya karbonatlı su ile gargaranın fayda sağlayabileceğini ifade etti. Barıt, "Günde 3-4 kez tuzlu su veya karbonatlı su ile gargara yapılabilir. Papatya ya da ada çayı demlenerek gargara olarak kullanılabilir. Doğal bal, Hindistan cevizi yağı veya dut pekmezi uygulaması da destekleyici yöntemler arasında yer alabilir" dedi.</p><br/><p>Ağız içini tahriş eden gıdalardan uzak durulması gerektiğini vurgulayan Barıt, "Asitli, baharatlı ve sert yiyeceklerden uzak durmak, yumuşak kıllı diş fırçası tercih etmek ve SLS yani sodyum lauril sülfat içermeyen diş macunu kullanmak ağız içi tahrişleri azaltmaya yardımcı olabilir" ifadelerini kullandı.</p><br/><br/><p>Uzman kontrolünde tedavi gerekebilir</p><br/><p>Evde yapılan uygulamaların fayda göstermediği durumlarda uzman kontrolünde tedavi seçeneklerinin devreye girdiğini belirten Doç. Dr. Barıt, topikal kortikosteroid jel veya spreyler, antiseptik ağız gargaraları, lokal anestezik içeren ağrı kesici jeller ve eksiklik tespit edilmesi halinde vitamin ile mineral takviyelerinin kullanılabileceğini söyledi. Sık ve şiddetli tekrarlayan vakalarda daha ileri tedavilerin gündeme gelebileceğini belirten Barıt, "Uygun vakalarda düşük seviyeli lazer tedavisi uygulanabilir. Sık ve şiddetli tekrarlayan ağız içi yaralarında ise sistemik kortikosteroid veya immünsüpresif ilaçlar uzman kontrolünde kullanılabilir. Günümüzde ağız içi yaralar modern yaklaşımlar ve basit önlemlerle daha konforlu şekilde yönetilebiliyor" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 14 Jun 2026 10:35:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/stres-ve-vitamin-eksikligi-agiz-ici-yaralari-tetikliyor-1781422502.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kardiyoloji uzmanından gençlerde artan kalp krizi vakalarına karşı uyarı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kardiyoloji-uzmanindan-genclerde-artan-kalp-krizi-vakalarina-karsi-uyari-925154</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kardiyoloji-uzmanindan-genclerde-artan-kalp-krizi-vakalarina-karsi-uyari-925154</guid>
                <description><![CDATA[PROF. DR. AHMET AKÇAY]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Özel Sular Akademi Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay, son yıllarda gençlerde kalp krizi vakalarında artış gözlendiğini belirterek, özellikle sıcak havalarda susuz kalmanın ve bilinmeyen risk faktörlerinin ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini söyledi.</p><br/><p>Ülke geneli havaların ısınmasıyla birlikte kalp ve damar hastalıkları açısından risklerin arttığına dikkat çeken Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Akçay genç yaşlarda görülen kalp krizi vakalarının altında çoğu zaman fark edilmeyen sağlık problemlerinin bulunduğunu ifade etti.</p><br/><p>Özellikle yoğun tempolu spor ve egzersizlerin, risk taşıyan kişilerde ciddi ritim bozukluklarına ve kalp krizine neden olabileceğini söyleyen Dr. Akçay, "Son zamanlarda gençlerde özellikle kalp krizi yoğun olarak görüyoruz. Bunların nedenleri ise, havalar ısınmaya başladı, susuz kaldığımız zaman bir de daha önceden risk faktörü olan, pek çok risk faktörü olan insanlar bu riskinin farkında olmadığı için özellikle birden yoğun tempolu spor aktivitesi gibi bir zorlamaya girdiği zaman ciddi ritim problemleri olabiliyor ve bunun sonucunda da kalp kriziyle karşılaşılıyor. Bu her insanın riskini, aile öyküsünü önceden bir taranması gerekir. Risk faktörlerinin gözden geçirilmesi gerekir. Bunun sonucunda da herhangi risk varsa da ona yönelik önceden tedavisini veya uygun şekilde sporunu ve egzersizini düzenlenmesi uygun olur" dedi.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kardiyoloji-uzmanindan-genclerde-artan-kalp-krizi-vakalarina-karsi-uyari-0-1781334907.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kardiyoloji-uzmanindan-genclerde-artan-kalp-krizi-vakalarina-karsi-uyari-1-1781334908.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 13 Jun 2026 10:15:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kardiyoloji-uzmanindan-genclerde-artan-kalp-krizi-vakalarina-karsi-uyari-1781334907.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde 9 ayda tamamlanan Nöroloji Polikliniği açıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-925128</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-925128</guid>
                <description><![CDATA[AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ HASTANESİ NÖROLOJİ POLİKLİNİĞİ YENİ BİNASI 9 AY GİBİ KISA BİR SÜREDE TAMAMLANARAK HASTA KABULÜNE BAŞLADI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesi Nöroloji Polikliniğinin yeni binası, 9 ay gibi kısa bir sürede tamamlanarak hasta kabulüne başladı.</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Hastanesinde Nöroloji Polikliniğinin yeni binasının açılışı gerçekleştirildi. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi K Blok yanına yapılan Nöroloji Polikliniği, N Blok olarak hizmet vermeye başladı. Konuşmasında 9 ay gibi kısa bir süre önce atılan mütevazı temelin bugün dev bir hizmet kurumuna dönüşmesinden duyduğu mutluluğu dile getiren Antalya Valisi Hulusi Şahin, "Burada herkesin karınca kararınca destek olması lazım. Bu hususta Antalya, Türkiye’ye örnek şehirlerden biridir. Eğitimde devletin yapmış olduğu her bir dersliğe Antalyalılar bir derslik daha eklediler. Bu Türkiye’de eşi benzeri olmayan bir başarıdır. Sağlıkta da son dönemde büyük bir atak var. Bugün burada üç sağlık kuruluşunun açılışını, birinin de temel atmasını gerçekleştiriyoruz. Hepsi de hayırseverlerimizin eseri" dedi.</p><br/><br/><p>2 bin yataklı dev sağlık üssü</p><br/><p>Kurumsal desteklerin de sağlık yatırımlarında büyük rol oynadığını belirten Vali Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü öncülüğünde yürütülen projeler hakkında bilgileri paylaştı. Bankalar Birliği’nden 100 milyon TL, Ticaret ve Sanayi Odası’ndan ise 50 milyon TL’lik önemli desteklerin sağlandığını açıklayan Vali Şahin, "Arkamızda yükselen 900 yataklı büyük sağlık yuvası, ana binamızla entegre olacak. Böylece 2 bin yatağın üzerinde kapasitesiyle Türkiye’nin belki de en büyük üniversite hastanesine kavuşmuş olacağız. Devam eden güçlendirme çalışmaları bittiğinde Antalya hem bina güvenliği hem de sunulan hizmet kalitesiyle Türkiye’ye örnek bir sağlık üssü haline gelecek" şeklinde konuştu.