<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/">
    <channel>
        <title>Hatay İnternet Tv, Hatay Haber, Hatay Son Dakika Haberleri  Hatay&#039;ın haber sitesinde</title>
        <link>https://www.hatayinternettv.com/</link>
        <description>Hatay haber, en son Hatay haberleri, son dakika Hatay haberleri hatayinternettv.com ile ilk siz haberdar olun.</description>
        <language>tr</language>
                                <item>
                <title>PONZİ ŞEMASI SAADET ZİNCİRİ VE KİPTO DOLANDIRICILIĞI</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ponzi-semasi-saadet-zinciri-ve-kipto-dolandiriciligi-7994</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ponzi-semasi-saadet-zinciri-ve-kipto-dolandiriciligi-7994</guid>
                <description><![CDATA[PONZİ ŞEMASI SAADET ZİNCİRİ VE KİPTO DOLANDIRICILIĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">PONZİ ŞEMASI SAADET ZİNCİRİ VE KİPTO DOLANDIRICILIĞI</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ülkelerde ve bilhassa ülkemizde dolandırıcılığın sonu gelmiyor ve özellikle kibar ve nitelikli yolsuzluklar beceri olarak görülüyor. Bunu anlamak için ekonomi gözlüğü ile öncelikle “Ponzi Scheme” ‘Ponzi Şem nedir? Onu anlamalıyız. Scheme’in Türkçe karşılığı dolandırıcılıktır. Bizdeki ‘Ponzi şemin tam karşılığı saadet zinciridir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Basit şekilde, önceki yatırımcının karının sonraki katılımcıdan alınması anlamına gelir. Bu saadet zincirinin tarifidir. Ve hukuken yasaklanması gerekir. Ticaret işlemlerinde bunu uygulayan işletmelerin de bir an önce bundan vazgeçmeleri gerekir. Ancak bugün ‘Ponzi Şeması’ Kripto para dolandırıcılığından Fonlar yoluyla borsa dolandırıcılığına kadar birçok konuyu kapsamaktadır. Aslında pazar ekonomisinin yerini alan bugünkü ekonomik sistem neredeyse tamamen şaibelerle doludur. Süzgece dönmüş bu kovayla su taşınmayacağını bilmek lazım. Tedbirlerin dikiş tutma ihtimalinin zayıf olduğunu baştan söylemeliyiz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Herkesin ve her kurumun paraya ihtiyacı vardır. Ancak onunla rakiplere fark atılabilir. Ona ulaşmanın birçok gri ve siyah yolu vardır. Borsada küçük ve orta ölçekli yatırımcılar küçük birikimleriyle hisse alarak iki türlü kazanç beklerler. Biri şirket karından belli denem sonlarında temettü karı, diğeri sermayenin değer kazanmasıyla değer artış karı. Borsada değersiz bir yatırım aracının hisselerine yüklü miktarlarda para yatırarak değerlenmesine ve yatırımcıların büyük miktarlarda yatırım yapmasına yol açılır. Çıkma zamanı geldiğinde hisseler satışa konur. Bir süre sonra alıcı olmadığından hisseler herkesin elinde kalır. İlk girip ilk çıkanlar büyük karlar elde ederler. Son girenler de öncekilerin fahiş değer artış karlarını öder ve hisselerini satamazlar. Bunlar genellikle fonlar aracılığıyla organize yapılır. Halbuki borsa küçük yatırımcıların tasarruflarını sermayeye dönüştürerek ülke ekonomisine katkı sağlamak için kurulmuştu. Bugünkü şartlarda yapılacak şey tasarrufun değerini korumak için altın sertifika ve hissesi almaktır. Çok nadiren küçük değer kayıpları olsa da değerini korur ve yerli paranın enflasyon kaybının üstünde bir değer artışı sağlar. Aslında bu değerini korumaktır, zira yerli para altın karşısında değer kaybetmeye bu günkü ekonomi düzeninde mahkumdur. Ancak güvenilir fonlar bu altın hisselerini alarak değerlendirme yatırımları yaparak ek kar elde edebilirler. Böylece altın hisse sahiplerinin dolandırılma ihtimali ortadan kalkar. Şurası unutulmamalıdır, bugünkü para düzeninde kar görülen şey aslında sadece zararın bir kısmını karşılar. Bu durumda borsayı da akbabalar doldurur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Enflasyon bir Ponzi Şem sürecidir. Burada önceden yapılan harcamaların bedeli tüketime ve üretime yeni katılanlardan almanın bir sonucudur. Gerçek enflasyon değer kaybetmeyen bir para biriminin olduğu piyasada maliyet artışı ve talep fazlalığı sonucu oluşan fiyat farkıdır, halbuki önceki harcayan yetkililerin hatalarının sonucu sonrakilere yansıtılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada dikkat edilecek en önemli nokta bir üretim ve ticaret karı sonucu olmayan ve ekonomiye dışarıdan katılan bir para ile ekonomiye harcama katılımının bir ‘Ponzi Şem’ kabul edilmesidir. Emeksiz ve haksız yani hukuki alt yapıdan kaynaklanmayan her harcama talebi ekonomiyi olumsuz etkiler. Örnek olarak siyasi ihale yolsuzluklarını, yetkisini bir bedelle satan yetkililerin usulsüzlüklerini sunabiliriz. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolandırıcılığın en önemli kaynağı bugünkü karşılıksız ve sınırsız para kullanımının getirdiği sonuçlardan herkesin kendi zararını çıkarma gayretiyle rakamların katlanmasıdır. Kripto para, kağıt para, bugünkü anlamda dijital para, Ponzi Şem’in birer uyguluma aracıdır. Dünya gerçek pazar ekonomisine ve değeri maniple edilemeyen dijital paraya yeniden dönmek zorundadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sağlık ve Esenlikler&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mehmet Haşmet Kolağası</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 15:35:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>LONDRA’DA pkk KONFERANSI</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/londrada-pkk-konferansi-7993</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/londrada-pkk-konferansi-7993</guid>
                <description><![CDATA[LONDRA’DA pkk KONFERANSI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">LONDRA’DA pkk KONFERANSI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2025 yılında Berlin’de düzenlenen “Kürt-Yahudi Ortak Kongresi: Kapsamlı Analiz ve Türkiye’ye Yönelik Stratejik Çıkarımlar” başlıklı yazımızın ardından, 2026 yılında Londra’da gerçekleştirilen “Londra’da Yahudi-Kürt Konferansı: Stratejik Ortaklık” başlıklı yazımızda da Kürt meselesinin uluslararası platformlarda ele alınış biçimini ve konferanslarda öne çıkan siyasi başlıkları incelemiştik.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi ise yine Londra’da 29–30 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen “Peace and Democratic Integration Conference” başlıklı konferans gündemde.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önceki iki toplantının ardından gelen bu konferansta anayasal düzenleme, yerel yönetimler, yetki devri, özerklik, özyönetim ve demokratik entegrasyon gibi başlıkların öne çıkması, söz konusu toplantıların içerikleri ve aralarındaki devamlılık açısından ayrıca değerlendirilmesini gerekli kılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Londra’da 29-30 Eylül 2026 tarihlerinde düzenlenen “Peace and Democratic Integration Conference” (Barış ve Demokratik Entegrasyon Konferansı), Türkiye’de yürütülen pkkya af ve Türkiye’yi parcalama süreci, anayasal düzenlemeler, yerel yönetimler, yetki devri, siyasi katılım ve silahlı çatışmadan demokratik siyasete geçiş başlıkları etrafında şekilleniyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferans, resmî açıklamaya göre Centre for Kurdish Affairs tarafından Londra’daki Institution of Mechanical Engineers, One Birdcage Walk adresinde düzenleniyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Organizatör konferansı; barış, demokratik katılım ve siyasi çözüm başlıkları altında tanımlıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak benim açımdan mesele yalnızca konferansın kullandığı kavramlar değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl değerlendirilmesi gereken, “demokrasi”, “insan hakları”, “eşit yurttaşlık”, “yerel yönetim”, “yetki devri”, “özyönetim” ve “demokratik entegrasyon” gibi kavramların hangi siyasi ve anayasal hedefler doğrultusunda kullanıldığıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bir siyasi hareketin veya çevrenin doğrudan “Türkiye’yi böleceğiz” demesi gerekmez. Siyasi hedefler çoğu zaman farklı kavramlar ve kurumsal öneriler üzerinden ortaya konulabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle bu konferansın programında yer alan özerklik, devolution, self-government, yerel karar alma, merkezî ve yerel makamlar arasında yetki dağılımı, mali kapasite, dil ve kamu yönetimi ile yerel yönetimlerin anayasal korunması gibi başlıkların Türkiye’nin üniter devlet yapısı açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TERÖRİST ELEBAŞININ MESAJI</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansta pkk elebaşinin gönderdiği mesajı da okundu. Mesajda silahlı mücadeleden demokratik siyasete geçiş, “demokratik toplum”, anayasal ve yasal reformlar, yerel yönetimler, dil ve kültür, siyasi katılım ve farklı kimliklerin tanınması gibi başlıklar öne çıkarılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öcalan’ın mesajında ayrıca pkk’nin tarihsel misyonunun tamamlandığı ve örgütün eski biçiminden yeni bir siyasal forma geçmesi gerektiği ileri sürülüyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada özellikle “demokratik entegrasyon” kavramı dikkat çekiyor. Entegrasyonun asimilasyon olmadığı ve farklı kimliklerin korunmasıyla demokratik bir bütünleşmenin mümkün olduğu savunuluyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benim eleştirim ise tam bu noktadadır:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Demokratik entegrasyon adı altında Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter yapısını, anayasal vatandaşlık anlayışını ve merkezî devlet düzenini değiştirecek bir siyasi model mi ortaya konulmaktadır?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu sorunun cevabı, yalnızca kullanılan güzel ve demokratik kavramlarda değil, önerilen anayasal ve idari düzenlemelerde aranmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">TÜRKİYE’DE KİMİN HAKKI DAHA AZ?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 10. maddesi vatandaşların kanun önünde eşitliğini düzenlemekte, 66. madde ise Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkesin Türk olduğunu belirtmektedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı bakımından bir vatandaşın Kürt, Zaza, Arap, Laz, Çerkes, Gürcü, Boşnak, Arnavut, Ermeni, Rum, Süryani veya başka bir aile kökeninden gelmesi, onun diğer vatandaşlardan daha az veya daha fazla vatandaş olduğu anlamına gelmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye’de asıl tartışılması gereken, herhangi bir etnik grubun diğerinden üstün olup olmadığı değil; bütün vatandaşların aynı hukuk düzeni içerisinde hangi haklara sahip olduğudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle “Kürt meselesi” şeklindeki siyasi tanımlamanın da sorgulanması gerekir. Kürt vatandaşların varlığı başka şeydir; Türkiye Cumhuriyeti’nin vatandaşlık düzeninin etnik gruplara göre farklılaştırılması başka şeydir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KATILIMCILAR VE KONFERANSIN SİYASİ ÇEVRESİ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferans programında Osman Baydemir, Serpil Kemalbay, Gültan Kışanak, Gülüstan Kılıç Koçyiğit, Çetin Arkaş, Veysi Aktaş, Yüksel Genç, Nesrin Akgül, Serhun Al ve Amed Dicle gibi isimlerin yanı sıra çok sayıda akademisyen, gazeteci, araştırmacı ve farklı ülkelerdeki barış süreçleriyle bağlantılı uzman yer alıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Programın uluslararası bölümünde Michael Keating, Matthew Whiting, Michael M. Gunter, Phil Clark, Louis Lemkow, Vasileios Fouskas ve farklı ülkelerdeki barış süreçlerinden gelen başka isimler de bulunuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benim değerlendirmeme göre bu katılımcı profili, konferansın yalnızca silahların bırakılmasıyla ilgilenmediğini; pkk/kck çizgisindeki siyasi hareketin çatışma sonrasında nasıl bir siyasi ve kurumsal yapıya dönüşeceği meselesini de tartıştığını gösteriyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada kişilerin tamamının hukuken veya resmî olarak pkk üyesi olduğunu ileri sürmek ayrı bir iddia olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak benim siyasi değerlendirmem, konferansın önemli bölümünün pkk/kck çizgisiyle bağlantılı siyasi çevrelerin taleplerini ve geleceğe ilişkin siyasi perspektiflerini uluslararası bir platformda tartışmaya açtığı yönündedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“DEMOKRASİYMİŞ” VE “İNSAN HAKLARIYMIŞ”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansın açıklamalarında demokrasi, insan hakları, eşit yurttaşlık, kadınların katılımı, azınlık hakları, yerel demokrasi ve insan hakları gibi kavramlar sıkça kullanılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kavramların kendisine karşı çıkmak başka bir şeydir; bu kavramların hangi siyasi sonuçlara bağlandığını sorgulamak başka bir şeydir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benim açımdan asıl soru şudur:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Demokrasi ve insan hakları söylemi, Türkiye’nin üniter devlet yapısını değiştirmeye yönelik siyasi taleplerin meşruiyet zemini olarak mı kullanılmaktadır?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü programda yalnızca bireysel haklar değil; özerklik, yetki devri, özyönetim, yerel ve bölgesel yönetim modelleri ile anayasal güvence gibi devletin siyasi ve idari yapısını ilgilendiren konular da tartışılmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla bu konferansı değerlendirirken yalnızca başlıklara değil, bu başlıkların Türkiye açısından ortaya çıkarabileceği siyasi sonuçlara bakılması gerektiğini düşünüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ULUSLARARASI ÖRNEKLER NEDEN GETİRİLİYOR?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansın ilk gününde Kuzey İrlanda, Bask Bölgesi, Kolombiya, Güney Afrika, Kıbrıs, İskoçya, Galler, Güney Tirol ve Katalonya gibi örnekler ele alınıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu ülkelerin ve bölgelerin farklı tarihleri, hukuk sistemleri ve siyasi şartları bulunmaktadır. Ancak ortak başlıklardan bazıları; güç paylaşımı, anayasal düzenleme, yerel yönetimler, yetki devri, özerklik ve farklı siyasi toplulukların aynı devlet içerisindeki konumlarıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle bu örneklerin Türkiye açısından neden seçildiği ayrıca sorgulanmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benim açımdan konferansın en önemli siyasi boyutlarından biri de budur:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye’nin mevcut üniter yapısının geleceği bakımından başka ülkelerdeki özerklik, yetki devri ve özyönetim modelleri neden özellikle incelenmektedir?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“DEMOKRASİ GETİRME” SÖYLEMİ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uluslararası siyasette “demokrasi”, “insan hakları” ve “özgürlük” söylemlerinin geçmişte farklı dış politika müdahalelerini meşrulaştırmak için kullanıldığına yönelik ciddi siyasi ve tarihsel tartışmalar bulunmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle Irak ve başka müdahale örneklerinde, demokratikleşme ve insan hakları gerekçelerinin askerî müdahalelerle birlikte kullanılması bugün hâlâ tartışılan konulardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle herhangi bir siyasi hareketin veya uluslararası aktörün “demokrasi”, “insan hakları” veya “barış” ifadelerini kullanması, tek başına önerilen siyasi projenin niteliğini belirlemez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir siyasi projenin ne söylediğinden çok, ortaya koyduğu anayasal, siyasi ve idari modelin Türkiye açısından ne anlama geleceğine bakılmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÜNİTER TÜRKİYE</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye Cumhuriyeti’nin üniter devlet yapısı, yalnızca idarî bir teknik düzenleme değildir. Devletin bütünlüğü, vatandaşlığın ortak niteliği ve ülke genelinde tek hukuk düzeninin bulunması Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasal sisteminin temel unsurları arasındadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle yerel yönetimlerin güçlendirilmesi ile devletin siyasi ve egemenlik yapısının değiştirilmesi birbirinden ayrılmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yerel yönetimlerin etkin olması başka bir konudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özerklik, özyönetim ve bölgesel siyasi yetki paylaşımı üzerinden yeni bir anayasal yapı kurulması ise başka bir konudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Londra konferansının programında bu ikinci alanla ilgili kavramların açık biçimde bulunması, konferansın Türkiye açısından siyasi olarak tartışılmasını gerekli kılmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SONUÇ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Londra’da gerçekleştirilen bu konferans, kendi açıklamasına göre barış ve demokratik entegrasyonu tartışmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat benim değerlendirmeme göre mesele bundan daha geniştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansta Öcalan’ın mesajının okunması, pkk’nin silahlı döneminden sonraki siyasi dönüşümünün tartışılması, yerel yönetimler, anayasal reform, yetki paylaşımı, özerklik, özyönetim ve farklı ülkelerdeki bölgesel yönetim modellerinin incelenmesi, konferansın Türkiye’nin gelecekteki siyasi ve idari yapısına ilişkin tartışmalar yürüttüğünü göstermektedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle bu girişimi yalnızca “barış konferansı” olarak görmek yeterli değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl mesele, “barış”, “demokrasi”, “insan hakları” ve “eşit yurttaşlık” gibi kavramların arkasında Türkiye için nasıl bir siyasi model tasarlandığıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye’de herkes hukuk önünde eşit vatandaş olmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak eşit vatandaşlık ile etnik temelli siyasi yapılanma aynı şey değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Demokratik siyaset ile silahlı örgütlenme aynı şey değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yerel demokrasi ile devletin siyasi ve egemenlik yapısının değiştirilmesi aynı şey değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan hakları ile bir devletin üniter yapısının değiştirilmesi talebi de aynı şey değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle Londra’daki konferansın tartışılması gereken asıl yönü, kullandığı kavramlardan çok Türkiye’nin gelecekteki anayasal, siyasi ve idarî yapısı hakkında hangi fikirleri ve modelleri gündeme taşıdığıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 16:48:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>UKRAYNA-RUSYA SAVAŞINDA TÜRK HALKLARININ AĞIRLAŞAN BEDELİ</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ukrayna-rusya-savasinda-turk-halklarinin-agirlasan-bedeli-7992</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ukrayna-rusya-savasinda-turk-halklarinin-agirlasan-bedeli-7992</guid>
                <description><![CDATA[UKRAYNA-RUSYA SAVAŞINDA TÜRK HALKLARININ AĞIRLAŞAN BEDELİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">UKRAYNA-RUSYA SAVAŞINDA TÜRK HALKLARININ AĞIRLAŞAN BEDELİ</span></strong></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cephe, Göçmenlik ve Tarihsel Hafıza</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsmail CİNGÖZ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uluslararası Siyaset Uzmanı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya’nın Ukrayna’ya karşı 24 Şubat 2022’de başlattığı tam ölçekli savaş beşinci yılı içerisinde devam ederken, artık yalnızca cephede kimin ilerlediğine veya hangi tarafın ne kadar asker kaybettiğine değil, savaşın insanî ve demografik maliyetinin Rusya Federasyonu içerisinde kimler tarafından taşındığına da bakmak gerekmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Savaşın insanî ve demografik maliyetinin hangi toplumsal ve coğrafi kesimler tarafından taşındığı meselesi, Türk dünyası açısından özellikle önemlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mediazona’nın BBC Rusça Servisi ve gönüllülerden oluşan bir ekiple yürüttüğü isim bazlı çalışmada, 21 Eylül 2026 itibarıyla Rusya tarafındaki askerî kayıplardan yaklaşık 259 bin ölüm açık kaynaklardan doğrulanmış durumdadır. Çalışma; ailelerin sosyal medya paylaşımları, yerel medya haberleri, bölgesel makamların açıklamaları ve diğer doğrulanabilir açık kaynaklara dayanmaktadır. Mediazona, bu rakamın gerçek toplam kaybı değil, yalnızca isim ve açık kaynaklarla doğrulanabilen alt sınırı oluşturduğunu özellikle belirtmektedir (Mediazona, 2026c); fakat asıl dikkat çekici tablo, kayıpların Rusya coğrafyasındaki dağılımında ortaya çıkmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk Halklarının Yaşadığı Bölgelerde ve Rusya’nın Çevre Coğrafyasında Ağır Kayıplar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3 Temmuz 2026 itibarıyla Başkurdistan’dan doğrulanan asker ölümlerinin sayısı 10.012’ye ulaşmış, Başkurdistan 10 bin sınırını geçen ilk Rusya bölgesi olmuştur. Aynı tarihte Tataristan 8.787 doğrulanmış ölümle ikinci sırada yer almıştır. Mediazona, bu verilerin yalnızca açık kaynaklardan isim bazında doğrulanabilen vakaları kapsadığını ayrıca vurgulamaktadır (Mediazona, 2026b).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nüfusa oranlı tablo da dikkat çekicidir. Mediazona’nın 24 Şubat 2026 tarihli bölgesel analizinde, çok küçük nüfuslu Çukotka düşük nüfus tabanının istatistiksel etkisi nedeniyle ayrı değerlendirildiğinde, Tuva her 100 bin kişiye düşen 476 doğrulanmış asker ölümüyle ilk sırada yer almıştır. Tuva’yı Buryatya 400, Zabaykal Krayı 362 ve Altay Cumhuriyeti 316 doğrulanmış ölümle izlemiştir (Mediazona, 2026a).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada önemli bir bilimsel sınırı baştan çizmek gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başkurdistan’dan ölen her asker Başkurt, Tataristan’dan ölen her asker Tatar değildir. Benzer şekilde bölgesel verilerin doğrudan etnik kayıp rakamlarına dönüştürülmesi metodolojik olarak doğru değildir. Buryatlar da Türk değil, Moğol kökenli bir halktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak bu metodolojik ihtiyat, ortaya çıkan coğrafi örüntüyü ortadan kaldırmamaktadır. Mediazona’nın bölgesel kayıp verileri ile Birleşmiş Milletler (BM) bulguları birlikte değerlendirildiğinde, savaşın insan gücü maliyetinin Rusya Federasyonu’nun bütün bölgelerine eşit dağılmadığı; özellikle ekonomik imkânları daha sınırlı ve coğrafi olarak merkezden uzak bazı bölgelerin daha ağır kayıplarla karşı karşıya kaldığı görülmektedir (Katzarova, 2023, para. 97–98; Mediazona, 2026a).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birleşmiş Milletler Rusya Federasyonu İnsan Hakları Özel Raportörü Mariana Katzarova’nın 2023 raporu bu açıdan özellikle önemlidir. Raporda, bazı erkeklerin aldatma, zor kullanma veya kırılgan durumlarından yararlanma yoluyla seferber edildiği; seferberliğin Rusya’nın uzak ve yoksul bölgelerinde daha agresif biçimde yürütüldüğü ve etnik azınlıklar ile yerli halklara mensup erkekleri orantısız biçimde etkilediği belirtilmektedir (Katzarova, 2023, para. 97–98).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla mesele yalnızca “kaç kişi öldü?” sorusundan ibaret değildir. Asıl soru şudur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya’nın savaş için ihtiyaç duyduğu insan gücü hangi toplumsal ve coğrafi kesimlerden karşılanmaktadır?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vatandaşlık, Göçmenlik ve Cephe Arasında Kurulan Bağ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Meselenin ikinci önemli boyutunu, Rusya’ya çalışmak için giden veya sonradan Rus vatandaşlığı alan Orta Asya kökenli insanlar oluşturmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Human Rights Watch, Mart 2025’te yayımladığı kapsamlı araştırmada özellikle Kırgızistan, Özbekistan ve Tacikistan kökenli göçmenlerin etnik profilleme, keyfî gözaltı ve çeşitli baskılarla karşılaştığını belgeledi. Raporda, bazı Orta Asyalı göçmenlerin gözaltı ve sınır dışı edilme tehdidi altında Rusya Savunma Bakanlığıyla askerî sözleşme imzalamaya zorlandıklarına ilişkin tanıklıklara da yer verildi. Human Rights Watch, Rus makamlarına göçmenlerin sınır dışı edilme veya cezalandırılma tehdidiyle askerî sözleşme imzalamaya zorlanması uygulamasının sona erdirilmesi çağrısında bulundu (Human Rights Watch, 2025).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu tabloyu daha dikkat çekici kılan açıklama ise bizzat Rusya Soruşturma Komitesi Başkanı Aleksandr Bastrıkin’den geldi. Bastrıkin Mayıs 2025’te, askerlik kaydını yaptırmamış 80 bin sonradan Rus vatandaşlığı kazanmış kişinin yapılan operasyonlarla tespit edilerek askerlik yükümlülüğü kapsamında kayıt altına alındığını ve bunlardan 20 bininin cephede bulunduğunu açıkladı. Açıklamasında Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan kökenlileri özellikle zikretti (Katzarova, 2025, para. 124; Meduza, 2025).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu rakam tek başına son derece önemlidir; çünkü artık yalnızca insan hakları örgütlerinin ve bağımsız araştırmacıların bulgularından değil, Rus devletinin üst düzey bir yetkilisinin kamuoyuna açıkladığı rakamlardan söz edilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Amnesty International’ın 10 Eylül 2026 tarihli araştırması ise meseleyi daha geniş bir yabancı nüfus açısından ele almıştır. Rapora göre Rusya, binlerce yabancı uyrukluyu askerî saflara katmak amacıyla bazı vakalarda aldatıcı, zorlayıcı ve sömürücü yöntemler kullanmış; sivil iş, yüksek gelir, hukuki statü veya Rus vatandaşlığı vaadiyle getirilen bazı kişiler kendilerini cephede bulmuştur. Amnesty International, belgelediği bazı vakaların insan ticareti kapsamına girebileceği değerlendirmesinde bulunmuştur (Amnesty International, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün bunlar, “bütün Türk Cumhuriyetleri vatandaşları zorla cepheye gönderiliyor” sonucuna ulaşmak için yeterli değildir; fakat Human Rights Watch, Amnesty International ve Rus yetkililerin kendi açıklamaları birlikte değerlendirildiğinde, Rusya’nın artan asker ihtiyacını karşılamaya çalışırken ekonomik, hukuki veya göçmenlik statüsü açısından daha kırılgan toplulukların askerî insan kaynağı içerisinde giderek daha görünür hâle geldiğini gösteren ciddi ve birbirini tamamlayan bulgular bulunduğu söylenebilir (Amnesty International, 2026; Human Rights Watch, 2025; Meduza, 2025).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tarihsel Hafıza Neden Bu Kadar Hassas?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünkü gelişmeleri kaygı verici kılan yalnızca güncel rakamlar değildir. Türk halklarının Rus ve Sovyet devlet yapılarıyla tarihsel tecrübeleri, bugünkü gelişmelere başka bir anlam katmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci Dünya Savaşı yıllarında Kırım Tatarları bunun en çarpıcı örneklerinden birini yaşadı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">J. Otto Pohl’un Sovyet arşivlerine dayanan çalışmasına göre on binlerce Kırım Tatarı, Nazi Almanyası’na karşı Kızıl Ordu saflarında savaştı. Buna rağmen 11 Mayıs 1944 tarihli Sovyet Devlet Savunma Komitesi’nin 5859ss sayılı kararıyla Kırım Tatarlarının tamamının Kırım’dan sürülmesine karar verildi. Karar kadın, çocuk, yaşlı veya savaşta Sovyet devleti adına mücadele etmiş kişi ayrımı yapmadı (Pohl, 2000).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha çarpıcı olanı şudur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kırım Tatarı erkeklerin önemli bir bölümü Kızıl Ordu saflarında Almanya’ya karşı savaşmayı sürdürürken aileleri Kırım’dan sürülüyordu. Pohl’un aktardığı arşiv verilerine göre Mart 1949 itibarıyla özel yerleşim bölgelerinde 8.995 eski Kızıl Ordu mensubu Kırım Tatarı bulunuyordu; bunların arasında subaylar ve astsubaylar da vardı (Pohl, 2000).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nitekim güncel çalışmalar, 1944 sürgününün Kırım Tatarlarının kolektif hafızasında yalnızca tarihsel bir olay olarak kalmadığını, sonraki kuşakların güvenlik, göç ve Rusya ile ilişkilerine dair algılarında da etkisini sürdürdüğünü göstermektedir (Muratova, 2026). Bununla birlikte, benzer bir tarihsel hafıza etkisinin Rusya Federasyonu içerisindeki bütün Türk halkları için aynı ölçüde geçerli olduğunu söyleyebilmek için karşılaştırmalı saha araştırmalarına ihtiyaç vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kongre Kütüphanesi’nin Rus arşivlerine dayanan çalışması da Stalin döneminde İkinci Dünya Savaşı sırasında ve sonrasında 1,5 milyondan fazla kişinin zorla yer değiştirmeye tabi tutulduğunu; Kırım Tatarları, Karaçaylar, Balkarlar ve Ahıska/Mesheti Türklerinin sürgün edilen topluluklar arasında bulunduğunu belirtmektedir. Aynı çalışma sürgünlerin son derece ağır demografik kayıplara yol açtığına da dikkat çekmektedir (Library of Congress, t.y.).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla bugün kurulabilecek tarihsel bağlantı, “1944 ile 2026 aynıdır” iddiası değildir. Ancak bugün bütün bir Türk halkının resmî bir devlet kararıyla topluca tehcir edilmesi biçiminde 1944’tekine benzer bir mekanizma bulunmamakla birlikte, tarihsel hafızanın ortaya çıkardığı rahatsız edici soru ortadadır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya veya Sovyet devleti için savaşan, etnik Rus çoğunluğun dışında kalan halkların ve azınlıkların ağır demografik bedeller ödemesi, ardından aynı toplulukların merkezî güvenlik politikaları karşısında yeniden kırılgan hâle gelmesi tarihsel bir örüntü müdür?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünkü veriler bu sorunun araştırılmasını gerekli kılmaktadır; fakat cevabın kanıt sınırları içerisinde aranması gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Azerbaycan Boyutu: Savaştan Toplumsal Güvenliğe</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Azerbaycan Devlet Güvenlik Servisi 3 Şubat 2026’da, Rusya-Ukrayna savaşına katılmış önemli sayıda Azerbaycan vatandaşının öldüğünü, kaybolduğunu veya yaralandığını ve bazılarının esir bulunduğunu açıkladı. Kurum, Rusya ve Ukrayna silahlı oluşumlarının kontrolü altında çatışmalara katıldığı tespit edilen bazı Azerbaycan vatandaşlarının Ocak 2026’da gözaltına alınarak cezai sorumluluğa tabi tutulduğunu da bildirdi (State Security Service of the Republic of Azerbaijan, 2026). Ancak bu bulguların bütün vakalara genellenmesi metodolojik olarak doğru değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kişilerin tamamının zor kullanma veya aldatma yoluyla savaşa götürüldüğüne ilişkin doğrulanmış bir veri bulunmamaktadır. Nitekim Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı 9 Haziran 2026 tarihli açıklamasında, vatandaşlarının yabancı ülkelerin topraklarındaki silahlı çatışmalara paralı veya gönüllü olarak katılmasının Azerbaycan mevzuatı bakımından cezai sorumluluk doğurduğunu açıkça belirtmiştir (Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan, 2026). Dolayısıyla her vaka; gönüllülük, ekonomik teşvik, vatandaşlık ilişkisi, aldatma veya baskı bakımından ayrı ayrı incelenmelidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya’daki Azerbaycanlıların güvenliği ise 2025’te ayrıca diplomatik bir mesele hâline geldi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">27 Haziran 2025’te Yekaterinburg’da Rusya Federal Güvenlik Servisinin Azerbaycanlıların yaşadığı adreslere düzenlediği operasyonlar sonucunda iki Azerbaycanlının hayatını kaybetmesi, bazı kişilerin ağır yaralanması ve dokuz kişinin gözaltına alınması üzerine Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı Rusya’dan olayın acilen araştırılmasını ve sorumluların hesap vermesini talep etti (Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan, 2025a).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, 28 Haziran 2025’te Rusya’nın Bakü Büyükelçiliği Maslahatgüzarını Bakanlığa çağırarak olay nedeniyle Rus tarafına güçlü bir protesto iletti (Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan, 2025b).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2 Temmuz 2025’te ise Rusya’nın Bakü Büyükelçisi yeniden Azerbaycan Dışişleri Bakanlığına çağrıldı. Azerbaycan tarafı, Rus makamlarının olayla ilgili açıklamalarının hayatını kaybedenlerin bedenlerinde bulunduğu bildirilen ağır şiddet izleri ve adli tıp bulgularıyla çeliştiğini belirtti (Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan, 2025c).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BM Rusya Federasyonu İnsan Hakları Özel Raportörü’nün 2025 raporu da 27 Haziran 2025’te Yekaterinburg’da gerçekleştirilen operasyonda yaklaşık 50 etnik Azerbaycanlının gözaltına alındığını, Huseyn ve Ziyaddin Safarov kardeşlerin gözaltında hayatını kaybettiğini ve Azerbaycan’daki adli tıp uzmanlarının, ölümlerin işkence sonucu meydana geldiği sonucuna vardığını kaydetmektedir (Katzarova, 2025, para. 123).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu olayın asker toplama faaliyetleriyle doğrudan bağlantılı olduğuna ilişkin doğrulanmış bir kanıt bulunmamaktadır. Bu nedenle böyle bir bağ kurmak doğru olmaz. Ancak vaka, Rusya’daki Azerbaycanlıların güvenliği ve insan hakları meselesinin iki devlet arasındaki ilişkiler bakımından da önem taşıyan bir konu hâline geldiğini göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soykırım İddiası Değil, Ciddi Bir Tarihsel Uyarı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada en önemli hukukî sınırı özellikle belirtmek gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1948 Soykırım Sözleşmesi’nin II. maddesine göre soykırım suçunun oluşabilmesi için ulusal, etnik, ırksal veya dinî bir grubu tamamen veya kısmen fiziksel olarak ortadan kaldırmaya yönelik özel yok etme kastının bulunması gerekmektedir (United Nations, 1948).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çalışma kapsamında incelenen açık kaynaklarda, Rusya yönetiminin Türk halklarını etnik kimlikleri nedeniyle tamamen veya kısmen fiziksel olarak ortadan kaldırmaya yönelik böyle bir özel kasta sahip olduğunu ortaya koyacak yeterli kanıt bulunmamaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla “Rusya bugün Türklere karşı soykırım uygulamaktadır” şeklinde bir hüküm, mevcut açık kaynaklı kanıtların taşıyabileceğinden daha ileri gider; fakat bunun tersi yönde bir basitleştirme de yapılmamalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya Federasyonu içinde Tuva’nın nüfusa oranlı ağır kayıpları, Başkurdistan ve Tataristan’ın yüksek mutlak kayıp sayıları, BM’nin uzak ve yoksul bölgeler ile etnik azınlıkların orantısız seferber edildiğine ilişkin bulguları, Orta Asyalı göçmenlere yönelik askerî sözleşme baskılarına ilişkin insan hakları raporları ve sonradan vatandaşlık kazanan on binlerce kişinin askerî sisteme dâhil edilmesi birlikte değerlendirildiğinde, ciddi bir merkez-çevre ve kırılgan nüfus problemi ortaya çıkmaktadır (Amnesty International, 2026; Human Rights Watch, 2025; Katzarova, 2023; Mediazona, 2026a, 2026b; Meduza, 2025). İşte tarihsel hafızayı harekete geçiren nokta budur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1940’larda Kırım Tatarları Sovyet devleti adına cephede savaşırken ailelerinin sürgün edilmesi; bugün ise Türk halklarının yoğun yaşadığı bazı çevre bölgelerinin yüksek asker kaybı vermesi ve Orta Asya kökenli yeni Rus vatandaşlarının askerî insan kaynağı olarak giderek daha görünür hâle gelmesi aynı tarihsel olay değildir. Ancak bu iki dönem arasındaki benzerliklerin ve farklılıkların karşılaştırmalı biçimde araştırılması, merkez-çevre ilişkileri, askerî insan gücü politikaları ve azınlıkların savaş dönemlerindeki kırılganlığı bakımından önemli bir tarihsel süreklilik sorusu ortaya çıkarmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye’nin güncel yaklaşımı Ukrayna’nın egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü desteklerken savaşın diplomasi ve müzakere yoluyla sona erdirilmesini savunmaktadır. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 16 Temmuz 2026’da Kiev’de yaptığı açıklamada Türkiye’nin Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve bağımsızlığına desteğini vurgulamış, aynı zamanda barış ve müzakere arayışının önemine işaret etmiştir (T.C. Dışişleri Bakanlığı, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Azerbaycan da 24 Şubat 2026’da Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda yaptığı resmî açıklamada, Ukrayna’nın uluslararası tanınmış sınırları içerisindeki egemenliği ve toprak bütünlüğüne desteğini açık biçimde yinelemiş ve savaşın uluslararası hukuk çerçevesinde diplomatik yollarla sona erdirilmesini savunmuştur (Permanent Mission of the Republic of Azerbaijan to the United Nations, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk Devletleri Teşkilatı’nın kurumsal ilkeleri de egemen eşitlik, devletlerin toprak bütünlüğü ve uluslararası tanınmış sınırlarının dokunulmazlığı, uluslararası hukuk, uluslararası barış ve güvenlik ile iyi komşuluk ilişkileri üzerine kuruludur (Organization of Turkic States, t.y.).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla Türk dünyası açısından mesele, Rusya ile ilişkileri ideolojik bir karşıtlık üzerinden okumaktan ziyade, Türk halklarının ve Türk Cumhuriyetleri kökenli insanların savaşın insanî ve demografik maliyeti içerisinde nerede durduğunu güvenilir, karşılaştırılabilir ve mümkün olduğunca isim bazlı verilerle ortaya koyabilmektir; çünkü ölçülmeyen kayıp gözden kaçar; kayıt altına alınmayan demografik bedel ise zamanla tarihî bir gerçeğe dönüşebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün sorulması gereken soru belki de tam olarak şudur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden seksen yılı aşkın süre geçmişken, Rusya’nın savaş düzeninde merkezî otorite ile uzak ve ekonomik imkânları daha sınırlı bölgeler arasındaki ilişki gerçekten değişmiş midir; yoksa savaşın insan gücü ihtiyacı arttıkça tarihsel olarak kırılgan toplulukların omuzlarına düşen yük, farklı hukukî ve ekonomik araçlarla yeniden mi ağırlaşmaktadır?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu sorunun cevabı peşinen verilmemelidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak artık bu soru sorulmalıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaynaklar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Amnesty International. (2026, September 10). Russia: Trafficking of foreign nationals to fight in Ukraine (EUR 46/1361/2026). Amnesty International. https://www.amnesty.org/en/documents/eur46/1361/2026/en/ (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Human Rights Watch. (2025, March 17). Living in fear and humiliation: Rising xenophobic harassment and violence towards Central Asian migrants in Russia. Human Rights Watch. https://www.hrw.org/report/2025/03/17/living-fear-and-humiliation/rising-xenophobic-harassment-and-violence-towards (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Katzarova, M. (2023). Situation of human rights in the Russian Federation: Report of the Special Rapporteur on the Situation of Human Rights in the Russian Federation (A/HRC/54/54). United Nations Human Rights Council. https://digitallibrary.un.org/record/4036320?ln=en (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Katzarova, M. (2025). Situation of human rights in the Russian Federation: Report of the Special Rapporteur on the Situation of Human Rights in the Russian Federation (A/HRC/60/59). United Nations Human Rights Council. https://digitallibrary.un.org/record/4094567?ln=en (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Library of Congress. (t.y.). Internal workings of the Soviet Union: Revelations from the Russian Archives. Library of Congress. https://www.loc.gov/exhibits/archives/intn (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mediazona. (2026a, February 24). Four years of war. 200,000 confirmed dead and the geography of Russian losses in the war with Ukraine. Mediazona. https://en.zona.media/article/2026/02/24/mapofwar (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mediazona. (2026b, July 3). Башкортостан стал первым российским регионом, число подтвержденных погибших из которого превысило 10 тысяч человек [Başkurdistan, doğrulanmış savaş ölümlerinin 10 bini aştığı ilk Rusya bölgesi oldu]. Mediazona. https://zona.media/news/2026/07/03/200 (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mediazona. (2026c, September 21). Russian losses in the war with Ukraine: Mediazona count, updated. Mediazona. https://en.zona.media/article/2026/09/21/casualties_eng-trl (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Meduza. (2025, May 21). Russia has sent 20,000 naturalized citizens to fight in Ukraine, Investigative Committee head says. Meduza. https://meduza.io/amp/en/news/2025/05/21/russia-has-sent-20-000-naturalized-citizens-to-fight-in-ukraine-investigative-committee-head-says (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan. (2025a, June 28). Statement on the attacks against Azerbaijanis in Yekaterinburg, Russian Federation (No. 280/25). https://www.mfa.gov.az/en/news/no28025 (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan. (2025b, June 28). Press release on the summoning of the Chargé d’Affaires of the Embassy of the Russian Federation in the Republic of Azerbaijan to the Ministry of Foreign Affairs (No. 282/25). https://www.mfa.gov.az/en/news/no28225 (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan. (2025c, July 2). Press release on the summoning of the Ambassador of the Russian Federation to the Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan (No. 288/25). https://www.mfa.gov.az/en/news/no28825 (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan. (2026, June 9). Statement of the Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Azerbaijan (No. 255/26). https://www.mfa.gov.az/en/news/no25526 (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Muratova, E. (2026). Memory of Forced Displacements in the Discourse and Coping Strategies of Crimean Tatars in Post-2014 Crimea. Nationalities Papers, 54(4), 834–850. https://doi.org/10.1017/nps.2024.54 (Erişim: 29.09.2026). Organization of Turkic States. (t.y.). Organization of Turkic States. https://www.turkicstates.org/en/organization-of-turkic-states (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Permanent Mission of the Republic of Azerbaijan to the United Nations. (2026, February 24). Statement at the eleventh emergency special session of the United Nations General Assembly. https://www.un.mfa.gov.az/en/news/statement-24-february-2026-en (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Pohl, J. O. (2000, April 13–15). The deportation and fate of the Crimean Tatars. Paper presented at the 5th Annual World Convention of the Association for the Study of Nationalities, Columbia University, New York. https://www.iccrimea.org/scholarly/jopohl.html (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">State Security Service of the Republic of Azerbaijan. (2026, February 3). Information of the Press Service of the State Security Service. https://www.dtx.gov.az/en/news/1871.html (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">T.C. Dışişleri Bakanlığı. (2026, 16 Temmuz). Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sibiha ile Ortak Basın Toplantısı, 16 Temmuz 2026. https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-ukrayna-disisleri-bakani-andriy-sibiha-ile-ortak-basin-toplantisi-16-temmuz-2026.tr.mfa (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">United Nations. (1948, December 9). Convention on the Prevention and Punishment of the Crime of Genocide. General Assembly Resolution 260 A (III). https://digitallibrary.un.org/record/666848/ (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 16:46:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN, SECİMLERLİ KADAR İNSANDIR</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/insan-secimlerli-kadar-insandir-7991</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/insan-secimlerli-kadar-insandir-7991</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN, SECİMLERLİ KADAR İNSANDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNSAN, SECİMLERLİ KADAR İNSANDIR&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan kendini en çok seçimleriyle, sevgisiyle ve vicdanıyla ele verir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan ne yerse onun kokusunu taşır, ne okursa onu konuşur, kimi severse gönlünü ona göre büyütür. Çünkü insanın kim olduğunu anlamak için söylediklerinden çok, yaşadıklarına ve yaşattıklarına bakmak gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir insanın kişiliği bazen kitaplığında, bazen müzik arşivinde, bazen de en zor anında verdiği kararda saklıdır. Ne dinlediği, neye güldüğü, neye üzüldüğü, kimi sevdiği ve nasıl sevdiği, onun dünyasından izler taşır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak insanı asıl ele veren, kimsenin görmediği yerde yaptıklarıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adalet, en güçsüzün hakkını koruyabildiğimizde anlam kazanır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Merhamet, yalnızca sevdiklerimize değil, yardıma muhtaç bir canlıya da gönlümüzü açabildiğimizde gerçek olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Yağmur altında titreyen bir kediyi gördüğümüzde içimiz sızlamıyorsa, başkalarına anlattığımız sevgi ve merhamet &nbsp;sözlerinin bir anlamı kalmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes doğduğu toprağı sever. Ama insanın memleketine olan bağlılığı, o topraklar zor günlerden geçerken belli olur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzakta yaşayan birini hatırlamak, hiç tanımadığımız bir insanın acısına ortak olmak, komşumuzun derdiyle dertlenmek de insan olmanın gereğidir. Çünkü sevgi, yalnızca yakınımızdakilere duyduğumuz bir his değil, bütün insanlığa karşı taşıdığımız bir sorumluluktur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan, çevresiyle güçlenir; uzattığı ellerle dostluklar kurar. Dostluk, yalnızca güzel günlerin hatırası değil, karanlık zamanlarda birbirine ışık olabilmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Aile bağlarımız ise hayata tutunduğumuz en kıymetli dayanaklarımızdandır. Sevdiklerimize ayırdığımız zaman, onlara gösterdiğimiz ilgi ve sevgimizi ifade etme biçimimiz de nasıl blr insan &nbsp;olduğumuzu belirler.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizi biz yapan, yalnızca gördüğümüz iyiliklere verdiğimiz karşılık değildir. Bazen haksızlığa uğradığımızda gösterdiğimiz sabır, bazen kötülüğe rağmen koruduğumuz nezaket, bazen de kimse bilmeden yaptığımız bir iyilik, karakterimizin en açık göstergesidir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyilik, alkışlandığında değil, kimsenin görmediği ve gizli kaldığında da devam edebiliyorsa değerlidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım ki insanın büyüklüğü sahip olduklarıyla değil, başkalarına hissettirdikleriyle ölçülür.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir insanın gerçek zenginliği, kaç kişiye faydasının dokunduğunda, kaç gönülde güzel bir iz bıraktığında saklıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bütün bu seçimlerin merkezinde vicdanımız vardır. Çünkü vicdan, insanın kendi kendisiyle baş başa kaldığında da doğruyu görebilmesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;İnsan, başkalarına anlattığı hikâyeden çok, kendi vicdanında yaşattığı hayatın sahibidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuçta hepimizin etrafında dönen bir dünya var: Kendi vicdanımız. O dünyanın içinde yaşattığımız her duygu, söylediğimiz her söz ve attığımız her adım, karakterimizin hikâyesini yazıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 16:44:53 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SULTANIM BENİM...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/sultanim-benim-7990</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/sultanim-benim-7990</guid>
                <description><![CDATA[SULTANIM BENİM...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SULTANIM BENİM...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buharalı âlim bir zat, Semerkant’ta Sultanın çocuklarının sokakta uygunsuz oyunlar oynadıklarını görünce elindeki bastonla hafifçe vurur. Çocuklar babalarına şikâyet ederler. Sultan, âlimi çağırtarak sorar:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ey hoca! Sultana karşı gelmenin cezasını bilmiyor musun?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biliyorum Sultanım, ama ya sen, Rahman’a karşı gelenin Cehenneme gideceğini bilmiyor musun?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sana emr- i maruf yapmak vazîfesini kim verdi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce söyler misin? Seni kim Sultan yaptı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kim olacak elbette Halîfe.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beni de, o Halifenin Rabbi vazîfelendirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O hâlde ben de sana Semerkant’ta emr-i maruf vazîfesini veriyorum!- Ben de kendimi bu vazîfeden hemen azlettim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hoca, senin bu cevabına hayret ettim, emredilmeden, izinsiz görev yapıyorsun. İzin verilince de, istemiyorsun.Sultanım, sen izin verince, sonra azledersin. Rabbimin verdiğini kimse azledemez.Sen iyi birine benziyorsun. Dile benden ne dilersen!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey isteyebilir miyim?- Elbette.- İhtiyarladım, hâlsizleştim, gençleşmek istiyorum!Bu iş elimden gelmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O zaman bana bir ferman yaz, görevli melekler beni Cehenneme atmasın!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu da yapamam.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benim öyle bir “Sultan’ım var ki, her şeyimi ondan istiyorum. Hiç (Bunu yapamam.) demedi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haklısın, haydi yolun açık olsun. Duâlarında beni unutma! (İslâm Ahlakı)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 16:41:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ŞAFAĞIN ANISINA</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/safagin-anisina-7989</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/safagin-anisina-7989</guid>
                <description><![CDATA[ŞAFAĞIN ANISINA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ŞAFAĞIN ANISINA</span></strong></h3>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şafağın çalılıkları ile amansız savaş<br />
Ellerde bir çapa kiminde tarha<br />
Fidanlar nefes alsın diye öncelik düstur<br />
Ancak amelede o gün bir başka fütur<br />
Fırsat geçti eline ya<br />
kustur Kürt İbo işçiyi kustur<br />
<br />
İbo'nun tükürük salyalı düdüğü eşliğinde<br />
Bir otur bir kalk molası durmadan<br />
Sucular daha&nbsp; su vermeye varmadan<br />
<br />
Hesap soramadığımızda gündüz elciden<br />
Papazın kahvesinde gece yeniden<br />
Kupa kızıyla flört eder<br />
Acısını Maça papazından çıkartırdık<br />
Elci İbo niyetine eskiden<br />
<br />
Dar iki köhne dükkan kapıda iki rahle<br />
Öğrenci tarifesinde yok öyle böyle<br />
Çaycı bıyıktan çay tostlar Cengiz'den<br />
Daha da mutlusu yoktu o günler bizden<br />
<br />
Günü geldi günü çattı elci yaşlarında yaş<br />
Hatta elciyi de geçti gidiyor yavaş yavaş<br />
Yine de son bir defalık kuşandı abasını<br />
Yazmadan da geçemezdim onun bu çabasını<br />
<br />
Hikayeler eşliğinde er meydanında adam<br />
Sahnede zar zor ayakta ürkek duran bir endam<br />
Hikayesi çekiyorken kafa koldan elense<br />
Kendisi de orta yerde tuşa gelmiş nedense<br />
<br />
***<br />
Kim gitmedi şöyle bir bak köle de efendi de<br />
Gözü doymaz insanoğlu hak buldu hep kendinde<br />
İstedi, topraklar doysun ölüm olmasın bir de<br />
Ashabı ölüyor iken&nbsp; hatta Peygamberi de</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 14:00:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VİTRİN IŞIKLI, EV GERÇEK</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/vitrin-isikli-ev-gercek-7988</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/vitrin-isikli-ev-gercek-7988</guid>
                <description><![CDATA[VİTRİN IŞIKLI, EV GERÇEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">VİTRİN IŞIKLI, EV GERÇEK</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan artık hep bir vitrinin önünden geçiyor. Elinde bir telefon, durmadan kayan hayatlar. Bir köşe hep derli toplu, bir kahve hep köpüklü, bir çiçek hep taze.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadraj tertemiz, ışık tam ayarlı. Sofra kurulmuş, fotoğrafı çekilmiş ama yemeğe dokunulmamış. Elbise giyilmiş, ekranda gösterilmiş, sonra "olmadı" diye paketlenmiş. Hatta düğünde giyilip "defolu" diye iade edilmiş. Gösterilen var, yaşanan yok.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de hiç üzülmeyen, hiç yorulmayan bir akış var. Hep mutlu, hep geziyor, hep rahat. Cümlesi de hep argo ile süslü, sanki samimiyet kabalıkla karıştırılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan ister istemez dönüp kendi hayatına bakıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa görünen, gerçeğin tamamı değil. Vitrin ışıklı, ev gerçek.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabah erkenden kalkıp akşama kadar çalışan, evine yorgun gelen biri var. Elinde telefon, ekrana bakıyor. O ışıklı vitrinlere özeniyor ister istemez. O özenme eve taşınınca, ev de huzursuz oluyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde emeğiyle günü döndüren ev hanımı var. Gençler var, "neden bizde yok" diye içinden geçiren. Halbuki gördüğü şey bir günün tamamı değil, seçilmiş bir karesi, en temiz köşesi, en gülen anı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa insanı doyuran, fotoğrafı çekilen yemek değil, sıcakken bölüşülen lokma.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanı ısıtan, giyip iade edilen değil, üstünde eskidiği kıyafet.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanı güzelleştiren de bol argolu cümleler değil, temiz bir dil, içten bir selam.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vitrine bakarak ev geçinmiyor, ekranla ev ısınmıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de en iyisi, vitrine biraz daha az, kendi evine biraz daha çok bakmak. Yorgun da olsa, dağınık da olsa, eksik de olsa...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü yalın olanın tadı başka, gerçek olanın ışığı hep yanar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 27 Sep 2026 17:08:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GRÖNLAND ANLAŞMASI: İLHAKTAN STRATEJİK ERİŞİME</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/gronland-anlasmasi-ilhaktan-stratejik-erisime-7987</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/gronland-anlasmasi-ilhaktan-stratejik-erisime-7987</guid>
                <description><![CDATA[GRÖNLAND ANLAŞMASI: İLHAKTAN STRATEJİK ERİŞİME]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GRÖNLAND ANLAŞMASI: İLHAKTAN STRATEJİK ERİŞİME</span></strong></h3>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arktik’te Yeni Güç Mimarisi</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsmail CİNGÖZ</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uluslararası Siyaset Uzmanı</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ABD Başkanı Donald Trump, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ve Grönland Başbakanı Jens-Frederik Nielsen tarafından 22 Eylül 2026’da New York’ta imzalanan Grönland güvenlik anlaşması, birkaç ay öncesine kadar ilhak ve egemenlik tartışmalarıyla şekillenen krizi yeni bir zemine taşımıştır. Metin, 1951 tarihli Grönland Savunma Anlaşması’nı güncellerken ABD’nin askerî erişimini genişletmeyi öngörmekte, NATO’nun Arktik angajmanının artırılmasını öngörmekte ve üçüncü ülkelerin askerî varlıkları ile belirli stratejik yatırımlarına sınırlamalar getirmektedir. Buna karşılık Danimarka Krallığı’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü ile Grönland halkının kendi kaderini tayin hakkı açık biçimde teyit edilmektedir. Bununla birlikte anlaşma, Danimarka Krallığı ile Grönland’daki gerekli parlamento süreçlerinin tamamlanmasının ardından yürürlüğe girecektir (The White House, 2026a; Prime Minister’s Office of Denmark, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çalışmanın temel hipotezi şudur: Grönland Anlaşması, klasik anlamda bir toprak devrinden çok “egemenlik korunurken stratejik erişimin derinleşmesi” modelini ortaya çıkarmaktadır. Washington Grönland’ı ilhak etmemiştir; fakat adayı istemesinin arkasında öne çıkardığı güvenlik, füze savunması, Arktik erişimi ve rakip güçlerin sınırlandırılması gibi hedeflerin önemli bir bölümünü anlaşma yoluyla kurumsallaştırmıştır. Böylece tartışma, “Grönland kime ait?” sorusundan giderek “Grönland’ın güvenlik mimarisini, askerî erişimini ve kritik yatırımlarını kimler şekillendirecek?” sorusuna yönelmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ABD Ne Kazandı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlaşmanın Washington açısından en somut sonucu, yürürlüğe girmesi hâlinde ABD’nin askerî erişim imkânlarının genişleyecek olmasıdır. Anlaşma, ABD’ye Pituffik Uzay Üssü’nü modernize etme ve buradaki faaliyetlerini genişletme imkânı tanımakta; Narsarsuaq ve Mestersvig’de iki yeni savunma alanının oluşturulmasını öngörmektedir. Tarafların karşılıklı mutabakatı hâlinde gelecekte başka savunma alanlarının oluşturulması da mümkün olacaktır. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle ABD kamu gemileri, askerî uçakları, kuvvetleri ve araçları savunma bölgeleri arasında kara, hava ve deniz yoluyla hareket edebilecek; Amerikan uçakları Grönland toprakları üzerinde uçuş ve iniş imkânına, ABD kamu gemileri ise anlaşmada belirtilen şartlar çerçevesinde Grönland karasularında sualtı erişimi ve hareket imkânına sahip olacaktır (The White House, 2026a).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlaşma ayrıca Kuzey Amerika’nın savunulması çerçevesinde “Golden Dome” füze savunma sisteminin Grönland’daki savunma yapılanmasına dâhil edilebilmesine imkân tanımaktadır. Bu hüküm, Grönland’ın yalnızca Arktik politikası bakımından değil, ABD ana karasının erken ihbar, füze savunması ve uzay gözetleme mimarisi açısından da stratejik önem taşıdığını göstermektedir (The White House, 2026a).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Washington açısından ikinci önemli unsur, üçüncü aktörlerin askerî ve stratejik faaliyetlerine ilişkin getirilen sınırlamalardır. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle NATO üyesi olmayan devletler, tarafların karşılıklı mutabakatı bulunmadıkça Grönland’da insanlı veya insansız askerî tesis kuramayacak ve sürekli askerî varlık bulunduramayacaktır. Ayrıca NATO üyesi, NATO ortağı veya Avrupa Birliği (AB) üyesi olmayan ülkelerden gelen devlet veya yatırımcıların özellikle hassas sektör ve faaliyetlerde kontrol, önemli nüfuz ya da güvenlik açısından risk oluşturabilecek kamuya açık olmayan bilgilere erişim elde etmelerinin sınırlandırılması öngörülmektedir (The White House, 2026a). Bu hüküm, özellikle ABD strateji belgelerinde Arktik rekabeti bağlamında öne çıkan Çin ve Rusya gibi NATO dışı aktörlerin Grönland’ın altyapısı, limanları, kritik hammaddeleri ve güvenlikle bağlantılı sektörlerindeki etkisinin daha sıkı denetlenebilmesine imkân sağlayabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Üçüncü ve daha uzun vadeli unsur ise anlaşmanın belirli bir sona erme tarihi öngörmemesidir. Metne göre anlaşmanın değiştirilmesi tarafların karşılıklı rızasına bağlıdır. Ayrıca Grönland’ın gelecekte</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">bağımsızlığını kazanması hâlinde, bağımsız Grönland’ın NATO içerisinde kalması ve anlaşmadan kaynaklanan ilgili yükümlülükleri üstlenmesi öngörülmektedir (The White House, 2026a). Bu hüküm, Washington açısından bugünkü askerî erişimin ötesinde, muhtemel bir bağımsızlık sonrası güvenlik düzeninin de Atlantik ittifakı içerisinde devam etmesine yönelik uzun vadeli bir kurumsal çerçeve oluşturmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla ABD açısından ortaya çıkan tablo dikkat çekicidir: Washington Grönland’ın egemenliğini elde etmemiştir; ancak anlaşmanın yürürlüğe girmesi hâlinde adanın askerî ve stratejik önemini oluşturan alanlarda daha geniş ve uzun vadeli bir hareket imkânına sahip olacaktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Danimarka Ne Kazandı, Neyi Riske Attı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Danimarka açısından anlaşmanın en önemli kazanımı egemenlik krizinin toprak devri olmadan güvenlik iş birliği çerçevesine çekilmesidir. Anlaşma metni Danimarka Krallığı’nın egemenliğini ve toprak bütünlüğünü açıkça teyit ederken Grönland halkının uluslararası hukuktan kaynaklanan kendi kaderini tayin hakkını da tanımaktadır (The White House, 2026a). Danimarka Başbakanlığı da anlaşmayı Grönland, Danimarka Krallığı, ABD, NATO ve Avrupa açısından ortak savunma ve güvenliği güçlendiren bir düzenleme olarak açıklamıştır (Prime Minister’s Office of Denmark, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle Danimarka’nın “Grönland’ı kaybettiği” söylenemez. Bununla birlikte Kopenhag’ın güvenlik alanındaki hareket alanının Amerikan askerî varlığının genişlemesiyle farklı bir yapıya evrildiği açıktır. ABD’nin üslenme, geçiş, gözetleme, casusluğun önlenmesine yönelik güvenlik iş birliği ve hassas yatırımlar konusunda daha kurumsal bir rol kazanması, Grönland’ın savunma mimarisindeki Washington ağırlığını artırmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla Danimarka’nın temel kazancı hukukî egemenliğin korunması, ABD ile yaşanan siyasi krizin yatıştırılması ve Arktik savunma yükünün NATO-ABD ekseninde paylaşılmasıdır. Buna karşılık muhtemel maliyet, Grönland güvenliğinde Amerikan stratejik etkisinin daha kalıcı hâle gelmesidir. Reuters da anlaşmanın Trump’ın daha önce gündeme getirdiği toprak edinme yaklaşımından farklı olarak ABD’nin askerî varlığını genişleten bir uzlaşma oluşturduğuna dikkat çekmektedir (Slattery &amp; Grønholt-Pedersen, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Grönland: Nesne Olmaktan Aktör Olmaya</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlaşmanın Grönland bakımından en önemli sonuçlarından biri, Nuuk yönetiminin yalnızca hakkında karar verilen bir taraf olmaması, anlaşmanın doğrudan imzacısı hâline gelmesidir. Grönland Başbakanı Nielsen de anlaşmanın yalnızca Grönland hakkında değil, Grönland ile birlikte yapıldığına vurgu yapmıştır (Ünveren, 2026). 2009 tarihli Grönland Özyönetim Yasası da Grönland halkını uluslararası hukuk bakımından kendi kaderini tayin hakkına sahip bir halk olarak tanımaktadır (Prime Minister’s Office of Denmark, 2009).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlaşma ayrıca ABD savunma alanlarının kurulması, bakımı ve hizmetlerine ilişkin ticari sözleşmelerin mümkün olan en geniş ölçüde Grönland kaynaklarına verilmesini öngörmektedir (The White House, 2026a). Bu durum Amerikan askerî varlığının yerel ekonomiye istihdam ve ticari sözleşmeler yoluyla yansımasını sağlayabilir. Ancak daha fazla askerî tesis; çevre, balıkçılık, avcılık ve geleneksel yaşam alanları bakımından yeni tartışmaları beraberinde getirebilir. Metinde Grönland toplumunun yaşam tarzına ve geleneksel faaliyetlerine azami ölçüde saygı gösterilmesi gerektiğinin ayrıca belirtilmesi, bu hassasiyetin taraflarca da kabul edildiğini göstermektedir (The White House, 2026a).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Avrupa ve NATO Açısından Anlaşmanın Anlamı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlaşmanın NATO boyutu Avrupa güvenliği açısından kritik önemdedir. Taraflar Arktik’te NATO’nun planlama, askerî mevcudiyet, tatbikatlar ve ortak istihbarat toplama faaliyetlerinde daha güçlü angajmanını desteklemektedir (The White House, 2026a). NATO da Temmuz 2026 itibarıyla Arktik ve Yüksek Kuzey’i kolektif güvenlik açısından giderek daha önemli bir alan olarak tanımlamaktadır. Finlandiya ve İsveç’in üyeliği sonrasında sekiz Arktik devletinden yedisi NATO üyesidir. İttifak Şubat 2026’da Arctic Sentry faaliyetini başlatarak bölgedeki caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirmiştir (NATO, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AB ise Grönland’a yalnızca askerî güvenlik perspektifinden yaklaşmamaktadır. Avrupa Komisyonu’na göre Grönland, AB’nin yeşil ve dijital dönüşüm açısından kritik kabul ettiği 34 hammaddenin 25’ine</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sahiptir (European Commission, t.y.). Komisyon ayrıca 7 Eylül 2026’da Grönland için bağlantı altyapısı, sürdürülebilir enerji ve kritik hammaddeleri de kapsayan 200 milyon avroluk Global Gateway ortaklık paketini açıklamıştır (European Commission, 2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gelişmeler yeni bir Atlantik iş bölümünün doğabileceğini düşündürmektedir: ABD askerî güvenlik, füze savunması ve stratejik erişim alanlarında; AB ise yatırım, bağlantı altyapısı, enerji ve kritik hammaddeler üzerinden Grönland’ın Batı sistemiyle bütünleşmesini derinleştirebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rusya, Çin ve Arktik Rekabeti</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Grönland Anlaşması’nın küresel sistem açısından asıl önemi, Arktik’in çevresel ve ekonomik bir bölgeden büyük güç rekabetinin başlıca alanlarından birine dönüşmesidir. ABD Savunma Bakanlığının 2024 Arktik Stratejisi; çevresel değişimin yeni deniz güzergâhlarını ve ekonomik erişimi artırdığına, Rusya’nın bölgedeki askerî altyapısının önemli bir kapasite oluşturduğuna ve Çin’in Arktik’te nüfuz, erişim ve yönetişim rolünü geliştirmeye çalıştığına dikkat çekmektedir. Belgede Rusya-Çin arasındaki büyüyen askerî ve ekonomik iş birliği de ABD açısından önemli bir stratejik değişken olarak değerlendirilmektedir (U.S. Department of Defense, 2024).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çerçevede yeni anlaşma yalnızca bir ABD-Danimarka-Grönland düzenlemesi değildir. Grönland’ın NATO dışı askerî varlıklara ve güvenlik açısından hassas görülen stratejik yatırımlara karşı daha kontrollü hâle getirilmesi, Arktik’te jeopolitik bloklaşmanın derinleşmesine katkıda bulunabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum bir taraftan NATO’nun kuzey kanadındaki caydırıcılığı güçlendirebilir; diğer taraftan Rusya ve Çin’in bölgedeki faaliyetlerini daha güçlü bir güvenlik perspektifiyle ele almasına ve kendi tedbirlerini artırmasına yol açabilir. Dolayısıyla anlaşma NATO açısından güvenlik ve caydırıcılık üretirken aynı zamanda Arktik’in giderek daha fazla askerî-stratejik rekabet alanına dönüşmesi riskini de bünyesinde taşımaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeni Dünya Sistemine Dair Hipotez</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Grönland Anlaşması daha geniş bir uluslararası sistem eğilimine işaret etmektedir: XXI. yüzyıl güç mücadelesinde stratejik nüfuz, her zaman doğrudan toprak ilhakı yoluyla kurulmak zorunda değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Askerî erişim hakları, üsler, hava ve deniz geçişleri, füze savunma sistemleri, yatırım taraması, kritik altyapı denetimi ve güvenlik ittifakları bir bölgenin jeopolitik yönelimini egemenlik devri olmaksızın da uzun süreli biçimde şekillendirebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu açıdan Trump’ın önceki ilhak söylemi ile 22 Eylül 2026 anlaşmasının ortaya çıkardığı sonuç arasındaki fark önemlidir. Beyaz Saray anlaşmayı kendi siyasi açıklamasında ABD’nin Grönland’daki güvenlik çıkarları üzerinde uzun süreli kontrol sağlayan önemli bir kazanım şeklinde sunarken, bağlayıcı anlaşma metni Danimarka egemenliğini ve Grönland’ın kendi kaderini tayin hakkını teyit etmekte; yeni savunma alanları gibi önemli konularda taraflar arasında karşılıklı mutabakat mekanizmaları öngörmektedir (The White House, 2026a, 2026b).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla hukukî egemenlik ile fiilî stratejik nüfuzun birbirinden ayrılması gerekir. ABD Grönland’ın sahibi olmamıştır; buna karşılık adanın güvenlik mimarisindeki rolünü önemli ölçüde genişletmiştir. Bu fark, anlaşmanın uluslararası sistem açısından en önemli yönlerinden biridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Grönland Anlaşması, Arktik jeopolitiğinde yaşanan dönüşümün yalnızca bir sonucu değil, bundan sonraki rekabetin hangi araçlar üzerinden yürütülebileceğine ilişkin önemli bir göstergedir. Anlaşmanın yürürlüğe girmesiyle Grönland’ın hukukî statüsü değişmeyecek; ancak adanın Kuzey Amerika savunması ve NATO’nun kuzey güvenlik mimarisi içerisindeki stratejik ağırlığı daha da artacaktır. Bu gelişmeler, çalışmanın temel hipotezini önemli ölçüde desteklemektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl belirsizlik bundan sonraki aşamadadır. Anlaşmayla öngörülen genişleyen ABD askerî erişimi, Avrupa'nın kritik hammadde ve altyapı yatırımları, Rusya'nın mevcut Arktik kapasitesi ve Çin'in bölgeye yönelik uzun vadeli ilgisi aynı coğrafyada kesişmektedir. Bu nedenle Grönland meselesinin geleceği yalnızca Washington, Kopenhag ve Nuuk arasındaki ilişkilerle değil, Arktik'teki daha geniş güç dengesinin nasıl şekilleneceğiyle birlikte okunmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu açıdan 22 Eylül 2026 Anlaşması bir son noktadan çok yeni bir başlangıç olarak değerlendirilebilir. Arktik'in askerî, ekonomik ve teknolojik değeri arttıkça Grönland’ın da uluslararası sistemdeki ağırlığının yükselmesi beklenebilir. Önümüzdeki dönemin temel sorusu artık Grönland’ın kime ait olacağından ziyade, adanın sunduğu stratejik imkânların hangi aktörler tarafından, hangi kurallar çerçevesinde ve ne ölçüde kullanılacağı olacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaynakça</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">European Commission. (2026, 7 Eylül). EU and Greenland strengthen partnership and engagement, backed by €200 million in EU investment. Shaping Europe’s Digital Future. https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/news/eu-and-greenland-strengthen-partnership-and-engagement-backed-eu200-million-eu-investment (Erişim: 26.09.2026). European Commission. (t.y.). Greenland. International Partnerships. https://international-partnerships.ec.europa.eu/countries/greenland_en (Erişim: 26.09.2026). NATO. (2026, 24 Temmuz). Arctic security. North Atlantic Treaty Organization. https://www.nato.int/en/what-we-do/deterrence-and-defence/arctic-security (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Prime Minister’s Office of Denmark. (2009, 12 Haziran). Act on Greenland Self-Government (Act No. 473 of 12 June 2009). Statsministeriet. https://english.stm.dk/media/4vgewyoh/gl-selvstyrelov-uk.pdf (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Prime Minister’s Office of Denmark. (2026, 22 Eylül). Agreement between Greenland, Denmark and the United States. Statsministeriet. https://english.stm.dk/press/press-releases/agreement-between-greenland-denmark-and-the-united-states/ (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Slattery, G., &amp; Grønholt-Pedersen, J. (2026, 22 Eylül). US, Greenland, Denmark sign deal in bid to end Arctic standoff. Reuters. https://www.reuters.com/world/europe/trump-denmark-greenland-sign-deal-bid-end-arctic-standoff-2026-09-22/ (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">The White House. (2026a, 22 Eylül). Agreement between the Government of the United States of America and the Government of the Kingdom of Denmark together with the Government of Greenland to amend and supplement the Agreement of 27 April 1951 pursuant to the North Atlantic Treaty. https://www.whitehouse.gov/briefings-statements/2026/09/agreement-between-the-government-of-the-united-states-of-america-and-the-government-of-the-kingdom-of-denmark-together-with-the-government-of-greenland-to-amend-and-supplement-the-agreement-of-27-april-1951-pursuant-to-the-north-atlantic-treaty-between-the-government-of-the-united-states-of-america-and-the-government-of-the-kingdom-of-denmark-on-the-defense-of-greenland-1951-defense-agreement-including-all-relevant-subsequent-agreements-related-thereto/ (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">The White House. (2026b, 22 Eylül). President Trump inks historic Arctic security agreement. https://www.whitehouse.gov/releases/2026/09/president-trump-inks-historic-arctic-security-agreement/ (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">U.S. Department of Defense. (2024). 2024 Department of Defense Arctic Strategy. U.S. Department of Defense. https://media.defense.gov/2024/Jul/22/2003507411/-1/-1/0/DOD-ARCTIC-STRATEGY-2024.PDF (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ünveren, B. (2026, 23 Eylül). Grönland Anlaşması: Trump ve Danimarka ne kazandı? Deutsche Welle Türkçe. https://www.dw.com/tr/gr%C3%B6nland-anla%C5%9Fmas%C4%B1-trump-ve-danimarka-ne-kazand%C4%B1/a-79386341 (Erişim: 26.09.2026).</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazar Biyografisi:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsmail Cingöz; Uluslararası Siyaset Uzmanı ve Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Programı öğrencisidir. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı ve Dünya Avşarlar Derneği Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Akademik ve mesleki çalışma alanları; uluslararası güvenlik, jeopolitik, savunma sanayii çalışmaları, Türk dış politikası, Türk Dünyası ve çağdaş uluslararası sistemin dönüşümü üzerine yoğunlaşmaktadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 17:59:01 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>CİN HAKKINDA BiLGi</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/cin-hakkinda-bilgi-7986</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/cin-hakkinda-bilgi-7986</guid>
                <description><![CDATA[CİN HAKKINDA BiLGi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">CİN HAKKINDA BiLGi</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanı, cin ve şeytanların şerlerinden koruyan melekler vardır. Kefevî’nin (Mecmû’a-tül-fevâid) kitâbında ve Demîrî’nin (Hayât-ül-hayvân) kitâbı, kaf harfindeki kelimesinde diyor ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Bir kimse, Cin Mektûbu, yanında taşısa veya evinde bulundursa, bu kimseye, eve ve etrafına cin gelmez ve dadanmış olup zarar veren cin de gider.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu mektup; Hazînet-ül-esrâr ve Hayât-ül-hayvân kitaplarında vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Âyet-el-kürsî, İhlâs, Mu’avvizeteyn ve Fâtiha sûrelerini sıksık okumak da, insanı cinden muhâfaza eder. Bu âyet-i kerîmeleri okumakla ve bu mektubu taşımakla ve şifâ âyetlerini okumakla ve yazıp suyunu içmekle faydalanmak isteyenlerin Ehl-i sünnet i’tikâdına uygun olarak doğru îmân sahibi olması lâzımdır. Bunları kullananın i’tikâdı doğru olmazsa ve küfr alâmetlerini kullanır, haram işlerse, fâideleri görülmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cinden kurtulmak için çâre:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- E’ûzü Besmele ile Fâtiha sûresi okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2- E’ûzü Besmele ile iki Kul-e’ûzüyü okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3- E’ûzü Besmele ile Bekara sûresinin ilk 5 âyetini okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4- E’ûzü Besmele ile Âyet-el-kürsî okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5- E’ûzü Besmele ile; Bekara sûresinin son 2 âyetini okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6- E’ûzü Besmele ile (Ha-Mîm) Mü’mîn sûresinin başından (masîr)e kadar ve Âyet-el-kürsî okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7- (Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh. Lehülmülkü ve lehülhamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.) okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8- Çok (Allah) demeli.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9- Hep abdestli bulunmalı, farzları ve sünnetleri terk etmemeli.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">10- Kadınlara bakmaktan, çok konuşmaktan, çok yemekten ve kalabalıktan sakınmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmâm-ı Rabbânî “rahmetullahi teâlâ aleyh” cinden korunmak için şu duâyı okurdu. (Lâ havle velâ kuvvete illâ billah-il-aliyyil’azîm.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şeytânın vesvesesinden ve sıkıntıdan kurtulmak için, hergün şu duâyı okumalı:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Yâ Allah-ür-rakîb-ül-hafîz-ür-rahîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-halîm-ül’azîm-ür-raûf-ül-kerîm. Yâ Allah-ül-hayy-ül-kayyüm-ül-kâimü alâ külli nefsin bimâ kesebet, hul beynî ve beyne adüvvî!)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dertlerden, belâlardan, fitne ve hastalıklardan korunmak için, sabah-akşam, 3 defa okumalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hiltit (Şeytan tersi) adındaki zamkı taşıyana cin gelmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tam İlmihål Seâdet-i Ebediyye (S: 745-747)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 17:55:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN OKUYORSA MÜSLÜMANDIR MEDENÎDİR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/insan-okuyorsa-muslumandir-medenidir-7985</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/insan-okuyorsa-muslumandir-medenidir-7985</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN OKUYORSA MÜSLÜMANDIR MEDENÎDİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNSAN OKUYORSA MÜSLÜMANDIR MEDENÎDİR</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her türlü inançsızlığın, sapıklığın ve kötülüğün temelinde “Bilgisizlik” ve “Cehalet” var. Bilgisizlik ve cehalet nedeniyle insanlar; birçok kötülüğün ve gayrı ahlaki davranışların girdabına düşer ve birbirine zulmeden, birbirine hakaretler eden, birbirine haksızlık eden, birbirini acımasızca boğazlayan ve katleden câniler ve zâlimler haline gelir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bilgisizlik ve Cehalet nedeniyle insanlar, vahşi bir hayatın mahkumu olur. Böyle toplumlarda sevgi ve saygı olmaz, huzur ve güven olmaz, barış ve hoşgörü olmaz, merhamet ve acımak olmaz. kardeşlik ve dostluk olmaz. Kul hakkına riayet olmaz. Kısacası; insanlık, müslümanlık ve medeniyet olmaz! Bundan bin beşyüz sene önce, Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam peygamber olarak gönderildiği günlerde Arabistan’da “Câhiliye Dönemi” denilen o dönemde kız çocukları uğursuz sayıldığı için kız çocuğunu diri diri toprağa gömen insanlar ile bugün medeni denilen dünyada ve ülkemizde annesini ve eşini uğursuz görerek onların boğazını ekmek bıçağıyla kıtır kıtır kesip vahşice öldüren bir insanın/müslümanın işlediği vahşet arasında hiçbir fark yoktur!.. Ülkemiz dahil dünyanın pekçok yerindde; o “Cehalet Dönemi” aynen yaşanmaktadır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şunu iyi biliniz ki, çok paraya, çok mala, mülke ve servete sahip olmak, yüksek makam, mevki ve sıfatlara sahip olmak, çok zengin olmak, çok güçlü olmak, lüks Köşklerde, muhteşem Saraylarda oturmak, lüks arabalara binmek, lüks giyinmek, lüks yaşamak, görkemli ve gösterişli büyük şehirlerde oturmak, insanlar tarafından bolca alkışlanmak, itibar görmek insanı Medenî kılmaz. İmanlı bir Müslüman da yapmaz. Sadece o insanın egosunu besler ve şımartır o kadar!.. “Ben medenîyim” demekle medenî olunmaz! “Ben müslümanım” demekle de müslüman olunmaz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın müslüman ve medenî olması için mutlaka okuması, ilim, irfan, iman ve güzel ahlak sahibi olması, adeletli ve merhametli olması gerekir. Güzel işler yapması gerekir. Hayatı; akıl, ilim, iman ve güzel ahlak ile inşâ edip yaşaması gerekir. İşte, o zaman insan müslüman olur, işte o zaman insan medenî olur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak, o zaman toplumlarda; sevgi ve saygı olur, merhamet ve adalet olur, Kul hakkına riayet olur, huzur ve güven olur, barış ve hoşgörü olur, küçüğe sevgi ve şefkat, büyüğe saygı ve hürmet olur, Kadına, Anneye ve babaya saygı, sevgi, şefkat olur. İşte, ancak o zaman insanlar müslüman ve medenî olur. Çünkü müslümanlık ve medeniyet; barış ve huzur demektir. Sevgi ve saygı demektir. Merhamet ve adalet demektir. Kul hakkına, insanî haklara riayet ve saygı demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenledir ki, Rabbimiz Allah Kur’anda: “Şüphesiz ki Allah adâleti, iyiliği, yakınlara yardım etmeyi emreder. Her türlü hayâsızlığı, kötülüğü ve azgınlığı da yasaklar. Düşünüp tutasınız diye size öğüt verir.” (Nahl-90) buyurarak; adaleti, güzel ahalkı, iyiliği ve yardımlaşmayı emreder, her türlü hayasızlığı, kötülüğü ve ahlaksızlığı da yasaklar, suç ve günah sayar. Ve ders almamız için bize öğüt verir. Bu nedenle Rabbimiz Allah, hidayetin, huzurun ve medeniyetin anahtarı olan ilmi elde etmek, ilim ve irfan sahibi olmak, güzel ahlak ve hayâ sahibi olmak, için okumayı emreder ve şöyle buyurur: “Oku!.. Seni yaratan Rabbinin adıyla oku!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O, insanı bir kan pıhtısından yaratmıştır. Oku! Senin Rabbin çok iyilik edendir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediklerini öğreten de O’dur (Alak-1,5) Çünkü, insan, okursa, ilim ve irfan sahibi olur, inançlı ve edepli olur, hoşgörülü olur, müşfik ve merhametli olur, âdil olur, iyilik ve yardımsever olur. Fazilet ve ahlak sahibi olur, Yani, takva sahibi müslüman olur, medenî bir insan olur. Bunun için Rabbimiz Alah bize akıl ve ilim vermiş, düşünme ve güzel işler yapma kabiliyeti, yeteneği vermiş. öğüt ve ders almamız için bize mukaddes kitabımız Kur’anı bir hidayet rehberi ve öğüt kitabı olarak göndermiş ve şöyle buyurmuştur: “Yâ Muhammed! Bu kitap (Kur’an) akıl sahipleri ayetlerini okuyup, düşünüp öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek/ feyizli bir kitaptır.” (Sâd- 29 İşte sevgili dostlar, eğer Hak ve hakikati, iyiyi ve doğruyu fazileti ve güzel ahlakı, edeb ve âdâbı öğrenmek, müslüman ve medenî bir insan olmak istiyorsak, Yüce Allah’ın “Oku!” emrine uyarak, öncelikle dinimizin edep ve ahlak hazinesi olan mukaddes kitabımız Kur’andan başlayarak; bize iyiyi, doğruyu, güzel ahlakı ve medeniyeti öğreten tüm kitapları okumalıyız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatta Rabbimizin ifadesiyle kendimizi ve kainatı okumalıyız ve her okuduğumuzdan güzel dersler ve öğütler alarak, bilgili, ilim ve irfan sahibi, edeb ve güzel ahlak sahibi kişiler olmalıyız. Bu nedenle Rabbimiz Allah okumayı ibadet saymıştır. Bu nedenle dinimizde bir saatlik ilim tahsili, bir gece boyunca yapılan nafile ibadetten daha faziletli görülmüştür. Şunu da bilelim ki, okumaktan kastımız; sadece diploma sahibi olmak için yapılan okumak değildir. Bir meslek sahibi olmak için okumak elbette elzemdir, ama bizim kastımız; esasta ilim, irfan, fazilet ve güzel ahlak sahibi olmak için okumaktır. Hayatı güzelleştirmek ve feyizlendirmek için okumaktır. İnsan bu amaçla okursa müslüman olur, medenî olur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama ne yazık ki, bugün bu amaçla okuyan çok az! İmanınız kavi, okumanız ve ilminiz güzel, ahlakınız güzel, ameliniz salih, ömrünüz imanlı, ilimli, sağlıklı, huzurlu. güvenli, temiz ve feyizli olsun inşaallah!.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun!.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 07:55:00 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KİŞİLİK OLUŞMASI BEŞİKTEN MEZARA</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kisilik-olusmasi-besikten-mezara-7984</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kisilik-olusmasi-besikten-mezara-7984</guid>
                <description><![CDATA[KİŞİLİK OLUŞMASI BEŞİKTEN MEZARA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KİŞİLİK OLUŞMASI BEŞİKTEN MEZARA</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir topluluğun veya insanlığın istikbali kişiliğin pozitif oluşmasına bağlıdır. Bir önceki neslin kişilik oluşmasında etkisi çok büyüktür, ne yazık ki örnek olacak önceki neslin önemli bir kısmının negatif etkisi bu sürecin olumsuz ilerlemesine sebep olmaktadır. Bunda idol kişilerin nefsine hoş gelen davranış tarzları yeni neslin istismar edilmesine ve olumsuz kişilik oluşmasına da neden olmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aslında her insan kendinin öğretmeni ve eğitmeni olarak doğar. Ömür boyu bunu başaramayan insan yaradılış gayesini kaybetmiştir. Ömrünün sonlarında bunu sağlamak da bir kazançtır, ama önceki nesillere kötü örnek olmanın vicdan azabını hep hisseder. Burada çocukların geleceği eş seçimini ebeveyn seçimine dönüştürür. Bu özelliğe sahip bir babayı ve anneyi evlatlarından uzaklaştırmak evlatlara yapılmış en büyük haksızlıktır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kişiliğin oluşması henüz anne karnında iken başlar. Kendi lisanlarıyla dış dünyada olanları yorumlarlar. Ebeveynlerin hayat tarzı, beslenme alışkanlıkları, bağımlılıkları çocukları etkiler. Çocuklar için ilk idol anne olur ve hemen ardından baba fark edilir. Çocuklar hemen onları taklit etmeye başlar. Bu nedenle çocuklarınızın nasıl olmasını istiyorsanız öyle yaşayın.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dış dünyadan bağımsız bir hayat tarzına sahip okyanus ada toplumlarında kişiliğin bizden çok farklı gelişebileceği gözlenmiştir. Eşya sahiplenme alışkanlığı gözlemlenmemiştir. Duygulardan ziyade toplumun değer yargıları aktiftir. Geçimini sağlama becerileri çok erken yaşta kazanılmaktadır. Yuva kurma ve sorumluluğu çok erken yaşta başlamaktadır. Bilgi ve uzmanlık edinme isteği pek gözlenmemektedir. Belki bunun için geniş nüfus kitlelerine sahip olmak gerekiyordur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küçük yaşta evlat edinilen erkek çocuklar üvey babalarını örnek almakta, ileri yaşlarda evlat edinildiğinde ise etkileri daha az olmaktadır. Zaten okul yaşlarından itibaren ailenin etkisi gittikçe azalmakta, arkadaş, öğretmen, sosyal medya ünlü kişiler bu alanı önemli şekilde doldurmaktadır. Bu da gösteriyor ki olumlu ailelerin çocuklarının olumlu gelişmesine katkıda bulunacakları çok sınırlı zamanları vardır ve bu zaman gittikçe daralmaktadır. Ne yazık ki, Geçim sıkıntısı ve mevcut devletlerin egemenliklerini tam kullanmalarını engelleyen şeyler aile bağlarını da etkilemekte, aileler kendi çocuklarına ayıracak zaman bulamamakta, bu da çocuğun eğitimini farklı etki alanlarına bırakmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kişisel ilişkilerde karşı tarafın seviyesinde hareket etmek empati açısından önemlidir. Çocuklarla ilgilenmede onların seviyesine inmek önerilir. Ancak burada önemli olan karşıdakine faydalı olabilme seçeneğidir. Şayet çocukla ilgilenmenin büyüye zevk verdiğini çocuk anlarsa ücretini ister ve sizin söz ve davranışlarınızın hiçbir etkisi kalmaz. Aradaki saygı asla zedelenmemelidir. Kendi tarihimizde bizim çocukları anlatan yabancı tarihçiler, çocukların büyüklerin toplantılarını büyük bir ciddiyetle takip ettiklerini anlatırlar. Aslında çocuk yoktur, çocuklaşma zamanları vardır. Ayrıca Türklerin ciddi bir organize olma ve askeri kabiliyetlerinden bahsederler, Aile içi hiyerarşi ve saygının bunda çok önemli bir yeri vardır. Bunu suistimal eden büyükler çıkabilir, ancak bunun pozitif yönlerini de unutmamak lazımdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklara ilk öğretilecek şey güvenlik mesafesidir. Bu mesafe kim olursa olsun aşılmamalıdır. Başkalarından hediye almak ebeveyn iznine tabi olmalıdır. Bu konuda oluşacak sorunların telafisi yoktur. Bir hayvanat bahçesinde bebekliğinden beri hiç erkek görmemiş dişi bir gergedanın</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">cinsiyetinin hiç gelişmediği görülmüştür. Bu da cinsiyet gelişiminde karşı cinslerin etkisini göstermektedir. Bir de ebeveynler ve büyüklerin baskın kişilik sergileyerek çocukların kişisel gelişimini engellemesi telafi edilmez sonuçlar doğurur. Yani her tavır çocuğun faydasına uygun düşünülmelidir. Dünyanın en önemli psikoloji uzmanlarına göre sapma şeklindeki cinsiyet oluşumu öğretilmiş bir oluşumdur. Bunların genlerle falan alakası yoktur. Erkek çocuklarına erkek olduklarını anlatan oyun ve araçları, kız çocuklarına da bayan olduklarını anlatan oyuncak giysi ve oyunlar sunulmalıdır. Erkeklik hormonu kasla ilgilidir. Biri diğerini artırır. Bir bayana erkeksi olduğu tembihlendiğinde onun farklı bir hormonsal yapıya girmesine ve doğurganlığı kaybedici hastalıklara yakalanmasına sebep olmaktadır. Bunun yanında hayatı boyunca yaşayacağı psikolojik bunalımların da dikkate alınması gerekir. Bu sadece bir örnek, hem erkek ve hem de bayan çocukların önünde çok değişik olumsuz gelişmeler olabilir. Bu durumdaki insanlar kendilerini ikna ederlerse tekrar normale dönerler. Bu bir zararlı alışkanlığı bırakmak gibidir. Burada anne ve baba arasındaki iletişim çok önemlidir. Maalesef eğitimsiz ebeveynler, çocuklarıyla diğer ebeveynin bağlarını keser ve çocuklar çok tehlikeli bir geleceğe açık olurlar. Genellikle geçimsizliğin temelinde maddi doyumsuzluklar vardır. Yani eğitimsizlik… Bunun yanında argonun, laubaliliğin ne olduğu ve sakıncaları öğretilmelidir. Olumlu sanatsal espri ile aradaki fark saygı çerçevesinde ele alınmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Can tenden çıkmadığı sürece bir eğitim ve gelişim süreci devam etmektedir. Burada gelir dağılım adaletinin önemi büyüktür. Bundan daha önemli olan ise bütçe yapabilen bir ailenin olmasıdır. Ayrıca devletin, konunun uzmanlarınca hazırlanacak herkesi kapsayan dinamik bir eğitim politikası hazırlanmalı ve uygulanmalıdır. Bunun içeriğinde sadece ebeveynlerin bütçe yapması değil, çocukların da bütçe yapma kabiliyetleri bulunmalıdır. İnsanların suça bulaşmasını bekleyip, bulaştıktan sonra içeri atmak çözüm değildir. Önemli olan insanı kazanmaktır. Hele bayanlar kendilerini para eden bir mal gibi düşünmelerine zorlanmamalıdır. İnsanlar bir öğünlük yemeklerini bulmakta zorlanınca bir ömür masrafını çıkarma yolları aramaya başlamaktadırlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öncelikle neyin doğru olduğu ve nereden başlanacağı konusundaki kafa karışıklığından bir kurtulup, her vatandaşı ayrı ayrı ele almayı başarmak lazım. Çünkü kişilik gelişimi sadece çocukları değil, hepimizi ilgilendiriyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağlık ve Esenlikler Mehmet Haşmet KOLAĞASI</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 18:29:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Molla Gitsin de Trump-İsrail mi Gelsin?</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/molla-gitsin-de-trump-israil-mi-gelsin-7983</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/molla-gitsin-de-trump-israil-mi-gelsin-7983</guid>
                <description><![CDATA[Molla Gitsin de Trump-İsrail mi Gelsin?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Molla Gitsin de Trump-İsrail mi Gelsin?</strong></span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran meselesini yalnızca <strong>“molla rejimi gitsin”</strong> cümlesine indirgemek, İran coğrafyasının tarihini ve burada yaşayan Türklerin durumunu görmezden gelmek olur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugünkü İran sınırları içinde Azerbaycan Türkleri başta olmak üzere <strong>Kaşkaylar, Türkmenler ve başka Türk toplulukları</strong> olmakla birlikte <strong>“40 milyon Türk”</strong> yaşadığı ileri sürülmektedir. Özellikle Azerbaycan Türkleri, İran’ın en büyük etnik topluluklarından biridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran Türklerinin bugünkü sorunlarının kökleri <strong>1979’a değil, Pehlevî dönemine</strong> kadar gider. 1925’te Kaçar Hanedanı’nın sona ermesiyle <strong>Rıza Şah Pehlevî</strong> iktidara geldi ve güçlü bir merkezi devlet kurma süreci başlattı. Bu dönemde <strong>Farsça devletin ve eğitimin temel dili</strong> hâline getirildi; Farsça dışındaki dillerin kamusal kullanımı sınırlandırıldı. Türkçe eğitim ve yayıncılık üzerindeki baskılar, yer adlarının değiştirilmesi, Türk topluluklarının siyasi ve kültürel örgütlenmesinin zayıflatılması ve aşiretlerin merkezi otorite altında toplanması bu sürecin parçalarıydı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra <strong>1979 Devrimi</strong> geldi. Pehlevî Hanedanı devrildi, Humeyni sürgünden İran’a döndü ve <strong>İslam Cumhuriyeti</strong> kuruldu. Fakat yeni rejim, Pehlevîlerin merkeziyetçi devlet anlayışını tamamen ortadan kaldırmadı. <strong>Türklerin, Kürtlerin, Beluçların, Arapların ve diğer toplulukların kimlik ve dil talepleri</strong> devam etti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün İran Anayasası, yerel ve kabile dillerinin medya ve edebiyat alanında kullanılmasına belirli ölçüde izin veriyor. Buna rağmen <strong>Azerbaycan Türkçesinin eğitim dili olması yönündeki talepler</strong> ve Türk kimliğiyle ilgili aktivizm üzerindeki baskılar devam ediyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada birbirinden tamamen farklı iki şeyi ayırmak gerekiyor:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Molla rejiminin gitmesini istemek başka, İran Türklerinin yaşadığı tarihî coğrafyanın ABD veya İsrail tarafından yeniden şekillendirilmesini istemek başka şeydir.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran İslam Cumhuriyeti’nin vatandaşlarına uyguladığı baskı, <strong>yabancı bir devletin İran’ı bombalamasını veya İran’ın geleceğini belirlemesini otomatik olarak meşru hâle getirmez.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı şekilde <strong>ABD ve İsrail’in İran’a yönelik müdahalesine karşı çıkmak da mollaların yönetimini savunmak anlamına gelmez.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün savaşın askeri boyutunun yanında çok daha geniş bir <strong>ekonomik savaş</strong> yürütülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ABD’nin İran’a yönelik <strong>ikincil yaptırımları</strong> yalnızca Amerikan şirketlerini kapsamıyor. İran’la enerji, deniz taşımacılığı, teknoloji, değerli metaller, dijital varlıklar ve havacılık gibi alanlarda iş yapan yabancı şirketler de <strong>Amerikan finans sisteminden dışlanma riskiyle</strong> karşılaşabiliyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Washington’un yeni yaptırım kararlarıyla hedef aldığı alanın yalnızca İran olmadığı, <strong>İran’ın ticaret yaptığı ülkeler ve şirketlerden oluşan geniş ekonomik ağın da baskı altına alındığı</strong> görülüyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Trump yönetimi bu yaptırım sistemini daha da genişleterek <strong>İran’ın uluslararası ekonomik bağlantılarını zayıflatmak</strong> istiyor. Bunun için yalnızca Tahran’a değil; İran’la ticaretin ve finansal işlemlerin önemli merkezleri olan <strong>Dubai, Pekin, Ankara</strong> ve İran’la ekonomik ilişki kuran diğer merkezlere de bakıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle ortaya çıkan tablo yalnızca <strong>İran’a yönelik doğrudan yaptırımlardan</strong> ibaret değil. İran’ın enerji, taşımacılık, finans, teknoloji ve ticaret bağlantılarında yer alan <strong>üçüncü ülke şirketleri de Washington’un yaptırım politikasının etkisi altında</strong> kalıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ABD Hazine Bakanı <strong>Scott Bessent’in 21 Eylül’deki açıklaması</strong> da bu mekanizmayı açık biçimde ortaya koydu. Bessent, İran havayollarının uluslararası faaliyetlerinin durma noktasına getirileceğini, yabancı şirketlerin İran uçaklarına yakıt, yer hizmeti veya bilet satışı sağlaması hâlinde <strong>Amerikan dolar sisteminden çıkarılma riskiyle</strong> karşılaşacağını söyledi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, yalnızca İranlı havayollarına uygulanmış bir yaptırım değildir. İran’la çalışan <strong>üçüncü ülkelerdeki şirketlere</strong> de “İran’la ticaret yaparsanız bunun ekonomik bedeli olur” mesajıdır.</span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Türkiye açısından gelişmeler özellikle dikkat çekici</strong></span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mahan Air’in Türkiye uçuşlarının 21 Eylül itibarıyla durdurulmasının ardından BDDK, İran’ın 43 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteren İran devletine ait <strong>Bank Mellat’ın Türkiye’deki faaliyet iznini kaldırdı.</strong>&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>43 yıl her şey iyiydi de 21 Eylül’de ne oldu?</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kararın resmî gerekçesi Türk bankacılık sisteminin güvenliği ve mevduat sahiplerinin haklarıyla ilgili düzenlemeler olarak açıklanırken, kararın <strong>ABD’nin İran’a yönelik yaptırım baskısının yoğunlaştığı bir dönemde</strong> gelmesi ayrıca tartışılıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu noktada, başka bir olay da yeniden akıllara geliyor. ABD Başkanı Donald Trump, 2016 yılında İzmir’de tutuklanan <strong>Rahip Andrew Brunson’ın</strong> serbest bırakılmasıyla ilgili olarak, NATO Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, <strong>“Birçok kişi aradı, hiçbir ilerleme sağlayamadılar. Ben Cumhurbaşkanı’nı aradım ve derhal serbest bıraktı”</strong> demişti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“Ankara bu kararları Washington’ın emriyle aldı”</strong> sonucunu çıkarmak ne kadar doğrudur, bunu bilemeyiz. Fakat ortaya çıkan sonuç açıktır: <strong>İran’ın Türkiye üzerinden uluslararası finans ve ulaşım bağlantıları da daralıyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun yanında İran’ın sahip olduğu <strong>petrol, doğal gaz ve maden kaynakları</strong> meselenin ekonomik boyutunu daha da önemli hâle getiriyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran dünyanın en büyük <strong>petrol ve doğal gaz rezervlerinden bazılarına</strong> sahip. Ayrıca bakır, demir cevheri, çinko ve başka stratejik madenler açısından da zengin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2008’de <strong>GÜBRETAŞ</strong>, İran’ın önemli petrokimya şirketlerinden Razi Petrochemical Company’ye ortak oldu. Razi’nin önemi yalnızca ticari değil. Tesis; <strong>amonyak, üre, sülfürik asit ve fosforik asit</strong> gibi gübre ve kimya sanayisinin temel girdilerini üretiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yani Türkiye’nin İran’daki ekonomik varlığı, <strong>enerji ve ticaretin yanında stratejik sanayi tesislerini de</strong> kapsıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Peki GÜBRETAŞ ortakl</strong><strong>lığı<strong>na da yaptirum uygulanacak mi?</strong></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ABD’nin İran yaptırımlarını genişletmesi bu nedenle Türkiye’yi doğrudan ilgilendiriyor.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye ile İran arasındaki doğrudan ticaret 2025’te yaklaşık <strong>5,5 milyar dolar</strong> seviyesindeydi. Transit ticaret de hesaba katıldığında İran’la bağlantılı ekonomik hacmin <strong>11 milyar doların üzerine çıkabileceği</strong> hesaplanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye İran’a <strong>makine, yedek parça, plastik, kimyasal ve tarım ürünleri</strong> satıyor. İran’dan ise <strong>doğal gaz, metal ve tarım ürünleri</strong> alıyor. Bunların içinde doğal gaz özellikle önemli.</span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İran’ın kaynakları kimin kontrolünde olacak?</strong></span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada sorulması gereken sorulardan biri de şu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“ABD ve İsrail’in kesin amacı İran’ın kaynaklarını ele geçirmek mi?”</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konuda kesin bir sonuca varmak için şimdiden zor ama <strong>Venezuela örneği</strong> önümüzde.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıllardır uygulanan ekonomik yaptırımlar ve siyasi baskılar Venezuela’nın tüm millî kaynaklarının adım adım ABD kontrolüne geçmesiyle sonuçlandı. Geçtiğimiz ay Venezuela’nın <strong>65 milyar varili aşan petrol rezervlerinin çoğunluk denetimi</strong> Washington yönetiminin kontrolüne geçmişti. Venezuela’nın İngiltere’de dondurulan <strong>31 tonluk altın rezervi</strong> Caracas’a iade edilmek yerine Fed’e devredildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak İran’ın <strong>petrolü, doğal gazı ve stratejik madenleri</strong> nedeniyle savaş sonrasında bu kaynakların nasıl yönetileceği ve ekonomik ilişkilerin nasıl şekilleneceği önemli bir sorudur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü tarih bize <strong>bir ülkenin rejiminin devrilmesiyle ülkenin egemenliğinin aynı şey olmadığını</strong> gösteriyor.</span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Irak bunun en açık örneklerinden biridir</strong></span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ABD 2003’te Irak’ı işgal ederken temel gerekçelerinden biri <strong>Saddam Hüseyin’in kitle imha silahlarına sahip olduğu iddiasıydı.</strong> Savaş sonrasında bu silahların varlığına ilişkin istihbarat iddialarının doğru olmadığı ortaya çıktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşgal ve takip eden yıllardaki savaş <strong>yüz binlerce insanın ölümüne, milyonlarca insanın yerinden edilmesine ve Irak devlet yapısının parçalanmasına</strong> yol açtı.</span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Suriye’de yaşanan dönüşüm de İran tartışması açısından ayrıca düşünülmeli</strong></span></h2>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dün <strong>“kardeşim Esad”</strong> diyen, daha sonra Beşar Esad yönetimiyle karşı karşıya gelen Ankara, bugün Suriye’nin geleceğinde <strong>Ahmed el-Şara (Colani) ve Mazlum Abdi</strong> gibi aktörlerin bulunduğu tamamen farklı bir denklemle karşı karşıya.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir dönem <strong>“terörist” olarak tanımlanan</strong> aktörlerin bugün Suriye’nin siyasi geleceğinde muhatap hâline gelmesi, bölgedeki ittifakların <strong>ne kadar hızlı değişebildiğini</strong> gösteriyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Benzer şekilde Mısır’da <strong>“katil Sisi”</strong> söyleminden yeniden diplomatik yakınlaşmaya geçilmesi de Türkiye’nin bölgesel politikasında <strong>söylemlerin zaman içerisinde değişebildiğini</strong> ortaya koydu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buradaki temel mesele belirli kişilerin bugün nasıl adlandırıldığı değil; Ortadoğu’da <strong>devletlerin, örgütlerin ve aktörlerin dün düşman, bugün muhatap, yarın ise yeniden rakip hâline gelebilmesi.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle İran konusunda da <strong>“molla rejimi gitsin”</strong> cümlesinin tek başına yeterli olmadığı görülüyor.</span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Asıl mesele rejimden daha büyük</strong></span></h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran konusunda <strong>“rejim kötü, öyleyse dış müdahale iyidir”</strong> şeklinde basit bir denklem kurmak doğru değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mesele <strong>“Şah mı, molla mı, ABD mi?”</strong> sorusuna da indirgenmemeli.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Asıl soru şudur:</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İran’ın geleceğine İran’da yaşayan halklar mı karar verecek, yoksa yine başka güçler mi?</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Molla rejimine karşı çıkmak <strong>İran’ı ABD’ye teslim etmek değildir.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ABD ve İsrail’in müdahalesine karşı çıkmak da <strong>molla rejimini savunmak değildir.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bugün asıl tartışılması gereken nokta tam olarak budur:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Bir rejim değişebilir. Fakat o rejimin yerine kimin geleceği kadar, İran’ın topraklarının, kaynaklarının ve halklarının geleceğine kimin karar vereceği de önemlidir.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rejim değişirse İran’ın <strong>petrolü, doğal gazı, madenleri, sanayi tesisleri ve stratejik yatırımları</strong> kimin kontrolünde olacak?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İran’ın ekonomik bağlantıları yeniden kurulurken kararları <strong>İran’daki halklar mı verecek</strong>, yoksa <strong>Washington, Tel Aviv, Pekin, Moskova, Ankara veya başka güç merkezleri mi</strong> belirleyecek?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla İran’da rejim değişikliği tartışılırken asıl soru yalnızca <strong>“Mollalar gidecek mi?”</strong> olmamalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Asıl soru şudur:</strong></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Mollalar gittikten sonra İran’ın sahibi kim olacak ve İran’ın zenginlikleri kimin kontrolünde kalacak?</strong></span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 24 Sep 2026 12:27:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GUSÜL (Boy) ABDESTİ ÖNEMİ ve FAZİLETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/gusul-boy-abdesti-onemi-ve-fazileti-7982</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/gusul-boy-abdesti-onemi-ve-fazileti-7982</guid>
                <description><![CDATA[GUSÜL (Boy) ABDESTİ ÖNEMİ ve FAZİLETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GUSÜL (Boy) ABDESTİ ÖNEMİ ve FAZİLETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Allah Temizdir, temiz olanı sever)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam Dini temizlik üzerine bina edilmiştir. Zîra, Zâtı ilâhisi temiz olan Rabbimiz Allah temizdir, temiz olanı sever. Bu nedenle Rabbimiz Allah yapılan tüm ibadetlerin ve işlerin temiz ve helal olmasını emrettiği gibi insanın bizâtihi kendisinin de madden ve mânen temiz olmasını ister. İnsanın kâmil bir mü’min olabilmesi için mutlaka bedenen ve ruhen temiz olması gerekir. Maddî ve manevî kirlerden arınması, temizlenmesi gerekir. Rabbimiz Allah günahlardan temizlenmek için nasıl ki tevbe-istiğfar etmeyi ve o günahları o manevi kirleri terk etmeyi emrediyorsa, Rabbimiz Allah, dinen kirlilik olarak kabul edilen bazı durumlarda maddi kirlerden su ile temizlenmeyi de emreder. “Gusül Abdesti” böyle bir temizlenmedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halk arasında “Boy Abdesti” olarak da bilinen “Gusül Abdesti” dinimizce Bedenî bir temizlik ibadetidir. Bu bağlamda dinimizde ‘Cünüplük’, ’Hayız’ ve ‘Nifas’ birer maddi ve manevi kirlenmedir. Yukardaki hallerden biri insanda bulunursa mutlaka Gusül Abdesti alarak temizlenmesi gerekir. Eğer böyle bir durum olur da Gusül Abdesti alınmazsa insan manen kirli sayılır ve bazı ibadetleri yapamaz. Meselâ; öncelikle Namaz kılamaz. Zira yüce Allah, Kur’anda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Namaza kalktığınızda, yüzünüzü ve ellerinizi dirseklerle birlikte yıkayın, başınızı meshedip ayaklarınızı ayak bileklerine kadar yıkayın. Eğer Cünüp iseniz Guslederek temizlenin.” (Mâide-6) Cünüplük; Erkek ve kadının cinsel ilişkide bulunması veya ihtilâm olmasıdır. Yani cinsel organından meni gelmesi. Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bir hadisinde şöyle buyurur: “Erkek ile kadın birbiriyle cinsel ilişkide bulunurlarsa onlara Gusül gerekir.” Bir gün, peygamberimize bir adam geldi ve “Ey Allah’ın Rasûlü! bir kimse elbisesinde menî ıslaklığı görse, fakat ihtilâm (cünüp) olduğunu hatırlamasa yine de yıkanması gerekir mi?” dedi. Peygamberimiz; “Evet yıkanması gerekir” buyurdu. Yine bir gün bir kadın peygamberimize gelerek: “Ey Allah’ın Rasûlü! Erkeğin gördüğü ıslaklığı kadınlar da görse onlara da Gusül gerekir mi?” dedi. Peygamberimiz; “Evet O ıslaklığı kadın da elbisesinde görse Ona da gerekir” buyurdu. Yukarda belirttiğimiz “Hayız” ve “Nifas” durumu ise sadece kadınlara mahsus özel bir özür durumudur. Müslüman kadınlar, cünüplükten ayrı olarak bir de bu iki özel durumları nedeniyle bu özel durumları sonunda Gusül Abdesti alarak temizlenmeleri gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayızlı iken Namaz kılıp kılamayacağını soran bir kadına peygamberimiz şu cevabı verdi: “Hayızlı olduğun günlerde Namazı terket. Bu özrün sona erince Guslet ve Namaz kılmaya devam et.” Gusül Abdesti kısaca şöyle alınır; Gusül abdesti alırken, öncelikle varsa bedende bulunan necasetler (pislikler) su ile yıkanarak temizlenir. Sonra, Gusül abdesti için niyet edilir. “Niyet ettim Allah rızası için Gusül abdesti almaya” eller yıkanarak sağ elle üç defa Ağıza su verilir ve Ağız temizlenir, sonra sağ elle Burna üç defa su verilir ve Burun temizlenir, sonra bütün vücut hiç kuru yer kalmayacak şekilde su ile iyice yıkanır. Böylece Gusül (boy) Abdesti alınmış olur.. Peygamberimiz Gusül abdesti alırken vücudu yıkarken suyun üç kere başa, üç kere sağ omuza, üç kere sol omuza dökülerek suyun bütün vücuda iyice yayılmasını öğütlemiştir. Bu, peygamberimizin sünnetidir. Gerçi günümüzde tüm banyolarda duş fıskiyesi olduğu için bugün böyle bir uygulamaya ihtiyaç olmadığı söylense de yine de peygamberimizin sünnetine uyulması en güzelidir. Mümkünse Gusül abdestinde acele etmeli ve mecbur kalmadıkça veya herhangi bir zaruret olmadıkça Gusül abdesti geciktirilmemeli ve ertelenmemelidir. Çünkü Allah temizdir, temiz olanı sever. Temizlik imandandır. Bir kanaat önderi şöyle der: “Cünüp insan, yıkanıncaya kadar dünyadaki her şey ondan rahatsızlık duyar, rahmet melekleri de ondan uzak durur.” Gusül abdesti alan kimse Namaz Abdesti ile yapılan tüm ibadetleri yapabilir. Ancak, Gusül abdesti aldıktan sonra Namaz Abdestini bozan bir durum hâsıl olursa, o zaman Namaz için tekrar Namaz Abdesti almak gerekir. İnsan, aslında her Banyo yaptığında, son suyu dökünürken Gusül Abdesti de alsa hem bedenen ve ruhen temiz olur, hem de Guslün sevap ve faziletinden hissedar olur. Ayrıca bir zorunluluk olmasa dahi, bir yolculuğa çıkarken, yolculuktan dönüşte, mübarek gün ve gecelerde Bayram gecelerinde Cuma günü Camiye Namaza giderken Gusül abdesti almak çok güzel ve çok feyizli bir davranıştır. Allah katında ecir ve sevabı vardır.. Keşke insan, imkanı ve azmi olsa da günün her sabahında Guslederek hayata başlayabilse, akşamleyin de Guslederek geceleyebilse!. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne güzel olur değil mi! İmanınız temiz, kalbiniz temiz, bedeniniz temiz, ibadetleriniz temiz, söz ve davranışlarınız temiz, ameliniz temiz, ömrünüz temiz, feyizli ve bereketli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 23 Sep 2026 08:44:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kocaman bir hayal kırıklığı</title>
                <category>Yusuf Polat</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kocaman-bir-hayal-kirikligi-7981</link>
                <author>yusufpolat7536@gmail.com (Yusuf Polat)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kocaman-bir-hayal-kirikligi-7981</guid>
                <description><![CDATA[Kocaman bir hayal kırıklığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kocaman bir hayal kırıklığı</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Galatasaray’da işler her ne kadar kötü gidiyor gibi gözükse de, mili ara öncesi puan durumu hiç de öyle demiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evet Galatasaray defansı şu ana kadar evlere şenlik.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6 haftada 10 gol yenmiş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durumu sadece defans oyuncularına bağlayamayız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyük umutlarla transfer edilen Leroy Sane ve son transfer Rafael Leao özellikle Leroy Sane geldiği günden beri Galatasaray’a katkı sağlamadı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir önceki yazımda da bundan bahsetmiştim. Okan Buruk’un Leroy Sane ısrarını anlamıyorum diye.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine daha önce Galatasaray’a transfer edilen Wilfried Zaha vardı, Leroy Sane de bu oyuncunun kaderini yaşıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rafael Leao için yorum yapmak belki erken olur ama ben Rafael Leao’nun da Galatasaray’a katkı sağlayacağını düşünmüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dikkat edin bir oyuncu transfer olmadan önce sosyal medyada geleceği çok konuşuluyorsa, o transfer genelde tutmuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>OKAN BURUK MESELESİ</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazının başında Galatasaray puan durumunda iyi demiştim.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okan Hoca ile ilgili birçok eleştiri var.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Son kaybedilen Trabzonspor maçı sonrası da bu eleştiriler haklı olarak arttı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yine daha önceki yazılarımda da bahsetmiştim.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okan Hoca Galatasaray’da birçok başarı elde etti ve doydu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hem Okan Buruk hem de Galatasaray için en hayırlısı Buruk’la yolların ayrılması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 17:37:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/10/yusuf-polat-1761282572.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAHRAMANMARAŞ- BERTİZ/ BOYALI GÜREŞLERİ</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kahramanmaras-bertiz-boyali-guresleri-7980</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kahramanmaras-bertiz-boyali-guresleri-7980</guid>
                <description><![CDATA[KAHRAMANMARAŞ- BERTİZ/ BOYALI GÜREŞLERİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KAHRAMANMARAŞ- BERTİZ/ BOYALI GÜREŞLERİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yıl katılmaya azami gayret göstermekteyim. Bu yıl da öyle oldu. Kahramanmaraş-Dulkadiroğlu Belediyesiyle Bertiz/Boyalı halkının dayanışması neticesinde icra edilen Ata sporumuz güreşlere müdahil olduk yine.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü hakikaten, "Güreş Boyalı'da izlenir" diye bir intiba yerleşti belleğimize.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="KAHRAMANMARAŞ- BERTİZ/ BOYALI GÜREŞLERİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/08/817198087_10238942082443377_5627893428721608414_n.jpg" style="height:512px; width:720px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mükemmel bir altyapı, mükemmel bir misafirperverlik, mükemmel bir iştiyak ve sıcak bir ortam. Bilâistisna kusursuz diyebileceğimiz fevkalade bir güzel organizasyon.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Varsa, elde olmayan sebeplerden ötürü seyircilerin aşırı izdihamına cevap veremeyen yer darlığı…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerçek ve ciddi anlamda saha çok dar. Fakat yine de tertip ve düzen bakımından her şey düşünülmüş, dışarıya dev ekran kurulmuş, içeride yer bulamayanlar; dışarıda ferah bir ortamda yapılan müsabakaları rahatça izleyebilmekteler. Ama inanıyorum ki vaki yer darlığına ileride mutlaka bir çözüm bulacaklardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tam yarım asra dayalı gazeteci gözüyle bizleri Boyalı'da yapılan geleneksel güreşlere aşina kılan gerçekleri sıralamanın ardından, davet üzere kalktık erkenden heyecanla yola koyulduk.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="KAHRAMANMARAŞ- BERTİZ/ BOYALI GÜREŞLERİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/08/815767556_10238932192156126_114459414098479367_n.jpg" style="height:532px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aşırı trafik yoğunluğu ihtimaline karşı, Ahır Dağı'nın eteklerini ve Yedi Kuyular bölgesini tırmanma yerine, Afşin'den hareketle Ilıca yolunu kullanarak, adeta "İrem Bağları"nı andıran bağların ve ceviz bahçelerinin aralarından Boyalı'ya vardığımızda yine o ikram çadırları ve tezgahlarıyla karşılaştık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Giriş güzergahına dizilen kavurma kazanlarıyla görevliler, yerli yabancı demeden binlerce misafire kavurma dürümü ikramında bulunurken, er meydanında yerimizi aldığımız da gördük ki Maraş' ın meşhur dondurmasıyla yayvan seleler içerisinde billurumsu Bertiz' in meşhur kabarcık üzümü dağıtılıyor cömertçe.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı cömertlik ve centilmenlik yarışında yörenin fedakâr halkı seferber olmuş handiyse. Deyim yerindeyse birçok aile, kafileler halinde güreşe gelen seyircileri ya da görevlileri evlerinde ağırlamak için sofralarını açmış bekliyorlar gün boyu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne hoş bir gelenek ne hoş bir âlicenaplık göründüğünce... Samimiyetin ve sıcak dostluğun nirvanası diyebileceğimiz bir gönül seferberliği ve gönül zenginliği...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Temennimiz odur ki bu kadirşinas halkın, Ata sporumuz güreşlere karşı, kendi gelenek ve göreneklerine karşı sevdalarının devamı noktasındadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="KAHRAMANMARAŞ- BERTİZ/ BOYALI GÜREŞLERİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/08/795431241_10238932190796092_8707627742178720871_n.jpg" style="height:450px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hakkını mutlaka ikame etmemiz gereken bir diğer husus ise; Dulkadiroğlu Belediye Başkanı Sayın Mehmet Akpınar’la tesanüt içerisinde ve özveriyle çalışan Belediye personelinin alınlarının akıyla bu işin üstesinden gelmeleridir. Hem de bihakkın, hakkıyla… Fazla reklamasyona kaçmadan tevazu içerisinde… Tebrik ediyoruz kendilerini.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güreş sahasına, daha doğrusu "er meydanı"na dönmenin tam da zamanı. Şunu tavizsiz bir dil ile açık söylemem gerekirse; karma mahiyette 615 pehlivanın iştirakiyle gerçekleşen karşılaşmalarda köy güreşçilerinin koç gibi kapışmalarını, bâkir bir duyguyla motivasyonlarını çok önemli buluyorum. Safiyane bir duyguyla yüreklerini ortaya koyuyorlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Keza milli güreşçilerimizde öyle. Yalnız son zamanlarda (ekseriyetini tenzih etmemle birlikte) maalesef bazıları bu köklü spora sekte vurma zehabından bir türlü kurtulamıyorlar. Oysa adı üstünde “Er Meydanı”nın erliği de erce olmalı değil mi?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bakınız yanlış anlaşılmaması için tekrar vurguluyorum; bileğinin ve yüreğinin gücüyle mücadele eden pehlivanlarımız, bu ifademizin kesinlikle dışındadırlar. Onlar daima bizim saygın gördüğümüz sporcularımızdır ve daima başımızın tacıdırlar. Elbette ki kispet giyen her pehlivan, bu köklü sporun ağırlığını ve mükellefiyetini taşımak zorundadır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hülasa her iki kategoride de zevkle izlediğimiz, aşinası olduğumuz pehlivanlarımız vardı. Öpüyoruz bazularını ve kutluyoruz kendilerini.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Netice itibarıyla geleneksel hale dönüşen Ata sporumuz Türk güreşi, Bertiz hinterlandında neşvünema bulmuştur. Çünkü 27 Eylül'de hinterlant kapsamında ve Kertmen mahallesinde benzerinin yapılacak olması, neredeyse tatlı bir yarışa ve rekabete dönüşmüştür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Devamından yanayız.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Not: Erken ayrılmamız hasebiyle bize tevdi edilen sıkletlere madalyalarını ve ödüllerini takdim edemediğimiz için üzgünüm.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 17:34:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OKULLARDA CUMA NAMAZININ KILINMASININ KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/okullarda-cuma-namazinin-kilinmasinin-kolaylastirilmasina-dair-7979</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/okullarda-cuma-namazinin-kilinmasinin-kolaylastirilmasina-dair-7979</guid>
                <description><![CDATA[OKULLARDA CUMA NAMAZININ KILINMASININ KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>OKULLARDA CUMA NAMAZININ KILINMASININ KOLAYLAŞTIRILMASINA DAİR</strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bu metnin amacı, tahkir ve istihfaf değil, millî birliğe, huzura ve refaha giden yolu otoban yapmaya çalışmaktır.</p>

<p>Okullarımızda namaz konusu yıllarca sorun halindeyken MEB’in amir talimatlarıyla sorun konumundan tatbikat mevkiine yerleşmiştir. Bu, memnuniyet verici bir keyfiyettir zira 70’li 80’li yıllarda Millî Eğitim bakanlığında işi olanların namaz kılmaları ancak kalorifer kazan dairelerinin boşluklarında, seccade şekline dönüştürülmüş tahtalar üzerinde mümkün olabiliyordu. Yatılı okullarda da durum çok farklı değildi. Yatakhanelerdeki elbise dolaplarının bölümünde, tahta seccadede namaz kılanlardan biri de bendim. Bu durum ancak işkence kelimesiyle nitelendirilebilir. Bakanlığımızın bu uygulaması, mütedeyyin zevatın ibadet uygulamalarının kolaylaşmasını sağlamış, son derece memnuniyetine sebep olmuştur.</p>

<p>Gelelim Cuma namazı konusuna.</p>

<p>Cuma namazına dair ayetlerin bazıları şunlardır.</p>

<p>Cuma Suresi, 9. Ayet: "Ey iman edenler! Cuma günü namaz için çağrı yapıldığında Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır."</p>

<p>Cuma Suresi, 10. Ayet: "Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah’ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz."</p>

<p>Bu meallerden anlaşıldığına göre cuma gününün tatiline dair bir hüküm bulunmamaktadır.</p>

<p>Cuma Gününün Önemi ve Faziletine dair ise “Cuma gününün, haftanın en hayırlı günü olduğu kabul görür. Hz. Âdem’in yaratıldığı, cennete girdiği ve cennetten çıkarıldığı gün olduğu da belirtilir hatta Kıyametin de cuma günü kopacağı hadislerde zikredilir. (Müslim, "Cum‘a", 18) bilgileri hafızalardadır.</p>

<p>Peygamberimiz, (SAV) cuma gününü, ümmetin bayramı olma özelliği ile nitelendirmiş ve bugün kılınan iki rekât namazın, diğer günlerde kılınan bin rekâttan daha efdal olduğunu belirtmiştir.</p>

<p>Bakanlığın cuma günü uygulamasının sebeplerini düşünürken akıl, hafta sonu tatillerini araştırmaya mecbur ediyor insanı. Tarihî detaylara da göz atmak gerektiği fikri ağır basıyor. Konunun siyasî tezvirata kurban edilmemesi ziyadesiyle elzemdir.</p>

<p>İslam medeniyeti çerçevesinde konu değerlendirildiğinde şu sonuca varıyoruz. Cuma namazı sebebiyle cuma gününün tatiline dair asr-ı saadet ve Dört halife devrinde, bir cuma günü tatiline rastlanmıyor. Emevîler devrinde ise Basra mahkemelerdeki iş ve işlemlerin cuma günü dışında yürütüldüğü biliniyor. Bu durum da sadece mahkeme personelinin cuma günü çalışmadığına işaret ediyor.</p>

<p>Abbasîlerde ise ilk devirlerden itibaren resmî dairelerin cuma günleri tatil edildiği biliniyor. Bu tatile cumartesi gününün de dahil edildiği bilinenler arasındadır. Halife Mehdî, ((d. 746- ö. 4 Ağustos, 785) ölümüne kadar on sene halifelik makamında kalmıştır.)) resmî dairelerin cumadan başka perşembe günleri de tatil edilmesini istemiştir. Bu uygulama,9. Asrın ilk çeyreğinin bitimine kadar sürmüştür. Anlaşıldığına göre bu tatil uygulamaları mevzi kalmıştır.</p>

<p>Pazar gününün resmî tatil edilmesi ise Roma İmparatoru I. Konstantinos’un7 Mart 321’de verdiği kararla gerçekleşmiş ancak bu tatil keyfiyeti, köylüleri kapasam dışında, ihtiyarî bırakmış, bugünün kutlanması için de imparator I. Konstantinos emirname yayınlamıştır. Pazar gününün tatil olması, bu tarihten itibaren bütün Hristiyan dünyasında resmî tatil sıfatını haiz kutlanmaya başlamıştır. Bu uygulama 20. Yüzyılın başına kadar cumartesi öğleden sonra ve pazar günü olmak üzere geçerli oldu.</p>

<p>ABD ise bu uygulamayı, 1933’te cumartesi ve Pazar günlerinin tam gün tatil sayılması uygulamasına geçti.</p>

<p>Yahudilerin de tatili dinî saik ve sebeplerle cumartesidir. Onlara göre Evren, 6 günde yaratılmış, yaratıcı 7. Gün dinlenmiş, bu yüzden cumartesi günü tatil edilmiştir.</p>

<p>Gelelim bizim tatil günü uygulamasının esaslarına. Osmanlı İmparatorluğu döneminin “Tanzimatlı” yıllarının başından itibaren 02.01.1924 tarihine kadar cuma günü resmî tatil günü sayılmış, bu tarihten itibaren de cumhuriyet döneminde cuma gününün tatil uygulaması, 27 Nisan 1935 tarihli kanunla pazara çekilmiştir. 01.06.1935’te ise Pazar gününün tatil olması resmen başlamıştır.</p>

<p>Bütün inanç sistemlerinin tatilinin dinî sebeplere bağlılığı yukarıda defaten belirtilmiştir. İslam dünyasının cumaya atfedilen kutsiyete binaen, hürmeten tatil şartı başlarda yokken sonradan cumanın tatil uygulamasına geçilmiş olmasına rağmen pazara geçilmesi daha sonraki zamanlarda da buna yarım gün cumartesinin devreye sokulmasından sonra, 01.07.1974’te, cumartesinin tam gün tatil uygulamasına geçilmesi gerçekleşmiştir. Böylece haftada iki gün sinagoglarda ve havralarda Musevilere cumartesi günü, pazar günü de Hristiyanlara İbadet tatili gerçekleştirilmiş olurken gerekçesine, uluslararası ticarî çalışmaların verimliliği eklenmiştir. Onların da bizim de tatil günlerimiz ayrı ayrı olsa tatillerde alışveriş gerçekleşmeseydi müflis mi olurduk. Yaptıktan sonra milyarder miyiz?</p>

<p>Bu uygulamada Lozan muahedenamesinin 43. Maddesi (Madde 43 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları, inançlarına aykırı ya da dinsel ayinlerini bozucu herhangi bir işlem yapmaya zorlanamayacakları gibi hafta tatilleri gününde mahkemelerde hazır bulunmaktan ya da herhangi bir yasal işlemin yapılmasından kaçınmaları nedeniyle onların hiçbir hakkı ortadan kalkmayacaktır. Bununla birlikte, bu hüküm söz konusu Türk yurttaşlarının, kamu düzeninin korunması bakımından, öteki tüm Türk yurttaşlarının bağlı olduğu yükümlerden bağışık kılmayacaktır.) sebep ve müessir olması söz konusu mudur? Burada, tatil günlerinde, gayr-i Müslimlerin mahkemeye çağrılmayacakları hükmü açık biçimde anlaşılmamaktadır. Azınlıklar, bir devletin zimmetindedirler. Azınlık olmaları, resmen menfi muameleyi gerektirmediği gibi tabi de tutulamazlar. Hal bu iken ayin günlerinde tam tatile ne lüzum kalır, onlardan mahkemeliklerin mahkemeye celbini, diğer günlerde yapmak mümkün değil miydi ki?</p>

<p>Azınlıklarımıza tanıdığımız bu müsamahakârlığı, kendimize tanımamışız, bu da yetmiyormuş gibi namaz vakitlerinde bile kendimize işkence ediyoruz. Bunun sebebi, açıktan Müslüman, gizliden kendi dinine uygun amel edenler olmasın.</p>

<p>Sayılamayacak kadar çok sayıya sahip olmayan azınlıkların ibadet etmeleri için haftada 2 gün tatil yapıp Müslüman Türk’ün İbadetine tatil günü ayırmamak en önce demokrasi kavramıyla kabil-i telif değildir. Vicdanen de Müslümanın namaz ibadetine mâni olmak mümkün değildir eğer vicdanlar kör, sağır ve kara değilse.</p>

<p>Şakir Albayrak,20.09.2026,16.00, Çekmeköy- İstanbul.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 21 Sep 2026 17:31:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK ANCAK DOKUNABİLDİKLERİNLE MÜMKÜNDÜR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/dunyayi-degistirmek-ancak-dokunabildiklerinle-mumkundur-7978</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/dunyayi-degistirmek-ancak-dokunabildiklerinle-mumkundur-7978</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK ANCAK DOKUNABİLDİKLERİNLE MÜMKÜNDÜR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK ANCAK DOKUNABİLDİKLERİNLE MÜMKÜNDÜR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayata dair istediklerimiz var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bitmeyen bir liste.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocukken başka, gençken başka, bugün başka.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ev, bir iş, bir yoldaş, bir evlat, biraz sağlık, biraz huzur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapı çalındığında sevdiğini görmek, akşam olunca "bugün de şükür" diyebilmek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de şöyle tertemiz bir havayı doya doya solumak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elde ettiklerimiz var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şükrettiklerimiz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"İyi ki" dediklerimiz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yuva kurmak, bir evladı büyütmek, bir sofrayı paylaşmak.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve can dostlarımız var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Derdimizi demeden anlayan, sevincimizi çoğaltan, düşerken kolumuzdan tutan.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Parayla olmayan, nasiple olan.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de miraslarımız var.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dededen kalan bir zeytin ağacı, bir incir ağacı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babamızın diktiği çam.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dağlarımız, ormanlarımız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocukken koştuğumuz tarla, gölgesinde oturduğumuz ağaç.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar da elde ettiklerimiz. Bize emanet.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elde edemediklerimiz var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçimizde ukde kalan.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Nasip değilmiş" dediklerimiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elimizdeki imkanlar var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi gün bol, kimi gün dar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama insan bir yolunu bulup denk getiriyor işte.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başardıklarımız var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimse görmese de bizim bildiğimiz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir sofrayı kurmak da başarı. Bir gönlü almak da. Bir fidanı tutup sulamak da başarı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başaramadıklarımız var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarım kalanlar. Yorulanlar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olsun. O da insana dair.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmkansızlıklar var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olmayacak sandıklarımız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mesela tertemiz soluyamadığımız o hava.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dağın kesildiği, ormanın yandığı haberini duyduğumuz anlar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan orada duruyor, içi sızlıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz hep uzakları değiştirmek istiyoruz. Yetişemediğimiz yerleri.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa dünya uzakta değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünya evin içi. Annenin duası. Çocuğun yüzü. Komşunun kapısı. Can dostunun "nasılsın" deyişi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünya dedenden kalan o zeytin ağacı. Arkasındaki dağ. Yanındaki orman.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Senin elinin değdiği yer.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dokunamadığını değiştiremezsin. Uzağa sesin gitmez. Ama yakınına fısıldarsan, duyar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın aklına küçük dokunuşlar geliyor o zaman.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuğun başını okşasak, ne olur? Dünya güzelleşir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yetimin gönlünü alsak, elinden tutsak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapımızın önündeki kediye bir kap su koysak, köpeğin başını okşasak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşumuzla bir tabak aşımızı paylaşsak, "bugün de beraber olsun" desek.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ağacı sulasak, bir fidan diksek.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve şimdi okul zamanı... öğrencilerimize dokunsak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşı kaç olursa olsun, okulu ne olursa olsun fark etmez.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kiminin defteri eksik, kiminin kalemi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birine bir kitap alsak, birine bir kalem uzatsak.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmkanımız varsa birine sessizce burs olsak, kimsenin haberi olmadan, incitmeden.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar küçük şeyler gibi durur ama değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir çocuğun gülümsemesi bir evi ısıtır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yetimin duası bir ömrü korur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir canın karnı doyunca bir vicdan rahatlar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir sofrayı paylaşınca bir mahalle huzur bulur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir öğrencinin eline bir kalem değince bir gelecek aydınlanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyük laflarla değil, küçük dokunuşlarla değişiyor dünya zaten.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elimizde avucumuzda ne varsa o. Dokunabildiklerimiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ağacımıza, dağımıza, ormanımıza, mirasımıza, dostumuza, çocuğumuza, yetimimize, öğrencimize, komşumuza, şu sessiz canlara dokunsak...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerisi kendiliğinden gelir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 10:27:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>OKUYAN BİLİR İNSANLIĞI ve MEDENİYETİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/okuyan-bilir-insanligi-ve-medeniyeti-7977</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/okuyan-bilir-insanligi-ve-medeniyeti-7977</guid>
                <description><![CDATA[OKUYAN BİLİR İNSANLIĞI ve MEDENİYETİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">OKUYAN BİLİR İNSANLIĞI ve MEDENİYETİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanlığın ve medeniyetin en değerli sermayesi “İlim”dir, Ve bunun içindir ki, insanlar bilmediklerini öğrenmek, bilgili, erdemli ve medeni insanlar olmak için küçük yaştan itibaren okumaya ve öğrenmeye başlarlar. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu uğurda yıllarca emek sarfederler, sıkıntı ve zahmet çekerler, okullara giderler, kütüphanelere giderler, kitap okurlar, öğrenmek için uzak memleketlere giderler, keşifler yaparlar, araştırma ve incelemeler yaparlar...v.s. Cehaletten kurtulmak için insanlar âdeta ilmin kölesi olurlar. Çünkü, her türlü kötülüğün, ahlaksızlığın, sapıklığın, inançsızlığın ve geri kalmışlığın temelinde bilgisizlik ve cehâlet vardır. Her türlü gelişmenin, iyiliğin, güzel ahlakın, edep ve âdâbın, doğruluğun, doğru inancın, medenî ve mutlu olmanın temelinde ise bilgi vardır, ilim vardır. Bu nedenledir ki. Rabbimiz Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer-9) Elbette olmaz. Çünkü, biri bilgili, kültürlü ve medenîdir. Diğeri ise; cahil, azgın ve zâlimdir. Bu kapsamda geçmişte pek çok kavim ve millet; cehaletleri nedeniyle doğru yolu bulamamış veya doğruluktan ve doğru istikametten sapmış, azgınlaşmış, zalimleşmiş, hayasızlaşmış ve birbirine kötülük ve zulmetmiş, yaşadığı toplumun ve dünyanın huzurunu bozmuş. Bu yüzden pekçok kavim işlediği kötülükler ve ve yaptığı zulümler nedeniyle Allahın gazabına uğrayarak helak olmuş. Rabbimiz Allah bunu Kur’anda şöyle bildirir: “Biz, birbirine zulmeden nice kasaba halkını helak ettik, Ve arkasından oraya başka toplumlar yerleştirdik.” (Enbiya-11) Günümüzde de aynı cehalet nedeniyle aynı haksızlıklar, hakaretler, zulümler yapılmakta, aynı kötülükler ve barbarlıklar işlenmektedir. İnsanî ilişkilerde edeb ve hayâ, nezaket ve letâfet, sevgi ve saygı, samimiyet ve güven yok denecek kadar azalmış. Bu nedenle insanlar huzursuz ve mutsuz.. Birbirinden emin değil.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte, bu olumsuzluklardan kurtulmak, toplumda barış ve huzuru, sevgi ve saygıyı, merhamet ve adaleti, iyiliği ve yardımlaşmayı, birlik ve beraberliği, kardeşlik ve dostluğu tesis etmek istiyorsak, huzurlu, mutlu ve müreffeh bir toplum olmak istiyorsak; yedisinden yetmişine mutlaka hepimiz okuyup ilim ve irfan sahibi olmalıyız. Güzel ahlak ve güzel edeb sahibi olmalıyız. Bu da ancak okumak ve doğruları öğrenmekle olur. Bu nedenle Rabbimiz Allahın bizlere ilk emri “Oku!” olmuştur: “Oku! Seni yaratan Rabbinin adıyla oku! O, insanı bir kan pıhtısından yarattı. Oku! Senin Rabbim en büyük iyilik sahibidir. Kalemle yazmayı öğreten O’dur. İnsana bilmediklerini öğreten de O’dur.” (Alak:1-5) Okullar bunun için yapılmıştır. Kütüphaneler bunun için kurulmuştur. Kitaplar bunun için yazılmış ve yayınlanmıştır. Çünkü, ilimdir insanın mürşidi. ilimdir insanın en güzel rehberi, ilimdir insanın hayat ve huzur reçetesi. Bu nedenle Allah bizlere okumayı ve öğrenmeyi emretmiştir. Bu nedenle peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bizlere şu öğüdü vermiştir: “İlim Çinde dahi olsa gidip onu alın!” – “İlim öğrenmek her erkek ve kadın müslümana farzdır.” Bu nedenle Rabbimiz Allah, hayatın güzelliklerini ve ilkelerini öğrenelim ve feyizli bir hayat yaşayalım diye bize akıl vermiş, düşünme yeteneği vermiş ve okumayı emretmiş, okuyup ders ve öğüt almamız için bir hayat ve öğüt kitabı olan mukaddes kitabımız Kur’anı göndermiş ve şöyle buyurmuştur: “Bu kitab (Kur’an) insanlar âyetlerini okuyup düşünsünler ve akıl sahipleri öğüt alsınlar diye sana indirdiğimiz mübarek bir kitaptır.” (Sâd-29) Peygamberimiz de bir hadisinde bizlere şu öğüdü vermiştir: “Ya öğrenen olun, ya öğreten, ya da onları sevenlerden olun! Sakın dördüncüsü (cahillerden) olmayın. Yoksa helâk olursunuz.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öğrenirken de öğretirken de hem öğrenmeyi sevelim, hem öğretmeyi sevelim hem de öğrenenleri sevelim. Severek öğrenelim, severek ve sevdirerek öğretelim. Öğretene de öğrenene de saygılı, müşfik ve merhametli olalım. Hep birlikte hem öğrenen hem öğreten olalım. Hem öğretmen hem de öğrenci olalım. İnsan, âlimlerden, öğretmenlerden ve büyüklerden pekçok güzel şeyler öğrendiği gibi bazen küçük bir çocuktan bile çok şey öğrenebilir. Mesela; otoyolda arabayla hız yapan bir babayı uyaran duyarlı bir evlat gibi. Ezan okunurken TV’nin sesini kısarak ezana saygılı olmayı hatırlatan güzel bir evlat gibi. Anneye kızıp anneye bağırıp çağıran babayı uyaran iffetli bir kız evladı gibi. Bu konuda Rabbimiz Allah Kur’anda mü’minleri şöyle tarif eder: “Mü’min erkekler ve mü’min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır/velisidir. Onlar iyiliği öğütlerler, kötülükten sakındırırlar...” (Tevbe-71) Öyleyse sevgili dostlar; Okuyalım!.. Okuyalım!. Okuyalım!.. İlim ve irfan sahibi olalımı ve her zaman birbirine iyilikleri ve doğruları öğreten ve öğütleyen, kötülüklerden sakınan ve sakındıran ve koruyan dostlar olalım. Bilim ve teknolojide, kültür ve medeniyette, ahlak ve fazilette doğrulukta ve adalette dünyaya örnek, huzurlu ve mutlu, medeni ve müreffeh bir millet olalım, inşaallah. Bu bağlamda, yeni bir Eğitim ve Öğretim yılına başladığımız bu günlerde yeni öğretim yılında, öğretmenlerimize, öğrencilerimize, ailelerine ve milletimize hayırlı, huzurlu ve başarılı bir eğitim yılı diliyorum. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah yâr ve yardımcımız olsun!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 17 Sep 2026 08:14:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DOPAMİN SONSUZLUĞUN SONSUZ MUTLULUĞUN KAYNAĞI</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/dopamin-sonsuzlugun-sonsuz-mutlulugun-kaynagi-7976</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/dopamin-sonsuzlugun-sonsuz-mutlulugun-kaynagi-7976</guid>
                <description><![CDATA[DOPAMİN SONSUZLUĞUN SONSUZ MUTLULUĞUN KAYNAĞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">DOPAMİN SONSUZLUĞUN SONSUZ MUTLULUĞUN KAYNAĞI </span></span></strong></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Dopamin; ödül, motivasyon ve mutluluk hormonudur, alışkanlık olan bir şeyi yaptığımızda ve hoş sürprizlerde salgılanır ve sağlık sorunlarımızın dahi ötelendiği bir dönem açar, ki bu kısa da olsa… O zaman bunu uzun süreye yaymanın yollarını da araştırmamız gerekir<strong>.<strong> Dopamin aslında beyin hücrelerinin iletişimini sağlayan bir hormondur. Ana kaynağını tirozin amino asidi oluşturur. Bunun maddi olarak varlığı için protein mineral sebze, karbonhidrat ve yağlardan dengeli beslenmek yeterlidir. Hatta fiziki üretimi için ayrıca bir çabaya gerek yoktur ve herkeste yeteri kadar vardır. &nbsp;Yapılması gereken salgılatıcı pozitif davranışlara niyet etmek ve yapmaktır veya başka birinin size pozitif bir etkisinin olması gerekir. Bu bize insan ve çevreyle barışık olmanın önemini anlatır.</strong></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Başka bir yazıyı yazmak için hazırlanırken arkadaşlarla sahilde buluştuk, arkadaşların bazı sorunlarının dopamin ile çözüleceğini fark ettiğimde bu konuda yazmam gereken yazıyı öne almam gerektiğini anladım. Bugün bilhassa gurbette yaşayan talebelerin ve yalnızlık yaşayan insanların, odaklanamayan insanların dopamin üretemediğini anlayabiliriz. </strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Muhtaç birinin, bu bir hayvan ve bir bitki veya bir nesne dahi olabilir, başını okşamak, sevgiyle ihtiyacını gidermek her iki tarafta da dopamin salgılatır. Bir anda hastalıklar ve sıkıntı algıları insanı terk eder. Hayattan zevk alınmaya başlanır. Kendi oyuncağını seven çocuk ta bir canlıyla değil, bir nesneyle yalnızlığını gidermiştir, bunu unutmayalım. Onun için her şeye saygı ve sevgimiz olmalı.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bağımlılıkların çoğu dopamin ihtiyacından doğar. Mesela gurbette sıla çeken insanlar bol atıştırmalıklarla kendilerini rahatlamış hissettiklerinde içgüdüsel olarak sürekli atıştırma bağımlısı olurlar ve bunun sonu obezliktir. Aslında ihtiyaçtan ve lezzetten değil dopamin ihtiyacından obez olmuşlardır. Sigara bağımlıları ise dopamin için yemek yemeğe ihtiyaç duymazlar, bu nedenle zayıftırlar. Bu durumda dopamin ihtiyacını faydalı alışkanlıklarla gidermenin yolları araştırılmalıdır. Mesela ölçülü olmak kaydıyla bitter çikolata, kakao, çay, kahve ve benzeri faydalı şeylerle de aynı etki elde edilebilir. Bunun yanında hoş koku ve renkler, tabiatı seyretmek, sakinleştirici bir müzik dinlemek. Asker ve ailelerin kavuşma videolarını seyretmek ölçülü espriler ve hediyeleşmek de önemli dopamin kaynaklarıdır. Ayrıca panik atak ve stres krizi esnasında sadece 1 bardak olmak kaydıyla papatya, adaçayı, ıhlamur, anason, rezene stres krizini geri alabilir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Sigara bağımlılığı da odaklanma ihtiyacı ve dopamin ihtiyacından kaynaklandığından sigarayı bırakmak imkansız hale gelir. Sigara hayati öneme haiz kılcal damar ve hücreler arası sıvı alış verişine aracılık yapan kılcal tünelleri tıkar. Böylece o bölgeler kanserleşmeye açık hale gelir. Damar Plakları, kılcal damar ve kılcal tünelleri yeniden kazanmak 10-12 sene sürebilir. Bu nedenle sigara içenlerin kalp krizinde hayatta kalma şansı çok düşüktür. Vücudun ihtiyacı olan nikotin ve benzeri antiseptik hormonların salgılaması durdurulur. Sigarayı bıraktığında bunların aktifleşmesi zaman alır ve sigarayı bırakmak sağlık sorunlarıyla başlayabilir. Dumanın antiseptik ve rahatlatıcı etkisi devreye girmiştir. Arıları sakinleştirmek için duman kullanıldığı unutulmamalıdır. Bunun sakinleştirici etkisi göz ardı edilmemelidir. Kan aldırmak, hacamat bir yaralanma uyarısı olduğundan aynı sakinleştirici ve bağışıklık sistemi ve stres baskılayıcı olarak etki eder. Bağışıklık sistemi aşırı çalışması hastalıklarında tedavi olarak kullanılır. Ayrıca pahur ve sığla benzeri duman geleneği yılların gözlemleri sonucu fark edilmiştir. Vücut yanma tehlikesi alarmı vermiş olur. Bağışıklık sistemi yaralanma, yanık, uykusuzluk, yorgunluk, aşırı spor durumlarında baskılanır. Zira hücrelerin çabuk yenilenmesi lazımdır. Halbuki bağışıklık sistemi dokuların sağlam olması için hücre üretimi sırasında zayıf hücreleri öldürür, sadece güçlüleri sağ bırakır, bu da iyileşmeyi yavaşlatır.&nbsp; Jiletçiler kendilerini yaralayarak bilmeden dopamin salgılatıyorlar ve stres baskısını azaltıyorlar. Kanserleşen hücreler açlık dönemlerinde bağışıklık sistemi sayesinde öldürülür ve gıda olarak kullanılır. Şayet bağışıklık sistemi yukarıda sayılan nedenlerle baskılanırsa kanser hücreleri çoğalarak doku haline gelebilir. Yanık gıdalar, duman, katran alerjik hastalıkları önlemek için kullanılırken vücut kanserleşmeye de açık hale gelebilir. Bu durumda açlık kanserleşen hücrelerin ortadan kaldırmanın en önemli yolu alarak ortaya çıkar. Demek ki yanık gıdaların kanserleşme riskinde önemli rolü olabiliyor, ancak alerji tedavilerinde kullanılan bir metot olduğu da unutulmamalıdır. Sigara içenlerde akciğer yetersizliğini karşılamak için vücut hemoglobin seviyesini normal insanlara göre daha yüksek tutar. Aslında her sigara içen koah hastasıdır, Bu ancak hemoglobin seviyesi 9’un altına düştüğü zaman ortaya çıkar. Burada toplam hayata baktığımızda ölümün de bir rahmet olduğunu ve pozitif bakılması gerektiğini görürüz.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Bu durumda alışkanlıkların faydalı ve zararlı diye sınıflandırılması ihtiyacı ortaya çıkıyor. Çözüm ise zararlı alışkanlıkları faydalılarla değiştirmektir. Arkadaşlarla periyodik olarak bir araya gelmek, sohbet etmek dopamin salgılatır, hatta buluşmaya giderken bu durum aktifleşir. Toplantılarda yenilen içilenler aslında sadece ritüelin bir parçasıdır. Arka planda asıl etken dopamindir. Talebelerin psikolojik sorunları genellikle hafta sonlarında veya okulun olmadığı günlerde ortaya çıkar.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Kötü alışkanlıklar pahalıdır ve bedeli daha sonra ödenmeye devam eder. Halbuki iyi alışkanlıklar ya ucuz yada bedavadır. Gönüllü hayırseverlik, vaktiniz müsaitse çok önemli bir motivasyon kaynağıdır. Çevreyi kirletmemeye ve temizlemeye özen göstermek dopamin salgılatır. İnsanlara faydalı şeyler üretmek ve bu yolda başarının tadını almak sürekli bir dopamin kaynağıdır. Demek ki bedava çalışmak bile faydalıymış, üstelik bir meslek edinmeye de bir kapı açabilir. &nbsp;İnsanlığın tamamına hayır dileyen dini yapılardaki toplantılar dopamin salgılatır. Alışkanlık haline gelmiş namaz ve abdest almak önemli bir dopamin kaynağıdır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Dünyada yapılacak radikal değişikliklere odaklanmak dopamini eksiltir. Zira böyle bir durumda ilk önce zayıflar zarara uğrar. Hayatta değiştirmeye gücün yetmediği şeylere motive olmak stres kaynağı ve dopamin düşmanıdır, mesela nehirleri tersine akıtmaya çalışmak gibi. İnsanlar aslında sadece en küçük zaman diliminde, yani zamanın olmadığı bir dönemde yaşamışlardır ve şu anda bir yerde, mükafat yada cezalarını çekiyorlardır. Biz bugün sadece anlayacağımız yavaşlatılmış açılımını izliyoruz. Bir bilgisayar yazılımı gibi! Onun için kötülerin yanına hiçbir şeyin kar kalmadığını ve hala cezalarını çektiklerini bilmemiz lazımdır. Ancak zaman bir sırdır ve biz şuanda seçtiğimiz hayat tarzı ve niyetimizle diğer dünyadaki durumumuzu değiştirebiliriz. O halde pozitif davranışlarımızın ivmesini artıralım.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Tabiata bakalım. Erkek arılar işi bitince kovandan atılır, onlar artık başka canlıların gıdasıdır. Dişi ahtapot yavrularına yemeden içmeden oksijenli su üfürür. Ta ki ölene kadar! O da isteyerek başka canlıların gıdası olmuştur. Erkek peygamberdevesinin başı evlatlarına gıda olmuştur. Bunları anormal görmemelidir. Asıl biz kendimiz için ne yapmalıyız? Başkalarına Dopamin salgılatırken kendi dopaminimizi de kazandığımızı bilmeliyiz. Gurbette yalnız yaşayan bir talebenin nelerle karşı karşıya olduğunu çok iyi bilirim. Uzak bir diyara gelin gidip mutlu olsa bile yaşadığı kabuslardan sürekli yiyerek sıyrılabilip, obez olan bayanları çok iyi bilirim. Bir evi düşmanlarıyla bile paylaşmaktan memnun olanları bilirim. En azından farklı bir nefes vardır.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Her şeyin olduğu gibi dopaminin de aşırısı oluşabilir. Bu insanı doyumsuzluğa, azla yetinmemeye, taşkınlığa yitebilir. Bunun sonunda ders niteliğinde bir sıkıntıyla karşılaşmak kaçınılamaz olur. Bu bir tesadüf değil kesin bir programdır. Ancak olumlu alışkanlıklar tevazuyu artırdığından bu olumsuzlukları oluşturması beklenmez. Bunun sonunda aşırı odaklanmanın dopamin fazlalığı ile uykusuzluk yaratması ve sınırlı programsızlığa yol açması beklenebilir.</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt"><strong>Biz aslında ne yaparsak en çok bize faydası veya zararı olacaktır. O halde Faydalı alışkanlıklarla dopaminimizi salgılatırken başkalarına da fayda sağlamayı seçelim. Bizim dopaminimizin faydası başkalarına verdiğimiz dopamin kadardır. Zararlı alışkanlıklar, bize dopamin salgılatsa da başkalarına eziyet veren alışkanlıklardır, bencilliktir, tek taraflı menfaat ilişkisidir. O halde faydalı alışkanlıkların çift taraflı fayda üreten alışkanlıklar olduğunu bilelim. Sigara içene dopamin sağlarken çevredekilere sıkıntı veren bir alışkanlık olduğunu bilmeliyiz. Bir annenin bebeğini emzirmesi ve sevgiyle onu hayata bağlaması gibi… İşte bu anne sevgisini, herkese hatta taşlara bile vermeyi düşünen insan sonsuzluğu ve sonsuz mutluluğu hak eden insandır.</strong> Dopamin her canlıda etkilidir, ama onu bilinçli yönetmek insan olmayı gerektirir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:12pt">Sağlık ve Esenlikler&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;Mehmet Haşmet KOLAĞASI</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 16 Sep 2026 15:00:55 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İHTİYARLIK SÜRECİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ihtiyarlik-sureci-7975</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ihtiyarlik-sureci-7975</guid>
                <description><![CDATA[İHTİYARLIK SÜRECİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İHTİYARLIK SÜRECİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her zamanın farklı ɓir güzelliği vardır. Müslüman, nîmetlere konmuş kimse demektir. Bir kimsenin Müslüman olarak saçını başını ağartması daha büyük nîmettir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Allahü teâlâ buyuruyor ki: İhtiyarlık, nurumdur. Nuruma nârımla [Cehennem ateşiyle] azap etmekten haya ederim. O hâlde siz de benden hayâ edin!) [Ebuşşeyh]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Allahü teâlâ, 40 yaşına gelen Müslümanı, cinnet, cüzzam, baras gibi hastalıklardan emin kılar. 50 yaşına gelince hesabını hafifletir. 60’a ulaşınca onu keremiyle rızıklandırır. 70’e gelince gök ehline onu sevdirir. 80’e gelince, iyiliklerini mükâfatlandırır, kötülüklerini affeder. 90 yaşına varınca, onun geçmiş ve gelecek günahlarını mağfiret eder ve kendisini aile halkına şefaatçi kılar ve bir münâdi ona; “Bu, dünyada Allahü teâlânın himayesine girmiş bir kimsedir.” diye seslenir.) [Ebu Ya’la]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Müslüman olarak ihtiyarlayan kimseye ikram eden, Nuh aleyhisselâma ikram etmiş gibi sevap alır. Nuh aleyhisselâma ikram eden de Allahü teâlâya ikram etmiş olur.) [Hatib]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir mü’minden daha efdal kimse yoktur.)&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[İ.Ahmed]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Tekbir; Allahü ekber, tahmid; Elhamdülillah, tesbih; Sübhânallah, tehlil ise, lâ ilahe illallah, demektir.]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Allahü teâlâ, yemin ederek, “Müslüman olarak ihtiyarlayana azap etmekten haya ederim.” buyurdu.). [Hatib]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu sırada, Resulullah efendimizin ağladığı görüldü. Sebebi sorulunca buyurdular ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Allahü teâlâ, kendisinden hayâ ettiği hâlde, O’ndan haya etmeyen kimseye ağlıyorum.).&nbsp; &nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Beyhekî]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Hadîs-i şerîflerde bildirilen; “Günahları af olur.” kul hakkı ve farz borçları hariç diğer günahlar içindir.]</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 15 Sep 2026 14:25:02 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNGİLİZCE ÖĞRENİMİNİ YAPAY ZEKA ZORLAŞTIRIYOR  MU KOLAYLAŞTIRIYOR  MU???</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ingilizce-ogrenimini-yapay-zeka-zorlastiriyor-mu-kolaylastiriyor-mu-7974</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ingilizce-ogrenimini-yapay-zeka-zorlastiriyor-mu-kolaylastiriyor-mu-7974</guid>
                <description><![CDATA[İNGİLİZCE ÖĞRENİMİNİ YAPAY ZEKA ZORLAŞTIRIYOR  MU KOLAYLAŞTIRIYOR  MU???]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İNGİLİZCE ÖĞRENİMİNİ YAPAY ZEKA ZORLAŞTIRIYOR&nbsp; MU KOLAYLAŞTIRIYOR&nbsp; MU???</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Aslında burada hızla gelişen dünyada yabancı dil nasıl öğrenilir, konusu işlenecektir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu arada yapay zekanın katkıları ve zorlaştırma sebepleri ele alınacaktır. Bunun yanında en etkili ve çok yönlü öğrenim metodu sunulacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünyada İngilizce en uzun süre uluslar arası kullanılmasıyla nasıl değişikliğe uğradıysa diğer dillerin nasıl değişikliğe uğrayacağı da anlaşılacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün kullandığımız İngilizce 30 yıl önceki İngilizceden çok farklı bir gelişme göstermiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Nasıl ki Office 2011 ile yazdığımız bir Word belgesini Office 2019 programı tanıyor ve yeni program diline çeviriyor, ancak Office 2019’da yazdığınız belgeyi Office 2011 tanımıyorsa 30 yıl önceki Yabancı dil öğrenme araçları ve metotları bu çağda yetersiz kalmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Hatta cümlenin gelişine göre isim-fiil kelime anlamları ve cümle yapıları çok çeşitlilik göstermektedir, çok fazla farklı anlamlarda kullanılmaktadır.&nbsp; Bir isim veya fiil birbirinin yerine kullanıldığı gibi çok değişik ve çok sayıda anlamlar için de kullanılmaktadır.&nbsp; Mesela ‘drill’ matkap demektir, ama delme veya sondaj yapma fiili olarak ta kullanılmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Dünyada şuanda İngilizce uluslar arası kullanım yeterliliğine tek başına sahip olduğundan konumuz ağırlıklı olarak İngilizce olacaktır. Bunun yanında Türkçe dilinin önemini de vurgulayalım. Türkçenin dünyanın ilk dili olduğu uzmanların ittifak ettiği bir konudur. Türkçede dişilik erillik ayrımı yoktur, ‘o’ kelimesi hem hayvanlar, hem dişiler ve hem de erkekler için kullanılır. Çünkü Türklerde kast sistemi yoktur, her insan, her nesne ve her canlı eşittir. Bu bir hayat tarzının yansımasıdır. Türkçedeki bu gramer kolaylığı zamanla diğer dilleri&nbsp; ve toplumların hayat tarzlarını da de etkileyecektir. İngilizcede sık kullanılan ‘the’ kelimesi yerine geçen, belirli bir nesneyi belirleyen işaret ve sıfat zamiri olan ‘o’ Türkçede konunun gelişine göre anlaşıldığından gizli kalır. ‘That’ ve benzeri bağlaçlar yerine genellikle virgül kullanılır. Çok az kelimeyle çok fazla anlam aktarılabilir. Bu nedenle geleceğin program ve yapay zeka dili Türkçedir. Çok işlevsel, kullanımı ve öğrenimi kolay bir lisandır. Dünyada insanlar dizi izleyerek Türkçe öğreniyor ve aynı zamanda bu nedenle ana dili Türkçe olanların yabancı dil öğrenmeleri çok zor olmaktadır. İnsan beyni kolaylıkla sorunlarını çözerken karmaşık bir dili öğrenmeye direnmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bugün herhangi iki dili birbirine her kullanıcı için kendi diliyle sunan program ve cihazlar mevcuttur. Herhangi bir makaleyi istediğiniz dile çevirmeniz mümkündür. Bu da her alanda olduğu gibi bu konuyu cazip bir meslek olmaktan çıkarıyor. Bu dil öğrenimi konusunun önünde önemli bir engeldir. Fakat yapay zekayı kullanmak için dahi bir miktar yabancı dil bilgisine ihtiyaç vardır. Üstelik bu, baston yada gözlük kullanmak gibi bağımlılık oluşturur. İnternetin veya elektriğin olmadığı bir ortamda taş devrine dönersiniz. Bu nedenle biz yapay zekanın olumlu katkısı, öğrenim kolaylığı sunması üzerinde duralım.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Öncelikle şuna bakalım. İngilizceyi ne ölçüde biliyoruz? Benim üç basamaklı bir tanımım vardır. Birinci basamak, <strong>yazılı her metni</strong> telaffuzuna uygun olarak anlamaktır. Bunu başaranlar yazılı İngilizceyi öğrenmişlerdir. İkinci basamak televizyonda söylenen her şeyi anlıyor olmaktır. Üçüncü basamak kendisine yöneltilen her soruyu anlayıp cevaplayabilmektir. Bu üç basamağı sorunsuz yaşayanlar İngilizceyi biliyor demektir.&nbsp; Onun için çalışma metodu bu üç basamağı da kapsayacak bir metot olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İngilizce öğrenimi konusunda zaten belli bir seviyeye gelecek kadar gramer öğrenilmiş olduğunu kabul edelim. İlk yapacağınız şey İngilizce yayın yapan bir online (İnternetten ulaşılabilen) bir Türk gazetesi bulup oradaki başlıkları kopyalayıp ‘google’ tercümeye yapıştırıp anlam ve okunuşuna çalışmaktır. Bu, yerel haberleri İngilizce öğrenmenizi sağlar. Konuya yabancı olmadığınızdan öğrenimi kolay olur. Burada birden fazla tercüme sayfacı açarak cümle içinde tam anlaşılamayan kısımları kopyalayıp diğer tercüme sayfalarında derinlemesine öğrenmenizi sağlar. İngilizce yayın yapan bir internet kaynaklı Televizyon kanalını açarak dinleyerek anlama çalışması yapmanızı sağlar, anlama konusunda zorlanmanız ümitsizlik yaratmamalıdır. Zamanla Türkçe dinler gibi anlayacaksınızdır. Ekran alt yazılarını telefonunuzun ekran tercüme programından tercüme edebilir ve hatta elle deftere yazabilirsiniz. Burada belki ekranı dondurma ihtiyacı doğabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Google link girişine “<strong>Google drive&nbsp; Engilish Conversation practice Pdf” </strong>yazarak birçok google diyalog sayfasına kolaydan zora doğru ulaşabilirsiniz. Binlerce diyalog çalışmasına ulaşılabilir. Sonuna <strong>‘Pdf’ yazmayı unutmamalısınız. </strong>Bu diyalogları birer birer “google translate” sayfasına yapıştırarak okunuşunu ve anlamını ve söylenmesini çalışabilirsiniz. Cümle sonlarında nokta olması çok önemlidir. Yoksa cümle arası duraklama olmadığından anlamanız zorlaşır. En son bakmadan dinleme çalışması yapılmalıdır. Okuma, anlama ve dinleme çalışması her safhada yapılmalıdır. Diyalog çalışmaları günde en az bir saat yapılmalıdır. Her gün yapılan çalışma çalışmanızın üzerine eklemektir, ara verilen her gün üzerinden bir miktar eksiltmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Fotoğrafını çektiğiniz herhangi bir kitap sayfasını galeriden (Fotoğraflardan) tıklayıp yukarıdaki üç noktadan google lens işaretlenerek okunuşunu dinleyebilirsiniz. Şayet tercümesini seçerseniz ekran fotoğrafı alarak kaydedebilir ve orijinal metinle karşılaştırabilirsiniz. Ayrıca bir kitap sayfası fotoğrafını Office Word sayfasında önce pdf’ye, sonrada metne dönüştürüp google translate sayfasında üzerinde çalışabilirsiniz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Buradan sonra genellikle sinema filmlerinde geçen değimlere bakmalıyız, bunlar sinema filmlerini anlamak için şarttır, ancak hayatta kullanırsanız karşınızdakini incitebilirsiniz, Bunlar daha çok mecazi anlatımlardır. Bunların en az üç yüz tanesini bir word sayfasına yazıp, ara sıra google transalate sayfasına yapıştırarak dinleyip tekrarlayabilirsiniz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Burada daha çok kendi kontrolünüzde yapay zekayı kullanarak dil öğrenme metodu verilmiştir. Peki bir dili öğrenmek için kaç yıl gerekir? Dil öğrenmek bir yaşam tarzıdır ve diller de canlıdır. Onlarla beraber yaşanmalıdır. Seksen yaşında bir insan seksen senedir dil öğreniyordur. Çoğu kelimeyi kendi dilinde veya yabancı dilde olsun, belki de ömrünün son gününde öğrenmiştir. Evet, yapay zeka dil öğrenmenin cazibesini ortadan kaldırıyor olabilir, ama bize de çok imkan sunmaktadır. Burada daha çok kendi kontrolünüzde yapay zekayı kullanarak dil öğrenme metodu verilmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sağlık ve esenlikler.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mehmet Haşmet KOLAĞASI</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 13:02:08 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AMİR KARŞISINDA MEMURUN BİLMESİ GEREKENLER</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/amir-karsisinda-memurun-bilmesi-gerekenler-7973</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/amir-karsisinda-memurun-bilmesi-gerekenler-7973</guid>
                <description><![CDATA[AMİR KARŞISINDA MEMURUN BİLMESİ GEREKENLER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AMİR KARŞISINDA MEMURUN BİLMESİ GEREKENLER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kamu kurumlarında görev yapan memurların en çok yanıldığı konulardan biri, amir tarafından verilen her talimatın kayıtsız şartsız yerine getirilmesi gerektiğini düşünmeleridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa kamu hizmetinde ne memurun sorumluluğu sınırsızdır ne de amirin yetkisi…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her iki tarafın da uyması gereken bir sınır vardır: Hukuk ve mevzuat.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Memur, mevzuata aykırı olduğunu düşündüğü bir emri amirine bildirme hakkına sahiptir. Konusu suç teşkil eden bir emir ise hiçbir şekilde yerine getirilemez. Çünkü hiç kimse, amirinin emriyle hukukun dışına çıkamaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulmamalıdır ki amirlik makamı da sınırsız bir yetki değildir. Amirler, yetkilerini kanunlar, yönetmelikler ve ilgili mevzuat çerçevesinde kullanmak zorundadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Amir olmak; personele hakaret etmek, onu aşağılamak, tehdit etmek veya küçük düşürmek anlamına gelmez. Yöneticilik, makamın verdiği güçle insanları ezmek değil; sorumluluk, adalet ve hakkaniyetle yönetebilmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Memurun, kendisi veya göreviyle ilgili konularda müracaat ve şikâyette bulunma hakkı vardır. Savunması alınmadan disiplin cezası verilemez ve hukuka aykırı olduğunu düşündüğü idari işlemlere karşı gerekli itiraz ve yargı yollarına başvurabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü kamu kurumları kişilere göre değil, mevzuata göre yönetilmelidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne memur “amir ne derse yapmak zorundayım” düşüncesiyle hareket etmeli ne de amir, makamının kendisine sınırsız yetki verdiğini sanmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Devlet ciddiyeti; korkuyla değil,&nbsp; yasal&nbsp; sorumlulukla,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">yönetim anlayışı ise baskıyla değil, mevzuatla uyuduğunda güç kazanır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle herkes görevini, yetkisini ve sorumluluğunu bilmeli.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü hukuku bilen memur daha güçlü, hukuka bağlı amir ise daha itibarlı olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 14 Sep 2026 07:39:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İran Dosyasında ABD-Çin Pazarlığı</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/iran-dosyasinda-abd-cin-pazarligi-7972</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/iran-dosyasinda-abd-cin-pazarligi-7972</guid>
                <description><![CDATA[İran Dosyasında ABD-Çin Pazarlığı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İran Dosyasında ABD-Çin Pazarlığı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile İran arasında aylardır devam eden savaş, Eylül 2026 başında yeniden yüksek yoğunluklu çatışma aşamasına girmiştir. ABD; İran’ın güney kıyılarındaki Devrim Muhafızları bağlantılı hava savunma sistemlerini, radarları, deniz unsurlarını, mayın döşeme kabiliyetlerini ve haberleşme merkezlerini vururken İran da Bahreyn, Ürdün, Kuveyt ve Irak’taki Amerikan askerî varlığına füze ve insansız hava araçlarıyla karşılık vermiştir. Reuters’ın 2 Eylül 2026 günü güncellenen haberine göre İran Sağlık Bakanı, son Amerikan saldırılarında 18 kişinin öldüğünü, 108 kişinin ise yaralandığını açıklamıştır.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fakat savaşın geleceğini yalnızca füzeler ve hava saldırıları belirlemeyecektir. Askerî mücadele İran toprakları ile bölgedeki Amerikan askerî varlığı çevresinde sürerken, ekonomik mücadelenin en kritik bağlantılarından biri giderek Çin hâline gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD Hazine Bakanlığı’nın 24 Ağustos 2026’da başlattığı “Operation Economic Outcast”, İran’ın finansal bağlantılarını, petrol gelirlerini ve Devrim Muhafızlarıyla ilişkili ekonomik ağları hedef almaktadır.[2] Washington’ın amacı açıktır: İran’ın yalnız askerî kapasitesini değil, savaşı sürdürebilecek ekonomik damarlarını da kesmek.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu noktada İran dosyasının ekonomik kilitlerinden biri Çin’in elindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Washington’ın Pekin’den Beklentisi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in G20 toplantıları sırasında yaptığı açıklamalar bu nedenle önemlidir. Bessent, Washington’ın Rusya ve Çin ile İran konusunda “çok sessiz görüşmeler” yürüttüğünü söylerken özellikle Çin konusunda “ayrılıklardan daha fazla ortak nokta bulunduğunu” ifade etmiştir. Reuters ise ABD ile Çin’in İran’ın nükleer silah edinmesinin engellenmesi ve Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer serbestisinin sağlanması konularını özel olarak görüştüğünü bildirmiştir.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak bu temaslar Çin’in ABD’nin İran politikasına katıldığı anlamına gelmemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington ile Pekin’in kesiştiği ilk alan İran’ın nükleer silah sahibi olmamasıdır. Çin, İran’ın barışçıl nükleer enerji hakkını savunurken nükleer silahların yayılmasına karşı çıkmakta, İran nükleer meselesinin siyasi ve diplomatik yöntemlerle çözülmesini istemekte ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nın (IAEA) İran’daki izleme ve doğrulama faaliyetlerini desteklemektedir.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci ortak alan Hürmüz Boğazı’dır. Çin açısından buradaki risk doğrudan ekonomiktir. Reuters’ın aktardığı Vortexa verilerine göre Hürmüz’den taşınan toplam ham petrol ve kondensatın yaklaşık yüzde 65’i Çin’e gitmektedir.[5] Pekin de Hürmüz’ün uluslararası seyrüsefere güvenli ve serbest biçimde açık tutulmasını resmen savunmaktadır.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Çin, nükleer silahlı bir İran istemediği gibi Hürmüz’deki kontrolsüz tırmanmanın küresel enerji akışını tehdit etmesini de istememektedir; fakat Washington ile ortaklık büyük ölçüde burada sona ermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çin İran’ı Neden Terk Etmez?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin ekonomik baskı stratejisinin başarıya ulaşması büyük ölçüde Çin’in davranışına bağlıdır; çünkü Çin, İran petrolünün açık ara en önemli müşterisidir. Reuters verilerine göre Çin ayda yaklaşık 43 milyon varil İran petrolü satın almakta; bu miktar İran’ın petrol ihracatının yaklaşık yüzde 90’ına ve Çin’in toplam ham petrol alımlarının yaklaşık yüzde 13,6’sına karşılık gelmektedir.[7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak ilişkinin önemli bir asimetrisi vardır: İran için Çin vazgeçilmeze yakın bir müşteridir; Çin için İran önemli fakat ikamesiz bir tedarikçi değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim İran’dan gelen arzın savaş ve Amerikan deniz ablukası nedeniyle azalması üzerine Çin’in en büyük rafinerisi Sinopec’in Rus petrolü alımlarını önemli ölçüde artırdığı bildirilmektedir.[8] Bu durum Pekin’e İran karşısında ciddi bir pazarlık gücü vermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fakat Çin’in bu gücü Washington adına İran’ı ekonomik olarak boğmak için kullanması beklenmemelidir. Çin Dışişleri Bakanlığı 25 Ağustos 2026’da uluslararası hukuka veya Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi yetkisine dayanmayan tek taraflı yaptırımlara karşı olduğunu bir kez daha açıkça ilan etmiş; Çin-İran iş birliğinin uluslararası hukuk çerçevesinde yürütüldüğünü ve engellenmemesi gerektiğini belirtmiştir.[9]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin’in önündeki denklem bu nedenle oldukça nettir: İran’ı kaybetmek istemiyor; fakat İran uğruna ABD’yi, Körfez ülkelerini ve küresel ticari çıkarlarını da karşısına almak istemiyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zira Pekin’in Orta Doğu politikası yalnız İran üzerine kurulu değildir. Reuters’ın derlediği verilere göre Çin’in 2007’den bu yana İran’daki yatırımları 5 milyar doların altında kalırken, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki yatırımları 8,1 milyar doları, Suudi Arabistan’daki yatırımları ise yaklaşık 15 milyar doları bulmuştur.[10] Dolayısıyla Çin’in stratejisi “İran’ın yanında yer almak” değil, bölgedeki bütün önemli aktörlerle ilişki kurarak hiçbir kritik kapıyı kapatmamak üzerine kuruludur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İran Çin İçin Yalnızca Petrol Değildir</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte İran’ın Çin açısından jeopolitik değeri enerjiyle sınırlı değildir. Tahran, Batı Asya ve Orta Doğu’da ABD nüfuzunu dengeleyebilen önemli aktörlerden biridir. Çin ve İran yaklaşık on yıldır “kapsamlı stratejik ortaklık” çerçevesinde ilişkilerini yürütmektedir. Ağustos 2026’da Pekin’de gerçekleştirilen Çin-İran görüşmesinde de iki ülkenin kapsamlı stratejik ortaklığının geliştirilmesi yönündeki irade tekrar edilmiştir.[11]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Çin açısından İran’ın tamamen ekonomik olarak çökmesi, rejim değişikliğine sürüklenmesi veya Washington’ın bölgedeki stratejik nüfuzunun genişlemesine yol açacak ölçüde zayıflaması tercih edilir bir senaryo değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pekin İran’ı savunmak için ABD ile savaşmayacaktır; fakat ABD’nin İran’ı jeopolitik olarak tamamen tasfiye etmesine de gönüllü biçimde yardımcı olmayacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin politikasını anlamak için asıl anahtar budur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsrail Faktörü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran dosyasının bir diğer belirleyici aktörü İsrail’dir. Son ABD-İran saldırılarında Tahran’ın ağırlıklı olarak bölgedeki Amerikan hedeflerine yönelmesi İsrail’in çatışmanın dışında kaldığı anlamına gelmemektedir. İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu, 2 Eylül 2026’da İran’ın bölgedeki birçok aktörü tehdit ettiğini ancak İsrail’e saldırmaktan kaçındığını belirterek, bunun İsrail’in caydırıcılığının sonucu olduğunu savunmuş ve İran’ın İsrail’i hedef alması hâlinde çok ağır bir karşılık göreceğini ifade etmiştir.[12] İsrailli güvenlik çevrelerinden yapılan değerlendirmelerde ise yeni bir doğrudan çatışmada önceliğin İran’ın geride kalan nükleer kapasitesinin ortadan kaldırılması olacağı belirtilmektedir. Dolayısıyla Washington açısından Hürmüz Boğazı, bölgedeki Amerikan üsleri ve enerji güvenliği ön plana çıkarken; İsrail açısından temel öncelik İran’ın geride kalan nükleer kapasitesinin yeniden güçlenmesini engellemektir. Bu farklı öncelikler, Washington ile Tel Aviv’in İran konusunda aynı stratejik cephede bulunmasına rağmen her aşamada tamamen aynı hedeflere sahip olmadığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Rusya Faktörü</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya da denklemin diğer önemli unsurudur. Moskova-Tahran ilişkileri özellikle savunma, askerî teknoloji ve enerji alanlarında son yıllarda derinleşmiştir. Ocak 2025’te imzalanan Kapsamlı Stratejik Ortaklık Anlaşması askerî iş birliğini güçlendirmiş, ancak Rusya’nın Kuzey Kore ile yaptığı anlaşmanın aksine otomatik bir karşılıklı savunma yükümlülüğü getirmemiştir.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin, Rusya ve İran’ın Mart 2025’te Pekin’de yayımladığı ortak açıklamada da hukuka aykırı tek taraflı yaptırımların sona erdirilmesi ve İran nükleer meselesinin siyasi-diplomatik yöntemlerle çözülmesi çağrısı yapılmıştır.[14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çatışmanın son seyri ise ekonomik savaşın artık yalnız yaptırımlar üzerinden yürümeyeceğini göstermektedir. Reuters’ın 2 Eylül 2026 tarihli güncel değerlendirmesine göre İran’ın olası misilleme seçenekleri arasında Körfez’deki Amerikan askerî varlığının yanı sıra enerji altyapısına yönelik saldırıların genişletilmesi de bulunmaktadır. İran savaş boyunca ağırlıklı olarak Amerikan üslerini hedef almış olmakla birlikte enerji altyapısı ve diğer kritik hedefleri de vurmuştur. Petrol ve doğal gaz üretim tesisleri ile elektrik ve su altyapısının daha geniş çapta hedef alınması, savaşın ekonomik maliyetini bütün Körfez’e yayabilecek bir tırmanma riski taşımaktadır.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim İran Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi Sekreteri ve eski Devrim Muhafızları Komutanı Mohsen Rezaei, ekonomik savaşın sürmesi hâlinde Hürmüz Boğazı veya Basra Körfezi’nin herhangi bir noktasından “tek damla petrol dahi” ihraç edilmeyeceği tehdidinde bulunmuştur.[16] Buna paralel olarak İran’ın Hürmüz’den geçiş kurallarına uymadığını ileri sürdüğü gemilerin kara listesini genişletmesi ve bu gemileri para cezası, müsadere veya gözaltı tehdidiyle karşı karşıya bırakması, Tahran’ın bu söylemi deniz trafiği üzerinde fiilî baskıya dönüştürmeye başladığını göstermektedir.[17]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu strateji İran’a ABD karşısında askerî üstünlük sağlamayabilir; ancak savaşın maliyetini bütün Körfez’e ve küresel enerji piyasalarına yayabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tahran’ın mesajı giderek sertleşmektedir: İran ekonomik olarak boğulmaya çalışılırsa, bölgenin enerji güvenliği de çatışmanın dışında tutulmayacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Washington’ın Moskova ve Pekin’le yaptığı sessiz görüşmeler önemlidir; ancak bunlardan bir ABD-Çin-Rusya İran mutabakatı çıktığını söylemek için henüz erken görünmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Çin’in Muhtemel Stratejisi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pekin’in önümüzdeki süreçte dört temel çizgiyi birlikte yürütmesi beklenebilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birincisi, İran’ın nükleer silah edinmesine karşı çıkacak ve nükleer dosyanın diplomatik yöntemlerle çözülmesini savunacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkincisi, Hürmüz Boğazı’nın enerji ve ticaret akışına açık tutulması için Tahran üzerindeki diplomatik nüfuzunu kullanmaya çalışacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncüsü, ABD’nin tek taraflı yaptırımlarına resmen katılmadan İran’la ekonomik ilişkilerini mümkün olduğu ölçüde sürdürmeye çalışacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dördüncüsü, Amerikan finans sistemine erişimini kaybetmek istemeyen bazı Çin bankaları ve şirketlerinin İran’la işlemlerini sınırlandırmasına sessizce izin verebilir. Böylece devlet düzeyinde Washington’ın yaptırım politikasına direnilirken şirket düzeyinde ticari ve finansal risk azaltılabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in 2 Eylül 2026’da Orta Doğu ülkelerine dış müdahaleye karşı durma, yeni bir bölgesel güvenlik mimarisi oluşturma ve deniz ulaştırma hatlarının güvenliğini birlikte koruma çağrısı yapması, Pekin’in İran krizini yalnızca yönetmek değil, bölgesel güvenlik düzeninde daha belirleyici bir aktöre dönüşmek için de değerlendirdiğini göstermektedir.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin’in tercih edeceği politika taraf seçmek değil, iki taraf için de vazgeçilmez kalmaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin İran stratejisinde askerî güç kadar ekonomik izolasyon da belirleyici hâle gelmiştir. Ancak İran’ı ekonomik olarak tamamen kuşatabilmenin yolu büyük ölçüde Çin’den geçmektedir. Scott Bessent’in açıklamalarının asıl önemi de buradadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington, Çin’i bütünüyle İran’dan koparamayacağını bilmektedir. Bu nedenle Pekin’in İran’ın nükleer silah edinmesine karşı oluşunu ve Hürmüz’ün açık tutulmasındaki ekonomik çıkarını kullanarak sınırlı bir ortak zemin oluşturmaya çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin ise bu iki konuda Washington’a yaklaşabilir; fakat İran’ın ekonomik olarak çökertilmesine, rejimin tasfiyesine veya Amerikan tek taraflı yaptırımlarının uluslararası sisteme kabul ettirilmesine destek vermesi düşük ihtimaldir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle ortaya çıkması muhtemel sonuç bir ABD-Çin ittifakı değil, dosya bazlı ve sınırlı bir çıkar uzlaşmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin ne İran’ı kaybetmek ne de İran uğruna ABD’yi doğrudan karşısına almak isteyecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington Çin’den taraf olmasını istiyor; Pekin ise taraf olmak yerine her iki tarafın da ihtiyaç duyduğu güç olarak kalmak istiyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran dosyasındaki sessiz pazarlığın özü budur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar ve Kaynaklar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Parisa Hafezi ve Bo Erickson, “US-Iran strikes raise fears of renewed war across the Middle East”, Reuters, 2 Eylül 2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/us-iran-exchange-attacks-lull-war-appears-over-2026-09-02/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/us-iran-exchange-attacks-lull-war-appears-over-2026-09-02/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] U.S. Department of the Treasury, “Treasury Launches Unprecedented Campaign Against Iranian Regime on Economic D-Day”, 24 Ağustos 2026. </span><a href="https://home.treasury.gov/news/press-releases/sb0613" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://home.treasury.gov/news/press-releases/sb0613</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Reuters, “Bessent says U.S. likely to announce Iran bank sanctions this week”, 1 Eylül 2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/china/bessent-says-us-likely-announce-iran-bank-sanctions-this-week-2026-09-01/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/china/bessent-says-us-likely-announce-iran-bank-sanctions-this-week-2026-09-01/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. TASS, “US discusses issues related to sanctions against Iran with Russia, China — Bessent”, 2 Eylül 2026. </span><a href="https://tass.com/world/2180945" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://tass.com/world/2180945</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. Fatima Hussein ve Chris Rugaber, “Bessent says 19 finance ministers agreed ‘cheap exports’ are unsustainable, but China dissented”, Associated Press (AP), 1 Eylül 2026. </span><a href="https://apnews.com/article/treasury-bessent-g20-trade-tariffs-426a8b4d10c6610c2d7200bab412fe1b" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/treasury-bessent-g20-trade-tariffs-426a8b4d10c6610c2d7200bab412fe1b</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 03.09.2026) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “Implementation of the Treaty on the Non-Proliferation of Nuclear Weapons in the People’s Republic of China”, 21 Nisan 2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.cn/eng/wjb/zzjg_663340/jks_665232/kjfywj_665252/202604/t20260423_11898080.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.cn/eng/wjb/zzjg_663340/jks_665232/kjfywj_665252/202604/t20260423_11898080.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Laurie Chen ve Ethan Wang, “What are China’s economic interests in Iran?”, Reuters, 24 Haziran 2025. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-chinas-economic-interests-iran-2025-06-24/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-chinas-economic-interests-iran-2025-06-24/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “Foreign Ministry Spokesperson Lin Jian’s Regular Press Conference on June 15, 2026”, 15 Haziran 2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/fyrbt/202606/t20260615_11945847.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/fyrbt/202606/t20260615_11945847.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Laurie Chen ve Ethan Wang, “What are China’s economic interests in Iran?”, Reuters, 24 Haziran 2025. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-chinas-economic-interests-iran-2025-06-24/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-chinas-economic-interests-iran-2025-06-24/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Chen Aizhu, Siyi Liu ve Florence Tan, “Sinopec extends bumper Russian oil buys, squeezing small teapots, traders say”, Reuters, 2 Eylül 2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/energy/sinopec-extends-bumper-russian-oil-buys-squeezing-teapots-traders-say-2026-09-02/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/energy/sinopec-extends-bumper-russian-oil-buys-squeezing-teapots-traders-say-2026-09-02/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. Ahmad Ghaddar, Enes Tunagur ve Robert Harvey, “Blockade succeeds where sanctions failed as Iran oil exports stall”, Reuters, 1 Eylül 2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/energy/blockade-succeeds-where-sanctions-failed-iran-oil-exports-stall-2026-09-01/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/energy/blockade-succeeds-where-sanctions-failed-iran-oil-exports-stall-2026-09-01/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “Foreign Ministry Spokesperson Lin Jian’s Regular Press Conference on August 25, 2026”, 25 Ağustos 2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/fyrbt/202608/t20260825_12010141.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/fyrbt/202608/t20260825_12010141.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Laurie Chen ve Ethan Wang, “What are China’s economic interests in Iran?”, Reuters, 24 Haziran 2025. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-chinas-economic-interests-iran-2025-06-24/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-chinas-economic-interests-iran-2025-06-24/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “Vice Foreign Minister Miao Deyu Meets with Iranian Deputy Foreign Minister Kazem Gharibabadi”, görüşme 17 Ağustos 2026; sayfa güncellemesi 23 Ağustos 2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.cn/eng/wjb/zzjg_663340/xybfs_663590/xwlb_663592/202608/t20260831_12012786.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.cn/eng/wjb/zzjg_663340/xybfs_663590/xwlb_663592/202608/t20260831_12012786.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] The Jerusalem Post, “Netanyahu warns that an attack from Tehran would be ‘one of their last decisions’”, 2 Eylül 2026. </span><a href="https://www.jpost.com/israel-news/defense-news/article-907369" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.jpost.com/israel-news/defense-news/article-907369</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. Prime Minister’s Office of Israel, Netanyahu’nun İran’a ilişkin açıklamaları, 14 Temmuz 2026. </span><a href="https://www.gov.il/en/pages/event-dimona140726" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.gov.il/en/pages/event-dimona140726</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 03.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Russian Federation–Islamic Republic of Iran, “Treaty on Comprehensive Strategic Partnership between the Russian Federation and the Islamic Republic of Iran”, Moskova, 17 Ocak 2025; Rusya tarafından 21 Nisan 2025 tarihinde onaylanmış ve 2 Ekim 2025’te yürürlüğe girmiştir. </span><a href="https://publication.pravo.gov.ru/document/0001202510020001" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://publication.pravo.gov.ru/document/0001202510020001</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. President of Russia, anlaşmanın tam metni: </span><a href="https://special.kremlin.ru/supplement/6258" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://special.kremlin.ru/supplement/6258</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 03.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “Joint Statement of the Beijing Meeting between China, Russia and Iran”, 14 Mart 2025. </span><a href="https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/wjbxw/202503/t20250314_11575903.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/wjbxw/202503/t20250314_11575903.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “What are Iran’s options to retaliate as open warfare resumes with the US?”, 24 Ağustos 2026; 2 Eylül 2026 gelişmeleriyle güncellenmiş sürüm. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-irans-options-escalate-further-face-us-economic-threats-2026-09-02/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-irans-options-escalate-further-face-us-economic-threats-2026-09-02/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Reuters, “What are Iran’s options to retaliate as open warfare resumes with the US?”, 24 Ağustos 2026; 2 Eylül 2026 gelişmeleriyle güncellenmiş sürüm. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-irans-options-escalate-further-face-us-economic-threats-2026-09-02/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/what-are-irans-options-escalate-further-face-us-economic-threats-2026-09-02/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> &nbsp;Ayrıca bkz. Tasnim News Agency, “Rezaei: We will neutralize the economic war / Cooperation with the US is hostility toward Iran” [Farsça], 22 Ağustos 2026. https://www.tasnimnews.ir/fa/news/1405/05/31/3677377/%D8%B1%D8%B6%D8%A7%DB%8C%DB%8C-%D8%AC%D9%86%DA%AF-%D8%A7%D9%82%D8%AA%D8%B5%D8%A7%D8%AF%DB%8C-%D8%B1%D8%A7-%D8%AE%D9%86%D8%AB%DB%8C-%D9%85%DB%8C-%DA%A9%D9%86%DB%8C%D9%85-%D9%87%D9%85%D8%B1%D8%A7%D9%87%DB%8C-%D8%A8%D8%A7-%D8%A2%D9%85%D8%B1%DB%8C%DA%A9%D8%A7-%D8%AF%D8%B4%D9%85%D9%86%DB%8C-%D8%A8%D8%A7-%D8%A7%DB%8C%D8%B1%D8%A7%D9%86-%D8%A7%D8%B3%D8%AA (Erişim: 02.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Reuters, “Iran blacklists more ships trying to sail through Hormuz, govt website shows”, 2 Eylül 2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/energy/iran-blacklists-more-ships-trying-sail-through-hormuz-govt-website-shows-2026-09-02/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/energy/iran-blacklists-more-ships-trying-sail-through-hormuz-govt-website-shows-2026-09-02/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca Anadolu Ajansı, “Iran permits safe passage through Strait of Hormuz to vessels not involved in ‘aggression’”, 25 Mart 2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/en/middle-east/iran-permits-safe-passage-through-strait-of-hormuz-to-vessels-not-involved-in-aggression/3877929" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/en/middle-east/iran-permits-safe-passage-through-strait-of-hormuz-to-vessels-not-involved-in-aggression/3877929</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 03.09.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “President Xi Jinping Holds Talks with President Abdel Fattah El-Sisi of Egypt”, 2 Eylül 2026. </span><a href="https://www.fmprc.gov.cn/eng/xw/zyxw/202609/t20260902_12015163.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.fmprc.gov.cn/eng/xw/zyxw/202609/t20260902_12015163.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. Alexander Dziadosz ve Shi Bu, “China’s Xi urges new Middle East security framework during Egypt visit”, Reuters, 2 Eylül 2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/china/egypt-welcomes-xi-beijing-expands-influence-middle-east-2026-09-02" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/china/egypt-welcomes-xi-beijing-expands-influence-middle-east-2026-09-02</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 03.09.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 09:04:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>VAR YA</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/var-ya-7971</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/var-ya-7971</guid>
                <description><![CDATA[VAR YA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">VAR YA</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne kadarda özel yaratmış Allah<br />
Mest ediyor beni gülüşün var ya<br />
Bu olmalı kesin aşk denen silah<br />
Aklımı başımdan alışın var ya</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mührünü vurarak gönül tahtıma<br />
Yakışanı yapıp vaziyetime<br />
Canı rehin alan kötü bahtıma<br />
Paydos borusunu çalışın var ya</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gönül sarayını bana açarak<br />
Sevgi ekip bahtiyarlık biçerek<br />
Ellerimden tutup sevgi saçarak<br />
Gözlerimden kalbe dalışın var ya</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalancı dünyada en büyük servet<br />
Karun’un mülküne okutur rahmet<br />
Nurseli ömrüne eder sirayet<br />
Her gece düşüme gelişin var ya</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nursel SEÇER - NURSELİ</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 09:02:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Londra’da Yahudi-Kürt Konferansı: Stratejik Ortaklık</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/londrada-yahudi-kurt-konferansi-stratejik-ortaklik-7970</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/londrada-yahudi-kurt-konferansi-stratejik-ortaklik-7970</guid>
                <description><![CDATA[Londra’da Yahudi-Kürt Konferansı: Stratejik Ortaklık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Londra’da Yahudi-Kürt Konferansı: Stratejik Ortaklık</span></h1>