</p><br/><p>Nöroloji Polikliniğini 9 ay gibi çok kısa bir sürede tamamlayan hayırsever İrfan Aktaş’a ve yüklenici firma yetkilisi Özcan Bey’e teşekkür eden Vali Şahin, bu hızlı ve disiplinli çalışmanın diğer kurum, kuruluş ve firmalara da örnek olması gerektiğini belirtti.</p><br/><br/><p>"81 milyon liralık yatırımda hayırsever imzası"</p><br/><p>Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan ise, toplam 2 bin 111 metrekare kapalı alana sahip olan yeni poliklinik binasının 81 milyon 68 bin TL bütçeyle tamamlandığını söyledi. Rektör Özkan, projenin en dikkat çekici yönünün ise maliyetinin yüzde 35’inin (27 milyon 868 bin TL) hayırsever İrfan Aktaş tarafından karşılanması, yatırımın kalan yüzde 65’lik kısmının ise Akdeniz Üniversitesi’nin öz kaynaklarıyla finanse edilmesi olduğunu ifade etti. Rektör Özkan, "Burada hem üniversitemizin kaynaklarını doğru kullanma iradesi var hem de Antalya’nın hayırseverlik geleneğine yakışan çok değerli bir katkı var. Değerli hayırseverimiz İrfan Aktaş’a gönülden teşekkür ediyorum. Kazancın insan hayatına nasıl dokunduğu bambaşka bir anlam taşır. Aktaş’ın desteği, yıllar boyunca burada hizmet alacak hastalarımızın hayatında güzel bir iz bırakacaktır" dedi.</p><br/><br/><p>"Nöroloji hastalarına üst düzey konfor ve mimaride estetik"</p><br/><p>Yeni binanın sadece teknik bir ihtiyacı karşılamadığını, aynı zamanda hasta konforunu ve çalışma ortamını iyileştiren bir mimariye sahip olduğunu belirten Rektör Özkan, nöroloji hastalarının birçoğunun uzun süreli takip gerektirdiğini ve hastaneye ulaşımda zorluklar yaşayabildiğini hatırlattı. Rektör Özkan, binanın planlanmasında Mimarlık Fakültesi ile ortak çalışılarak ferah ve insana güven veren bir tasarım ortaya çıkarıldığını söyledi. Rektör Özkan, yeni binada modern poliklinik odaları, EEG ve EMG üniteleri, müdahale alanları, nörosonoloji birimi, derslikler ve toplantı salonları, akademik çalışma alanları olduğunu ifade etti.</p><br/><br/><p>Antalya’nın iş dünyasına güçlü çağrı</p><br/><p>Yurt dışındaki güçlü üniversitelerde hayırsever katkısının çok görünür olduğunu belirten Rektör Özkan, Türkiye’nin köklü vakıf ve dayanışma kültürüne atıfta bulunarak, Antalya iş dünyasına çağrıda bulundu. Rektör Özkan, "Antalya, turizmiyle, tarımıyla, ticaretiyle çok güçlü bir şehir. Bugün buradan Antalya’nın hayırseverlerine, iş insanlarına samimi bir çağrıda bulunmak istiyorum: Akdeniz Üniversitesiyle daha güçlü bağ kurun. Sağlığa, eğitime ve bilime yapılan her katkı bu şehrin geleceğine değer katar" dedi.</p><br/><br/><p>"Akdeniz Üniversitesi hastanesi baştan aşağı yenileniyor"</p><br/><p>Konuşmasında üniversite hastanesindeki diğer büyük yatırımların da müjdesini veren Rektör Özkan, 900 yataklı yeni hastane binasının inşaatının hızla yükseldiğini ve daha önce talihsiz bir yangın atlatan B Blok’taki güçlendirme çalışmalarının sürdüğünü belirtti. Hedeflerinin Akdeniz Üniversitesi Hastanesini ülkenin en önemli sağlık merkezlerinden biri haline getirmek olduğunu vurgulayan Rektör Özkan, projede emeği geçen mimarlara, teknik ekibe, yüklenici firmaya ve açılışı onurlandıran tüm devlet protokolüne teşekkür etti.</p><br/><br/><p>"Onlar olmasaydı bu proje gerçekleşmezdi"</p><br/><p>Projenin hayata geçirilmesinde emeği olan isimlere tek tek teşekkür eden hayırsever İrfan Aktaş ise, Rektör Prof. Dr. Özlenen Özkan ve Prof. Dr. Ömer Özkan’ın projenin "olmazsa olmazı" olduğunu vurguladı. Aktaş, "Daha önce de birçok değerli kuruluşa bina yardımlarında bulunmuştum ama inanın bizi en fazla heyecanlandıran, Akdeniz Üniversitesi’ne yapmış olduğumuz katkılarla oluşturulan Nöroloji Kliniği oldu. Bu projenin olmazsa olmazı Rektörümüz Prof. Dr. Özlenen Hanım ve Prof. Dr. Ömer Özkan hocamdır. Onlar olmasaydı bu proje gerçekleşmezdi. Kendilerine ayrıca çok teşekkür ederim" dedi.</p><br/><p>Aktaş, kliniğin iletişim sürecini yürüten Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre’ye, Rektörlük Özel Kalem Müdürü Ayla Aksay’a, projeyi çizerek uygulanır hale getiren Mimarlık Fakültesi’ne ve inşaat imalatını üstlenen müteahhit Özcan Bey’e şükranlarını sundu. Binanın hizmet kalitesini omuzlayacak olan sağlık kadrosunu da unutmayan Aktaş, görevlerinde başarılar dileyerek, "Yeni kliniğimiz Antalya’mıza hayırlı uğurlu olsun" sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.</p><br/><p>İrfan Aktaş ve ailesine plaket takdimi sonrası İl Müftü Yardımcısı Ramazan Özgün Türkmen, protokolle dua eşliğinde kurdele kesimini gerçekleştirdi. Ardından heyet binayı gezdi. Açılışa Antalya Valisi Hulusi Şahin, Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan’ın yanı sıra Adli Yargı ve Adalet Komisyonu Başkanı Hayati Karaaslan, Antalya Milletvekilleri Av. Mustafa Köse, Av. İbrahim Ethem Taş, Prof. Dr. Tuncer Karpuzoğlu Organ Nakli ve İleri Sağlık Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Ömer Özkan, Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Ayşe Gülbin Arıcı, Prof. Dr. Şükrü Özen, Prof. Dr. Cengiz Toker, Hastane Başhekimi Prof. Dr. Yıldıray Çete, hayırsever İrfan Aktaş ve eşi, Genel Sekreter Dr. Ali Evren İmre, fakülte dekanları, başhekim yardımcıları, hastane yöneticileri ve çalışanlar katıldı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-0-1781273104.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-1-1781273105.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-2-1781273106.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-3-1781273107.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-4-1781273107.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-5-1781273108.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-6-1781273109.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-7-1781273110.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-8-1781273110.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-9-1781273111.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-10-1781273112.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-11-1781273113.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 17:05:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/akdeniz-universitesi-hastanesinde-9-ayda-tamamlanan-noroloji-poliklinigi-acildi-1781273103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Psikolog Giriş: YKS ve LGSde asıl sorun sınava yüklenen anlam</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/psikolog-giris-yks-ve-lgsde-asil-sorun-sinava-yuklenen-anlam-925096</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/psikolog-giris-yks-ve-lgsde-asil-sorun-sinava-yuklenen-anlam-925096</guid>