<h1>&nbsp;</h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6-7 Eylül 2026 tarihlerinde&nbsp;<strong>Londra’da</strong>&nbsp;gerçekleştirilen&nbsp;<strong>“Jewish-Kurdish Relations in a Changing Middle East: History, Identity and Future Cooperation”</strong>&nbsp;başlıklı uluslararası konferans, geçen yıl Berlin’de düzenlenen ilk&nbsp;<strong>Kürt-Yahudi Kongresi’nin devamı</strong>&nbsp;niteliğinde ortaya çıktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferans her ne kadar&nbsp;<strong>Yahudi ve Kürt toplumları arasındaki tarihsel, kültürel ve toplumsal bağları</strong>&nbsp;inceleyen akademik bir buluşma olarak sunulsa da,&nbsp;<strong>katılımcıların profili, organizasyonu üstlenen kurumların niteliği, ele alınan konu başlıkları ve İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’ın konferansa gönderdiği mesaj</strong>&nbsp;bir arada değerlendirildiğinde, toplantının kapsamının geçmişe ilişkin bir değerlendirmeyle sınırlı olmadığı anlaşılmaktadır. Nitekim organizatörlerin konferansı tanımlarken kullandıkları ifade de bu yönelimi açıkça ortaya koymaktadır:&nbsp;<strong>Amaç yalnızca geçmişi hatırlamak değil, Yahudi-Kürt ilişkilerinin gelecekte nasıl bir zemine taşınabileceğini tartışmaktır.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferans, Londra merkezli&nbsp;<strong>Jewish Kurdish Network (Yahudi-Kürt Ağı)</strong>&nbsp;tarafından düzenlendi;&nbsp;<strong>London Centre for the Study of Contemporary Antisemitism (LCSCA)</strong>&nbsp;ile&nbsp;<strong>Tel Aviv Üniversitesi’ne bağlı Moshe Dayan Ortadoğu ve Afrika Araştırmaları Merkezi Kürt Çalışmaları Programı</strong>&nbsp;ise ortak ev sahipleri arasında yer aldı. Bu yapı, toplantının yalnızca kültürel bir buluşma olmadığını göstermesi bakımından önemlidir. Çünkü bir tarafta&nbsp;<strong>Yahudi-Kürt diasporasını bir araya getirmeyi amaçlayan bir ağ</strong>, diğer tarafta&nbsp;<strong>çağdaş antisemitizm üzerine çalışan Londra merkezli akademik bir merkez</strong>, öte tarafta ise&nbsp;<strong>İsrail’de Kürt çalışmaları konusunda kurumsallaşmış bir araştırma programı</strong>&nbsp;bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle&nbsp;<strong>Prof. Ofra Bengio</strong>, konferansın akademik ayağındaki en dikkat çekici isimlerden biriydi.&nbsp;<strong>Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Merkezi Kürt Çalışmaları Programı’nın başında bulunan Bengio</strong>, uzun yıllardır&nbsp;<strong>Irak, Türkiye, Kürt siyaseti ve Ortadoğu’daki Kürt hareketleri</strong>&nbsp;üzerine çalışmalar yürütmektedir. Bengio’nun konferansın hem akademik hem de siyasi tartışmalarında merkezi konumda bulunması,&nbsp;<strong>İsrail’deki Kürt çalışmaları ile uluslararası Kürt diasporası arasındaki bağlantının</strong>&nbsp;önemini ortaya koymaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toplantıya&nbsp;<strong>Birleşik Krallık, Avrupa, İsrail, ABD ve Kürdistan Bölgesi’nden</strong>&nbsp;akademisyenler, siyasetçiler, gazeteciler, aktivistler ve diaspora temsilcileri katıldı. Programda&nbsp;<strong>Adrian Cohen, Ali Ertan Toprak, Baruch Shimoni, David Hirsh, Edwin Shuker, Yehuda Ben Yosef, Feryal Clark, Jonathan Spyer, Nir Boms, Ofra Bengio, Suzan Quitaz, Mutlu Çiviroğlu, Shukriya Bradost, Mehmet Tanriverdi, Veysi Dağ, Jan İlhan Kızılhan ve Joanna Michlic</strong>&nbsp;gibi isimler yer aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Katılımcılar arasında özellikle&nbsp;<strong>Adrian Cohen</strong>&nbsp;dikkat çekmektedir. Cohen,&nbsp;<strong>Britanya Yahudileri Temsilciler Kurulu’nun (Board of Deputies of British Jews) üst düzey yöneticilerinden</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>Labour Friends of Israel</strong>&nbsp;çevresinde faaliyet gösteren bir isimdir. Bu durum, konferansın yalnızca akademik ve kültürel çevrelerle sınırlı kalmadığını,&nbsp;<strong>İngiliz Yahudi toplumu ve İngiliz siyasi çevreleriyle de bağlantılar kurduğunu</strong>&nbsp;göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansın yedi panelden oluşan programı da toplantının kapsamını açık biçimde ortaya koydu. İlk panel&nbsp;<strong>“Siyonizm ve Kurdayetî: Ulusal Hareketler, Kimlik ve Beka”</strong>&nbsp;başlığını taşıdı. Burada yalnızca Yahudiler ile Kürtlerin tarihsel ilişkileri değil,&nbsp;<strong>iki ulusal hareketin kimlik, kendi kaderini tayin hakkı ve devletleşme talepleri</strong>&nbsp;tartışıldı. Panelde konuşan&nbsp;<strong>Dr. Khaled Salih</strong>, Siyonizmin temelinde Yahudilerin kendi gelecekleri üzerinde söz sahibi olması bulunduğunu, Kürt ulusal bilincinin de benzer bir&nbsp;<strong>kendi geleceğini belirleme talebi</strong>&nbsp;taşıdığını savundu. Bu yaklaşım, konferansın&nbsp;<strong>tarihsel ilişkiden siyasi statü tartışmasına</strong>&nbsp;geçiş yaptığının en açık örneklerinden biridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci panel&nbsp;<strong>Kürdistan Yahudilerinin tarihi ve ortak mirasına</strong>, üçüncü panel ise doğrudan&nbsp;<strong>güncel jeopolitiğe</strong>&nbsp;ayrıldı. İngiliz milletvekili&nbsp;<strong>Feryal Clark’ın</strong>&nbsp;yönettiği&nbsp;<strong>“Bölgesel Dönüşüm ve Orta Doğu’da Kürtlere ve İsrail’e Yönelik Batı Politikası”</strong>&nbsp;başlıklı oturumda&nbsp;<strong>Ali Ertan Toprak, Shukriya Bradost, Dr. Jonathan Spyer ve Mutlu Çiviroğlu</strong>&nbsp;yer aldı. Panelde&nbsp;<strong>İran, Türkiye, Irak ve Suriye</strong>, 7 Ekim sonrasında değişen bölgesel güvenlik dengeleri ve&nbsp;<strong>Batı’nın Kürtlere yönelik politikaları</strong>&nbsp;tartışıldı. Böylece&nbsp;<strong>Türkiye</strong>, konferansın gündeminde doğrudan yer alan bölgesel aktörlerden biri haline geldi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ali Ertan Toprak’ın</strong>&nbsp;konferansta yaptığı değerlendirme de dikkat çekici. Toprak,&nbsp;<strong>Kürt hareketlerinin ideolojik ve siyasi bölünmeleri aşarak ortak ulusal çıkarlar etrafında birleşmesi gerektiğini</strong>,&nbsp;<strong>kendi kaderini tayin, özgürlük ve devletleşme hedeflerinin</strong>&nbsp;Kürtlerin birlik sağlamasına bağlı olduğunu savundu. Toprak ayrıca&nbsp;<strong>Yahudi toplumlarıyla kurulan ilişkinin 7 Ekim sonrasında başlamadığını</strong>, daha önce de gelişmekte olduğunu ifade etti. Bu sözler, söz konusu ilişkinin geçici bir konferans diplomasisi olmaktan ziyade&nbsp;<strong>uzun vadeli bir siyasi ve toplumsal ağ oluşturma arayışı</strong>&nbsp;olarak değerlendirilmesine zemin hazırlıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansın en önemli siyasi mesajı ise&nbsp;<strong>İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar’dan</strong>&nbsp;geldi. Sa’ar gönderdiği video mesajında&nbsp;<strong>Kürtlerin Türkiye, İran, Irak ve Suriye’de yaşayan bir halk</strong>&nbsp;olduğunu belirterek&nbsp;<strong>“bugüne kadar siyasi bağımsızlığa ulaşamadıklarını”</strong>&nbsp;söyledi. Sa’ar ayrıca Ortadoğu’daki azınlıklar arasındaki ilişkilerin ve özellikle&nbsp;<strong>Yahudiler ile Kürtler arasındaki bağların güçlendirilmesini</strong>&nbsp;desteklediklerini ifade etti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu mesaj, konferansın Türkiye açısından neden dikkatle takip edilmesi gerektiğini gösteren en önemli unsurlardan biridir. Çünkü&nbsp;<strong>İsrail Dışişleri Bakanı’nın bir diaspora toplantısında Kürtlerin siyasi bağımsızlığa ulaşamamış olmasını özellikle vurgulaması</strong>, Kürt meselesinin yalnızca&nbsp;<strong>tarih, kültür veya azınlık hakları</strong>&nbsp;bağlamında değil, aynı zamanda&nbsp;<strong>bölgesel siyasi statü ve kendi kaderini tayin</strong>&nbsp;tartışmaları içerisinde ele alındığını göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu durum elbette doğrudan bir&nbsp;<strong>İsrail-Kürt ittifakı</strong>&nbsp;veya&nbsp;<strong>Türkiye’ye karşı hazırlanmış somut bir planın</strong>&nbsp;kanıtı değildir. Ancak Türkiye açısından,&nbsp;<strong>Kürt meselesinin uluslararasılaştırılması</strong>&nbsp;ve bölgesel güçlerin bu mesele üzerinden&nbsp;<strong>yeni siyasi ilişkiler geliştirmesi</strong>&nbsp;ihtimalini güçlendiren bir gelişmedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansta dikkat çeken bir diğer isim&nbsp;<strong>Prof. Ofra Bengio</strong>&nbsp;oldu. Bengio,&nbsp;<strong>Tel Aviv Üniversitesi Moshe Dayan Merkezi Kürt Çalışmaları Programı’nın başında</strong>&nbsp;bulunuyor ve uzun yıllardır&nbsp;<strong>Irak, Türkiye ve Kürt siyaseti</strong>&nbsp;üzerine çalışmalar yürütüyor. Konferans sırasında&nbsp;<strong>Abdullah Demirbaş’ın</strong>&nbsp;Bengio’ya&nbsp;<strong>Amed’den getirilen bir hediye</strong>&nbsp;ile&nbsp;<strong>Rojava’daki kadınlar tarafından gönderilen “Jin, Jiyan, Azadî” sembollü bir şal</strong>&nbsp;verdiği görüntüler yayımlandı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazı haberlerde bu durum&nbsp;<strong>Bengio’ya ödül verilmesi</strong>&nbsp;ve kendisinin&nbsp;<strong>“Kürtlerin annesi”</strong>&nbsp;olarak nitelendirilmesi şeklinde aktarıldı. Ancak&nbsp;<strong>Abdullah Demirbaş daha sonra yaptığı açıklamada Bengio’ya ödül vermediğini ve konuşmasında “Kürtlerin annesi” ifadesini kullanmadığını açıkladı.</strong>&nbsp;Bu nedenle söz konusu ifadeyi kesin bir olgu olarak değil, konferans çevresinde ortaya çıkan&nbsp;<strong>tartışmalı bir iddia</strong>&nbsp;olarak değerlendirmek gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konferansın dördüncü panelinde&nbsp;<strong>soykırım, travma ve kolektif hafıza</strong>, beşinci panelinde&nbsp;<strong>kadınların liderliği</strong>, ikinci gününde ise&nbsp;<strong>diaspora kimliği ve gençlerin gelecekteki rolü</strong>&nbsp;ele alındı. Bu başlıklar, konferansın yalnızca geçmişi araştırmadığını;&nbsp;<strong>ortak hafıza, kimlik, diaspora siyaseti ve gelecek kuşaklar üzerinden yeni bir toplumsal bağ kurmayı</strong>&nbsp;hedeflediğini göstermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İkinci gün gerçekleştirilen&nbsp;<strong>“Diyalogdan Eyleme: Uzun Vadeli Bir Kürt-Yahudi Ortaklığı İnşa Etmek”</strong>&nbsp;başlıklı yuvarlak masa ise konferansın en stratejik bölümlerinden biri oldu.&nbsp;<strong>David Hirsh’in</strong>&nbsp;yönettiği toplantıda&nbsp;<strong>Jonathan Spyer, Ofra Bengio, Nir Boms, Edwin Shuker, Adrian Cohen, Feryal Clark, Ali Ertan Toprak</strong>&nbsp;ve diğer isimler yer aldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada&nbsp;<strong>akademik değişim programları, gençlik ağları, ortak kültürel etkinlikler, İsrail ile Kürt bölgeleri arasında karşılıklı ziyaretler, eğitim programları ve sürekli diyalog kanalları</strong>&nbsp;gibi geleceğe dönük işbirliği alanları gündeme getirildi.&nbsp;<strong>Ofra Bengio’nun Anfal ve Halepçe'ye ilişkin yurt dışında müzeler kurulması ve Kürtlerin Birleşmiş Milletler'deki temsilinin güçlendirilmesi</strong>&nbsp;yönündeki önerileri de konferansın tarihsel hafızayı uluslararası siyasi alana taşıma arayışının bir göstergesi olarak öne çıktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu tablo, konferansın yalnızca bir&nbsp;<strong>tarih toplantısı</strong>&nbsp;olmadığını açıkça ortaya koymaktadır. Burada&nbsp;<strong>geçmişin hatırlanması, ortak kimlik oluşturulması, siyasi söylem geliştirilmesi, diaspora ağlarının güçlendirilmesi ve gelecekteki kurumsal işbirliğinin altyapısının oluşturulması</strong>&nbsp;aynı çerçevede ele alınmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Organizatörlerin hedeflediği&nbsp;<strong>“Diaspora Declaration” (Diaspora Deklarasyonu)</strong>&nbsp;da bu açıdan önemlidir. Düzenleyicilere göre deklarasyon,&nbsp;<strong>Yahudi ve Kürt diasporaları arasındaki dayanışma ve gelecekteki ortak çalışmalar için kalıcı bir çerçeve</strong>&nbsp;oluşturmayı amaçlamaktadır. Eğer bu deklarasyon yalnızca sembolik bir dostluk metni olarak kalmaz ve&nbsp;<strong>akademik kurumlar, sivil toplum kuruluşları, parlamenter çevreler, gençlik ağları ve kültürel kuruluşlar arasında kalıcı mekanizmalara</strong>&nbsp;dönüşürse, Londra toplantısı daha geniş bir&nbsp;<strong>uluslararası diaspora ağının</strong>&nbsp;başlangıcı haline gelebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye açısından asıl mesele de burada başlamaktadır. Londra konferansını doğrudan&nbsp;<strong>“Türkiye’ye karşı kurulmuş bir ittifak”</strong>&nbsp;olarak nitelendirmek mevcut verilerin ötesine geçmek olur. Ancak toplantıyı yalnızca&nbsp;<strong>masum bir tarih ve kültür konferansı</strong>&nbsp;olarak görmek de konferansın siyasi içeriğini görmezden gelmek anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü gündemde&nbsp;<strong>Siyonizm ile Kürt ulusal kimliğinin karşılaştırılması, Kürtlerin kendi kaderini tayin hakkı, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölgesel güvenlik dengeleri, Batı’nın Kürtlere yönelik politikaları ve İsrail-Kürt ilişkilerinin geleceği</strong>&nbsp;vardır. Üstelik&nbsp;<strong>İsrail Dışişleri Bakanı seviyesinde verilen siyasi destek</strong>, bu gündemin devletlerarası jeopolitik boyutunu daha görünür hale getirmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geçen yıl&nbsp;<strong>Berlin’de Almanya Kürt Toplumu ile WerteInitiative</strong>&nbsp;tarafından başlatılan süreç, Londra’da çok daha geniş bir uluslararası katılımla devam etmiştir.&nbsp;<strong>Almanya Kürt Toplumu</strong>&nbsp;da Londra toplantısına üst düzey temsilcileriyle katılmış;&nbsp;<strong>Ali Ertan Toprak</strong>&nbsp;Kürt-Yahudi ilişkilerinin uzun vadeli perspektifini savunurken,&nbsp;<strong>Mehmet Tanriverdi</strong>&nbsp;diaspora kimliği üzerine panelde yer almıştır. Böylece&nbsp;<strong>Berlin’de başlayan temasların Londra’da daha geniş bir uluslararası ve kurumsal ağa dönüştürülmeye çalışıldığı</strong>&nbsp;görülmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye’nin bu gelişmeye vereceği tepki yalnızca&nbsp;<strong>diplomatik protestolarla</strong>&nbsp;sınırlı olmamalıdır. Ankara’nın öncelikle ortaya çıkan yeni diaspora ağının&nbsp;<strong>kurumsal kapasitesini, akademik bağlantılarını, parlamenter ilişkilerini ve gelecekteki deklarasyonunun içeriğini</strong>&nbsp;yakından izlemesi gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun yanında Türkiye’nin kendi tezlerini Avrupa kamuoyuna aktarabilecek&nbsp;<strong>güçlü bir akademik, kültürel ve kamu diplomasisi kapasitesi</strong>&nbsp;geliştirmesi zorunludur. Çünkü yeni dönemde Kürt meselesi yalnızca Ankara ile ilgili bir güvenlik konusu olmaktan çıkarak&nbsp;<strong>Londra, Berlin, Washington ve Tel Aviv</strong>&nbsp;gibi merkezlerde&nbsp;<strong>kimlik, insan hakları, ulusal hareketler, diaspora siyaseti ve bölgesel güvenlik</strong>&nbsp;başlıklarıyla birlikte tartışılmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak Londra’daki toplantı henüz resmî bir&nbsp;<strong>Yahudi-Kürt jeopolitik ittifakı</strong>&nbsp;değildir. Fakat&nbsp;<strong>tarihsel hafızayı siyasi ilişkiye, siyasi ilişkiyi diaspora ağına ve diaspora ağını kurumsal işbirliğine dönüştürme yönünde açık bir arayış</strong>&nbsp;bulunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Gideon Sa’ar’ın mesajı, Ali Ertan Toprak’ın Kürt birliği vurgusu, Jonathan Spyer’ın bölgesel politikalar üzerine değerlendirmeleri, Khaled Salih’in Siyonizm ile Kürt ulusal kimliği arasında kurduğu paralellik ve konferansın “diyalogdan eyleme” geçme hedefi</strong>&nbsp;birlikte değerlendirildiğinde, Londra buluşmasının geleceğe dönük&nbsp;<strong>belirgin bir siyasi boyut</strong>&nbsp;taşıdığı görülmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türkiye açısından gerçek risk, tek başına bu konferansın kendisi değildir. Asıl risk,&nbsp;<strong>bu tür toplantıların zaman içerisinde akademik kurumlar, parlamenter çevreler, diaspora kuruluşları ve siyasi aktörler arasında kalıcı bir ağ oluşturmasıdır.</strong>&nbsp;Böyle bir ağ güç kazandığı ölçüde&nbsp;<strong>Kürt meselesinin uluslararası alandaki çerçevesini</strong>&nbsp;de etkileyebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolayısıyla Londra konferansı ne küçümsenecek sıradan bir kültürel toplantıdır ne de eldeki verilerle doğrudan&nbsp;<strong>“Türkiye’ye karşı hazırlanmış gizli bir plan”</strong>&nbsp;olarak tanımlanabilir. En gerçekçi değerlendirme şudur:&nbsp;<strong>Berlin’de başlayan Yahudi-Kürt yakınlaşması Londra’da daha geniş, daha görünür ve daha siyasi bir zemine taşınmıştır.</strong>&nbsp;Bundan sonraki aşamada belirleyici olacak olan ise deklarasyonların ötesinde&nbsp;<strong>kurulacak kurumlar, sürdürülecek temaslar ve bu ilişkinin bölgesel siyasette hangi somut sonuçları doğuracağıdır.</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 13 Sep 2026 09:00:19 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GELECEĞİ YETİŞTİRMEK</title>
                <category>Murat Kondakçı</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/gelecegi-yetistirmek-7969</link>
                <author>murat_kondakci@hotmail.com (Murat Kondakçı)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/gelecegi-yetistirmek-7969</guid>
                <description><![CDATA[GELECEĞİ YETİŞTİRMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<div>
<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:26pt"><span style="color:#17365d">GELECEĞİ YETİŞTİRMEK</span></span></span></p>
</div>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em><span style="font-size:12.0pt">Okul, aile ve toplum üçgeninde sıkışan çocukluk; siber zorbalıktan gelecek kaygısına uzanan görünmez yükler… Eğitim, sadece bugünün bilgisini öğretmek değil; yarının erdemli insanını bugünden dokumaktır.</span></em></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:13.0pt">“Bir nesil sadece müfredatla eğitilmez; sevgiyle inşa edilir, güvenle filizlenir.”</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün okul koridorlarında yankılanan sesler sadece çocukların şen kahkahaları değil; bazen de dijital dünyanın gürültüsünde boğulmuş sessiz imdat çığlıklarıdır. Hepimiz aynı gemideyiz: öğretmenler, veliler ve öğrenciler. Ancak görünen o ki, teknolojinin sunduğu o ışıltılı dünya bizi birbirimizden uzaklaştırırken, çocuklarımızın ruhunda telafisi güç gedikler açıyor.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Siber Zorbalık: Ekrandaki Görünmez Yaralar<br />
Bugün bir çocuğun canını yakmak için artık mahalle kavgasına gerek yok; bir klavye tuşu, bir dizi repliği ya da yanlış kurgulanmış bir oyun senaryosu yetiyor. Dizilerdeki şiddeti “havalı”, oyunlardaki zorbalığı “strateji” sanan bir nesil yetişiyor. Oysa siber zorbalık sadece bir ekran görüntüsü değil; bir çocuğun özgüveninin, geleceğinin ve yaşama sevincinin çalınmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk Durak: Ev İçi İletişim<br />
Teknoloji bağımlılığından şikâyet ederken kendimize şu soruyu sormalıyız: Çocuğumuza ayırmadığımız o vakti telefonumuza mı kurban ediyoruz? Bir çocuğun teknolojiyle arasına mesafe koymasının yolu, ailesinin onunla gerçek bir yakınlık kurmasından geçer. Arkadaş çevresinin rüzgârına kapılmayan, kendi benliğini kazanmış bir birey olmanın ilk okulu evdir. Çözüm mercii okuldan önce, akşam yemeğinde birbirinin yüzüne bakan ebeveynlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Güven Tazelemek: Veli, Öğretmen ve Okul Üçgeni<br />
Okullarımızı sadece dört duvardan ibaret güvenli alanlar değil, ruhsal kaleler hâline getirmeliyiz. Bunun yolu, velilerin öğretmene olan güvenini tazelemesinden ve okul kurallarının bugünün dünyasına göre (dijital etik, psiko-sosyal destek) revize edilmesinden geçiyor. Öğretmen bir “not verici” değil, hayat rehberidir; veli ise bu rehberin en büyük yol arkadaşıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Gelecek Kaygısı ve Psiko-Sosyal Destek<br />
Gençlerin omuzlarında sadece ağır çantalar yok; “Ben ne olacağım?” sorusunun yarattığı devasa bir yük var. Asosyal kalan, ekranlara sığınan her çocuk aslında hayattan kaçıyordur. Onları topluma kazandırmak için sadece bilgi aktarımı değil, duygu yönetimi ve psiko-sosyal destek sunmalıyız. Eğitim macerası sadece bir diploma avcılığı değil; topluma faydalı, vicdanlı bir “insan” olma yolculuğudur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç Olarak…<br />
Eğitim ailede başlar, okul binasında devam eder ve kalpte biter. Eğer bir evladımızın zihnini dijital dünyanın yapay labirentlerinden kurtarıp hayatın hakiki renkleriyle buluşturmak istiyorsak; ona önce varlığının kıymetini, sonra topluma güvenmeyi ve en nihayetinde kendi karakterini inşa etme cesaretini aşılamalıyız.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Belki de kendimize sormamız gereken en önemli soru:<br />
Biz çocuklara nasıl bir dünya bırakacağızdan ziyade, onları nasıl bir dünyaya hazırlıyoruz?</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çünkü gelecek, takvimlerdeki bir yaprak değil; bugün bir çocuğun ruhuna bıraktığımız izdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Murat KONDAKCI<br />
Öğretmen / Köşe Yazarı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 08:05:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/04/murat-kondakci-1586973778.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH TEMİZDİR TEMİZ OLANI SEVER</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/allah-temizdir-temiz-olani-sever-7968</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/allah-temizdir-temiz-olani-sever-7968</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH TEMİZDİR TEMİZ OLANI SEVER]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH TEMİZDİR TEMİZ OLANI SEVER</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın kendisine ve çevresine zarar veren her türlü maddi ve manevi kirden ve kötülükten arınmasına Temizlik denir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgili Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) bir hadisinde: “Allah temizdir, temiz olanı sever.” buyurduğu gibi bizi ve bu evreni yaratan Rabbimiz Yüce Allah temizdir, temiz olanı sever ve biz kullarının da temiz olmasını ister.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz Hz.Muhammed temizliği imanın bir ilkesi/paydası olarak görür ve bir sözünde şöyle buyurur: “Temizlik imandandır.” Bu bağlamda insan; eğer takvâ sahibi bir mü’min ve medeni bir insan olmak istiyorsa, öncelikle her türlü maddi ve manevi kirden, kirli inançlardan ve kirli düşüncelerden temizlenmesi ve arınması gerekir. Çünkü temizlik; doğruluktur, güzel ahlaktır, sevgidir, saygıdır, fazilettir, sağlıktır, huzurdur, takvâ ve medeniyettir. Bu nedenle insan öncelikle kalbini temizlemeli ve temiz tutmalı. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü, kalb temiz olursa, orada filizlenen ve yeşeren düşünceler, fikirler, sözler ve davranışlar da temiz olur, güzel ve feyizli olur. Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “İnsanda öyle bir et parçası var ki, eğer o iyi (temiz) olursa, insan da iyi olur. O, kötü (kirli) olursa insan da kötü olur. O Kalb’tir.” Biliniz ki, temiz olan herşey güzeldir, faydalıdır. kirli olan her şey ise kötüdür, zararlıdır. Dinimizde bazı ibadetlerin yapılabilmesi için temizlik ön şarttır. Meselâ; ”Gusül abdesti” ve “Namaz Abdesti” gibi. Gusül abdesti; Cünüplükten temizlenmek için su ile yıkanarak yapılan bir beden temizliğidir. (Bak Gusül abdesti) Namaz Abdesti ise; Namaz kılmak ve diğer bazı ibadetler için su ile yapılan bir beden temizliğidir. (Bak; Namaz Abdesti) Yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Namaza kalkacağınız zaman yüzlerinizi yıkakayın. ellerinizi dirseklere kadar yıkayın, başınızı meshedin, ayaklarınızı topuklara kadar yıkayın. Eğer cünüp iseniz gusledin!” (Mâide-6) Yüce Allah, Kur’anda peygamberimize hitaben; “Ey örtüye bürünen! (peygamber) Kalk insanları uyar ve Rabbini yücelt. Elbiseni temiz tut, kötü şeylerden uzak dur!” (Müddesir-1-5) buyurduğu gibi elbiseyi temiz tutmak da bir temizliktir, kötülüklerden ve kötü/zararlı şeylerden uzak durmak da bir temizliktir. Bu bağlamda müslüman evde, mahallede, camide, çarşıda, pazarda, yolda, yolculukta, işyerinde, toplum içinde ve her yerde ve her zaman daima temiz olmalı. Bedenen temiz olduğu gibi ahlâken de temiz olmalı, söz ve davranışları da temiz olmalı, elbisesi de evi de, çevresi de temiz olmalı. Çünkü Allah temizdir, temiz olanı sever.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çevre temizliğine de önem veren Peygamberimiz Hz.Muhammed; insanların, gölgelenmek ve dinlenmek için oturdukları ağaçların altına ve gölgeliklere (Bu günün ifadesiyle; park ve dinlenme alanları) tuvaletini yapanlara, yani küçük veya büyük abdestini bozanlara lanet etmiştir. Peygamberimiz Câmiye giderken insanları rahatsız eden çiğ soğan, çig sarımsak gibi ağır/kötü kokulu yiyeceklerin yenmesini hoş görmemiş ve bu konuda insanları uyarmış ve şöyle buyurmuştur: “Çiğ sarımsak, çiğ soğan, çiğ pırasa ( ağır kokulu yiyecek) yiyen kimse (o durumdayken) mescide gelmesin! Çünkü, insanların rahatsız olduğu şeyden melekler de rahatsız olur.” Bunun yanında; insanlara zarar veren her hangi bir şeyi yoldan kaldırıp bir kenara koymayı (çöp kutusuna çöp konteynerine atmayı) öğütlemiş ve bunun Allah katında sadaka değerinde bir sevabı/mükafatı olduğunu müjdemiştir. Bir sözünde: “Eğer ümmetime ağır gelmeyeceğini bilseydim, her Namazdan önce misvak kullanmayı emrederdim.” buyuran Peygamberimiz, her Namazdan önce dişlerini misvaklardı (Bugünkü ifadeyle dişleri fırçalamak) ve bunu ashabına da öğütlerdi. Kasık altı ve koltukaltı kılların temizlenmesi, bıyıkların ve sakalın kısaltılması, yemekten önce ve sonra ellerin ve ağzın yıkanması, uzayan tırnakların kesilmesi, küçük ve büyük tuvaletten sonra bu bölgelerin su ile temizlenmesi,... Bunların hepsi dinimiz islâmın temizlik ilkelerindendir</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer insan maddi ve manevi kirlerden arınır ve temizlenirse; bedeni temiz olur, kalbi temiz olur, imanı temiz olur, ahlakı temiz olur, ibadetleri temiz olur, söz ve davranışları temiz olur, işleri temiz ve bereketli olur, hayatı temiz olur.. Ama, eğer insan maddi ve manevi yönden kirli olursa herşeyi kirli olur. İmanı kirli olur, ibadetleri ve davranışları kirli olur, hayatı kirli olur. Bu da insanı kötülüklere, günahlara ve felaketlere götürür. Bugün toplumumuzda yaşanan ahlaki ve insani çöküntünün ve artan kötülüklerin sebebi budur. Kirlenme!.. Bu bağlamda eğer insan/mü’min Allah’ın rızasını ve sevgisini kazanmak istiyorsa, medeni ve muttakî bir mü’min olarak yaşamak istiyorsa, huzurlu ve mutlu olmak istiyorsa, dünya ve âhiret saadetini elde etmek istiyorsa; her zaman ve her yerde daima temiz olmalı. Çünkü Allah temizdir, temiz olanı sever!., Ve Temizlik imandandır. Kalbiniz, düşünceniz, imanınız, ibadetleriniz, duâlarınız, ahlakınız, sözleriniz, davranışınız ve ömrünüz temiz ve feyizli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 08:01:59 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>80&#039;LER RÜZGARI YENİ MODAYA ÇAĞRIMI?</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/80ler-ruzgari-yeni-modaya-cagrimi-7967</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/80ler-ruzgari-yeni-modaya-cagrimi-7967</guid>
                <description><![CDATA[80'LER RÜZGARI YENİ MODAYA ÇAĞRIMI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">80'LER RÜZGARI</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;YENİ MODAYA ÇAĞRIMI?&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medyada dönüp dolaşan 80'ler var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sararmış fotoğraflar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tozlu kasetler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yılların sokakları.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki birileri görünce gözleri doluyordur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçini çekiyordur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü 80 sadece bir yıl değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşanmışlık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Demek ki içimizde bir kırıntı kaldı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlatıldı, yazıldı, çizildi, kayda alındı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha öncelerden deftere, fotoğrafa, banda geçti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz de oradan öğrendik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O hatıradan özendik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yaşanmışlığın gölgesinde büyüdük.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">80'de giyim de başkaydı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kadın da erkek de ölçülüydü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kumaş ölçülüydü.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gömlek ilikliydi, yaka kapalıydı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Etek dizdeydi, pantolon paçalıydı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne çok açık ne çok kapalı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uygundu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Renk sade ama duruş kıymetliydi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vitrin kapalıydı, içi değerliydi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">80'de akşam olunca ev toplanırdı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofra uzun kurulurdu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Televizyonun sesi kısılır, insanın sesi yükselirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefon yoktu ama vakit vardı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyük konuşurdu, küçük dinlerdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"El öperim" denirdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapı çalınmadan girilmezdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşuya çaya gidilirdi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün başka bir çağdayız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Teknoloji geldi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rahatlık geldi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yollar çoğaldı, uzaklar yakın oldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Haber saniyede duyuldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmkan arttı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünya avucumuzun içine girdi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar büyük nimet.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunları inkar etmiyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çağdaşlık dediğimiz şey zaten budur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlim, kolaylık, erişim.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama çağdaşlığın içine bir şey daha sığdıralım.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsana saygı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aileye vakit.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofraya bereket.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sözün ağırlığı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gecenin sessizliği.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birbirine selam.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">80'i birebir yaşayamayız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zaman değişti, hayat değişti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama 80'de yaşananlar var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gördük, duyduk.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşatırsak olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görüntüsünü beğendik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müziğini dinledik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ruhunu da alırsak mesele tamam.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz kimseyi yargılamıyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece hatırlatıyoruz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O günlerde güzel olan ne varsa, bugüne de yakışır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">80'ler sadece sosyal medyada konuşulmuyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde anlatılıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofrada hatırlanıyor.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bize anlatanlara, bizi o hatıralara götüren büyüklerimize selam olsun.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">80'den bugüne gelen, bundan sonra da yaşasın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yıllarca sürsün umuduyla.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kim bilir...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki bir gün modacılar da 80'lerin o ölçülü, uslu üslubuna bakar.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O duruşu, o sadeliği bugünün kumaşıyla buluşturur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeni bir moda akımı değil belki ama yeni bir nefes olur.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:59:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Okan Hoca, Leroy Sane inadından vazgeç artık</title>
                <category>Yusuf Polat</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/okan-hoca-leroy-sane-inadindan-vazgec-artik-7966</link>
                <author>yusufpolat7536@gmail.com (Yusuf Polat)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/okan-hoca-leroy-sane-inadindan-vazgec-artik-7966</guid>
                <description><![CDATA[Okan Hoca, Leroy Sane inadından vazgeç artık]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Okan Hoca, Leroy Sane inadından vazgeç artık</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Galatasaray'a transfer olduğundan beri, pek varlık gösteremeyen Leroy Sane, Sporting maçında da yine kayıplardaydı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sane’nin iyi oynadığı maç sayısı 3’ü 5’i geçmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okan Hoca’nın gördüğü, taraftarın göremediği ne var da hoca Sane’de inat ediyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“Çok para verdik oynatalım”</strong>&nbsp;mantığıysa bu çok saçma.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Süper Lig maçlarında yoksun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şampiyonlar Ligi’nde yoksun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayağına her gelen topu eziyorsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sürekli sağdan sola katetmekten başka bir meziyetin yok.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Topla yaptığın her hareket aynı, rakip oyun tarzını ezberlemiş.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Uzun uzun yazmaya da gerek yok, Sane’den artık olmaz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatta Sport1 yayınında konuşan eski teknik direktör Peter Neururer’de bunu anlamış olacak ki Sane için milli takıma çağrılmaması gerektiğini, milli takım kapılarının Sane’ye kapandığını ifade etmiş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Almanlar vazgeçmişken Okan Hoca'nın da artık vazgeçmesi lazım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 11 Sep 2026 07:57:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/10/yusuf-polat-1761282572.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAYATIN RİTMİDİR MÜZİK</title>
                <category>HÜLYA  İSKİFOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/hayatin-ritmidir-muzik-7965</link>
                <author>hulyaiskifoglu@gmail.com (HÜLYA  İSKİFOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/hayatin-ritmidir-muzik-7965</guid>
                <description><![CDATA[HAYATIN RİTMİDİR MÜZİK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAYATIN RİTMİDİR MÜZİK</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hülya İskifoğlu</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatın ritmidir müzik. Yaşamın en doğal parçası. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yaşam emaresi olan kalbin, kalbidir. Olmazsa olmazıdır. İnsanı sağır eden bir sessizliğin bile ruhu dinlendiren bir sesi vardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sağır sultanların duyamadığı… öyle ya, ‘duymak’ yalnız kulağın işi olmasa gerek! Kaynağın gözünden çağlayan suyu kana kana içmek gerek…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşitenlerin ve işitemeyenlerin bir arada ve bir portrede var olduğu bir ritimde yahut düzende; tıpkı ne işe yaradığını bilmeyen aciz notaların, düzenli bir aradalığından yaydığı melodiyi fark edip edemeyişinde ki bir etkileşim gibi…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşamın emaresi, melodinin kaynağı ve tek düzeni olan ‘ritmin’ durması, yaşamın bitmesi demektir. Şimdi böylesine özenli ilahi bir düzeni yok saymak; ölçüye tabi olmayan, ancak ölçünün kendisi olan hakikati yok saymak değil midir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ruhu dinlendiren bir şırıltının yahut bir şelalenin enstrümanından ne kadar sağır tutabilirsiniz kulağınızı?... Ya da bir cıvıltıdan, serince esen bir uğultudan ne kadar uzak kalabilirsiniz? Aynı portrede ruhunuzun dinlendiğinden habersiz sadece ve sadece olup bitenleri izleyen bir ‘sol anahtarı’ olmaya damı niyetiniz yok? Yoksa siz apansız bir hastalığa tutulmuş, notalar arasındaki görevi yalnızca susturmak olan o ‘sus’ işaretinden ibaret misiniz?... bu göz ardı edemeyeceğimiz bir husus olsa gerek! Olmasaydınız her şey birbirine karışıverirdi belki de… dilimize pelesenk olan bir nakaratı tekrar tekrar dinlemek için, başa sarmazdık mesela! bozmazdık akışını ritmin…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi sormak lazım; çıkarların ilahi düzenin üstünde tutulduğu, yasakların, günahların buna göre dizayn edildiği köhnemiş fetvalara, artık kulak tıkamış toplumların ihtiyacı var mıdır gerçekten?... Şunu unutmamak gerekir ki; düzeni ve akışı bozan ‘sus’lar değil; müziğin ve ritmin akışını bozmayan ‘sus’ lar dır düzenin sürekliliğini sağlayan. Toplumlar üzerinde yaptırım amacı taşıyan, başta ‘din’ ve kontrol mekanizması olarak kullanılan her argüman zamanla bağışıklık yaparak etkisini kaybetmeğe mahkumdur. Ve her uyuşmanın sonunda uyanış başlar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte bundan böyledir ki; geçmişinden değil, geleceğinden muzdariptir insan!...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 08:01:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2026/09/hulya-iskifoglu-1789018048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RÜZGÂRI SUÇLAMAK MI, YELKEN AÇMAK MI?</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ruzgari-suclamak-mi-yelken-acmak-mi-7964</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ruzgari-suclamak-mi-yelken-acmak-mi-7964</guid>
                <description><![CDATA[RÜZGÂRI SUÇLAMAK MI, YELKEN AÇMAK MI?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RÜZGÂRI SUÇLAMAK MI, YELKEN AÇMAK MI?</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Kötümser, rüzgârdan şikâyet eder; iyimser, dinmesini umar; lider ise yelken açar.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">John C. Maxwell</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat, her zaman istediğimiz yönde esen rüzgârlarla dolu değildir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen planlarımız bozulur, beklentilerimiz karşılık bulmaz, şartlar zorlaşır. Böyle zamanlarda insanların tavrı, karakterlerini ve hayata bakışlarını açıkça ortaya koyar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimi rüzgârdan şikâyet eder. Sürekli engelleri, eksikleri ve olumsuzlukları konuşur. Kimi ise daha iyimser bir yaklaşımla rüzgârın dinmesini bekler.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak ne şikâyet etmek rüzgârı durdurur ne de yalnızca beklemek insanı hedefe ulaştırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte lideri diğerlerinden ayıran nokta tam da burada ortaya çıkar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Lider, şartların değişmesini beklemez. Mevcut şartları doğru analiz eder, imkânları görür ve harekete geçer. Rüzgârı engel olarak görmek yerine, onu yol almak için nasıl kullanabileceğini düşünür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü gerçek liderlik; her şey yolundayken yönetmek değil, işler zorlaştığında yön gösterebilmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayatta da iş dünyasında da başarı çoğu zaman şartların mükemmel olmasına bağlı değildir. Asıl fark değişen şartlara uyum sağlayabilmek ve karşılaşılan zorluklara rağmen çözüm üretebilmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat yolculuğunda hepimiz kendi hayatımızın lideriyiz ve</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün hepimizin önünde farklı rüzgârlar esiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Soru şu:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rüzgârdan şikâyet edenlerden mi, durmasını bekleyenlerden mi, yoksa yelken açıp yol alanlardan mı olacağız?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yelken açıp yol alanlara selam olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyvallah.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 10 Sep 2026 07:59:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HATIRLA</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/hatirla-7963</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/hatirla-7963</guid>
                <description><![CDATA[HATIRLA]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>HATIRLA</strong><br />
<br />
Bir mevsim daha geride<br />
Diğerine az kaldı<br />
Hazan mevsimi de denen sonbahar!<br />
Kapat toprağı yaprak dolusuyla<br />
Baş başa bırak beni yeni yaş korkusuyla<br />
<br />
Kimler gitmedi ki tekerleği bulan o<br />
İnsanlığın ayaklarının taşıdığı kutularda<br />
Yazının geçersiz, paranın geçmediği<br />
Seni taşıyan salacak tutacaklarında bir kaç el<br />
Düşün; yazı yok, para yok varoluş kadar ilkel<br />
Habil'in kaybolup gittiği gün kadar eski<br />
Kabil'in o'na&nbsp; kıydığı gün gibi yeni<br />
<br />
Baharın süslediği<br />
Sonbaharın solduğuyuz bir nevi<br />
Nafile bir başka bahar, uyandırsan da devi<br />
Renk silinmiş hücrelerden, beden tam bir hayalet<br />
O cafcaflı renklerini et dur, dön de et dur,&nbsp; hayal et<br />
<br />
Meta yarışı bir devir tam da bir baş belası<br />
Havva ana o da kimmiş, kimmiş Adem babası ?<br />
Olandan olanın gözü, dönerken olduğuna<br />
Eziyet çektirir oldu rahminden doğduğuna<br />
<br />
Bir nefes zehir zerkinde, şiraze kaybı sonuç<br />
Kayıpla kalsalar keşke etraftakine korkunç<br />
Yalnız Odalarda elde, icatta hava atan<br />
Beğenilme kaygısıyla namusu dahi satan<br />
<br />
Gün üç öğün idi dünde, bugün bir ya da iki<br />
Yesen yesen, dolsan, şişsen, elde ettiğin ne ki<br />
Hak yemekle çaldın var say hiç olmadan emeğin<br />
O çaldığın hak sonrası haramdır her yemeğin<br />
<br />
***<br />
Bu sonbahar hatırla ölümü ey oğul-u insan!<br />
Yaprakların bir bir döküleceğini<br />
Kuruyan otların yakılıp söküleceğini<br />
Siyah ya da beyaz bir tenle doğduğunun ertesi<br />
Öncekiler gibi öleceğini, gömüleceğini...<br />
<br />
Yarattıkları için teşekkürle hatırla<br />
Unutma yaradanı tefekkürle hatırla<br />
Gel bu kez, hatta çabucak ve tez<br />
Gel bu mevsimden başla hatırla ilk kez</span></h3>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 09 Sep 2026 14:04:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÖNEMLİ HUSUSLAR</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/onemli-hususlar-7962</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/onemli-hususlar-7962</guid>
                <description><![CDATA[ÖNEMLİ HUSUSLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÖNEMLİ HUSUSLAR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmâm-ı Birgivî hazretleri buyuruyor ki:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kardeşlerime, evlâdıma ve âhıret yolcularına vasiyetimdir:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahü teâlânın emrettiği şeyleri yapınız! Kazâya kalmış namazlarınızı kılınız, vermediğiniz zekâtlarınızı veriniz! Oruçlarınızı tutunuz! Üzerinize farz oluyorsa hac yapınız! Her Müslümanın öğrenmesi farz-ı ayn olan ilmihâl bilgilerini öğreniniz! Âlimlerin sohbetine devam ediniz! Güvenilir ve sağlam âlimlerin fetvasıyla amel ediniz! Çalgı dinlemeyiniz!..</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Akrabayı ziyâret etmeli, sıla-i rahmi, akraba ziyâretini terk etmemeli, anne ve babanın haklarını gözetmeli, onlara karşı yüksek sesle konuşmamalı ve kızgın bakmamalı, günah olmayan emirlerini yapmalıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşuların haklarını da gözetmelidir. Mümkün olduğu kadar komşuların ihtiyacını görmeli ve zarara uğrarlarsa yardım etmeli ve iyilik gelirse sevinmelidir. Diğer din kardeşlerini de sevmelidir. Kusurlarını mümkün mertebe affetmelidir...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çok gülmekten, faydasız konuşmaktan sakınmalıdır. Alışverişte dînin emirlerine uymalı ve cemaate devam etmelidir. Bid’atlerden sakınmalı...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Duâ ederken bütün mü’minlere duâ etmeli, anneyi, babayı ve iyilik gördüğü kimseleri de duâlarında anmalıdır. Allahü teâlâdan istikamet, af, âfiyet, rızâsına uygun muvaffakiyet istemelidir. İslâm nîmetine her zaman şükretmelidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çoluk-çocuğuna lâzım olan din bilgilerini öğretip, İslâmiyete uymayan şeylerden korumalı ve sakındırmalıdır...”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 10:41:54 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DEPREMZEDENİN GÖNLÜ KIRGINLIK MAKAMIDIR</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/depremzedenin-gonlu-kirginlik-makamidir-7961</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/depremzedenin-gonlu-kirginlik-makamidir-7961</guid>
                <description><![CDATA[DEPREMZEDENİN GÖNLÜ KIRGINLIK MAKAMIDIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DEPREMZEDENİN GÖNLÜ KIRGINLIK MAKAMIDIR</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Depremzedenin gönlü kırgınlık makamıdır.<br />
Haşa ve haşa Allah’a dahi dargın olabilirler.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu söz, geçmiş dönem Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e ait.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Belki de 6 Şubat’ın ardından Hatay’ı anlamaya çalışırken üzerinde en fazla düşünülmesi gereken cümlelerden biri bu.<br />
Çünkü deprem yalnızca binaları yıkmadı. Evleri, iş yerlerini, aileleri ve alışkanlıkları da yıktı. İnsanların hayata, geleceğe ve yaşadığı şehre bakışını derinden sarstı.<br />
Hatay hâlâ bununla mücadele ediyor.<br />
Böyle bir şehirde yaşayan insanlara yönelik her uygulamanın yalnızca mevzuat açısından değil, biraz da vicdan penceresinden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.<br />
Bugün Hatay’da insanlar hâlâ yeniden hayat kurmaya çalışıyor.<br />
Bir insan sabah evinden çıkıyor, çocuğunu okula bırakıyor, işe yetişmeye çalışıyor. Deprem sonrası değişen yollar, yeni güzergâhlar ve devam eden çalışmalar arasında direksiyon başında ilerliyor.<br />
Peki bu insanın ruh halini kim bilebilir?<br />
Belki uykusuzdur.<br />
Belki depremde kaybettiği yakınını düşünüyordur.<br />
Belki çocuğunun geleceği için kaygılanıyordur.<br />
Belki yıllarca yaşadığı mahallenin artık yerinde olmadığını düşünerek yoldan geçiyordur.<br />
Elbette bunların hiçbiri trafik kurallarını ihlal etmek için gerekçe değildir.<br />
Ancak kurallar uygulanırken, o kurallara tabi olan insanların içinde bulunduğu şartları da görmek gerekir.<br />
Burada açık konuşalım.<br />
Denetimden şikâyetimiz yok.<br />
Hatta daha sıkı denetlensin.<br />
110, 120, 140 kilometre hızla giderek hem kendi hayatını hem de başkasının hayatını tehlikeye atan sürücüye gerekli ceza verilsin.<br />
Bizim itirazımız başka.<br />
80 kilometre hız sınırı bulunan bir yolda 85 kilometre hızla ilerleyen vatandaşın binlerce liralık cezayla karşılaşması ve bazı radar uygulamalarının sürücüde “pusuya düşürüldüm” hissi oluşturması.<br />
Bir depremzedenin cebinden çıkan birkaç bin liranın ne anlama geldiğini de düşünmek gerekiyor.<br />
Yeniden hayat kurmaya çalışan bir aile için o para; çocuğunun okul masrafı, mutfak alışverişi, faturası, kirası ya da araç masrafı olabilir.<br />
Bu nedenle trafik denetimlerinin amacı yalnızca ceza kesmek değil, insan hayatını korumak olmalı.<br />
Hatay’ın yollarında radar olsun.<br />
Hız denetimleri yapılsın.<br />
Hatta daha sıkı yapılsın.<br />
Buna itirazımız yok.<br />
Ama bu mazlum millete radar adı altında pusu kurulmasın.<br />
İnsanlar “Nerede ceza yiyeceğim?” endişesiyle değil, “Güvenli bir şekilde evime ulaşacağım” düşüncesiyle yola çıksın.<br />
Radarın amacı vatandaşı yakalamak değil, vatandaşı korumak olmalı.<br />
Tehlikeli hızla giden sürücü elbette durdurulsun, gerekiyorsa cezası uygulansın.<br />
Ama şehir içinde birkaç kilometrelik hız farkı nedeniyle yüksek miktarda cezalarla karşılaşan vatandaşın da yaşadığı mağduriyet görülmeli.<br />
Hatay Bunu Unutmaz<br />
Hataylı iyiliği de unutmaz, kendisini zor durumda bırakan uygulamaları da.<br />
Depremden sonra yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir insan, devletin yanında olduğunu yalnızca büyük projelerde değil, günlük hayatında da hissetmek ister.<br />
Mesele yalnızca radar değil.<br />
Mesele, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisidir.<br />
Mesele, kurallar uygulanırken insanın unutulmamasıdır.<br />
Hiç kimse “Depremzede istediği kadar hızlı araç kullansın” demiyor.<br />
Ben de demiyorum.<br />
Trafik güvenliğinden taviz verilmesin.<br />
Ama 80 kilometrelik yolda 85 kilometreyle giden insan ile 140 kilometre hızla giden insanı aynı kefeye koyan bir yaklaşımın adalet duygusunu zedeleyebileceğini söylüyorum.<br />
Hatay’ın özel koşulları dikkate alınmalı.<br />
Çünkü bazen bir uygulamanın kanuna uygun olması yetmez.<br />
Adil, ölçülü ve vicdanlı olması da gerekir.<br />
Hataylı bugün yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor.<br />
Evini kaybetti.<br />
İşini kaybetti.<br />
Yakınlarını kaybetti.<br />
Mahallesini kaybetti.<br />
Şimdi hayata tutunuyor.<br />
Radar elbette olsun.<br />
Denetim elbette olsun.<br />
Hatta daha sıkı olsun.<br />
Ama bu mazlum millete radar, diğer adıyla pusu kurulmasın.<br />
Diyeceklerim bu kadar.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla…!!</span></p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 08 Sep 2026 10:20:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>RENGADAN RANGA:  RENKTEN RENKSİZLİĞE</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/rengadan-ranga-renkten-renksizlige-7960</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/rengadan-ranga-renkten-renksizlige-7960</guid>
                <description><![CDATA[RENGADAN RANGA:  RENKTEN RENKSİZLİĞE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RENGADAN RANGA:&nbsp;</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RENKTEN RENKSİZLİĞE</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rengadan ranga.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Renkten renksizliğe.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Süslüden çıplağa.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özgürlükten prangaya savrulduk.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özgürlüğü soyunmak sandılar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kıymet, tenin göründüğü kadar oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vitrinlerde açık ürüne sinek konar diye tiksiniyoruz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sokakta açık insana alkış tutuyoruz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unuttuk.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Açık ürün ambalajsız üründür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Toz alır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değer kaybeder.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Korunan kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu çağ bir reçete yazdı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adı: Özgürsün.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonucu: Bağlar koptu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kumaş azaldı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Edep azaldı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayâ moda dışı oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sıkıcı" dendi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Okul yarıda kaldı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kitap kapandı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefon açıldı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran doyurdu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" Bunu giyme " sözü baskı oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" Eve gel " nasihati müdahale oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" Anne baba bilir " cümlesi alay konusu oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapı çarptı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev hapishane ilan edildi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gece sokak oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arkadaş evi yuva oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sorumluluk yük oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra " benim hayatım " diye duvar örüldü.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mahrem bitti.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">" Ne var ki " denildi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşin yanında bile sınır kalmadı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayıp trend oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Terbiye demode oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saygı eskidi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk büyüğünü dinlemedi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Büyük küçüğe söz geçiremedi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofra dağıldı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sohbet bitti.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes odasına çekildi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes kendi yayınında başrol oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile sallandı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Temel çatladı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nasihat suç oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sessizlik çaresizlik oldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sahip çıkmak " kıskançlık " oldu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Maalesef devir bu devir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gösteren makbul.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saklanan yadırganıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saçılan değerli.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gizlenen gereksiz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gürültü alkış alıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sükut görünmüyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz kimseye akıl vermiyoruz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece olanı söylüyoruz.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vitrin dolu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İçerisi boş.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve rengadan ranga'ya gidiş sürüyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 12:59:43 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>“MEVLİD KANDİLİ” ÜZERİNE ÎMANİ BİR MUHASEBE</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/mevlid-kandili-uzerine-imani-bir-muhasebe-7959</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/mevlid-kandili-uzerine-imani-bir-muhasebe-7959</guid>
                <description><![CDATA[“MEVLİD KANDİLİ” ÜZERİNE ÎMANİ BİR MUHASEBE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“MEVLİD KANDİLİ” ÜZERİNE ÎMANİ BİR MUHASEBE</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Dogum Günü” kutlamaları tarihin akışı içinde kutlanagelmiş Sosyal ve Kültürel bir etkinliktir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk çağlarda Krallar ve kendilerini zengin, güçlü ve itibarlı gören insanlar Saraylarda, Köşklerde, Konaklarda dostlarıyla eğlenmek amacıyla Doğum Günlerini kutlamışlar. Bu kutlama günümüze kadar Sosyal ve Kültürel bir etkinlik olarak devam etmiş. Bu gün de aynı şekilde insanlar Doğum Günlerini kutlamaktadırlar. Peygamberimiz Hz.Muhammedle (s.a,v) ilgili “Doğum Gününü Kutlanması” ise tarihi kayıtlara göre peygamberimizin vefatından üçyüzelli, dörtyüz yıl kadar sonra Mısırda Fâtimi Devleti döneminde 950 yıllarında Peygamberimizi anmak amacıyla Sarayda resmi törenlerle kutlanmaya başlanmış. İhtimal ki, Hrıstiyanların Hz.Îsanın Doğum Günü (Noel Bayramı) kutlamalarından etkilendiler. Osmanlı Devleti döneminde III. Murat zamanında (1588) yapılan kutlamalarla Anadoluya girmiş. Hükümdar III.Selim zamanında ise Minarelerde ve Camilerde kandiller yakılarak Minareler ve Camiler o gece ışıklandırılmış ve kutlamalar daha gösterişli ve daha görkemli şekilde yapılmış. Ve o günden itibaren Peygamberimizin Doğum Günü “Mevlid Kandili” adıyla kutlanmış. Bu sene de 26/27.08.2026 günü sevgili peygamberimiz Hz.Muhammedin (s.a.v) mübarek doğumunun 1500. Yıldönümü Camilerde kasidelerle, ilahilerle, görsellerle fantazi törenlerle “Mevlid Kandili” olarak kutlandı. Bunu TV ekranlarında gördük. Ancak, Doğum Günü kutlması Kur’an ve Sünnette emredilmediği halde ve Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.v) hayatında böyle bir Günü kutlamadığı halde ve ümmetine de vasiyet etmediği halde Peygamberimiz adına böyle fantazi bir Doğum Günü kutlanmasını îmani yönden ben doğru bulmuyorum, takvalı da bulmuyorum. Zira, İslam âlimleri de Peygamberimiz adına yapılan bu tür Doğum Günü (Mevlid Kandili) kutlamalarını “Bid’at” olarak görmüşler ve doğru bulmamışlar. Diyeceksiniz ki; bir sakıncası var mı? Bilemiyorum. Fazilet ve takva yönünden bir faydası var mı? Onu da bilemem. İnşaallah vardır. Ama bildiğim birşey var ki, böyle bir kutlamayı ne Rabbimiz Allah emretmiş, ne de peygamberimiz Hz.Muhammed tavsiye etmiş. Ne de islam âlimleri doğru bulmuş!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgili dostlar! Kur’anda (Tevbe-71) Rabbimizin öğüdüne uyarak, ben derim ki; Rabbimiz Yüce Allah Kur’anda: "Andolsun ki, Allaha ve Ahiret gününe kavuşmayı arzu eden ve Allahı çokça ananlar için Allah'ın Rasûlünde güzel örnekler var." (Ahzâb- 21) “..O Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neyi de size yasak ettiyse ondan sakının...” (Haşr-7) buyurduğu gibi biz müslümanlar, yukardaki ayetler gereği mümkün olduğunca Rabbimiz Allahın emrettiği ve peygamberimizin öğütlediği ve uyguladığı ve tavsiye ettiği salih amelleri ve Onun güzel ahlakıyla ilgili ilkeleri örnek almalıyız ve onları uygulamalıyız ki, yaptığımız şeyin Allah katında güzel bir değeri ve güzel bir mükafatı olsun, bizlere de dünya ve ahiret saadeti için bir faydası ve katkısı olsun. Sevgili dostlar! O rahmet peygamberinin Doğum Gününün yıldönümünde ille de Ona güzel bir iyilikte bulunmak istiyorsak; Rabbimizin de Kur’anda (Ahzab-56) öğütlediği gibi Peygamberimizi aşırıya gitmeden, tevâzu ve sadelik içinde ihlasla, salât ve selâm ile rahmet ve duâ ile analım. Peygamberimizin güzel ahlakını ve örnek hayatıını tefekkür edelim, onları yaşayalım ve yaşatalım. Sanırım bunlar; peygamberimizi anmada Allahın rızasına ve takvaya daha uygun olur. Ayrıca peygamberimizin müslüman dostları olarak Onun doğum gününde her yıl Peygamerimizin güzel hadislerinden en az bir hadisi ezberleyelim ve yıl boyunca hergün veya fırsat buldukça tek başımızayken veya ailemizle veya arkadaşlarımızla, dostlarımızla beraber olduğumuz zamanlarda o hadisleri birlikte tezekkür ve tefekkür edelim ve o hadisleri hep birlikte hayatımıza uygulayalım ve birbirimize de tavsiye edelim.. Eğer böyle yaparsak, biliniz ki, her müslüman; hayatı boyunca enaz; 50-60-70-80 Hadisi ezberlemiş ve onları hayatına uygulamış olur. Bu uygulamayı ülkemizdeki tüm müslümarnların yaptığını düşünün! Toplumumuzda binlerce hadis güzel ahlaka, güzel söze ve faziletli davranışa dönüşür, kötülükler, zulümler, ahlaksızlıklar ve hayasızlıklar, haramlar ve günahlar azalır ve yok olur. Toplumda iyilikler, güzellikler, doğruluk, güven, adalet, sevgi, saygı ve merhamet yeşerir ve toplumda islam kardeşliği ve huzur ortamı meydana gelir. Öyle değil mi? Bu uygulama Peygamberimiz zamanında Ashabı Suffanın ve tüm sahabenin Kur’an ayetlerinin indiği günlerde onların yaptığı güzel bir uygulamaydı. Ve “Asrı Saadet” dedğimiz o güzel medeniyet bu şekilde oluşmuştu. Bizler de böyle bir yolu takip etsek, Rabbimizin de rahmeti ve yardımıyla umarım bizler de öyle bir Saadet toplumunu inşâ edebiliriz. Öyle değil mi?. Tabi bunun için Allaha ve peygamberimize olan dostluğumuzda samimi ve azimli olmak gerek. Bu yıl ezberleyeceğimiz ve tefekkür edeceğimiz hadis şu olsun; “Allah temizdir, temiz olanı sever.” - “Temizlik imandandır.” Haydi bismillah! Sevgili dostlar! Kur’an ve Sünnet ölçeğinde peygamberimiz adına kutlanan Mevlid Kandiliyle ilgili gördüğüm ve bildiğim yanlışları kısaca ifade ettim, doğruları ve iyileri de tavsiye ettim, faydamız olduysa hayrola, hatamız olduysa affola.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek ola! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2026-(Muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 08:04:12 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kademeli emeklilik çıkar mı?</title>
                <category>Yusuf Polat</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kademeli-emeklilik-cikar-mi-7958</link>
                <author>yusufpolat7536@gmail.com (Yusuf Polat)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kademeli-emeklilik-cikar-mi-7958</guid>
                <description><![CDATA[Kademeli emeklilik çıkar mı?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kademeli emeklilik çıkar mı?</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaklaşık birkaç aydır konuşulan bir konu var:&nbsp;<strong>Kademeli emeklilik.</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medyanın gündeminden neredeyse hiç düşmedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu fırsat bilen internet siteleri ve gazeteler&nbsp;<strong>“reyting”</strong>&nbsp;ve&nbsp;<strong>“tık”</strong>&nbsp;uğruna sabah-akşam&nbsp;<strong>“kademeli”</strong>&nbsp;haberleri girmeye başladı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hal böyle olunca haklı olarak EYT’yi kaçıran vatandaşta bir heyecan başladı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu bir gerçek ki bir günle 17 yıl çalışmak, akranınızla aranızda yıllarca farkın olması kabul edilir değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kademeli emeklilik daha çok konuşulur, hatta yılbaşı sonrası durum netleşir.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Milyonlarca insan bunu seçim kozu olarak da kullanacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>LİGDE ŞAMPİYONLUK YETMİYOR</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk takımları arasında Avrupa’da en başarılı olmuş takım kuşkusuz Galatasaray.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ligde son 4 sezonun şampiyonu, bunu yıllar önce de 1996-2000 yılları arasında da başarmıştı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">UEFA Kupası, Süper Kupa derken aradan geçen 26 yılda Avrupa’da tekrar başarı gelmedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ligde istediğiniz kadar şampiyon olun, bir yerden sonra bunun tadı kalmıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Galatasaray taraftarı Avrupa’da yeni başarılara aç.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsterseniz 5 sene üst üste şampiyon olun, inanın bir tadı yok.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tabii yıllarca şampiyon olamayan takımlar için bunu söylemek de doğru değil, çünkü ligde şampiyonluğa açlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 04 Sep 2026 08:02:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/10/yusuf-polat-1761282572.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GAZİANTEP YAPTI, HATAY’DA NEDEN OLMASIN?</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/gaziantep-yapti-hatayda-neden-olmasin-7957</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/gaziantep-yapti-hatayda-neden-olmasin-7957</guid>
                <description><![CDATA[GAZİANTEP YAPTI, HATAY’DA NEDEN OLMASIN?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GAZİANTEP YAPTI, HATAY’DA NEDEN OLMASIN?</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşu kent Gaziantep’te hayata geçirilen İleri Yaş Hizmet Merkezi, Hatay için de önemli bir örnek. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşlanan nüfusumuz için büyüklerimize güvenli, sosyal ve onurlu bir yaşam sunacak merkezlerin artık Hatay’da da gündeme gelmesinin zamanı geldi.<br />
Hataylı iş insanı ve siyasetçi Sabahattin Parlak’ın sosyal medya hesabından yaptığı bir paylaşım, aslında hepimizin üzerinde biraz düşünmesi gereken önemli bir konuyu gündeme getirdi.<br />
Parlak, komşu kentimiz Gaziantep’te hayata geçirilmeye hazırlanan İleri Yaş Hizmet Merkezi projesini hemşehrileriyle paylaştı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk bakışta sıradan bir belediye hizmeti gibi görülebilir.<br />
Ama biraz daha yakından bakınca bunun yalnızca bir bina veya sosyal tesis projesi olmadığını görmek mümkün.<br />
Çünkü burada konu, hayatının büyük bölümünü ailesine, çocuklarına ve topluma adamış büyüklerimizin ilerleyen yaşlarında nasıl bir hayat süreceği...<br />
Gaziantep’te 11 bin metrekare kapalı alan üzerine kurulması planlanan merkez, 55 yaş ve üzerindeki vatandaşlara gündüzlü ve yatılı hizmet verecek. 80 odası ve 160 kişilik kapasitesi bulunacak merkezde bakım ve rehabilitasyon hizmetlerinden psikolojik desteğe, fizik tedavi alanlarından sosyal ve kültürel etkinliklere kadar pek çok hizmet bir arada sunulacak.<br />
Daha da önemlisi, büyüklerimizin evlerinden alınarak gün boyunca güvenli bir ortamda ağırlanması ve akşam yeniden evlerine bırakılması planlanıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte tam bu noktada insanın aklına ister istemez şu soru geliyor:<br />
Gaziantep yaptı, Hatay’da neden olmasın?</span></p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY’IN DA BÖYLE BİR MERKEZE İHTİYACI VAR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay, büyük bir yıkımın ardından yeniden ayağa kalkıyor.<br />
Şehrimizde konutlardan altyapıya, ulaşımdan kamu binalarına kadar çok önemli yatırımlar gerçekleştiriliyor. Komşu kentlerle aramızdaki farkı azaltacak önemli adımlar atılıyor.<br />
Bunların hepsi elbette çok değerli.<br />
Fakat bir şehri yeniden inşa etmek sadece binaları yapmakla tamamlanmıyor.<br />
Şehrin sosyal hayatını da yeniden inşa etmek gerekiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tam da bu nedenle Gaziantep’teki proje Hatay açısından dikkate alınması gereken güzel bir örnek.<br />
Hatay’da da büyüklerimizin günlerini güvenli ve huzurlu bir ortamda geçirebileceği, sağlık kontrollerinin yapılabileceği, fiziksel aktiviteler gerçekleştirebileceği, sosyal ve kültürel etkinliklere katılabileceği modern bir İleri Yaş Yaşam Merkezi neden olmasın?<br />
Üstelik bu merkez sadece bakım hizmeti veren bir tesis olarak düşünülmemeli.<br />
Büyüklerimizin hayattan kopmadığı, arkadaşlarıyla vakit geçirdiği, çeşitli etkinliklere katıldığı, kendilerini değerli hissettiği bir yaşam alanı olarak tasarlanmalı.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YAŞLANAN NÜFUSUMUZU BUGÜNDEN DÜŞÜNMELİYİZ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konu geleceğin meselesi gibi görülmemeli.<br />
Bugün planlamasını yapmazsak yarın daha büyük sorunlarla karşılaşabiliriz.<br />
İnsan ömrünün uzaması, aile yapısındaki değişimler, çalışma hayatının yoğunluğu ve genç nüfusun eğitim veya iş nedeniyle farklı kentlere taşınması yaşlı bakımını giderek daha önemli bir mesele haline getiriyor.<br />
Eskiden geniş aile içerisinde çözülebilen birçok ihtiyaç, bugün aynı kolaylıkla karşılanamayabiliyor.<br />
Bir evlat anne ve babasına bakmak istiyor ama çalışıyor.<br />
Bir başkası başka bir şehirde yaşıyor.<br />
Bir diğeri günün büyük bölümünü işinde geçiriyor.<br />
Bütün bunlar hayatın gerçekleri.<br />
Dolayısıyla yaşlılarımızın bakımını yalnızca ailelerin omuzlarına bırakmak yerine, sosyal devlet anlayışı içerisinde kamu kurumlarının ve yerel yönetimlerin de daha fazla sorumluluk üstlenmesi gerekiyor.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BÜYÜKLERİMİZE SADECE BAKIM DEĞİL, HAYAT SUNMALIYIZ</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşlılarımız için yapılacak bir merkez, sadece yatak, yemek ve sağlık hizmetinden ibaret olmamalı.<br />
Onların sosyal hayata katılmasını sağlayacak alanlar olmalı.<br />
Spor yapabilecekleri, kitap okuyabilecekleri, sohbet edebilecekleri, el sanatlarıyla uğraşabilecekleri, müzik dinleyebilecekleri, kültürel etkinliklere katılabilecekleri ortamlar oluşturulmalı.<br />
Çünkü yaşlanmak hayattan çekilmek anlamına gelmemeli.<br />
Tam tersine, insanın hayat tecrübesini paylaşabileceği, kendisini değerli hissedebileceği bir dönem olmalı.<br />
Bir başka önemli konu ise aileler.<br />
Böyle bir merkez, yalnızca yaşlı vatandaşlarımıza değil, onların çocuklarına da nefes aldıracaktır.<br />
Evladını güvenilir bir merkeze emanet ettiğini bilen bir anne veya baba, işine daha huzurlu gidebilir.<br />
Çocuğunu veya anne babasını düşünmek zorunda kalan aileler, günlük hayatlarını daha sağlıklı şekilde sürdürebilir.<br />
Yani böyle bir yatırımın faydası yalnızca merkezden hizmet alanlarla sınırlı kalmaz.<br />
Bütün aileye dokunur.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HATAY BUNU DAHA DA İLERİYE TAŞIYABİLİR</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gaziantep’in projesini örnek alırken Hatay’ın kendi ihtiyaçlarını da göz önünde bulundurmak gerekiyor.<br />
Belki Hatay Büyükşehir Belediyesi, ilçe belediyeleri ve merkezi yönetim ortaklığında daha kapsamlı bir model oluşturulabilir.<br />
Gündüzlü hizmetin yanında ihtiyaç halinde yatılı bakım imkânı sunulabilir.<br />
Yaşlılarımız evlerinden alınarak merkeze getirilebilir ve gün sonunda tekrar evlerine bırakılabilir.<br />
Sağlık takipleri, kişisel bakım, fizik tedavi, sosyal etkinlikler ve psikolojik destek aynı çatı altında verilebilir.<br />
Hatta bu model zaman içerisinde ilçelere yayılarak daha küçük ölçekli gündüz yaşam merkezleriyle desteklenebilir.<br />
Bunun için öncelikle Hatay’ın yaşlı nüfusuna ilişkin kapsamlı bir ihtiyaç analizi yapılabilir.<br />
Hangi ilçelerde yaşlı nüfus daha yoğun?<br />
Hangi bölgelerde gündüzlü bakım ihtiyacı daha fazla?<br />
Ailelerin en çok hangi hizmetlere ihtiyacı var?<br />
Bu soruların cevapları ortaya konulduktan sonra Hatay’a özgü bir model geliştirmek mümkün.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ŞEHİR YENİDEN KURULURKEN İNSAN UNUTULMAMALI</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay bugün yeniden kuruluyor.<br />
Yeni binalar yükseliyor, yollar yapılıyor, altyapı yenileniyor.<br />
Fakat bizim asıl hedefimiz sadece yeni bir Hatay inşa etmek olmamalı.<br />
Daha yaşanabilir, daha sosyal, daha merhametli ve insanı merkeze alan bir Hatay inşa etmeliyiz.<br />
Çocuklarımız için parklar, gençlerimiz için spor ve kültür alanları yaparken büyüklerimizi de unutmamalıyız.<br />
Çünkü onlar bu şehrin hafızası.<br />
Bu toprakların geçmişini onlar biliyor.<br />
Bizim çocukluğumuzu, gençliğimizi onlar büyüttü.<br />
Bugün sahip olduğumuz pek çok şeyde onların emeği var.<br />
Şimdi sıra onlara sahip çıkmakta.</span></p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“ONURLU BİR SONBAHAR” HEPİMİZİN SORUMLULUĞU</span></strong></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabahattin Parlak’ın Gaziantep’teki projeyi paylaşması benim açımdan güzel bir vesile oldu.<br />
Komşu kentimizin yaptığı güzel bir hizmeti konuşurken kendi şehrimiz için de düşünmemiz gerekiyor.<br />
Gaziantep yaptı, Hatay’da neden olmasın?<br />
Hatta Hatay bunu kendine özgü modeliyle daha da geliştirebilir.<br />
Buradan başta Hatay Büyükşehir Belediyesi olmak üzere ilçe belediyelerimize, milletvekillerimize, merkezi yönetimin Hatay’daki temsilcilerine ve şehrin bütün karar vericilerine bir temennide bulunmak istiyorum:<br />
Gelin, Hatay’ın büyükleri için de böyle bir merkez yapalım.<br />
Bu konu siyasi bir yarışın değil, ortak bir şehir idealinin konusu olsun.<br />
Kim yaparsa yapsın, hangi kurum öncülük ederse etsin; yeter ki Hatay’ın büyükleri için böyle bir hizmet hayata geçirilsin.<br />
Çünkü nüfusumuz yaşlanmaya doğru giderken yaşlılarımıza onurlu bir sonbahar sunmak, yalnızca güzel bir sosyal proje değil, devletin ve yerel yönetimlerin asli sorumluluklarından biri olmalıdır.<br />
Bir gün hepimiz yaşlanacağız.<br />
Bugün büyüklerimiz için ne yaparsak, aslında yarının kendisi için bir şehir hazırlamış olacağız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve belki de böyle bir merkezin kapısında yazacak en güzel cümle şu olur:<br />
“Burada geçerli para değil, dua olacak.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’ın büyüklerinden gelecek bir duanın, bu şehir için yapılabilecek en güzel yatırımlardan biri olduğuna inanıyorum.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ’lıcakla!!!</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 14:52:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KÖKÜMÜZ SOFRADADIR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kokumuz-sofradadir-7956</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kokumuz-sofradadir-7956</guid>
                <description><![CDATA[KÖKÜMÜZ SOFRADADIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KÖKÜMÜZ SOFRADADIR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehirde yaşarız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Apartman kapılarının şifresini ezberleriz. Trafiğe, gürültüye, telaşa alışırız.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama akşam sofraya oturduğumuzda tabağımız hala köyden gelir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peyniri köyden gelir. Kokusu başka.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Domatesi köyden gelir. Tadı başka.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salçası köyden gelir. Rengi başka.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nar ekşisi köyden gelir. Ekşisi başka.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baharatı köyden gelir. Kokusu başka.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zeytini, yumurtası, ekmeği, tarhanası... Hepsi bir kolide, bir poşette, bir emanette gelir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü şehirde yaşarsın ama yemeklerin en güzelini köyden alırsın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bedenimiz şehirde yaşar ama damak tadımız köyde kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu sadece yemek meselesi değil ki.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, kök meselesi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, emek meselesi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hele bir de köyden geçerken...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köy kadınlarının avluda kaynattığı salçanın,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kazanda fokurdayan pekmezin,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güneşte kuruyan biberin,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bidonda bekleyen nar ekşisinin bir kokusu vardır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O kokular bin derde devadır, insana can katar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hele bir de bahçeden yeni kırpılmış maydanozun, rokanın, nanenin kokusu vardır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O koku diyar diyar yayılır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elin değince mis gibi yeşerir, sofraya bereket olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köyden gelen emeklerin kapağını açtığın zaman tüm ev halkı anlar köyden geldiğini.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O koku yalan söylemez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;O tat taklit edilmez.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O koku emektar kadınlarımızın ellerindedir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sabahın köründe kalkıp biber ayıklayan,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saatlerce ocağın başında salça karıştıran,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Narları tek tek sıkıp ekşiyi kaynatan,&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peyniri tuzlayıp küpe basan, bahçeden yeşillik toplayan kadınlarımızın ellerinde.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah onlardan razı olsun. Emekçi kadınlarımıza selam olsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz belki şehirde büyüdük, şehirde ekmek yedik, şehirde yuva kurduk.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehir bize iş verdi, okul verdi, hız verdi, hayat verdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bayramda gidilen o köy evi var ya...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kapıdan girince gelen tandır kokusu, sobanın üstündeki çay, bahçedeki ceviz ağacı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kilerde dizili kavanozlar... İçinde güneş gibi duran salça, şişede parlayan nar ekşisi, beze sarılı köy peyniri, bez torbada mis gibi baharat.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte yüreğimizin ısındığı yer orası.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehir bize çok şey kattı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köy ise bize kim olduğumuzu hatırlattı. Sabrı verdi, bereketi verdi, paylaşmayı verdi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra bir kavanoz köy peyniri geliyor. Bir şişe köy nar ekşisi. Bir poşet köy baharatı. Bir kavanoz salça. Bir bağ maydanoz, nane.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlıyorum ki biz ne kadar şehirli olursak olalım...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karnımız da, gönlümüz de hep köyden doyar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kaybetmeyelim bunu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklarımıza da anlatalım. Domatesin marketten değil, topraktan çıktığını.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salçanın yazın kurutulan biberden, nar ekşisinin sabırla kaynatılan nardan, peynirin alın terinden, maydanozun, nanenin sabah çiyinden olduğunu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şehir bize ekmek verdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köy bize kök verdi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve o kök, toprağa eğilen ellerin sayesinde hala yeşeriyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben bilirim o kokuyu. Çünkü o koku, sabahın ilk ışığında tarlaya düşen çiyin kokusudur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O tat, sabırla beklenen hasadın tadıdır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kavanozun kapağını açınca eve dolan bereket, aslında bir yılın emeğidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve bilirim ki...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O tat eksilirse, biz de eksiliriz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O emek unutulursa, biz de unutuluruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 02 Sep 2026 10:38:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DESTANLARDA OĞUZ HÂN</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/destanlarda-oguz-han-7955</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/destanlarda-oguz-han-7955</guid>
                <description><![CDATA[DESTANLARDA OĞUZ HÂN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DESTANLARDA OĞUZ HÂN&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oğuz Destanı; Türklerin kurdukları büyük devletlere ve Cihân İmparatorluklarına âit bir destandır. Türk töresinin kuruluşu, Oğuz Destanı’nın ana konusudur. Türk milleti ile Türk devletinin düzeni ve disiplini, Oğuz Destanı’yla özetle şöyle anlatılmıştır:</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Oğuz Hân doğduğunda, yüzü gök, ağzı ateş kızılı, gözleri al, saçları ise, kara idi! Gözleri ateşli, göğsü ise alevli idi!.. Oğuz Hân, 3 gün ve 3 gece annesinin sütünü emmedi. Annesinin rüyâsına girip, şöyle dedi: “Eğer sütünü emmemi istiyorsan, biricik Allaha inan ve itiraf et!” Annesi, gizli olarak Allaha îmân etti. Elini göğe kaldırıp, duâ etti ve şöyle dedi: “Ey Allahım! Bari ben biçâre kulunun sütünü, bu çocuğumun zevkine uydurup, tatlı kıl!” Oğuz, o anda annesinin göğsüne yapışıp, emmeğe başladı...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan ayında, ayın tam onbeşinde, Perşembe gününün Cuma akşamında, dolunaylı ayla güneşin kavşağında, soyu bütün bir asilden, dünyaya böyle geldi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yaşına gelende, bilekli bir bey oldu! İki yaşına gelende, bütün il ile denk oldu! Üç yaşına gelende, erkenden atına bindi! Akşama kadar, atından inmedi! Çağrılmadıkça, aş yemedi! Dört yaşına gelende, kara çamdan mızrağını attı... Oğuz Kağan, babasının tek oğlu idi. Çocukluğunda ve büyüme çağında, ergin oluncaya kadar, Allahı anıp, ona şükretti...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Babası, oğlu Oğuz’a ad vermek için büyük bir ziyâfet çekti. Herkes, boğazına kadar yediler. Oğuz Hân, bir yıl sonra, tıpkı İsa Peygamber gibi dili açılmış ve konuşmaya başlayarak, şöyle demişti: “Ben bir otağda doğduğum için, adımı Oğuz koymak gerekir!” Oğlanın böyle konuşup, kendi adını vermesine, herkes şaşırdı. Hân, oğlunun beline bir kılıç bağlayıp; “Adı Kılıç Arslan olsun!” dedi... Birkaç yıl geçtikten sonra Kılıç Arslan bülûğ çağını geçip, delikanlı oldu...&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Altıncı yılda, yayını koluna aldı. Yola çıktı. Bir hayvan ile karşılaştı. Hayvana ok attı. Anne ve babasına haber verdi. Hayvanı kesip, soydular. Ak sakallılar ile mollaları çağırdılar. Kur’ân okuttular ve yemek verdiler. Yiğit, böylece er oldu. Kara gözleri, Çoban yıldızı gibi parlak, iki yanağı dopdoluydu! İki omuzu iki kişinin, butları gibiydi...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oğuz Hân ile karısı Altın Arıgın’ın çocukları yok, halkı ve sığırları çoktu. At, giyecek ve hayvanlarını halka verip ve otağ ve mallarını dağıtırdı. Oğuz Hân, ikinci hatununu, iki ırmak arasındaki bir adada, ağaç kovuğunun içinde bulmuştu. Bir gölün ortasında, bir ağaç gördü. Ağacın kovuğunda ise, bir kız oturuyordu... Oğuz bu kızla evlendi. Gök, Dağ ve Deniz adlı oğulları, bu kızdan oldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birgün, Oğuz Hân yolda giderken, büyük bir ev gördü. Evin duvarı altından, pencereleri gümüşten ve çatısı da, demirdendi. Ev, kapalı idi ve anahtarı da yoktu... Kapıda bir yazı vardı:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bu eve girmek isteyen kişi, ‘Bismillahirrahmanirrahim.’ derse, kapı açılır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oğuz Kağan böyle yapıp içeri girdi. Bu demir evden sonra, Oğuz Hân’a yol gösteren kurttan söz edilmektedir. Bu bölümlerin, tarihle bir ilgisi yoktur... Oğuz Hân’ın, sosyal bir kişiliği de vardı. Hân babalı, oymaklı ve milletli, devletli olan bir yiğit ve aynı zamanda “Ulu bir ata” idi. Bir Dünya Devleti kurdu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 31 Aug 2026 11:04:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KUR’AN-I KERİM’İN İLK TÜRKÇE TEFSİRİNİ DAİR</title>
                <category>Şakir Albayrak</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kuran-i-kerimin-ilk-turkce-tefsirini-dair-7954</link>
                <author>albayrak1954@hotmail.com (Şakir Albayrak)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kuran-i-kerimin-ilk-turkce-tefsirini-dair-7954</guid>
                <description><![CDATA[KUR’AN-I KERİM’İN İLK TÜRKÇE TEFSİRİNİ DAİR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>KUR’AN-I KERİM’İN İLK TÜRKÇE TEFSİRİNİ DAİR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1-TİBYÂN TEFSİRİ&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müfessir Ayıntâbî Mehmed Efendi (d- ö.1699) tarafından gerçekleştirilen bu eser, Türk tarihinde basılı ilk Türkçe tefsir vasfını haizdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mehmed b. Hamza ed-Debbâğ adıyla maruf, Ayıntabî Mehmet Efendi, Ayıntab’da(Gazi Antep) doğdu. Bununla beraber Ayıntabî ve Sivasî nispetleriyle anılır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Âmid, (Diyarbakır)&nbsp; Trablusşam, Dımaşk ve Kahire gibi şehirlerde bulunmuş ancak Sivas’ta yerleşmye karar verdiğinde, yirmi yaşında idi. Kırk yıllık&nbsp;&nbsp; öğrenim süresini Sivas’ta ikmal etti.&nbsp;&nbsp; Aklî ilimlerin öğreniminde hocaları, Ali b. Muhammed el-Gûrânî ve Zeynelâbidîn b. Muhyiddin el-Gûrânî idi. Tefsir ve hadis ilmini ise Nûreddin eş-Şebrâmellisî ve benzer vasıflı hocalardan tahsil etti. Sivas’ta Müftülük vazifesini de icra ve ifa eden Ayıntabî’nin, Kazâbâdî, Saçaklızâde Mehmed Efendi, Tosyalı Mustafa b. Ali el-Hayrî ve Darendereli Hamza Efendi gibi isimler öğrencisi olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tefsirin önsözünde belirtildiğine göre Şeyhülislâm Minkārîzâde Yahyâ Efendi tarafından, huzur dersleri için İstanbul’a davet edilmiş, bu esnada, Osmanlı Sultanı 4. Mehmet Han ( IV. Mehmed (Osmanlıca: محمد رابع, romanize: Mehmed-i Râbi') veya Avcı Mehmed (2 Ocak 1642, İstanbul - 6 Ocak 1693, Edirne), divan edebiyatındaki mahlasıyla Vefâî[1][2], 19. Osmanlı padişahı ve 98. İslam halifesidir.) tarafından, Kur’an-ı Kerim’in Türkçe ‘ye tercüme ve tefsir edilmesinin istendiği, Ayıntabî’ye, Sultan tarafından dört adet tefsir ile on adet sözlük hediye edildiği belirtilmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayıntabî Mehmet Efendi, eserini vücuda getirirken dil konusuna özen göstermiş, halkın anlayacağı biçimde anlatmaya dikkat etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu Eserin (Tibyan Tefsiri)&nbsp; 1698- 1699 senelerinde Türkçe basıldığı bilinmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buraya özenli dikkat etmek gerekir ki önmelidir.” Mustafa Kemal Atatürk’ün Anıtkabir ve Çankaya’da korunan kütüphanesindeki üç Kur’an çevirisinden birinin bu eserin 1317-1318 (1899-1900) tarihli baskısı olduğu belirtilmiştir. Eser günümüzde de okunmakta, son dönemlerde Latin harfleriyle yapılan neşirleri bu ilgiye işaret etmektedir. “</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gelelim asıl konuya. Elmalılı Hamdi Yazar’ın ilk Türkçe tercüme taptığı bilgisini öne çıkarmayan yok gibidir.&nbsp; Aşağıdaki bilgi de çok ilginç değil mi?”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İlk Türkçe Kur’an tercümesinin tarihi ve mütercimi bilinmemekle beraber, bu çalışmanın IV-V. (X-XI.) yüzyıllarda gerçekleştiği tespit edilmiştir (İnan, Kur’ân-ı Kerîm’in Türkçe Tercemeleri, s. 4, 8). Eski Türkçe Kur’an tercümeleri satır arası ve tefsiri olmak üzere ikiye ayrılır. Satır arası kelime kelime Kur’an tercümesi geleneği Orta Asya’dan gelmiş, Horasanlı ve Hârizmli âlimler, İranlılardan öğrendikleri bu metodu Anadolu’ya nakl etmişlerdir. XIX. yüzyılda tamamlanmış ve yayımlanmış, Kur’ân’ın matbu Türkçe çevirileri dört tanedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu malumat ışında değerlendirilmesi gerekirse tezviratın sona ermesi lazımdır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şakir Albayrak, </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">29.08.20206,14.24, </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çekmeköy, İstanbul.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 29 Aug 2026 16:40:51 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2021/05/sakir-albayrak-1621456982.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Hz. MUHAMMEDİN (s.a.v) NURLU YOLU</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/hz-muhammedin-sav-nurlu-yolu-7953</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/hz-muhammedin-sav-nurlu-yolu-7953</guid>
                <description><![CDATA[Hz. MUHAMMEDİN (s.a.v) NURLU YOLU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hz. MUHAMMEDİN (s.a.v) NURLU YOLU</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhİsselamın doğduğu günlerde dünyada vahşi bir çağ yaşanıyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O dönemde yer yüzü zulmet ve cehalet içinde kıvranıp duruyordu. Zenginlik, itibar ve güç hırsı, bugün olduğu gibi o gün de insanların akıllarını ve gözlerini, karartmıştı!.. zulüm ve haksızlıklar insanları bezdirmiş, güçlüler zayıfları eziyor, insanlar acımasızca birbirini katlediyor ve öldürüyordu. Güç, itibar ve dünyaya hakim olma hırsı nedeniyle haksızlık, zulüm, yağmacılık, gasb, soygun gibi kötülükler acımasızca yayılmıştı. Can ve mal güvenliği kalmamıştı. Cehaletin getirdiği ahlaksızlıklar ve hayasızlıklar, insanları ve toplumları felaketten felakete sürüklüyordu. İnsanlar, bir olan Allah’a iman edip O’na ibadet edecekleri yerde, kendi elleriyle yaptıkları putlara, yıldızlara, güneşe, ateşe ve diğer varlıklara tapıyordu. Nefislerini ilah edinenler çoktu. Kız çocukları uğursuz sayılarak diri, diri toprağa gömülüyor, kadınlar zevk ve eğlence vasıtası olarak görülüyor, mal gibi alınıp satılıyordu. İnsanlar; ırklarına, soylarına, renklerine ve sosyal durumlarına göre sınıflandırılıyor ve ona göre muamele görüyordu. Zulüm ve haksızlıklar insanları canlarından bezdirmişti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte, sevgili dostlar! Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed (s.av.) böyle bir dünyada ve böyle bir zamanda Miladi 571 yılında Mekke’de doğdu. Sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam, Hz.Adem aleyhisselam ile başlayan peygamberler zincirinin son halkasıdır. O, son peygamberdir, son Nebîdir. O, kendisinden sonra gelen binlerce evliyanın, esfiyanın, mürşidin, âlimin, ârifin ve tüm insanlığın rehberi ve Nebîsidir. Rabbimiz Allah Kur’anda: “Yâ Muhammed, muhakkak ki biz seni âlemlere rahmet olarak gönderdik.” (Enbiya-107) buyurduğu gibi O, tüm insanlığa ve âleme rahmet olarak gönderilmiş bir peygamberdir. Ve Yüce Allah Kur’anda; “Ey Nebî! Biz, seni bir şahit, bir müjdeci ve bir uyarıcı olarak gönderdik. Allah’ın izniyle insanları Allah’ın dinine davet eden bir davetçi ve nûruyla insanları aydınlatan (Doğru yolu gösteren) bir ışık/nûr olarak gönderdik.” (Ahzab-45,46) buyurduğu gibi O, doğduğu günden itibaren örnek yaşantısıyla ve örnek güzel ahlakıyla insanlığı aydınlatan bir nûr oldu.. Çok bozuk bir hayatın yaşandığı, hiç kimsenin hayatından ve geleceğinden emin olmadığı, karanlık bir çağda, karanlık bir dünyada insanların yolunu aydınlatan bir ışık oldu, bir nûr oldu. O, insanlar için güzel bir müjdeci, güzel bir uyarıcı ve güzel bir rehberdi, güzel bir dosttu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O güzel Nebi; “Ben güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderildim.” buyurarak insanların kararmış gönüllerini ahlak ve fazilet nûruyla aydınlattı. İslama girmeden önce kendi öz kızını acımadan diri diri toprağa gömen Ömer b. Hattab, peygamberimizin güzel ahlakıyla ahlaklandıktan sonra; “Dicle kenarında bir kuzuyu bir kurt kapsa, onu Ömer’den sorar adli ilahî” diyecek kadar, kalbi Allah korkusu, merhamet ve adalet duygusuyla ürperen merhametli ve âdaletli bir Ömer oldu. “Komşusu açken kendisi tok sabahlayan bizden değildir” buyuran ve bir rahmet pınarı olan o büyük peygamber, merhameti ve cömertliğiyle kazancını ve kazanımlarını insanlarla paylaşan merhamet ve cömertlikte örnek bir Nebi idi. O, bir hadisinde: “Müslüman o kimsedir ki, diğer insanlar onun elinden ve dilinden emindirler.” buyurarak müslümanın; güven ve barış sığınağı olduğunu öğretti. İnsanların sosyal durumlarına ve renklerine göre sınıflara ayrıldığı, güçsüz insanların köle olarak kullanıldığı ve mal gibi alınıp satıldığı o karanlık çağda, peygamberimiz; “Arabın, arap olmayana, arap olmayanın da arap olana, siyahın beyaza, beyazın da siyaha bir üstünlüğü yoktur. Üstünlük, ancak takvâ iledir. ” buyurarak, insanlar arasında iman sorumluluğu içinde eşitliği, kardeşliği, liyakatı, adaleti ve üstün ahlakı getirdi. Allaha ve çevresine karşı sorumlu olan bir hayat modeli getirdi. “Sizler iman etmedikçe Cennete giremezsiniz. Birbirinizi sevmedikçe de iman etmiş olamazsınız” buyuran sevgili peygamberimiz; tüm mü’minlerin ve dahi insanların birbirlerini sevmeleri ve kardeş olmaları gerektiğini öğretti. “Bir kimse kendisi için arzu ettiği şeyi diğer din kardeşi için de arzu etmedikçe gerçek iman etmiş olamaz” buyuran sevgili peygamberimiz, insanların kendi Hak ve Hukukunu koruduğu gibi diğer insanların da Hak ve Hukukunu korumaları gerektiğini öğretti ve şöyle buyurdu: “Bizi aldatan bizden değildir.” Yani mü’min değildir. İşte sevgili dostlar, Onun her sözü ve her davranışı insanların gönlünü ve ufkunu aydınlatan, hidayet ve saadet yolunu gösteren sonsuz bir hayat nûrudur. Çünkü O, kaynağı Kur’an olan bir hayatın Nebîsi idi. Kim ki, Onun güzel öğütlerine uyar, Onun güzel ahlakını ilke edinir ve Onun nurlu yolundan giderse, Ona dost olursa, barışın, kardeşliğin, huzurun, güvenin ve saadetin yolunu bulur. Dolayısıyla dünya ve ahiret saadetinin yolunu bulur. Öyleyse sevgili dostlar, sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselamın nurlu yolu bizim de saadet yolumuz olsun! Cumanız mübarek olsun! “Kim peygambere itaat ederse/uyarsa Allaha itaat etmiş olur...” (Nisa-80) </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:27:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Rum Sındığı Savaşı-30 Ağustos 1922</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/rum-sindigi-savasi-30-agustos-1922-7952</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/rum-sindigi-savasi-30-agustos-1922-7952</guid>
                <description><![CDATA[Rum Sındığı Savaşı-30 Ağustos 1922]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Rum Sındığı Savaşı-30 Ağustos 1922</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong><em>&nbsp;</em></strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1364 yılında Sırplar Macarlar, Eflak ve Bosna prensleri Papa'nın teşviki ile bir araya gelen düşman ittifakına karşı&nbsp;kazanılan Sırpsındığı Savaşı Türk tarihinde büyük bir öneme sahiptir. Savaşın en büyük özelliği Osmanlı Devleti’ne karşı yapılan ilk Haçlı seferinin olmasıdır. Savaş ile birlikte başkent Edirne’ye taşınmış ve Makedonya kapıları Osmanlı Devleti’ne açılmıştır.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Rum Sındığı Savaşı ise, 30 Ağustos 1922 yılında, İngiliz, Fransız, İtalyan, Rus, Yunan ve daha nice düşman ordularına karşı kazanılan ise son büyük zaferdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1918 yılında başlayan düşman işgalleri ile Türkiye ve Türkler yok edilmek isteniyordu.&nbsp;30 Ağustos günü Gazi Mustafa Kemal’in ordusu, Türk ordusu, Türkler,&nbsp;Rum Sındığı&nbsp;Savaşı’nı kazanmasaydı,&nbsp;&nbsp;“<strong><em>Προ Χριστου, Έρχεστε στον 2ο αιώνα. Έκανες αυτή τη γη πατρίδα σου. Τώρα ήρθε η ώρα να φύγεις. Φύγετε από εδώ, βρώμικοι Τούρκοι</em></strong>-&nbsp;Milattan önce, 2. yüzyılda geldiniz. Bu toprağı kendinize vatan yaptınız. Şimdi gitme vakti geldi. Defolun buradan, kirli Türkler!...” sözleri altında, yalın ayak, baldırı çıplak bir şekilde, Orhun/Yenisey yollarını tutacaktı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk Kurtuluş Savaşı, 1. Dünya Savaşı'nın devamıdır. Bu savaş başladığında bakir Anadolu'ya saldıran Yunan kuvvetleri yüzyıllarca besledikleri büyük bir kin birikimiyle hareket etti. Savaştaki temel gayeleri Anadolu'da bir tek Türk bırakmamak ve yerine Balkanlardaki Anadolu Rumlarını getirmekti. Anadolu hareketini başlatan Yunanlı Venizelos bunu bizzat İnönü'ye şöyle söylemiştir: "<strong><em>Eğer zaferi biz kazansaydık sizin bugün yaptığınız mübadeleyi, biz Anadolu'dan Türkleri sürüp atıp yerine Anadolu Rumlarını getirmek suretiyle yapacaktık</em></strong>."</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halide Edip, 30 Ağustos sonrası İzmir yollarında gördüklerini anlatmadan önce, “…<strong><em>ta Birinci Dünya Savaşından başlayarak tarih öncesi olaylar gözümde canlanıyordu. Milletler, ırklar daima öldürmek, yakmakla meşgul. Her insanın yüzünde, karşısındakini nasıl öldüreceğini düşünen bir maske var… Yüzleri insan, dilleri insan olabilir, fakat kendileri bambaşka cinsten idiler. İçimden bir ses, bu cinsten ayrılmak, kurtulmak istiyordu. İçimdeki gayz değil, kin değil, insanlıktan nefrett</em>i</strong>..<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn1" name="x__ftnref1" title="#x__ftn1">[1]</a>” diyordu…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Falih Rıfkı’da 29 Eylül tarihli “Salihli Harabelerinde” başlıklı yazısında, “…<strong><em>Salihli’ye kadar yolda aynı levhalar: işte yarısı fazlasından yanan urganlı köy… kararmış ortasından yarık kerpiç duvarlar, kenarında başımıza üşüşmüş köylüler, hikayelerini dinliyoruz</em></strong>…”, Çankaya adlı eserinde de, Manisa’nın yakılması karşısındaki izlenimlerini, “&nbsp;<em>…<strong>neredeyse henüz tüten yangınlar içinden geçiyorduk. Yakup, külleri savrulan Manisa’ya, cetlerinin şehrine iki eli böğründe bakakaldı. Yunanlılar çekilişlerinde, yokedici bir tahrip yapmışlardı. Yanmayanlar, vakit bulup da yakamadıkları, yaşayanlar fırsat bulupta öldüremedikleri idi. İki millet arasında yalnız birinin arta kalacağı bir boğazlaşma geçmiş olduğunu görüyorduk. Batı Anadolu’yu Türkler için oturulmaz bir çöle çevirmek isteyen Yunanlılar, gerçekte kendi ırklarının, mitoloji masallarından son tarih günlerine kadar, bu topraklardaki yaşayışlarına son vermişlerdi. Rum halkı köklerine kadar sökülüp atılmakta idi</strong>..<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn2" name="x__ftnref2" title="#x__ftn2"><strong>[2]</strong></a>”</em></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">30 Ağustos 1922 tarihinde kazanılan Rum Sındığı Savaşı ile, Doğuda Ermenilerce yapılan, “…<strong><em>halı, kilim, keçeye sararak yakma...Meme, kalça ve çeşitli yerlerde cep açarak tuz basarak, toprak, kum doldurarak...Kızgın şiş ile mahrem yerlerini dağlama...El ve ayaklardan çivi çakarak...Cinsel organları kesme, cinsel organlara soğan, şişe vb. sokma... Kadınları anadan üryan kendi askerleri arasında dolaştırma...Kazığa oturtma. Balta, kılıç gibi kesici aletlerle budama, parçalama...Müslüman halkın koşum hayvanlarını zorla almak.&nbsp; Kendilerini bu hayvanlarla top vs gibi şeyleri çektirerek çalıştırmak. Şehit düşen Türk askerleri üzerindeki silahları toplatıp kendilerine teslimini sağlamak.Manda gibi ağır ve azgın hayvanları yakarak kapalı yerde toplatılmış halkın içine salıverme...Ahır, merek, oda, cami gibi yerlere halkı doldurup buraları kundaklama...El ve ayakları bağlayarak kurşunlama...Yalan yere yemin ve kandırmacalar ile halkı toplayıp köy meydanında veya köy dışında kurşun ve süngü ile öldürme...Deriyi yüzme, saç, sakalı koparma...Irza tecavüz; oğlun gözü önünde babayı, babanın gözü önünde oğulu, erkeklerin yanında kadınları; kadınların önünde erkekleri öldürme. Bu vahşeti seyre zorlama....Göz oymak, kulak kesmek, dil koparmak...Kur'an, Kitap ve Din'e küfür. Bu şekilde taciz etmek, tahrik ve tahkir etmek...Öldürüp gömülmesine izin vermeyerek; kedi, köpek, kurt gibi hayvanlara yem etmek...Ateşe atma, suda boğma, Yakılan insanların etini yakınlarına yedirme...Gebe kadınlarının karınlarını deşme. Bebeklerini yere çalma</em></strong><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn3" name="x__ftnref3" title="#x__ftn3"><em><strong>[3]</strong></em></a>..” adıyla yapılan vahşiliklere, batıda yunanlıların ve onların ardındaki diğer işgalci güçlerin yaptıkları ile devam ediliyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">15 Mayıs 1919 günü 300 ila 400 Türk öldürülmüştü. Yunan ordusu Anadolu içlerine doğru ilerledikçe Türkler katliamlar, tecavüzler ve yıkımla karşı karşıya kalmıştı. Yunan ordusunun İzmir'den Anadolu içlerine doğru ilerlerken sivilleri katlederek, yakarak, yağmalayarak ve tecavüz ediyordu. İzmit, Yalova ve Gemlik bölgelerinde zulüm ve işkencelerin ardı arkası kesilmiyordu. Evler yağmalanıyor ve yakılıyordu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yunan işgali altındaki İzmir'de 4000 Müslüman idam edilmişti. Menemen Katliamı'nda 200 Türk sivil öldürülmüştü. Bergama Baskını sonucu, 80.000-100.000 Türk zorla göç ettirildi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yunan, geri çekilme sırasında yakıp yıkma taktiği izledi ve öfkelerini savunmasız Türk köylülerinden bilinen her yolda çıkardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bölgedeki kasabaların çoğu harabeye çevrilmişti. Uşak'ın üçte biri artık yoktu. Alaşehir, yamaçları tahrif eden karanlık bir kavrulmuş boşluktan başka bir şey değildi. Manisa'daki 18,000 binadan sadece 500'ü ayakta kalmıştı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türklere yönelik en büyük katliam olan Yalova Katliamı'nda Ermenilerin, Rumların ve Çerkeslerin, Yunan ordusu ile işbirliği yaptığı görüldü. Orhangazi, Yenişehir ve Armutlu katliam sırasında yakıldı. Armutlu'da kadınlara tecavüz uğramıştı. Ölü sayısı 5,500-9,900 olarak kayıtlara geçmişti. Aydın, Karatepe köyünde, köy Yunanlar tarafından kuşatıldıktan sonra tüm sakinler camiye konuldu ve cami yakıldı. Ateşten kaçmayı başaran az sayıda kişi vuruldu. Toplam 385 kişi öldürüldü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yunan ordusu, Bilecik kasabası geri çekilen yakıldı. 208 kişi öldürüldü. İzmit'te, çoğunlukla erkeklerden oluşan 300 kadar kadar sivil Yunan ordusu tarafından idam edildi. Salihli Yunan ordusu tarafından ateşe verildi. 100 kız tecavüz etmek için kaçırıldı. Turgutlu kasabası Yunanlar tarafından ateşe verildi 1.000 kadar kişi,öldürüldü.&nbsp; Uşak'ta 200, Alaşehir'de 3000 kişi yanarak öldü. 1922 Manisa yangını boyunca 3500 kişi yanarak ölürken, 855 kişi Yunan askerleri tarafından vurularak öldürüldü. 300 kız tecavüz edilmek için kaçırıldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Türk Bağımsızlık Savaşı boyunca 640,000 Türk sivilin Yunan ordusu tarafından öldürürülmüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tabiki yıllar sonra içimizden (her milletin içinde bu tip insanlar ve onların taraftarları olacaktır) keşke yunan kazansaydı diyen acayip tipler çıktığı gibi, Rum Sındığı Savaşı’nı kazananlara, kutlu direnişi sürdürdükleri 3 yıl boyunca her fırsatta “<strong><em>kudurmuş haydutlar</em></strong>”, “<strong><em>Yunan ordusu halifenin ordusudur, asıl kafası koparılacak mahlukat, Ankara’dadır</em></strong><em>”,Bunların “<strong>öldürülmesi caizdir, hatta dini vazifedir</strong>”&nbsp;</em>deyip, vatansever Denizli, Isparta, Uşak, Antalya, Sinop müftülerini görevden azleden<em>;&nbsp;</em>Ankara müftüsü için idam fermanı çıkaran, İzmir’deki Yunan Yüksek Komiserliği’ne,<em>&nbsp;“<strong>Mustafa Kemal’in pençesinden kurtarmak için Batı Anadolu’da özerk hükümet kuralım, yönetimin başında Hıristiyan vali bulunsun, ordusundan Yunan başkomutanı sorumlu olsun</strong>”&nbsp;</em>ve zafer sonrası yunana sığınıp, yunanistana kaçtıktan sonra<em>&nbsp;“..<strong>Ben de ayniyle red edip Türk’ü,&nbsp;Tövbe yarabbi tövbe Türklüğüme,&nbsp;Beni Türk milletinden ad etme</strong>…<a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftn4" name="x__ftnref4" title="#x__ftn4"><strong>[4]</strong></a></em>”, diyen Şeyhülislâmlar vardı bu ülkede.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün de bu tip ruhlar ve bedenler aramızda dolaşmakta. Ama ayrıca aramızda Allah’tan</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sultan I. Murat’ın, Hacı İlbey’in, Kazım Karabekir’in, Ali Fuat Cebesoy’un, Rıfat Börekçi’nin, Reşad Çiğiltepe’nin, Mustafa Kemal’in</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ruhu da dolaşmakta…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeter mi, yetmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kahraman ruhların hayat bulmuş evlatları da, namertlere karşı siper etmiş göğsünü beklemekte…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olurda gelirseniz, geldiğiniz gibi hempalarınızı da koltuğunuzun altına alıp gidersiniz…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref1" name="x__ftn1" title="#x__ftnref1">[1]</a>&nbsp;Türkün Ateşle İmtihanı,1998, s. 279-280.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref2" name="x__ftn2" title="#x__ftnref2">[2]</a>&nbsp;Atay, Falih Rıfkı, Çankaya. İstanbul, 1984,s.&nbsp;331.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref3" name="x__ftn3" title="#x__ftnref3">[3]</a>&nbsp;Gürsoy Solmaz, Yaşayanların Dilinden: Erzurum, Sarıkamış, Kars'ta Ermeni Zulmü, 1918-1920,Yüzüncü Yıl Üniversitesi, 1995.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://outlook.live.com/mail/0/inbox/id/AAkALgAAAAAAHYQDEapmEc2byACqAC%2FEWg0AlCRMh5t13kuN%2B2vRGMLmpwAJdxOgmAAA#x__ftnref4" name="x__ftn4" title="#x__ftnref4">[4]</a>&nbsp;İskeçe, 1 Temmuz 1927</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 28 Aug 2026 08:24:48 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/dunyayi-degistirmek-7951</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/dunyayi-degistirmek-7951</guid>
                <description><![CDATA[DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DÜNYAYI DEĞİŞTİRMEK</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyayı değiştirmek için her zaman büyük işler yapmamız gerekmez.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazen bir insanın kalbine dokunan güzel bir söz, umudunu kaybetmiş birine verilen destek ya da karşılık beklemeden yapılan küçük bir iyilik yeter.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asıl mesele, hayatın içinde iyi kalabilmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kimseyi incitmeden yaşamak, dürüst olmak, merhameti ve vicdanı kaybetmemek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar küçük gibi görünür ama insanlığın en büyük değerleridir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü iyilik, bir insandan diğerine geçer. Bir gönülde başlayan güzellik, hiç ummadığımız kadar uzağa ulaşabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyayı değiştirmek istiyorsan önce kendinden başla.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İyi kal. Vicdanını koru. Bir insanın hayatına güzellik kat.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bazen bir insanın dünyasını değiştirmek, dünyanın değişmesi demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O halde çevremizden başlayarak hayatlara dokunalım, kolaylaştıralım, müjdeleyelim, umut verelim&nbsp; &nbsp;ve en önemlisi sevelim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 27 Aug 2026 17:53:15 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HAK SİZİ HÜR YARATMIŞKEN, HIRS SİZİ KÖR ETMESİN...</title>
                <category>Ali CEREN</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/hak-sizi-hur-yaratmisken-hirs-sizi-kor-etmesin-7950</link>
                <author>hataybstv@hotmail.com (Ali CEREN)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/hak-sizi-hur-yaratmisken-hirs-sizi-kor-etmesin-7950</guid>
                <description><![CDATA[HAK SİZİ HÜR YARATMIŞKEN, HIRS SİZİ KÖR ETMESİN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HAK SİZİ HÜR YARATMIŞKEN, HIRS SİZİ KÖR ETMESİN...</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay’a vaktini, servetini, ömrünü vakfetmiş olan Serdar Özyurt’a yakın olmamız neden bazılarını bu kadar rahatsız ediyor?</span></h2>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu gerçekten anlamakta zorlanıyoruz.<br />
Biz, Serdar Özyurt’un bu kente, bu ülkeye ve bu millete bağlılığına inandığımız için kendisini kamuoyuna anlattık. Hatay’a yaptığı yatırımları, memleket için attığı adımları, istihdam oluşturan çalışmalarını ve kent adına ortaya koyduğu projeleri haberleştirdik. Bir iş insanının memleketine yaptığı katkıları kamuoyuna duyurmak gazetecilik değil midir?<br />
Serdar Özyurt’u tanıyoruz. Kendisiyle görüştük, aynı sofraya oturduk, çayını içtik, sohbet ettik. Yaptığı çalışmaları yerinde gördük ve haberleştirdik. Bundan da hiçbir zaman utanmadık, saklamadık.<br />
Peki şimdi soruyoruz:<br />
Bizim Serdar Özyurt’a yakın olmamız kimleri, neden bu kadar rahatsız etti?<br />
Bir insanın vatanına ve milletine bağlı olduğunu düşünmek, yaptığı hizmetleri takdir etmek, Hatay için attığı olumlu adımları haber yapmak neden birilerinin gözüne batıyor?<br />
Biz gazeteciyiz. İnsanlarla tanışırız, görüşürüz, dinleriz, takip ederiz ve kamuoyuna aktarırız. Bazen bir siyasetçinin, bazen bir bürokratın, bazen bir esnafın, bazen de bir iş insanının yanında oluruz. Bu, gazeteciliğin doğasında vardır.<br />
Serdar Özyurt’un yaptığı her işin doğru olduğunu söylemek başka bir şeydir, kendisinin Hatay için yaptığı çalışmaları haberleştirmek başka bir şeydir.<br />
Bugün hakkında bir soruşturma veya yakalama kararı bulunması, dün yaptığı ve kamuoyuna açık olan çalışmaların haberleştirilmesini suç haline getirmez.<br />
Kaldı ki biz hiç kimsenin mahkemesi değiliz.<br />
Bir insan hakkında suç isnadı varsa bunun muhatabı yargıdır. Suçluluğu kesinleşmeden hiç kimseyi suçlu ilan etmediğimiz gibi, onunla görüşen, haberini yapan veya kendisini destekleyen gazetecileri de töhmet altında bırakmanın doğru olmadığını düşünüyoruz.<br />
Biz ne yediysek, ne içtiysek, ne aldıysak açıkça söylüyoruz.<br />
Gizlimiz saklımız yok.<br />
Serdar Özyurt’un suçlu olduğuna inanmıyoruz. Ancak yarın yüce devletimiz tarafından yürütülen yargılama sonucunda kendisi hakkında kesinleşmiş bir suçluluk hükmü ortaya çıkarsa, elbette hukuk önünde herkes gibi bunun gereği yapılır.<br />
Hatta söylüyoruz:<br />
Serdar Özyurt Bey’le ne yediysek, ne içtiysek, ne aldıysak; suçluluğu hukuk önünde kesinleşirse, bunun hesabını vermeye de hazırız.<br />
Gerekirse Cumhuriyet Savcılığına gider, bildiğimiz ne varsa anlatırız. Kimle ne zaman görüştüğümüzü, hangi haberleri neden yaptığımızı, hangi çalışmalarını kamuoyuna duyurduğumuzu açıkça ortaya koyarız.<br />
Bizim korkumuz yok.<br />
Ama bizim de bir sorumuz var:<br />
Dün ekmeğini yediğiniz, çayını içtiğiniz, haberini yaptığınız bir insan bugün neden hedef haline geldi?<br />
Dün kapısını çalmak normaldi de bugün onunla görüşmüş olmak neden suçmuş gibi gösteriliyor?<br />
Yoksa mesele Serdar Özyurt değil de, onunla yakın olan gazeteciler mi?<br />
Eğer mesele buysa, kusura bakmayın.<br />
Biz kiminle görüşeceğimize, kimin haberini yapacağımıza ve Hatay için yapılan hangi çalışmayı kamuoyuna taşıyacağımıza kendimiz karar veririz.<br />
Kimsenin kuyruğuna basmadık. Kimsenin hakkına girmedik. Kimsenin kalemini kiralamadık.<br />
Hatay’a hizmet eden, bu ülkeye yatırım yapan ve vatanına bağlı olduğunu ifade eden bir insanın çalışmalarını kamuoyuna duyurduk.<br />
Bundan neden rahatsız olunduğunu hâlâ anlayabilmiş değiliz.<br />
Belli ki mesele bizim Serdar Özyurt’a yakın olmamız değil...<br />
Hak sizi hür yaratmışken, hırs sizi kör etmesin.<br />
Varsa söyleyeceğiniz bir söz, söyleyin.<br />
Varsa bir iddianız, ortaya koyun.<br />
Ama gazetecilik yapan insanları, sırf bir iş insanıyla görüştü veya onun çalışmalarını haberleştirdi diye hedef göstermekten vazgeçin.<br />
Çünkü biz buradayız.<br />
Ve yaptığımız haberlerin de, kurduğumuz ilişkilerin de, attığımız imzaların da arkasındayız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ne demiş beyinsizin biri gazetecilerle çekilen fotoğraflar yeniden gündemde bu doğrudan doğruya yargıya müdahil olmak ve yönlendirmektir savcılığa suç duyurusunda bulundum bu konuyla alakalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ha birde dün yanında olanlar bugün neden susuyormuş muş bu yazım sana ve siz kasıntılara en iyi cevaptır saygılarımla...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kalın SAĞ'lıcakla...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 26 Aug 2026 13:16:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/3a5e62a7b491bb37414aaf25ec22e24a.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İsrail, Türkiye&#039;ye Bulaşma İyi Düşün</title>
                <category>Mustafa Aldıç</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/israil-turkiyeye-bulasma-iyi-dusun-7949</link>
                <author>aldcmstf@gmail.com (Mustafa Aldıç)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/israil-turkiyeye-bulasma-iyi-dusun-7949</guid>
                <description><![CDATA[İsrail, Türkiye'ye Bulaşma İyi Düşün]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h2><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail, Türkiye'ye Bulaşma İyi Düşün</span></strong></h2>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail’in Suriye’de attığı son adımlar artık Türkiye açısından sıradan bir gelişme olarak görülemez. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ebu Zuhur saldırısının ardından Ankara’nın tepkisi net oldu; Türkiye, İsrail’in Suriye’nin toprak bütünlüğünü ihlal eden saldırılarını kınadı. Üstelik ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da İsrail’in hamlesinin Türkiye ile ciddi bir çatışma riskini beraberinde getirdiğine dikkat çekti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail’e buradan açık bir mesaj vermek gerekiyor: Türkiye senin üzerinde hesap yapabileceğin, istediğin zaman karşısına geçip tehdit edebileceğin bir ülke değildir. Türkiye savaş aramıyor, kimsenin toprağında gözü yok. Ama Türkiye’nin sabrını zayıflık olarak görmek büyük bir hata olur. Dünyanın farklı yerlerinden gelen değerlendirmelerde bile Türkiye ile doğrudan bir çatışmanın ne kadar tehlikeli olabileceği vurgulanıyor. Nitekim Barrack, Türkiye’nin güçlü bir ordu ve hava kuvvetlerine sahip olduğunu, yanlış hesaplamaların ciddi sonuçlar doğurabileceğini söyledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsrail şunu iyi anlamalı: Türkiye’ye kafa tutmak kolay değildir. Türkiye barıştan yana olabilir ama gerektiğinde kendi güvenliğini ve çıkarlarını koruyacak güce de sahiptir. Bize bulaşmadan önce iyi düşünün. Çünkü Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışmak, yalnızca yeni bir kriz değil, İsrail’in hiç istemeyeceği sonuçları da beraberinde getirebilir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim isteğimiz savaş değil; ama Türkiye’ye karşı atılacak her adımın bir karşılığı olduğunu herkes bilmelidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 15:37:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/05/mustafa-aldic-1748429048.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOK DOĞRU BİR KARAR, KUTLUYORUM</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/cok-dogru-bir-karar-kutluyorum-7948</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/cok-dogru-bir-karar-kutluyorum-7948</guid>
                <description><![CDATA[ÇOK DOĞRU BİR KARAR, KUTLUYORUM]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="margin-left:142px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>ÇOK DOĞRU BİR KARAR, KUTLUYORUM</strong></span></span></p>

<p style="margin-left:142px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:142px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; ŞEMSETTİN GÜNAY</strong></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk değişik bir başkan.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öncelikle en muhalifleri bile başkanın taraflı veya partizan hizmetler yaptığını söyleyemiyor. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mevcut 15 belediye başkanı sorunları için başkanın kapısını çaldıklarında ilgiyle dinleniyor, dikkate alınıyor ve yapılabilecek ne varsa yapılmaya çalışılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Başkanların hangi partiden olduğuna bakılmaksızın hizmetler götürülüyor, çalışmalar başlatılıyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabi unutulmaması gereken en önemli şey Mehmet Öntürk’ün yüzde 85’i yıkılmış, alt yapısı çökmüş bir ile başkan olması. Gelirleri yok denecek kadar az ve kısıtlı. Hatsu su paralarını bile toplamaya başlayalı daha çok az bir zaman oldu.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Tabela vergileri toplanamıyor, halkının büyük bir çoğunluğu halen konteynerlerde yaşayan insanlardan gelir elde edilemiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama her taraf alt yapıya muhtaç, tüm yollar yeniden yapılmaya muhtaç. İhtiyaçlar diğer illere nazaran birkaç kat daha fazla. Yollardan, alt yapılardan şikayetler kesilmiyor. Herşey adeta sıfırdan yapılması gerekiyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mehmet Öntürk zaman zaman halkın karşısına geçiyor tüm samimiyetiyle sorunları dinliyor, bürokratlarına hemen gerekli talimatları veriyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Şow yapma gereği duymuyor Öntürk. Sürekli olarak sahici, kendi gibi olan bir insanla karşı karşıya olduğunuzu görüyorsunuz, bu da insanlara güven telkin ediyor.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunları neden söyleme gereği duydum.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Mehmet Öntürk geçenlerde meclise bir teklifle geldi. Kardeş şehir ilan ettiği İdlip ve Lazkiye belediyelerine ikişer araç hibe etmeyi önerdi ve meclis oy çokluğuyla bu teklifi kabul etti.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hibe edilen araçlar 7-8 yaşlarında hizmet araçları. Bunların envanterden çıkarılması ne büyükşehir için bir zafiyet oluşturur ne de hizmetleri aksatır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ancak kardeş ülke Suriye’de bizlere karşı halkın sempatisini artırırken, kardeşlik bağlarını da güçlendirir. Bu araçlar makam aracı değil hizmet aracıdır ve o beldelerin halkına hizmet eder. Hayatlarını kolaylaştırır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yıkılmış kentlerinin, yollarının yapılmasına yardımcı olur.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama bir de bakıyoruz ki bir takım azınlık çığırtkanlar çığlık çığlığa bunu eleştirmek için birbirleriyle yarışıyorlar.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Nasıl geçmişte terör listesinde olan Şara’ya bu yardım yapılırmış. Terörün merkezi İdlip’e bu vasıtalar nasıl verilirmiş.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Öncelikle beyler, bir şeyi yerli yerine oturtalım. </span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Verilen araçlar yöneticilere makam aracı olarak değil halka hizmet aracı olarak hibe edilmiştir. Bu araçlar İdlip ve Lazkiye sakinlerinin hayatını kolaylaştırmak amacıyla hibe edilmiş, Oraların halkının hizmetine sunulmuştur. Siz neye karşı çıkıyorsunuz?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kardeş şehir ilan edilen İdlip ve Lazkiye sakinlerine hizmet verilmemesini mi savunuyorsunuz.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkincisi bir milyon insanın öldürüldüğü, varil bombalarıyla katledildiği, sydneya hapishanelerinde ve diğer hapishanelerde binlerce insanın işkenceden geçirildiği 7 milyon Suriyelinin ülkelerini terketmek zorunda kalıp mülteci durumuna düştüğü bir ülkede rejim terörist değil ama buna karşı çıkanlar terörist, öyle mi?</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; O zamanlar bu yaftayı kim yapıştırıyordu, rejim ve ABD…</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Aynı ABD bugün Ahmet Şara’yı beyaz sarayda ağırlıyor, Suriyeyi “teröre destek veren ülke” konumundan çıkarıyorsa, aynı Şara birçok Avrupa ülkesinde ve Rusya’da devlet başkanı sıfatıyla karşılanıyorsa “terörist” yaftasının ne kadar göreceli olduğunu varın siz düşünün.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ama bizim çığırtkanlarımız halen tarihin çok geri planında kaldığını göstermekten çekinmiyorlar. Tarih geçmişte terörist damgası yemiş ancak daha sonraları devlet başkanı olmuş bir hayli insana tanıklık ediyor. Yaser Arafat’ta bunlardan biridir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Söyleyeceğim o ki Mehmet Öntürk çok doğru bir karar vermiş, kardeşliğimizi perçinlemiştir.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kutluyorum. </span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">25.08.2026</span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 13:41:17 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/turkiye-israil-geriliminde-yeni-esik-suriye-askeri-denge-ve-sicak-catisma-ihtimali-7947</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/turkiye-israil-geriliminde-yeni-esik-suriye-askeri-denge-ve-sicak-catisma-ihtimali-7947</guid>
                <description><![CDATA[Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Türkiye–İsrail Geriliminde Yeni Eşik: Suriye, Askerî Denge ve Sıcak Çatışma İhtimali</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Bilgi kesim tarihi: 25 Ağustos 2026</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-İsrail ilişkileri, Gazze savaşı sonrasında Suriye merkezli stratejik rekabetin belirginleşmesiyle yeni bir aşamaya girmiştir. İsrail’in Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’ne yönelik saldırısı, Türkiye’nin Suriye’de artan askerî ve siyasi etkisi ile İsrail’in güvenlik önceliklerinin doğrudan temas edebileceğini göstermiştir. Çalışmada iki ülkenin askerî kapasitesi; ABD ve NATO faktörü, Şuşa Beyannamesi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İsrail-Yunanistan-GKRY yakınlaşması, Mısır ve Körfez ülkeleri ile Rusya’nın muhtemel tutumu çerçevesinde değerlendirilmektedir. Mevcut koşullarda planlanmış ve geniş çaplı bir Türkiye-İsrail savaşı düşük ihtimalli görünmekle birlikte, Suriye’de Türk personelinin hedef alınması veya yanlış hesaplamaya dayalı bir askerî olay karşılıklı misillemeleri tetikleyebilir. Bu nedenle asıl risk, tarafların bilinçli biçimde savaş aramasından çok, Suriye’de daralan stratejik mesafenin kontrol edilmesi güç bir tırmanmaya dönüşmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Türkiye-İsrail ilişkileri, Suriye, askerî denge, bölgesel güvenlik, sıcak çatışma.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Abstract</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Israel relations have entered a new phase as strategic rivalry centred on Syria has become increasingly pronounced following the Gaza war. Israel’s strike on the Abu al-Duhur Military Airbase demonstrated that Türkiye’s growing military and political influence in Syria and Israel’s security priorities may increasingly come into direct contact. This study examines the military capabilities of both countries together with the roles of the United States and NATO, the Shusha Declaration, the Mecca Joint Defence Agreement, Israel’s growing cooperation with Greece and the Greek Cypriot Administration, as well as the possible positions of Egypt, the Gulf states and Russia. Under current conditions, a planned and large-scale Türkiye-Israel war remains unlikely. However, an attack involving Turkish personnel in Syria or a military incident caused by miscalculation could trigger a cycle of retaliation. The principal risk, therefore, lies not in a deliberate decision by either side to seek war, but in the possibility that the narrowing strategic distance in Syria could evolve into an uncontrollable military escalation.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Keywords: Türkiye-Israel relations, Syria, military balance, regional security, armed conflict.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Giriş</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İsrail arasındaki ilişkiler, Gazze savaşı sonrasında sertleşen siyasi söylemin ötesine geçerek Suriye, Doğu Akdeniz ve bölgesel güvenlik mimarisi üzerinden stratejik rekabete dönüşmektedir. İsrail’in 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması bu gerilimin yeni bir eşiğe ulaştığını göstermiştir. İsrail, Suriye’nin üsse Türk askerî unsurlarının konuşlanmasına izin vermek üzere olduğunu ileri sürerken Türkiye bu iddiayı reddetmiş; Suriye yönetimi de bölgede kalıcı Türk üssü veya kuvvet konuşlandırılması planlanmadığını açıklamıştır.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Artık mesele yalnız Gazze ve Filistin üzerinden okunabilecek diplomatik bir ihtilaf değildir. Türkiye’nin Şam yönetimiyle geliştirdiği askerî eğitim ve savunma iş birliği ile İsrail’in Suriye’de kendi güvenlik alanını askerî tedbirlerle genişletme yaklaşımı, iki ülkenin stratejik etki alanlarını birbirine yaklaştırmaktadır. Bu nedenle “Türkiye ile İsrail arasında sıcak savaş çıkar mı?” sorusu; askerî kapasitenin yanı sıra Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve NATO (North Atlantic Treaty Organization/Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü), Şuşa Beyannamesi, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, İsrail-Yunanistan- Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY) yakınlaşması, Mısır ve Körfez ülkeleri ile Rusya faktörü birlikte değerlendirilerek cevaplandırılmalıdır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Suriye: Türkiye-İsrail Rekabetinin Yeni Temas Hattı</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur saldırısının önemi, üssün mevcut askerî kapasitesinden çok, hedef seçimine yüklenen anlamdan kaynaklanmaktadır. ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack, İsrail’in saldırı öncesinde Washington’u bilgilendirmediğini ve olayın Türkiye ile doğrudan askerî tırmanmaya yol açabilecek kadar tehlikeli olduğunu belirtmiş; saldırının Türkiye’yi askerî karşılığa çekme amacı taşıyabileceği ihtimalini de gündeme getirmiştir.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington bu nedenle Türkiye, İsrail ve Suriye arasında yanlış hesaplamaları önleyecek daha kurumsal bir çatışmasızlık mekanizması üzerinde çalışmaktadır.[3] 23 Ağustos 2026’da Ürdün’de ABD arabuluculuğunda yapılan Suriye-İsrail görüşmelerinde de İsrail saldırılarının durdurulması, Türkiye-İsrail geriliminin Suriye’ye yansımaması, İsrail’in 8 Aralık 2024 öncesi hatlara çekilmesi ve 1974 Kuvvetlerin Ayrıştırılması Anlaşması’nın yeniden uygulanması ele alınmıştır.[4] Ancak İsrail güçlerinin 23–24 Ağustos 2026 günlerinde Kuneytra ve Dera kırsalındaki hareketliliği, diplomatik arayışlara rağmen sahadaki gerilimin sürdüğünü göstermektedir.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından diğer önemli gelişme, Ankara’nın PKK’nın Suriye uzantısı olarak değerlendirdiği PYD/YPG’nin ağırlığını oluşturduğu Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Şam yönetimiyle bütünleşme sürecidir. SDG lideri Mazlum Abdi, 20 Ağustos 2026’da askerî, güvenlik ve idarî kurumların Suriye devlet kurumlarıyla entegrasyonunun tamamlandığını açıklamıştır.[6] Bu sürecin fiilen tek devlet ve tek ordu yapısına dönüşmesi, Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü ve sınır güvenliği bakımından uzun süredir savunduğu yaklaşımın önemli ölçüde karşılanması anlamına gelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık İsrail, Türkiye’nin yeni Suriye yönetimi üzerindeki artan nüfuzunu kendi güvenlik perspektifinden farklı okumaktadır. ABD Kongre Araştırma Servisi (CRS), Türkiye-İsrail rekabetinin en görünür olduğu alanın Suriye olduğunu ve İsrail’in Ankara’nın artan etkisini dengelemeye çalıştığını değerlendirmektedir.[7] Türkiye’nin Şam yönetimiyle askerî ilişkileri resmî iş birliği çerçevesinde yürütülürken Ankara, İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarını ülkenin egemenliği ve toprak bütünlüğünün ihlali olarak nitelendirmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Suriye, iki ülkenin savaş istememesine rağmen askerî unsurlarının giderek yaklaştığı bir yanlış hesaplama sahasına dönüşmektedir. Asıl tehlike planlanmış bir savaştan ziyade, bir İsrail saldırısında Türk personelin hayatını kaybetmesi ve bunun karşılıklı misillemeleri tetiklemesidir; zira böyle bir gelişme Ankara üzerindeki askerî ve siyasi karşılık verme baskısını önemli ölçüde artıracaktır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Askerî Denge: İki Farklı Güç Modeli</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İsrail’in askerî gücünü yalnız sayısal büyüklük üzerinden karşılaştırmak yanıltıcıdır. İsrail; ileri teknolojiye dayalı hava gücü, istihbarat, elektronik harp, hassas vuruş kabiliyeti ve çok katmanlı hava-füze savunmasında önemli üstünlüklere sahiptir. CRS’ye göre İsrail 50 F-35 işletmekte, 25 ilave uçağın teslimatını beklemektedir.[9]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ise stratejik derinlik, nüfus, kuvvet hacmi ve savunma sanayii altyapısı bakımından farklı avantajlara sahiptir. CRS, Türkiye’yi NATO içindeki ikinci büyük askerî kuvvet olarak tanımlamakta ve Ankara’nın dış politika kapasitesinin büyüyen millî savunma sanayiiyle desteklendiğini belirtmektedir.[10] İnsansız sistemler, elektronik harp, füze-mühimmat, kara ve deniz platformlarındaki millî üretim kapasitesi özellikle uzun süreli krizlerde önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Stockholm International Peace Research Institute’e (SIPRI) göre İsrail’in 2025 askerî harcaması yaklaşık 48,3 milyar dolar ve Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’sının (GSYH) yüzde 7,8’i; Türkiye’nin harcaması ise yaklaşık 30 milyar dolar ve GSYH’sinin yüzde 1,9’udur. Türkiye’deki artışta yerli savunma sanayiine yapılan yatırımlar belirleyici unsurlardan biridir.[11]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla doğru soru “hangi ülke daha güçlü?” değil, “hangi ülke hangi çatışma türünde daha avantajlıdır?” olmalıdır. Kısa süreli ve hava gücü merkezli bir harekâtta İsrail’in niteliksel avantajları öne çıkarken, uzun süreli ve kaynak tüketen bir çatışmada Türkiye’nin stratejik derinliği ve üretim kapasitesi daha belirleyici hâle gelebilir. Her iki durumda da kolay ve düşük maliyetli bir zafer gerçekçi değildir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">ABD ve NATO: Denklemin En Kritik Unsuru</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Olası Türkiye-İsrail çatışmasının en karmaşık aktörü ABD’dir. Washington ile İsrail arasında uzun süredir güçlü askerî ilişkiler bulunmaktadır. 2016 tarihli mutabakat, 2019-2028 döneminde İsrail’e yıllık 3,3 milyar dolar dış askerî finansman ve 500 milyon dolar füze savunma desteği öngörmektedir.[12] İsrail’in niteliksel askerî üstünlüğünün korunması da Amerikan güvenlik politikasının yerleşik unsurlarından biridir.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Türkiye 1952’den beri NATO üyesidir ve Karadeniz’den Orta Doğu’ya uzanan geniş bir stratejik coğrafyada önemli askerî kapasiteye sahiptir. Bu nedenle Türkiye-İsrail savaşı Washington açısından yalnız iki ortak arasında tercih değil, daha geniş bir NATO ve bölgesel güvenlik krizi anlamına gelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NATO’nun 5. maddesi bir müttefike yönelik silahlı saldırının tüm müttefiklere yapılmış sayılmasını öngörür; ancak her devlet yardımın niteliğini gerekli gördüğü şekilde belirler.[14] Ayrıca 6. madde coğrafi kapsamı düzenlemektedir.[15] Dolayısıyla Suriye’deki bir Türk birliğinin vurulmasıyla Türkiye topraklarının doğrudan hedef alınması aynı hukuki ve siyasi sonucu doğurmayabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington’un çatışmasızlık mekanizması arayışı da bu nedenle önemlidir. ABD’nin İsrail’in güvenliğine ilişkin taahhütleri devam ederken, NATO müttefiki Türkiye ile İsrail arasında kontrolsüz savaş çıkmasını önlemek için de güçlü nedenleri vardır. İlk tercihinin taraflardan birinin yanında savaşa girmekten çok çatışmayı önlemek olması beklenmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin 24 Ağustos 2026’da Suriye’yi 1979’dan beri bulunduğu “teröre destek veren devletler” listesinden çıkarması ve Nusra Cephesi/Heyet Tahrir eş-Şam’a ilişkin bazı yaptırım tanımlamalarını kaldırması da denklemi değiştirmektedir.[16] Washington’un yeni Suriye yönetiminin ekonomik ve kurumsal istikrarına verdiği önemin artması, Suriye sahasının Türkiye-İsrail çatışmasına dönüşmesini engellemeyi ABD açısından daha da önemli hâle getirmektedir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Şuşa Beyannamesi ve Mekke Anlaşması: Türkiye’nin Yeni Güvenlik Çevresi</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin dış güvenlik bağlantıları yalnız NATO’dan ibaret değildir. Türkiye ile Azerbaycan arasında 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi, taraflardan birinin bağımsızlığına, egemenliğine veya güvenliğine yönelik tehdit veya saldırı hâlinde derhâl istişareyi, gerekli yardımın kapsam ve biçiminin belirlenmesini ve askerî koordinasyonun sağlanmasını öngörmektedir.[17] Bu çerçevede Türkiye’ye yönelik açık bir devlet saldırısı, Azerbaycan bakımından yalnız diplomatik dayanışma gerektiren bir gelişme değil, müttefiklik ilişkisi kapsamında somut destek ve koordinasyonu gündeme getirecek ciddi bir güvenlik meselesi olacaktır. Yardımın yöntemi ve kapsamı tarafların ortak değerlendirmesiyle belirlenecek olmakla birlikte, Şuşa Beyannamesi Türkiye-Azerbaycan ilişkilerine güçlü bir karşılıklı güvenlik ve dayanışma zemini kazandırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bölgesel denklemi değiştiren diğer gelişme, 7 Ağustos 2026’da Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşmasıdır. Anlaşma, taraflardan birine yönelik silahlı saldırının üçüne yapılmış sayılmasını öngörmekte ve Birleşmiş Milletler (BM) Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkını teyit etmektedir.[18] Açıklanan uygulama çerçevesinde siyasi-askerî koordinasyon, ortak tatbikatlar, hava savunması, insansız sistemler, elektronik harp, yapay zekâ ve savunma sanayii iş birliği planlanmaktadır.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Mekke Anlaşması henüz NATO’nun onlarca yıllık entegre komuta yapısına sahip değildir; Pakistan’ın nükleer kapasitesi de Türkiye için ilan edilmiş otomatik bir “nükleer şemsiye” anlamına gelmemektedir. Asıl stratejik sonuç, Türkiye’nin güvenliğinin artık yalnız NATO üyeliği üzerinden okunamayacak çok katmanlı bir yapıya kavuşmasıdır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Mısır ve Körfez Ülkeleri</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara, Mekke Anlaşması’nın genişlemeye açık olduğunu belirtmiş ve Mısır’ı potansiyel üyeler arasında zikretmiştir.[20] Kahire ise hukuki, anayasal ve teknik boyutları değerlendirdiğini açıklamıştır.[21] Bununla birlikte Mısır’ın olası bir Türkiye-İsrail savaşında doğrudan askerî taraf olacağını ileri sürmek için yeterli dayanak bulunmamaktadır. Mısır ve diğer Körfez ülkelerinden siyasi, diplomatik, ekonomik ve lojistik destek görülmesi, doğrudan askerî katılımdan daha olasıdır.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">İsrail’in Yunanistan ve GKRY Kartı</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in Yunanistan ve GKRY ile askerî yakınlaşması Ankara açısından dikkatle izlenmelidir. Üç taraf 2026 boyunca Doğu Akdeniz’de ortak tatbikatları ve askerî-istihbarî iş birliğini artırma kararı almış,[22] Yunanistan da Temmuz 2026’da yaklaşık 3,5 milyar avroluk İsrail yapımı hava savunma sistemi alımını onaylamıştır.[23]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeler Doğu Akdeniz güvenlik mimarisinde İsrail-Yunanistan-GKRY yakınlaşmasının askerî boyut kazandığını göstermektedir. Ancak Yunanistan ve Türkiye’nin aynı zamanda NATO müttefiki olduğu unutulmamalıdır. İsrail’e diplomatik, istihbarî veya lojistik kolaylık sağlanmasıyla Türkiye’ye karşı doğrudan savaşa katılmak aynı şey değildir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Rusya Türkiye’nin Yanında Yer Alır mı?</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Rusya ilişkileri iş birliği ve rekabetin birlikte yürüdüğü karmaşık bir yapıya sahiptir. Rusya’nın 15 Ağustos 2026’da Türkiye’de bulunan bazı ABD menşeli mühimmatın Ukrayna’ya aktarılabileceği haberleri üzerine Ankara ve Washington’dan açıklama istemesi ve bunun ikili ilişkilere “ciddi zarar” vereceğini bildirmesi bu kırılganlığı göstermektedir.[24]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Moskova, İsrail’in bölgesel askerî hareketliliğinden rahatsız olsa da Türkiye’nin Suriye, Kafkasya, Karadeniz ve Orta Asya’daki güç artışını da dikkatle izlemektedir. Bu nedenle olası bir Türkiye-İsrail krizinde doğrudan Ankara’nın yanında savaşa girmekten çok, diplomatik manevra alanını ve stratejik kazancını artırmaya çalışması daha muhtemeldir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sıcak Savaş Gerçekten Mümkün mü?</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugünkü şartlarda Türkiye ile İsrail arasında planlanmış ve uzun süreli savaş ana senaryo değildir. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Sa’ar da 22 Ağustos 2026’da Türkiye ile gerilimi tırmandırmak istemediklerini ve diplomatik çözümü tercih ettiklerini açıklamış; buna karşılık Suriye’de Türk askerî üslerinin kurulmasını kabul etmeyeceklerini belirtmiştir.[25] İsrail böylece savaştan kaçınma iradesiyle birlikte kendi kırmızı çizgisini de ilan etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara’nın açıklamaları ise diplomasi ile caydırıcılığı birlikte yürütme eğilimini göstermektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 8 Ağustos2026’da “Biz İsrail’in stratejilerini çok iyi biliyoruz” diyerek İsrail’in yeni provokasyon ve oyunbozanlık girişimlerine karşı hazırlıklı olunması gerektiğine dikkat çekmiştir.[26] Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Mekke Anlaşması’nın amacını caydırıcılık ve bölgesel istikrar olarak açıklamış; 18 Ağustos 2026’da ABD Başkanı Donald Trump ile görüşmesinde bölgesel sorunlarda diplomasiye azami ölçüde başvurulması gerektiğini vurgulamıştır.[27]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna rağmen düşük ihtimal sıfır ihtimal değildir. Ebu Zuhur saldırısından sonra Washington’un Türkiye-İsrail askerî karşılaşması riskini açık biçimde gündeme getirmesi[28] ve çatışmasızlık mekanizması kurmaya çalışması[29] bu tehlikenin artık teorik olmadığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">En riskli senaryo İsrail’in Suriye’de Türk personelinin bulunduğu bir tesisi vurması ve can kaybına yol açmasıdır. Ankara’nın vereceği karşılık İsrail misillemesini, bunun ardından daha kapsamlı bir Türk cevabını tetikleyebilir. Böylece tarafların başlangıçta planlamadığı sınırlı bir olay, kontrol edilmesi güç bir tırmanma sürecine dönüşebilir.</span></span></p>

<h2><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:16pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sonuç</span></strong></span></span></span></h2>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-İsrail gerilimi, Gazze merkezli siyasi ayrışmanın ötesine geçerek Suriye’de stratejik çıkarların karşı karşıya geldiği yeni bir aşamaya ulaşmıştır. Türkiye’nin Suriye’nin toprak bütünlüğü, merkezi otoritesi ve sınır güvenliğini esas alan yaklaşımı ile İsrail’in Türkiye’nin artan askerî ve siyasi etkisini sınırlandırma politikası arasındaki mesafe daralmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Geniş çaplı ve planlanmış savaş hâlen düşük ihtimallidir. Ancak Ebu Zuhur saldırısı, yanlış hesaplama veya Türk personelinin hedef olması hâlinde iki ülkenin istemedikleri bir tırmanma sürecine sürüklenebileceğini göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından öncelik; askerî caydırıcılığı diplomatik meşruiyet, savunma sanayii kapasitesi, Şam ile koordinasyon ve çok katmanlı güvenlik ilişkileriyle birlikte yönetmek olmalıdır. Suriye’de işleyen ve doğrudan iletişime imkân veren bir çatışmasızlık mekanizmasının oluşturulması da askerî caydırıcılığın zayıflaması değil, yanlış hesaplama riskinin azaltılması anlamına gelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son tahlilde Türkiye-İsrail gerilimindeki temel tehlike, tarafların bilinçli biçimde savaş aramasından çok, Suriye’de daralan stratejik mesafenin bir yanlış hesabı sıcak çatışmaya dönüştürme ihtimalidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ:</span></strong><span style="font-size:8.0pt"> Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Reuters, “<em>Israel and Turkey Step Up Warnings over Syria after Airbase Bombing</em>”, 20.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/2" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, “<em>Suriye’de Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne Gerçekleştirilen Saldırı Hk.”, No: 160</em>, 18.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/3" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/no_-160_-suriye-de-ebu-zuhur-askeri-ussu-ne-gerceklestirilen-saldiri-hk.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Associated Press, “<em>A US Envoy Says Israel Did Not Give a Warning to the US Ahead of a Recent Syria Air Strike</em>”, 22.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/4" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/barrack-air-base-syria-turkey-israel-7c77c4dc90fd8aa1e87c85abc287b6fb</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Reuters, “<em>US Working on Deconfliction Mechanism among Turkey, Israel and Syria, US Envoy Says</em>”, 18.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/5" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/us-working-deconfliction-mechanism-among-turkey-israel-syria-us-envoy-says-2026-08-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Feras Dalatey, “Syria, Israel hold US-mediated talks to ease tensions, Syria news agency says”, Reuters, 24.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-israel-hold-us-mediated-talks-ease-tensions-syria-news-agency-says-2026-08-23/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-israel-hold-us-mediated-talks-ease-tensions-syria-news-agency-says-2026-08-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Lina Altawell, “Israeli forces raid southern Syria day after de-escalation meeting”, Anadolu Ajansı (AA), 24.08.2026. </span><a href="https://www.aa.com.tr/en/middle-east/israeli-forces-raid-southern-syria-day-after-de-escalation-meeting/4035535" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/en/middle-east/israeli-forces-raid-southern-syria-day-after-de-escalation-meeting/4035535</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Arab News/AFP, “<em>Syrian Kurds Announce Completion of Civil, Military Integration with Damascus</em>”, 20.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/6" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.arabnews.com/node/2655360/middle-east</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Turkey-Israel Tensions and Rivalry” ve “Syria and Broader Region” bölümleri. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/7" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Syria and Broader Region” bölümü. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/8" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Suriye’de Ebu Zuhur Askeri Hava Üssü’ne Gerçekleştirilen Saldırı Hk.”, No: 160, 18.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/9" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/no_-160_-suriye-de-ebu-zuhur-askeri-ussu-ne-gerceklestirilen-saldiri-hk.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “Military Balance: Israel and Greece” bölümü. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/10" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Congressional Research Service, <em>Turkey (Türkiye): Major Issues and U.S. Relations</em>, R44000, güncelleme 20.08.2026, “General Background” bölümü. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/11" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.everycrsreport.com/files/2026-08-20_R44000_5fd5c825150eed9e0d2b7493f99332cfe285fdd5.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Xiao Liang vd., <em>Trends in World Military Expenditure, 2025</em>, Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), Nisan 2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/12" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/sites/default/files/2026-04/2604_milex_2025.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] U.S. Department of State, “U.S. Security Cooperation with Israel”, 2019-2028 dönemi güvenlik yardımı mutabakatına ilişkin resmî bilgi. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/13" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://2021-2025.state.gov/u-s-security-cooperation-with-israel/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] U.S. Department of State, “Ten-Year Memorandum of Understanding Between the United States and Israel”, 01.10.2018. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/14" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://2017-2021.state.gov/ten-year-memorandum-of-understanding-between-the-united-states-and-israel/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] NATO, <em>The North Atlantic Treaty</em>, Madde 5. https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty (Erişim: 23.08.2026.) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] NATO, <em>The North Atlantic Treaty</em>, Madde 6. Bkz. Dipnot 14.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Reuters, “US Removes Syria from Terrorism Sponsor List, Lifting Major Investment Obstacle”, 24.08.2026. https://www.reuters.com/world/middle-east/us-removes-syrias-designation-state-sponsor-terrorism-2026-08-24 (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “<em>Şuşa Beyannamesi onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlandı</em>”, 23.03.2022. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/17" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/susa-beyannamesi-onaylanarak-resmi-gazetede-yayimlandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “<em>Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı</em>”, 07.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/18" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. “<em>Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan ‘Mekke Ortak Savunma Anlaşması’ mesajı</em>”, 07.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/19" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/cumhurbaskani-erdogandan-mekke-ortak-savunma-anlasmasi-mesaji</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Reuters, “<em>Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia</em>”, 13.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/20" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Reuters, “<em>Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia</em>”, 13.08.2026.&nbsp; Bkz. Dipnot 19.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] The National, “<em>Egypt Considering Legal Issues around Joining Latest Regional Defence Pact</em>”, 14.08.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/22" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.thenationalnews.com/news/mena/2026/08/14/egypt-considering-legal-issues-around-joining-latest-regional-defence-pact/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] Reuters, “<em>Greece, Israel and Cyprus to Step Up Joint Exercises in Eastern Mediterranean</em>”, 29.12.2025. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/23" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-israel-cyprus-step-up-joint-exercises-eastern-mediterranean-2025-12-29/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] Reuters, “<em>Greece to Buy $4 Billion Air Defence System from Israel</em>”, 23.07.2026. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/24" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[24] Reuters, “<em>Russia Seeks Explanation from US and Turkey over Reports of Possible Arms Transfer</em>”, 15.08.2026; Reuters metni için bkz. <em>The Moscow Times</em>. </span><a href="https://reference-url-citation.invalid/25" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.themoscowtimes.com/2026/08/15/russia-seeks-explanation-from-us-and-turkey-over-reports-of-possible-arms-transfer-a93505</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[25] The Times of Israel, “FM Sa’ar: Israel Has No Interest in Escalation with Turkey, but We Won’t Accept Turkish Bases in Syria”, 22.08.2026. </span><a href="https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/fm-saar-we-have-no-interest-in-escalation-with-turkey-but-we-wont-accept-turkish-bases-in-syria/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.timesofisrael.com/liveblog_entry/fm-saar-we-have-no-interest-in-escalation-with-turkey-but-we-wont-accept-turkish-bases-in-syria/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 25.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[26] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan’ın Anadolu Ajansı Editör Masası’na Verdiği Mülakat”, 08.08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-anadolu-ajansi-editor-masasi-na-verdigi-mulakat--8-agustos-2026.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-anadolu-ajansi-editor-masasi-na-verdigi-mulakat--8-agustos-2026.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[27] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan, Şarku’l Avsat’a konuştu: “Mekke Anlaşması caydırıcılığı güçlendiriyor ve hiçbir ülkeyi hedef almıyor” (El Şark el Evsat)”, 13.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/cumhurbaskani-erdogan-sarkul-avsata-konustu-mekke-anlasmasi-caydiriciligi-guclendiriyor-ve-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyor-el-sark-el-evsat" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/cumhurbaskani-erdogan-sarkul-avsata-konustu-mekke-anlasmasi-caydiriciligi-guclendiriyor-ve-hicbir-ulkeyi-hedef-almiyor-el-sark-el-evsat</span></a><span style="font-size:8.0pt"> Ayrıca bkz. T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD Başkanı Trump ile görüşmesine ilişkin açıklama”, 18.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-abd-baskani-trump-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama-18-08-26" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/Haberler/detay/cumhurbaskani-erdoganin-abd-baskani-trump-ile-gorusmesine-iliskin-aciklama-18-08-26</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim: 23.08.2026.)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[28] Associated Press, “<em>A US Envoy Says Israel Did Not Give a Warning to the US Ahead of a Recent Syria Air Strike</em>”, 22.08.2026. Bkz. Dipnot 2.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[29] Reuters, “<em>US Working on Deconfliction Mechanism among Turkey, Israel and Syria, US Envoy Says</em>”, 18.08.2026. Bkz. Dipnot 3.</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:14:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HİÇLİK MAKAMINDA BULDUM BEN BENİ</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/hiclik-makaminda-buldum-ben-beni-7946</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/hiclik-makaminda-buldum-ben-beni-7946</guid>
                <description><![CDATA[HİÇLİK MAKAMINDA BULDUM BEN BENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">HİÇLİK MAKAMINDA BULDUM BEN BENİ</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Göçmen kuşlarını rehber bilince<br />
Kelepir düşlerden aldım ben beni<br />
Anguttan, kumrudan ibret alınca<br />
Hüzünlü yıllardan çaldım ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Beni benden etti aşkın cılgası<br />
Beni benden saymaz benden başkası<br />
Mutluluk nedenim beylik halkası<br />
Gönlümün sultanı kıldım ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevdası kalbime edince nüfuz<br />
Gülistan Beyi’ni bildim kılavuz<br />
Ondan gayrı yollar kötü düpedüz<br />
Aşkın diyarına saldım ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nurseli’yim uzak durdum varlıktan<br />
İsyan eylemedim türlü darlıktan<br />
Mutluyum kandığım bahtiyarlıktan<br />
Hiçlik makamında buldum ben beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 11:13:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>TARİFSİZ BELGESELİ İZLEYİCİYLE BULUŞTU: AFRİKA’DAKİ SU MÜCADELESİNİ DÜNYAYA ANLATIYOR</title>
                <category>Aslıhan Toksoy</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/tarifsiz-belgeseli-izleyiciyle-bulustu-afrikadaki-su-mucadelesini-dunyaya-anlatiyor-7945</link>
                <author>aslihantokaslihan@gmail.com (Aslıhan Toksoy)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/tarifsiz-belgeseli-izleyiciyle-bulustu-afrikadaki-su-mucadelesini-dunyaya-anlatiyor-7945</guid>
                <description><![CDATA[TARİFSİZ BELGESELİ İZLEYİCİYLE BULUŞTU: AFRİKA’DAKİ SU MÜCADELESİNİ DÜNYAYA ANLATIYOR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>TARİFSİZ BELGESELİ İZLEYİCİYLE BULUŞTU: AFRİKA’DAKİ SU MÜCADELESİNİ DÜNYAYA ANLATIYOR</strong></h3>