                <description><![CDATA[KLİNİK PSİKOLOG DİLARA BOYRAZ GİRİŞ, BELİRLİ DÜZEYDE HİSSEDİLEN SINAV KAYGISININ DOĞAL VE HATTA GEREKLİ OLDUĞUNA DİKKAT ÇEKTİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, belirli düzeyde hissedilen sınav kaygısının doğal ve hatta gerekli olduğuna dikkat çekti.</p><br/><p>YKS ve LGS’ye sayılı günler kala hem öğrencilerde hem de ailelerde heyecan ve kaygı arttı. Konuyla ilgili Acıbadem Adana Hastanesi’nden Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş açıklamalarda bulundu.</p><br/><p>"Kaygı her zaman düşman değildir"</p><br/><p>Sınav döneminde çarpıntı, uyku düzeninde bozulma ve "Yeterince hazır mıyım?" düşüncesinin birçok öğrencide görülebileceğini ifade eden Giriş, "Belirli bir düzeydeki kaygı aslında bizim için gereklidir. Bizi uyanık, odaklanmış ve motive eder; sınava hazırlanmamızı sağlar, sınav anında ise performansımızı canlı tutar. Bu anlamda hafif bir gerginlik, tamamen ortadan kaldırılması gereken bir durum değil, yönetilmesi gereken bir enerjidir" dedi.</p><br/><p>"Asıl sorun sınava yüklenen anlam"</p><br/><p>Sınavın özünde yalnızca bilgi düzeyini değerlendirdiğini belirten Klinik Psikolog Dilara Boyraz Giriş, "Pek çok öğrenci ve aile farkında olmadan sınava çok daha ağır bir anlam yüklüyor. Sınav artık yalnızca bilgiyi değil, kişiliği, değeri ve geleceği ölçen bir araç haline geliyor. İşte tam bu noktada doğal bir gerginlik, zorlayıcı bir kaygıya dönüşüyor. Çünkü artık yalnızca bir sınava girilmiyor; kişi kendisini ispat etmek zorunda hissediyor" diye konuştu.</p><br/><p>"Olumsuz düşüncelerle mücadele etmek yerine onları fark edin"</p><br/><p>YKS ve LGS öncesinde "Hiçbir şey bilmiyorum" veya "Başaramazsam ne olur?" gibi düşüncelerin yaygın olduğunu ifade eden Giriş, daha sonra şunları söyledi:</p><br/><p>"Bu tür düşünceler çoğu zaman gerçeği yansıtmaz. Ancak onlarla sürekli tartışmaya çalışmak da çözüm değildir. Zihne gelen her kaygılı düşünceye cevap vermeye çalışmak, onları daha da güçlendirebilir. Öğrencilerin bu süreçte kendilerine, "Bu düşünceler beni rahatlattı mı, yoksa daha çok mu zorladı?" sorusunu yöneltmeleri faydalı olabilir."</p><br/><p>"Sınav anında önce yapabildiğiniz sorularla başlayın"</p><br/><p>Kaygının sınav sırasında artması halinde öğrencilerin bedenlerini sakinleştirecek yöntemlerden yararlanabileceğini kaydeden Dilara Boyraz Giriş, "Yavaş ve derin nefes almak, bedenin stres tepkisini doğrudan etkiler. Gergin hissedildiğinde kısa süreli esneme hareketleri yapılabilir veya dikkat sakin bir noktaya yönlendirilebilir. Ayrıca sınavda önce yanıtından emin olunan sorularla başlamak, özgüveni artırarak kaygının azalmasına yardımcı olur" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>"Sınav sonucu sizi tanımlamaz"</p><br/><p>Sınav sonuçlarının bir insanın değerini belirlemediğini vurgulayan Giriş, "Kendinizi yalnızca bir öğrenci olarak tanımladığınızda kimliğinizi gerekenden dar bir çerçeveye sıkıştırmış olursunuz. Oysa siz aynı zamanda bir birey, bir evlat, bir arkadaş; ilgi alanları ve hayalleri olan bir insansınız. Sınav, bu büyük tablonun yalnızca küçük bir parçasıdır" diye konuştu.</p><br/><p>YKS ve LGS sürecindeki öğrencilerin kendilerine karşı daha şefkatli olmaları gerektiğini belirten Giriş, "Olumsuz düşünceler geldiğinde onların farkına varın ve yerine kendinizi destekleyen cümleler koyun. ’Elimden geleni yaptım’, ’Sadece devam ediyorum’ gibi basit ifadeler hem sakinleşmeye hem de yeniden odaklanmaya yardımcı olabilir" dedi.</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:50:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/psikolog-giris-yks-ve-lgsde-asil-sorun-sinava-yuklenen-anlam-1781250603.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mersinde evde sağlık hizmetiyle hayatlar kolaylaşıyor</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-evde-saglik-hizmetiyle-hayatlar-kolaylasiyor-925083</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/mersinde-evde-saglik-hizmetiyle-hayatlar-kolaylasiyor-925083</guid>
                <description><![CDATA[MERSİN BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNİN EVDE SAĞLIK VE BAKIM HİZMETLERİ, YAŞLI, HASTA VE ENGELLİ VATANDAŞLARIN HAYATINA DOKUNMAYA DEVAM EDİYOR.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Mersin Büyükşehir Belediyesinin Evde Sağlık ve Bakım Hizmetleri, yaşlı, hasta ve engelli vatandaşların hayatına dokunmaya devam ediyor. 13 ilçede sürdürülen hizmet kapsamında ekipler, kişisel bakım, ev temizliği ve sağlık kontrolleriyle ihtiyaç sahiplerinin yaşam kalitesini artırıyor.</p><br/><p>Mersin Büyükşehir Belediyesi, doğumdan ölüme kadar yaşamın her aşamasında sunduğu sağlık ve sosyal destek hizmetleri kapsamında, sosyal belediyecilik anlayışının önemli örneklerinden biri olan evde sağlık ve bakım hizmetlerini aralıksız sürdürüyor. Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı ekipler, yaşlı, hasta ve engelli vatandaşların hayat kalitesini artırmak amacıyla 13 ilçede özveriyle görev yaparken, sundukları sağlık, bakım ve sosyal destek hizmetleriyle uzakları yakın edip ihtiyaç sahiplerinin yanında olmaya devam ediyor.</p><br/><p>Hizmet götürdükleri her evde bakım ve temizliğin ardından, memnuniyet ve gülümseyen yüzler bırakan ekipler, vatandaşlara moral kaynağı da oluyor. Büyükşehir Belediyesinin Evde Sağlık ve Bakım Hizmetleri ile yaşam kalitelerini kaybetmeden hayatlarını sürdüren vatandaşlar, kendilerini yalnız hissetmeyerek yaşamlarını sürdürüyor. Ekiplerin ilgisi sayesinde ilerleyen yaş, engel durumu ya da hastalık sebebiyle sıkıntılı bir hayat sürmek zorunda kalmayan vatandaşlar, ev içindeki tüm ihtiyaçları için ‘Alo 185 Teksin Çağrı Merkezi’ aracılığıyla Evde Sağlık ve Bakım Hizmetlerine ulaşabiliyor.</p><br/><br/><p>"Aldığımız bir hayır duası, işimizi daha büyük bir özveriyle yapmamızı sağlıyor"</p><br/><p>Sağlık İşleri Dairesi Başkanlığına bağlı Evde Sağlık ve Bakım Hizmetlerinde görev yapan Nurcan Tösten, ‘herkesin kimsesi’ olma ilkesiyle hareket eden Türkiye Belediyeler Birliği (TBB) ve Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in öncülüğünde memnuniyetle çalıştıklarını belirterek, "Hizmetimizle sadece sağlık, bakım ve temizlik desteği gerçekleştirmiyor, aynı zamanda vatandaşlarımızın yanında olduğumuzu da hissettiriyoruz. Mersin’in tüm ilçelerinde görev yapıyoruz. Gittiğimiz evlerde onların evladı, kardeşi, yakını gibi olmaya çalışıyoruz. Sohbet ediyor, ihtiyaçlarını gideriyor ve yalnız olmadıklarını hissettiriyoruz. Bir gülümseme, teşekkür veya aldığımız bir hayır duası, işimizi daha büyük bir özveriyle yapmamızı sağlıyor" dedi.