<p><br />
&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;<strong> &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;Aslıhan Toksoy</strong></p>

<p><br />
Vuslat Derneği’nin Afrika’da gerçekleştirdiği insani yardım ve temiz su çalışmalarından hareketle hazırlanan “TARİFSİZ: Bugün İki Hayat Kurtuldu” belgeseli, YouTube’da izleyiciyle buluştu.</p>

<p>Belgesel, temiz suya ulaşmanın hâlâ milyonlarca insan için hayati bir mücadele olduğu gerçeğini çarpıcı görüntülerle gözler önüne seriyor.</p>

<p>Vuslat Sanat tarafından hazırlanan “TARİFSİZ: Bugün İki Hayat Kurtuldu”, Afrika’nın Çad bölgesinde temiz suya erişmek için verilen yaşam mücadelesini konu alıyor.</p>

<p>Vuslat Derneği’nin bölgede yürüttüğü insani yardım ve temiz su çalışmalarından hareketle çekilen belgesel; bir yudum temiz suyun dünyanın bazı coğrafyalarında ne denli büyük bir anlam taşıdığını izleyiciye sahadan gerçek hayatlar üzerinden aktarıyor.</p>

<p>Bir Yudum Suyun Peşindeki Hayatlar</p>

<p>Belgeselde, insanların günlük yaşamlarını sürdürebilmek için kilometrelerce yol kat etmek zorunda kaldığı, kimi zaman rengi ve kokusu değişmiş sağlıksız su kaynaklarına mecbur kaldığı şartlar gözler önüne seriliyor.</p>

<p>Ancak TARİFSİZ, yalnızca Afrika’daki susuzluğu anlatan bir yapım olmanın ötesine geçiyor. Belgesel, suya erişim meselesini insan onuru, yaşam hakkı ve gelecek üzerinden ele alırken dünyanın başka bir köşesinde yaşayan insanların bu tablo karşısındaki sorumluluğunu da sorguluyor.</p>

<p>Belgeselin merkezindeki soru ise izleyiciyi vicdanıyla baş başa bırakıyor:</p>

<p>“Bir başkasının hayatına dokunduğumuzda, önce kimin hayatı değişir? Suya kavuşanın mı, suyu ulaştıranın mı?”</p>

<p>“Bugün İki Hayat Kurtuldu”</p>

<p>Belgeselin taşıdığı mesaj, yapımın alt başlığında güçlü bir ifadeyle karşılık buluyor:</p>

<p>“Bugün iki hayat kurtuldu; biri suya kavuştu, diğeri vicdanına.”</p>

<p>Bu sözle TARİFSİZ, temiz suya ulaşan bir insanın hayatındaki değişimin yanı sıra yardım eli uzatan kişinin dünyasında başlayan vicdani dönüşüme de dikkat çekiyor.</p>

<p>Vuslat Sanat İmzasıyla Hazırlandı</p>

<p>Yapımını Vuslat Sanat’ın, saha çalışmalarını ise Vuslat Derneği’nin üstlendiği belgeselin yönetmen koltuğunda Abdullah Beyhan bulunuyor. Senaryo ve müzik çalışmaları Ayhan Özel tarafından gerçekleştirildi.</p>

<p>Projenin Ana İş Birliği Ortağı BOLERO, belgeselin insani mesajının ve sosyal etkisinin daha geniş kitlelere ulaştırılmasına katkı sağladı.</p>

<p>TARİFSİZ Artık YouTube’da</p>

<p>Afrika’da temiz suya ulaşmaya çalışan insanların hikâyesini rakamların ötesine taşıyarak insanın karşısına gerçek hayatlarla çıkaran TARİFSİZ, Vuslat Derneği’nin YouTube kanalı üzerinden izlenebiliyor.</p>

<p>Vuslat Derneği, belgeselle yalnızca izlenilecek bir hikâye anlatmayı değil; suyun olduğu bir dünyadan, suya ulaşamayan insanların dünyasına bakmayı ve izleyiciyi kendi vicdanında bir soruyla baş başa bırakmayı amaçlıyor:</p>

<p>Bir insanın hayatını değiştirmek için bazen gerçekten sadece bir damla yeter mi?</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 25 Aug 2026 10:57:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2022/10/aslihan-toksoy-1666702427.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebülfez Elçibey - Bir Şairin Yaptıkları</title>
                <category>Muhammet KEMALOĞLU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ebulfez-elcibey-bir-sairin-yaptiklari-7944</link>
                <author>muhammetkemaloglu@gmail.com (Muhammet KEMALOĞLU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ebulfez-elcibey-bir-sairin-yaptiklari-7944</guid>
                <description><![CDATA[Ebülfez Elçibey - Bir Şairin Yaptıkları]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Ebülfez Elçibey -&nbsp;</strong><strong>Bir Şairin Yaptıkları</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“Çok işkence gördüm, çok çektirdiler, hiçbirine yanmam da, Atatürk rozeti vardı yakamda, onu aldılar elimden, ona yanarım”.</strong>&nbsp;Ebülfez Elçibey</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saki, getür, getür yine dünki şarabumı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söylet dile getür yine çeng ü rebabumı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ben var iken gerek bana, bu zevk ü bu safa</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün gele kim görmeye kimse türabumı (II. Murad)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nice kâfir kal'asın almak nasîb itdi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hudâ Adli dilber gönlini almak kime makdûr olur (Sultan II. Bayezid)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Halk içinde muteber bir nesne yok devlet gibi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olmaya devlet cihanda bir nefes sıhhat gibi (Kanuni Sultan Süleyman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Leylî zülfün sihr-i gamzen akl-u cânum aldılar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eyleyüp Mecnûn beni sahrâ-yı 'aşka saldılar</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Göreli hüsn ile sen Yûsuf-cemâli gözlerüm</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Akl-u dil çâh-ı zenehdâna düşüben kaldılar (<a href="http://siirinsultanlari.blogspot.com/p/2_4.html" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="http://siirinsultanlari.blogspot.com/p/2_4.html">II.Selim)</a></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yukarıda bazı şiirlerin bölümlerini okudunuz. Bir çoğunuz bu mısraları hemen tanıdı bir çoğunuz ise bir yerlerde duymuş/okumuştum dediniz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiir ve şair, çoğu zaman zevk-ü sefayı çağrıştırır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiir, duygudur, aşktır, şaraptır, ızdıraptır, hasrettir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şair sadece gönle hükmeder derler. O, dem mekânlarının adamıdır. Şairin ciddi konularla işi olmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairlerin aklı Leyla’dadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çöllerde Leyla’sını arayan bir mecnundur, şair.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiiri sadece şairler yazabilir derler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiirin, şairin DEVLETİN gri alanlarında yeri yoktur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şiir zafiyet, şair zaafı olandır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Erkek adam işi değildir şairlik.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnce ruhlu olmayı, hassas olmayı gerektirir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki,&nbsp; Avnî, Muhibbî, Farisî, Selimî, Muradî, Adlî kimdir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kılıç savuran, yay gerip ok atanlar kimdir?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://www.haberler.com/namik-kemal/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.haberler.com/namik-kemal/">Namık Kemal</a>'ler Şinasi'ler, Tevfik Fikret'ler, Mehmet Akif Ersoy'lar&nbsp;ciddi insanlar değiller miydi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini?” (&nbsp;<a href="https://www.haberler.com/namik-kemal/" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.haberler.com/namik-kemal/">Namık Kemal</a>) diyen</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">…….</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini...</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini.” (Gazi Mustafa Kemal Atatürk) şeklinde ona cevap verenler Devlet adamı değil miydi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Sevgim-millete!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Vurgunluğum-azatlığa ve adalete!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İtaatim-öğretmenlerime!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Nefretim-yalancılara ve yüzsüzlere!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Borcum-dostlarıma ve meslektaşlarıma!</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">diyen bir büyük ŞAİRİ (!) ve bu ŞAİRİN eserlerinden bazı bölümler paylaşacağım.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairin yaptıkları uyak kurallarına uymasa da sizler üzerinde bir miktar da olsa etki bırakacağını düşünüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairin iktidarı devrinde yaptıklarından bazıları;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:27.05.1992/Kanun Numarası:138,&nbsp;</strong>“Askeri Üsler Hakkında Kanun” adlı eserini, Atatürk’ün özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir. Ben milletimin en büyük ve ecdadımın en değerli mirası olan bağımsızlık aşkı ile dolu bir adamım. Çocukluğumdan bugüne kadar ailevî, hususî ve resmî hayatımın her safhasını yakından bilenler bu aşkım malumdur…….düşüncesiyle yapar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:27.05.1992/Kanun Numarası: 142,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet Marşı” kanunu adlı eserini, Azerbaycan Cumhuriyeti, 28 Mayıs 1918’den 28 Nisan 1920’e dek mevcut olmuş Azerbaycan Cumhuriyetinin mirasçısıdır anlayışla, Mehmed Emin Resulzade zamanında kabul edilmiş prensipleri yeniden hayata geçirmek için yapmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:07.08.1992/Kanun Numarası: 261,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Milli Bankası Hakkında Kanun” adlı eseriyle Milli bir banka tesis etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:25.08.1992/Kanun Numarası: 284, “</strong>Engellilerin Sosyal Güvenliği Kanunu” adlı eseriyle, bir ülkede hiçbir vatandaş arasında engeller olmayacağını göstermiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:29.09.1992/Kanun Numarası: 311, “</strong>Kaçkınların ve Mecburi Göçmenlerin Statüsü Kanunu” adlı eseriyle, Karabağ’ın Ermenilerce işgali sonrasında kaçgın göçkün olanların haklarını devlet güvencesi altına almıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:27.10.1992/Kanun Numarası: 354,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyetinin Bayramları Hakkında” adlı eseriyle,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8 Mart, Kadınlar Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nevruz Bayramı, İki Gün;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">28 Mayıs, Cumhuriyet Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9 Ekim, Silahlı Kuvvetler Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">18 Ekim, Devlet Bağımsızlığı Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">17 Kasım, Milli Uyanış Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">31 Aralık, Dünya Azerbaycanlılarının Birlik Günü;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kurban Bayramı;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ramazan Bayramlarını milletine armağan etmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:22.12.1992/Kanun Numarası: 413,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyeti’nde Devlet Dili Hakkında Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” adlı eserinde, “Azerbaycan Cumhuriyetinin Devlet dili Türk dilidir. Azerbaycan Cumhuriyeti’nin bütün Devlet organlarında çalışmalar Türk dilinde yapılır. Türk dili, cumhuriyetin Devlet dili gibi siyasi, iktisadi, sosyal, ilmi ve medeni hayatın bütün sahalarında kullanılır ve cumhuriyet topraklarında milletlerarası iletişim vasıtası vazifesini yerine getirir. Başka milletlerin temsilcilerinin Türk dilini öğrenmesi takdir edilir ve bu konuda onlara yardım gösterilir.” diyerek, Türk Dili’nin Azerbaycan Devleti sınırlarında resmi dil olmasını sağlamıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:23.02.1993/Kanun Numarası: 471,&nbsp;</strong>“Azerbaycanlılara Karşı Yapılmış Katliamların Açıklanması ve Ermeni Terör Kurbanlarının Hatırasının Ebedileştirilmesi Hakkındaki Kanun” adlı eseri ile ermenilerin yaptıkları soykırımlar gündemde tutularak dünya kamuoyuna anlatılmış ve yapılanlar yasallaştırılmıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<strong>Kanun Tarihi:02.02.1993/Kanun Numarası: 495,&nbsp;</strong>“Azerbaycan Cumhuriyeti Vatandaşlarının Soyadlarının Devlet Diline Uygunlaştırılması Hakkında&nbsp;Kanun” adlı eseri ile Azerbaycan Cumhuriyetinin Milli Meclisi Vatandaşların yoğun isteği ve müracaatlarını dikkate alarak, &nbsp;Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Vatandaşlarının "-ov", "-yev" sonlu soyadlarını "-lı" (sözünün köküne bağlı olarak "-li", "-lu", "-lü"), "-zade", "-oğlu", "-kızı" ekli veya eksiz ifade şekilleri ile yerine getirilmesini sağlamıştır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaşamı mücadelelerle geçen şairin, bugün tüm dünyanın dilinde olan ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nde Karabağ Sorunu’nda Azerbaycan’ın haklı olduğunu kanıtı olarak gösterilen şiirlerinin önemli kısımlarını sizlerle paylaşıyorum:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_822_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_822_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>822</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,</strong>&nbsp;“3 Nisan 1993'teki işgalinin ardından Ermeni birliklerinin&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kelbecer" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kelbecer">Kelbecer</a>&nbsp;ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin son işgal altındaki diğer bölgelerindeki saldırısının durdurulması ve geri çekilmesi çağrısı”nı Birleşmiş Milletlere yaptırdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_853_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_853_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>853</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,&nbsp;</strong>“Tüm düşmanlıkların derhal durdurulmasını talep etmiş, Ermeni birliklerinin&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/A%C4%9Fdam" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/A%C4%9Fdam">Ağdam'dan</a>&nbsp;ve Azerbaycan Cumhuriyeti'nin yakın zamanda işgal edilmiş olduğu diğer bölgelerinden çekilmesi çağrısını Birleşmiş Milletlere yaptırıyor ve BM’ Karar 822 numaralı kararı”nı aldırıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_874_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_874_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>874</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,</strong>&nbsp;“Ateşkesin korunması, çatışmanın durdurulması ve Ermeni birliklerinin yakın zamanda işgal edilen Azerbaycan'ın&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/F%C3%BCzuli_Rayonu" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/F%C3%BCzuli_Rayonu">Füzuli</a>&nbsp;ilçelerinden (23 Ağustos 1993),&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Cebray%C4%B1l" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Cebray%C4%B1l">Cebrayıl</a>&nbsp;(26 Ağustos 1993),&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kubadl%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Kubadl%C4%B1">Kubadlı</a>&nbsp;(31 Eylül 1993) ve yakın zamanda işgal edilen diğer bölgelerden çekilmesi çağrısında bulunur ve BM Kararları 822 ve 853'ü yeniden tasdik” edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4.&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_884_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Birle%C5%9Fmi%C5%9F_Milletler_G%C3%BCvenlik_Konseyinin_884_say%C4%B1l%C4%B1_karar%C4%B1"><strong>884</strong></a><strong>&nbsp;Numaralı Karar adlı şiiriyle,</strong>&nbsp;“Taraflar arasında kurulan ve çatışmaların yeniden başlamasına neden olan ateşkesin son ihlallerini kınanır; Ermenistan Hükümeti'ni, Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesi Ermenileri tarafından 822, 853 ve 874 sayılı kararlarla uyum sağlamak için tesir etmeye çağırır; taraflardan silahlı saldırıların derhal durdurulması; Ermenistan'ın Azerbaycan'ın&nbsp;<a href="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zengilan" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://tr.wikipedia.org/wiki/Zengilan">Zengilan</a>&nbsp;ilçesinden çekilmesi çağrısında bulunulur ve BM Kararları 822, 853, 874'ü yeniden onaylanır”.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Peki bu şair kimdi?</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sovyet yönetimine karşı faaliyete 1970'lerde başlayan, öğrencileriyle "Azerbaycan'ın bağımsızlığı" konulu toplantılar yapan, 'SSCB benim vatanım değil' diyen ve 1975’te tutuklanan Elçibey'le onu sorguya yapan KGB görevlisi arasında şöyle bir konuşma da geçer,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>KGB görevlisi:</strong>&nbsp;Komünist Parti, devletimiz ve hükümetimiz hakkında suçlayıcı konuşmalar yapıyorsunuz. Sovyetler Birliği'ni kötülemenin sonuçlarını biliyor olmalısınız...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Elçibey:</strong>&nbsp;SSCB sizin için vatan olabilir. Benim vatanım, ikiye bölünmüş Azerbaycan. Hayatımın amacı bu yarayı iyileştirmek. Kendini Türk gören herkesle birlikte Azerbaycan'ı özgürlüğe götürmek.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KGB sorgusunda söyledikleri tam da hayalini özetiydi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bağımsız, özgür ve birleşik yani İran'daki Azerbaycan Türklerini de çatısı altında toplayan bir Azerbaycan.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>“Çok işkence gördüm, çok çektirdiler, hiçbirine yanmam da, Atatürk rozeti vardı yakamda, onu aldılar elimden, ona yanarım”&nbsp;demesi tarihe not olarak düştü.</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu sırada ise&nbsp;<strong>Azerbaycan Komünist Partisi'nin 1. Sekreteri Haydar Aliyev'di</strong>.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aynı şair kendisi ile ilgili olarak da;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;......″<strong>Benim hakkımdaki iftiraları bir tek bizim halkın arasında değil, dünya ölçeğinde yaymışlar. Avrupalılara şöyle demişler, Ebülfez (Elçibey) islam fundamentalistidir-dinden bahsediyor/dincidir, mescidler açtırıyor vb.</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>İran’da ise diyorlar ki, Ebülfez, Avrupa’nın ajanı ve dinsizdir</strong>.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kim İsrail’den, Yahudi’den hoşlanmıyorsa diyor ki, Ebülfez Yahudilerin ajanıdır, siyonisttir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Görüyorsunuz ki, her damgayı vuruyorlar. Hareket (Halk Cephesi) başlamadan önce benim adımı "milliyetçi", "başka milletlere karşı nefret tohumu sepen", "egoist", "Hitler’i taklit eden, onun yolundan gitmek isteyen" vb. koymuştular.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zaman geçti, Halk harekatı başladı. İlk başlangıçta benim adım "ekstremistler (Bölücü, gerici, ayrılıkçı, fundamentalist vb.)" listesine alındı. 20 Ocak 1990 hadisesinden (20 Yanvar Katliamı olayları) sonra rus askeri karargahı büyük bir şema yapmıştı. Bu şemayı öyle yapmışlar ki, güya, bu "ekstremistler"in merkezinde ben duruyordum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Güya aynı "ekstremistler"in sol kanadı, sağ kanadı, merkezi kanadı, uyumlu kanadı var, biz ise milliyetçileriz, bizi de buna göre hapsetmişlerdi.” diyen Ebülfez Elçibey bugünde yukarıda bahsettiğimiz yanlış tanımlama sorunuyla karşı karşıyadır. Devlet yönetme sanatından ve vatandaşa bakışından haberi olmadığı iddiasını ortaya atanlara ise kendisi şöyle cevap veriyordu: ″…Biz kapitalizmi değil, başka şekil düşünüyorduk. Biz düşünüyorduk ki, gelecekte imkanımız olursa, Mehmed Emin Resulzade’nin ileri sürdüğü demokratik toplumu kuralım. Yani sosyal servet öyle paylaşılmalıdır ki, halkın yoksul tabakalarını yoksulluktan tamamen kurtarsın. Kapitalizmdeyse böyle değildir-orada sanayi gelişiyor, gelişmeyi de kendisiyle beraber sürüklüyor. Biz ise genel olarak mülkiyeti de koruyarak gelişmek istiyorduk.”</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">….Keleki’de olduğu dönem de ise.... “<strong>Bana dışarı gitmem teklif olduğunda dedim ki, köyden hiç bir yere gitmiyorum. Dedim ki, yaşadığım evle mezarlığın arası toplam 200-300 metredir; en kötü durumda buradan oraya gideceğim-son yol budur, bir de Bakü’ye hapishaneye giderim. Yalnız bu ikisine razıyım: ölüme ve Bakü’ye hapishaneye</strong>” diyen, Elçibey, ülkesinde kalarak başına gelebilecek her türlü felakette milletiyle olmayı tercih etmiştir diyerek, ne kadar büyük bir şair olduğunu bir kez daha hepimize göstermiştir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yukarıda yazdıklarımı okuduktan sonra nasıl olurda bir şair, çok duygusaldı denilen, hayalperestti denilen bir ADAM bunları yapabilmişti.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Keşke bütün şairlerimiz senin gibi olsa, Şair….</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>Kaynakça</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KEMALOĞLU, Şeyda-KEMALOĞLU, Muhammet, Elçibey’in Düşünceleri ve Kanun Devleti,&nbsp; Berikan Yayınevi, Ankara, 2007.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53873112" rel="noopener noreferrer" target="_blank" title="https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53873112">https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-53873112</a></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 24 Aug 2026 10:45:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/08/muhammet-kemaloglu-1756099311.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/egede-turkiyenin-stratejik-karsi-hamlesi-7943</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/egede-turkiyenin-stratejik-karsi-hamlesi-7943</guid>
                <description><![CDATA[Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de Türkiye’nin Stratejik Karşı Hamlesi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Özet</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege Denizi’nde Türkiye ile Yunanistan arasında yaşanan son gelişmeler, yalnızca deniz millî parkları veya çevre düzenlemeleri üzerinden değil; karasuları, kıta sahanlığı, adaların gayriaskerî statüsü, deniz yetki alanları ve bölgesel askerî dengeler çerçevesinde değerlendirilmelidir. Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlaması ve deniz millî parkı kararları, Ankara’nın Ege’deki hukuki tezlerini yalnızca diplomatik itirazlarla değil, somut devlet uygulamalarıyla da görünür hâle getirdiğini göstermektedir. Yunanistan’ın Fransa, İsrail ve ABD ile geliştirdiği savunma ilişkileri askerî dengeyi etkilerken, Türkiye’nin gelişen savunma sanayii, bölgesel diplomatik ağı ve yeni güvenlik ortaklıkları Ankara’nın stratejik hareket alanını genişletmektedir. Ege’de geleceğin statükosu; askerî caydırıcılık, uluslararası hukuk, diplomatik süreklilik ve sahadaki devlet pratiğinin birlikte yürütülmesiyle şekillenecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Ege Denizi, Türkiye, Deniz Yetki Alanları, Gayriaskerî Statü, Stratejik Denge</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Giriş</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege Denizi’nde son dönemde yeniden yükselen Türkiye-Yunanistan gerilimini yalnızca deniz millî parkları, turizm alanları veya yenilenebilir enerji projeleri üzerinden okumak eksik kalacaktır. Esasında yaşanan gelişmeler; karasuları, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge sınırlandırması, bazı ada, adacık ve kayalıkların hukuki statüsü, Doğu Ege Adalarının gayriaskerî statüsü, hava sahası ve tarafların giderek artan askerî kapasitesi gibi onlarca yıldır çözülemeyen sorunların yeni bir safhasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin 16 Ağustos 2026 tarihinde Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege’de ülkenin ilk iki deniz millî parkını ilan etmesi bu bakımdan önemlidir. Burada teknik bir düzeltmenin yapılması gerekir: söz konusu düzenleme bir ‘kanun hükmünde kararname’ değil, 16 Ağustos 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanı Kararıyla gerçekleştirilmiştir. Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Fethiye-Kaş’ta 2 milyon 170 bin 603 hektar, Kuzey Ege’de ise 174 bin 214 hektarlık alan koruma statüsüne alınmıştır.[1] Bu alanlar daha önce Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlaması kapsamında oluşturulan haritaya da işlenmişti.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla karşı karşıya olduğumuz mesele çevre korumadan çok daha geniştir. Ege’de asıl mücadele, hangi tarafın kendi hukuki tezlerini devlet uygulamasına dönüştürebildiği ve karşı tarafın tek taraflı uygulamalarına sessiz kalarak zımnen kabullenme görüntüsü vermediği üzerinde şekillenmektedir. Türkiye’nin son hamlelerini de bu çerçevede değerlendirmek gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de 6 Mil Meselesi: Kıta Sahanlığı Değil Karasuları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege tartışmalarında kavramların doğru kullanılması büyük önem taşımaktadır. Yunanistan 1936 yılında karasularını 3 deniz milinden 6 deniz miline çıkarmış, Türkiye ise 1964 yılında Ege’de 6 deniz mili uygulamasına geçmiştir. Burada söz konusu olan kıta sahanlığının değil, karasularının genişliğidir. Türkiye ve Yunanistan bugün Ege’de 6 deniz mili karasuyu uygulamaktadır. Buna karşılık 6 deniz milinin ötesindeki kıta sahanlığının sınırlandırılması konusunda taraflar arasında karşılıklı olarak kabul edilmiş kapsamlı bir deniz sınırı bulunmamaktadır.[2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu ayrım Türkiye’nin tezleri açısından son derece önemlidir; çünkü Ankara’nın temel itirazı, Ege’nin coğrafi özellikleri dikkate alınmaksızın Yunanistan’ın adalara dayanarak deniz alanlarını tek taraflı biçimde genişletmesinin Türkiye’yi kendi kıyılarına sıkıştıracak sonuçlar doğurmasıdır. Türk Dışişleri Bakanlığı hesaplamalarına göre mevcut 6 mil uygulamasında Yunan karasuları Ege’nin yaklaşık %40’ını oluştururken, 12 mile çıkılması hâlinde bu oran %70’e yükselebilecek; açık deniz alanı ise %51’den yaklaşık %19’a gerileyebilecektir.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye açısından 12 mil meselesi yalnızca teknik bir deniz hukuku tartışması değildir. Ege’de ulaşım, güvenlik, askerî hareketlilik ve açık denizlere erişim bakımından köklü jeostratejik sonuçlar doğurabilecek niteliktedir. Ankara’nın mevcut 6 mil statüsünü koruma yaklaşımı bu nedenle bir genişleme arayışından ziyade, Türkiye bakımından Ege’de mevcut dengenin tek taraflı şekilde değiştirilmesini önleme politikasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Lozan Dengesi ve Adaların Silahlandırılması</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye; 1923 Lozan Barış Antlaşması ve aynı yıl imzalanan Lozan Boğazlar Sözleşmesi ile Doğu Ege adalarına, 1947 Paris Barış Antlaşması ile de Oniki Ada’ya getirilen gayriaskerî statünün Yunanistan tarafından ihlal edildiğini savunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi, 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi’nin yerine geçmiş olmakla birlikte, Ankara’nın resmî tezine göre Limni ve Semadirek’in gayriaskerî statüsünü ortadan kaldırmamıştır. Atina ise Montrö ile önceki Boğazlar rejiminin değiştiğini savunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Dışişleri Bakanlığı, Yunanistan’ın gayriaskerî statüdeki adaları silahlandırmasının antlaşmalardan doğan yükümlülüklerle bağdaşmadığını belirtmektedir. Ankara 5 Mart 2026 tarihinde de Doğu Ege Adaları ve Oniki Adaların gayriaskerî statüsünün, ilgili uluslararası antlaşmalarla tesis edilmiş ve tarafların tek taraflı iradesiyle değiştirilemeyecek “objektif hukuki statü” niteliğinde olduğu görüşünü yeniden açıklamıştır.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Atina ise aynı gün verdiği cevapta Türk tezini reddetmiş; adaların statüsünün 1923 Lozan Barış Antlaşması, 1936 Montrö Sözleşmesi ve 1947 Paris Barış Antlaşması çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca Yunanistan’ın savunma tertibinin müzakere konusu olmadığını ifade etmiştir.[5] Dolayısıyla iki ülke arasındaki anlaşmazlık yalnızca askerî uygulamalardan değil, ilgili antlaşmaların hukuki sonuçlarının farklı yorumlanmasından da kaynaklanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından temel mesele, antlaşmalarla oluşturulduğu savunulan askerî dengenin tek taraflı uygulamalarla aşındırılmasıdır. Üstelik günümüzde adalara ve Ege çevresine yerleştirilebilen modern silah sistemlerinin menzili ve ateş gücü, 20. yüzyılın ortasındaki klasik savunma anlayışının çok ötesindedir. Yunanistan Parlamentosunun 5 Aralık 2025 tarihinde İsrail yapımı 36 PULS roket topçu sisteminin alınmasını onaylaması ve bu sistemlerin Türkiye sınırı ile Ege adaları çevresindeki savunmayı güçlendirmeyi amaçlaması, Ankara açısından güvenlik boyutunu daha görünür hâle getirmiştir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Türkiye’nin hukuki tezini en güçlü biçimde kurabilmek için önemli bir ayrım yapılmalıdır: Bir antlaşmanın ihlal edilmesi, egemenliğin kendiliğinden ve otomatik olarak başka bir devlete geçtiği anlamına gelmez. Türkiye açısından daha savunulabilir hukuki hat; adaların egemenliğine ilişkin otomatik bir sonuç üretmek yerine, antlaşmalarla tesis edildiği savunulan gayriaskerî statünün ihlal edildiğini, bunun Ege’deki güvenlik dengesini bozduğunu ve Türkiye açısından hukuki itiraz hakkı doğurduğunu ortaya koymaktır. Böyle bir yaklaşım Türk tezinin uluslararası hukuk zeminindeki ağırlığını artıracaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Deniz Millî Parkları: Çevre Politikası mı, Hukuki Karşı Hamle mi?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin 2025 yılında Deniz Mekânsal Planlaması’nı açıklaması ve 2026 yılında iki deniz millî parkı ilan etmesi, Ege ve Doğu Akdeniz’de yürüttüğü deniz politikasında yeni bir safhaya işaret etmektedir. Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlama Haritası 16 Nisan 2025 tarihinde ilan edilmiş ve 12 Haziran 2025 tarihinde UNESCO Hükümetlerarası Oşinografi Komisyonu nezdinde kayıt altına alınmıştır. Kuzey Ege ile Fethiye-Kaş bölgelerindeki alanlar da daha sonra deniz koruma alanları olarak bu planlama çerçevesine dâhil edilmiştir.[7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan 16 Ağustos 2026 tarihli açıklamasında Türk deniz millî parklarının bir kısmının Türkiye’nin karasularının ötesine uzandığını, bu nedenle açık denizler ve Yunanistan’ın hak iddia ettiği kıta sahanlığı bakımından hukuki sonuç doğuramayacağını savunmuştur.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tam da burada Türk tezinin önemli bir karşı argümanı ortaya çıkmaktadır. Bir devletin iç hukuk düzenlemesi veya mekânsal planlaması, uyuşmazlığa konu bir deniz alanında diğer kıyıdaş devletin haklarını kendiliğinden ortadan kaldıramaz. Ancak aynı ilkenin Yunanistan açısından da geçerli olması gerekir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Atina’nın Ege’yi kapsayan yenilenebilir enerji mekânsal planlamasına Ankara 19 Ağustos 2026 tarihinde açıkça itiraz etmiş; aidiyeti uluslararası antlaşmalarla Yunanistan’a devredilmemiş coğrafi formasyonlar dâhil olmak üzere bu tür tek taraflı düzenlemelerin Türkiye açısından herhangi bir hukuki sonuç doğuramayacağını açıklamıştır.[9] Yunanistan ise 20 Ağustos 2026’da bu görüşü reddederek iki ülke arasındaki tek uyuşmazlığın kıta sahanlığı ve MEB sınırlandırması olduğu yönündeki tezini tekrarlamıştır.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu karşılıklı açıklamalar, Ege’deki yeni mücadelenin mahiyetini açık biçimde ortaya koymaktadır. Atina çeşitli çevre, enerji ve mekânsal planlama düzenlemeleriyle kendi hukuki tezlerini devlet pratiğine dönüştürürken, Ankara da artık bunlara yalnızca diplomatik nota vermekle yetinmeyip kendi haritalarını, planlarını ve idari uygulamalarını üretmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu açıdan Türkiye’nin deniz millî parkları bir “ilhak” veya yeni bir deniz sınırlandırma işlemi olarak değil, Ankara’nın hak iddialarından vazgeçmediğini gösteren hukuki ve kurumsal bir devlet pratiği olarak okunmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Basına yansıyan “Mavi Vatan Kanunu” hazırlığı da bu sürecin ilerleyen aşamalarından biri olabilir. TRT Haber, 13 Mayıs 2026 tarihinde müstakil bir kanun teklifi üzerinde çalışıldığını bildirmiştir.[11] Ancak doğrulanabilir mevcut kaynaklarda mesele henüz bir kanun teklifi hazırlığı olarak yer aldığından, yürürlükte bir “Mavi Vatan Kanunu” varmış gibi ifade edilmemesi daha doğru olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Yunanistan’ın Fransa, İsrail ve ABD ile Savunma İlişkileri</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege’deki askerî dengeyi değerlendirirken Yunanistan’ın son yıllarda oluşturduğu dış savunma ağını göz ardı etmek mümkün değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan ve Fransa’nın 2021’de imzaladığı stratejik savunma ortaklığı, iki ülke arasındaki ilişkiyi sıradan bir silah tedarikinin ötesine taşımıştır. Nisan 2026’da yenilenen stratejik ilişki çerçevesinde karşılıklı yardım taahhüdü yeniden vurgulanmış; Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron’un Yunanistan’a güvence verdiği Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis tarafından açıkça ifade edilmiştir.[12][13] Yunanistan aynı süreçte 24 Rafale savaş uçağı ile Fransız yapımı fırkateynler üzerinden kuvvet yapısını güçlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail ile askerî ilişkiler de benzer biçimde derinleşmektedir. Yunanistan ve İsrail ortak askerî tatbikatlar yürütmekte, Yunanistan’da ortak hava eğitim merkezi işletmekte ve insansız hava araçlarına karşı savunma ile siber güvenlik alanlarında iş birliği yapmaktadır.[14] Temmuz 2026’da Yunanistan yönetimi İsrail yapımı radar ve füze sistemlerini kapsayan yaklaşık 3,5 milyar avroluk “Achilles Shield” hava savunma projesini onaylamıştır. Bu sistem, Yunanistan’ın 2036’ya kadar öngördüğü yaklaşık 28 milyar avroluk askerî modernizasyon programının bir parçasıdır.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin Yunanistan’daki askerî varlığını değerlendirirken ise yalnızca kalıcı personel sayısına değil, Washington’un ülkede oluşturduğu erişim, rotasyon ve lojistik kapasitesine bakmak gerekmektedir. ABD Kongre Araştırma Servisi verilerine göre Girit’teki Souda Bay kalıcı Amerikan askerî tesisi niteliğindedir; Larissa ve Stefanovikeio rotasyonel kullanımlarda yer almakta, Dedeağaç ve Selanik limanları ise Amerikan askerî lojistiğinin Güneydoğu Avrupa’ya uzanan önemli merkezleri arasında bulunmaktadır. Mart 2024 itibarıyla Yunanistan’da sürekli görevlendirilmiş yaklaşık 402 aktif Amerikan askerî personeli bulunduğu belirtilmektedir.[16]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak bu rakam geçici ve rotasyonel askerî hareketliliği yansıtmamaktadır. Dedeağaç’ın büyük ölçekli askerî sevkiyatlar bakımından kazandığı önem, bölgedeki Amerikan varlığına ilişkin Türk kamuoyunda ve stratejik çevrelerde uzun süredir tartışılmaktadır.[17] Doğu Ege adalarının silahlandırılması ile Amerikan askerî ve lojistik varlığının Türk-Yunan ilişkilerine etkisi akademik çalışmalarda da ele alınmaktadır.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD kaynakları, Yunanistan’daki erişim ve lojistik kapasitesini NATO faaliyetleri ile Güneydoğu Avrupa’daki askerî hareketlilik çerçevesinde değerlendirirken; özellikle Selanik ve Dedeağaç limanlarının Ukrayna’ya yönelik güvenlik yardımı dâhil bölgesel lojistik faaliyetlerde kullanıldığını belirtmektedir. Dolayısıyla bu yapılanmanın doğrudan “Türkiye’ye karşı kurulmuş” olduğunu kesin bir olgu şeklinde ileri sürmek mümkün değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Dedeağaç’ın Türkiye sınırına yakınlığı, Larissa ve Stefanovikeio’daki Amerikan askerî faaliyetleri, Souda Bay’in Doğu Akdeniz operasyonlarındaki merkezi konumu, Fransa’yla karşılıklı savunma ilişkisi ve İsrail’le giderek artan askerî-teknolojik iş birliği, olası bir Türk-Yunan krizinde Ankara’nın hesaba katmak zorunda olduğu yeni bir stratejik çevre oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Zira askerî caydırıcılık açısından belirleyici olan yalnızca bugün bir ülkede kaç yabancı askerin bulunduğu değil, kriz anında ne kadar kuvvetin ne kadar kısa sürede bölgeye aktarılabileceğidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye’ye Yaptırım Uygulanabilir mi?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın Ege’deki gelişmeleri Avrupa Birliği (AB) gündemine taşıması ve Türkiye üzerinde siyasi baskı oluşturmaya çalışması beklenebilir. Nitekim AB’nin Doğu Akdeniz’de Türkiye’nin sondaj faaliyetleri nedeniyle oluşturduğu kısıtlayıcı tedbirler çerçevesi 30 Kasım 2026’ya kadar uzatılmıştır. Ancak mevcut yaptırım listesinin boş olduğu da AB Konseyi belgelerinde açıkça belirtilmektedir.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla “Avrupa Türkiye’ye hiçbir şekilde yaptırım uygulayamaz” demek kadar, geniş kapsamlı bir Avrupa ambargosunun kolaylıkla hayata geçirilebileceğini düşünmek de gerçekçi değildir. AB dış politika yaptırımlarında Konsey kararları kural olarak oybirliğiyle alınmaktadır.[20]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ayrıca ekonomik karşılıklı bağımlılığın ulaştığı seviye oldukça yüksektir. Avrupa Komisyonu verilerine göre Türkiye-AB mal ticareti 2025 yılında 217,6 milyar avroyu aşarak rekor seviyeye çıkmış; Türkiye AB’nin beşinci büyük ticaret ortağı konumunu korurken, Türkiye’nin mal ihracatının %42,7’si AB pazarına yönelmiştir.[21]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu tablo geniş kapsamlı ekonomik ambargoların hem Türkiye hem Avrupa açısından yüksek maliyet üreteceğini göstermektedir. Buna karşılık Fransa, Yunanistan veya Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nin siyasi baskıyı artırması; belirli savunma ürünlerinde kısıtlama, diplomatik girişim veya hedefli yaptırım arayışlarının gündeme gelmesi ihtimal dışı değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi üzerinden Türkiye’ye geniş kapsamlı bir yaptırım kararı çıkarılması ise yapısal olarak daha zordur. Güvenlik Konseyi’nin esas konulardaki kararlarında dokuz olumlu oyun yanı sıra daimî üyelerin veto etmemesi gerekmektedir.[22] Türkiye’nin Rusya ve Çin’le geliştirdiği ilişkiler Ankara açısından diplomatik hareket alanı sağlayabilir; ancak Moskova veya Pekin’in Türkiye lehine mutlaka veto kullanacağını önceden garanti kabul etmek de doğru değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Türkiye’nin Yeni Stratejik Dayanakları</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugünkü Türkiye’nin Ege’deki konumu, 1980’lerin veya 1990’ların Türkiye’sinden önemli ölçüde farklıdır. Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) verileri savunma sanayiindeki yerlilik oranının %80 seviyesinin üzerine çıktığını göstermektedir.[23] SSB Başkanı Haluk Görgün de Mart 2026’da Türkiye’nin savunma ve havacılık ekosisteminin 4 binden fazla şirketi, 100 binin üzerinde doğrudan istihdamı ve 2025 yılında 10 milyar doları aşan ihracatı kapsadığını açıklamıştır.[24]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapasite Türkiye’nin dış baskılara tamamen bağışık olduğu anlamına gelmez; ancak askerî tedarik, teknoloji geliştirme ve kriz dönemlerinde sürdürülebilirlik bakımından geçmiş dönemlere göre daha yüksek hareket serbestisi sağlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin 2019 yılında Libya ile imzaladığı deniz yetki alanlarının sınırlandırılmasına ilişkin mutabakat da Doğu Akdeniz denkleminde önemli bir hukuki-stratejik dayanak oluşturmaktadır. Anlaşmanın metni Birleşmiş Milletler sisteminde kayıt altına alınmıştır.[25] Yunanistan anlaşmayı tanımamakla birlikte, Türkiye-Libya hattı Ankara’nın Doğu Akdeniz’de dışlanmasına dayanan deniz yetki alanı tasarımlarına karşı önemli bir diplomatik ve hukuki karşı tez oluşturmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna Türkiye’nin son dönemde bölgesel ilişkilerindeki genişleme de eklenmiştir. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması, kolektif caydırıcılığı ve savunma iş birliğini esas almaktadır. Anlaşmaya göre üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı saldırı, diğerlerine de yapılmış saldırı olarak değerlendirilecektir.[26]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Libya deniz yetki alanları mutabakatı ile Suudi Arabistan ve Pakistan’la geliştirilen yeni savunma iş birliği birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin Ege veya Doğu Akdeniz konusunda kolaylıkla bölgesel yalnızlığa itilmesinin geçmiş dönemlere göre daha zor olduğu söylenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ege’de 2026 yazında yaşanan gelişmeler sıradan bir Türk-Yunan diplomatik atışması olarak görülmemelidir. Taraflar artık yalnızca klasik karasuları ve kıta sahanlığı tezlerini tekrarlamamakta; çevre koruma alanlarından enerji planlamasına, askerî ittifaklardan savunma sanayii yatırımlarına kadar genişleyen bir alanda geleceğin Ege statükosunu şekillendirmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın temel stratejisi, Ege’de kendi tezlerini Avrupa Birliği ve uluslararası platformlarla bütünleştirerek zaman içerisinde tartışılmaz bir fiilî ve hukuki gerçeklik görüntüsüne dönüştürmek olarak okunabilir. Türkiye’nin Deniz Mekânsal Planlaması, deniz koruma alanları ve son deniz millî parkı kararları ise Ankara’nın artık bu süreci yalnızca protesto eden değil, kendi hukuki pozisyonunu harita, kayıt ve idari uygulamalarla görünür kılan bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından esas mesele yeni bir çatışma üretmek değil, tek taraflı Yunan uygulamalarının zaman içerisinde yerleşmiş bir devlet pratiği veya tartışmasız bir hukuki durum görüntüsü kazanmasına izin vermemektir. Bu nedenle Ege’de askerî caydırıcılıkla hukuki sürekliliğin, diplomasiyle devlet pratiğinin birlikte yürütülmesi gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın Fransa, İsrail ve ABD ile geliştirdiği askerî ilişkiler Ankara tarafından kuşkusuz yakından takip edilmelidir. Ancak Türkiye’nin gelişen savunma sanayii kapasitesi, Libya’dan Körfez’e uzanan diplomatik ağı ve yeni bölgesel güvenlik ortaklıkları da güç dengesinin tek yönlü biçimde Atina lehine değişmesini sınırlayan önemli unsurlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak Ege’de Türkiye’nin en güçlü aracı yalnızca askerî kapasitesi değildir. Asıl güç; hukuki haklarından vazgeçmeyen, tek taraflı oldubittilere zamanında itiraz eden, iddialarını uluslararası kayda geçiren, caydırıcılığını korurken diplomasiyi açık tutan tutarlı bir devlet politikasındadır; çünkü Ege’de geleceğin statükosunu en yüksek sesle konuşan değil; hukukunu, diplomasisini ve sahadaki gücünü en uzun soluklu ve tutarlı biçimde birlikte kullanabilen taraf belirleyecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, “Ülkemizin İlk Deniz Milli Parkları Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege Oldu”, 17.08.2026. </span><a href="https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Başlıca Ege Denizi Sorunları”, “Karasuları” ve “Kıta Sahanlığı” bölümleri. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Başlıca Ege Denizi Sorunları”, Ege’de karasularının 6 ve 12 deniz mili olması hâlinde ortaya çıkacak oranlara ilişkin bölüm. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/baslica-ege-denizi-sorunlari.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsüne İlişkin Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler Hakkındaki Soruya Cevabı”, SC-4, 05.03.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/sc_-4_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-ege-adalarinin-silahsizlandirilmis-statusune-iliskin-son-donemde-yasanan-gelismeler-hk-sc.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/sc_-4_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-ege-adalarinin-silahsizlandirilmis-statusune-iliskin-son-donemde-yasanan-gelismeler-hk-sc.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Statement of the Spokesperson of the Ministry of Foreign Affairs, Lana Zochiou, in response to a journalist's question regarding today’s statement by the Spokesperson of the Ministry of Foreign Affairs of the Republic of Türkiye”, 05.03.2026. https://www.mfa.gr/en/statement-of-the-spokesperson-of-the-ministry-of-foreign-affairs-lana-zochiou-in-response-to-a-journalists-question-regarding-todays-statement-by-the-spokesperson-of-the-ministry-of-forei-2/ (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Reuters, “Greek parliament approves purchase of rocket systems from Israel”, 5 December 2025. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greek-parliament-approves-purchase-rocket-systems-israel-2025-12-05/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greek-parliament-approves-purchase-rocket-systems-israel-2025-12-05/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] T.C. Tarım ve Orman Bakanlığı, Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, “Ülkemizin İlk Deniz Milli Parkları Fethiye-Kaş ve Kuzey Ege Oldu”, Türkiye Deniz Mekânsal Planlama Haritasının 16 Nisan 2025’te ilanı ve 12 Haziran 2025’te UNESCO-IOC nezdinde kayıt altına alınmasına ilişkin bölüm, 17.08.2026. </span><a href="https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tarimorman.gov.tr/DKMP/Haber/442/Ulkemizin-Ilk-Deniz-Milli-Parklari-Fethiye-Kas-Ve-Kuzey-Ege-Oldu</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Announcement by the Ministry of Foreign Affairs regarding the Turkish Presidential Decrees of 15 August on the establishment of two ‘national marine parks’”, 16.08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-the-turkish-presidential-decrees-of-15-august-on-the-establishment-of-two-national-marine-parks-16-08-2026/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-the-turkish-presidential-decrees-of-15-august-on-the-establishment-of-two-national-marine-parks-16-08-2026/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Yunanistan Tarafından İlan Edilen Yenilenebilir Enerji Kaynakları Özel Mekansal Çerçevesi Hakkındaki Soruya Cevabı”, SC-13, 19.08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/sc_-13_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-yunanistan-tarafindan-ilan-edilen-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ozel-mekansal-cercevesi-hk-sc.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/sc_-13_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-yunanistan-tarafindan-ilan-edilen-yenilenebilir-enerji-kaynaklari-ozel-mekansal-cercevesi-hk-sc.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Announcement by the Ministry of Foreign Affairs regarding yesterday’s statement by the Spokesperson of the Ministry of Foreign Affairs of Türkiye”, 20 .08.2026. </span><a href="https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-yesterdays-statement-by-the-spokesperson-of-the-ministry-of-foreign-affairs-of-turkiye-20-08-2026/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gr/en/announcement-by-the-ministry-of-foreign-affairs-regarding-yesterdays-statement-by-the-spokesperson-of-the-ministry-of-foreign-affairs-of-turkiye-20-08-2026/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] TRT Haber, “Denizlerde Yeni Dönem: Mavi Vatan Kanunu Geliyor”, 13.05.2026. </span><a href="https://www.trthaber.com/haber/gundem/denizlerde-yeni-donem-mavi-vatan-kanunu-geliyor-944955.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.trthaber.com/haber/gundem/denizlerde-yeni-donem-mavi-vatan-kanunu-geliyor-944955.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Reuters, “France and Greece to renew defence pact for another five years”, 19.04.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/france-greece-renew-defence-pact-another-five-years-2026-04-19/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/france-greece-renew-defence-pact-another-five-years-2026-04-19/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Prime Minister of the Hellenic Republic, “Prime Minister Kyriakos Mitsotakis’ Statements following his meeting with the President of France Emmanuel Macron and the signing of agreements between Greece and France, at Maximos Mansion”, 25.04.2026. </span><a href="https://www.primeminister.gr/en/2026/04/25/38380" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.primeminister.gr/en/2026/04/25/38380</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Reuters, “Greece will cooperate with Israel on anti-drone systems, cybersecurity, Greek minister says”, 20.01.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/greece-will-cooperate-with-israel-on-anti-drone-systems-cybersecurity-greek-2026-01-20/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/greece-will-cooperate-with-israel-on-anti-drone-systems-cybersecurity-greek-2026-01-20/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “Greece to buy $4 billion air defence system from Israel”, 23.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Luke A. Nicastro ve Andrew Tilghman, U.S. Overseas Basing: Background and Issues for Congress, Congressional Research Service, Report R48123, 10.07.2024, Yunanistan bölümü. </span><a href="https://www.congress.gov/crs-product/R48123" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.congress.gov/crs-product/R48123</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Gönül Gülgezen ve Ali Hüseyinoğlu, “Türk-Yunan İlişkileri Bağlamında Gayri Askeri Statüdeki Doğu Ege Adalarının Silahlandırılması ve Güncel Meseleler”, Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi, C. 7, S. 14, 2024, ss. 173-174, 178, DOI: 10.32953/abad.1527556. </span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Gönül Gülgezen ve Ali Hüseyinoğlu, “Türk-Yunan İlişkileri Bağlamında Gayri Askeri Statüdeki Doğu Ege Adalarının Silahlandırılması ve Güncel Meseleler”, Anadolu ve Balkan Araştırmaları Dergisi, C. 7, S. 14, 2024, ss. 159-185, DOI: 10.32953/abad.1527556. </span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/tr/pub/abad/article/1527556</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Council of the European Union, “Statement by the High Representative on behalf of the EU on the alignment of certain countries concerning restrictive measures in view of Türkiye’s unauthorised drilling activities in the Eastern Mediterranean”, 8 December 2025; Council Decision (CFSP) 2025/2395. </span><a href="https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/08/statement-by-the-high-representative-on-behalf-of-the-eu-on-the-alignment-of-certain-countries-concerning-restrictive-measures-in-view-of-turkiye-s-unauthorised-drilling-activities-in-the-eastern-mediterranean/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/08/statement-by-the-high-representative-on-behalf-of-the-eu-on-the-alignment-of-certain-countries-concerning-restrictive-measures-in-view-of-turkiye-s-unauthorised-drilling-activities-in-the-eastern-mediterranean/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026) </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Council of the European Union, “How the EU adopts and reviews sanctions”. </span><a href="https://www.consilium.europa.eu/en/policies/sanctions-adoption-review-procedure/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.consilium.europa.eu/en/policies/sanctions-adoption-review-procedure/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] European Commission, Directorate-General for Trade and Economic Security, “EU trade relations with Türkiye”, 2025 ticaret verileri. </span><a href="https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/turkiye_en" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://policy.trade.ec.europa.eu/eu-trade-relationships-country-and-region/countries-and-regions/turkiye_en</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] United Nations Security Council, “Voting System”, Birleşmiş Milletler Şartı Madde 27 çerçevesinde Güvenlik Konseyi oylama sistemi. </span><a href="https://main.un.org/securitycouncil/en/content/voting-system" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://main.un.org/securitycouncil/en/content/voting-system</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2025 Yılı Faaliyet Raporu, Ankara, 2026, “P.G. 2.4.1 Savunma Sanayii Yerlilik Oranı” bölümü, s. 41. </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/storage/img/2025-yili-faaliyet-raporu.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/storage/img/2025-yili-faaliyet-raporu.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[24] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Savunma Sanayii Başkanı Görgün, STRATCOM 2026’da konuştu”, 28.03.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/savunma-sanayii-baskani-gorgun-stratcom-2026da-konustu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/savunma-sanayii-baskani-gorgun-stratcom-2026da-konustu</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[25] United Nations, Memorandum of Understanding between the Government of the Republic of Turkey and the Government of National Accord-State of Libya on Delimitation of the Maritime Jurisdiction Areas in the Mediterranean, İstanbul, 27 November 2019; entry into force 08.12.2019; registration with the Secretariat of the United Nations 11 December 2019, Treaty No. 56119. </span><a href="https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/No%20Volume/56119/Part/I-56119-080000028056605a.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://treaties.un.org/doc/Publication/UNTS/No%20Volume/56119/Part/I-56119-080000028056605a.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[26] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı”, 07.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim tarihi: 21.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 14:15:44 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MEVLİD KANDİLİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/mevlid-kandili-7942</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/mevlid-kandili-7942</guid>
                <description><![CDATA[MEVLİD KANDİLİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MEVLİD KANDİLİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyadaki bütün insanlara peygamber olarak gönderilen, peygamberlerin sonuncusu ve en üstünü Muhammed aleyhisselâm, 571 yılı Nisan ayının 20’sine rastlayan, Rebi’ul-evvel ayının 12. Pazartesi gecesi, sabaha karşı Mekke-i Mükerreme’de dünyaya gelmiştir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her peygamberin ümmeti, kendi peygamberinin doğum gününü bayram yapmıştır. Bugün de, Müslümanların bayramıdır. Neşe ve sevinç günüdür. Bütün Müslümanlar tarafından, her sene, bu gece Mevlid Kandili olarak kutlanmakta, her yerde Mevlid kasideleri okunarak Resûlullah efendimiz hatırlanmaktadır. Mevlid, doğum zamanı demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Resûlullah, mevlid gecelerinde Eshâb-ı kirâma ziyâfet verir, dünyayı teşrifindeki ve çocukluk zamanındaki şeyleri anlatırdı. Hazret-i Ebû Bekir de, halîfe iken, Eshâb-ı kirâmı toplar, Resûlullah efendimizin dünyayı teşrifindeki olağanüstü hâlleri konuşurlardı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gece, Resûlullahın doğum zamanında görülen hâlleri, mûcizeleri okumak, dinlemek, öğrenmek çok sevâptır. Mevlid-i şerîf okumak, Resûlullahın dünyaya gelişini, mirâcını ve hayatını anlatmak, Onu hatırlamak, Onu övmek demektir. Mevlid Gecesi, Kadir Gecesi’nden sonra en kıymetli gecedir. Bu gece Peygamber “sallallahü aleyhi ve sellem” efendimiz doğduğu için sevinenler affolur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu gece de, diğer kandillerde olduğu gibi; tatlı şeyler yedirip içirmeli, hayrat ve hasenat yapmalı, Kur’ân-ı kerîm ve ilmihâl okumalı, kazâ namazı kılmalı, sadaka vermeli, duâ etmeli, Cenâb-ı Haktan af ve mağfiret dilemelidir. Mevlid Kandiliniz mübarek olsun. Daha nice kandillerde buluşmak üzere sağlık ve afiyetler diliyorum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah cümlemizi afatından korusun.Diyelim hep birlikte Amin...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 23 Aug 2026 14:13:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSAN SÖYLEDİĞİ SÖZE DİKKAT ETMELİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/insan-soyledigi-soze-dikkat-etmeli-7941</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/insan-soyledigi-soze-dikkat-etmeli-7941</guid>
                <description><![CDATA[İNSAN SÖYLEDİĞİ SÖZE DİKKAT ETMELİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNSAN SÖYLEDİĞİ SÖZE DİKKAT ETMELİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan konuşan bir varlıktır. Bu nedenle insan; duygu ve düşüncelerini, istek ve arzularını, dilek ve temennilerini çoğu kez konuşarak ifade eder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ancak insan, konuşmalarında çoğu kez, bilerek veya bilmeyerek, isteyerek veya istemeyerek hata ve yanlış yapar, kötü sözler sarfeder, kötülük yapar ve günaha girer. Bu nedenle insan, konuştuğu sözlere dikkat etmeli. Çünkü, Konuşulan her söz, konuşan kimsenin lehine veya aleyhine olarak kendisine geri döner. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Buna bir misal verecek olursak; Bir insan karşılaştığı bir arkadaşına “Selâmün aleyküm” veya “Hayırlı Günler!” dese, arkadaşı da ona aynı şekilde iyi dileklerle karşılık verse, bu güzel sözlerden dolayı bu iki kişi arasında bir sevgi bağı oluşur. birbirinin sevgisini ve hayır duasını kazanır. Ve Peygamberimiz bir hadisinde: “Her güzel söz bir sadakadır.” buyurduğu gibi o iki kişi Yüce Allah katında birer sadaka sevabı kazanırlar. Bu da kendilerine Allah’ın rahmeti ve mükafatı olarak geri döner!. Bir de bunun tersini düşünelim. Eğer bir kimse karşısındaki birine her hangi bir nedenle küfredecek olsa, veya hakaret edecek olsa o da aynı veya benzeri bir küfürle veya köt sözle o sözü ona geri iade eder. İş bununla da kalmaz. Bu iki kişi arasında bir hoşnutsuzluk oluşur. Bununla da kalmaz, küfreden kişi Allah’ın haram kıldığı ve günah saydığı bir fiili işlediği için günah kazanır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ayrıca karşısındaki de eğer kendisine küfürle cevap vermişse onu da günaha teşvik ettiği için bir de oradan günah kazanır. Ayrıca karşısındaki insan da sabretmeyip o da küfürle veya hakaretle cevap verdiği için o da günaha girer. Ve bütün bunların karşılığı yarın kıyamet günü karşılarına günah olarak ve azab olarak geri döner ve bu iki kişi cehennem azabına müstehak olur. Bu da o iki kişinin aleyhine olur. Çünkü her kötü söz bir kötülüktür, Kul Hakkına, insan onuruna tecavüzdür ve büyük günahtır. Onun için insan, söylediği sözlere dikkat etmeli. Ne söylediğine bakmalı.Yani ağzından çıkanı kulağı duymalı. Yapılan konuşmalar kırıcı, tahrik ve tahkir edici değil, yapıcı ve iyi dilekli olmalı, ahlaka ve âdâba uygun olmalı. Peygamberimiz bu konuda bizlere şu öğüdü verir: “Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse ya hayır/iyi söz söylesin, ya da sussun.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Söz konusunda dikkatimizi çeken diğer husus da şudur: Bazı insanların çok konuştuğunu görürsünüz. Din adına konuşurlar, dünya adına konuşurlar, toplum adına konuşurlar, bu konuşmalar esnasında yalan ve hurâfe sözlerle konuşurlar bilerek veya bilmeyerek gıybet ederler, dedikodu yaparlar, müstehcen konuşurlar, hayasız konuşurlar, küfürle konuşurlar, yüksek sesle bağırarak konuşurlar, hakaret ederek konuşurlar, alay ederek konuşurlar.. v.s. İşte bunlar konuşurken sözlerine dikkat etmeyenlerdir. Konuşmalarda ölçümüz şu olmalı: ‘Söylenen bir söz; ya bir faydayı celbetmeye/ fayda sağlamalı veya bir kötülüğü defetmeli / yok etmeli.’ Biliniz ki, bu iki amacın dışında söylenen her söz; insana zarar vermekten ve günah kazandırmaktan ve zaman israfından başka bir şeye yaramaz. İnsan, sırf konuşmak için konuşursa yukarda ifade ettiğimiz gibi pek çok hata ve yanlış yapar, kalb kırar, kötülük yapar ve günah kazanır. Onun için büyükler ne demiş: “Mecliste ârif ol! Kelamı dinle, el iki söylerse sen bir söyle!” - “Kırk kere düşün bir kere söyle!.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın kalb/düşünce hazinelerden biri de söz hazinesidir. Dudaklar bu hazinenin kilidi, Dil de anahtarıdır. İnsanın görevi; o kilidi ve anahtarı ölçülü ve dikkatli kullanmaktır. Zîra, kalblerde öyle kötü ve zararlı sözler vardır ki; bunlar zehirli birer ok gibidir, muhatabını öldürür veya yaralar, söyleyeni günaha ve cehennem ateşine sürükler. İşte insan, bu tür sözleri konuşmaktan şiddetle kaçınmalıdır. Kalblerde; öyle iyi ve güzel sözler vardır ki; onlar bal gibi tatlı, zemzem gibi şifalı, mis gibi güzel kokuludur. İşte insan, böyle güzel ve şifalı, hayırlı sözleri söylemeli ki, hem insanlara faydalı olsun, hem insanlar nezdinde hem de Allah katında değerli ve faziletli olsun, ahiretteki mükafatı da güzel ve şifalı, tatlı olsun. Her şeyin iyisi ve kötüsü, faydalısı ve zararlısı olduğu gibi sözlerin de iyisi ve kötüsü, faydalısı ve zararlısı vardır. Akıllı insan; aklından geçen her şeyi söylemez. Ama her söylediğini düşünerek, tartarak ve seçerek, iyi, faydalı ve doğru olanları konuşur. Yoksa susar!. Atalarımız ne demiş; “Söz gümüşse sükût altındır.” Yukarda da ifade ettiğimiz gibi bu konuda sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselamın şu öğüdü rehberimiz olsun: “Allah’a ve âhiret gününe inanan kimse ya hayır/iyi söz söylesin, ya da sussun.” Niyetiniz güzel, düşünceniz güzel, sözleriniz güzel, sohbetiniz güzel, ömrünüz sağlıklı, huzurlu, güzel, feyizli ve bereketli olsun!.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 21 Aug 2026 13:11:42 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/suriyede-yeni-esik-turkiye-israil-gerilimi-ve-yeni-guvenlik-dengesi-7940</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/suriyede-yeni-esik-turkiye-israil-gerilimi-ve-yeni-guvenlik-dengesi-7940</guid>
                <description><![CDATA[Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Suriye’de Yeni Eşik: Türkiye–İsrail Gerilimi ve Yeni Güvenlik Dengesi</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></h1>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in 18 Ağustos 2026’da Suriye’nin Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması, Türkiye-İsrail ilişkilerinde Suriye merkezli yeni ve daha riskli bir döneme girildiğini göstermektedir. Türkiye’nin Suriye’de artan askerî ve siyasi etkisi, İsrail açısından hareket serbestisini sınırlayabilecek stratejik bir unsur hâline gelirken, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Şuşa Beyannamesi ve NATO gibi farklı güvenlik mekanizmaları ile Türk Devletleri Teşkilatı, Türkiye’nin caydırıcılık kapasitesini çok katmanlı hâle getirmektedir. ABD ise İsrail’in güvenliğine desteğini sürdürürken, bölgesel güvenliğin maliyetini müttefikleriyle daha fazla paylaşmak istemektedir. Bu nedenle önümüzdeki dönemin temel meselesi doğrudan savaş ihtimalinden çok, yanlış hesaplama riskinin yönetilmesi, çatışmasızlık mekanizmalarının güçlendirilmesi ve bölgesel güvenlik mimarisinin yeniden şekillenmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Türkiye–İsrail Gerilimi, Suriye Güvenliği, Mekke Anlaşması, Bölgesel Caydırıcılık, ABD Güvenlik Doktrini.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in 18 Ağustos 2026 tarihinde Suriye’nin İdlib bölgesindeki Ebu Zuhur Askerî Hava Üssü’nü vurması, Suriye sahasındaki rutin İsrail operasyonlarından daha farklı sonuçlar doğurabilecek yeni bir eşiğe işaret etmektedir. Associated Press’in Suriyeli yetkililere dayandırdığı bilgilere göre Türk askerî heyeti saldırıdan saatler önce üste yürütülen rehabilitasyon çalışmalarını incelemiştir. İsrail Başbakanlık Ofisi ise saldırıyı, Suriye’nin Türk askerlerinin üsse konuşlanmasına izin vererek İsrail’in ‘güvenlik alanında mutabık kalınmış statüko’ olarak tanımladığı düzeni ihlal etmeye hazırlandığı iddiasıyla gerekçelendirmiştir.[1]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara, 19 Ağustos’ta bu iddiaları reddederek İsrail’in açıklamalarının Suriye’nin egemenliğini ihlal eden saldırıları meşrulaştırma amacı taşıdığını belirtmiş; Suriye Hükûmeti ile meşru zemindeki iş birliğinin sürdürüleceğini açıklamıştır.[2] Daha dikkat çekici olan ise Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Suriye Özel Temsilcisi ve Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın açıklamalarıdır. Barrack, Türkiye’nin saldırıdan önceden haberdar edilmediğini, İsrail uçaklarının kuzeye ve Türkiye istikametine yöneldiğinin görülmesi üzerine Ankara’nın askerî karşılık için hazırlık yapmasının anlaşılabilir olduğunu ifade etmiştir. Ayrıca tarafların soğukkanlı davranması sayesinde durumun daha fazla tırmanmasının önlendiğine dikkat çekmiştir.[3] Bu açıklamalar, Türkiye ile İsrail arasında doğrudan askerî çatışma ihtimalinin artık yalnızca teorik bir senaryo olmadığını; yanlış hesaplama, yetersiz çatışmasızlık mekanizması veya kontrolsüz bir askerî hareketliliğin iki ülkeyi istemeden karşı karşıya getirebilecek somut bir güvenlik riski oluşturduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in bilinçli biçimde Türkiye ile topyekûn savaş başlatmak istediğini söylemek için yeterli veri bulunmamaktadır. Ancak Ebu Zuhur saldırısı, Tel Aviv’in en azından bu üs özelinde Türkiye’nin Suriye’de askerî kapasitesini artırma ihtimalini kendi hareket serbestisi açısından kabul edilebilir görmediğini ortaya koymuştur.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. İsrail’in Temel Kaygısı: Suriye’de Türk Stratejik Derinliği</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Esad rejiminin 2024’te devrilmesinin ardından Türkiye, yeni Suriye yönetiminin en önemli dış destekçilerinden biri hâline gelmiştir. Ankara, Suriye ordusunun eğitimine katkıda bulunmakta, devlet kurumlarının ve altyapının yeniden oluşturulmasını desteklemektedir.[4] İsrail ise uzun yıllardır Suriye hava sahasında İran ve Hizbullah bağlantılı olduğunu iddia ettiği hedeflere karşı geniş operasyon serbestisine sahip olmuştur. Türkiye destekli radar, hava savunma sistemleri veya askerî üslerin Suriye’de yaygınlaşması hâlinde bu serbestinin zamanla sınırlandırılabileceği düşüncesi Tel Aviv açısından stratejik bir kaygıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Suriye Dışişleri Bakanı Asaad al-Shaibani, 20 Ağustos’ta Reuters tarafından aktarılan açıklamasında Ebu Zuhur’da kalıcı bir Türk askerî üssü veya Türk kuvvetlerinin konuşlandırılmasının planlanmadığını ve bu hususun saldırıdan önce İsrail’e iletildiğini belirtmiştir. Buna karşılık saldırıdan dört gün önce Mossad Başkanı ile Suriye Dışişleri Bakanı arasında gerçekleştirilen görüşmede Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığının ayrıntılı biçimde ele alınmış olması, İsrail’in kaygısının yalnızca Ebu Zuhur’daki muhtemel bir konuşlanmadan değil, Türkiye’nin Suriye’de giderek genişleyen askerî ve stratejik etkisinden kaynaklandığını düşündürmektedir.[5][6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Ebu Zuhur saldırısının mesajını yalnızca “Türkiye Suriye’de bulunamaz” şeklinde okumak eksik kalacaktır. Daha doğru okuma, “Türkiye’nin Suriye’de İsrail’in mevcut operasyon düzenini değiştirecek askerî kapasite oluşturmasına karşı çıkılacağı” yönündedir; fakat burada İsrail açısından önemli bir ikilem ortaya çıkmaktadır. Türkiye’yi Suriye’de sınırlandırmaya çalışmak kısa vadede İsrail’in askerî hareket serbestisini koruyabilir; buna karşılık Türkiye’yi doğrudan güvenlik tehdidi algısına itmek, uzun vadede İsrail’in karşısında çok daha güçlü ve kalıcı bir bölgesel denge oluşturabilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. Mekke Anlaşması Yeni Denklemin Neresinde?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur saldırısının Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da Mekke’de imzalanan Ortak Savunma Anlaşması’ndan yalnızca on bir gün sonra gerçekleşmesi ayrıca dikkat çekicidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anlaşma, taraflardan herhangi birine yönelik silahlı saldırının üç ülkeye birden yapılmış sayılmasını hükme bağlamakta; kolektif caydırıcılığın, askerî açıdan birlikte çalışabilirliğin ve savunma sanayii iş birliğinin geliştirilmesini öngörmektedir.[7] İsrail’in Ebu Zuhur’u özellikle “Mekke Anlaşması’nı test etmek” amacıyla vurduğuna ilişkin doğrulanmış bir veri yoktur. Ancak saldırının yeni güvenlik yapılanmasının siyasi dayanışma ve caydırıcılık kapasitesini fiilen sınayan ilk ciddi bölgesel hadiselerden biri olduğu söylenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Türkiye’nin Suriye’deki askerî varlığına yönelik baskının siyasi sonuçları artık yalnızca Ankara-Tel Aviv hattıyla sınırlı değerlendirilemez; Riyad ve İslamabad’ın tutumu da denklemin bir parçası hâline gelmiştir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. ABD İsrail’i Terk Etmiyor; Güvenliğin Maliyetini Paylaştırıyor</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington cephesindeki gelişmeleri “ABD İsrail’den vazgeçiyor” şeklinde okumak doğru değildir. Değişen unsur İsrail’e verilen desteğin varlığı değil, ABD’nin bölgesel güvenliğin bütün maliyetini tek başına üstlenmek istememesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pentagon’un Ocak 2026’da yayımladığı Ulusal Savunma Stratejisi, ABD’nin ana askerî önceliklerini Amerikan ana kıtasının korunması ve Hint-Pasifik’te Çin’in caydırılması olarak belirlerken Avrupa, Orta Doğu ve Kore Yarımadası’ndaki müttefiklerin kendi savunmalarında “birincil sorumluluk” üstlenmesini istemektedir. Aynı belge, Amerikan kuvvetlerinin daha sınırlı destek sağlayacağını belirtmekte; fakat Orta Doğu bölümünde İsrail’in kendisini savunma çabalarının güçlü biçimde destekleneceğini de açıkça kaydetmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Mekke Anlaşması’nı Washington’un doğrudan tasarladığı bir “güvenlik şemsiyesi devri” olarak nitelendirmek yerine, ABD’nin resmî yük paylaşımı doktriniyle uyumlu bir bölgesel yapılanma olarak değerlendirmek daha isabetli olacaktır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nokta Washington açısından yeni bir stratejik çelişki de üretmektedir: ABD bir taraftan bölgesel ortaklarının daha fazla güvenlik sorumluluğu üstlenmesini isterken diğer taraftan İsrail’in bu ortaklardan biri olan Türkiye ile doğrudan askerî gerilime girmesini önlemek zorundadır. Ebu Zuhur hadisesi bu çelişkiyi görünür hâle getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üstelik küresel angajmanın maliyeti artmaktadır. Kongre Bütçe Ofisi, 2026 federal bütçe açığını 1,9 trilyon dolar; kamu tarafından tutulan federal borcun GSYH’ye oranını ise %101 olarak öngörmektedir.[9] ABD Sayıştayı (Government Accountability Office/GAO) da askerî hazırlığın son yirmi yılda çeşitli nedenlerle aşındığını; mevcut platformların kullanıma hazır tutulması ile yeni kabiliyetlerin edinilmesi arasında denge kurulmasında önemli güçlükler yaşandığını bildirmektedir.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu veriler ABD’nin askerî gücünü kaybettiği anlamına gelmez. Ancak Hint-Pasifik, Avrupa, Orta Doğu ve Kore’de yüksek yoğunluklu yükümlülükleri aynı anda sürdürmenin stratejik fırsat maliyetinin yükseldiğini göstermektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Amerikan Desteğinin Siyasi Sınırları</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail’in Washington’daki en büyük avantajlarından biri uzun yıllardır sahip olduğu güçlü siyasi destektir; fakat Amerikan kamuoyunda ve Kongre’de bu desteğin niteliği değişmeye başlamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pew Research Center’ın Mart 2026 araştırmasında Amerikalıların %60’ı İsrail hakkında olumsuz görüş bildirmiştir. Genç yaş gruplarında eleştirel yaklaşım daha da belirgindir.[11] Temmuz 2026’da Temsilciler Meclisi’nde, İsrail’e sağlanması öngörülen 3,3 milyar dolarlık askerî yardımın kaldırılmasını amaçlayan ve Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie tarafından sunulan değişiklik, 104 “evet” oyuna karşı 314 “hayır” oyuyla reddedilmiştir. Ancak değişikliğe destek veren 104 temsilcinin 103’ünün Demokratlardan oluşması, İsrail’e askerî yardım konusunda Demokrat Parti içindeki ayrışmanın ulaştığı boyutu göstermesi bakımından dikkat çekicidir.[12][13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla kısa vadede Amerikan desteğinin kesilmesi beklenmemelidir. Nitekim mevcut ABD-İsrail güvenlik yardımı mutabakatı Eylül 2028’e kadar devam etmektedir.[14] Ancak gelecekte bu desteğin Amerikan iç siyaseti, bütçe dengeleri ve Washington’un küresel öncelikleriyle daha fazla ilişkilendirilmesi ihtimali güçlenmektedir. İsrail açısından gerçek risk, Amerikan desteğinin bir sabah aniden ortadan kalkması değil; bu desteğin giderek daha pahalı, daha tartışmalı ve daha şartlı bir siyasi tercih hâline gelmesidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. Türkiye-İsrail Savaşı mı, Kontrollü Gerilim mi?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İsrail arasında topyekûn savaş mevcut şartlarda her iki devlet açısından da yüksek maliyetli ve rasyonelliği düşük bir seçenektir. Daha olası senaryo; Suriye merkezli nüfuz mücadelesi, sert caydırıcılık ve kontrollü askerî-siyasi gerilimdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Ebu Zuhur’un ortaya çıkardığı temel tehlike farklıdır: Savaş her zaman bilinçli siyasi kararla başlamayabilir. Yanlış hedef değerlendirmesi, yetersiz haberleşme veya sahadaki kontrolsüz askerî temas kısa sürede tırmanabilir. Barrack’ın açıklamaları bu ihtimalin küçümsenmemesi gerektiğini göstermektedir.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Washington’un Türkiye, İsrail ve Suriye arasında daha güçlü bir çatışmasızlık mekanizması kurmaya çalışması, yalnızca teknik bir tedbir değil bölgesel savaş riskini azaltabilecek stratejik bir zorunluluktur.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">7. Mekke, Şuşa, TDT ve NATO: Caydırıcılığın Hukuki Sınırları</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin sahip olduğu ittifak ve ortaklık ağlarının tamamını otomatik askerî müdahale mekanizmaları olarak görmek doğru değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mekke Ortak Savunma Anlaşması, taraflardan birine yönelik silahlı saldırıyı üç ülkeye yönelik saldırı kabul etmektedir; fakat kamuoyuna açıklanan metin, Türkiye’nin üçüncü ülkelerde bulunan askerî birliklerine yönelik bir saldırının hangi şartlarda kolektif savunmayı harekete geçireceğini ayrıntılı biçimde ortaya koymamaktadır.[16]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Şuşa Beyannamesi ise Türkiye veya Azerbaycan’ın bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve uluslararası kabul edilmiş sınırlarının güvenliğine yönelik tehdit veya saldırı durumunda istişare ve gerekli yardımı öngörmekte; yardımın biçiminin acil görüşmeler sonucunda belirlenmesini esas almaktadır.[17]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı (TDT), NATO tipi bir kolektif savunma ittifakı değildir. Bununla birlikte 2025 Gabala Zirvesi’nin “Bölgesel Barış ve Güvenlik” temasıyla gerçekleştirilmesi ve güvenlik alanındaki iş birliğinin teşkilat gündeminde giderek daha belirgin hâle gelmesi, olası bir Türkiye-İsrail krizinde TDT’nin siyasi ve diplomatik dayanışma kapasitesinin önem kazanacağını göstermektedir.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NATO açısından da benzer bir hukuki dikkat gereklidir. Washington Antlaşması’nın 5 ve 6. maddeleri Türkiye topraklarına yönelik silahlı saldırı bakımından çok daha açık bir çerçeve oluştururken, Suriye’de konuşlu Türk birliklerine yapılabilecek her saldırının otomatik biçimde 5. madde kapsamına gireceğini söylemek mümkün değildir.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye açısından bu mekanizmaların asıl değeri yalnızca savaş başladıktan sonra kimin yardım edeceği sorusunda değil, savaşı başlamadan önleyecek siyasi ve askerî caydırıcılığın oluşturulmasındadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">8. Avrupa, Rusya ve Çin</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Avrupa’nın önceliğinin Türkiye ile İsrail arasında doğrudan çatışmayı önlemek olacağı değerlendirilebilir. Avrupa Birliği, Suriye’nin birliği, bağımsızlığı, egemenliği ve toprak bütünlüğüne saygı gösterilmesini açık biçimde savunmaktadır.[20] Bu nedenle Avrupa’dan doğrudan askerî taraf olmaktan ziyade diplomasi ve çatışmasızlık mekanizmalarını destekleyen bir tutum beklenebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya açısından Türkiye-İsrail çatışması arzu edilir bir bölgesel istikrarsızlık yaratacak olsa da Washington ve NATO’nun Orta Doğu’daki hareket alanını zorlaştırabilecek jeopolitik sonuçlar doğuracaktır. Moskova’nın doğrudan askerî taraf olmaktan çok krizin diplomatik sonuçlarından yararlanmaya çalışması daha olasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çin ise Suriye konusundaki tutumunu daha açık ifade etmektedir. Pekin, Suriye’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğünün korunmasını istemekte ve İsrail’e Suriye topraklarındaki askerî operasyonlarını sonlandırma çağrısı yapmaktadır.[21] Bu nedenle Çin’in askerî taraf olmaktan ziyade uluslararası hukuk ve devlet egemenliği ekseninde pozisyon alması beklenebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">9. Karar Alıcılar Açısından Üç Stratejik Öncelik</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur hadisesinden Türkiye açısından çıkarılabilecek ilk sonuç, çatışmasızlık mekanizmasının zafiyet değil caydırıcılığın tamamlayıcı unsuru olduğudur. Ankara, askerî karşılık kapasitesini muhafaza ederken Washington üzerinden Türkiye-İsrail-Suriye haberleşme kanalının kurumsallaştırılmasını desteklemelidir; çünkü caydırıcılık yalnızca ateş gücü değil, karşı tarafın hangi eylemin hangi sonucu doğuracağını önceden bilmesini sağlamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İkinci olarak Türkiye’nin Suriye ile askerî iş birliğinin hukuki ve siyasi meşruiyeti uluslararası kamuoyuna daha sistematik biçimde anlatılmalıdır. İsrail’in Türkiye’nin Suriye’deki varlığını kendi güvenliği açısından bir tehdit olarak tanımlamasına karşı Ankara, faaliyetlerinin Suriye Hükûmeti ile iş birliğine, Suriye’nin toprak bütünlüğüne ve bölgesel istikrara dayandığını sürekli görünür kılmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Üçüncü olarak Mekke Anlaşması, Şuşa Beyannamesi ve TDT bünyesindeki siyasi istişare kanalları kriz ortaya çıktıktan sonra değil, kriz öncesinde de çalıştırılmalıdır. Caydırıcılığın gerçek değeri müttefiklerin savaş başladıktan sonra ne yapacağının belirsiz bırakılmasında değil, saldırı gerçekleşmeden önce karşı tarafa hangi siyasi maliyetlerle karşılaşacağını gösterebilmesindedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington açısından da temel soru açıktır: ABD, Orta Doğu’daki güvenlik yükünün daha büyük bölümünü bölgesel ortaklara bırakmak istiyorsa, bu ortakların birbirleriyle askerî çatışmaya sürüklenmesini önleyecek bir güvenlik mimarisi oluşturmak zorundadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">10. Sonuç</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ebu Zuhur saldırısı Türkiye ile İsrail arasında savaşın başladığını göstermemektedir. Ancak iki ülkenin güvenlik çıkarlarının artık aynı coğrafyada, aynı hava sahasında ve giderek aynı askerî denklem içerisinde birbirine temas ettiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail açısından Türkiye yalnızca Suriye’de etkin bir devlet değildir. Türkiye; Mekke Anlaşması üzerinden Körfez ve Güney Asya’ya, Şuşa Beyannamesi üzerinden Kafkasya’ya ve Türk Devletleri Teşkilatı üzerinden Orta Asya’ya uzanan çok katmanlı bir stratejik ağın merkezinde bulunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD ise bir taraftan İsrail’in savunmasını desteklerken diğer taraftan müttefiklerinden kendi bölgelerinin güvenliğinde daha fazla sorumluluk üstlenmelerini istemektedir. Ebu Zuhur olayı, bu iki politikanın birbiriyle çatışabileceği noktayı gözler önüne sermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından ihtiyaç duyulan politika, gerilimi savaşa dönüştürmek değil; stratejik sabır ile inandırıcı caydırıcılığı aynı anda yürütmektir. İsrail açısından da Türkiye’nin Suriye’deki etkisini sürekli askerî güç kullanarak sınırlandırmaya çalışmanın uzun vadede daha büyük bir bölgesel karşı denge yaratabileceği dikkate alınmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Ebu Zuhur yalnızca bir hava üssünün bombalanması değildir. Asıl mesele, Orta Doğu’da kimin hava üssüne sahip olacağı değil; bundan sonra bölgesel güvenliğin kurallarını kimin ve hangi ittifaklarla belirleyeceğidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Associated Press, “Israeli strikes hit an air base hours after a Turkish delegation visit, Syrian officials say”, 19.08.2026. </span><a href="https://apnews.com/article/syria-turkey-israel-air-base-abu-duhur-strikes-turkish-delegation-60a2747ff4dcdd6ebc498807912cce46" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/syria-turkey-israel-air-base-abu-duhur-strikes-turkish-delegation-60a2747ff4dcdd6ebc498807912cce46</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “İsrail’in Suriye’ye yönelik saldırılarına ilişkin açıklama”, 19.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/israilin-suriyeye-yonelik-saldirilarina-iliskin-aciklama" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/israilin-suriyeye-yonelik-saldirilarina-iliskin-aciklama</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Reuters, “US working on deconfliction mechanism among Turkey, Israel and Syria, US envoy says”, 18.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/us-working-deconfliction-mechanism-among-turkey-israel-syria-us-envoy-says-2026-08-18/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/us-working-deconfliction-mechanism-among-turkey-israel-syria-us-envoy-says-2026-08-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Reuters, “US working on deconfliction mechanism among Turkey, Israel and Syria, US envoy says”, a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Reuters, “Syria says no Turkish military build-up planned at airbase struck by Israel”, 20.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/syria-says-no-turkish-military-build-up-planned-airbase-struck-by-israel-2026-08-20</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Reuters, “Mossad chief, Syrian foreign minister discussed Turkish military deployments before strikes, sources say”, 19.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/mossad-director-syria-foreign-minister-discussed-turkish-military-deployments-2026-08-19/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/mossad-director-syria-foreign-minister-discussed-turkish-military-deployments-2026-08-19/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 20.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı”, 07.08.2026. </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/haberler/detay/turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-arasinda-ortak-savunma-anlasmasi-imzalandi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] U.S. Department of War, 2026 National Defense Strategy, Ocak 2026, özellikle s. 18-20. </span><a href="https://media.defense.gov/2026/Jan/23/2003864773/-1/-1/0/2026-NATIONAL-DEFENSE-STRATEGY.PDF" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://media.defense.gov/2026/Jan/23/2003864773/-1/-1/0/2026-NATIONAL-DEFENSE-STRATEGY.PDF</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Congressional Budget Office, <em>The Budget and Economic Outlook: 2026 to 2036</em>, Şubat 2026. </span><a href="https://www.cbo.gov/publication/62105" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.cbo.gov/publication/62105</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] U.S. Government Accountability Office, <em>Military Readiness: DOD Should Take Further Actions to Address Challenges Across the Air, Sea, Ground, and Space Domains</em>, 04.03.2026. </span><a href="https://files.gao.gov/reports/GAO-26-108888/index.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://files.gao.gov/reports/GAO-26-108888/index.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Pew Research Center, “Negative views of Israel, Netanyahu continue to rise among Americans – especially young people”, 07.04.2026. </span><a href="https://www.pewresearch.org/short-reads/2026/04/07/negative-views-of-israel-netanyahu-continue-to-rise-among-americans-especially-young-people/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.pewresearch.org/short-reads/2026/04/07/negative-views-of-israel-netanyahu-continue-to-rise-among-americans-especially-young-people/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Reuters, “US House defeats bid to cut off Israel aid in vote dividing Democrats”, 15.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/us/us-house-defeats-bid-cut-off-israel-aid-vote-dividing-democrats-2026-07-15/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/us/us-house-defeats-bid-cut-off-israel-aid-vote-dividing-democrats-2026-07-15/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Office of the Clerk, U.S. House of Representatives, “Roll Call 243, H.R. 8595, Massie of Kentucky Part A Amendment No. 8”, 15.07.2026. </span><a href="https://clerk.house.gov/Votes/2026243" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://clerk.house.gov/Votes/2026243</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Reuters, “Israel to seek new security deal with the US, FT reports”, 27.01.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/israel-seek-new-security-deal-with-us-ft-reports-2026-01-27/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/israel-seek-new-security-deal-with-us-ft-reports-2026-01-27/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “US working on deconfliction mechanism among Turkey, Israel and Syria, US envoy says”, a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında Ortak Savunma Anlaşması imzalandı”, a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Presidency of the Republic of Azerbaijan, <em>Shusha Declaration on Allied Relations between the Republic of Azerbaijan and the Republic of Turkey</em>, 15.07.2021 (resmî metin 16 Haziran 2021 tarihinde yayımlanmıştır). </span><a href="https://president.az/en/articles/view/52122" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://president.az/en/articles/view/52122</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Organization of Turkic States, “The 12th Summit of the Organization of Turkic States Convened in Gabala, Azerbaijan”, 07.10.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] NATO, <em>The North Atlantic Treaty</em>, Madde 5 ve 6. </span><a href="https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/official-texts/1949/04/04/the-north-atlantic-treaty</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] European Council, <em>European Council conclusions on the Middle East</em>, 18.12.2025, Suriye bölümü. </span><a href="https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/18/european-council-conclusions-on-the-middle-east-european-defence-and-security-next-mff-enlargement-and-reforms-migration-and-other-items/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.consilium.europa.eu/en/press/press-releases/2025/12/18/european-council-conclusions-on-the-middle-east-european-defence-and-security-next-mff-enlargement-and-reforms-migration-and-other-items/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] Ministry of Foreign Affairs of the People’s Republic of China, “Remarks on Syria by China’s Permanent Representative to the UN Ambassador Fu Cong at the UN Security Council Briefing”, 15.05.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/zwbd/202605/t20260519_11913172.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.cn/eng/xw/zwbd/202605/t20260519_11913172.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 20 Aug 2026 16:02:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Kore Yarımadası’ndan Orta Doğu’ya: ABD’nin Askerî Yeniden Dengelenmesi, Kapasite Aşınması ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kore-yarimadasindan-orta-doguya-abdnin-askeri-yeniden-dengelenmesi-kapasite-asinmasi-ve-turkiyenin-yukselen-stratejik-onemi-7939</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kore-yarimadasindan-orta-doguya-abdnin-askeri-yeniden-dengelenmesi-kapasite-asinmasi-ve-turkiyenin-yukselen-stratejik-onemi-7939</guid>
                <description><![CDATA[Kore Yarımadası’ndan Orta Doğu’ya: ABD’nin Askerî Yeniden Dengelenmesi, Kapasite Aşınması ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Kore Yarımadası’ndan Orta Doğu’ya: ABD’nin Askerî Yeniden Dengelenmesi, Kapasite Aşınması ve Türkiye’nin Yükselen Stratejik Önemi</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma, ABD’nin Güney Kore ile ortak askerî tatbikatları azaltma kararı üzerinden Washington’un küresel askerî önceliklerinde yaşanan yeniden dengelenmeyi incelemektedir. ABD’nin aynı anda Hint-Pasifik, Avrupa ve Orta Doğu’da yüksek yoğunluklu askerî angajman sürdürmesinin; personel, bakım, lojistik, mühimmat ve platform kullanılabilirliği üzerinde artan baskı oluşturduğu ortaya konulmaktadır. İran merkezli krizler nedeniyle Amerikan askerî kaynaklarının yeniden Orta Doğu’ya yönelmesi, Washington’un müttefiklerinden daha fazla güvenlik yükü paylaşımı talep ettiğini göstermektedir. Bu dönüşüm, Türkiye’nin jeopolitik konumu, NATO üyeliği, gelişen savunma sanayii ve bölgesel güvenlik üretme kapasitesi nedeniyle stratejik önemini artırmaktadır. Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması ile Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde gelişen savunma ve güvenlik iş birliği de bölgesel aktörlerin daha fazla sorumluluk üstlendiği yeni güvenlik mimarisinin örnekleri olarak değerlendirilmektedir. Çalışma, ABD’nin dünyadan çekilmediğini; ancak küresel güvenlik sorumluluklarının giderek daha fazla bölgesel ortaklar arasında paylaştırıldığı bir döneme girildiğini savunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: ABD Askerî Stratejisi, Türkiye, Orta Doğu, Güvenlik Mimarisi, Türk Dünyası.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Pentagon’a Güney Kore ile gerçekleştirilen ortak askerî tatbikatların önemli ölçüde azaltılması yönünde talimat vermesi, ilk bakışta Kore Yarımadası’na özgü taktik bir karar olarak görülebilir. Ancak karar, Trump yönetiminin bölgesel güvenlik yükünün müttefikler ve bölge ülkeleri tarafından daha fazla paylaşılması yönündeki yaklaşımıyla doğrudan örtüşmektedir. Nitekim karar, 17 Ağustos 2026’da başlayan ve başlangıçta 27 Ağustos’a kadar sürmesi planlanan, yaklaşık 18 bin Güney Kore askerinin katıldığı Ulchi Freedom Shield tatbikatına doğrudan yansımıştır. ABD ve Güney Kore, 19 Ağustos itibarıyla tatbikatın süresini 11 günden 5 güne indirerek 21 Ağustos’ta sona erdirilmesi konusunda anlaşmış; bazı müşterek saha eğitimlerinin azaltılması, iptal edilmesi veya simülasyona dönüştürülmesi kararlaştırılmıştır. Trump, tatbikatların yüksek maliyetine dikkat çekerken Kuzey Kore lideri Kim Jong-un ile ilişkilerini vurgulamış ve Güney Kore’nin İran konusunda Washington’un beklentilerine yeterli karşılık vermemesini de eleştirmiştir.[1][2]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu gelişmeyi yalnızca ABD-Kuzey Kore ilişkileri veya Güney Kore ile tatbikatların azaltılması üzerinden değerlendirmek eksik kalacaktır. Daha temel mesele, Washington’un giderek karmaşıklaşan güvenlik ortamında sınırlı askerî kaynaklarını hangi coğrafyalara ve tehditlere öncelik vererek tahsis edeceğidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. ABD Dünyadan Çekilmiyor; Önceliklerini Yeniden Dağıtıyor</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk Savaş sonrasında ABD; Avrupa, Orta Doğu ve Hint-Pasifik’te aynı anda yüksek seviyede askerî varlık sürdürebilen başat küresel güç olarak öne çıkmıştır. Bugün ise Washington, Çin’in Hint-Pasifik’te yükselen askerî kapasitesini dengelemeye çalışırken Rusya’nın Avrupa güvenliğine oluşturduğu baskı, Kuzey Kore’nin nükleer ve balistik füze programı ve İran merkezli Orta Doğu krizleriyle eş zamanlı olarak karşı karşıyadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çok cepheli baskının dikkat çekici örneklerinden biri USS George Washington uçak gemisinin Orta Doğu’ya yönlendirilmesidir. İran savaşı kapsamında uzun süredir bölgede bulunan USS Abraham Lincoln’ün yerini almak üzere Pasifik’ten ayrılması, Batı Pasifik’in geçici olarak Amerikan uçak gemisi varlığından yoksun kalmasına yol açmıştır.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">USS Abraham Lincoln’ün uzayan görevi de operasyonel yükün boyutunu göstermektedir. Yaklaşık 5 bin denizci ve deniz piyadesi taşıyan geminin 200 günü aşkın süre liman ziyareti yapmadan denizde kalması; personel yorgunluğu, yaşam koşulları, lojistik ve psikolojik etkiler konusunda tartışmalara neden olmuştur.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortaya çıkan tablo, ABD askerî gücünün ani veya mutlak bir gerilemesinden çok, küresel taahhütlerle kullanılabilir operasyonel kapasite arasındaki makasın genişlediğine işaret etmektedir. ABD hâlâ dünyanın en güçlü askerî aktörlerinden biridir; ancak aynı anda farklı coğrafyalarda uzun süreli ve yüksek yoğunluklu askerî angajmanı sürdürmenin maliyeti giderek artmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. Amerikan Askerî Kapasitesinde Aşınma İşaretleri</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu değerlendirmeyi Amerikan resmî kurumlarının verileri de desteklemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD Hükümet Hesap Verebilirlik Ofisi’nin (U.S. Government Accountability Office/GAO) Haziran 2026 tarihli raporuna göre F-35 filosunun herhangi bir görevi yerine getirebilir durumda bulunduğu zamanı ifade eden “mission capable rate”, 2021 mali yılında %67 iken 2025’te %44’e gerilemiştir. Uçağın bütün görevlerini yerine getirebilirliğini gösteren “full mission capable rate” ise aynı dönemde %38’den %25’e düşmüştür.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer sorunlar ABD Hava Kuvvetlerinde de görülmektedir. GAO’nun Mayıs 2026 tarihli raporu, bakım merkezlerindeki gecikmelerin 2019’dan itibaren belirgin biçimde arttığını ve bu durumun uçakların eğitim ve operasyonlarda kullanılabilirliğini azalttığını ortaya koymaktadır.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD Donanmasındaki sorun ise daha yapısal bir görünüm arz etmektedir. GAO’nun Şubat 2025 tarihli çalışmasına göre gemi inşa bütçesi 2004’ten itibaren reel olarak yaklaşık iki katına çıkmasına rağmen, 2026 itibarıyla donanmadaki gemi sayısının 2003 seviyesinin anlamlı ölçüde üzerine çıkması beklenmemektedir. Ağustos 2022 itibarıyla yüzey gemilerindeki ertelenmiş bakım işlerinin 2,3 milyar dolara ulaşması da dikkat çekicidir.[7] Kongre Bütçe Ofisi’nin Aralık 2025 değerlendirmesinde ise destroyerler ve amfibi savaş gemilerinin büyük bakım faaliyetlerinin planlanandan sıklıkla %20 ila %100 daha uzun sürdüğü ve gecikmelerin operasyonel hazırlığı sınırladığı belirtilmektedir.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla sorun yalnızca bütçe büyüklüğü değildir. Gemi üretim kapasitesi, bakım altyapısı, mühimmat üretim hızı, personel üzerindeki operasyonel yük ve farklı stratejik bölgelerde eş zamanlı kuvvet bulundurma zorunluluğu birbirini besleyen baskılar yaratmaktadır. Günümüz savaş ortamında askerî gücün büyüklüğü kadar bu gücün ne ölçüde göreve hazır ve sürdürülebilir olduğu da belirleyicidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Amerikan askerî gücündeki mevcut durumu “çöküş” kavramıyla değil, kullanılabilir kapasite üzerindeki artan baskı üzerinden tanımlamak daha isabetlidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. Orta Doğu Yeniden Amerikan Stratejisinin Merkezinde</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uzun süredir Amerikan stratejisinin ağırlık merkezinin Hint-Pasifik’e kayacağı ve Orta Doğu’daki askerî angajmanın azaltılacağı öngörülmekteydi. Ancak 2026’daki gelişmeler bu beklentinin en azından kısa ve orta vadede bütünüyle gerçekleşmediğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran merkezli askerî kriz, Hürmüz Boğazı’nın güvenliği, Kızıldeniz-Babülmendep hattındaki istikrarsızlık, enerji arzı ve İsrail-Körfez güvenlik denklemi Washington’u yeniden önemli ölçüde Orta Doğu’ya yöneltmiştir. USS Abraham Lincoln’ün ardından USS George Washington’ın da bölgeye kaydırılması bu yönelimin en görünür göstergelerinden biridir.[9]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buradaki stratejik ikilem açıktır: ABD, Çin’i uzun vadeli temel rakibi olarak değerlendirirken kısa ve orta vadeli krizler nedeniyle Hint-Pasifik’te ihtiyaç duyduğu askerî kaynakların bir bölümünü Orta Doğu’ya aktarmak zorunda kalmaktadır. Bu durum Çin açısından belirli ölçüde hareket alanı yaratırken Japonya, Güney Kore ve Avustralya gibi Amerikan ortaklarında güvenlik yükünün gelecekte nasıl paylaşılacağı sorusunu da gündeme getirebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump’ın Güney Kore’yi İran konusunda yeterli destek sağlamamakla eleştirmesi bu bakımdan önemlidir.[10] Washington’un beklentisi artık müttefiklerinin yalnızca kendi bölgelerinin savunmasına katkı sunmasıyla sınırlı değildir. Amerikan küresel stratejisinin gerektiğinde başka coğrafyalardaki maliyetlerine de ortak olmaları istenmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni Amerikan ittifak yaklaşımının giderek belirginleşen yönü, güvenlik garantisi ile askerî, ekonomik ve siyasi yük paylaşımı arasındaki bağın güçlenmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte<strong> </strong>ABD’nin Orta Doğu’daki askerî varlığını ve güvenlik politikasını değerlendirirken İsrail faktörünü ayrı tutmak mümkün değildir. Washington bölgedeki askerî yükünü azaltmak veya daha fazla sorumluluğu müttefiklerine devretmek istese dahi, İsrail’in güvenliğini ciddi biçimde riske atabilecek bir güç boşluğunu kabullenmesi beklenmemelidir. Bu nedenle İran’ın askerî kapasitesi, füze ve insansız hava aracı tehdidi ile bölgedeki silahlı aktörlerin faaliyetleri, Amerikan stratejisinin Orta Doğu’dan bütünüyle uzaklaşmasını sınırlayan başlıca unsurlar arasında yer almaktadır. Başka bir ifadeyle ABD’nin yeni güvenlik yaklaşımı bölgeden çekilmekten çok, İsrail’in güvenliğini koruyacak askerî caydırıcılığı muhafaza ederken güvenlik yükünün daha büyük bölümünü bölgesel ortaklarla paylaşmaya yönelmektedir.[11]</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Türkiye’nin Stratejik Değeri Neden Artıyor?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Küresel askerî kaynakların yeniden dağıtıldığı bu ortam Türkiye’nin stratejik önemini artırmaktadır. Türkiye; Balkanlar, Karadeniz, Kafkasya, Doğu Akdeniz, Orta Doğu ve Türkistan/Orta Asya güvenlik kuşaklarına aynı anda temas edebilen ender NATO ülkelerinden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">NATO da Türkiye’nin 1952’den itibaren İttifak’ın güneydoğu kanadındaki stratejik rolünü açık biçimde vurgulamaktadır. 2026 NATO Zirvesi’nin Ankara’da gerçekleştirilmesi de Türkiye’nin İttifak içerisindeki jeopolitik ağırlığının görünür örneklerinden biri olmuştur.[12][13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte Türkiye’nin yeni dönemdeki değerini yalnızca coğrafyası veya NATO üyeliği üzerinden açıklamak yetersizdir. Son yıllarda insansız sistemlerden füzelere, elektronik harpten deniz platformlarına kadar genişleyen millî savunma sanayii kapasitesi, Ankara’ya yalnızca askerî değil, dış politikada da yeni hareket alanları kazandırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD gibi küresel güçlerin dahi kuvvet üretme ve çok sayıda bölgede sürekli askerî varlık bulundurma konusunda baskıyla karşılaştığı bir dönemde bu kapasite ayrı bir önem taşımaktadır. Yeni güvenlik ortamında stratejik değer yalnızca önemli bir coğrafyada bulunmakla değil, o coğrafyada güvenlik üretebilmekle ölçülecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin önündeki fırsat da burada ortaya çıkmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. Mekke Anlaşması ve Bölgesel Güvenlikte Yeni Dönem</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, küresel güvenlik yükünün yeniden paylaşılması bağlamında özel bir önem taşımaktadır. Taraflardan birine yönelik silahlı saldırının bütün taraflara yapılmış kabul edilmesi prensibine dayanan anlaşmanın kolektif savunma niteliği dikkat çekmektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bu yönüyle düzenlemenin teknik açıdan NATO’nun 5. maddesine benzediğini ifade etmiştir.[14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Açıklanan ayrıntılara göre üç ülke arasında savunma ve dışişleri bakanları ile askerî komuta kademelerini kapsayan siyasi ve askerî mekanizmaların kurulması; kara, deniz ve hava kuvvetlerinin yanı sıra hava savunması ve insansız sistemleri içeren ortak tatbikatların geliştirilmesi; savunma sanayiinde ortak üretim ve teknoloji iş birliğinin artırılması öngörülmektedir.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Güney Kore’deki gelişmeler ile Mekke Anlaşması birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir eğilim görünür hâle gelmektedir. ABD’nin her bölgedeki güvenlik yükünü tek başına taşımak istemediği ve küresel taahhütlerinin operasyonel kapasite üzerinde giderek daha fazla baskı oluşturduğu bir ortamda bölgesel aktörler kendi güvenlik mekanizmalarını geliştirmeye yönelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu açıdan Mekke Anlaşması yalnızca üç ülke arasındaki askerî iş birliği belgesi değildir. Aynı zamanda ABD merkezli güvenlik sisteminin bütünüyle ortadan kalkmadığı, ancak bölgesel güçlerin daha fazla sorumluluk üstlendiği çok katmanlı bir güvenlik mimarisine doğru evrildiğinin işaretlerinden biri olarak görülebilir. </span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">7. Türk Dünyası Bu Dönüşümün Neresinde?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Küresel güvenlik mimarisindeki değişim Türk dünyasını da doğrudan ilgilendirmektedir. Azerbaycan, Kazakistan, Özbekistan ve Kırgızistan başta olmak üzere Türk devletleri; Rusya, Çin, İran, Afganistan ve Güney Asya’nın kesiştiği geniş Avrasya coğrafyasında yer almaktadır. Bu nedenle Hint-Pasifik veya Orta Doğu’da gerçekleşen bir Amerikan askerî kayması dahi Kafkasya ve Türkistan/Orta Asya’daki güç dengelerine dolaylı biçimde yansıyabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Devletleri Teşkilatı’nın (TDT) ekonomik ve kültürel iş birliğinin yanında güvenlik ve savunma sanayii konularına daha fazla yer vermeye başlaması bu açıdan önemlidir. 23 Temmuz 2025’te İstanbul’da gerçekleştirilen TDT Savunma Sanayii Kurum Başkanları Birinci Toplantısı’nda savunma sanayiinde çok taraflı iş birliği için yeni bir platform oluşturulmasının Türk devletlerinin güvenliğine katkı sağlayacağı vurgulanmıştır.[16]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2025 Gebele Zirvesi’nin temasının “Bölgesel Barış ve Güvenlik” olarak belirlenmesi de güvenlik boyutunun TDT gündemindeki ağırlığının arttığını göstermektedir.[17] Bununla birlikte TDT’nin kısa vadede NATO benzeri askerî bir ittifaka dönüşeceğini öngörmek gerçekçi değildir. Üye devletlerin Rusya, Çin, Batı ve diğer bölgesel aktörlerle farklı güvenlik ve ekonomik ilişkileri bulunmaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha uygulanabilir seçenek; savunma sanayii, siber güvenlik, sınır güvenliği, askerî eğitim, insansız sistemler, istihbarat paylaşımı ve kritik altyapıların korunması gibi alanlarda aşamalı stratejik koordinasyon geliştirilmesidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu yaklaşımın ekonomik ve lojistik ayağını Orta Koridor oluşturmaktadır. TDT’nin 12-15 Ocak 2026’da Viyana’da düzenlediği Türk Haftası kapsamında gerçekleştirilen üst düzey yuvarlak masa toplantısında da Orta Koridor’un Asya ile Avrupa arasındaki bağlantı, ticaret ve altyapı bütünleşmesi bakımından artan önemi vurgulanmıştır.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk dünyasının geleceğinde ulaştırma ve güvenlik koridorlarını birbirinden ayrı değerlendirmek giderek zorlaşacaktır. Enerji hatları, demiryolları, limanlar ve ticaret güzergâhları geliştikçe bunların güvenliğini sağlayacak siyasi ve stratejik iş birliği ihtiyacı da artacaktır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">8. Amerikan Hegemonyasından Bölgesel Sorumluluğa</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Trump’ın Güney Kore ile ortak askerî tatbikatların azaltılmasına ilişkin kararı, tek başına Amerikan küresel stratejisinde köklü bir dönüşüm yaşandığını kanıtlamaz. Ancak bu karar; Pasifik’teki uçak gemilerinin Orta Doğu’ya kaydırılması, uzun konuşlandırmaların personel üzerindeki etkileri, F-35 filosunun hazırlık oranlarındaki gerileme, Hava Kuvvetlerindeki bakım gecikmeleri ve donanmanın üretim-bakım sorunlarıyla birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir eğilimin parçası hâline gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD dünyadan çekilmemekte ve askerî üstünlüğünü bir anda kaybetmemektedir. Buna karşılık Washington’un her coğrafyada aynı anda aynı yoğunlukta askerî güç üretmesi giderek daha maliyetli ve zor hâle gelmektedir. Bunun doğal sonucu, müttefiklerden daha fazla sorumluluk üstlenmelerinin istenmesidir. Avrupa açısından bu, daha yüksek savunma harcamaları; Japonya ve Güney Kore açısından daha fazla askerî sorumluluk; Körfez ülkeleri açısından bölgesel güvenlik mekanizmaları; Türkiye açısından ise daha geniş bir stratejik hareket alanı anlamına gelmektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">9. Sonuç</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kore Yarımadası’ndaki bir askerî tatbikat tartışmasının Orta Doğu ve Türk dünyasıyla ilişkilendirilebilmesi, 21. yüzyıl güvenlik sisteminin bölgeler arasında giderek daha güçlü bağlar kurduğunu göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pasifik’ten Orta Doğu’ya kaydırılan bir Amerikan uçak gemisi yalnızca iki bölge arasındaki askerî dengeyi değil, müttefiklerin Washington’dan beklentilerini de etkileyebilmektedir. İran konusunda Güney Kore’nin tutumunun ABD-Seul ilişkilerine yansıması veya Amerikan askerî kaynaklarının Orta Doğu’ya yönelmesinin bölgesel güvenlik arayışlarını hızlandırması aynı stratejik tablonun parçalarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu dönüşüm içerisinde NATO üyeliği, jeopolitik konumu, gelişen savunma sanayii, Orta Doğu’daki ilişkileri ve Türk dünyasıyla kurduğu bağlar sayesinde özel bir konuma sahiptir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ankara açısından izlenmesi gereken yol Batı’dan kopmak ya da tek yönlü biçimde Doğu’ya yönelmek değildir. NATO içerisindeki konum, millî askerî kapasite, savunma sanayii, Orta Doğu’daki bölgesel ilişkiler ve Türk dünyasıyla stratejik bütünleşme birbirinin alternatifi değil, tamamlayıcısı olarak değerlendirilmelidir; çünkü yeni uluslararası sistemde belirleyici unsur yalnızca devletlerin sahip oldukları askerî güç miktarı değildir. Asıl mesele, bu gücün kaç farklı coğrafyada, ne kadar süreyle ve ne ölçüde sürdürülebilir biçimde kullanılabildiğidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD’nin karşı karşıya bulunduğu temel sorun da askerî gücünü kaybetmesinden ziyade, küresel sorumluluklarının kullanılabilir askerî kapasitesi üzerinde giderek artan bir baskı oluşturmasıdır. Türkiye ve Türk dünyası açısından ortaya çıkan stratejik alan tam da burada genişlemektedir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dünya yeniden paylaşılmıyor; güvenlik sorumlulukları yeniden dağıtılıyor. Türkiye için asıl fırsat, bu yeniden dağılımın yalnızca takipçisi değil, kurucu aktörlerinden biri olabilmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:9.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Reuters, “Trump orders Pentagon to cut back military exercises with South Korea”, 16.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/china/trump-instructs-pentagon-reduce-military-exercises-with-south-korea-2026-08-16/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/china/trump-instructs-pentagon-reduce-military-exercises-with-south-korea-2026-08-16/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Reuters, “US, South Korea to cut length, scope of military drills after Trump order”, 18.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/3fec1b0a85a0/world/asia-pacific/north-korea-denounces-us-south-korea-joint-military-drills-kcna-says-2026-08-18/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/3fec1b0a85a0/world/asia-pacific/north-korea-denounces-us-south-korea-joint-military-drills-kcna-says-2026-08-18/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Associated Press, “US pulls last aircraft carrier in Asia as Trump focuses on Iran and the Western Hemisphere”, 15.08.2026. </span><a href="https://apnews.com/article/87cfb838de8c13464fa3cab1840ad87d" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/87cfb838de8c13464fa3cab1840ad87d</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Reuters, “Trump says USS Abraham Lincoln deployment ‘not nearly long enough’”, 14.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/us/trump-says-uss-abraham-lincoln-deployment-not-nearly-long-enough-2026-08-14/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/us/trump-says-uss-abraham-lincoln-deployment-not-nearly-long-enough-2026-08-14/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] U.S. Government Accountability Office (GAO), F-35 Sustainment: Actions Needed to Ensure Updated Strategy Improves Persistent Readiness Challenges, GAO-26-108113, 11.06.2026. </span><a href="https://www.gao.gov/products/gao-26-108113" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.gao.gov/products/gao-26-108113</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] U.S. Government Accountability Office (GAO), Air Force Readiness: Actions Needed to Address Depot Maintenance Delays and Staffing Challenges, GAO-26-107890, 14.05.2026. </span><a href="https://www.gao.gov/products/gao-26-107890" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.gao.gov/products/gao-26-107890</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] U.S. Government Accountability Office (GAO), Shipbuilding and Repair: Navy Needs a Strategic Approach for Private Sector Industrial Base Investments, GAO-25-106286, 27.02.2025. </span><a href="https://files.gao.gov/reports/GAO-25-106286/index.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://files.gao.gov/reports/GAO-25-106286/index.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Congressional Budget Office (CBO), Maintenance Delays for Conventional Navy Ships, 10.12.2025. </span><a href="https://www.cbo.gov/publication/61940" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.cbo.gov/publication/61940</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Associated Press, “US pulls last aircraft carrier in Asia as Trump focuses on Iran and the Western Hemisphere”, 15.08.2026. a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Reuters, “Trump orders Pentagon to cut back military exercises with South Korea”, 16.08.2026. a.g.h.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] The White House, Report on the Legal and Policy Frameworks for the United States’ Use of Military Force and Related National Security Operations, 2026. </span><a href="https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2026/02/Use-of-Military-Force-and-Related-National-Security-Operations.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.whitehouse.gov/wp-content/uploads/2026/02/Use-of-Military-Force-and-Related-National-Security-Operations.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] NATO, “Notes on the host: Türkiye and NATO over the years”, 07.07.2026. </span><a href="https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/nato-stories/2026/07/01/notes-on-the-host-turkiye-and-nato-over-the-years" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/nato-stories/2026/07/01/notes-on-the-host-turkiye-and-nato-over-the-years</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] NATO, “Secretary General on the Ankara Summit: NATO delivers”, 08.07.2026. https://www.nato.int/en/news-and-events/articles/news/2026/07/08/secretary-general-on-the-ankara-summit-nato-delivers (Erişim Tarihi: 19.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Reuters, “Turkey, Pakistan, Saudi Arabia defence pact technically same as NATO’s Article 5, Turkish minister says,” 08.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-defence-pact-technically-same-natos-article-5-2026-08-08/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-defence-pact-technically-same-natos-article-5-2026-08-08/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “Turkey lays out plans for defence pact with Pakistan and Saudi Arabia”, 13.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Organization of Turkic States (OTS), “The 1st Meeting of the Heads of Defense Industry Institutions of the OTS was held in Istanbul”, 23.07.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/the-1st-meeting-of-the-heads-of-defense-industry-institutions-of-the-ots-was-held-in-istanbul" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/the-1st-meeting-of-the-heads-of-defense-industry-institutions-of-the-ots-was-held-in-istanbul</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Organization of Turkic States (OTS), “The 12th Summit of the Organization of Turkic States Convened in Gabala, Azerbaijan”, 07.10.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Organization of Turkic States (OTS), “Turkic Week in Vienna Strengthens the Turkic World's Global Visibility and Multilateral Engagement”, 19.01.2026. </span><a href="https://turkicstates.org/en/news/turkic-week-in-vienna-strengthens-the-turkic-worlds-global-visibility-and-multilateral-engagement" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/en/news/turkic-week-in-vienna-strengthens-the-turkic-worlds-global-visibility-and-multilateral-engagement</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 10:01:41 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi: Türkiye’nin Bölgesel Güçten Stratejik Merkez Ülkeye Evrilişi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ortadoguda-yeni-guvenlik-mimarisi-turkiyenin-bolgesel-gucten-stratejik-merkez-ulkeye-evrilisi-7938</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ortadoguda-yeni-guvenlik-mimarisi-turkiyenin-bolgesel-gucten-stratejik-merkez-ulkeye-evrilisi-7938</guid>
                <description><![CDATA[Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi: Türkiye’nin Bölgesel Güçten Stratejik Merkez Ülkeye Evrilişi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ortadoğu’da Yeni Güvenlik Mimarisi: Türkiye’nin Bölgesel Güçten Stratejik Merkez Ülkeye Evrilişi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail CİNGÖZ</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Uluslararası Siyaset Uzmanı</em></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Öz</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu güvenlik mimarisi, 2026 yılında yaşanan bölgesel çatışmaların ardından önemli bir dönüşüm sürecine girmiştir. ABD merkezli geleneksel güvenlik modelinin krizler karşısındaki kırılganlığının daha görünür hâle gelmesi, bölge ülkelerini kendi askerî, siyasi ve ekonomik kapasitelerine dayanan daha özerk güvenlik mekanizmaları geliştirmeye yöneltmektedir. Bu süreçte Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında oluşturulan R4 mekanizması ile Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, bölgesel güvenliğin yeniden şekillenmesinde dikkat çeken iki önemli gelişme olarak öne çıkmaktadır. Bununla birlikte ortaya çıkan yapıların mevcut aşamada bir “Ortadoğu NATO’su” veya “İslam NATO’su” olarak değerlendirilmesi için henüz erkendir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından yaşanan dönüşüm, yalnızca Ortadoğu ile sınırlı değildir. Ankara’nın Suriye, Libya, Gazze, Sudan, Kızıldeniz ve Afrika Boynuzu politikaları; Pakistan ile stratejik ilişkileri, Azerbaycan ile Şuşa Beyannamesi temelindeki ittifakı ve Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde gelişen güvenlik koordinasyonuyla birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir jeopolitik yaklaşım ortaya çıkmaktadır. Türkiye, güvenliğini yalnızca millî sınırlarında değil, kendisine yönelik tehdit ve baskıların oluşabileceği uzak coğrafyalardan itibaren sağlamaya çalışan çok katmanlı bir stratejik anlayış geliştirmektedir. İsrail, İran, terör tehditleri ve büyük güç rekabeti ise bu güvenlik mimarisini şekillendiren başlıca jeopolitik değişkenlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma, Türkiye’nin bölgesel güç olmanın ötesine geçerek Körfez, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz, Afrika, Kafkasya, Pakistan ve Türkistan arasında bağlantı kurabilen bir stratejik merkez ülkeye dönüşme potansiyelini incelemektedir. Ancak bu dönüşümün sürdürülebilirliği; askerî kapasitenin yanı sıra ekonomik güç, diplomatik denge, stratejik ölçülülük ve aşırı yayılma riskinin etkin biçimde yönetilebilmesine bağlıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Türkiye, Ortadoğu Güvenlik Mimarisi, R4, Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Stratejik Merkez Ülke.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu, uzun yıllar boyunca güvenliğini büyük ölçüde bölge dışı güçlerin askerî varlığı ve güvenlik garantileri üzerinden şekillendirdi. Özellikle Körfez ülkelerinin Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli savunma anlayışı; askerî üsler, ileri teknoloji silah sistemleri ve Batılı güvenlik garantileri üzerine kuruldu. Ancak 2026 yılında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik askerî harekâtının ardından ortaya çıkan bölgesel savaş ortamı, bu modelin sınırlarını görünür hâle getirdi.<span style="background-color:yellow">[1]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İran’ın Körfez’deki hedeflere yönelik füze ve insansız hava aracı saldırıları, gelişmiş silah sistemlerine sahip olmanın tek başına stratejik güvenlik üretmeye yetmediğini gösterdi. ABD askerî üslerinin dahi İran’ın füze kapasitesinin menzilinde bulunması, Washington merkezli güvenlik sisteminin kırılganlıklarının yeniden tartışılmasına yol açtı.<span style="background-color:yellow">[2]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu şartlarda Türkiye, Suudi Arabistan, Pakistan ve Mısır arasında gelişen diplomatik koordinasyon dikkat çekmektedir. 2026 yılında şekillenen R4 (Regional Four/Bölgesel Dörtlü) mekanizması ile Türkiye-Suudi Arabistan-Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Ortadoğu güvenliğinde bölgesel aktörlerin kendi kapasitelerine daha fazla dayanacağı yeni bir dönemin işaretleri olarak okunabilir.<span style="background-color:yellow">[3]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak dönüşümü yalnızca Ortadoğu ile sınırlamak eksik olacaktır. Türkiye’nin Libya, Sudan, Suriye, Gazze ve Kızıldeniz politikaları; Pakistan ile stratejik ilişkileri ve Azerbaycan üzerinden Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) ile derinleşen güvenlik bağları birlikte değerlendirildiğinde daha geniş bir jeopolitik resim ortaya çıkmaktadır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, güvenliğini giderek yalnızca sınırlarında değil, kendisine yönelik risk ve baskıların üretilebileceği uzak coğrafyalardan itibaren sağlamaya çalışan bir stratejik anlayış geliştirmektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. Körfez Güvenlik Modelinin Sorgulanması</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Körfez ülkelerinin güvenlik stratejisinin temelinde uzun süredir ABD’nin bölgedeki askerî varlığı bulunmaktadır. Katar, Bahreyn ve Kuveyt başta olmak üzere bölgedeki Amerikan askerî altyapısı bu sistemin önemli unsurlarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak 2026 savaşı, bölge dışından sağlanan güvenliğin kriz anında mutlak güvenlik anlamına gelmediğini ortaya koymuştur. Council on Foreign Relations tarafından yayımlanan bir değerlendirmede de Körfez’deki ABD üslerinin İran’ın füze kapasitesi karşısındaki kırılganlığına dikkat çekilmiş ve mevcut üs yapılanmasının yeniden değerlendirilmesi gerektiği savunulmuştur.<span style="background-color:yellow">[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Körfez başkentlerinde artık yalnızca “ABD bizi korur mu?” sorusu değil, “Kendi bölgesel güvenlik sistemimizi nasıl kurabiliriz?” sorusu da önem kazanmaktadır. Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan yakınlaşmasının ve R4 mekanizmasının stratejik değeri burada ortaya çıkmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. R4: Yeni Bir Bölgesel Denge Arayışı</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Mısır, Suudi Arabistan ve Pakistan dışişleri bakanlarının oluşturduğu R4 mekanizmasının ilk toplantısı 19 Mart 2026’da Riyad’da gerçekleştirilmiş, ardından istişareler devam etmiştir.<span style="background-color:yellow">[5]</span> 21 Haziran 2026’da Kahire’de yapılan dördüncü toplantının ortak açıklamasında dört ülke, Ortadoğu ve daha geniş bölgede barış, güvenlik, istikrar ve refah için koordinasyonu sürdürme iradesini ortaya koymuştur.<span style="background-color:yellow">[6]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">R4’ün önemi yalnızca dört ülkeyi bir araya getirmesinden kaynaklanmamaktadır. Türkiye NATO tecrübesi, güçlü ordusu ve gelişen savunma sanayisiyle; Pakistan askerî kapasitesi ve nükleer caydırıcılığıyla; Suudi Arabistan ekonomik ve enerji gücüyle; Mısır ise Süveyş Kanalı, Doğu Akdeniz, Kızıldeniz ve Afrika bağlantısıyla birbirini tamamlayabilecek stratejik özelliklere sahiptir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Lakin R4’ü şimdiden bir “Ortadoğu NATO’su” olarak tanımlamak doğru değildir. Henüz kurumsallaşmış bir askerî ittifak olmayan mekanizma, koordinasyonun kalıcılaşması hâlinde bölgesel krizlerin yönetiminde stratejik istişare ve güçler uyumu platformuna dönüşebilir.<span style="background-color:yellow">[7]</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. Mekke Anlaşması: Güvenlik İş Birliğinde Yeni Eşik</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">R4 sürecinden daha ileri nitelikteki gelişme, Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında 7 Ağustos 2026’da imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşmasıdır. Anlaşma, taraflardan birine yönelik saldırının diğerlerine yönelik saldırı olarak değerlendirilmesi esasına dayanmaktadır.<span style="background-color:yellow">[8]</span> Anlaşmanın önemi kolektif savunma taahhüdüyle sınırlı değildir. Planlanan siyasi ve askerî koordinasyon; ortak tatbikatlardan savunma sanayii iş birliğine, insansız sistemlerden elektronik harbe, siber kapasiteden teknoloji transferine kadar genişleyebilecek bir alan oluşturmaktadır.<span style="background-color:yellow">[9]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu noktada Türkiye-Pakistan ilişkileri özel önem taşımaktadır. Nisan 2026’da gerçekleştirilen 20. Türkiye-Pakistan Yüksek Düzeyli Askerî Diyalog Grubu toplantısında bölgesel güvenlik, askerî iş birliği, savunma sanayii, eğitim ve kapasite geliştirme başlıkları ele alınmıştır.<span style="background-color:yellow">[10]</span> Pakistan ayrıca dünyadaki dokuz nükleer silah sahibi devletten biridir. Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI) verileri de Pakistan’ı bu ülkeler arasında göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[11]</span> Dolayısıyla Pakistan’ın yeni güvenlik yapılanmalarındaki varlığı caydırıcılık algısını artırmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Pakistan’ın nükleer kapasitesinin otomatik biçimde diğer ülkelere bir “nükleer şemsiye” sağladığını söylemek için henüz yeterli hukuki veya resmî dayanak bulunmamaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Türkiye’nin Değişen Güvenlik Doktrini: Sınırların Ötesinde Savunma</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yıllardaki dış politika ve güvenlik yaklaşımında belirgin bir zihniyet dönüşümü görülmektedir. Suriye, Irak, Libya, Doğu Akdeniz, Somali, Sudan ve Kızıldeniz gibi farklı sahalar giderek aynı stratejik yaklaşımın parçaları hâline gelmektedir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, tehditleri sınırlarına ulaştıktan sonra karşılamak yerine bunların oluşabileceği veya Türkiye’ye yönlendirilebileceği coğrafyalarda denge üretmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Libya bunun önemli örneklerinden biridir. Ankara uzun süre Trablus merkezli yönetimin temel dış destekçilerinden biri olurken, son dönemde doğu Libya’daki aktörlerle de askerî ve siyasi ilişkilerini geliştirmektedir. Bu temasların teknik ve askerî iş birliğine doğru genişlemesi, Türkiye’nin Libya politikasının “bir tarafı desteklemekten” ülkenin tamamıyla ilişki kurmaya doğru evrildiğini göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[12]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu yaklaşım Türkiye-Mısır normalleşmesini de destekleyebilir. Libya’daki rekabetin yönetilebilir hâle gelmesi, Doğu Akdeniz’den Kızıldeniz’e uzanan daha geniş bir stratejik iş birliği alanı yaratabilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. İsrail Faktörü: Türkiye’nin Güvenlik Çevresindeki Yeni Stratejik Baskı</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin geliştirmeye çalıştığı yeni bölgesel güvenlik mimarisinde İsrail faktörü göz ardı edilemez. Gazze savaşı sonrasında ilişkilerin sertleşmesi, Suriye’nin geleceğine ilişkin farklılaşan güvenlik yaklaşımları ve Doğu Akdeniz’de kesişen çıkarlar, Türkiye-İsrail ilişkilerini giderek daha belirgin bir jeopolitik rekabet alanına taşımaktadır.<span style="background-color:yellow">[13]</span> Nitekim Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Nisan 2025’te İsrailli bakanların Türkiye’yi hedef alan açıklamalarını “provokatif” olarak nitelendirmiş,<span style="background-color:yellow">[14]</span> Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da Haziran 2026’da İsrail’in Suriye ve Lübnan’daki askerî faaliyetlerini Türkiye’nin güvenliği açısından tehdit olarak değerlendirmiştir.<span style="background-color:yellow">[15]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Suriye bu rekabetin en hassas sahalarından biridir. Türkiye, ülkenin toprak bütünlüğünü sağlayabilecek ve terör örgütleriyle mücadele edebilecek güçlü bir merkezî yapıdan yana olurken, İsrail’in askerî operasyonlarını bu kapasiteyi zayıflatan bir unsur olarak değerlendirmektedir. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Türkiye’nin İsrail ile Suriye’de çatışmak istemediğini, ancak İsrail saldırılarının yeni Suriye yönetiminin güvenlik kapasitesini olumsuz etkilediğini belirtmiştir.<span style="background-color:yellow">[16]</span> Buna karşılık iki ülkenin Azerbaycan’ın ev sahipliğinde istenmeyen askerî karşılaşmaları önlemeye yönelik teknik görüşmelere başlaması,<span style="background-color:yellow">[17]</span> Ankara’nın rekabeti doğrudan çatışmaya dönüştürmeden yönetmeye çalıştığını göstermektedir. Fidan’ın Antalya Diplomasi Forumu’ndaki açıklamaları da çatışmasızlık mekanizmalarının bu amaçla geliştirildiğini ortaya koymaktadır.<span style="background-color:yellow">[18]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsrail faktörü, Türkiye’nin Mısır, Suudi Arabistan, Pakistan, Libya ve Körfez ülkeleriyle geliştirdiği ilişkilerin stratejik değerini de artırmaktadır. Ancak bu yakınlaşmaları yalnızca İsrail üzerinden açıklamak doğru değildir. 2026’daki İsrail-İran ve ABD-İran çatışmaları, bölge ülkeleri açısından İran’ın dengelenmesinin ötesinde, dış güçlere bağımlılığı azaltabilecek daha özerk bir güvenlik düzenine duyulan ihtiyacı da görünür hâle getirmiştir. İran’ın Türkiye-Pakistan-Suudi Arabistan güvenlik yapılanmasına karşı olmadığını ve bölgesel güvenlik iş birliğini olumlu değerlendirebileceğini açıklaması da yeni mekanizmanın yalnızca İran karşıtı bir blok olarak okunamayacağını göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[19]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-İsrail rekabetinin askerî-teknolojik boyutu da giderek belirginleşmektedir. İsrail’in Türkiye’nin yeniden F-35 programına dönmesi veya F-35 tedarik etmesi ihtimaline yönelik itirazları, rekabetin bölgesel askerî güç dengesi alanına da taşındığını göstermektedir.<span style="background-color:yellow">[20]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Türkiye’nin geliştirdiği yeni güvenlik yaklaşımını doğrudan bir “İsrail karşıtı ittifak” şeklinde tanımlamak mevcut verileri aşar. Daha doğru olan, Ankara’nın İsrail, İran, terör tehdidi, büyük güç rekabeti ve bölgesel istikrarsızlık gibi farklı riskleri aynı anda yönetebilecek çok katmanlı bir güvenlik ve dengeleme mimarisi oluşturmaya çalıştığını söylemektir. İsrail bu dönüşümün tek nedeni değil, süreci hızlandıran önemli jeopolitik faktörlerden biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Türkiye açısından temel stratejik yaklaşım şöyle özetlenebilir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin amacı yeni cepheler oluşturmak değil, kendisine karşı oluşturulabilecek cephelerin stratejik alanını daraltmak olmalıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">7. Kızıldeniz-Gazze-Sudan-Libya Hattı</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu’nun yeni jeopolitiğinde Kızıldeniz giderek merkezi bir konuma yükselmektedir. Süveyş Kanalı-Babülmendep-Hint Okyanusu hattı dünya ticaretinin ve enerji taşımacılığının kritik arterlerinden biridir. Bu nedenle Gazze, Sudan, Yemen ve Somali’deki gelişmeleri birbirinden tamamen bağımsız krizler olarak değerlendirmek güçleşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin Somali’deki varlığı, Sudan ile ilişkileri, Gazze politikası ve Kızıldeniz güvenliğine verdiği önem birlikte okunduğunda Ankara’nın Doğu Akdeniz-Kızıldeniz-Afrika Boynuzu-Hint Okyanusu ekseninde stratejik derinlik oluşturmaya çalıştığı görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pakistan’ın denkleme katılması hattı Güney Asya’ya kadar genişletmektedir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Pakistan → Körfez → Kızıldeniz → Türkiye → Kafkasya → Türkistan</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu jeopolitik zincirin güçlenmesi, Türkiye’nin yalnızca bir Ortadoğu aktörü değil, farklı jeopolitik havzaları birbirine bağlayan stratejik merkez ülke niteliğini pekiştirebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">8. Azerbaycan ve Türk Devletleri Teşkilatı Boyutu</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün önemli fakat henüz yeterince tartışılmayan boyutlarından biri Türk dünyasıdır. Türkiye ile Azerbaycan arasında 2021’de imzalanan Şuşa Beyannamesi, taraflardan birinin bağımsızlığına, egemenliğine, toprak bütünlüğüne veya sınır güvenliğine tehdit yönelmesi hâlinde ortak istişare ve gerekli yardım mekanizmalarının geliştirilmesini öngörmektedir.<span style="background-color:yellow">[21]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Mart 2026’da Türkiye ve Nahçıvan’a yönelik saldırılar sonrasında TDT dışişleri bakanları Türkiye ve Azerbaycan’ın egemenliği, toprak bütünlüğü ve güvenliğine desteklerini açıklamıştır.<span style="background-color:yellow">[22]</span> TDT’nin stratejik belgelerinde de ortak siyasi ve güvenlik istişarelerinin geliştirilmesine giderek daha fazla önem verilmektedir.<span style="background-color:yellow">[23]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle gelecekte Türkiye merkezli Ortadoğu güvenlik yapılanmaları ile TDT arasında çeşitli düzeylerde bağlantılar kurulması ihtimali göz ardı edilmemelidir. Ancak bugün itibarıyla TDT’nin Mekke Anlaşması’na katılacağı yönünde resmî bir karar bulunmamaktadır. Buna karşılık Türkiye-Azerbaycan ittifakı, TDT içindeki güvenlik koordinasyonunun gelişmesi ve Orta Koridor’un stratejik öneminin artması, Ortadoğu ile Türk dünyası arasındaki güvenlik bağlantısını güçlendirebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">9. Türkiye İçin Fırsatlar ve Riskler</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni güvenlik mimarisi Türkiye açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Savunma sanayii kapasitesi, askerî eğitim tecrübesi, İHA/SİHA teknolojileri, elektronik harp sistemleri ve farklı harekât alanlarında kazanılan tecrübe, Türkiye’yi bölgesel güvenliğin önemli sağlayıcılarından biri hâline getirebilir. Ancak genişleyen jeopolitik etki alanı aynı zamanda stratejik aşırı yayılma riski taşımaktadır. Suriye’den Libya’ya, Kafkasya’dan Kızıldeniz’e, Körfez’den Afrika Boynuzu’na kadar genişleyen sorumlulukların ekonomik, askerî ve diplomatik maliyetleri bulunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin yeni yapılanmaları İran’a karşı kurulmuş bir cephe görüntüsüne dönüştürmemesi de önemlidir. Ankara’nın avantajı blok siyasetine sıkışmak değil, farklı güç merkezleri arasında denge kurabilme kapasitesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Aynı şekilde bölgesel güvenlik mekanizmaları NATO’nun alternatifi olarak görülmemelidir. Türkiye’nin stratejik kazancı Batı’dan kopmaktan değil; NATO, Avrupa, Ortadoğu, Afrika, Pakistan ve Türk dünyasıyla ilişkilerini aynı anda yönetebilen çok katmanlı bir dış politika mimarisi kurabilmesinden doğacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Ankara açısından öncelik, yeni güvenlik ağlarını katı ittifaklara dönüştürmekten ziyade esnek ve birbirini tamamlayan mekanizmalar hâlinde geliştirmek olmalıdır. R4’ün diplomatik istişare kapasitesi, Mekke Anlaşması’nın savunma boyutu, Türkiye-Azerbaycan ittifakı ve TDT’nin gelişen güvenlik koordinasyonu birbirinin alternatifi değil, farklı jeopolitik havzalarda birbirini tamamlayan halkalar olarak ele alınmalıdır. Böyle bir yaklaşım Türkiye’nin stratejik aşırı yayılma riskini sınırlandırırken bölgesel denge kurucu kapasitesini artırabilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sonuç: Türkiye’siz Denklemden Türkiye Merkezli Denkleme mi?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu’daki son gelişmeler önemli bir jeopolitik gerçeği yeniden görünür hâle getirmektedir: Türkiye’nin dışlandığı bölgesel denklemler kurulabilir; ancak Türkiye’nin coğrafi, askerî, ekonomik ve siyasi ağırlığı hesaba katılmadan bunların uzun vadeli sürdürülebilirliği giderek zorlaşmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 savaşı Körfez ülkelerine dışarıdan satın alınan askerî kapasite ile gerçek stratejik güvenlik arasındaki farkı göstermiş; bölge ülkelerinin kendi güvenlik mekanizmalarını geliştirme arayışlarını hızlandırmıştır. R4 bu arayışın diplomatik, Mekke Ortak Savunma Anlaşması ise askerî-stratejik boyutunu temsil etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından ise mesele daha geniştir. Libya, Suriye, Gazze, Sudan, Kızıldeniz ve Körfez politikaları; Pakistan ile stratejik ortaklık ve Azerbaycan-Türk dünyası ekseniyle birlikte değerlendirildiğinde Ankara’nın güvenlik alanını giderek millî sınırlarının ötesinde tanımladığı görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yeni yapılanmanın klasik anlamda bir “İslam NATO’suna” dönüşüp dönüşmeyeceği henüz bilinmemektedir; hatta mevcut aşamada böyle bir tanımlama erken ve yanıltıcıdır. Buna karşılık daha temel bir dönüşüm belirginleşmektedir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortadoğu güvenliği yalnızca Washington veya diğer bölge dışı başkentlerde tasarlanan bir sistem olmaktan çıkarak Ankara, Riyad, Kahire ve İslamabad’ın da kurucu aktörleri olduğu daha bölgesel bir mimariye doğru ilerlemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu dönüşümü dengeli biçimde yönetebilirse yalnızca güvenliğini sınırlarının ötesinden tahkim eden bir ülke olmayacak; Körfez ile Akdeniz’i, Afrika ile Kafkasya’yı ve Pakistan ile Türkistan’ı birbirine bağlayan daha geniş bir jeopolitik alanın dengeleyici ve bağlantı kurucu merkezlerinden biri hâline gelebilecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak bunun sürdürülebilirliği askerî kapasite kadar diplomatik ihtiyat, ekonomik güç ve stratejik ölçülülüğe bağlıdır; çünkü küresel güç olmanın ölçüsü yalnızca uzak coğrafyalarda varlık göstermek değil, o coğrafyalardaki gelişmeleri millî çıkarlar doğrultusunda yönetebilmek ve bu etkiyi sürdürülebilir bir düzene dönüştürebilmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:9.0pt">İsmail CİNGÖZ: Uluslararası Siyaset Uzmanı; Kapadokya Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Doktora Öğrencisi; BULTÜRK Ankara Temsilcisi; TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] İsmail Numan Telci, “The Emergence of a Regional Security Framework: Türkiye, Pakistan, Saudi Arabia and Egypt”, <em>Al Jazeera Centre for Studies</em>, 14.05.2026. </span><a href="https://studies.aljazeera.net/en/analyses/emergence-regional-security-framework-t%C3%BCrkiye-pakistan-saudi-arabia-and-egypt" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://studies.aljazeera.net/en/analyses/emergence-regional-security-framework-t%C3%BCrkiye-pakistan-saudi-arabia-and-egypt</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Elliott Abrams, “Rising U.S. Casualties in the Iran War Should Force a Rethink of Middle East Basing”, <em>Council on Foreign Relations (CFR)</em>, 21.07.2026. </span><a href="https://www.cfr.org/articles/rising-u-s-casualties-in-the-iran-war-should-force-a-rethink-of-middle-east-bases" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.cfr.org/articles/rising-u-s-casualties-in-the-iran-war-should-force-a-rethink-of-middle-east-bases</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Joint Statement of the R4 Following the Fourth Consultative Meeting of the Foreign Ministers of the Republic of Türkiye, the Arab Republic of Egypt, the Islamic Republic of Pakistan, and the Kingdom of Saudi Arabia”, Kahire, 21.06.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-r4-following-the-fourth-consultative-meeting-of-the-foreign-ministers-21-june-2026.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-r4-following-the-fourth-consultative-meeting-of-the-foreign-ministers-21-june-2026.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Elliott Abrams, “Rising U.S. Casualties in the Iran War Should Force a Rethink of Middle East Basing”, <em>Council on Foreign Relations (CFR)</em>, 21.07.2026.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] İsmail Numan Telci, “The Emergence of a Regional Security Framework: Türkiye, Pakistan, Saudi Arabia and Egypt”, 14.05.2026.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Joint Statement of the R4 Following the Fourth Consultative Meeting of the Foreign Ministers”, Kahire, 21.06.2026. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Hasan Alhasan, “A New Middle Eastern Quadrilateral Is Taking Shape”, <em>International Institute for Strategic Studies (IISS)</em>, 06.05.2026. </span><a href="https://www.iiss.org/online-analysis/online-analysis/2026/05/a-new-middle-eastern-quadrilateral-is-taking-shape/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iiss.org/online-analysis/online-analysis/2026/05/a-new-middle-eastern-quadrilateral-is-taking-shape/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Associated Press, “Saudi Arabia, Turkey and Pakistan Have Signed a Key Defense Agreement”, 7 Ağustos 2026. </span><a href="https://apnews.com/article/saudi-arabia-turkey-pakistan-defense-agreement-58048d4a100befd4d2c18e0cbae58b7c" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://apnews.com/article/saudi-arabia-turkey-pakistan-defense-agreement-58048d4a100befd4d2c18e0cbae58b7c</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Reuters, “Turkey Lays Out Plans for Defence Pact with Pakistan and Saudi Arabia”, 13.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/turkey-pakistan-saudi-arabia-will-form-political-military-mechanisms-coordinate-2026-08-13/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Government of Pakistan, Press Information Department, “20th Round of Pakistan–Türkiye High Level Military Dialogue Group”, Press Release No. 52, Rawalpindi, 07.04.2026. </span><a href="https://pid.gov.pk/site/press_detail/32331" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://pid.gov.pk/site/press_detail/32331</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), “World Nuclear Forces”, <em>SIPRI Yearbook 2026</em>. </span><a href="https://www.sipri.org/visualizations/2026/world-nuclear-forces-january-2026" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/visualizations/2026/world-nuclear-forces-january-2026</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Al Jazeera, “Turkiye and Libya's Haftar Are Boosting Military Ties. Is Egypt Worried?”, 20.07.2026. </span><a href="https://www.aljazeera.com/news/2026/7/20/turkiye-and-libyas-haftar-are-boosting-military-ties-is-egypt-worried" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aljazeera.com/news/2026/7/20/turkiye-and-libyas-haftar-are-boosting-military-ties-is-egypt-worried</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Reuters, “Israel Hit Syrian Bases Scoped by Turkey, Hinting at Regional Showdown, Sources Say”, 04.04.2025, güncelleme 7 Nisan 2025. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/israel-hit-syrian-bases-scoped-by-turkey-hinting-regional-showdown-sources-say-2025-04-04/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/israel-hit-syrian-bases-scoped-by-turkey-hinting-regional-showdown-sources-say-2025-04-04/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “İsrailli Bakanların Ülkemizi Hedef Alan Açıklamaları Hk.”, No: 75, 03.04.2025. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-75_-israilli-bakanlarin-ulkemizi-hedef-alan-aciklamalari-hk.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/no_-75_-israilli-bakanlarin-ulkemizi-hedef-alan-aciklamalari-hk.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Reuters, “Erdogan Says Israel's Attacks on Syria, Lebanon Threaten Turkey Too”, 10.06.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/erdogan-says-israels-attacks-syria-lebanon-threaten-turkey-too-2026-06-10/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/erdogan-says-israels-attacks-syria-lebanon-threaten-turkey-too-2026-06-10/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Interview of H.E. Hakan Fidan, Minister of Foreign Affairs, Reuters”, 04.04.2025. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/interview-of-he-hakan-fidan--minister-of-foreign-affairs--reuters--4-april-2025.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/interview-of-he-hakan-fidan--minister-of-foreign-affairs--reuters--4-april-2025.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Reuters, “Turkey, Israel Have Begun Talks to Avoid Clashes in Syria, Turkish Sources Say”, 10.04.2025. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/turkey-israel-have-begun-talks-avoid-clashes-syria-turkish-sources-say-2025-04-10/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/turkey-israel-have-begun-talks-avoid-clashes-syria-turkish-sources-say-2025-04-10/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Dışişleri Bakanı Sayın Hakan Fidan'ın Dördüncü Antalya Diplomasi Forumu'nda Gerçekleştirdiği Basın Toplantısı”, Antalya, 13.04.2025. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-dorduncu-antalya-diplomasi-forumu-nda-gerceklestirdigi-basin-toplantisi--13-nisan-2025--antalya.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/disisleri-bakani-sayin-hakan-fidan-in-dorduncu-antalya-diplomasi-forumu-nda-gerceklestirdigi-basin-toplantisi--13-nisan-2025--antalya.tr.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Reuters, “Iran Says No Reason to Fear Pakistan-Turkey-Saudi Security Pact”, 10.08.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-says-no-reason-fear-pakistan-turkey-saudi-security-pact-2026-08-10/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/asia-pacific/iran-says-no-reason-fear-pakistan-turkey-saudi-security-pact-2026-08-10/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Reuters, “Hegseth Cancels Meeting with Netanyahu over Possible Sale of F-35s to Turkey, Source Tells Reuters”, 08.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/world/middle-east/hegseth-meet-netanyahu-over-possible-sale-f-35s-turkey-source-tells-reuters-2026-07-08/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/world/middle-east/hegseth-meet-netanyahu-over-possible-sale-f-35s-turkey-source-tells-reuters-2026-07-08/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] Presidency of the Republic of Azerbaijan, “Shusha Declaration on Allied Relations between the Republic of Azerbaijan and the Republic of Turkey”, 15.06.2021. </span><a href="https://president.az/en/articles/view/52122" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://president.az/en/articles/view/52122</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs, “Joint Statement of the Council of Foreign Ministers of the Organization of Turkic States on Recent Developments in the Middle East”, İstanbul, 07.03.2026. </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-council-of-foreign-ministers-of-the-organization-of-turkic-states-on-recent-developments-in-the-middle-east-istanbul-7-3-2026.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/joint-statement-of-the-council-of-foreign-ministers-of-the-organization-of-turkic-states-on-recent-developments-in-the-middle-east-istanbul-7-3-2026.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] Organization of Turkic States, “Budapest Declaration of the Informal Summit of the Organization of Turkic States”, Budapeşte, 21.05.2025. </span><a href="https://turkicstates.org/u/f/budapest-declaration.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt">https://turkicstates.org/u/f/budapest-declaration.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.08.2026)</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:47:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÎMÂNI GÜÇLENDİRMEK İÇİN</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/imani-guclendirmek-icin-7937</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/imani-guclendirmek-icin-7937</guid>
                <description><![CDATA[ÎMÂNI GÜÇLENDİRMEK İÇİN]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÎMÂNI GÜÇLENDİRMEK İÇİN</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Îmânı kuvvetlendiren, çok şey vardır. Bâzıları şunlardır:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1- Güzel ahlâklı olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">2- Hep Allahü teâlâyı hatırlamak.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3- İhlâslı olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4- Cömert olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">5- Elinde olmadan, büyük belâlara maruz kalmak (Salih kimse için),</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6- Haramlardan kaçmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7- Küfre düşmekten çok korkmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">8- Sevdiğini Allah için sevmek, sevmediğini Allah için sevmemek,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9- Salih olmak,</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">10- Namaza çok önem vermek.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu konudaki hadîs-i şerîflerden bâzıları şöyledir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Îmânı en kuvvetli mü’min, güzel ahlâklı olandır. Yanına herkes kolayca yaklaşır, geleni gideni çok olur. Herkesle iyi geçinir. Çevresi ile iyi geçinemeyende hayır yoktur.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Taberani]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Nerede olursa olsun, Allahü teâlâyı unutmayanın îmânı kuvvetlidir.” [Beyheki]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allah için yaptığı işlerde kınanmaktan korkmayan, ameli ihlâslı olan, iki işten biri âhırete, diğeri dünyaya faydalı olsa, âhırete faydalı olanı tercih edenin îmânı kuvvetlidir.” [Deylemi]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Kur’ân-ı kerîm okumak ve Allahı zikir îmânı kuvvetlendirir.” [Deylemi]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“En şiddetli belâ, enbiya, evliyâ ve benzerlerine gelir. Kişi îmânının sağlamlığı nispetinde belâya maruz kalır. Îmânı sağlam ise belâsı şiddetli, îmânı zayıf ise hafif olur.” [Tirmizi]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Müslüman cömerdin îmânı kuvvetlidir.” [Deylemi]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allah korkusundan dolayı harama bakmayan îmânının tadını alır.” [Taberani, Hâkim]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahı ve Resûlünü her şeyden çok seven, yalnız Allahın sevdiklerini seven ve küfre düşme korkusu, ateşte yanma korkusundan çok olan kimse îmânın tadını bulur.” [Buhari]</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Üç şey îmânın tadını artırır: Allah ve Resûlünü her şeyden çok sevmek, kendisini sevmeyen Müslümanı Allah rızâsı için sevmek ve Allahın düşmanlarını sevmemek.” [Taberani]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“İyilik edince sevinen, günah işleyince üzülen îmânlıdır.”&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">[Taberani]&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şu duâyı okuyan şirkten kurtulur ve îmânı kuvvetlenir:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Allahümme innî eûzü bike min en üşrike bike şey-en ve ene a’lemü ve estağfirü-ke li-mâ lâ-a’lemü inneke ente allâmül-guyûb.” [İ. Ahmed]</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:45:49 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/her-bir-dikis-bir-yasanmisliktir-7936</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/her-bir-dikis-bir-yasanmisliktir-7936</guid>
                <description><![CDATA[HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>HER BİR DİKİŞ BİR YAŞANMIŞLIKTIR</strong></span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden bir elbise yırtılırdı. Anne oturur, iğneyi ipliğe takar, yırtığın etrafını ilmek ilmek dikerdi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O dikişin her birinde bir yaşanmışlık vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yokluk vardı, sabır vardı, "idare et oğlum, babana lazım olacak" vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O elbise 3 kardeş giyerdi. Dize kadar gelirdi, sonra paça eklenirdi. Utanç değil, gurur olurdu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi ne oluyor?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yırtılmadan sıkılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eski denilen an değiştiriliyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Leke değil, can sıkıldı diye atılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Har vurup harman savuran kadınlar var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her sene perde değiştiren, her sezon koltuk kılıfı yenileyen, "bu renk artık demode" diye dolabı boşaltan...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Komşuda görüleni eve taşıyan, ekranda beğenileni sepete atan...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kullanılmayan fincan takımı için yer açmak adına çalışan takımı kenara iten.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Har vurup harman savuran erkekler var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arabası 2 yaşında ama "yeni model çıktı" diye krediye giren.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Garajdaki duruyor, bir de "yedek" diye ikinciyi alan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefonu daha faturası bitmeden değiştiren.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha önceki telefon sapasağlam, tek suçu "yeni kamera" çıkmış olması.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Har vurup harman savuran çocuklar var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Elinde oyuncağı varken yenisini isteyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha eskisi eskimeden "bu çocukça" diyen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doğum gününde 3 hediye alan, bir hafta sonra "sıkıldım" diyen.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mutfakta da aynı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karpuzda küçük bir leke var diye bütün karpuz çöpe atılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yumurtanın biri bozuk diye kolinin tamamı gidiyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bayatladı diye ekmeğin yarısı, "dün aldıydık" diye yoğurt...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oysa eskiden karpuzun iyisi yenir, bayat ekmek kızartılır, yoğurt çorbaya katılırdı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Oyuncaklarda da aynı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Köşeye bırakılsa bir çocuk daha oynayacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çöpün yanına konulsa bir el uzanacak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama direkt poşete, direkt çöpe atılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kırılmadı, bozulmadı. Sadece "modası geçti".</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genç, yaşlı, büyük, küçük...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eldeki değerin kıymeti unutuldu.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yeni telefon çıktığında cebdeki hala çalışan telefon değiştiriliyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her yeni trend geldiğinde evdeki sağlam hurdaya çıkartılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"İndirim var" diye ihtiyaç olmayan 3 şey birden alınıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra "yer yok" diye depoya atılıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Nereye gidiliyor?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kadar har vurup harman savuran bir millet olundu mu?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dünyada en çok tüketen, en çok değiştiren, en çok "yetinmeyen"ler arasına girildi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Uçuluyor" dersek yeridir. Ama nereye? Borca mı, yorgunluğa mı, mutsuzluğa mı?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden tencerenin kulpu kırılırdı, kaynak yaptırılırdı. "Anamdan kalma" denirdi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi rengi uymadı diye set değiştiriliyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden ayakkabı tabanı aşınırdı, tamirci "daha gider" derdi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi 3 ay giyildi diye "eski" denip atılıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskiden radyo 20 sene giderdi. Şimdiki telefon 2 senede "yavaşladı".&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bozulduğu için değil. Öyle hissettirildiği için.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir dikiş bir yaşanmışlıktı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir yama bir hikayeydi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yamalı dizde top oynanan günler vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi ne dikiş kaldı ne yama.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sadece fiş, fatura ve "sonraki model" kaldı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki ne kazanıldı?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evin içi yenilendi ama gönül eskidi.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dolap doldu ama bereket kaçtı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefon 16 oldu ama konuşan kalmadı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Herkes ekrana bakıyor, kimse birbirine bakmıyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alınıyor, alınıyor... Ama içteki boşluk dolmuyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Durup düşünmek lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eldekine bakmak lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çalışıyorsa bozulmamalı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eskimeden eskitilmemeli.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey değiştirilmeden önce sorulmalı: "Buna gerçekten ihtiyaç var mı?"</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü emanet bunlar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Verilen rızık, edilen dua.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İsraf, bereketi kaçırır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tüketmek kolay. Asıl marifet idare etmektir, kıymet bilmektir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın öbür gün anlatılacak bir hikaye kalmazsa,&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gösterecek bir yamalı pantolon, bir tamir görmüş saat olmazsa...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Geriye sadece ödenmemiş borçlar ve dolmuş çöpler kalır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O çöplerin içinde ise;&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Atılmayan bir karpuz, atılmayan bir oyuncak, atılmayan bir sabır vardı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar çöpe atılırken, aslında bir şeyler daha atıldı farkında olmadan.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir dikiş bir yaşanmışlıktır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her bir eşya bir emanettir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Emanete ihanet eden değil, sahip çıkan olalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 19 Aug 2026 08:41:26 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>14 Ağustos 1974: “Ayşe Tatile Çıksın” ve Kıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/14-agustos-1974-ayse-tatile-ciksin-ve-kibris-turkunun-varolus-mucadelesi-7935</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/14-agustos-1974-ayse-tatile-ciksin-ve-kibris-turkunun-varolus-mucadelesi-7935</guid>
                <description><![CDATA[14 Ağustos 1974: “Ayşe Tatile Çıksın” ve Kıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">14 Ağustos 1974: “Ayşe Tatile Çıksın” ve Kıbrıs Türkünün Varoluş Mücadelesi</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:right">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14 Ağustos 1974, Kıbrıs Türk halkının varlığının ve güvenliğinin teminat altına alınması bakımından Türk tarihinin önemli dönüm noktalarından biridir. Bu tarih, 20 Temmuz 1974’te başlayan Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ikinci safhasının başladığı gündür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs meselesini yalnızca 1974 yılının şartları içerisinde değerlendirmek eksik olacaktır. Kıbrıs Türkleri, özellikle 1963’te başlayan ve tarihe “Kanlı Noel” olarak geçen saldırılardan itibaren uzun yıllar boyunca baskı, şiddet, zorunlu göç ve kuşatma şartları altında yaşamıştır. Ada’nın Yunanistan’a bağlanmasını amaçlayan Enosis düşüncesi ve bu hedef doğrultusunda faaliyet gösteren silahlı yapılanmalar, Kıbrıs Türklerinin güvenliğini ve Ada’daki anayasal statüsünü ciddi biçimde tehdit etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">15 Temmuz 1974’te Yunanistan’daki askerî cuntanın desteğiyle gerçekleştirilen darbe ve Nikos Sampson’un yönetime getirilmesi, Enosis’in fiilen hayata geçirilmesi tehlikesini ortaya çıkarmıştır. Bunun üzerine Türkiye, diplomatik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine 1960 Garanti Antlaşması’nın kendisine tanıdığı hak ve sorumluluklardan hareketle 20 Temmuz 1974 sabahı Kıbrıs Barış Harekâtı’nı başlatmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk Silahlı Kuvvetlerinin müdahalesiyle Kıbrıs Türk halkının güvenliği açısından hayati bir adım atılmış, aynı zamanda Ada’nın bütünüyle Yunanistan’a bağlanmasının önüne geçilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birleşmiş Milletlerin girişimleri sonucunda 22 Temmuz’da ateşkes ilan edilmiş ve ardından Cenevre görüşmeleri başlamıştır. Türkiye, İngiltere ve Yunanistan’ın katıldığı görüşmelerde Ada’da yeni bir düzen kurulması ve Kıbrıs Türk toplumunun güvenliğinin sağlanması amaçlanmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak görüşmeler devam ederken Kıbrıs Türklerine yönelik tehditlerin tamamen ortadan kalkmaması, Türk yerleşim bölgelerinin kuşatma altında bulunması ve sahadaki güvenlik şartlarının kalıcı bir çözüme imkân vermemesi nedeniyle Cenevre süreci çıkmaza girmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İşte bu şartlar altında Türk siyasi tarihinin hafızalara kazınan parolası devreye girmiştir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>“Ayşe tatile çıksın.”</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dönemin Dışişleri Bakanı Turan Güneş’in kızı Ayşe Güneş’in isminden hareketle kullanılan bu parola, diplomatik görüşmelerden sonuç alınamadığını ve ikinci askerî harekâtın başlayacağını ifade ediyordu.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14 Ağustos 1974 sabahı Türk Silahlı Kuvvetleri ikinci harekâtı başlattı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk birliklerinin ilerleyişi sonucunda Lefkoşa–Magosa ve Lefkoşa–Lefke istikametlerinde Kıbrıs Türklerinin güvenliğini sağlayabilecek coğrafi bütünlük büyük ölçüde oluşturuldu. 16 Ağustos’ta ateşkesin yürürlüğe girmesiyle bugünkü Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin sınırlarını büyük ölçüde şekillendiren askerî durum ortaya çıktı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs Barış Harekâtı Türkiye açısından bir toprak kazanma savaşı değil; Kıbrıs Türk halkının varlığını, güvenliğini ve siyasi geleceğini koruma müdahalesiydi. Aynı zamanda Enosis projesinin önüne geçilmiş ve Ada’nın tamamının Yunanistan’a bağlanması engellenmiştir. Bu nedenle 1974 müdahalesini değerlendirirken önemli bir hususun altını çizmek gerekir:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye Kıbrıs’a müdahale etmeseydi, bugün Kıbrıs Türk halkının Ada’daki siyasi ve coğrafi varlığından söz edebilmek çok daha güç olabilirdi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, harekât sırasında çok sayıda şehit vermiş; Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının yanı sıra Kıbrıs Türk mücahitleri ve siviller de hayatlarını kaybetmiştir. Bu nedenle 20 Temmuz ve 14 Ağustos yalnızca askerî harekât tarihleri değil, aynı zamanda Kıbrıs Türk halkının varoluş mücadelesinin sembol tarihleridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1974 sonrasında Kıbrıs Türkleri kendi siyasi geleceklerini kurumsallaştırma yolunda ilerlemiş; 13 Şubat 1975’te Kıbrıs Türk Federe Devleti, 15 Kasım 1983’te ise Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ilan edilmiştir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Kıbrıs meselesine bakarken yarım asrı aşkın müzakere sürecinin ortaya koyduğu gerçek de göz ardı edilmemelidir. Kıbrıs Türk halkı, Ada’nın asli ve eşit unsurlarından biridir. Güvenliği, siyasi eşitliği ve kendi geleceğini belirleme iradesi hiçbir çözüm arayışının dışında bırakılamaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin garantörlüğü ise tarihî tecrübenin de gösterdiği üzere Kıbrıs Türkleri açısından yalnızca hukuki bir statü değil, hayati bir güvenlik teminatıdır. Bu nedenle Kıbrıs Türklerinin egemen eşitliğinin ve eşit uluslararası statüsünün kabul edilmesine dayanan iki devletli çözüm yaklaşımı, bugün Türk tarafının Kıbrıs politikasının temelini oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">14 Ağustos 1974’te verilen “Ayşe tatile çıksın” mesajı, sadece bir askerî harekât parolası değildir. O parola; Kıbrıs Türkünün yalnız olmadığının, Türkiye’nin garantörlük sorumluluğundan vazgeçmeyeceğinin ve Türk milletinin Kıbrıs Türklerinin varlığına yönelik tehditler karşısında sessiz kalmayacağının tarihe düşülen kaydıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1571’den bugüne Kıbrıs uğruna şehit düşen bütün kahramanlarımızı ve Türk milletinin bekası uğruna can veren aziz şehitlerimizi rahmet, minnet ve saygıyla anıyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hayatta olan kahraman gazilerimize sağlık ve uzun ömürler diliyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs Türkü yalnız değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kıbrıs Türk Devleti ilelebet var olsun.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail Cingöz</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası Siyaset Uzmanı</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 15 Aug 2026 09:54:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>YALANSA YALAN DE</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/yalansa-yalan-de-7934</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/yalansa-yalan-de-7934</guid>
                <description><![CDATA[YALANSA YALAN DE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">YALANSA YALAN DE</span></strong></h3>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Döner döner durur naçar kirmenim<br />
&nbsp;Eğirdikçe yünü biter dermanım<br />
Atımın nal vurup nal toplattığı<br />
&nbsp;Ele kalır er geç yiğit harmanım<br />
<br />
Kalanın geride elinde yaba<br />
Savurur şanını boşuna çaba<br />
&nbsp;Dünyada inkarı ganimet bildik<br />
Sıkıysa ahrette şerh düş hesaba<br />
<br />
Böyle geldik böyle gideriz ancak<br />
&nbsp;Teslimden sonraya bekler salacak<br />
Elinde maşrapa birkaç ölümlü<br />
Ölü yıkar iken durulayacak<br />
<br />
Ağıtlar yakılır gün, beden taze<br />
Sen yokken dönerler az sonra size<br />
Bir hisse bir kıssa beklenen kuldan<br />
Kul, kısa vakitte hisse derdinde<br />
<br />
Faniden sonrası bu dünya yalan<br />
Kümes ile birmiş sarayda kalan<br />
&nbsp;Ne hancıdır baki ne de yolcusu<br />
&nbsp;En baki kalanı dünya denen han</span></p>