</p><br/><br/><p>"Bu hizmet, insan hayatına dokunmanın, gönüllere ulaşmanın en güzel hali"</p><br/><p>Görevlerinin yanı sıra, insanlarla kurdukları bağların da derin olduğunu kaydeden Tösten, "Bu bizler için sadece bir görev değil, insan hayatına dokunmanın, gönüllere ulaşmanın en güzel hali. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak vatandaşlarımızın yanında olmaya, kimsenin kendisini yalnız hissetmediği bir Mersin’de çalışmaya devam ediyoruz" dedi.</p><br/><p>Gülnar ilçesinde 60’a yakın vatandaşa hizmet götürdüklerini sözlerine ekleyen Tösten, "Kişisel bakım ve ev temizliği hizmeti veriyoruz. Kişisel bakım hizmeti olarak tırnak kesimi, sakal tıraşı, özel bakımları yapıyoruz. Temizlik olarak da hastanın yaşam alanlarını temizliyoruz. Aynı zamanda rutin olarak sağlık kontrollerini yapıyoruz" ifadelerini kullandı.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-evde-saglik-hizmetiyle-hayatlar-kolaylasiyor-0-1781246704.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-evde-saglik-hizmetiyle-hayatlar-kolaylasiyor-1-1781246705.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-evde-saglik-hizmetiyle-hayatlar-kolaylasiyor-2-1781246706.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:45:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/mersinde-evde-saglik-hizmetiyle-hayatlar-kolaylasiyor-1781246703.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Sırtındaki 10 yıllık kitlenin içinden 1 buçuk kilogramlık tümör çıktı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/sirtindaki-10-yillik-kitlenin-icinden-1-bucuk-kilogramlik-tumor-cikti-925075</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/sirtindaki-10-yillik-kitlenin-icinden-1-bucuk-kilogramlik-tumor-cikti-925075</guid>
                <description><![CDATA[HATAY'DA SIRTINDA OLUŞAN ŞİŞLİĞİ ÖNEMSEMEYEN VE 10 YIL İÇERİSİNDE BÜYÜYEREK BELİRGİN HALE GELEN TÜMÖRÜ ALDIRMAK İÇİN HASTANEYE BAŞVURAN HASTANIN SIRTINDAN 1 BUÇUK KİLOGRAM AĞIRLIĞINDA KİTLE ÇIKTI. AMELİYATI BAŞARIYLA GERÇEKLEŞTİREN UZMAN DOKTOR MEHMET ÖZER DÖKMECİ, MESLEK HAYATINDA DAHA ÖNCE BÖYLE BÜYÜK BİR TÜMÖRLE KARŞILAŞMADIĞINI BELİRTEREK KİTLENİN BOYUTUNUN 17 CM UZUNLUĞUNDA VE EN OLARAK 10 SANTİMETRE GENİŞLİĞİNDE OLDUĞUNU SÖYLEDİ.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<iframe width="1335" height="751" src="https://www.youtube.com/embed/IW5_nXOcRXE" title="Sırtındaki 10 yıllık kitlenin içinden 1 buçuk kilogramlık tümör çıktı HATAYİNTERNETTV.COM" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe><p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sırtındaki 10 yıllık kitlenin içinden 1 buçuk kilogramlık tümör çıktı<br />
<br />
<br />
HATAY (İHA) - Hatay'da sırtında oluşan şişliği önemsemeyen ve 10 yıl içerisinde büyüyerek belirgin hale gelen tümörü aldırmak için hastaneye başvuran hastanın sırtından 1 buçuk kilogram ağırlığında kitle çıktı. Ameliyatı başarıyla gerçekleştiren Uzman Doktor Mehmet Özer Dökmeci, meslek hayatında daha önce böyle büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek kitlenin boyutunun 17 santim uzunluğunda ve en olarak 10 santimetre genişliğinde olduğunu söyledi.</span></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Sırtındaki 10 yıllık kitlenin içinden 1 buçuk kilogramlık tümör çıktı  (Fotoğraflı)  Ramazan İlın - İlayda Korkmaz HATAY (İHA) - Hatay'da sırtında oluşan şişliği önemsemeyen ve 10 yıl içerisinde büyüyerek belirgin hale gelen tümörü aldırmak için hastaneye başvuran hastanın sırtından 1 buçuk kilogram ağırlığında kitle çıktı. Ameliyatı başarıyla gerçekleştiren Uzman Doktor Mehmet Özer Dökmeci, meslek hayatında daha önce böyle büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek kitlenin boyutunun 17 santim uzunluğunda ve en olarak 10 santimetre genişliğinde olduğunu söyledi. Samandağ ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki Fırat Varna, yaklaşık 10 yıl önce sırt kısmında çıkan kitleyi umursamayarak yaşamını sürdürmeye devam etti. Sırt bölgesinde bulunan ve zaman içerisinde giderek büyüyen kitle nedeniyle rahatsız olmaya başlayan Varna, Altınözü Devlet Hastanesi'ne gelerek tedavi için muayene oldu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Özer Dökmeci tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda planlanan cerrahi operasyon ile ameliyat gerçekleştirildi. Başarılı geçen operasyonla Varna'nın sırt bölgesinde bulunan ve dikkat çeken şişlikten yaklaşık 1 buçuk kilogram ağırlığındaki kitle başarılı bir şekilde çıkarıldı. Operasyon sonrası hastanın genel sağlık durumu iyi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dökmeci, tedavi süreci hakkında bilgi verdi.  &quot;Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım&quot; Hastanın ameliyat sürecini anlatan Uzm. Dr. Mehmet Özer Dökmeci, 22 yıllık meslek hayatında daha önce bu kadar büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek &quot;Hastamız yaklaşık 15 gün önce sırt bölgesinde yaklaşık 10 yıldır mevcut olan bir kitle büyümesiyle geldi. Kitle için birçok merkeze başvurduğunu ancak peki iyi sonuç alınamadığı için tarafımıza tedavi amaçlı bize başvurdu. Biz de yaptığımız muayene ve tetkikler sonrasında bir ameliyat planı yaptık. O açıdan hastamızı Samandağ ilçemizden buraya geldi. Mevcut durumda çok ciddi büyük bir kitle vardı. Sırt bölgesinde çok ciddi anlamda asimetri oluşturacak. Kıyafet altından ve üstünden belli olacak. Hatta günlük yaşam kalitesinde uyku düzenini bile değiştirebilecek ciddi bir kitlesi vardı. Gözle görülebilir bir kitleydi. Biz bu noktada ameliyat planlaması yaparken çekilen ultrason, MR ve tomografiler üstünden hastanın ameliyatını planladık. Hastanemizin vermiş olduğu koşullarda gayet iyi ve kaliteli bir ameliyat oldu. Koşullarımızın şu an her türlü ameliyatı hastanemize izin vermektedir. Kitlenin boyutu 17 cm uzunluğunda, çap olarak yaklaşık 12 cm, enine olarak da bir 10 cm büyüklüğünde ve ağırlık olarak 1,5 kilo civarındaydı. Lipon dediğimiz tümör ama çok ciddi bir tümördü. Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım. Kozmetik olarak da gözle görülür ve hem o bölgeye baskı yapıp, ağrı oluşturuyordu hem de gözle görülür anlamda çok ciddi bir asimetri oluşturacak hale gelmişti. Halk arasında kamburluk denilecek düzeyde bir tümör oluşmuştu. Bu tümör kemik kas üstüne bası yaparak günlük yaşam kalitesinde hastalığı düşürüyordu. Ameliyatımız aşağı yukarı bir saat civarında sürdü. Şu an ameliyattan sonra birinci günümüz ve hastamız gayet iyi görünüyor. Almış olduğumuz parçaları patolojiyle gönderdik ve inşallah sonuçlarımıza iyi gelecektir. Hastanın kozmetik olarak yaşamış olduğu sıkıntılar kesinlikle ortadan kalkacak. Oluşan ağrılar çok hızlı bir şekilde ortadan kalkacak. En iyi tarafı hastamızın yüzü gülecek ki şu anda hastamızın yüzü gülüyor. Şu an görüntüsel anlamları çok fazla değişti çünkü ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası görüntüler çok korkunç düzeyde farklıydı. O açıdan biz yapmış olduğumuz ameliyattan çok memnunuz, hastamızın uyumundan dolayı da çok memnunuz. O açıdan devletimizin bize sağlamış olduğu bu imkanlardan dolayı devletimize de çok teşekkür ediyoruz&quot; dedi.  &quot;10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim&quot; Başlarda ufak olduğu için umursamadığı kitlenin 10 yıl içerisinde büyüyerek sırtında belirgin hale geldiğini ifade eden Fırat Varna, insanların sırtındaki şişliği sorduğunda moral bozukluğu yaşadığını belirterek, &quot;Samandağ ilçesinden Altınözü Devlet Hastanesi'ne bir arkadaşımın vesilesiyle geldim. 10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim, sonradan büyüdüğü orada artık hani bir yerde 'dur' demem lazımdı. Allah beni buraya kadar gönderdi ve iyi ki buraya gelmişim. Özer bey müthiş bir doktor. İster istemez tabii bazen hani her şeyi bir kenara bırak, estetik açıdan iyi durmamıştı. O başlı başına zaten psikolojiyi bozan bir durum ama ben onları düşünmüyordum. Gördüğüm kadarıyla ben bir limon kadar bir şey düşünüyordum ama demek ki içeride bir yerlerde saklanmış. Kitle bayağı büyüktü, sırtımı gören illaki soruyordu. O da ister istemez moral bozukluğu oluyordu. Kambura yakın bir şekilde olduğu için ister istemez üzülüyordum. Bende de o şeyler oluyordu. Kitle çok rahat bir şekilde şu anda alındı. Bunun için çok mutluyum. Başta doktorum Özer Dökmeci'yi doktorumuza, tüm personele ve emeği geçen herkese teşekkür ederim&quot; ifadelerini kullandı." src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/AW723721_02.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
Samandağ ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki Fırat Varna, yaklaşık 10 yıl önce sırt kısmında çıkan kitleyi umursamayarak yaşamını sürdürmeye devam etti. Sırt bölgesinde bulunan ve zaman içerisinde giderek büyüyen kitle nedeniyle rahatsız olmaya başlayan Varna, Altınözü Devlet Hastanesi'ne gelerek tedavi için muayene oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Sırtındaki 10 yıllık kitlenin içinden 1 buçuk kilogramlık tümör çıktı  (Fotoğraflı)  Ramazan İlın - İlayda Korkmaz HATAY (İHA) - Hatay'da sırtında oluşan şişliği önemsemeyen ve 10 yıl içerisinde büyüyerek belirgin hale gelen tümörü aldırmak için hastaneye başvuran hastanın sırtından 1 buçuk kilogram ağırlığında kitle çıktı. Ameliyatı başarıyla gerçekleştiren Uzman Doktor Mehmet Özer Dökmeci, meslek hayatında daha önce böyle büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek kitlenin boyutunun 17 santim uzunluğunda ve en olarak 10 santimetre genişliğinde olduğunu söyledi. Samandağ ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki Fırat Varna, yaklaşık 10 yıl önce sırt kısmında çıkan kitleyi umursamayarak yaşamını sürdürmeye devam etti. Sırt bölgesinde bulunan ve zaman içerisinde giderek büyüyen kitle nedeniyle rahatsız olmaya başlayan Varna, Altınözü Devlet Hastanesi'ne gelerek tedavi için muayene oldu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Özer Dökmeci tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda planlanan cerrahi operasyon ile ameliyat gerçekleştirildi. Başarılı geçen operasyonla Varna'nın sırt bölgesinde bulunan ve dikkat çeken şişlikten yaklaşık 1 buçuk kilogram ağırlığındaki kitle başarılı bir şekilde çıkarıldı. Operasyon sonrası hastanın genel sağlık durumu iyi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dökmeci, tedavi süreci hakkında bilgi verdi.  &quot;Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım&quot; Hastanın ameliyat sürecini anlatan Uzm. Dr. Mehmet Özer Dökmeci, 22 yıllık meslek hayatında daha önce bu kadar büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek &quot;Hastamız yaklaşık 15 gün önce sırt bölgesinde yaklaşık 10 yıldır mevcut olan bir kitle büyümesiyle geldi. Kitle için birçok merkeze başvurduğunu ancak peki iyi sonuç alınamadığı için tarafımıza tedavi amaçlı bize başvurdu. Biz de yaptığımız muayene ve tetkikler sonrasında bir ameliyat planı yaptık. O açıdan hastamızı Samandağ ilçemizden buraya geldi. Mevcut durumda çok ciddi büyük bir kitle vardı. Sırt bölgesinde çok ciddi anlamda asimetri oluşturacak. Kıyafet altından ve üstünden belli olacak. Hatta günlük yaşam kalitesinde uyku düzenini bile değiştirebilecek ciddi bir kitlesi vardı. Gözle görülebilir bir kitleydi. Biz bu noktada ameliyat planlaması yaparken çekilen ultrason, MR ve tomografiler üstünden hastanın ameliyatını planladık. Hastanemizin vermiş olduğu koşullarda gayet iyi ve kaliteli bir ameliyat oldu. Koşullarımızın şu an her türlü ameliyatı hastanemize izin vermektedir. Kitlenin boyutu 17 cm uzunluğunda, çap olarak yaklaşık 12 cm, enine olarak da bir 10 cm büyüklüğünde ve ağırlık olarak 1,5 kilo civarındaydı. Lipon dediğimiz tümör ama çok ciddi bir tümördü. Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım. Kozmetik olarak da gözle görülür ve hem o bölgeye baskı yapıp, ağrı oluşturuyordu hem de gözle görülür anlamda çok ciddi bir asimetri oluşturacak hale gelmişti. Halk arasında kamburluk denilecek düzeyde bir tümör oluşmuştu. Bu tümör kemik kas üstüne bası yaparak günlük yaşam kalitesinde hastalığı düşürüyordu. Ameliyatımız aşağı yukarı bir saat civarında sürdü. Şu an ameliyattan sonra birinci günümüz ve hastamız gayet iyi görünüyor. Almış olduğumuz parçaları patolojiyle gönderdik ve inşallah sonuçlarımıza iyi gelecektir. Hastanın kozmetik olarak yaşamış olduğu sıkıntılar kesinlikle ortadan kalkacak. Oluşan ağrılar çok hızlı bir şekilde ortadan kalkacak. En iyi tarafı hastamızın yüzü gülecek ki şu anda hastamızın yüzü gülüyor. Şu an görüntüsel anlamları çok fazla değişti çünkü ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası görüntüler çok korkunç düzeyde farklıydı. O açıdan biz yapmış olduğumuz ameliyattan çok memnunuz, hastamızın uyumundan dolayı da çok memnunuz. O açıdan devletimizin bize sağlamış olduğu bu imkanlardan dolayı devletimize de çok teşekkür ediyoruz&quot; dedi.  &quot;10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim&quot; Başlarda ufak olduğu için umursamadığı kitlenin 10 yıl içerisinde büyüyerek sırtında belirgin hale geldiğini ifade eden Fırat Varna, insanların sırtındaki şişliği sorduğunda moral bozukluğu yaşadığını belirterek, &quot;Samandağ ilçesinden Altınözü Devlet Hastanesi'ne bir arkadaşımın vesilesiyle geldim. 10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim, sonradan büyüdüğü orada artık hani bir yerde 'dur' demem lazımdı. Allah beni buraya kadar gönderdi ve iyi ki buraya gelmişim. Özer bey müthiş bir doktor. İster istemez tabii bazen hani her şeyi bir kenara bırak, estetik açıdan iyi durmamıştı. O başlı başına zaten psikolojiyi bozan bir durum ama ben onları düşünmüyordum. Gördüğüm kadarıyla ben bir limon kadar bir şey düşünüyordum ama demek ki içeride bir yerlerde saklanmış. Kitle bayağı büyüktü, sırtımı gören illaki soruyordu. O da ister istemez moral bozukluğu oluyordu. Kambura yakın bir şekilde olduğu için ister istemez üzülüyordum. Bende de o şeyler oluyordu. Kitle çok rahat bir şekilde şu anda alındı. Bunun için çok mutluyum. Başta doktorum Özer Dökmeci'yi doktorumuza, tüm personele ve emeği geçen herkese teşekkür ederim&quot; ifadelerini kullandı." src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/AW723721_07.jpg" style="height:800px; width:600px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Özer Dökmeci tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda planlanan cerrahi operasyon ile ameliyat gerçekleştirildi. Başarılı geçen operasyonla Varna'nın sırt bölgesinde bulunan ve dikkat çeken şişlikten yaklaşık 1 buçuk kilogram ağırlığındaki kitle başarılı bir şekilde çıkarıldı. Operasyon sonrası hastanın genel sağlık durumu iyi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dökmeci, tedavi süreci hakkında bilgi verdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Sırtındaki 10 yıllık kitlenin içinden 1 buçuk kilogramlık tümör çıktı  (Fotoğraflı)  Ramazan İlın - İlayda Korkmaz HATAY (İHA) - Hatay'da sırtında oluşan şişliği önemsemeyen ve 10 yıl içerisinde büyüyerek belirgin hale gelen tümörü aldırmak için hastaneye başvuran hastanın sırtından 1 buçuk kilogram ağırlığında kitle çıktı. Ameliyatı başarıyla gerçekleştiren Uzman Doktor Mehmet Özer Dökmeci, meslek hayatında daha önce böyle büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek kitlenin boyutunun 17 santim uzunluğunda ve en olarak 10 santimetre genişliğinde olduğunu söyledi. Samandağ ilçesinde yaşayan 45 yaşındaki Fırat Varna, yaklaşık 10 yıl önce sırt kısmında çıkan kitleyi umursamayarak yaşamını sürdürmeye devam etti. Sırt bölgesinde bulunan ve zaman içerisinde giderek büyüyen kitle nedeniyle rahatsız olmaya başlayan Varna, Altınözü Devlet Hastanesi'ne gelerek tedavi için muayene oldu. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Dr. Mehmet Özer Dökmeci tarafından yapılan değerlendirmeler sonucunda planlanan cerrahi operasyon ile ameliyat gerçekleştirildi. Başarılı geçen operasyonla Varna'nın sırt bölgesinde bulunan ve dikkat çeken şişlikten yaklaşık 1 buçuk kilogram ağırlığındaki kitle başarılı bir şekilde çıkarıldı. Operasyon sonrası hastanın genel sağlık durumu iyi olduğunu ifade eden Uzm. Dr. Dökmeci, tedavi süreci hakkında bilgi verdi.  &quot;Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım&quot; Hastanın ameliyat sürecini anlatan Uzm. Dr. Mehmet Özer Dökmeci, 22 yıllık meslek hayatında daha önce bu kadar büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek &quot;Hastamız yaklaşık 15 gün önce sırt bölgesinde yaklaşık 10 yıldır mevcut olan bir kitle büyümesiyle geldi. Kitle için birçok merkeze başvurduğunu ancak peki iyi sonuç alınamadığı için tarafımıza tedavi amaçlı bize başvurdu. Biz de yaptığımız muayene ve tetkikler sonrasında bir ameliyat planı yaptık. O açıdan hastamızı Samandağ ilçemizden buraya geldi. Mevcut durumda çok ciddi büyük bir kitle vardı. Sırt bölgesinde çok ciddi anlamda asimetri oluşturacak. Kıyafet altından ve üstünden belli olacak. Hatta günlük yaşam kalitesinde uyku düzenini bile değiştirebilecek ciddi bir kitlesi vardı. Gözle görülebilir bir kitleydi. Biz bu noktada ameliyat planlaması yaparken çekilen ultrason, MR ve tomografiler üstünden hastanın ameliyatını planladık. Hastanemizin vermiş olduğu koşullarda gayet iyi ve kaliteli bir ameliyat oldu. Koşullarımızın şu an her türlü ameliyatı hastanemize izin vermektedir. Kitlenin boyutu 17 cm uzunluğunda, çap olarak yaklaşık 12 cm, enine olarak da bir 10 cm büyüklüğünde ve ağırlık olarak 1,5 kilo civarındaydı. Lipon dediğimiz tümör ama çok ciddi bir tümördü. Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım. Kozmetik olarak da gözle görülür ve hem o bölgeye baskı yapıp, ağrı oluşturuyordu hem de gözle görülür anlamda çok ciddi bir asimetri oluşturacak hale gelmişti. Halk arasında kamburluk denilecek düzeyde bir tümör oluşmuştu. Bu tümör kemik kas üstüne bası yaparak günlük yaşam kalitesinde hastalığı düşürüyordu. Ameliyatımız aşağı yukarı bir saat civarında sürdü. Şu an ameliyattan sonra birinci günümüz ve hastamız gayet iyi görünüyor. Almış olduğumuz parçaları patolojiyle gönderdik ve inşallah sonuçlarımıza iyi gelecektir. Hastanın kozmetik olarak yaşamış olduğu sıkıntılar kesinlikle ortadan kalkacak. Oluşan ağrılar çok hızlı bir şekilde ortadan kalkacak. En iyi tarafı hastamızın yüzü gülecek ki şu anda hastamızın yüzü gülüyor. Şu an görüntüsel anlamları çok fazla değişti çünkü ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası görüntüler çok korkunç düzeyde farklıydı. O açıdan biz yapmış olduğumuz ameliyattan çok memnunuz, hastamızın uyumundan dolayı da çok memnunuz. O açıdan devletimizin bize sağlamış olduğu bu imkanlardan dolayı devletimize de çok teşekkür ediyoruz&quot; dedi.  &quot;10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim&quot; Başlarda ufak olduğu için umursamadığı kitlenin 10 yıl içerisinde büyüyerek sırtında belirgin hale geldiğini ifade eden Fırat Varna, insanların sırtındaki şişliği sorduğunda moral bozukluğu yaşadığını belirterek, &quot;Samandağ ilçesinden Altınözü Devlet Hastanesi'ne bir arkadaşımın vesilesiyle geldim. 