<p><br />
<br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:36:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BOŞANMADAN ÖNCE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/bosanmadan-once-7933</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/bosanmadan-once-7933</guid>
                <description><![CDATA[BOŞANMADAN ÖNCE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">BOŞANMADAN ÖNCE</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evliliğinizi bitirmeye karar vermeden önce, kendinize ve evliliğinize bir kez daha şans verin. Ama bu kez aynı şeyleri yaparak değil.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1. Önce Durun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öfkeliyken, kırgınken, büyük bir tartışmanın hemen ardından hayatınızı değiştirecek bir karar vermeyin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biraz zaman verin. Sakinleşin. Sonra konuşun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;2. Kendinize Sorun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Ben gerçekten eşimden mi vazgeçiyorum, yoksa yaşadığımız sorunlardan mı?"</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bazen bitirmek istediğimiz şey evlilik değil, yaşadığımız acıdır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">3. Sadece Eşinizi Suçlamayın</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Bana ne yaptı?" sorusu kadar, **"Ben bu evlilikte neyi daha iyi yapabilirdim?"** sorusunu da sorun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değişim, suçlu aramakla değil, sorumluluk almakla başlar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">4. Birbirinizi Gerçekten Dinleyin</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cevap vermek için değil, anlamak için dinleyin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sen zaten hep böylesin..." demek yerine, **"Bunu yaşadığında ne hissettin?"** diye sorun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;5. Beklentilerinizi Konuşun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşinizin ne istediğini tahmin etmeyin. Sorun.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, ilgi, saygı, yakınlık, sorumluluk, para, aileler, çocuklar... Konuşulmayan beklentiler zamanla kırgınlığa dönüşebilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">6. Profesyonel Destek Alın</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sorunlar yıllardır birikmişse, aynı tartışmalar tekrar tekrar yaşanıyorsa, **"Biz bunu kendi başımıza çözemiyoruz"** diyebilmek bir zayıflık değildir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çift/evlilik danışmanlığından destek almak, ilişkiye verilen değerin bir göstergesi olabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7. Şunları Kendinize Sorun</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Hâlâ birbirimize karşı saygımız var mı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Güven yeniden kurulabilir mi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Birbirimizi anlamaya isteğimiz var mı?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">- Ve en önemlisi: İkimiz de bu evliliği onarmak mı istiyoruz?</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;8. Son Bir Soru...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün eşinizle ilk kez tanışıyor olsaydınız, **onu yeniden seçer miydiniz?**</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cevabınız "evet" veya "belki" ise... Belki de henüz vazgeçmek için değil, yeniden denemek için konuşmanın zamanı vardır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">9. Unutmayın...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bazı evlilikler sevgisizlikten değil, iletişimsizlikten ve biriken kırgınlıklardan yorulur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fakat şiddet, tehdit, ağır istismar veya güvenliği tehlikeye atan durumlarda öncelik evliliği sürdürmek değil, güvenliği sağlamaktır.**</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evliliği kurtarmak her zaman mümkün olmayabilir. Ama karar vermeden önce doğru soruları sormak mümkündür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hidayet Şişkin</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 10:24:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DİNİ ve AHLAKI ÖĞRENMEDE AİLENİN ÖNEMİ</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/dini-ve-ahlaki-ogrenmede-ailenin-onemi-7932</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/dini-ve-ahlaki-ogrenmede-ailenin-onemi-7932</guid>
                <description><![CDATA[DİNİ ve AHLAKI ÖĞRENMEDE AİLENİN ÖNEMİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">DİNİ ve AHLAKI ÖĞRENMEDE AİLENİN ÖNEMİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsanın doğru yolu bulmasında, hidayete ulaşmasında, dinini öğrenmesinde ailenin önemi çok büyüktür. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslamı tebliğde ve dini öğrenmede her aile, bir terbiye okuludur Âlemlere rahmet olarak gönderilen Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed aleyhisselam İslamı tebliğe önce ailesinden başladı ve İslama ilk giren de eşi Hz. Hatice oldu.. Daha sonra akraba ve yakınlarından başlayarak diğer insanlara tebliğ etti ve İslam toplumu ve İslam Medeniyeti böyle oluştu. Bizler Allahın adını ilkönce ailemizden öğrendik. Abdest almayı, Namaz kılmayı, Oruç tutmayı ilkönce ailemizden öğrendik. Teravih ve Bayram namazlarına babamız veya annemizle birlikte gittik. İftar ve sahurları, tâ küçük yaştan itibaren ailemizle birlikte yapıp o anların manevi hazzını birlikte tattık. Bayramlaşmayı, yardımlaşmayı ve paylaşmayı onlardan görerek öğrendik. Ahlakı ve terbiyeyi, okumayı ve çalışmayı ilkönce onlardan öğrendik. Hangimizin dilinde aile büyüklerinden öğrendiği bir duâ yok ki! Hangimizin davranışlarında ailesinin güzel davranışlarından esintiler yok ki!.. Zira bu konuda sevgili Peygamberimiz bir hadisinde şöyle buyurur: “Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar. Anne ve babası onu ya İslam olarak yetiştirir, ya da Hrıstiyan, Yahudi veya mecusî olarak yetiştirir”.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunun şuurunda olan pek çok müslüman aile, çocuklarını İslam ahlakı üzere yetiştirmeye çalışırken bu konuda çok ihmalkar davranan aileleri de görmekteyiz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onlar, bu sorumluluğu devlete veya hocalara yükleyerek kendileri sorumluluktan kaçmaya çalışırlar. Bir olumsuzluk olduğunda da suçu devlete veya çevrenin kötü gidişatına yüklerler.. Halbuki Yüce Allah bu sorumluluğu ilk önce aileye yüklemiş ve bu konuda müminleri şöyle uyarmıştır:“Ey iman edenler! Yakıtı taş ve insanlar olan Cehennem ateşinden kendinizi ve ailenizi koruyun”.(Tahrim-6) Çünkü ailede din eğitimi ihmal edilirse ahlak ve terbiyeden milli ve manevi değerlerden mahrum yetişen çocukların akıbeti pek de iyi olmaz. Ahlak ve terbiyeden mahrum yetişen çocuklar her türlü kötülüğü ve günahı işlemekten haya duymaz, sıfatı müslüman dahi olsa! Bu nedenle her aile, çocuklarını güzel bir terbiye ile yetiştirmeli. Peygamberimiz şöyle buyurur: “Anne ve babaların çocuklarına bırakacakları en değerli miras; onlara verecekleri güzel bir terbiyedir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer ailede islam inancı ve islam ahlakı yaşanmıyorsa, insanımızı ve toplumumuzu güzel ahlak sahibi yapmak mümkün olmaz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Siz istediğiniz kadar topluma vaazı nasihatte bulunun, yazın, çizin, eğer aileye inemiyorsanız, Din ve Ahlaki eğitimin temelini öncelikle ailede veremiyorsanız, toplumda huzuru ve barışı sağlamada başarıya ulaşamazsınız. Bu nedenle din eğitimine önce ailede başlanmalıdır. Çünkü, toplumların sağlamlığı ve karakteristik özelliği o toplumdaki ailelerin ahlak yapısına ve ahlaki yaşantısına bağlıdır. İnsanlığın ve medeniyetin temeli ailedir. İnsanlar ailelerinden aldıkları terbiye ve eğitim oranında medeni ve ahlaklı olurlar. Bugün asrîlik, entellektüellik ve moda esintilerine kendini kaptırıp bir takım sapıklıklar ve ahlaksızlıklar içinde yaşayan, inancından ve kültüründen uzaklaşan insanlar varsa; bunun temelinde aile eğitimsizliği vardır. Bunu; toplumda artan sapıklıklardan ve ahlaksızlıklardan, terör, gasp, cinayet, intihar, tecavüz, esrarkeşlik ve alkolizm gibi olaylara bakarak çok açık bir şekilde görebilir ve anlayabilirsiniz. Ülkemizde aile eğitiminin zayıflaması nedeniyledir ki, çocuklarımız ve gençlerimiz çevrenin içinde bulunduğu kötü alışkanlıkların tuzağına kolayca düşmektedir. Kendi aile hanesinde inancını ve islam ahlakını tam olarak öğrenemeyen, göremeyen ve yaşayamayan gençlerimiz, davranışlarını televizyon, internet veya gazete kültürüyle şekillendirmektedir. Çocukların kişiliği de bu yönde gelişmektedir. Bu da İslam ahlakından yoksun insan sayısını artırmakta ve toplumda ahlaki ve dini erozyonlar yaşanmasına neden olmaktadır. Bu erozyon nedeniyledir ki; günümüzde dinin yerini hurafeler alırken, ahlakın yerini de moda özentileri sınırsız ve ölçüsüz zevk ve eğlence düşkünlüğü almakta, böyle olunca da; adı müslüman veya ailesi Müslüman, fakat kendisi ve davranışları başka, başka olan insanlar çoğalmaktadır. Şunu iyi bilmeliyiz ki; nasıl ki her peygamber, Allahın dinini insanlara tebliğ etmekle bir risalet görevi taşıdıysa, her Müslüman aile reisleri (anne-baba) de İslam ahlakını ve İslam terbiyesini çocuklarına öğretmek ve yaşatmakla görevli bir risalet görevi taşımalıdır. Bu nedenledir ki her Müslüman aile, İslam inancının ve islam ahlakının öğretildiği bir ahlak ve terbiye okulu olmalıdır. Çocuklarımız ve gençlerimiz islamın sunduğu Hak ve adalet ölçülerini, sevgiyi ve saygıyı, merhameti ve iyiliği, kardeşliği ve dostluğu, doğruluğu vedürüstlüğü ve her türlü güzel gelenekleri önce kendi ailesinde görmeli, öğrenmeli ve yaşamalı ki, hem kendisi için hem de yaşadığı toplumdaki diğer insanlar için örnek bir karaktere, sağlam bir inanca, güzel bir ahlaka ve güzel bir edebe sahip olsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 14 Aug 2026 08:05:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Mekke Antlaşması: Ortadoğu Enerji Yollarına Tarihi Güvenlik Kalkanı – Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Küresel Dengeleri Altüst Ediyor</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/mekke-antlasmasi-ortadogu-enerji-yollarina-tarihi-guvenlik-kalkani-turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-kuresel-dengeleri-altust-ediyor-7931</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/mekke-antlasmasi-ortadogu-enerji-yollarina-tarihi-guvenlik-kalkani-turkiye-suudi-arabistan-ve-pakistan-kuresel-dengeleri-altust-ediyor-7931</guid>
                <description><![CDATA[Mekke Antlaşması: Ortadoğu Enerji Yollarına Tarihi Güvenlik Kalkanı – Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Küresel Dengeleri Altüst Ediyor]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekke Antlaşması: Ortadoğu Enerji Yollarına Tarihi Güvenlik Kalkanı – Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan Küresel Dengeleri Altüst Ediyor&nbsp;</span></h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7 Ağustos 2026 tarihinde Türkiye, Suudi Arabistan ve Pakistan arasında imzalanan Mekke Ortak Savunma Anlaşması, Ortadoğu’nun jeopolitik haritasını ve küresel güvenlik mimarisini kökünden sarsan tarihi bir dönüm noktasıdır. NATO’nun 5. maddesine benzer şekilde, taraflardan birine yapılacak olası bir silahlı saldırının tüm üyelere yapılmış sayılacağı ilkesine dayanan bu pakt, sadece üç ülkenin askeri kapasitelerini birleştirmiyor; aynı zamanda bölge ülkelerinin kendi krizlerini yönetme iradesini gösteren “bölgesel sahiplenme” vizyonunu da fiiliyata döküyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bölgesel Dengelerin Yeniden Şekillenmesi</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekke Antlaşması, ABD’nin Ortadoğu’daki caydırıcılığının sorgulandığı bir atmosferde şekillenmiştir. Özellikle Şubat 2026’da patlak veren ABD-İran gerilimleri sürecinde Washington’un Körfez ülkelerine yönelik güvenlik taahhütlerinde yetersiz kalması, Suudi Arabistan’ı alternatif güvenlik arayışlarına itmiştir. Ankara, Riyad ve İslamabad’ın oluşturduğu bu yeni blok, bölge güvenliğinin artık tamamen küresel güçlerin (ABD, Rusya veya Çin) inisiyatifine bırakılmayacağı mesajını vermektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anlaşmanın arka planında dikkat çeken en önemli diplomatik manevralardan biri Mısır’ın durumudur. Ankara’nın iki yıllık diplomatik çabalarına rağmen Kahire; İsrail’in baskıları ve Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile olan askeri dengeleri gözeterek son anda masadan kalkmayı tercih etmiştir. Mısır’ın yokluğuna rağmen üç ülkenin kararlılıkla yola devam etmesi, Türkiye’nin bölgedeki kurucu gücünü pekiştirmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yeni ittifakın İsrail cephesinde ciddi bir paniğe yol açması ve İsrailli yetkililerin karşı bir blok kurulması yönünde çağrılar yapması, paktın dengeleri nasıl hızla değiştirdiğinin en net kanıtıdır. Buna karşılık İran, antlaşmanın kendisine yönelik olmadığını belirterek bu gelişmeden endişe duymadığını açıklamıştır. Çin ve Rusya ise şimdilik temkinli bir izleme politikası benimsemiş, Hindistan ise Pakistan’ın nükleer kapasitesinin bu pakta dahil olmasından duyduğu rahatsızlığı diplomatik kanallardan dile getirmiştir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enerji Yolları ve Deniz Ticaretinin Güvenliği</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İttifakın küresel ekonomiyi doğrudan etkileyecek en kritik ayağı, enerji yollarına ve deniz ticaretine sağlayacağı kalkan işlevidir. Füze, seyir füzesi ve İHA teknolojilerinin ucuzlayıp yaygınlaşması, Suudi Arabistan’ın petrol tesislerini ve Körfez’deki dar boğazları (Hürmüz, Bab el-Mendeb) asimetrik tehditlere karşı son derece savunmasız hale getirmişti.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekke Anlaşması; deniz ticaret yollarının çatışma tehdidi altında tıkandığı bir dönemde petrol ve doğalgaz arzının güvenliğini garanti altına almayı hedeflemektedir. Suudi Arabistan’ın küresel enerji piyasasındaki ağırlığı ve finansal gücü, Türkiye’nin ileri askeri teknolojisi (özellikle İHA/SİHA sistemleri, deniz kuvvetleri ve elektronik harp kabiliyetleri) ile Pakistan’ın Hint Okyanusu’ndan Orta Asya’ya uzanan stratejik konumu bir araya geldiğinde, küresel ticaret için hayati öneme sahip ulaştırma koridorları üçlü bir güvenlik şemsiyesi altına alınmış olmaktadır. Bu durum, enerji piyasalarında uzun vadeli istikrar beklentisini güçlendirirken, asimetrik tehditlerin maliyetini önemli ölçüde yükseltmektedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küresel Etkiler ve Pakistan’ın Nükleer Caydırıcılığı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küresel eksende Mekke Anlaşması, orta ölçekli güçlerin birleşerek nasıl stratejik bir caydırıcılık ekseni yaratabildiğinin en güncel örneğidir. Pakistan’ın nükleer bir güç olması, bu paktı sıradan bir konvansiyonel ittifak olmaktan çıkarıp, stratejik derinliği ve nükleer iması olan devasa bir caydırıcılık gücüne dönüştürmüştür. Anlaşma, Türkiye veya Suudi Arabistan’a otomatik bir nükleer şemsiye sağlamasa da dış müdahalenin veya geniş çaplı savaşların maliyetini hesaplanamaz boyutlara taşımaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İttifakın bir diğer kritik boyutu ise ortak komuta yapısı ve düzenli müşterek tatbikatların planlanmasıdır. Bu adımlar, paktın sadece kâğıt üzerinde kalmayıp operasyonel bir derinliğe kavuşmasını sağlayacaktır. Aynı zamanda ekonomik işbirliği mekanizmalarının (ortak savunma sanayii projeleri, enerji yatırımları ve liman güvenliği) güçlendirilmesi de gündemdedir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonuç olarak Mekke Anlaşması; saldırgan bir savaş bloku değil, savaşın maliyetini yükselterek çatışmayı önlemeyi amaçlayan kolektif bir savunma kalkanıdır. Enerji yollarının güvence altına alındığı, dış müdahalelerin sınırlandığı ve İslam dünyasının üç büyük gücünün inisiyatif aldığı bu yeni denklem, Ortadoğu’nun kendi kaderini bizzat tayin ettiği çok kutuplu yeni bir dönemin başlangıcını müjdelemektedir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 12 Aug 2026 15:05:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNANMAYANLAR VE İNANANLAR</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/inanmayanlar-ve-inananlar-7930</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/inanmayanlar-ve-inananlar-7930</guid>
                <description><![CDATA[İNANMAYANLAR VE İNANANLAR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNANMAYANLAR VE İNANANLAR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sohbet imkânı bulduğum ünlü bir profesörle konuşurken; “İnançsız insanların en yakınlarını kaybetmenin acısını nasıl telafi ettikleri’nden açıldı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öyle ya… Cennet umudu olmayan, âhırette buluşma ümidi taşımayan insanlar nasıl söndürüyordu içindeki ateşi?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dahası, kendilerinin de bir gün öleceğini bile bile âhıret inancının boşluğunu neyle dolduruyorlar?</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Alkole vuruyorlar kendilerini.” dedi hoca…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün başlarına gelecek mutlak hakîkati unutmak, hatırlarına getirmemek için bu yola başvurduklarını anlattı. Neşeyi bozan, ağızların tadını kaçıran ölüme karşı beynin ve nefsin bu yöntemi geliştirdiğini ilk kez işittim.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dahası var… Düşünsenize, her şey dünyada kalacak gibi yaşamışlar, istediklerini yapmışlar…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de yüce kitabımız Kur’ân-ı kerimde ve daha önce insanlığa yollanan bütün kutsal kitaplarda bahsedildiği şekilde, yaptıklarının hesabını verecekler(!)se!</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle bir ihtimal, inançsız bir fânîyi nasıl çıldırtmasın?..</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Devletimizin mücadelesine doğru bulduğumuz her adımında destek olmayı hem milletimize, hem vicdanımıza görev addediyoruz. Yapamadıklarımız için hayıflanıyor, kendi iç dünyamızda mahcubiyet duyuyoruz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalanın, küfrün oluk gibi aktığı günümüz şartlarında, neyimiz var, neyimiz yoksa Hak yolunda sonuna kadar kullanmakla mükellefiz. Yaptıklarımızı, yazdıklarımızı beğenen olur, beğenmeyen olur… Biz, bize öğretilenlerin ışığında, elimizden gelen gayreti ortaya koymakla memuruz. Gerisi Cenab-ı Hakkın bileceği iş…</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yarın “Elinde bu imkânlar vardı, ne yaptın?” sorusuna vereceğimiz cevaba hazırlanabiliyor muyuz, aslolan bu? Eğer mahşerde bunun cevabını verebileceksek, işte asıl ödül o olacak, biz buna inanıyoruz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 11 Aug 2026 17:16:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?</title>
                <category>Muammer Gezer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/dugunumuz-var-peki-ya-yuvamiz-7929</link>
                <author>mgezer178@gmail.com (Muammer Gezer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/dugunumuz-var-peki-ya-yuvamiz-7929</guid>
                <description><![CDATA[Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düğünümüz Var, Peki Ya Yuvamız?</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir düğün sezonunun daha içerisindeyiz. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Salonlar tutuluyor, davetiyeler hazırlanıyor, gelinlikler, damatlıklar seçiliyor, altınlar hesaplanıyor… </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aileler aylar öncesinde hazırlıklara başlıyor. Birkaç saat düğün için bazen yıllarca ödenecek borçlar altına giriliyor. Herkes düğün nasıl olacak diye konuşuyor. Unutulan şey ise; evlilik bir gün, aile bir ömürdür. Gençlerimizi düğün yapmaya değil, yuva kurmaya hazırlamalıyız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam, evliliği sadece iki insanın hayatlarını birleştirmesi olarak görmez. Evlilik; sevginin, merhametin, sadakatin ve sorumluluğun aynı çatı altında buluşmasıdır. Toplumu oluşturan temel taştır. Bu hakikatlerden git gide uzaklaşıyoruz. Daha yolun başında edinilen borçlar, yola devam ederken sözde eşlerin birbirine üstünlük çabası, ‘’ben çektim kızım/oğlum çekmesin’’ düşüncesinin getirdiği adeta akıl tutulması durumlar bu muazzam müesseseye ciddi zararlar vermektedir. Daha yılı dolmadan gençler ayrılık yollarına düşüyor, rahmet kapısı birden yerini cefaya, yıllar boyu sürecek bedduaya bırakıyor. Oysa bizim irfanımızda Allah, ‘’evlenen ile ev yapana yardım eder’’ desturu vardır. Bu yardımı ziyadeleştirmek ise gençlerin ailelerine düşün mecburi bir görevdir. Bazen öne sürülen özel şartlar, gösteriş delisi istekler evlenmeye niyeti olan gençleri dahi evlilikten soğutuyor. Hayata yeni başlayan, hayatlarını birleştiren gençlere yapılan en büyük kötülük bu olsa gerek. En güzel düğün hazırlığı; sevgi, merhamet, sabır, sorumluktur. Eşyalar zamanla alınır, altın, araba zamanla alınır, para bin olur bazen de bir olur. Allah kerim, her şey yoluna geçer. Sadece İslam ile yoğrulmuş, ilk günden takva tohumları atılmış bir yuvaya niyet edilsin yeter. Elbette insan düğününde sevinecek. Elbette ailesini, dostlarını, akrabalarını davet edecek. Elbette güzel bir merasim yapacak. Fakat mutluluk ile gösteriş arasındaki çizgiyi kaybetmemek gerekiyor. Düğün, yeni bir hayatın başlangıcıdır. Yeni hayatın ilk adımı borçla, israfla ve insanların ne diyeceği endişesiyle atılmamalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Burada özellikle üzerine durmamız gereken bir diğer husus ise: İmam nikahıdır. Toplumumuzda ‘’imam nikahı’’ olarak tarif edilen nikah akdi, İslam açısından ciddi bir akittir. Nikah; tarafların rızasını, belirli şartları ve sorumlulukları beraberinde getirir. Şakası dahi akdin bozulmasına sebebiyet verebilir. İmam Nikahı isminin almasının sebebi, ecdat bu ulvi görevi imamlara vermesinden dolayıdır. İmamın kıydığı nikah akdi mahalle kadı sicillerine de hemen işlenir ve evlilik resmiyet kazanmış olurdu. Kadı sicillerine işlenmeyen bir evlilik de geçersiz sayılırdı. Bu durum özellikle hanımefendilerin haklarının muhafaza edilmesi için elzem bir durumdur. Tıpkı şu an Diyanet İşleri Başkanlığının personeline, resmi nikah olarak nitelendirdiğimiz medeni nikah akdini görmeden imam nikahı akdini gerçekleştirmemelerini talimat vermesi gibi bir durumdur. Ülkemizde sadece resmi, sadece imam ve her ikisini de yapan üç farklı toplum yapısı vardır. Kıyılan nikah akdi hangi türde olursa olsun unutulmaması gereken en önemli şey; tarafların haklarının muhafaza edilmesidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">‘’Düğün nasıl olacak?” sorusundan önce: “Evlilik nasıl olacak?” Bunu konuşmalıyız. Eşler birbirleriyle nasıl konuşacak? Bir tartışma çıktığında ne yapacak? İki tarafın ailesi evliliğe ne kadar müdahil olacak? Ekonomik sıkıntılar nasıl aşılacak? Çocuk yetiştirirken hangi değerler esas alınacak? Eşlerden biri hastalandığında diğeri ne yapacak? Birbirlerinin hatalarına karşı nasıl davranacaklar? İşte evlilik bunlardır. Çünkü insanın gerçek karakteri düğün salonunda değil, evinin içerisinde ortaya çıkar. Kalabalığın önünde herkes güler. Asıl mesele, kimsenin görmediği zamanlarda birbirimize nasıl davrandığımızdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aile sadece iki insanın özel hayatı değildir. Aile, toplumun temelidir. Bir çocuk ilk sevgiyi ailesinden öğrenir. İlk merhameti ailesinden görür. İlk saygıyı ailesinde öğrenir. İlk kez “hak” ve “sorumluluk” kavramlarıyla ailesinde tanışır. Bu nedenle aileyi korumak, aslında toplumun geleceğini korumaktır. Bugün aile kurumunu güçlendirmek istiyorsak gençlerin evlenmesini kolaylaştırmalıyız. Anne babalar olarak çocuklarımızdan imkânlarının üzerinde beklentiler istememeliyiz. Gençlerimizi birbirleriyle yarıştırmamalıyız. “Bizim kızımızın düğünü şöyle olacak.” “Bizim oğlanın düğünü bundan aşağı olmaz.” gibi sözlerle gençlerin hayatının ilk adımını ağır bir ekonomik yük hâline getirmemeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yazılan hiçbir yazı bu ulvi hareketi anlatmaya yeterli değildir. Ama kulaklara küpe olmasını istediğim öz cümle ise şudur; zaten aile üzerine amansız bir saldırı var. TV programlarından, LGBT propagandalarına kadar her fırsatta aileyi yıkmak üzere hesaplar yapılıyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gelin bu hesapları kolaylaştırmayın, ailenin kurulması için nefislerinizi bir kenara bırakın ve İslam ile Anadolu irfanına kulak verin…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Mon, 10 Aug 2026 11:10:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2023/01/muammer-gezer-1673725403.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EKRAN AÇIK, GÖNÜL KAPALI</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ekran-acik-gonul-kapali-7928</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ekran-acik-gonul-kapali-7928</guid>
                <description><![CDATA[EKRAN AÇIK, GÖNÜL KAPALI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EKRAN AÇIK, GÖNÜL KAPALI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde herkesin elinde bir telefon, gönülde bir kırgınlık.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran açık. Gönül kapalı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde rollerimiz var.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba rızık peşinde, anne evin direğinde.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlat okur, büyür, hayata hazırlanır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kardeş yoldaş, amca hatır, eş yoldaştır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepsi birer sıfat. Hepsi birer görev.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba, eşine evladına şefkatle davranması gereken.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama ekran araya giriyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medyada kahraman, evde yabancı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir beğeni, bir mesaj, bir "görünmez"lik...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En çok eşleri yaralayan da babanın yalanları oluyor.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Toplantıdayım" deyip kaybolmak.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evladın "baba bakar mısın" demesine "sonra" demek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran parlıyor, evin içi kararıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anne hor görülmeden.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İster evde, ister işte...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev ile yuva arasında mekik dokuyan.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tüm gün yorulmuş.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yandan iş, bir yandan çocuk.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir yandan da ekrandaki kıyas: "Falancanın eşi böyle, evi şöyle"&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sosyal medyanın olumlusu: Uzakta ki anneyi görmek, dua istemek.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Olumsuzu: Yetmemek hissi, suçluluk, yorgunluğa bir de kalp kırgınlığı.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hata yapsa da baba tarafından hoş görülen.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü insan. Robot değil.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekran yorgunluğunu görmez, hoşgörü görmezse o mekik düşer.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuk...&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O da ekranda.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba telefonda, anne telefonda.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Benimle oyna" dediğinde cevap: bir baş sallama.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En çok çocuk öğreniyor: Sevginin ekrandan, ilginin bildirimden geldiğini.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra o da kapanıyor. Gönlü kapanıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hor görüldüğü zaman ne olacağı belli.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Baba ekrana kaçar. Anne ekrana sığınır. Çocuk ekrana gömülür.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evde 4 kişi, 4 ayrı dünya.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sofrada sessizlik. Odada ışık değil, ekran parıltısı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mesele telefon değil. Mesele ne yaptığımız.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sıfat büyük olabilir. Takipçi çok olabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama altında insan yoksa hepsi boş.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz önce insan olalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ekrana değil, göze bakalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bildirime değil, "nasılsın"a cevap verelim.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yalana değil, doğruya sarılalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce anlayalım, önce affedelim, önce sarılalım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gerisi sıfat. Gelir geçer.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayat bize hep sıfatlar verir, kimilerimiz anne kimilerimiz baba, eş, kardeş, amca…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama bu hayatta bizlere verilen en önemli sıfat insan olmaktır. Kim olursak olalım…&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan olmanın erdemi yoksa, diğer sıfatlarında hiçbir önemi yoktur...&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 09 Aug 2026 14:16:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KAAN’dan KIZILELMA’ya: Türk Savunma Sanayiinin Yeni Jeopolitiği ve Çok Kutuplu Dünyada Türkiye</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kaandan-kizilelmaya-turk-savunma-sanayiinin-yeni-jeopolitigi-ve-cok-kutuplu-dunyada-turkiye-7927</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kaandan-kizilelmaya-turk-savunma-sanayiinin-yeni-jeopolitigi-ve-cok-kutuplu-dunyada-turkiye-7927</guid>
                <description><![CDATA[KAAN’dan KIZILELMA’ya: Türk Savunma Sanayiinin Yeni Jeopolitiği ve Çok Kutuplu Dünyada Türkiye]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">KAAN’dan KIZILELMA’ya: Türk Savunma Sanayiinin Yeni Jeopolitiği ve Çok Kutuplu Dünyada Türkiye</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İsmail CİNGÖZ</span></span></h1>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1. Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Soğuk Savaş sonrasında uzun yıllar tek kutuplu bir görünüm sergileyen uluslararası sistem, son dönemde Çin’in yükselişi, Rusya’nın yeniden güç projeksiyonu geliştirmesi, bölgesel güçlerin etkinliğinin artması ve teknolojik rekabetin hız kazanmasıyla giderek çok kutuplu bir yapıya evrilmektedir.[¹] Bu dönüşüm, devletlerin uluslararası konumunu yalnızca askerî güçleriyle değil; kritik teknolojileri geliştirme kapasiteleri, savunma sanayii altyapıları ve stratejik özerklik düzeyleriyle de doğrudan ilişkilendirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede savunma sanayii, klasik anlamda askerî ihtiyaçları karşılayan bir üretim alanı olmanın ötesine geçmiş; teknoloji üretimi, ekonomik rekabet, dış politika ve diplomasiyle doğrudan bağlantılı stratejik bir güç unsuruna dönüşmüştür. Kritik savunma teknolojilerini geliştirebilen devletler, kriz dönemlerinde daha bağımsız hareket edebilmekte, uluslararası ortaklıklarını güçlendirebilmekte ve savunma diplomasisini etkin biçimde kullanabilmektedir.[²]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, özellikle 2000’li yıllardan itibaren uyguladığı yerli ve millî savunma sanayii politikaları sayesinde bu dönüşümün dikkat çekici örneklerinden biri hâline gelmiştir. Lisans altında üretim yapan bir yapıdan özgün platformlar geliştiren, kritik alt sistemleri tasarlayan ve savunma ürünlerini uluslararası pazarlara ihraç edebilen bir teknoloji ekosistemine geçiş, Türkiye’nin askerî kapasitesi kadar dış politika seçeneklerini de genişletmiştir.[³]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün en görünür örnekleri olan KAAN ve KIZILELMA, yalnızca ileri teknoloji platformları değil; Türkiye’nin stratejik özerkliğini güçlendiren, savunma diplomasisini destekleyen ve uluslararası görünürlüğünü artıran jeopolitik araçlardır.[⁴] Dolayısıyla bu projelerin yalnızca teknik özellikleriyle değerlendirilmesi, uluslararası ilişkiler bağlamındaki stratejik etkilerini açıklamak açısından yeterli değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu makale, Türk savunma sanayiinin dönüşümünü uluslararası ilişkiler perspektifinden ele almakta ve “Savunma Jeopolitiği” kavramını analitik bir çerçeve olarak önermektedir. Bu kavram, savunma teknolojilerinin askerî kapasitenin ötesinde; stratejik özerklik, savunma diplomasisi, dış politika ve jeopolitik etki üretme işlevlerini birlikte açıklamayı amaçlamaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu doğrultuda çalışma üç temel soruya cevap aramaktadır:</span></span></p>

<ol>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk savunma sanayiinin dönüşümü Türkiye’nin stratejik özerkliğini nasıl etkilemiştir?</span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KAAN ve KIZILELMA projeleri Türkiye’nin jeopolitik konumuna hangi açılardan katkı sağlamaktadır?</span></span></li>
	<li style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">“Savunma Jeopolitiği” kavramı, savunma teknolojileri ile dış politika arasındaki ilişkiyi açıklamak için nasıl bir analitik çerçeve sunmaktadır?</span></span></li>
</ol>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">2. Türk Savunma Sanayiinin Dönüşümü: Tedarikçi Devletten Stratejik Teknoloji Üreten Güce</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayii, günümüzde devletlerin teknolojik kapasitesini, ekonomik rekabet gücünü ve jeopolitik etkinliğini şekillendiren temel stratejik alanlardan biri hâline gelmiştir. Yapay zekâ, otonom sistemler, elektronik harp, siber güvenlik ve uzay teknolojilerindeki gelişmeler, savunma sanayiinin ulusal güç unsurları içerisindeki ağırlığını artırmıştır. Bu çerçevede devletlerin uluslararası sistemdeki konumu, yalnızca sahip oldukları askerî platformlarla değil; bu platformları geliştirebilecek araştırma-geliştirme, mühendislik ve sanayi altyapısıyla da değerlendirilmektedir.[⁵]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından bu dönüşümün en önemli kırılma noktalarından biri, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında uygulanan silah ambargolarıdır. Ambargo süreci, dışa bağımlı savunma anlayışının ulusal güvenlik açısından doğurduğu riskleri açık biçimde ortaya koymuş; bunun sonucunda ASELSAN, HAVELSAN, ROKETSAN ve TUSAŞ gibi kurumların oluşturduğu millî savunma sanayii altyapısı geliştirilmiştir.[⁶] Bu kurumsal birikim, zamanla yüksek teknoloji odaklı ve özgün platformlar üretebilen bir ekosisteme dönüşmüştür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2000’li yıllardan itibaren uygulanan savunma politikaları ise bu yapıyı niteliksel olarak yeni bir aşamaya taşımıştır. Lisans altında üretime dayalı modelden özgün platform geliştiren, kritik alt sistemleri yerli imkânlarla tasarlayan ve savunma ürünlerini uluslararası pazarlara ihraç edebilen bir sanayi yapısına geçiş sağlanmıştır. Savunma Sanayii Başkanlığı koordinasyonunda yürütülen projeler, yerlilik oranının yükselmesine ve savunma ihracatının istikrarlı biçimde artmasına önemli katkı sağlamıştır.[⁷]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün stratejik sonucu, Türkiye’nin savunma alanında dışa bağımlılığını azaltarak karar alma süreçlerinde daha geniş hareket alanı kazanmasıdır. Yerli savunma teknolojileri, yalnızca askerî modernizasyonu desteklememiş; aynı zamanda kriz dönemlerinde tedarik risklerini azaltmış ve Türkiye’nin stratejik özerklik kapasitesini güçlendirmiştir. Böylece savunma sanayii, ulusal güvenlik politikalarının yanı sıra dış politika ve diplomasiyle de doğrudan ilişkili bir stratejik sektör hâline gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiinin uluslararası etkisi yalnızca teknoloji üretimiyle sınırlı değildir. Savunma ihracatı, ortak üretim projeleri, askerî eğitim faaliyetleri ve teknoloji paylaşımı, devletler arasında uzun vadeli güvenlik ortaklıklarının oluşmasına katkı sağlamaktadır. Bu durum, savunma teknolojilerini ekonomik bir ürün olmanın ötesine taşıyarak dış politikanın tamamlayıcı araçlarından biri hâline getirmektedir.[⁸] Nitekim Amerika Birleşik Devletleri’nin F-35 programı, Fransa’nın Rafale savaş uçağı, Rusya’nın S-400 sistemi ve Çin’in insansız hava aracı ihracatı, savunma teknolojilerinin jeopolitik etki üretme kapasitesini ortaya koyan güncel örneklerdir.[⁹]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Benzer şekilde Türkiye’nin geliştirdiği AKINCI, HÜRJET, MİLGEM, ATMACA, KAAN ve KIZILELMA projeleri de yalnızca savunma ihtiyaçlarını karşılayan platformlar değil; teknoloji üretim kapasitesini artıran, uluslararası görünürlüğü güçlendiren ve savunma diplomasisini destekleyen stratejik araçlar olarak değerlendirilmelidir. Bu çerçevede Türk savunma sanayiinin dönüşümü, sanayi politikalarının ötesinde, Türkiye’nin çok kutuplu uluslararası sistemde daha etkin bir aktör olma hedefini destekleyen uzun vadeli bir devlet stratejisini yansıtmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3. KAAN ve KIZILELMA: Türkiye’nin Yeni Jeopolitik Güç Çarpanları</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası güvenlik ortamında yaşanan teknolojik dönüşüm, devletlerin askerî güç anlayışını yeniden şekillendirmektedir. Beşinci nesil savaş uçakları, yapay zekâ destekli insansız sistemler, ağ merkezli harekât, elektronik harp ve otonom teknolojiler, yalnızca operasyonel üstünlük sağlayan unsurlar değil; aynı zamanda stratejik caydırıcılık ve uluslararası rekabetin belirleyici bileşenleri hâline gelmiştir.[¹⁰] Bu bağlamda Türkiye’nin geliştirdiği <strong>KAAN</strong> ve <strong>KIZILELMA</strong> projeleri, savunma sanayiindeki teknolojik dönüşümün yanı sıra ülkenin jeopolitik konumunu güçlendiren stratejik platformlar olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3.1. KAAN: Stratejik Özerkliğin Hava Gücü Boyutu</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KAAN, Türkiye’nin beşinci nesil savaş uçağı geliştirme hedefinin somut ürünü olmasının ötesinde, yüksek teknolojiye dayalı savunma ekosisteminin ulaştığı seviyeyi göstermektedir. Düşük görünürlük (stealth), sensör füzyonu, ağ merkezli harekât ve gelişmiş aviyonik sistemler, modern hava muharebesinin temel gereklilikleri arasında yer almaktadır.[¹¹]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte KAAN’ın stratejik değeri yalnızca teknik özelliklerinden kaynaklanmamaktadır. Proje; motor teknolojileri, aviyonik sistemler, radar, elektronik harp, kompozit malzemeler ve yazılım alanlarında millî bilgi birikiminin geliştirilmesini teşvik ederek Türkiye’nin savunma alanındaki dışa bağımlılığını azaltmaktadır. Bu yönüyle KAAN, yalnızca yeni nesil bir savaş uçağı değil; uzun vadeli stratejik özerkliği destekleyen kapsamlı bir teknoloji programıdır.[¹²]</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3.2. KIZILELMA: Geleceğin Hava Muharebe Konseptine Uyum</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma teknolojilerindeki en önemli dönüşümlerden biri, insanlı ve insansız platformların birlikte görev yaptığı hibrit harekât anlayışının gelişmesidir. Türkiye’nin bu alandaki en dikkat çekici projelerinden biri olan KIZILELMA; yüksek hız, düşük radar görünürlüğü, yapay zekâ destekli görev yönetimi ve kısa pistli platformlardan operasyon yapabilme kabiliyetiyle klasik silahlı insansız hava araçlarından ayrılmaktadır.[¹³]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası güvenlik literatürü, geleceğin hava muharebelerinin insanlı ve insansız sistemlerin birlikte görev yaptığı ağ merkezli operasyon konseptleri etrafında şekilleneceğini ortaya koymaktadır.[¹⁴] Bu çerçevede KIZILELMA, yalnızca yeni bir platform değil; Türkiye’nin geleceğin savaş teknolojilerine uyum sağlayabilen ve bu teknolojileri geliştirebilen ülkeler arasında yer alma hedefinin önemli bir göstergesidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">3.3. Savunma Teknolojilerinden Jeopolitik Etkiye</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">KAAN ve KIZILELMA birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye’nin savunma sanayiindeki dönüşümünün yalnızca askerî modernizasyonla açıklanamayacağı görülmektedir. Her iki proje de teknoloji üretme kapasitesi ile dış politika arasında doğrudan ilişki kuran stratejik araçlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma teknolojileri geliştirebilen devletler, ortak üretim projeleri, savunma iş birlikleri, müşterek eğitim faaliyetleri ve uzun vadeli güvenlik ortaklıkları aracılığıyla uluslararası ilişkilerde daha geniş bir hareket alanı elde edebilmektedir. Bu süreç, savunma sanayiini yalnızca ulusal güvenliği destekleyen bir sektör olmaktan çıkararak, savunma diplomasisi ve jeopolitik etki üretiminin önemli araçlarından biri hâline getirmektedir.[¹⁵]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu kapsamda KAAN ve KIZILELMA, Türkiye’nin teknoloji üreten, stratejik ortaklıklar geliştiren ve savunma diplomasisini etkin biçimde kullanabilen bir aktör olarak uluslararası görünürlüğünü güçlendirmektedir. Dolayısıyla bu platformlar, yalnızca yeni nesil savunma sistemleri değil; Türkiye’nin çok kutuplu uluslararası sistemde bölgesel ve küresel etkinliğini destekleyen jeopolitik güç çarpanlarıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">4. Çok Kutuplu Dünyada Savunma Diplomasisi ve Savunma Jeopolitiği</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası güvenlik ortamında yaşanan teknolojik dönüşüm, devletlerin savunma anlayışını ve dış politika araçlarını yeniden şekillendirmektedir. Dijital teknolojiler, yapay zekâ, ağ merkezli harekât, veri yönetimi ve gelişmiş savunma sistemleri, yalnızca askerî kapasiteyi artıran unsurlar değil; aynı zamanda devletlerin stratejik özerkliğini, uluslararası hareket alanını ve savunma diplomasisi kapasitesini etkileyen temel güç bileşenleri hâline gelmiştir. Bu çerçevede savunma sanayii, çok kutuplu uluslararası sistemde yalnızca askerî modernizasyonun değil; jeopolitik etkinliğin ve savunma diplomasisinin de temel araçlarından biri olarak öne çıkmaktadır.[¹⁶] Bu yeni güvenlik ortamı, savunma sanayiini klasik askerî modernizasyon anlayışının ötesine taşıyarak dış politika ve jeopolitik rekabetin temel unsurlarından biri hâline getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yirmi yılda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği dönüşüm de bu küresel değişimden bağımsız değildir. Yerli ve millî platformların geliştirilmesi, yalnızca Silahlı Kuvvetlerin operasyonel ihtiyaçlarını karşılamamış; aynı zamanda Türkiye’nin dış politikada daha bağımsız hareket edebilmesine katkı sağlamıştır. Savunma teknolojilerinde dışa bağımlılığın azalması, kriz dönemlerinde karar alma süreçlerini kolaylaştırmış ve stratejik özerkliği güçlendiren önemli bir unsur hâline gelmiştir.[¹⁷]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiindeki bu gelişim, Türkiye’nin savunma diplomasisi kapasitesini de önemli ölçüde artırmıştır. Son yıllarda insansız hava araçları, zırhlı kara araçları, deniz platformları ve elektronik harp sistemleri alanında gerçekleştirilen ihracatlar, birçok ülkeyle uzun vadeli askerî eğitim, ortak üretim, bakım-idame ve teknoloji paylaşımını içeren güvenlik ortaklıklarının gelişmesine katkı sağlamaktadır. Bu süreç, savunma ürünlerinin yalnızca ekonomik değer taşıyan mallar olmadığını; aynı zamanda dış politika hedeflerini destekleyen stratejik araçlar olduğunu göstermektedir.[¹⁸]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin Afrika, Balkanlar, Türkistan, Kafkasya ve Körfez ülkeleriyle geliştirdiği savunma sanayii iş birlikleri de bu yaklaşımın somut örnekleri arasında yer almaktadır. Savunma alanındaki ortaklıklar çoğu zaman enerji, ulaştırma, eğitim ve sanayi yatırımlarıyla birlikte ilerlemekte; böylece güvenlik iş birliği daha kapsamlı diplomatik ve ekonomik ilişkilerin gelişmesine zemin hazırlamaktadır. Bu durum, Türkiye’nin dış politikasında sert güç unsurları ile yumuşak güç araçlarının birlikte kullanımının daha görünür hâle geldiğini göstermektedir.[¹⁹]</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">5. Savunma Jeopolitiği: Analitik Bir Yaklaşım</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası sistemde savunma teknolojilerinin stratejik öneminin artması, bu teknolojilerin yalnızca askerî kapasite üretimi çerçevesinde değerlendirilmesini yetersiz hâle getirmiştir. Günümüzde savunma sanayii; dış politika, stratejik özerklik, savunma diplomasisi, teknoloji transferi ve uluslararası güç projeksiyonu ile doğrudan ilişkilenen çok boyutlu bir alan niteliği kazanmıştır. Buna rağmen uluslararası ilişkiler literatüründe bu ilişkinin bütüncül biçimde ele alınmasının görece sınırlı kaldığı değerlendirilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışmanın temel iddiası, savunma teknolojilerinin yalnızca askerî üstünlük sağlayan sistemler olmadığı; aynı zamanda devletlerin dış politika tercihlerini etkileyen, stratejik özerkliklerini güçlendiren ve uluslararası güç dağılımındaki konumlarını yeniden şekillendiren jeopolitik araçlar hâline geldiğidir. Bu nedenle çalışmada önerilen “Savunma Jeopolitiği” kavramsallaştırması, savunma teknolojileri ile jeopolitik güç üretimi arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik analitik bir yaklaşım olarak geliştirilmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu makale kapsamında Savunma Jeopolitiği, bir devletin geliştirdiği savunma teknolojilerini yalnızca ulusal güvenliğini sağlamaya yönelik askerî araçlar olarak değil; stratejik özerkliğini güçlendiren, savunma diplomasisini destekleyen, dış politika hedeflerini kolaylaştıran ve bölgesel ile küresel ölçekte jeopolitik etki üreten stratejik güç unsurları olarak değerlendirme kapasitesini ifade etmektedir. Bu yaklaşım, savunma teknolojilerini yalnızca güvenlik politikalarının bir bileşeni olarak değil; aynı zamanda uluslararası sistemde güç projeksiyonu ve jeopolitik nüfuz üretiminin temel araçlarından biri olarak ele almaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Savunma Jeopolitiği yaklaşımı, teknolojik bağımsızlık ile stratejik özerklik arasında kurulan ilişkinin savunma diplomasisi aracılığıyla jeopolitik etkiye dönüştüğünü; bu sürecin ise devletlerin uluslararası sistemdeki hareket alanını ve güç projeksiyonu kapasitesini doğrudan etkilediğini ileri sürmektedir. Dolayısıyla savunma teknolojileri, yalnızca askerî kabiliyet geliştiren platformlar değil; devletlerin uluslararası rekabet gücünü ve jeopolitik etkinliğini artıran stratejik güç çarpanları olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">6. Sonuç ve Değerlendirme</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası sistemin giderek çok kutuplu bir yapıya evrildiği günümüzde, savunma teknolojileri yalnızca askerî kapasitenin değil; dış politika etkinliğinin, stratejik özerkliğin ve jeopolitik nüfuzun da temel belirleyicileri hâline gelmektedir. Bu dönüşüm, savunma sanayiini ulusal güvenlik politikalarının ötesine taşıyarak devletlerin uluslararası sistemdeki konumunu etkileyen stratejik güç unsurlarından biri hâline getirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yirmi yılda savunma sanayiinde gerçekleştirdiği dönüşüm, bu küresel değişimin dikkat çekici örneklerinden birini oluşturmaktadır. Yerli ve millî platformların geliştirilmesi, kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması ve savunma ihracatındaki artış, Türkiye’nin yalnızca askerî kapasitesini güçlendirmemiş; aynı zamanda dış politika araçlarını çeşitlendirmiş, stratejik hareket alanını genişletmiş ve uluslararası sistemde daha etkin bir aktör olarak konumunu güçlendirmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışmada KAAN ve KIZILELMA projeleri, teknik özelliklerinden ziyade uluslararası ilişkiler perspektifiyle değerlendirilmiştir. Yapılan analiz, söz konusu platformların yalnızca yeni nesil savunma sistemleri olmadığını; Türkiye’nin teknoloji üretme kapasitesini geliştiren, savunma diplomasisini destekleyen ve jeopolitik etki alanını genişleten stratejik araçlar olduğunu ortaya koymaktadır. Bu bağlamda önerilen “Savunma Jeopolitiği” kavramsallaştırması, savunma teknolojileri ile dış politika arasındaki ilişkiyi açıklamaya yönelik özgün bir analitik çerçeve sunmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma Jeopolitiği yaklaşımı; teknolojik bağımsızlık, stratejik özerklik, savunma diplomasisi, jeopolitik etki ve güç projeksiyonu arasında karşılıklı etkileşime dayanan bütüncül bir ilişki bulunduğunu ortaya koymaktadır. Bu çerçevede savunma teknolojileri, yalnızca askerî üstünlük sağlayan sistemler değil; devletlerin uluslararası sistemdeki konumunu güçlendiren, dış politika kapasitesini genişleten ve jeopolitik etkinliğini artıran stratejik güç çarpanları olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin ulaştığı savunma sanayii kapasitesi, özellikle Türk Devletleri Teşkilatı bünyesinde geliştirilebilecek ortak üretim, teknoloji paylaşımı, askerî eğitim ve savunma sanayii alanındaki iş birlikleri açısından önemli fırsatlar sunmaktadır. Bu süreç, teşkilatın güvenlik boyutunun kurumsallaşmasına katkı sağlayabilecek, Türk Dünyası’nda savunma temelli stratejik iş birliğini güçlendirebilecek ve bölgesel istikrarın desteklenmesine zemin hazırlayabilecek önemli bir potansiyel taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak, KAAN’dan KIZILELMA’ya uzanan teknolojik dönüşüm yalnızca Türk savunma sanayiinin gelişimini değil; Türkiye’nin çok kutuplu uluslararası sistemde stratejik özerkliğini güçlendiren, savunma diplomasisini etkinleştiren ve jeopolitik konumunu pekiştiren uzun vadeli bir devlet vizyonunun somut yansımasını ifade etmektedir. Bu yönüyle Türk savunma sanayiinin gelişimi, uluslararası ilişkiler literatüründe yalnızca askerî modernizasyon perspektifiyle değil; jeopolitik, savunma diplomasisi, stratejik özerklik ve Türk Dünyası’nın değişen güvenlik mimarisi bağlamında da değerlendirilmesi gereken çok boyutlu bir dönüşüm süreci olarak ele alınmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹ Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), SIPRI Yearbook 2026, Bölüm 1: “Reflections on the Challenges of Systemic Disruption and the Future of Peace Research”. </span><a href="https://www.sipri.org/yearbook/2026/01" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/yearbook/2026/01</span></a><span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">² Hans Binnendijk, Daniel S. Hamilton and Alexander Yershbow; “Strategic Responsibility: Rebalancing European and Trans-Atlantic Defense” Brookings Institution June 24, 2022. https://www.brookings.edu/articles/strategic-responsibility-rebalancing-european-and-trans-atlantic-defense/ (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">³ T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2024–2028 Stratejik Planı (Ankara: SSB, 2024). </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).⁠</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁴ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), KAAN Millî Muharip Uçak Programı. </span><a href="https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026). TUSAŞ⁠; Baykar Teknoloji, KIZILELMA Millî İnsansız Savaş Uçağı. </span><a href="https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁵ Lawrence Freedman, The Future of War: A History (New York: PublicAffairs, 2017), 15–42. Dijital nüsha: </span><a href="https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁶ Haluk Görgün, “Türk Savunma Sanayii, Ambargolar, Millîleştirme Çalışmaları ve ASELSAN,” Millî Teknoloji Hamlesi, Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA), DOI: 10.53478/TUBA.978-625-8352-16-0.ch23. h ttps://www.tuba.gov.tr/tr/yayinlar/suresiz-yayinlar/bilim-ve-dusunce/mill-teknoloji-hamlesi/turk-savunma-sanayii-ambargolar-millilestirme-calismalari-ve-aselsan (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁷ T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2024–2028 Stratejik Planı (Ankara: SSB, 2024). </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁸ Stockholm International Peace Research Institute (SIPRI), SIPRI Yearbook 2025: Armaments, Disarmament and International Security (Oxford: Oxford University Press, 2025). </span><a href="https://www.sipri.org/yearbook" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.sipri.org/yearbook</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">⁹ Benjamin Jensen, Yasir Atalan, Can Mutlu ve Jose M. Macias III, “Competition in the Shadow of Technology”, Center for Strategic and International Studies (CSIS), 16 December 2024. https://www.csis.org/analysis/competition-shadow-technology (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁰ Lawrence Freedman, The Future of War: A History (New York: PublicAffairs, 2017), 171–228. Dijital nüsha: </span><a href="https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://archive.org/details/futureofwarhisto0000free/page/n5/mode/2up</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹¹ Türk Havacılık ve Uzay Sanayii AŞ (TUSAŞ), KAAN Millî Muharip Uçak Programı. </span><a href="https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tusas.com/urunler/ucak/ozgun-gelistirme/kaan</span></a> <span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹² Daniel Fiott, Strategic Autonomy: Towards European Sovereignty in Defence, European Union Institute for Security Studies (EUISS), 2018. EUISS – Strategic Autonomy⁠. https://op.europa.eu/en/publication-detail/-/publication/88f37741-237a-11e9-8d04-01aa75ed71a1 (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹³ Baykar Teknoloji, KIZILELMA Millî İnsansız Savaş Uçağı. </span><a href="https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://baykartech.com/tr/uav/bayraktar-kizilelma/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁴ Kateryna Bonder and Matt Mande, “Defining Autonomy: Why Software, Not Drones, Will Decide the Next War”, 10.06.2026. https://www.csis.org/analysis/defining-autonomy-why-software-not-drones-will-decide-next-war (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁵ Rachel Ellehuus, “NATO Futures: Three Trajectories”, 21.07.2021. </span><a href="https://www.csis.org/analysis/nato-futures-three-trajectories" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.csis.org/analysis/nato-futures-three-trajectories</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁶ Judith Huismans, Rebecca Lucas, Ondrej Palicka, Sarah Winder, Erik Silfversten; “Conceptualising Digital Capability”, </span><a href="https://www.rand.org/pubs/research_reports/RRA3831-1.html" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.rand.org/pubs/research_reports/RRA3831-1.html</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁷ T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, 2024–2028 Stratejik Planı (Ankara: SSB, 2024). </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/storage/img/stratejik-plan-2024-2028.pdf</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).⁠</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁸ NATO/OTAN, “Defence investment and NATO’s 5% commitment” Updated: 29 June 2026 </span><a href="https://www.nato.int/en/what-we-do/introduction-to-nato/defence-expenditures-and-natos-5-commitment" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.nato.int/en/what-we-do/introduction-to-nato/defence-expenditures-and-natos-5-commitment</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">¹⁹ Daniel F. Runde, “Soft Power and Security”, Center for Strategic and International Studies (CSIS), 16 November 2015. </span><a href="https://www.csis.org/analysis/soft-power-and-security" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.csis.org/analysis/soft-power-and-security</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 07.08.2026).</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 08 Aug 2026 08:48:27 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAHI HER DÂİM İHLASLA ANIN Kİ, ALLAH DA SİZİ ANSIN!</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/allahi-her-daim-ihlasla-anin-ki-allah-da-sizi-ansin-7926</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/allahi-her-daim-ihlasla-anin-ki-allah-da-sizi-ansin-7926</guid>
                <description><![CDATA[ALLAHI HER DÂİM İHLASLA ANIN Kİ, ALLAH DA SİZİ ANSIN!]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAHI HER DÂİM İHLASLA ANIN Kİ, ALLAH DA SİZİ ANSIN!</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Göklerde olanlar da yer de olanlar da azîz olan Allahı tesbih ederler.” (Haşr-1) Bu bağlamda; tüm varlıkların Allahı tesbih ettiği, andığı bir dünyada insanların Allahın adını anmaktan ve O’nu tefekkür etmekten uzak durması doğru olur mu?.. Elbette olmaz!.. İşte, bu nedenledir ki, Allaha inanan her insan, kendisini yaratan, yaşatan ve rızıklandıran Yüce Allahı her daim tefekkür etmeli, O’nu tâzimle anmalı ve tesbih etmelidir. Çünkü, insanı Allah’a yakınlaştıran, Ona dost kılan, O’nun sevgisine ve rızasına ulaştıran amellerin başında Allahı tefekkür etmek, O’nu hamd ve şükürle anmak gelir!. Kim ihlasla Allahı tefekkür ederek anarsa, Allah da o kimseyi rahmetiyle anar ve rahmetiyle nimetlendirir ve mükafatlandırır. Mağfiretiyle o kimsenin hatalarını ve küçük günahlarını örter, bağışlar!... Yüce Allah, Kur’anda şöyle buyurur: “Öyleyse beni anın ki, ben de sizi anayım… ” (Bakara-152)- “Rabbini hamd ile tesbih et ve O’ndan mağfiret dile!. Çünkü O, tevbeleri kabul edendir.” (Nasr-3)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Temiz bir kalb ile ve tefekkürle Allahı anmak, O’nu tesbih etmek; insanın imanını güçlendirdiği gibi, huyunu ve ahlakını da güzelleştirir!... İnsanın imanı ve ahlakı güzelleştikçe; Allaha olan dostlğu da güzelleşir. Yani biri olursa diğeri de olur! Bakınız, Yüce Allah Kur’anda ne buyurur: "Bilesiniz ki, Allaha dost olanlara korku yoktur; onlar üzülmeyeceklerdir de. Onlar Allaha iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.” (Yunus:62-63) Zira, kalbi Allah zikriyle nurlanan insan; daima Allah’ın rızasına uygun sâlih ameller işler.. İnsan, Allahı tefekkür ettikçe, O’nu andıkça O’na olan sevgisi ve muhabbeti de o derece artar, Allahı daha çok hatırlar ve O’na daha çok itaat eder.. Kötülüklerden ve haramlardan daha çok sakınır. İyiliklere ve sâlih amellere daha çok yönelir. Bu da O insanı daha mükemmel hale getirir!... Ama bütün bunlar; Allahı tefekkür ve tesbihatta samimi ve dâim olmakla mümkün olur!.. Kur’anı okuyarak Allahı anmak ve Onu tefekkür etmek Allahı anmanın en güzel ve en feyizli şeklidir.Bunu unutmayın! Zira Kur’an; akıl sahipleri Onu okusunlar, tefekkür etsinler ve ders alsınlar diye indirilmiştir.(Bak Sâd-29)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müslüman, dünyada kavuştuğu her nimetin ardından mutlaka Allaha şükrederek ve O’nu güzel isimleriyle tesbih ederek anmalı. Zira; yaşarken aldığımız her nefes, soluduğumuz her temiz hava zerresi ve içtiğimiz her temiz su damlası bile Allahı şükürle anmamızı gerektiren binlerce nimetten sadece bir kaçıdır. Ama çok önemlidir!.. Bir düşünün bakalım!.. İçtiğimiz temiz suyun bir bardağını dahi bulamasak, solduğumuz temiz havanın zerreciklerini bulamasak acaba hâlimiz nice olur? Bunu hiç düşündünüz mü?.. Nasıl ki, bu nimetlere her an muhtaç isek, Yüce Rabbimizi anmaya, O’na sığınmaya da her zaman muhtacız!.. Eğer nankörlerden değilsek!.. Bakınız yüce Allah Kur’anda ne buyurur: “Söyleyin bakalım, ektiğinizi şeyleri yerden siz mi bitiriyorsunuz, Yoksa bitiren bizmiyiz? Dilersek biz o ektiklerinizi çer çöp yaparız da sizler bocalayıp kalırsınız ve şöyle dersiniz: “Kesinlikle bizler mahvolduk, çok ziyandayız!” Söyleyin! İçtiğiniz suyu bulutlardan indiren sizmisiniz, yoksa onu indiren biz miyiz? Dileseydik o suyu acılaştırırdık. Öyleyse siz hâlâ şükretmezmisiniz?” (Vâkıa-63-70) Bütün bunları bilip de Allahı anmayanlar, O’na şükür ifadesinde bulunmayanlar, O’nu tesbih etmeyenler, ancak ve ancak nankörlerdir!.. İman ve takvadan nasibi olmayanlardır!.. Rabbimiz Allah başka bir ayette mü’minleri şöyle uyarır: "Ey iman edenler! Mallarınız ve evlâtlarınız sizi, Allahı anmaktan alıkoymasın. Her kim böyle yaparsa, işte onlar hüsrana uğrayanlardır.” (Münafıgun-9)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahı tefekkür ve tesbih etmek, anmak; mü’minin kalbini ve ruhunu kötü duygulardan temizler ve yumuşatır. Onu sıkıntılardan ve üzüntülerden de korur… Ona güç ve sabır verir!.. Metanet verir!.. İnsan, en sıkıntılı ve en üzüntülü anlarında bazen sığınacak hiçbir kimseyi bulamaz da hemen Rabbine, Allah’a yönelir ve O’na sığınır, O’nun adını anarak O’ndan yardım ister.. Zira Allah’a inanan her mü’min bilir ki; Yüce Allah merhametlilerin en merhametlisidir!... O, kullarına en çok acıyandır, ençok yardım edendir!.. O, kendisine sığınanları koruyandır. “Allah en iyi koruyandır. O, merhametlilerin en merhametlisidir.." (Yusuf-64) Bütün bu ifadeler göstermektedir ki; Allahı tefekkür etmek ve anmak, Onu güzel isimleriyle tesbih etmek ve O’nu şükranla anmak, zikretmek her mü’minin ana görevidir!. Allah’a inanan her Müslüman eğer yüce Allah’ın rızasını, sevgisini, rahmetini ve mağfiretini kazanmak istiyorsa, huyunun ve ahlakının güzel olmasını istiyorsa, Allah’ın yardımını ve rahmetini, hidayetini arzu ediyorsa, O’nun iman kalesine sığınarak, O’nu her dâim ihlasla ve samimi bir duyguyla anmalı. ve bunda da dâim olmalı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmanınız kavi, tesbihatınız güzel, ameliniz sâlih, ömrünüz sağlıklı, huzurlu ve feyizli olsun! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 07 Aug 2026 08:21:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>MAHALLİ HEMŞERİCİK YERİNE HATAY  HEMŞERİCİLİĞİ</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/mahalli-hemsericik-yerine-hatay-hemsericiligi-7925</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/mahalli-hemsericik-yerine-hatay-hemsericiligi-7925</guid>
                <description><![CDATA[MAHALLİ HEMŞERİCİK YERİNE HATAY  HEMŞERİCİLİĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">MAHALLİ HEMŞERİCİK YERİNE HATAY&nbsp; HEMŞERİCİLİĞİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay.. Sadece bir şehir değil; binlerce yıllık medeniyetlerin, kardeşliğin ve ortak yaşam kültürünün adıdır. Bu kadim coğrafyayı güçlü kılan, farklılıklarımız değil; o farklılıkları aynı çatı altında buluşturabilme irademizdir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün üzerinde en çok düşünmemiz gereken kavramlardan biri, Hatay hemşericiliği olmalıdır. Çünkü şehirleri büyüten; dar bölgesel bakış açıları değil, ortak aidiyet duygusudur. Bir ilçenin başarısını diğerine rakip görmek yerine, Hatay'ın ortak başarısı olarak değerlendirebildiğimiz gün, gerçek anlamda kalkınmayı da başarmış olacağız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle 6 Şubat depremlerinin ardından bir kez daha gördük ki acımız da birdi, umudumuz da… Hiç kimse hangi ilçeden olduğuna bakmadı; herkes Hataylı olmanın sorumluluğuyla birbirine omuz verdi. İşte bize yol gösterecek ruh da budur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu anlayışın, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Öntürk'nın hizmet anlayışına da yansıdığını görmek memnuniyet vericidir. Şehrin her noktasına eşit hizmet ulaştırma gayreti, ilçeler arasında ayrım yapmadan hareket etmesi ve "önce Hatay" anlayışını önceleyen yaklaşımı, ortak aidiyet bilincinin güçlenmesine önemli katkı sunmaktadır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yerel ve mahallî hemşericilik elbette kültürel bir zenginliktir. Ancak bu zenginlik, ayrışmanın değil, bütünleşmenin vesilesi olmalıdır. Artık "önce benim bölgem" anlayışını geride bırakıp, "Önce Hatay" diyebilmeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'ın bir noktasına yapılan yatırım, aslında bütün Hatay'a yapılan yatırımdır. Bir mahallede yakılan umut ışığı, tüm şehrin geleceğini aydınlatır. Bu nedenle hizmetin de sevginin de adaletin de adresi, Hatay'ın tamamı olmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay'ın geleceği; ortak akılda, ortak vicdanda ve güçlü bir Hatay hemşericiliği bilincinde saklıdır. Çünkü biz aynı toprağın insanları, aynı tarihin mirasçıları ve aynı geleceğin yolcularıyız.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay bir bütündür. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu bütünün en büyük gücü birlik, beraberlik ve ortak aidiyet ruhudur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Önce Hatay&nbsp; daima Hatay...</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:47:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ</title>
                <category>Mehmet Haşmet Kolağası</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/duygusal-zeka-basarinin-mutlulugun-anahtari-ve-kanaat-onderligi-7924</link>
                <author>hasmetkolagasi@hotmail.com (Mehmet Haşmet Kolağası)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/duygusal-zeka-basarinin-mutlulugun-anahtari-ve-kanaat-onderligi-7924</guid>
                <description><![CDATA[DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3 style="text-align:center"><strong><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">DUYGUSAL ZEKA BAŞARININ MUTLULUĞUN ANAHTARI VE KANAAT ÖNDERLİĞİ</span></span></strong></h3>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu makaleyi insan ilişkilerinde iddialı olan, liderlik görevi üstlenen, işinde başarılı olmak isteyen, anneler, babalar ve eğitimciler mutlaka okumalı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Sorunları ve çözüm yollarını çabuk fark edip çözümleme kabiliyetine zeka denir. Ancak zekanın bu süreçte etkisi %20’dir. Yüzde seksenini ise duygusal zeka sağlar. Bir kere şunu bilmeliyiz ki hem IQ dediğimiz zeka ve hem de EQ dediğimiz duygusal zeka geliştirilebilir. Aksi takdirde hayatın dizayn şekli sorgulanırdı. Başarıda duygusal zekanın önemi uzun yıllardır gündemde olduğu halde bizde hala önemine vakıf olunmadığını mevcut çatışma ortamından, birbirine tahammülü olmayan vatandaşlar topluluğunu oluşturmamızdan anlayabiliriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Beyin sağ ve sol olmak üzere iki lobdan meydana gelir. Sağ lobu etkin kullananlar yani sol ellerini kullananlarda görsel beceriler baskındır, sol lobu etkin yani sağ elini kullananlarda, ise mantık ve sayısal beceriler etkindir. Ancak burada ayrım kesin değildir, bazılarında görsel ve sayısal zeka da gelişmiş olabilir. Bu, zamanla kazanılmış olabilir, mesela sağ ayağını kullanan bir futbolcunun sol ayağını kullanma çalışmaları yapması gibi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Buraya kadar anlattıklarımız beynin iki lobu ile ilgiliydi ve hayvanlar için de geçerlidir. Burada kararlar 6 saniye içinde verilir bir süzgeçten geçmez, çoğu zaman sonunda başarısızlık ve pişmanlık ta olabilir. Buradan sonra devreye sadece insanlara verilmiş olan beynin ön lobu devreye girer. Anahtarı doğuştan insana verilmiş olan bu akıl süzgecini aktif hale getirmek bir vicdan ve sorumluluk meselesidir. Buna hidayet de diyebiliriz. İnsan bunu devreye sokarken bir huzur ve mutluluk esintisini, yani tatmin duygusunu yaşar. İnsanlar çoğu zaman bunu aktifleştirme ortamı bulamazlar ve hem kendileri ve hem de çevrelerine kabus yaşatırlar. Aklın mekanı beynin ön lobudur. Hayvanlarla insanlar arasındaki fark akıldır. Ve onları sorumlu yapan da budur. O zaman, on yıllardır duyduğumuz duygusal zekanın bir bakıma aklı ve pozitif duyguları kullanma sanatı olduğunu söyleyebiliriz. Burada hem kendimizin ve hem de çevremizdeki kişi ve nesnelerin yansıttığımız pozitif duygularımızla pozitif yönde etkilenmesi duygusal zekanın konusunu oluşturur. Giderek negatifleşen duygularımız ise duygusal zekamızın giderek düştüğü anlamına gelir. Burada önemli olan duygu halimizin negatif olması durumunda karar ve tepki vermemizin yanlış olduğudur. En az 6 saniye tepki verilmemesi ve karar ve tepki akıl süzgecinden geçtikten sonra verilmesi hatta gereken zaman ne kadar artırılmasını gerektiriyorsa o kadar beklenmesidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bu konuda gelişmeye en büyük katkıyı sağlayacak olan şey empatinin ne olduğunu bilmektir. Empati karşıdaki kişinin yaşadıklarını kendi yaşamış gibi algılamaktır. Bir film izlediğimizde kendimizi filmin kahramanının yerine koymak empatiye iyi bir örnektir. Empati yapmanın sonucu akıl verme olarak sonuçlanmamalıdır. Başarıda teknik ve mesleki bilgi paylaşımlarından ziyade kişisel bağlar kurmak başarı için daha önemlidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal zekası yüksek olan insanların ortak özellikleri bilgi birikimlerinin yüksek olmasıdır. İkisi bir arada bilge kişiliği oluşturur. Onun için insan daima bilgiye aç olmalıdır. İnsanların çatışmasından nemalananlar cehaleti, ve nefreti savunur. Onun için insan daima bilgiye aç olmalıdır. İki arka lob yani amigdala öfkenin, stresin kaynağı ve adrenalin ve benzeri hormonların ve dış algıların yönettiği alandır. Buna nefsi emare de denir,&nbsp; hayatta kalmayı, &nbsp;çoğalmayı, türlerin geleceğini garanti altına almaya programlanmıştır. Ön frontal lob ise aklın merkezi olarak amigdalayı kontrol altına alır. Yani biz duygusal zekaya, gerçek insan olmaya geçiş olarak ta bakabiliriz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çatışmayı yönetmenin başlangıcında fiziksel başvuru araçlarımızdan biri nefes tekniğidir, diyaframdan yavaşça nefes almak, kısa bir süre nefesi bekletmek ve yavaşça nefesi bırakmak ve bunu birkaç defa yapmak öfkeyi kontrolde önemli katkı sağladığı gibi birçok fiziksel ve psikolojik rahatsızlıkları da kontrol altına almada önemli bir araçtır, bir de karar vermeden önce pozitif etki yapacak bir ritüel benzeri bir davranışa şartlanmak, mesele belli bir duayı yapmayı adet edinmek önemli bir katkı sağlar. Pozitif davranışı başkalarının başlatmasını beklemeden direksiyonun başına geçmek tüm çevrenize bir güven ve rahatlama sağlayacaktır. Ancak bu, bir lider olma egosunu, manevi tatmin görüntüsünü yansıtmamalıdır. İlk pozitif cümle sizden gelmeli. Aynı zamanda yüzünüz ve mimikleriniz, cümlelerinize başlamadan rahatlama mesajını vermelidir. Aslında duruş çoğu zaman cümlelerden çok etkilidir. Bu misyonu yüklendiğinizde şunu bilmelisiniz ki, siz bu mesajı alanlar açısından artık bir dayanaksınız ve asla öfkenizi bu insanlar görmemeli, zira bu insanlar üzerinde bir kıyamet etkisi yapar, hatta suratınızı asmanız bile… Onların doğru bildiği her şey değişmiş olur. Araba devrilmiştir. Yada böyle bir görevi başlangıçtan yüklenmeyin karşınızdaki insanların dünyasını yıkmayın.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Başkaları için yapmanız gereken şeyi önce kendiniz için yapın, kendi yolunu bulamamış kişi başkasına kılavuzluk yapamaz. İlk yardımı çocuğunuzdan önce kendinize yapmalısınız, yoksa bilinciniz kaybolduğunda ona da yardımcı olamazsınız. Bir de bazen kötü niyetli kişiler sizin geçimsiz olarak algılanmanızı isteyebilir. Bu tip provokasyonlara da düşmemek gerekir. Öfkeyi kontrole geçiş yeniden duygusal zekayı ön plana çıkarmak, yani yeniden insan olmaya geçiştir. İnsan bazen hayvansal yaşar, bazen insan olduğunu hatırlar.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çok kararlı ve vakar içinde duruş en üretken olunan haldir. Bu anda başarının tadı içinizde huzur esintileri estirir. İçinizden dahi başkaları hakkında kötü düşünceler geçirmek motivasyonunuzu bozar. Onlar için dua edin, bir gün onları da size dua ederken bulabilirsiniz. Buna ayna nöron da denir. Kötü duygu ve davranışlardan ( mesela kendini asabi olarak nitelemek gibi) vazgeçmemek öğrenilmiş çaresizlik olarak algılanır. Ve bu kişinin kendine kurduğu bir tuzaktır. Mucitler deneme tekrarından vazgeçmedikleri için mucit olmuşlardır. Bizim için de kötü özelliklerden vazgeçme deneyimimizin tekrar sınırı olmamalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Bazen çatışma ortamında kendinizi bulmanız kader olur ancak bunu yönetmek sonunda büyük başarılara kapı açar. Çatışmanın oluşması iyi yönetimine vesile olmuştur. Burada sabrın sonu selamete çıkmıştır. Yani öncelikle 6 saniyelik öfke süreci sakin kalınarak aşılmış ve sonra da başarı meyvesi olgunlaşmıştır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">İnsanlar hayata başlarken bir başlatıcı dokunuşa muhtaç olarak yaratılmıştır. Çoğu zaman birinin, mesela bir öğretmeninin pozitif dokunuşu onun hayatını değiştirmiştir. Burada en önemli unsur ona ayrıcalık tanımak değil, herkes gibi kabul edildiğini hissettirmektir. Yapılan en önemli yanlışlardan biri engellilere ayrıcalık tanınmasının onları incitmesidir. Bir ülkede yaşayan herkesin beklediği şey her vatandaş gibi tanınmaktır, etnik yada inanç kimliği ile tanınmak değildir. Bunlar telafi edilemez yaralar açar. Burada aranan şey kişinin kendi istediği gibi kendini tanımlama özgürlüğüdür. Bunun başkalarınca tanınması ihsanına ihtiyacı yoktur. Başarıda en büyük etken güven inşa etmektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Çalışanlar tatmin olmalıdır. Bu, her zaman ücretle ilgili olmaz; çalışma ortamı, arkadaşlık ortamı, takımdan sayılmak, onur kırıcı davranışlar zaten söz konusu bile olamaz, çalışma sürecinde aklını meşgul edecek bir esinti bile hissetmemelidir. Bir denizin fırtınadan sonra sakinleşmesi, her insanın yaşadığı fırtınalı süreçlerin tatmin olup sakinleşmesi gibidir. Bunlar kararlıdır. Halinden tatmin olmuştur, razıdır ve kendisinden de razı olunmuştur. Saflıktadır, yani içinde ve davranışında bir iki yüzlülük yoktur. Karşı tarafın ikiyüzlülüğünü bile yok ve önemsiz sayar. Bu insanları ahmak sanmamalıdır. Bu sürecin yolunda gitmesi için devletin de vergi açlığından tatmin olup, ekonomik zenginleşmeye fırsat tanımasının önemi büyüktür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Duygusal zekayı duygularla hareket etmemek olarak algılamamalıyız. Duygusal zeka, pozitif duygulara sahip olup bu duyguların yönlendirmesiyle pozitif davranışların çevremize pozitif etki yapma kabiliyetidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Unutmayalım İnsan değişirse dünya değişir. Kendi dünyamızı kuralım. Bu başkalarına rakip olmak değildir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:right"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">Mehmet Haşmet KOLAĞASI</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 16:45:34 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2025/05/mehmet-hasmet-kolagasi-1748583115.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÜZEL İNSAN ŞARTI BU, HAZ OLMAZ DAR’A KARŞI</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/guzel-insan-sarti-bu-haz-olmaz-dara-karsi-7923</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/guzel-insan-sarti-bu-haz-olmaz-dara-karsi-7923</guid>
                <description><![CDATA[GÜZEL İNSAN ŞARTI BU, HAZ OLMAZ DAR’A KARŞI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>GÜZEL İNSAN ŞARTI BU, HAZ OLMAZ DAR’A KARŞI</p>

<p>Rakamla anlaşılmaz, altının beşten farkı<br />
Başlangıcın sonudur, toprağın taştan farkı<br />
Düşünce düşte olur, gerçeğin düşten farkı<br />
Dengenin hükmü kalkar, poz olmaz kura karşı<br />
Gönül yükünü yıkar, naz olmaz yâre karşı</p>

<p>Akıllı olanların, sermayesi yok değil<br />
Olmayınca darası, can bedene yük değil<br />
Varlığın hikmetini, düşünenler çok değil<br />
Hiçlik olsa hiç yoktan, az olmaz kâra karşı<br />
Nereden bilsin şeytan, biz olmaz bire karşı</p>

<p>Yakışan budur ele, el olur ele eller<br />
Yangınların dilini, hâlinden bilir küller<br />
Aldığımız her nefes, ömrümüze el sallar<br />
Ayazdan pay misali, buz olmaz kar’a karşı<br />
Görünen köy misali, giz olmaz sırra karşı</p>

<p>Hayra alamet değil, boşa hayal kuruşlar<br />
Yolumuza yük olur, akla ziyan görüşler<br />
Hallacı Mansur gibi, olmayınca duruşlar&nbsp;<br />
Boşuna efeleniş, söz olmaz nura karşı<br />
Avamdaki direniş, tez olmaz zora karşı</p>

<p>Nefsin emrindeki ben, depremlerle yarışır<br />
Onu ıslah etmeye canlar boşa uğraşır<br />
Caddeler ve sokaklar, birbirine karışır<br />
Temelden sallanınca, iz olmaz yere karşı<br />
Sonunda küllenince, köz olmaz nâra karşı</p>

<p>Hoşgörü boyasıyla, boyanınca Nurseli<br />
Yolun sustuğu yere, dayanınca Nurseli<br />
Erenlerin sesiyle, uyanınca Nurseli&nbsp;<br />
Hoşgörüde artı bu, göz olmaz köre karşı<br />
Güzel insan şartı bu, haz olmaz dar’a karşı</p>

<p>NURSELİ – Nursel SEÇER</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 05 Aug 2026 15:15:10 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİR BAŞIMIZI KALDIRIP YAPILAN ANLAŞMALARI GÖREBİLSEK</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/bir-basimizi-kaldirip-yapilan-anlasmalari-gorebilsek-7922</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/bir-basimizi-kaldirip-yapilan-anlasmalari-gorebilsek-7922</guid>
                <description><![CDATA[BİR BAŞIMIZI KALDIRIP YAPILAN ANLAŞMALARI GÖREBİLSEK]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">BİR BAŞIMIZI KALDIRIP YAPILAN ANLAŞMALARI GÖREBİLSEK</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif"><strong><span style="font-size:14.0pt">ŞEMSETTİN GÜNAY</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birkaç gün önce tüm Türkiye’nin ve gelecek nesillerimizin kaderini etkileyecek, belki de ülkemizi süper lige taşıyacak 4 adet anlaşma imzalandı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İmzalanan bu anlaşmalar kamuoyunda ya yeterince anlaşılmadı veya değeri takdir edilmedi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Hatta Ak Parti teşkilatlarında bile yeterince gündem olamadı. Bu kadar önemli ve değerli anlaşmaların yeterince gündem olamaması doğrusunu isterseniz beni bir hayli şaşırttı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bunlardan üçü Irak başbakanı ülkemizi ziyaret ettiğinde kamuoyuna açık bir şekilde imzalandı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Birincisi, daha önce Misakı Milli sınırları içerisinde bulunan ve Lozan anlaşmaları sonrasında adeta petrol gelirlerinden %10 hisse karşılığı devredilen Musul ve Kerkük konusunda yapılan anlaşmaydı.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bilindiği gibi Musul ve Kerkük İngilizlere petrol gelirlerinin %10 hissesi karşılığında devredilip, sonra bir katakulli ile bu hisseler 500 bin sterlin karşılığında verilmişti. Neredeyse bir yıllık geliri karşılığı satılan bu hisseler Ülkemizi büyük bir gelirden mahrum etmişti.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Yeni yapılan anlaşmayla Musul Petrollerinin %15 hissesi yeniden satın alınmış, gelecek nesillerimize güzel bir hediye sunulmuştur. Bu petrol geliri ülkemize sürekli akan bir döviz fırsatı yakalatmış, dışa bağımlı enerji açığımızın bir kısmını karşılamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; İkincisi ve yine en önemli maddelerden birisi günlük ihtiyacımız olan 1 milyon varil alım anlaşmasının yapılmasıdır. Bugün dünyada Hürmüz Boğazı krizinden kaynaklanan büyük bir petrol açığı oluşmuştur. Petrolün fiyatından daha önemlisi petrol tedarik sorunu olmuştur. Birçok ülke akaryakıt satışlarına kısıtlamalar getirmiş, Avrupa ve Asya ülkeleri yeni tedarik kaynakları arayarak ne yapacaklarını şaşırmışlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Kimi akaryakıt satışlarını kısıtlamış, kimi de karneyle satışa başlar duruma gelmişlerdir. Fiyatların fırlaması bir yana petrol tedariğinde ciddi sıkıntılar baş göstermiş, petrol stoklarının sonlarına gelmişlerdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye’nin bu aşamada tüm günlük ihtiyacı kadar petrol tedarik anlaşması yapması muazzaam bir olaydır. Pazartesinden beri günlük 750 varil ülkemize akmaya başlamıştır. Ülke insanımız Şubat ayından beridir devam eden Hürmüz Boğazı krizinden şimdiye kadar alınan tedbirlerle fiyat artışları dışında etkilenmemiş, yakıt tedariğinde sorun yaşamamıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Bu anlaşmayla bundan böyle de yaşamayacağının garantisi oluşturulmuştur. Enerjimiz kesintisiz süregelecektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Üçüncü anlaşma Kalkınma Yolu projesidir. Uzun zamandır gündemde olan ve bir çok görüşmeler yapılan bu önemli proje Irak’lı bir bakanın provake etme girişimine rağmen imzalanmıştır. Bu proje adeta yeni bir ipek yolu projesidir. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Gerçekleştiğinde Ülkemiz Ortadoğu ve Avrupa için bir ticaret merkezi olacak, Ortadoğunun petrol dahil tüm ticaret malları bu yol üzerinden Avrupa’ya ulaşırken, Avrupa aynı yol üzerinden kendi ticaret mallarını Ortadoğuya akıtabilecektir. Ülkemiz neredeyse yeni bir Dubai olmaya aday olacaktır. Kişi başına düşen milli gelirimiz hızla artacak, bu coğrafyadan yoksulluk tamamen kalkacaktır. Ülkemiz açısından çok büyük bir potansiyel çıkarlar olacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Diğer bir dördüncüsü ise Bulgaristan ile yapılan petrol arama anlaşmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Türkiye Bulgaristan deniz sahasında petrol arayacak, bulunan petrolün %33’üne kendisi sahip olacaktır. Böyle bir anlaşma ilk defa yapılmakta ve kendi yerli sondaj gemilerimiz ile gerçekleşecektir. Gel de bu sondaj gemilerimizin fikir ve icra sahibi Berat Albayrak’ı minnet ile anma.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Ülkemizin tüm geleceğini etkileyecek olan bu anlaşmalardan sonsuz mutluluk duyuyorum. Ülkemize hayırlı olmasını diliyorum.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; Keşke muhalefetimiz de kendi iç kavgalarını sonlandırıp bizimle birlikte sevinçlerini izhar etseler.</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-size:11pt"><span style="font-family:Calibri,sans-serif">04.08.2026</span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 11:03:13 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ALLAH SEVGİSİ OLAN YERDE İYİLİK ve FAZİLET OLUR</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/allah-sevgisi-olan-yerde-iyilik-ve-fazilet-olur-7921</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/allah-sevgisi-olan-yerde-iyilik-ve-fazilet-olur-7921</guid>
                <description><![CDATA[ALLAH SEVGİSİ OLAN YERDE İYİLİK ve FAZİLET OLUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ALLAH SEVGİSİ OLAN YERDE İYİLİK ve FAZİLET OLUR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İslam dininde, Allahı sevmek çok önemlidir. O’na karşı kusur ve günah işlemekten sakınmak ve hayâ etmek de çok önemlidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah’a gerçekten inanan ve O’nu seven bir insan, O’na isyan etmekten, O’nun yasak ve haram kıldığı, günah saydığı çirkin şeyleri, kötülükleri ve haramları işlemekten de korkar ve sakınır. Yüreği Allah sevgisi ve Allaha hesap verme korkusuyla çarpan bir kalbte, asla kötülük duygusu bulunmaz. Çünkü; Allah sevgisi ve Allah korkusu, insanı her türlü kötülükten, ve günahtan korur. İnsanı haya ve fazilet sahibi yapar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsan nasıl ki, sevdiklerine karşı bir hata ve kusur işlemekten sakınıyorsa, kendisini yaratan, yaşatan ve nimetlendiren Rabbine karşı da hata ve kusur işlemekten sakınmalı ve korkarmalı. Yüce Allah şöyle buyurur: “Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının, O’na dost olmak için bir vesile/sebep arayın ve O’nun yolunda mücadele edin ki, kurtuluşa eresiniz.” (Mâide-35) Ayrıca Rabbimiz Yüce Allah, haramlar ve kötülükler konusunda kullarını uyarırken de şöyle buyurur: “Kim Rabbine suçlu/günahkar olarak gelirse, bilsin ki, Cehennem onun içindir. Orada ne ölür, ne de yaşar.(devamlı azab içinde olur)” (Tâha-74)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüce Allah, kullarına mükafatını ve cennetini müjdelerken de bunu ümit vererek müjdeler ve şöyle buyurur: “Allah kendisine inananları ve sâlih amel (iyi işler) işleyenleri, imanlarına karşılık, altlından ırmaklar akan Cennetlerinde nimetlendirir.” (Yunus-9) Bu bağlamda insan; Bu dünyada yapacağı ibadetlerle ve sâlih amellerle, faydalı güzel işlerle Allah’ın rızasını, sevgisini, rahmetini ve mükafatını kazanma ümidini taşır. Böyle toplumlarda daima iyilikler ve faziletler olur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şunu iyi biliniz ki, Allah, Cennetini ancak, kendisine inanan ve kendisinin razı olduğu şeyleri (Sâlih amel) yapan kullarına ihsan edecektir. Sakın ha insan, yaptığı onca ibadetlere ve tesbihatlara bakarak kibirlenip, böbürlenerek Cenneti hak ettiği gafletine kapılıp, da günahları işleme hususunda Allah’tan korkmazlık etmesin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allah’a karşı hayasızlıkta bulunmasın!.... Eğer insan, Allah sevgisi ile Allah korksunu yüreğinde aynı anda taşıyarak yaşarsa, Allah, o kimseyi korktuklarından emin eyler ve ümit ettiği güzel şeyleri de nasibeder. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir gün peygamberimiz, hasta ve ölmek üzere olan bir genci ziyareti esnasında ona sordu: “Kendini nasıl hissediyorsun?” O genç şöyle dedi: “Yâ Rasûlüllah! Allah’tan ümidim var ama, günahlarımdan dolayı korkuyorum” dedi. Bunun üzerine peygamberimiz ona şöyle buyurdu: “Bir kulun kalbinde “korku” ve “ümit” bir arada bulunursa Allah, o kimseye ümit ettiği şeyi nasibeder ve korktuğu şeyden de emin eyler.” Âlemlere rahmet olarak gönderilen sevgili peygamberimiz Hz.Muhammed aleyhisselam bile kalbi hep korku ve ümitle çarparak yaşamıştır. Hz.Âişe, çok bulutlu bir havada peygamberimizi hüzünlü bir hâl üzere görünce; “Ey Allah’ın Rasûlü! İnsanlar bir bulut görse yağmur yağacak diye sevinir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen niçin böyle hüzünlü görünüyorsun?” dedi. Peygamberimiz şöyle buyurdu: “Yâ Âişe! O bulutlarda ilahi bir azâb olmadığını bana kim garanti edebilir? Geçmişte pekçok kavim rüzgar ve bulutla gelen ilahi azabla helâk edilmedi mi?” Kalbinde Allah sevgisi ve Allah korkusu olmayanların yüreğinde insan sevgisi, merhamet ve hoşgörü duygusu da olmaz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Böyle insanlar Rablerine karşı saygısız ve hayâsız oldukları gibi insanlara ve diğer varlıklara karşı da saygısız ve merhametsiz olurlar. Bu nedenle ecdadımız; “Kork, Allah’tan korkmayandan.” demiştir. Bu konuda Milli şâirimiz M.Âkif Ersoy şöyle der: “Ne irfandır ahlâka veren yükseklik, ne vicdandır.-Fâzilet hissi insanda Allah korkusundandır.-</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüreklerden çekilmiş farzedilsin Havfi Yezdân’ın- Ne irfanın kalır tesiri katiyen ne vicdanın.” Peygamberiimizin ifadesiyle; “Kalbinde Allah sevgisi ve Allah korkusu olan bir mü’minin sevgisi ve merhameti; arz ile sema arasını kuşatacak kadar geniş olur.” Çünkü, böyle insanların yüreğinde Allah’a karşı hesap verme korkusu ile Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma ümidi vardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bırakın insanları incitmeyi ve üzmeyi Hz.Süleyman gibi bir karıncayı dahi incitmezler. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü Allah sevgisi ve Allah korkusu, insanı merhametli ve faziletli kılar.Yemeleri için Hz.Âişenin ikram ettiği üç hurmayı, kendisi de aç olduğu hald üçünü de aç olan iki çocuğuna bölüştürüp yediren ve kendisi yine aç olaarak yoluna devam eden annenin merhameti gibi. (Bu durumu gören Hz.Âişe onlara üç hurma daha vermiştir) Bir Şam yolculuğunda devesine kölesiyle sırayla binen Hz.Ömer’in bu davranışı da onun kalbindeki Allaha hesap verme korkusu ile Allah’ın sevgisini ve rızasını kazanma arzusu idi. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yüreğinizde feyizli bir iman ile birlikte Allah sevginiz de her zaman dâim olsun inşaallah! </span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman )</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 08:24:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Zaferler Ayı Ağustos</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/zaferler-ayi-agustos-7920</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/zaferler-ayi-agustos-7920</guid>
                <description><![CDATA[Zaferler Ayı Ağustos]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong>Zaferler Ayı&nbsp;Ağustos</strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>Ağustos ayı, Anadolu’nun kapılarını barışa ve adalete açan şanlı milletimizin, hakkı hâkim kılma yolunda kazandığı nice zafere şahittir.</p>