10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim, sonradan büyüdüğü orada artık hani bir yerde 'dur' demem lazımdı. Allah beni buraya kadar gönderdi ve iyi ki buraya gelmişim. Özer bey müthiş bir doktor. İster istemez tabii bazen hani her şeyi bir kenara bırak, estetik açıdan iyi durmamıştı. O başlı başına zaten psikolojiyi bozan bir durum ama ben onları düşünmüyordum. Gördüğüm kadarıyla ben bir limon kadar bir şey düşünüyordum ama demek ki içeride bir yerlerde saklanmış. Kitle bayağı büyüktü, sırtımı gören illaki soruyordu. O da ister istemez moral bozukluğu oluyordu. Kambura yakın bir şekilde olduğu için ister istemez üzülüyordum. Bende de o şeyler oluyordu. Kitle çok rahat bir şekilde şu anda alındı. Bunun için çok mutluyum. Başta doktorum Özer Dökmeci'yi doktorumuza, tüm personele ve emeği geçen herkese teşekkür ederim&quot; ifadelerini kullandı." src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/06-2026/AW723721_03.jpg" style="height:800px; width:600px" /><br />
<br />
<strong>"Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım"</strong><br />
Hastanın ameliyat sürecini anlatan Uzm. Dr. Mehmet Özer Dökmeci, 22 yıllık meslek hayatında daha önce bu kadar büyük bir tümörle karşılaşmadığını belirterek "Hastamız yaklaşık 15 gün önce sırt bölgesinde yaklaşık 10 yıldır mevcut olan bir kitle büyümesiyle geldi. Kitle için birçok merkeze başvurduğunu ancak peki iyi sonuç alınamadığı için tarafımıza tedavi amaçlı bize başvurdu. Biz de yaptığımız muayene ve tetkikler sonrasında bir ameliyat planı yaptık. O açıdan hastamızı Samandağ ilçemizden buraya geldi. Mevcut durumda çok ciddi büyük bir kitle vardı. Sırt bölgesinde çok ciddi anlamda asimetri oluşturacak. Kıyafet altından ve üstünden belli olacak. Hatta günlük yaşam kalitesinde uyku düzenini bile değiştirebilecek ciddi bir kitlesi vardı. Gözle görülebilir bir kitleydi. Biz bu noktada ameliyat planlaması yaparken çekilen ultrason, MR ve tomografiler üstünden hastanın ameliyatını planladık. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sirtindaki-10-yillik-kitlenin-icinden-1-bucuk-kilogramlik-tumor-cikti-0-1781244304.webp" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastanemizin vermiş olduğu koşullarda gayet iyi ve kaliteli bir ameliyat oldu. Koşullarımızın şu an her türlü ameliyatı hastanemize izin vermektedir. Kitlenin boyutu 17 cm uzunluğunda, çap olarak yaklaşık 12 cm, enine olarak da bir 10 cm büyüklüğünde ve ağırlık olarak 1,5 kilo civarındaydı. Lipon dediğimiz tümör ama çok ciddi bir tümördü. Ben 22 yıldır ortopedinin içindeyim ve hiç bu kadar büyük bir tümör çıkarmamıştım. Kozmetik olarak da gözle görülür ve hem o bölgeye baskı yapıp, ağrı oluşturuyordu hem de gözle görülür anlamda çok ciddi bir asimetri oluşturacak hale gelmişti. Halk arasında kamburluk denilecek düzeyde bir tümör oluşmuştu. Bu tümör kemik kas üstüne bası yaparak günlük yaşam kalitesinde hastalığı düşürüyordu. Ameliyatımız aşağı yukarı bir saat civarında sürdü. Şu an ameliyattan sonra birinci günümüz ve hastamız gayet iyi görünüyor. Almış olduğumuz parçaları patolojiyle gönderdik ve inşallah sonuçlarımıza iyi gelecektir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sirtindaki-10-yillik-kitlenin-icinden-1-bucuk-kilogramlik-tumor-cikti-1-1781244304.webp" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hastanın kozmetik olarak yaşamış olduğu sıkıntılar kesinlikle ortadan kalkacak. Oluşan ağrılar çok hızlı bir şekilde ortadan kalkacak. En iyi tarafı hastamızın yüzü gülecek ki şu anda hastamızın yüzü gülüyor. Şu an görüntüsel anlamları çok fazla değişti çünkü ameliyat öncesi ve ameliyat sonrası görüntüler çok korkunç düzeyde farklıydı. O açıdan biz yapmış olduğumuz ameliyattan çok memnunuz, hastamızın uyumundan dolayı da çok memnunuz. O açıdan devletimizin bize sağlamış olduğu bu imkanlardan dolayı devletimize de çok teşekkür ediyoruz" dedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sirtindaki-10-yillik-kitlenin-icinden-1-bucuk-kilogramlik-tumor-cikti-2-1781244305.webp" style="height:450px; width:800px" /><br />
<br />
<strong>"10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim"</strong><br />
Başlarda ufak olduğu için umursamadığı kitlenin 10 yıl içerisinde büyüyerek sırtında belirgin hale geldiğini ifade eden Fırat Varna, insanların sırtındaki şişliği sorduğunda moral bozukluğu yaşadığını belirterek, "Samandağ ilçesinden Altınözü Devlet Hastanesi'ne bir arkadaşımın vesilesiyle geldim. 10 yıla yakın bir süredir vardı ama ufak olduğu için ben o kadar önemsememiştim, sonradan büyüdüğü orada artık hani bir yerde 'dur' demem lazımdı. Allah beni buraya kadar gönderdi ve iyi ki buraya gelmişim. Özer bey müthiş bir doktor. İster istemez tabii bazen hani her şeyi bir kenara bırak, estetik açıdan iyi durmamıştı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sirtindaki-10-yillik-kitlenin-icinden-1-bucuk-kilogramlik-tumor-cikti-3-1781244306.webp" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O başlı başına zaten psikolojiyi bozan bir durum ama ben onları düşünmüyordum. Gördüğüm kadarıyla ben bir limon kadar bir şey düşünüyordum ama demek ki içeride bir yerlerde saklanmış. Kitle bayağı büyüktü, sırtımı gören illaki soruyordu. O da ister istemez moral bozukluğu oluyordu. Kambura yakın bir şekilde olduğu için ister istemez üzülüyordum. Bende de o şeyler oluyordu. Kitle çok rahat bir şekilde şu anda alındı. Bunun için çok mutluyum. Başta doktorum Özer Dökmeci'yi doktorumuza, tüm personele ve emeği geçen herkese teşekkür ederim" ifadelerini kullandı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 09:05:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/sirtindaki-10-yillik-kitlenin-icinden-1-bucuk-kilogramlik-tumor-cikti-1781244303.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kahramanmaraşta anne adaylarına koordinatör ebe desteği</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/kahramanmarasta-anne-adaylarina-koordinator-ebe-destegi-925049</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/kahramanmarasta-anne-adaylarina-koordinator-ebe-destegi-925049</guid>
                <description><![CDATA[SAĞLIK BAKANLIĞI TARAFINDAN ANNE VE BEBEK SAĞLIĞININ KORUNMASI, GEBELİK SÜRECİNİN DAHA BİLİNÇLİ GEÇİRİLMESİ VE NORMAL DOĞUMUN TEŞVİK EDİLMESİ AMACIYLA YÜRÜTÜLEN "NORMAL DOĞUM EYLEM PLANI" KAPSAMINDA HAYATA GEÇİRİLEN KOORDİNATÖR EBE UYGULAMASI, KAHRAMANMARAŞ'TA DA UYGULANMAYA BAŞLANDI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Sağlık Bakanlığı tarafından anne ve bebek sağlığının korunması, gebelik sürecinin daha bilinçli geçirilmesi ve normal doğumun teşvik edilmesi amacıyla yürütülen "Normal Doğum Eylem Planı" kapsamında hayata geçirilen Koordinatör Ebe uygulaması, Kahramanmaraş’ta da uygulanmaya başlandı.</p><br/><p>"Her Gebeye Bir Ebe" vizyonu doğrultusunda yürütülen çalışma kapsamında, Kahramanmaraş’ın 11 ilçesinde görev yapan deneyimli ebeler, anne adaylarının gebelik süreçlerini yakından takip ediyor. Özellikle ilk gebeliğini yaşayanlar ile gebeliğinin son üç ayına giren anne adaylarıyla iletişime geçen ebeler, telefon görüşmeleri ve ev ziyaretleri gerçekleştirerek süreç boyunca rehberlik ediyor.</p><br/><p>Uygulama kapsamında anne adaylarının sağlık durumları, risk faktörleri, doğum planlamaları ve gebelik takip süreçleri düzenli olarak değerlendirilerek Sağlık Bakanlığı’nın ilgili sistemlerine kaydediliyor. Ayrıca anne adaylarına "Annelik Yolculuğu" mobil uygulaması tanıtılarak gebelik ve lohusalık dönemlerine ilişkin bilgilendirmeler yapılıyor. Koordinatör Ebe uygulamasıyla anne adaylarının gebelik sürecini daha bilinçli ve güvenli şekilde geçirmesi, doğuma hazırlık konusunda desteklenmesi ve normal doğuma yönelik farkındalığın artırılması hedefleniyor.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kahramanmarasta-anne-adaylarina-koordinator-ebe-destegi-0-1781183104.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kahramanmarasta-anne-adaylarina-koordinator-ebe-destegi-1-1781183105.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 16:05:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/kahramanmarasta-anne-adaylarina-koordinator-ebe-destegi-1781183103.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Karnından 12 kilogramlık yumurtalık kitlesi çıkarıldı</title>
                <category>SAĞLIK</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/haber/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-925036</link>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/haber/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-925036</guid>
                <description><![CDATA[SOLUNUM SIKINTISI, KARINDA AŞIRI BÜYÜME, YAYGIN ENFEKSİYON (SEPSİS) ŞÜPHESİ NEDENİYLE HASTANEYE BAŞVURAN 58 YAŞINDAKİ RUS UYRUKLU OLGA VİKTOROVNA’NIN YUMURTALIĞINDAN 12 KİLOGRAM AĞIRLIĞINDA VE 50 SANTİMETRE BOYUTUNDA DEV BİR KİTLE ÇIKARILDI.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Solunum sıkıntısı, karında aşırı büyüme, yaygın enfeksiyon (sepsis) şüphesi nedeniyle hastaneye başvuran 58 yaşındaki Rus uyruklu Olga Viktorovna’nın yumurtalığından 12 kilogram ağırlığında ve 50 santimetre boyutunda dev bir kitle çıkarıldı.</p><br/><p>Uzun süredir solunum sıkıntısı, karın ağrısı ve karında yaygın büyüme şikâyetleri yaşayan Olga Viktorovna, durumunun ağırlaşması üzerine Alanya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ne başvurdu. Hastanede görev yapan Alanya Alaaddin Keykubat Üniversitesi (ALKÜ) Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı’ndan Doç. Dr. Emre Köle’ye konsülte edilen hastada yapılan fizik muayene, tetkik ve görüntüleme yöntemleri sonucunda yumurtalık kaynaklı dev bir kitle tespit edildi.</p><br/><p>Hastada yaygın enfeksiyon bulguları ve kanser şüphesi tespit edilmesi üzerine Doç. Dr. Emre Köle, hastanın durumunu değerlendirmek amacıyla Jinekolojik Onkoloji Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle ile görüşerek acil ameliyat kararı aldı.</p><br/><p>Başarılı geçen operasyon sonucunda hastanın yumurtalığından 50 santimetre boyutunda ve yaklaşık 12 kilogram ağırlığında dev kitle çıkarıldı. Operasyon sonrası açıklamalarda bulunan Doç. Dr. Emre Köle, "Acil servisimize başvuran hastamızda ön değerlendirme sonucunda yaygın enfeksiyon (sepsis) tablosu ve kanser şüphesi tespit ettik. Hastamızın mevcut klinik durumu nedeniyle vakit kaybetmeden acil laparotomi kararı aldık. Operasyona katılan Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Dr. Öğr. Üyesi Op. Dr. Hakan Demir ile Jinekolojik Onkoloji Yan Dal Uzmanı Op. Dr. Merve Çakır Köle eşliğinde gerçekleştirdiğimiz açık ameliyatta 50 santimetreye ulaşan dev yumurtalık kitlesini başarıyla çıkardık. Yaklaşık 12 kilogram ağırlığındaki kitlenin alınmasının ardından hastamızın böbrek fonksiyonları ve enfeksiyon değerleri düzelmeye başladı. Hasta operasyon sonrasında yaklaşık 20 kilogram verdi. Kısa süre içerisinde taburculuğunu planlıyoruz" dedi.</p><br/><p>Başarılı ameliyat sonrası hastayı serviste ziyaret eden Op. Dr. Merve Çakır Köle ise yaptığı açıklamada, "Acil şartlarda operasyona aldığımız hastanın yumurtalık kitlesinin hızlı patoloji incelemesinde nadir görülen bir yumurtalık tümörü türü olan granüloza hücreli tümör olduğu anlaşıldı. Hastalığın yayılmasını önlemek amacıyla rahim (histerektomi), her iki yumurtalık ve karın içerisindeki koruyucu yağ dokusu (omentektomi) da başarılı bir operasyonla alındı. Böylece hastanın hem ana operasyonu hem de tamamlayıcı cerrahi işlemleri gerçekleştirilmiş oldu. Bundan sonraki tedavi sürecini medikal onkoloji bölümüyle birlikte sürdüreceğiz" ifadelerini kullandı.</p><br/><p>Karnındaki dev kitleden kurtulan Olga Viktorovna ise, "Böyle bir durum yaşayacağımı tahmin etmiyordum. Doktorlarım sayesinde yeniden hayata tutundum. En büyük şansım Türkiye’de olmaktı. Benimle hemen ilgilendiler ve tüm işlemlerimi hızlıca gerçekleştirdiler. Emeği geçen herkese teşekkür ediyorum" dedi.</p><br/><p>Bu tür ileri ve özellikli operasyonların hastanelerinde başarıyla gerçekleştirildiğini belirten Doç. Dr. Emre Köle ve Op. Dr. Merve Çakır Köle, hastaların sağlığına kavuşabilmesi için çalışmalarını sürdürdüklerini ifade etti.</p> <img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-0-1781170504.webp" /><img class="img-fluid mb-3" src="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-1-1781170504.webp" />]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 11 Jun 2026 12:35:06 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/haberler/2026/06/karnindan-12-kilogramlik-yumurtalik-kitlesi-cikarildi-1781170503.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