<p>İmanımız ve istiklâlimiz, vatanımız ve istikbalimiz için nice zor zamanları göğüsledik. Sabrettik, canla başla mücadele ettik ama hiçbir zaman yılmadık, yıkılmadık, ümitsizliğe kapılmadık. Allah’a güvendik ve O’nun yardımıyla Malazgirt’ten Mohaç’a, Sakarya’dan Başkomutanlık Meydan Muharebesi’ne kadar şan ve şerefle dolu nice sayfayı tarihimize ekledik.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Vatan, Cenâb-ı Hakk’ın insana bahşettiği en değerli nimetlerden biridir. Çünkü vatan, güvendir, huzurdur, umuttur, namustur. Bu aziz vatan, Allah’a verdiği ahdi tutup canından vazgeçen şehitlerimizin, cepheden cepheye koşan gazilerimizin mukaddes emanetidir. İstiklal Marşımız, bu gerçeği şöyle anlatır:&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; Bastığın yerleri “Toprak!” diyerek geçme, tanı! Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı. Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı. Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp; &nbsp; O halde, her akşam bağrında güvenle uyuduğumuz, her sabah seherinde özgürlüğe uyandığımız bu cennet vatanın kıymetini bilelim. Vatan sevgimizden aldığımız güçle, gece gündüz demeden milletimizin iyiliği, mutluluğu, refahı için çalışalım. Birliğimizi, dirliğimizi ve kardeşliğimizi her türlü menfaatin üstünde tutarak koruyalım.</p>

<p>Vatanımızın her karış toprağını ve milletimizin her bir ferdini korumanın boynumuzun borcu olduğunu unutmayalım.</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 04 Aug 2026 08:21:40 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>AYNI ENKAZIN TOZUNU YUTTUK...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ayni-enkazin-tozunu-yuttuk-7919</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ayni-enkazin-tozunu-yuttuk-7919</guid>
                <description><![CDATA[AYNI ENKAZIN TOZUNU YUTTUK...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">AYNI ENKAZIN TOZUNU YUTTUK...&nbsp;</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatay ve çevresinde unutulmayacak büyük bir yıkım oldu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev yoktu, yurt yoktu, düzen yoktu. Zengin de fakir de aynı çadıra girdi. Aynı yağmurda ıslandı. Aynı soğukta titredi. O gün kimse kimin neyi var diye sormadı. Çünkü kiracı da ev sahibi de aynı enkazın tozunu yuttu.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra devlet el uzattı. Önce çadır, sonra konteyner. Konteynerde elektrik de vardı, su da vardı. Gıdalar geldi, kapılar çalındı. "Yalnız değilsiniz" dendi. Sonra TOKİ’nin ihtişamlı 3+1’leri yükseldi. Tuğla tuğla umut örüldü. Evi olan evine çıktı. Köyde evi yıkılan köyde yaptı. Konteynerde bekleyen de bekledi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve geldik bugüne.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konteyner kapıları kapanıyor. "Süre bitti" dendi. İnsanlar anahtarını aldığı TOKİ evine geçmek zorunda. Ama evin kirası bir ayda 7-8 binden 15-20 bine kadar çıktı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir de bunun üstüne ne var?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Aidatı var. Elektrik faturası var. Su faturası var. Doğalgaz faturası var. İnternet, çöp vergisi... Liste uzayıp gidiyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki bu vatandaş ne yapsın?&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Asgari ücret belli. Emeklinin maaşı belli. Maaş eline geçer geçmez bu faturalarla bu kirayla eriyip gidiyor. Konteynerden çıkan bir aile 15-20 bin kira + faturaları nasıl ödesin? Nereye gitsin? Kime dert yansın?&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu evler afetin yarasından çıktı. Bu duvarlar dayanışmayla örüldü. Şimdi aynı dayanışmayı sürdürme zamanı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Fırsat bu değil.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Deprem bizi eşitledi. Kiracıyı da ev sahibini de aynı hizaya getirdi. Şimdi sıra bizde. Yine aynı safta durmaya.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ev sahibi kardeşim, kiracı kardeşim...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepimiz aynı memleketin insanıyız. Aynı acıdan geçtik. Herkesin kendince derdi, kendince hesabı var. Kimseyi suçlamadan, sadece hatırlatmak için söylüyorum.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ev sahibi kiracısına kapısını çaldığında bir kahve ikram edecek kadar hatır bilsin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir kiracı da ev sahibinin mülküne gözü gibi bakacak kadar vefalı olsun.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">7-8 binden 15-20 bine çıkarmak kolay. Ama o arada sıkışan bir annenin duası var. Bir babanın "yetişemiyorum" feryadı var. Elini uzatacak kimsesi olmayan bir ailenin çaresizliği var.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bugün gösterilen bir kolaylık, yarın bir ömürlük gönül borcu olur.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü dünya dönüyor. Bugün veren, yarın alan olur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutmayalım. Kiracı ve ev sahibi olarak aynı enkazın tozunu yuttuk. Aynı çadırda dua ettik.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi aynı memlekette omuz omuza durmayı da sürdürelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Zor günler dayanışmayla aşılır. Gelin bu zor günü de birlikte atlatalım.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 10:00:09 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yarım Kalan Stratejik Hayallerden Küresel Savunma Gücüne: Türk Savunma Sanayiinin Tarihsel Yolculuğu</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/yarim-kalan-stratejik-hayallerden-kuresel-savunma-gucune-turk-savunma-sanayiinin-tarihsel-yolculugu-7918</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/yarim-kalan-stratejik-hayallerden-kuresel-savunma-gucune-turk-savunma-sanayiinin-tarihsel-yolculugu-7918</guid>
                <description><![CDATA[Yarım Kalan Stratejik Hayallerden Küresel Savunma Gücüne: Türk Savunma Sanayiinin Tarihsel Yolculuğu]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:12.0pt">Yarım Kalan Stratejik Hayallerden Küresel Savunma Gücüne: Türk Savunma Sanayiinin Tarihsel Yolculuğu</span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail Cingöz</strong></span></span></h1>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Giriş</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir devletin askerî gücü yalnızca sahip olduğu silahların sayısıyla değil, ihtiyaç duyduğu silah ve sistemleri ne ölçüde kendi imkânlarıyla tasarlayabildiği, geliştirebildiği, üretebildiği ve sürdürülebilir biçimde kullanabildiğiyle ölçülmektedir; çünkü başka ülkelerden satın alınan askerî kapasite, tedarikçi devletin siyasi iradesinden bütünüyle bağımsız değildir. Buna karşılık millî savunma sanayii; caydırıcılığın yanı sıra dış politika hareket serbestisi, teknolojik gelişmişlik, ekonomik katma değer ve stratejik özerklik üretmektedir. Dolayısıyla savunma sanayii, bir ülkenin jeopolitik gücünün temel unsurlarından biridir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin bu alandaki serüveni yeni değildir. Cumhuriyet’in kuruluş yıllarında Mustafa Kemal Atatürk’ün tam bağımsızlık anlayışı ekonomik ve teknolojik bağımsızlığı da kapsarken, havacılık ve savunma sanayii bu düşüncenin stratejik alanlarından biri olarak görülmüştür.[1] 1925 yılında Türk Tayyare Cemiyeti kurulmuş; aynı dönemde askerî fabrikalar, mühimmat tesisleri ve havacılık yatırımları geliştirilmiştir.[2] Devlet yatırımlarının yanı sıra Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Şakir Zümre ve Nuri Killigil gibi girişimciler de Türkiye’nin kendi uçak, silah ve mühimmatını üretebilmesi için önemli teşebbüslerde bulunmuşlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk döneminde başlayan yerli savunma girişimleri, sonraki yıllarda değişen güvenlik anlayışı ve tedarik politikaları nedeniyle sürdürülebilir bir yapıya dönüşememiştir. Özellikle II. Dünya Savaşı sonrasındaki güvenlik ortamı, Türkiye’nin Batı ittifak sistemine yönelmesi, 1947’den itibaren başlayan Amerikan askerî yardımları ve 1952’de NATO üyeliğiyle birlikte değişen tedarik modeli, savunma ihtiyaçlarının karşılanmasında dış kaynakların ağırlığını artırmıştır.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada üzerinde durulması gereken mesele, yalnızca bazı fabrikaların kapanması veya bazı girişimcilerin desteklenmemesinden ibaret değildir. Asıl mesele; yetişmiş insan gücü, mühendislik tecrübesi, üretim kültürü, yan sanayi ve teknolojik bilgi birikiminin nesilden nesile aktarılmasını sağlayacak savunma sanayii sürekliliğinin yeterince kurumsallaştırılamamış olmasıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Vecihi Hürkuş: Uçmak Yetmedi, Uçağı da Yapmak Gerekiyordu</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türk havacılık tarihinin sembol isimlerinden Vecihi Hürkuş, yalnızca savaş pilotu değil, aynı zamanda uçak tasarımcısı ve girişimciydi. Osmanlı Ordusu’nda askerî kariyerine astsubay olarak başlamış, daha sonra tayyareci olarak görev yapmış; Balkan Savaşları, I. Dünya Savaşı ve Millî Mücadele’de görev alan Hürkuş, savaş sonrasında Türkiye’nin kendi uçağını üretmesi gerektiği düşüncesine yönelmiş ve 1924 yılında Vecihi K-VI’yı tasarlayıp üretmiştir.[4]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak Türkiye’de henüz üretilen bir uçağın uçuşa elverişliliğini değerlendirecek yeterli teknik ve hukuki altyapının bulunmaması önemli bir sorun oluşturmuştur. Vecihi K-VI için uçuş izni talep edildiğinde, uçağı değerlendirebilecek teknik personelin bulunmadığı gerekçesiyle süreç uzamış; Hürkuş 28 Ocak 1925’te uçağıyla izinsiz uçmuş ve bunun sonucunda cezalandırılmıştır.[5]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu hadise Türk savunma ve havacılık tarihindeki temel sorunlardan birini göstermesi açısından önemlidir: Hiçbir teknolojik girişim, onu destekleyen hukuk sistemi, devlet politikaları ve kurumsal yapının sağladığı imkânların ötesinde gelişemez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş daha sonraki yıllarda da çalışmalarından vazgeçmemiş, yeni uçaklar tasarlamış, havacılık okulu kurmuş ve Türkiye’de sivil havacılığın gelişmesi için çaba göstermiştir. Fakat şahsi gayret ve girişimcilikle başlayan bu tecrübe, sürdürülebilir büyük ölçekli bir uçak üretim sanayiine dönüşememiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Sonuç olarak Vecihi Hürkuş örneğinde mesele yalnızca bir öncünün karşılaştığı bürokratik güçlükler değildir. Daha geniş açıdan bakıldığında sorun; yenilikçi girişimci, devlet, üniversite, finansman, kullanıcı makam ve sanayi arasında uzun vadeli bir teknoloji ekosisteminin henüz oluşmamış olmasıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Nuri Demirağ: Uçak Fabrikasından Gök Okulu’na</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ’ın girişimi ise Türk havacılık tarihinde çok daha geniş kapsamlı bir sanayileşme modeli ortaya koymuştur. Demiryolu yatırımları nedeniyle Mustafa Kemal Atatürk tarafından kendisine “Demirağ” soyadı verilen Nuri Bey, Türkiye’nin havacılık ihtiyacının bağışlarla yabancı uçak satın alınarak karşılanmasını yeterli görmemiş; uçakların Türkiye’de üretilmesi gerektiğini savunmuştur.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu düşünce doğrultusunda 1936’da İstanbul Beşiktaş’ta uçak üretim tesisini kurmuş, Yeşilköy’de ise uçuş sahası ve Gök Okulu oluşturmuştur. Türk Hava Kurumu (THK) tarafından 65 planör ve 10 uçak sipariş edilmiş; planörler teslim edilmiş ancak uçak siparişleri konusunda yaşanan anlaşmazlık Demirağ’ın havacılık girişiminin geleceğini önemli ölçüde etkilemiştir.[6]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Demirağ’ın tesislerinde geliştirilen Nu.D.36 eğitim uçağının yanı sıra Nu.D.38 çift motorlu yolcu uçağı, dönemin Türkiye’si açısından ileri bir teknolojik girişimdi. Fakat THK ile yaşanan sipariş anlaşmazlığı, test ve kabul süreçlerindeki problemler, Nu.D.36 uçağının kabul test uçuşunun ardından iniş yaparken pilot ve mühendis Selahattin Alan’ın yaşadığı ölümcül kaza ve kamu kurumlarından beklenen yeni siparişlerin gelmemesi girişimin ekonomik sürdürülebilirliğini zayıflatmıştır.[7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Demirağ örneği savunma sanayii açısından son derece öğreticidir; çünkü savunma ve havacılık sektöründe yalnızca fabrika kurmak yeterli değildir. Üretilen platformun yaşaması için devletin uzun vadeli sipariş politikası, Ar-Ge finansmanı, test ve sertifikasyon sistemi, yetişmiş mühendis kadrosu ve ihracat kanallarının birlikte çalışması gerekir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Böylece Demirağ’ın yaşadığı tecrübe, Türkiye’nin uçak yapamadığını değil; uçak üretme kabiliyetini sürekli bir sanayi politikasına dönüştüremediğini göstermektedir. </span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Şakir Zümre ve Yerli Mühimmat Sanayiinin Kaderi</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk dönem savunma sanayii öncülerinden Şakir Zümre de özel sektör eliyle silah ve mühimmat üretiminin önemli temsilcilerindendir. 1925 yılında faaliyete başlayan fabrikasında çeşitli mühimmat, bomba ve patlayıcıların üretilmesi, henüz sanayileşme sürecinin başındaki Türkiye açısından önemli bir gelişmeydi.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Erken Cumhuriyet döneminde devlet eliyle Ankara, Kırıkkale ve diğer merkezlerde savunma sanayii tesisleri kurulurken, Şakir Zümre gibi özel girişimcilerin faaliyet göstermesi, savunma sanayiinin yalnızca kamu fabrikalarına dayalı olmayan daha geniş bir üretim modeline dönüşme ihtimalini ortaya çıkarmıştı. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak II. Dünya Savaşı sonrasında uluslararası sistem değişmiş, Türkiye’nin güvenlik politikası giderek Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli Batı güvenlik mimarisiyle bütünleşmiştir. Özellikle 1947’den itibaren Amerikan askerî yardımlarının başlaması, Türk ordusunun kısa sürede modernizasyonuna katkı sağlarken, uzun vadede yerli üretim açısından farklı sonuçlar ortaya çıkarmıştır.[9]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Müttefik ülkelerden yardım veya uygun koşullarla sağlanan silah ve mühimmat karşısında henüz ölçek ekonomisine ulaşamamış yerli özel üreticilerin rekabet edebilmesi oldukça güçtü. Şakir Zümre’nin fabrikasının zaman içerisinde savunma üretiminden uzaklaşarak farklı sivil ürünlere yönelmesi, dönemin savunma sanayii politikasındaki dönüşümün sembolik örneklerinden biri olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Burada Amerikan yardımını tek başına “yerli savunma sanayiini ortadan kaldırmak için hazırlanmış bir politika” şeklinde yorumlamak tarihsel süreci fazlasıyla basitleştirecektir. Zira Türkiye, II. Dünya Savaşı sonrasında Sovyetler Birliği kaynaklı ciddi güvenlik kaygıları yaşamış ve ordusunu hızla modernize etme ihtiyacı duymuştur. Ancak kısa vadeli askerî gerekliliklerle uzun vadeli teknolojik bağımsızlık arasında kurulması gereken denge sağlanamadığında, dış tedarik yerli sanayinin gelişmesini sınırlandırabilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Sorun tam da burada ortaya çıkmıştır.</em></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Nuri Killigil: Silah Üreten Girişimci ve 1949 Faciası</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Killigil, askerî kimliğinin yanı sıra Türkiye’nin ilk özel savunma sanayii girişimcilerinden biri olarak öne çıkmaktadır. Kütahya, Karaburun, Pendik, Zeytinburnu ve Sütlüce’de farklı sanayi faaliyetlerinde bulunan Killigil, özellikle 1938’de kurduğu Sütlüce Silah Fabrikası ile silah ve mühimmat üretimine yönelmiştir.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kendi tasarımı olan 9 mm Nuri Killigil tabancası[11] başta olmak üzere çeşitli silah ve mühimmatların üretildiği tesis, özel sektör eliyle savunma sanayii geliştirilmesi açısından önemli bir örnektir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak 2 Mart 1949 tarihinde Sütlüce’deki fabrikada meydana gelen büyük patlama, Nuri Killigil’in hayatını kaybetmesine ve tesisin yok olmasına yol açmıştır. Dönemin TBMM tutanaklarında olayın ardından fabrikanın kuruluş yeri, çalışma şartları, güvenlik tedbirleri ve patlamanın sebepleri hakkında adli ve idari soruşturma yürütüldüğü görülmektedir.[12]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nuri Killigil’in özellikle Orta Doğu ülkelerine yönelik silah ve mühimmat faaliyetleri nedeniyle fabrikanın sabotaj sonucu ortadan kaldırıldığına ilişkin çeşitli iddialar yıllardır gündeme getirilmektedir. Ancak mevcut tarihsel veriler, bu iddiaları kesin bir hükme dönüştürmeye yeterli değildir. Bu nedenle akademik açıdan doğru yaklaşım, sabotaj ihtimalini tarih yazımındaki tartışmalardan biri olarak kaydetmek; kanıtlanmış bir gerçek şeklinde sunmamaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Buna karşılık tartışmasız olan husus şudur: Nuri Killigil’in ölümü ve fabrikanın ortadan kalkması, Türkiye’nin özel savunma sanayii tecrübesinin önemli bir üretim merkezini kaybetmesine yol açmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk çeyrek yüzyılında gelişmeye başlayan yerli havacılık ve savunma sanayii girişimlerinin süreklilik kazanamaması, Türk savunma sanayii tarihindeki ilk büyük süreklilik kırılmasını oluşturmuştur. Dış askerî yardımlar ve değişen tedarik politikalarıyla derinleşen bu süreçten sonra, 1974 Kıbrıs Barış Harekâtı’nın ardından uygulanan silah ambargosu ise dışa bağımlılığın sakıncalarını ortaya çıkaran ikinci büyük tarihsel dönüm noktası olmuştur.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1947 Sonrası Dönüşüm: Dış Yardımdan Dışa Bağımlılığa</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">II. Dünya Savaşı sonrasında Türkiye çok farklı bir jeopolitik ortamla karşı karşıya kalmıştır. Sovyetler Birliği’nin Türkiye üzerindeki baskıları, Boğazlar meselesi ve güvenlik kaygıları Ankara’yı hızla Batı ittifakına yaklaştırmıştır. 1947 Truman Doktrini kapsamında başlayan Amerikan askerî yardımı, Türk ordusunun modernizasyonunda önemli rol oynamış; 1952’de NATO üyeliğiyle Türkiye’nin güvenlik mimarisi Batı sistemi içerisinde kurumsallaşmıştır.[13]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu tercih dönemin şartları içerisinde stratejik gerekçelere sahipti. Ancak askerî yardım mekanizmasının yapısal sonuçlarından biri, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarının önemli bölümünün dış tedarikle karşılanabilir hâle gelmesiydi. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hazır sistemlerin düşük maliyetle veya yardım kapsamında temin edilmesi, yeni gelişmekte olan yerli sanayinin ekonomik rekabet gücünü azaltmıştır. Daha da önemlisi, savunma ihtiyacının “üretilecek bir teknoloji” yerine “tedarik edilecek bir ürün” olarak görülmesi riski ortaya çıkmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim 1920’lerden 1940’lara uzanan dönemde gelişen bazı özel girişimler uzun ömürlü sanayi kuruluşlarına dönüşemezken, savunma teknolojilerinde dışa bağımlılık giderek yapısal bir sorun hâline gelmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu durumun stratejik maliyetini en açık biçimde yaklaşık çeyrek yüzyıl sonra görecektir. </span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">1974 Kıbrıs Barış Harekâtı: Bağımlılığın Bedeli</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1974 Kıbrıs Barış Harekâtı ve sonrasında Türkiye’ye uygulanan ABD silah ambargosu, savunma sanayii tarihinde ikinci büyük kırılmayı oluşturmuştur. Türkiye, müttefiklerinden aldığı silah ve sistemleri kendi ulusal güvenlik çıkarları doğrultusunda kullanmasının siyasi kısıtlamalara tabi olabileceğini tecrübe etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma Sanayii Başkanlığının “Biz Kimiz” başlıklı kurumsal tarihçe bölümünde de 1974 Kıbrıs bunalımı sırasında müttefik ülkelerden alınan savunma teçhizatının kullanılmasında karşılaşılan engellerin, diğer ülkelere mutlak bağımlılığın sakıncalarını açık biçimde ortaya koyduğu ifade edilmektedir.[14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ambargo sonrasında Kara, Deniz ve Hava Kuvvetlerini Güçlendirme Vakıflarının faaliyetleri hız kazanmış; ASELSAN, HAVELSAN ve ASPİLSAN gibi kuruluşların ortaya çıkmasıyla yeni bir savunma sanayii yapılanması başlamıştır. 1985 yılında çıkarılan 3238 sayılı Kanun ise savunma sanayiinin geliştirilmesini daha sistematik bir kurumsal yapıya kavuşturmuştur.[15]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu açıdan bakıldığında 1974 ambargosu yalnızca Türkiye’ye uygulanan bir yaptırım değildir. Aynı zamanda Ankara’nın savunma sanayii politikasında stratejik bağımsızlık düşüncesinin yeniden keşfedildiği tarihsel bir dönüm noktasıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Vecihi K-VI’dan KAAN’a: Kaybedilen Sürekliliğin Yeniden Kurulması</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayiinde ulaştığı kapasite, tarihsel perspektifle değerlendirildiğinde çok daha anlamlı hâle gelmektedir. İnsansız hava araçları, füze sistemleri, elektronik harp teknolojileri, radarlar, savaş gemileri, zırhlı araçlar, mühimmatlar ve hava savunma sistemleriyle Türkiye artık yalnızca kendi ihtiyaçlarını karşılamaya çalışan bir ülke değil, uluslararası savunma pazarında önemli bir tedarikçi hâline gelmiştir. Nitekim 2025 yılında İstanbul’da düzenlenen 17. Uluslararası Savunma Sanayii Fuarı (IDEF 2025) kapsamında gerçekleştirilen 270 imza töreninin yaklaşık %65’i ihracat odaklı olmuş; fuarda imzalanan ihracat anlaşmalarının toplam değeri 5,85 milyar ABD dolarını aşmıştır. Ayrıca Türk savunma sanayii ürünlerinin ihraç edildiği ülke sayısı 185’e ulaşmıştır.[16][17]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu dönüşümün en sembolik örneklerinden biri KAAN Millî Muharip Uçak projesidir. Türkiye’nin millî savaş uçağı KAAN, 21 Şubat 2024 tarihinde ilk uçuşunu gerçekleştirerek Türk havacılık tarihinde yeni bir döneme işaret etmiştir.[18]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha da dikkat çekici olan gelişme, Türkiye’nin yalnızca kendi ihtiyaçları için üretim yapmaktan çıkıp yüksek teknoloji içeren havacılık platformlarını NATO ülkelerine ihraç edebilecek seviyeye ilerlemesidir. Nitekim HÜRJET’in İspanya’ya ihracatına yönelik 2025 sonunda açıklanan yaklaşık 2,6 milyar avroluk program, bu dönüşümün önemli göstergelerinden biri olmuştur.[19]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">2026 itibarıyla savunma sanayii ekosisteminde 4.000’i aşkın şirket ile yaklaşık 100 bin mühendis ve teknisyenin bulunduğunun açıklanması, meselenin artık birkaç büyük şirketten ibaret olmadığını; genişleyen bir teknoloji ve üretim ekosisteminin oluştuğunu göstermektedir.[20]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Tam da bu noktada Vecihi Hürkuş, Nuri Demirağ, Şakir Zümre ve Nuri Killigil’in hikâyeleri günümüz açısından yeniden anlam kazanmaktadır; çünkü onların hedeflediği şey esasen bugünkü savunma sanayii vizyonundan çok farklı değildi: Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu stratejik sistemleri kendi insanı, kendi mühendisliği ve kendi sanayi altyapısıyla üretebilmesi.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Savunma Sanayii Jeopolitik Gücü Nasıl Üretir?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiinin jeopolitik güce dönüşmesi birkaç farklı mekanizma üzerinden gerçekleşmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk olarak yerli üretim, devletin dış politika hareket serbestisini artırmaktadır. Bir askerî operasyonun gerçekleştirilmesi için başka bir ülkenin mühimmat, yedek parça, bakım veya siyasi onayına bağımlı olmak, teorik olarak güçlü görünen askerî kapasitenin gerçek kullanım değerini sınırlayabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bunun yanında savunma ihracatı diplomatik ilişki üretmektedir. Bir ülkeye satılan savaş uçağı, gemi, insansız hava aracı veya hava savunma sistemi tek seferlik ticari mal değildir. Eğitim, mühimmat, modernizasyon, bakım, yazılım ve lojistik destek nedeniyle onlarca yıl sürebilecek stratejik ilişki yaratır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Daha da önemlisi savunma sanayii teknolojik çarpan etkisine sahiptir. Havacılık, uzay, elektronik, yapay zekâ, malzeme bilimi, motor teknolojileri, haberleşme ve yazılım gibi alanlarda savunma projeleri için geliştirilen kabiliyetler zamanla sivil sektörlere aktarılabilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Son olarak kendi silahını üreten devlet, yalnızca askerî güç sahibi değil, güç üreten devlet hâline gelmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle savunma sanayii yatırımları salt ekonomik veya askerî faaliyetler olarak değerlendirilmemelidir. Bunlar aynı zamanda dış politikanın ve jeopolitiğin teknolojik altyapısını oluşturmaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Peki Engellenmeselerdi Türkiye Bugün Nerede Olurdu?</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş’un, Nuri Demirağ’ın, Şakir Zümre’nin veya Nuri Killigil’in girişimleri kesintisiz devam etmiş olsaydı Türkiye’nin bugün hangi teknolojik seviyede bulunacağını kesin biçimde söylemek mümkün değildir. Tarih, gerçekleşmeyen ihtimaller üzerinden bilimsel kesinlikle yeniden kurulamaz.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak başka bir değerlendirme yapılabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma ve havacılık sanayiinde teknolojik bilgi kümülatiftir. Bir uçak üreten nesil, ikinci uçağı sıfırdan üretmez; önceki tecrübenin üzerine yenisini koyar. Fabrikalar kadar tasarım kültürü, mühendislik okulları, tedarikçiler, test altyapısı ve üretim tecrübesi de kuşaktan kuşağa aktarılır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bakımdan, 1930’larda oluşmaya başlayan özel havacılık ve savunma girişimleri kesintisiz biçimde desteklenmiş ve kurumsallaştırılmış olsaydı, Türkiye’nin 1950’lerden itibaren daha güçlü bir yerli teknoloji altyapısıyla yoluna devam etmesi ihtimal dâhilindeydi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Belki de asıl kayıp birkaç uçak fabrikası veya mühimmat tesisinin kapanması değildi.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Asıl kayıp zamandı</em>.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bir ülkenin sanayileşme tarihinde kaybedilen birkaç on yıl, yalnızca üretim miktarı kaybı değildir; mühendislik nesillerinin, tasarım kültürünün, teknoloji birikiminin ve küresel pazar tecrübesinin kaybıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bugün Türkiye’nin savunma sanayiinde gerçekleştirdiği atılım bu nedenle yalnızca yeni bir başarı hikâyesi olarak değil, aynı zamanda yaklaşık bir asır önce başlayan fakat çeşitli sebeplerle sürekliliği sağlanamayan bir stratejik arayışın yeniden güç kazanması şeklinde okunmalıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Sonuç</span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet’in ilk yıllarında Vecihi Hürkuş’un uçakları, Nuri Demirağ’ın fabrikası ve Gök Okulu, Şakir Zümre’nin mühimmat üretimi ve Nuri Killigil’in silah fabrikası birbirinden bağımsız şahsi girişimler gibi görünse de ortak bir stratejik düşüncenin parçalarıdır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Türkiye’nin güvenliği başka ülkelerin üretim kapasitesine bütünüyle bağımlı olmamalıdır.</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu girişimlerin tamamının bilinçli ve tek merkezden yürütülen bir politika ile “engellendiğini” ileri sürmek, mevcut tarihsel verilerin sınırlarını aşacaktır. Ancak özellikle II. Dünya Savaşı sonrasında değişen güvenlik politikaları, dış askerî yardımlar, kamu tedarik tercihleri, yetersiz kurumsal ve finansal destek ile teknoloji ekosisteminin henüz olgunlaşmamış olması, erken dönem özel savunma girişimlerinin süreklilik kazanmasını zorlaştırmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">1974 Kıbrıs Barış Harekâtı sonrasında yaşanan silah ambargosu ise dışa bağımlılığın yalnızca ekonomik değil, doğrudan jeopolitik bir kırılganlık olduğunu göstermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin bugün KAAN’dan HÜRJET’e, İHA ve SİHA’lardan millî gemilere, füze ve hava savunma sistemlerinden elektronik harp teknolojilerine kadar genişleyen savunma sanayii kapasitesi, bu tarihsel tecrübenin stratejik önemini yeniden ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş’un K-VI’sı ile KAAN arasında yaklaşık bir asır vardır. Ancak bu iki uçağı birbirine bağlayan düşünce aynıdır:</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><em>Göklerini korumak isteyen bir millet, yalnızca uçmayı değil, kendi uçağını yapmayı da bilmek zorundadır.</em></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Savunma sanayiinde bağımsızlık mutlak bir dışa kapalılık anlamına gelmez. Günümüzün karmaşık teknoloji dünyasında hiçbir devlet bütün sistemlerini tek başına üretmemektedir. Stratejik özerklik; kritik teknolojilerde karar verme, üretme, sürdürebilme ve gerektiğinde alternatif geliştirme kabiliyetine sahip olmaktır; çünkü savunma sanayii askerî güç üretir, askerî güç caydırıcılık sağlar, caydırıcılık dış politika hareket alanını genişletir ve genişleyen hareket alanı jeopolitik güce dönüşür. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Uluslararası ilişkiler açısından değerlendirildiğinde ise savunma sanayiindeki yerli üretim kapasitesi, devletlerin yalnızca güvenlik politikalarını değil, dış politika tercihlerini ve diplomatik hareket alanlarını da doğrudan etkilemektedir. Kendi kritik savunma sistemlerini geliştirebilen ülkeler, uluslararası krizlerde daha bağımsız karar alabilmekte; savunma ihracatı yoluyla kurdukları uzun vadeli iş birlikleri sayesinde bölgesel ve küresel ölçekte siyasi etkilerini artırabilmektedir. Bu nedenle savunma sanayiinde elde edilen teknolojik kazanımlar, yalnızca askerî değil, aynı zamanda jeopolitik ve diplomatik güç unsurları olarak da değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Vecihi Hürkuş’un K-VI’sından KAAN’a uzanan yaklaşık bir asırlık yolculuk, yalnızca Türk savunma sanayiinin gelişim hikâyesi değildir. Aynı zamanda bir milletin teknolojiyle bağımsızlık arayışının, zaman zaman kesintiye uğrasa da hiçbir zaman tamamen sona ermeyen stratejik yürüyüşünün tarihidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı, BULTÜRK Ankara Temsilcisi, TDPB Basın Kulübü Başkanı. E Posta: </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt">Dipnotlar</span></strong></span></span></span></h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Tuğrul Oğuzhan Yılmaz, “Türk Savunma Sanayii ve Afrika”, <em>Türk Dünyası Araştırmaları</em>, C. 120, S. 237, Kasım-Aralık 2018, s. 41-66.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Türk Hava Kurumu, “Türk Tayyare Cemiyeti (T.Ta.C.)”, Türk Hava Kurumu Resmî İnternet Sitesi, </span><a href="https://www.thk.org.tr/turk_tayyare_cemiyeti" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.thk.org.tr/turk_tayyare_cemiyeti</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] Muhammet Faruk Çakır, “Amerika Birleşik Devletleri, Orta Doğu’nun Savunulması ve Türkiye: 1946-1952”, <em>Liberal Düşünce Dergisi</em>, S. 113, 2024.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Türk Hava Kurumu, “Vecihi Hürkuş”, Türk Hava Kurumu Resmî İnternet Sitesi, </span><a href="https://www.thk.org.tr/vecihi_hurkus" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.thk.org.tr/vecihi_hurkus</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Cumhurbaşkanlığı Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Ansiklopedisi, “Vecihi Hürkuş”, </span><a href="https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/141/Vecihi-H%C3%BCrku%C5%9F-%281895--1969%29" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://ataturkansiklopedisi.gov.tr/detay/141/Vecihi-H%C3%BCrku%C5%9F-%281895--1969%29</span></a><span style="font-size:8.0pt">? (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Osman Yalçın, “Mühürdarzade Nuri Bey’in (Demirağ) Hayatı ve Çalışmaları (1886-1957)”, <em>Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi</em>, S. 44, Güz 2009, s. 743-769.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Osman Yalçın, a.g.m., s. 759 vd. </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Enes Kurt ve Yasin Şehitoğlu, “Erken Cumhuriyet Dönemi Türk Savunma Sanayi Fabrikaları (1923-1950)”, Yıldız Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C. 7, S. 1, Ağustos 2023, s. 39-48, DOI: 10.14744/ysbed.2023.00030, </span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/pub/ysbed/article/408707" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/tr/pub/ysbed/article/408707</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Muhammet Faruk Çakır, a.g.m.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Nejdet Karaköse, Askerî, Siyasi ve Silah Sanayicisi Kişiliği ile Nuri Paşa (Killigil), (Yayımlanmamış Doktora Tezi), Dokuz Eylül Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, İzmir, 2010, s. 145-152.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türk Dünyası Ansiklopedisi, “Nuri Killigil”, 30 Aralık 2023, </span><a href="https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/819/Nuri-Killigil" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://turkdunyasiansiklopedisi.gov.tr/detay/819/Nuri-Killigil</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] TBMM, <em>Tutanak Dergisi</em>, Dönem VIII, C. 17, 1949, Sütlüce’deki Nuri Killigil Fabrikası patlamasına ilişkin görüşmeler. Dönemin Meclis görüşmelerinde patlamanın sebepleri hakkında adli ve idari tahkikat yürütüldüğü, tesisin kuruluş yeri ve güvenlik şartlarının da tartışıldığı görülmektedir.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Muhammet Faruk Çakır, a.g.m.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Biz Kimiz”, Savunma Sanayii Başkanlığı Resmî İnternet Sitesi (Tarihçe Bölümü), </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/biz-kimiz" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/biz-kimiz</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Mevzuat”, 3238 Sayılı Savunma Sanayii ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun, Kanun No: 3238, Kabul Tarihi: 07.11.1985, Resmî Gazete, 13.11.1985, Sayı: 18927, </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/mevzuat" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/mevzuat</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026). </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16]</span> <span style="font-size:8.0pt">T.C. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, “Savaş uçağı, SİHA ve gemilerle Türkiye, IDEF’te 5,85 milyar dolarlık savunma ihracat anlaşmaları imzaladı (ABD)”, 29.07.2025, </span><a href="https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/savas-ucagi-siha-ve-gemilerle-turkiye-idefte-585-milyar-dolarlik-savunma-ihracat-anlasmalari-imzaladi-abd" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.iletisim.gov.tr/turkce/dis_basinda_turkiye/detay/savas-ucagi-siha-ve-gemilerle-turkiye-idefte-585-milyar-dolarlik-savunma-ihracat-anlasmalari-imzaladi-abd</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] IDEF 2025 Resmî İnternet Sitesi, “Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı’nın IDEF 2025 Mesajı”, </span><a href="https://idef.com.tr/index.php/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskaninin-idef-2025-mesaji" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://idef.com.tr/index.php/cumhurbaskanligi-savunma-sanayii-baskaninin-idef-2025-mesaji</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TUSAŞ), “Millî Muharip Uçak KAAN İlk Uçuşunu Gerçekleştirdi”, 21 Şubat 2024, </span><a href="https://www.tusas.com/medya-merkezi/haberler/milli-muharip-ucak-kaan-ilk-ucusunu-gerceklestirdi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.tusas.com/medya-merkezi/haberler/milli-muharip-ucak-kaan-ilk-ucusunu-gerceklestirdi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).&nbsp; </span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Türk Savunma Sanayiimizde Tarihi HÜRJET İhracat Başarısı”, 31 Aralık 2025, </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiimizde-tarihi-hurjet-ihracat-basarisi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiimizde-tarihi-hurjet-ihracat-basarisi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı, “Türk Savunma Sanayiinde Bu Hafta Neler Oldu?”, 13.07.2026, </span><a href="https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiinde-bu-hafta-neler-oldu-2026-07-13" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.ssb.gov.tr/haber/turk-savunma-sanayiinde-bu-hafta-neler-oldu-2026-07-13</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 01.08.2026).</span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 02 Aug 2026 09:53:21 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/enerji-jeopolitiginde-yeni-bir-donem-kerkukten-ceyhana-stratejik-birlesme-7917</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/enerji-jeopolitiginde-yeni-bir-donem-kerkukten-ceyhana-stratejik-birlesme-7917</guid>
                <description><![CDATA[Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp; ​Enerji, sadece bir meta değil; devletlerin bekasını, stratejik hamlelerini ve bölgesel nüfuzunu belirleyen en güçlü jeopolitik araçtır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="Enerji Jeopolitiğinde Yeni Bir Dönem: Kerkük’ten Ceyhan’a Stratejik Birleşme" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/1000488237.jpg" style="height:347px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bugün Türkiye ve Irak arasında atılan adımlar, sadece ekonomik bir ticaret hacmi artışından ibaret değil; Ortadoğu’nun merkezinde, tarihsel kökleri derin bir iş birliğinin küresel dengeleri yeniden şekillendiren yeni bir mimari girişimidir. Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), İngiliz enerji devi BP’nin operatörlüğünü yaptığı Kerkük petrol sahalarına ortak olması ve gündeme gelen günlük 1 milyon varil kapasiteli iş birliği, bu yeni dönemin en somut ve iddialı nişanesidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;​Üretim Eksenli Yeni Bir Vizyon</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">​Yıllardır süregelen klasik boru hattı işletmeciliği modelinin yerini, artık üretim ortaklığı alıyor. TPAO’nun %15’lik hisseyle konsorsiyuma dahil olması, Türkiye’nin enerji arz güvenliğinde alıcı konumundan üretici konumuna geçişini simgeliyor. Kerkük gibi zengin hidrokarbon havzalarında doğrudan söz sahibi olmak, Ankara’nın enerji oyununda elini güçlendirirken, Irak’ın da altyapısını modernize etmesine olanak tanıyor.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu anlaşma ile birlikte ​ Ortadoğu’da dengeler değişecek &nbsp;​Bu ortaklık, Ortadoğu’daki statükoyu sarsacak potansiyele sahip. Irak, Türkiye ile kurduğu bu güçlü enerji köprüsü sayesinde Batı pazarlarına daha güvenli ve doğrudan erişim sağlarken, bölgesel aktörler üzerindeki bağımlılığını optimize ediyor. Türkiye’nin bu sahada varlık göstermesi, bölgede istikrarı destekleyen bir gücün daha aktif rol alması demektir. Bu durum, Kerkük-Ceyhan hattını sadece bir petrol yolu değil, bölgenin enerji güvenlik koridoru haline getirerek, farklı bölgesel güç odaklarının rekabetini yeni bir zemine taşıyacaktır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Bu anlaşma &nbsp;​Avrupa için Türkiye-Irak hattı, Rusya ve diğer tedarikçilere olan bağımlılığın kırılabileceği hayati bir alternatif enerji kapısıdır. Enerji arz güvenliğini çeşitlendirmek isteyen Avrupa başkentleri için, Türkiye’nin garantörlüğünde gerçekleşen böyle bir akış, sürdürülebilir bir nefes borusu demektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">​</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;Küresel petrol piyasasında hatırı sayılır paya sahip olan Rusya, Irak’ın Türkiye üzerinden dünyaya açılan bu yeni kapasitesini yakından izleyecektir. Türkiye’nin kendi ihtiyacını karşılama ve bölgedeki üretimde aktif rol alma hedefi, Rusya’nın Türkiye pazarındaki ağırlığını dengeleyecek bir unsur olarak görülebilir. Ancak bu, bölgeyi bir çatışma alanına değil, daha rekabetçi bir enerji piyasasına dönüştürme potansiyeli taşıyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">&nbsp;​Bu anlaşma Tarihi bir adımdır&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">sadece petrol sevkiyatı değil; Türkiye’nin enerjide tam bağımsızlık vizyonunun en somut göstergesidir. Kerkük’ün petrolü, Türkiye’nin stratejik vizyonu ile birleştiğinde; oyunun kuralları yeniden yazılıyor. Ankara ve Bağdat bu denklemi kurarken, biz de bu değişimleri enerji editörü refleksiyle takip etmeye devam edeceğiz.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:12:56 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/yunan-isgalleri-ve-lozanin-59-maddesi-7916</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/yunan-isgalleri-ve-lozanin-59-maddesi-7916</guid>
                <description><![CDATA[Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Yunan İşgalleri ve Lozan’ın 59. Maddesi</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">İsmail Cingöz</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Giriş</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tarih, milletlerin yalnızca zaferlerini, kahramanlıklarını ve uğradıkları haksızlıkları kaydeden bir hafıza alanı değildir. Aynı zamanda devletlerin ve toplumların kendi geçmişleriyle ne ölçüde yüzleşebildiğini gösteren önemli bir zemindir. Ancak Türk-Yunan ilişkileri söz konusu olduğunda tarihî hadiselerin zaman zaman güncel siyasetin ihtiyaçları doğrultusunda seçici biçimde ele alındığı; bir tarafın yaşadığı acılar sürekli gündemde tutulurken diğer tarafın maruz kaldığı hadiselerin aynı ölçüde hatırlanmadığı görülmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nitekim Yunanistan, Pontus ve Küçük Asya Rumlarına ilişkin “soykırım” iddialarını uzun yıllardır resmî hafıza politikasının bir parçası hâline getirirken, Balkan Savaşları sırasında Türk ve Müslümanların maruz kaldığı şiddet ile 1919-1922 yılları arasında Yunan ordusunun Anadolu’da gerçekleştirdiği savaş hukuku ihlalleri Yunan resmî söyleminde aynı yoğunlukta yer almamaktadır.[1]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Temmuz 2026’da bir Yunan akademisyenin kendi devlet televizyonundan yaptığı dikkat çekici çıkış ise bu tek taraflı tarih anlatısının Yunanistan içerisinde de sorgulanabileceğini göstermiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Yunan Akademisyenden Tarihle Yüzleşme Çağrısı</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Panteion Üniversitesi akademisyenlerinden siyaset bilimci Prof. Dr. Thanasis Diamantopoulos, Fransa’nın 14 Temmuz Millî Günü dolayısıyla gerçekleştirilen askerî geçit töreninin Yunan devlet televizyonu ERT’deki yayını sırasında toplumların kendi tarihlerindeki suçlarla yüzleşebilmesi gerektiğini ifade etmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Fransa’nın Cezayir’deki uygulamaları ve Vichy yönetiminin Yahudilerin sürgünündeki rolüyle yüzleşmesini, Sovyetler Birliği’nin ise Gorbaçov döneminde Katyn suçunu kabul etmesini örnek gösteren Diamantopoulos, ardından şu soruyu yöneltmiştir:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">“Yunan devleti, Yunan ordusunun Küçük Asya’da işlediği suçları ne zaman resmen tanıyacaktır?”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Diamantopoulos, Müslüman kadınlarına yönelik kitlesel tecavüzlerden, öldürmelerden ve askerlerin subayların hoşgörüsü altında gerçekleştirdiğini ileri sürdüğü ağır uygulamalardan söz etmiş; değerlendirmesini Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesine dayandırmıştır.[2]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Burada kavramsal bir ayrım yapmak gerekir. Diamantopoulos’un açıklamasını “Yunan akademisyen Anadolu’da soykırım yaptık dedi” şeklinde aktarmak akademik açıdan doğru değildir. Zira “soykırım” kelimesini kullanmamış; Yunan ordusunun Anadolu’da işlediği suçlardan ve bunlarla yüzleşilmesi gerektiğinden bahsetmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Açıklamayı dikkat çekici kılan temel husus da budur. Yunan resmî hafızasının ağırlıklı olarak kendi mağduriyetini merkeze aldığı bir ortamda, Yunan bir akademisyen kendi devlet televizyonunda Yunan ordusunun Anadolu’daki eylemlerini tartışmaya açmış ve kendi devletini yüzleşmeye davet etmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Peki yüzleşilmesi istenen tarihî arka plan nedir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Balkan Savaşları: Anadolu’ya Taşınan Acı Hafıza</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk-Yunan tarihindeki şiddet sarmalını yalnızca 15 Mayıs 1919’da İzmir’e çıkan Yunan askerleriyle başlatmak tarihsel arka planı eksik bırakacaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1821 Yunan İsyanı sonrasında şekillenen ve zaman içerisinde “Megali İdea” olarak siyasi bir hedefe dönüşen Yunan yayılmacılığı, Osmanlı Devleti’nin zayıflamasıyla birlikte Girit’ten Makedonya’ya, Mora’dan Epir’e, Ege adalarına ve nihayet Anadolu’ya uzanan bir çizgide etkili olmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1912-1913 Balkan Savaşları bu bakımdan önemli bir kırılma noktasıdır. Osmanlı Devleti’nin Balkan topraklarının büyük bölümünü kaybetmesi yalnızca siyasi sınırların değişmesi anlamına gelmemiş; Türk ve Müslüman nüfus açısından katliam, yağma, zorla yerinden edilme ve kitlesel göçlerle sonuçlanan büyük bir insani felaketi de beraberinde getirmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1914 yılında yayımlanan Carnegie Uluslararası Komisyonu Raporu, Balkan Savaşları sırasında Makedonya’daki Türk ve Müslüman nüfusun Yunan, Bulgar ve Sırp orduları ile yeni yönetimler altında maruz kaldığı şiddet ve kötü muamele vakalarını kayda geçirmiştir.[3]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Raporda farklı tarafların işlediği suçların yer alması önemlidir. Bu nedenle 1912’den 1922’ye uzanan dönemi değişmeyen tek bir politikanın kesintisiz uygulanması şeklinde değil; Megali İdea, toprak genişlemesi, milliyetçilik, demografik mücadele ve giderek sertleşen karşılıklı şiddetin tarihsel sürekliliği içerisinde değerlendirmek daha doğru olacaktır.[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Birinci Dünya Savaşı sonrasında Yunanistan Başbakanı Eleftherios Venizelos’un Batı Anadolu talepleri Paris Barış Konferansı’nın gündemine taşınmış ve Balkanlarda genişleyen Megali İdea bu defa Anadolu’ya yönelmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">15 Mayıs 1919: İzmir’de İşgal ve Şiddetin Başlangıcı</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunan birlikleri, İtilaf Devletleri kararları doğrultusunda 15 Mayıs 1919 sabahı İzmir’e çıkmıştır.[5] İşgali inceleyen İngiliz, Fransız, İtalyan ve Amerikan temsilcilerden oluşan Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu, Aydın Vilayeti ve özellikle İzmir’deki iç güvenlik durumunun Yunan askerî çıkarmasını gerektirmediği sonucuna ulaşmış; çıkarmadan önce Hristiyanlara yönelik beklenen bir katliam tehdidinin doğrulanmadığını belirtmiştir.[6]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk millî hafızasında gazeteci Hasan Tahsin’in Yunan askerlerine ilk kurşunu sıkarak öldürülmesi, işgale karşı silahlı direnişin sembolü hâline gelmiştir. Bununla birlikte 1919 Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu, Konak Meydanı civarında ilk ateşin kim tarafından açıldığını kesin biçimde belirleyememiştir.[7] Türk kaynakları da ilk kurşunu atan hakkında benzer ifadeler yer vermektedir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Nitekim 15 Mayıs 1919 tarihinde gerçekleşen İzmir’in Yunan birliklerince işgali, Türk Ulusal Mücadelesi’nin simgesel eşiklerinden birini oluştursa da işgalin ilk anlarında atılan ve direnişin sembolü hâline gelen "ilk kurşun" eyleminin faili, biçimi ve mekânsal detayları hususunda tarihî literatürde tam bir mutabakat sağlandığını söylemek güçtür. Millî hafızada ve yaygın tarih anlatısında söz konusu eylemin faili olarak <em>Hukuk-ı Beşer</em> gazetesi başyazarı Hasan Tahsin (Gerçek ismi Osman Nevres) ismi öne çıksa da döneme ait belge, tanıklık ve raporlar farklı olasılıklara işaret etmektedir. Nitekim dönemin resmî kayıtlarında ve tanık beyanlarında ilk ateşin Saatçi Aziz Efendi, Germencikli İbrahim, Arap Rasim, Türk subayları, hatta provokasyon amaçlı bir Rum kışkırtıcı ya da Vali İzzet Bey'in raporunda belirtildiği üzere doğrudan bir Yunan askeri tarafından açılmış olabileceği iddia edilmektedir. Mıntıka Müfettişi Yüzbaşı Ziya Bey’in raporunda Hasan Tahsin’in Kordon’da şehit edildiği doğrulanmakla birlikte, ilk kurşunu onun sıktığına dair kesin bir veri sunulmamaktadır. İşgal öncesinde halkın bir kısmının askerî mühimmat depolarını basarak silahlanması şehirde kontrolsüz direniş odakları oluşturmuş, Pasaport Mevkiinden başlatılan işgal yürüyüşü sırasında yaşanan kaos ortamı da olayın kesin tespitini zorlaştırmıştır. Öte yandan, literatürde yer alan ve ilk kurşunun Kemeraltı girişindeki Askerî Otel’den atıldığını veya eylemcilerin yere çökerek nişan aldığını öne süren anlatılar, olayın cereyan ettiği Konak bölgesinin coğrafi gerçekliği ve yaşanan anlık panik ortamı göz önüne alındığında tarihsel açıdan temelsiz kalmaktadır. Sonuç olarak, İzmir’in işgali esnasında atılan ilk kurşun simgesel olarak Hasan Tahsin ismiyle özdeşleşmiş olsa da tarihsel belgeler, olayın faili ve mekânsal detayları hususunda kesinleşmemiş noktaların varlığını sürdürdüğünü göstermektedir.[8][9][10]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu’nun, ilk ateşin ardından yaşananlara ilişkin tespitleri ise oldukça açıktır. Rapora göre Yunan askerleri Konak Meydanı çevresinden kışla ve hükûmet konağına yoğun ateş açmış; esir alınan Osmanlı subayları, askerleri ve devlet görevlileri Patris adlı gemiye götürülürken kötü muameleye uğramış, soyulmuş ve bazıları katledilmiştir.[11]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Komisyon, 15 Mayıs ve takip eden günlerde yaklaşık 2.500 kişinin keyfî şekilde tutuklandığını, bunların arasında 14 yaşından küçük çocukların da bulunduğunu; çok sayıda tutuklunun kötü muamele gördüğünü ve soyulduğunu tespit etmiştir.[12]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Raporda ayrıca Türk halkına ve evlerine yönelik yaygın şiddet ve yağma olayları, kadınlara yönelik cinsel saldırılar ve cinayetler kayda geçirilmiş; Yunan askerlerinin de eylemlere katıldığı ve askerî makamların müdahalede geciktiği belirtilmiştir.[13] Aynı raporda 15 Mayıs günü Türkler arasında ölü ve yaralı toplamının yaklaşık 300-400 kişi olduğu tahmin edilmiştir.[14]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bunlar yalnızca Türk tarih yazımında ve millî hafızasında yer alan anlatılar değildir; ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya temsilcilerinin katıldığı uluslararası bir soruşturmanın da tespitleridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">İşgal Anadolu’ya Yayılıyor</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İzmir’in işgalinden sonra Yunan kuvvetleri Batı Anadolu’nun iç kesimlerine doğru ilerlemiştir. Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu, Yunan Yüksek Komiserliği’nin kendisine tanınan sınırların dışına çıkarak Aydın’ın işgaline ve Manisa-Turgutlu istikametindeki askerî müdahalelere izin verdiğini kaydetmiştir.[15]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Komisyon ayrıca silahlı Rum sivillerin Yunan birliklerine yardım bahanesiyle yağma ve çeşitli aşırılıklara girişmelerine Yunan komutanlığının müsamaha göstermesini hata olarak değerlendirmiştir.[16] Böylece mesele yalnızca İzmir’in işgali olmaktan çıkmış, Anadolu’nun iç kesimlerine doğru genişleyen askerî harekâtın sivil nüfus üzerindeki sonuçları hâline gelmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Yalova-Gemlik: Uluslararası Komisyonun “Sistematik Plan” Tespiti</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunan işgal döneminin en önemli belgelerinden biri, 1921 yılında Yalova ve Gemlik bölgesinde incelemeler yapan Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu’nun raporudur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İngiliz Parlamentosuna sunulan Reports on Atrocities in the Districts of Yalova and Guemlek and in the Ismid Peninsula başlıklı belge, hadiseleri yerinde inceleyen uluslararası bir heyetin tespitlerini içermektedir.[17]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Raporda ziyaret edilen Türk köylerinin büyük bölümünün terk edilmiş olduğu; çoğunun yağmalanıp yakıldığı ve halkın dağlara veya başka bölgelere dağıldığı belirtilmiştir. Kapaklı ve Karacaali gibi köylerde savunmasız yaşlıların ve kadınların öldürüldüğü doğrudan tespit edilmiştir.[18]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Komisyon, Türk makamlarınca bildirilen bazı aşırı vahşet iddialarının tamamını doğrulayamadığını da açıkça kaydetmiştir.[19] Buna karşılık Türk köylerinin yakılması ve yağmalanmasının sistematik bir nitelik gösterdiği, Yunan ve Ermeni silahlı grupların eylemlerine Yunan düzenli birliklerinin de katıldığı belirtilmiştir.[20]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Daha önemlisi, Komisyon Yunan ordusunun işgalindeki Yalova-Gemlik bölgesinde Türk köylerinin yok edilmesine ve Türk nüfusunun ortadan kaldırılmasına yönelik sistematik bir plan bulunduğu kanaatine varmıştır.[21]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Aynı rapor Kemalist kuvvetler ve grupların bazı Hristiyan yerleşimlerine yönelik ağır suç ithamlarını da kaydetmiştir.[22] Bu ayrıntı, raporun yalnızca tek bir tarafın suçlarını kayda geçiren siyasi bir metin değil, karşılaştığı farklı ihlalleri belgeleyen bir inceleme olduğunu göstermesi açısından önemlidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">1922: Askerî Yenilgi ve Geri Çekilirken Bırakılan Anadolu</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">26 Ağustos 1922’de başlayan Büyük Taarruz ve 30 Ağustos’taki Başkomutanlık Meydan Muharebesi, Yunan Anadolu harekâtının askerî sonunu hazırlamıştır. Yunan ordusunun İzmir istikametindeki geri çekilişi sırasında Batı Anadolu’da çok sayıda yerleşim yeri ağır tahribata uğramıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu konuda dikkat çekici belgelerden biri ABD Konsolos Yardımcısı James Loder Park’ın raporudur. Park, Yunan ordusunun çekilmesinden sonra Menemen, Manisa, Turgutlu, Salihli ve Alaşehir hattında incelemeler yapmış; gözlemlerini 11 Nisan 1923 tarihinde ABD Dışişleri Bakanlığına göndermiştir.[23]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Park’ın raporu üzerinde yapılan akademik inceleme, söz konusu bölgelerdeki yıkımı Türk makamlarının verdiği bilgiler ve yerel tanıklıklarla karşılaştırarak kayda geçirmektedir.[24] Manisa, Turgutlu, Salihli ve Alaşehir’deki tahribat, askerî yenilginin yalnızca cephede kalmadığını; geri çekilme güzergâhındaki sivil yerleşimlerin de ağır bedel ödediğini göstermektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İzmir yangını gibi faili ve gelişimi tarih yazımında tartışmalı olan hadiseleri, Batı Anadolu’nun iç kesimlerindeki belgelenmiş tahribatla birbirine karıştırmamak gerekir. Tarihî tezlerin gücü, tartışmalı hadiseleri kesin hüküm hâline getirmekten değil, doğrulanabilir belgeleri öne çıkarmaktan gelmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Lozan’ın 59. Maddesi: Hukuki Bir Kayıt</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">24 Temmuz 1923 tarihinde imzalanan Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesi, tartışmanın en önemli hukuki dayanaklarından biridir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">59. maddede Yunanistan, Yunan ordusu veya yönetiminin Anadolu’da savaş hukukuna aykırı eylemlerinden kaynaklanan zararları tazmin etme yükümlülüğünü kabul etmektedir. Türkiye ise Yunanistan’ın savaş sonrasındaki mali durumunu dikkate alarak tazminat taleplerinden vazgeçmiştir.[25]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu hüküm son derece önemlidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunan ordusunun Anadolu’da savaş hukukuna aykırı eylemler gerçekleştirdiği hususu yalnızca Türk tarih yazımında ileri sürülen bir iddia değildir; 1923 yılında tarafların imzaladığı uluslararası bir barış antlaşmasına girmiş hukuki bir kayıttır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Prof. Dr. &nbsp;Diamantopoulos’un 2026 yılında ERT ekranlarından 59. maddeyi hatırlatması da bu nedenle dikkat çekicidir. Belge yüz yılı aşkın süredir oradadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tartışılması gereken, belgenin varlığı değil; Yunan kolektif hafızasında neden yeterince görünür olmadığıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Tek Taraflı Hafıza Barış Üretebilir mi?</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunanistan 1994 yılında kabul ettiği mevzuatla 19 Mayıs’ı Pontus Rumlarına ilişkin anma günü hâline getirmiş ve bu yöndeki iddiaları resmî söylemin bir parçası yapmıştır.[26]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ise 19 Mayıs 2026 tarihli açıklamasında bu iddiaları reddetmiş; Yunan ordusunun Batı Anadolu’daki savaş suçlarının Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporlarında belgelendiğini ve Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde kayıt altına alındığını hatırlatmıştır.[27]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk-Yunan tarih tartışmasının temel sorunlarından biri burada ortaya çıkmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Hiç şüphesiz Balkan Savaşlarından Millî Mücadele’nin sonuna kadar geçen uzun savaş döneminde farklı topluluklardan çok sayıda sivil ağır acılar yaşamıştır. Bu acılardan birini diğerini inkâr etmek için kullanmak tarih biliminin amacı olamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak bir devlet kendi toplumunun yaşadığı acıları uluslararası siyasetin sürekli gündemine taşırken, kendi ordusunun başka bir toplum üzerinde gerçekleştirdiği ve uluslararası soruşturma raporları ile Lozan Antlaşması’nda karşılığı bulunan eylemlerini kamusal hafızasının dışında bırakıyorsa burada ciddi bir tarihsel asimetri ortaya çıkmaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Prof. Diamantopoulos’un çıkışını önemli kılan husus da budur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Sonuç: Yüzleşme Geçmişi Değil, Geleceği İlgilendirir</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1912-1913 Balkan Savaşlarından 15 Mayıs 1919 İzmir işgaline, Yalova-Gemlik hadiselerinden 1922’de Batı Anadolu’daki geri çekilme tahribatına ve nihayet Lozan’ın 59. maddesine kadar uzanan süreç; Türk-Yunan ilişkilerinin yalnızca Yunan mağduriyetini merkeze alan tek yönlü bir tarih anlatısıyla açıklanamayacağını göstermektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Üstelik elimizde yalnızca Türk belgeleri bulunmamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1914 tarihli Carnegie Uluslararası Komisyonu Raporu vardır. Rapor Carnegie Endowment for International Peace tarafından Publication No. 4 olarak yayımlanmış; Library of Congress’te DR46.I6, LCCN sisteminde 14013317, Open Library’de OL7075009M, Internet Archive’da reportofinternat00inteiala tanımlayıcısıyla kayıt altına alınmıştır.[28]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1919 tarihli Müttefiklerarası İzmir Tahkik Komisyonu Raporu vardır. Belge, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Foreign Relations of the United States, The Paris Peace Conference, 1919, Volume IX serisi içerisinde “Appendix A to HD–878” başlığıyla yayımlanmıştır.[29]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">1921 tarihli Yalova-Gemlik ve İzmit Yarımadası Müttefiklerarası Tahkik Komisyonu Raporu vardır. Resmî belge kimliği Turkey No. 1 (1921), Cmd. 1478’dir. Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi’nde B.I/6114, Open Library’de OL14038449M, Internet Archive’da reportsonatrocit00interich, Project Gutenberg’de eBook No. 73839 numarasıyla kayıtlıdır.[30]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Arnold J. Toynbee’nin Anadolu’daki gözlem ve incelemeleri vardır.[31]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">ABD Konsolos Yardımcısı James Loder Park’ın 11 Nisan 1923 tarihli raporu vardır. Rapora ilişkin akademik çalışmada arşiv numarası NARA 767.68116/34 olarak gösterilmektedir.[32]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ve nihayet Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesi vardır.[33]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dolayısıyla bugün sorulması gereken mesele, “Yunan ordusu Anadolu’da savaş hukukuna aykırı eylemlerde bulundu mu?” sorusunun ötesine geçmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Asıl soru şudur:</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Yunanistan, kendi toplumunun tarihî acılarını dünyaya anlatırken Türk ve Müslüman halkın yaşadığı acıları da aynı tarihsel vicdan ve cesaretle değerlendirebilecek midir?</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tarihle yüzleşmek bir milleti küçültmez. Aksine bir toplumun kendi tarihindeki karanlık sayfaları konuşabilmesi, tarihsel ve demokratik olgunluğunun göstergesidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle Prof. Thanasis Diamantopoulos’un Yunan devlet televizyonundan yükselen sözleri, yalnızca geçmişe yönelik bir tartışma olarak görülmemelidir. Bu çıkış, gelecekte ortak bir tarih dili kurulabilmesi için değerlendirilmesi gereken bir çağrıdır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Zira kalıcı Türk-Yunan barışı; taraflardan birinin sürekli suçlandığı, diğerinin ise yalnızca mağduriyetlerinin hatırlandığı seçici bir tarih anlayışı üzerine kurulamaz.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Tarih unutularak değil, bütün yönleriyle anlaşılabildiğinde barışın hizmetine girebilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTURK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span></span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">cingozismail01@gmail.com</span></span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">Dipnotlar</span></strong></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[1] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Greeks of Minor Asia and Pontus”, Yunanistan Dışişleri Bakanlığı, </span></span><a href="https://www.mfa.gr/en/foreign-policy/foreign-policy-issues/issues-of-greek-turkish-relations/the-greek-minority-and-its-foundations-in-istanbul-gokceada-imvros-and-bozcaada-tenedos/greeks-of-minor-asia-and-pontus/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gr/en/foreign-policy/foreign-policy-issues/issues-of-greek-turkish-relations/the-greek-minority-and-its-foundations-in-istanbul-gokceada-imvros-and-bozcaada-tenedos/greeks-of-minor-asia-and-pontus/</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[2] Panagiotis Liakos, “Στην ΕΡΤ τα ‘εγκλήματα’ του Ελληνικού Στρατού!”, Dimokratia, 15.07.2026, </span></span><a href="https://www.dimokratia.gr/apopseis/720801/stin-ert-ta-egklimata-toy-ellinikoy-stratoy/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.dimokratia.gr/apopseis/720801/stin-ert-ta-egklimata-toy-ellinikoy-stratoy/</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[3] Carnegie Endowment for International Peace, Report of the International Commission to Inquire into the Causes and Conduct of the Balkan Wars, Washington D.C., 1914, Division of Intercourse and Education, Publication No. 4; Library of Congress Sınıflaması: DR46 .I6; LCCN: 14013317; Open Library: OL7075009M; Internet Archive: reportofinternat00inteiala, </span></span><a href="https://archive.org/details/reportofinternat00inteiala" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://archive.org/details/reportofinternat00inteiala</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[4] Carnegie Endowment for International Peace, a.g.e.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[5] Inter-Allied Commission of Inquiry, “Report of the Inter-Allied Commission of Inquiry on the Greek Occupation of Smyrna and Adjacent Territories”, Constantinople, 07.10.1919, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, The Paris Peace Conference, 1919, Vol. IX, Appendix A to HD–878, Office of the Historian, U.S. Department of State, </span></span><a href="https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1919Parisv09/d3" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1919Parisv09/d3</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[6] Inter-Allied Commission of Inquiry, “Statement of Facts Which Have Arisen Since the Occupation and Which Have Been Established During the Inquiry Between August 12 and October 6, 1919”, 07.10.1919, a.g.r.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[7] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 11.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[8] Mithat Kadri Vural, “Hasan Tahsin ve “İlk Kurşun Üzerine Bir Literatür Analizi”, <em>Tarih İncelemeleri Dergisi</em>, C 34, S 1, 2019, s. 281-310. https://dergipark.org.tr/tr/pub/egetid/article/596151⁠ (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[9] Çınar Atay, “İzmir İşgalinin Başlangıcı ve Sonu 2-15 Mayıs 1919 ve 9-13 Eylül 1922”, <em>Mora Katliamı ve Anadolu'da Yunan Mezalimi Sempozyumu 15-16 Kasım 2021 Bildiriler Kitabı</em>, ed. Neşe Özden, Ankara, Türk Tarih Kurumu Yayınları, 2024, s. 478-480.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[10] Hüseyin Alpaslan, <em>Millî Mücadele Döneminin Mihenk Taşları</em>, Gece Kitaplığı, 2021, s. 25-30.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[11] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 12-13.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[12] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 14.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[13] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 15.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[14] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 16.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[15] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 20.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[16] Inter-Allied Commission of Inquiry, a.g.r., Madde 22.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[17] Inter-Allied Commission of Enquiry, Reports on Atrocities in the Districts of Yalova and Guemlek and in the Ismid Peninsula, London, His Majesty’s Stationery Office, 1921, Turkey No. 1 (1921), Cmd. 1478; Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi Yer No: B.I/6114; Open Library: OL14038449M; Internet Archive: reportsonatrocit00interich; Project Gutenberg eBook No: 73839, </span></span><a href="https://www.gutenberg.org/files/73839/73839-h/73839-h.htm" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.gutenberg.org/files/73839/73839-h/73839-h.htm</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[18] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., 23.05.1921, Bölüm 6 (a)-(c).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[19] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 6(c).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[20] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 6(j).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[21] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 7.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[22] Inter-Allied Commission of Enquiry, a.g.r., Bölüm 6(g)-(i).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[23] Elçin Yılmaz, “İzmir Amerikan Konsolos Yardımcısı James Loder Park’ın Yunanların Gerçekleştirdiği Tahribata İlişkin Raporu”, Journal of History School/Tarih Okulu Dergisi, S. 62, 2023, s. 29-50. Çalışmada James Loder Park’ın 11.04.1923 tarihli raporunun arşiv numarası NARA 767.68116/34 olarak gösterilmektedir, </span></span><a href="https://www.researchgate.net/publication/369645179_IZMIR_AMERIKAN_KONSOLOS_YARDIMCISI_JAMES_LODER_PARK%27IN_YUNANLARIN_GERCEKLESTIRDIGI_TAHRIBATA_ILISKIN_RAPORU" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.researchgate.net/publication/369645179_IZMIR_AMERIKAN_KONSOLOS_YARDIMCISI_JAMES_LODER_PARK%27IN_YUNANLARIN_GERCEKLESTIRDIGI_TAHRIBATA_ILISKIN_RAPORU</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[24] Elçin Yılmaz, a.g.m., s. 29-50.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[25] Treaty of Peace with Turkey Signed at Lausanne, 24 July 1923, Article 59, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, </span></span><a href="https://www.mfa.gov.tr/lausanne-peace-treaty-part-ii_-financial-clauses.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gov.tr/lausanne-peace-treaty-part-ii_-financial-clauses.en.mfa</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[26] Hellenic Republic, Ministry of Foreign Affairs, “Greeks of Minor Asia and Pontus”, a.g.k.</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[27] Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, “No: 95, 19 Mayıs 2026, Yunanistan’da 19 Mayıs 2026 Tarihinde Düzenlenen Bazı Etkinlikler ve Yapılan Açıklamalar Hk.”, 19.05.2026, </span></span><a href="https://www.mfa.gov.tr/no_-95_-yunanistan-da-19-mayis-2026-tarihinde-duzenlenen-bazi-etkinlikler-ve-yapilan-aciklamalar-hk.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline" target="_blank"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gov.tr/no_-95_-yunanistan-da-19-mayis-2026-tarihinde-duzenlenen-bazi-etkinlikler-ve-yapilan-aciklamalar-hk.tr.mfa</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[28] Carnegie Endowment for International Peace, Report of the International Commission to Inquire into the Causes and Conduct of the Balkan Wars, Division of Intercourse and Education, Publication No. 4, Washington D.C., 1914; Library of Congress Sınıflaması: DR46 .I6; LCCN: 14013317; Open Library: OL7075009M; Internet Archive: reportofinternat00inteiala, https://archive.org/details/reportofinternat00inteiala (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[29] Inter-Allied Commission of Inquiry, “Report of the Inter-Allied Commission of Inquiry on the Greek Occupation of Smyrna and Adjacent Territories”, Constantinople, 07.10.1919, Papers Relating to the Foreign Relations of the United States, The Paris Peace Conference, 1919, Vol. IX, Appendix A to HD–878, Office of the Historian, U.S. Department of State, https://history.state.gov/historicaldocuments/frus1919Parisv09/d3 (Erişim Tarihi: 29.07.2026). </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[30] Inter-Allied Commission of Enquiry, Reports on Atrocities in the Districts of Yalova and Guemlek and in the Ismid Peninsula, Turkey No. 1 (1921), Cmd. 1478, His Majesty's Stationery Office, London, 1921; Türk Tarih Kurumu Kütüphanesi Yer No: B.I/6114; Open Library: OL14038449M; Internet Archive: reportsonatrocit00interich; Project Gutenberg eBook No. 73839, https://www.gutenberg.org/files/73839/73839-h/73839-h.htm (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[31] Arnold J. Toynbee, The Western Question in Greece and Turkey: A Study in the Contact of Civilisations, Constable and Company Ltd., London, 1922; Open Library: OL23359265M; Internet Archive: westernquestioni00toynrich; LCCN: 22017606, https://archive.org/details/westernquestioni00toynrich⁠ (Erişim Tarihi: 29.07.2026). Ayrıca bkz. mevcut Wikimedia Commons bağlantısı. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[32] Elçin Yılmaz, “İzmir Amerikan Konsolos Yardımcısı James Loder Park'ın Yunanların Gerçekleştirdiği Tahribata İlişkin Raporu”, Tarih Okulu Dergisi (Journal of History School), S. 62, 2023, s. 29-50. Yılmaz'ın çalışmasında James Loder Park'ın 11.04.1923 tarihli raporu NARA 767.68116/34 arşiv numarasıyla gösterilmektedir, https://www.researchgate.net/publication/369645179_IZMIR_AMERIKAN_KONSOLOS_YARDIMCISI_JAMES_LODER_PARK%27IN_YUNANLARIN_GERCEKLESTIRDIGI_TAHRIBATA_ILISKIN_RAPORU (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[33] Treaty of Peace with Turkey Signed at Lausanne, 24 July 1923, Part II, Financial Clauses, Article 59, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, https://www.mfa.gov.tr/lausanne-peace-treaty-part-ii_-financial-clauses.en.mfa (Erişim Tarihi: 29.07.2026).</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 31 Jul 2026 08:10:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>BİZ ŞIMARTTIK HAK EDİYOR MUYUZ ?</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/biz-simarttik-hak-ediyor-muyuz-7915</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/biz-simarttik-hak-ediyor-muyuz-7915</guid>
                <description><![CDATA[BİZ ŞIMARTTIK HAK EDİYOR MUYUZ ?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>BİZ ŞIMARTTIK.&nbsp;</strong></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>&nbsp;HAK EDİYOR MUYUZ ?</strong></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çok imkan verince evlatlar iyice azıyor. Evdeki yemeğe burun kıvırıyor, tencere yemeğini beğenmiyor. Gece yarısı canı çekiyor diye hazır yemek kapıda, hazır içecek buzdolabında. Giydiği kıyafeti bir kere giyip kenara atıyor. Doyduğu halde daha fazlasını istiyor, aldığı halde daha yenisini. Çünkü elinin altında hep var. Yokluğu görmediği için varlığın kıymetini bilmiyor. Ne versek az geliyor, ne yapsak yetmiyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yakın zamanda iş böyle değildi. Öğretmenin çocuğu da, doktorun çocuğu da, mühendisin çocuğu da, memurun çocuğu da aynı sofraya otururdu. Tarlada çalışan da vardı, bahçede babanın yanında domates toplayan da. Hayvancılık yapan da vardı, kamu dairesinde babasına dosya taşıyan da. Balığa giden babasının yanında oltasını tutan, ağını çeken çocuk da vardı. Okuldan gelince çantasını bırakır, ödevini yapar, sonra evin işine el atardı. Hem okurdu hem üretirdi. Hem başarılı olurdu hem de terin ne demek olduğunu bilirdi. Elmayı kendisi soyardı, parasını kendi biriktirirdi. Bir lokmanın, bir kalemin, bir ayakkabının arkasında emek olduğunu bilirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi ise hiçbir şeye dokunmadan büyüyen bir nesil var. Aman oğlum üşümesin diye her istediği alınıyor. Aman kızım yorulmasın diye elması soyulup dilimlenip önüne gidiyor. Hiçbir iş yapmadan, hiçbir şeye el sürmeden, sadece isteyerek büyüyorlar. Sonra da aynı el daha fazlasını istiyor. Çünkü zorlanmadı, beklemedi, kaybetmedi. Hazır gelenin kıymeti olmuyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu kötülük olsun diye değil. Sevdiğimizden, kıyamadığımızdan böyle oldu. Ama sevgiyi şımartmakla karıştırınca ölçü kaçıyor. Yakın zamanın emeğiyle bugünün imkânını dengelemek lazım. Çocuğa her şeyi vermek değil, bazı şeyleri kendi kazanmayı öğretmek lazım. Yoksa sofradakiyle yetinmeyen, elindekiyle yetinmeyen, hayattakiyle yetinmeyen bir kuşak çıkar ortaya.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz verdikçe azdılar.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biz kolaylaştırdıkça zorlaştılar. Biz düşmesinler diye önlerini açtıkça, yürümeyi unuttular.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Artık soru şu değil, ne istiyorlar. Soru şu, neyi hak ediyorlar.&nbsp;<br />
Çok katkı koyarsan özü bozulur. Az ama öz olunca hem kıymetli olur hem kalıcı olur. Hem evlatta hem işte hem hayatta.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 30 Jul 2026 07:07:07 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EVLİLİK ÜZERİNE</title>
                <category>Hidayet Şişkin</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/evlilik-uzerine-7914</link>
                <author>hidayetsiskin@hotmail.com (Hidayet Şişkin)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/evlilik-uzerine-7914</guid>
                <description><![CDATA[EVLİLİK ÜZERİNE]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EVLİLİK ÜZERİNE</span></h1>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilik, birbirinden farklı iki insanın aynı hayatı paylaşmaya karar vermesidir. Ancak bu yolculukta bazı sorunlarla karşılaşılması da doğaldır. Bu sorunların en önemlilerinden biri, kişilik çatışmalarıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlilikte karşınıza çıkabilecek en önemli zorluklardan biri, eşlerin kişilik farklılıklarıdır. Bu farklılıklar doğru yönetilemediğinde, zamanla birçok problemin temelini oluşturabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hepimiz hayat boyunca edindiğimiz deneyimler, eğitimimiz ve yaşadıklarımızla kişiliğimizi şekillendiririz. Kendimize bir yön, yaşamımıza bir yol çizeriz. Eğer kendimizi; hatalarımızı, eksiklerimizi, güçlü ve zayıf yönlerimizi kabul edebiliyor ve iç dünyamızda sürekli bir çatışma yaşamıyorsak, ruhsal açıdan dengeli olduğumuzu söyleyebiliriz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendi kusurlarımızı ve farklılıklarımızı kabul ettiğimiz gibi, evleneceğimiz kişiyi de olduğu hâliyle kabul etmeyi öğrenmemiz gerekir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunu başaramadığımızda, sürekli eşimizi değiştirmeye çalışırız. Oysa değiştirme çabası, zamanla evliliğin en yıpratıcı sorunlarından birine dönüşebilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eşinizden sizin gibi düşünmesini, sizin gibi davranmasını ya da sizin gibi hissetmesini bekleyemezsiniz. Çünkü o, farklı bir ailede, farklı bir kültürde ve farklı yaşam deneyimleri içinde yetişmiştir. Tıpkı sizin gibi onun da kendine özgü değerleri, inançları ve alışkanlıkları vardır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birbirinizi ne kadar severseniz sevin, evliliğin içinde uygulanan değişim baskısı çoğu zaman ters etki oluşturur. Eğer evlenmeyi düşündüğünüz kişiyi olduğu gibi kabul etmezseniz, zamanla hem eşiniz hem de siz yıpranır, ilişkiniz huzurunu kaybeder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kişilik çatışmasının hâkim olduğu ilişkiler, çoğu zaman iki tarafın da kaybettiği bir mücadeleye dönüşür. Oysa evlilik; kazanmak değil, birlikte yürümeyi öğrenmektir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulmamalıdır ki sağlıklı ve uzun ömürlü evlilikler; sevgi kadar, karşılıklı anlayış, saygı ve kabullenme üzerine inşa edilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Her şey bütünün hayrına olsun. Eyvallah.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hidayet ŞİŞKİN/ Kişisel Gelişim Danışmanı</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">hidayetsiskin@hotmail.com&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 17:08:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/ee2a435315dba0c356247b38704078ee.JPG"/>
            </item>
                                <item>
                <title>SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ</title>
                <category>Ahmet Süreyya DURNA</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/saraykentte-siir-soleni-7913</link>
                <author>asureyyadurna@yandex.com (Ahmet Süreyya DURNA)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/saraykentte-siir-soleni-7913</guid>
                <description><![CDATA[SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hani derler ya; “Ekmeğini ekmekçiye ver, bir ekmekte üste ver” diye.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/756959385_10238222178086218_7903179044976687930_n.jpg" style="height:584px; width:796px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu cümleden hareketle söylemem gerekirse, Yozgat’ın şirin ilçesi Saraykent’te yapılan “Saraykent 1. Ulusal Şiir Şöleni” fevkalade muhteşemdi. Haricen bir emek ve yürek mahsulü olduğu belliydi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gönül insanı ve aynı zamanda şairlik yönü ağır basan Belediye Başkanı Ahmet Köroğlu ile Gazeteci- şair Ahmet Süreyya DURNA’nın organizatörlüğünde icra edilen bu muhteşem şölen, yöre halkının unutamayacağı türden bir anıya dönüştü.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Misafirperverlik noktasında her türlü sosyal imkanların özveriyle sunulduğu centilmenlik tablosu, şairlerin dikkatinden kaçmadı. İlçeye bir gün önce teşrif eden şairler, kendilerine ayrılan konaklama mekânında dinlendikten sonra, sabahleyin “Saraykent Gölü” etrafında bulunan Millet Bahçesine ait sosyal tesislerde kahvaltıya katıldılar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/758600135_10238222249007991_7654753501976443927_n.jpg" style="height:530px; width:727px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Genellikle Avrupa ülkelerinde çalışıp da temmuz ayında izne çıkan Saraykentlilerin gelenek hale getirdikleri göl kıyısı kahvaltısına, şairlerinde katılması kayda değer bir estantaneydi. Kendilerine mikrofon tutulan gurbetçilerimiz, ilçelerinde böyle bir etkinliğin tezahüründen memnuniyet duyduklarını beyanla üzerlerine düşen vazifeyi yerine getireceklerini söylediler.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şairler, daha sonra topluca, tahsis edilen araçla şehrin odak noktalarını gezdiler. Termal tesislerinde havuza girdiler. Hüseyin Atak isminde dost canlı bir vatandaşın daveti üzerine çiftliğinde semaver çayı içtiler, elleriyle salatalık topladılar, dallardan şeftali koparttılar.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Başlangıçta göl kenarında yapılması düşünülen etkinliğin, soğuk ve yağmur ihtimaline karşı ilçe meydanlığına alınması halkın katılımını daha da artırdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/754758126_10238222256728184_3591392076202724949_n.jpg" style="height:537px; width:790px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saat 20.00’de start verilen oluşumun açılış konuşmasını organizatör, Gazeteci-şair Ahmet Süreyya Durna yaptı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Durna konuşmasında yalın bir ifadeyle; “Yıllardan beri yaptığı bu tür organizasyonlarda, Saraykent’i ayrı konumlandırdığını belirterek, her şeyiyle mükemmel bir organizasyondu” şeklinde memnuiyetini dile getirdi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Saraykent Belediye Başkanı ve halk adamı Ahmet Köroğlu ise “Ülkenin her tarafından ilçesine teşrif eden şairleri ağırlamaktan dolayı son derece mutluluk duyduğunu ve bundan sonra da ilçe halkına aynı heyecanı yaşatacağını…” söyleyerek, bugünün önemini vurguladı. Ayrıca kendilerine ait okuduğu enfes şiirlerle kamuoyunda ve şairlerin nezdinde derin intibalar bıraktı. Ahmet Köroğlu; hakikaten de iyi bir şair olmanın ötesinde, mütevazi kişiliğiyle de öne çıkan bir pozisyon sergiledi.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><img alt="SARAYKENT’TE ŞİİR ŞÖLENİ" src="https://www.hatayinternettv.com/images/detay/07-2026/758854734_10238221813437102_321891473526513373_n.jpg" style="height:589px; width:800px" /></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Listede yer alan şairlerden sırasıyla; Şevki Kayaturan, Veysel Çakır, Şükrü Ünal, Hüseyin Uzel, Suzan Aydemir, Veli (Meşgul) İmir, Tayyar Yıldırım, Salih Sedat Ersöz, Ayşe Paslanmaz, Reşit</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bahtiyar, Hülya Çapar, Ahmet Süreyya Durna, Ömer Gündoğan, Mehmet Ali Karagöz ve İsa Kurt şiirlerini okudular.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Programın ortasında ve bitimine doğru Yozgatlı mahalli sanatçı Kelâmi Akdemir’in kendisine ait eserleri seslendirmesi de etkinliğe farklı bir boyut kazandırdı.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ertesi günün sabahına ve yine aynı yerde yapılan kahvaltının ardından şairlere birer çıta balın yanında, çeşitli hediyeler verildi. Karşılıklı taltif ve temennilerden sonra şairler, geride, “hoş bir sada” bırakmanın hazzı ile memleketlerine uğurlandılar.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 08:08:30 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2024/09/ahmet-sureyya-durna-1725722447.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>KISSADAN HİSSE – Hastaya Öğüt</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/kissadan-hisse-hastaya-ogut-7912</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/kissadan-hisse-hastaya-ogut-7912</guid>
                <description><![CDATA[KISSADAN HİSSE – Hastaya Öğüt]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">KISSADAN HİSSE – Hastaya Öğüt</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Lokman aleyhisselam hikmetli ve güzel sözleriyle insanlara şifa dağıttığı gibi şifalı bitkilerden ilaç yaparak da insanlara şifa dağıtırdı.. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu özelliğinden dolayı insanlar Ona ‘Lokman Hekim’ de derlerdi. Rivayete göre birgün Hz.Lokmana tedavi etmesi için devamlı ‘Bal’ yiyen ve Baldan başka bir şey yemeyen bir çocuk getirirler. Lokman aleyhisselam onların derdini dinledikten sonra şöyle dedi: “Şimdi siz gidin, kırk gün sonra gelin!” Çocuğun ailesi çocuklarını alırlar giderler ve kırk gün sonra tekrar gelirler. Lokman Hekim, çocuğa şöyle der: “Bak evladım, insan; Bal yemeden de yaşar. Balın azı faydalı, çoğu ise zararlıdır. Günde bir küçük kaşıktan fazla yeme. Bu söylediklerimi dene, bak göreceksin daha sağlıklı olacaksın!” Bu sözlerden sonra çocuğun ailesi biraz öfkeli, biraz da kızgın olarak Lokman Hekime şöyle derler; “Şimdi sen, kırk gün önce geldiğimizde sadece bu sözleri söylemek için mi bize; “Şimdi gidin kırk gün sonra gelin!” dedin? Bu sözleri o zaman söylesen olmaz mıydı? Hz. Lokman aileye döner ve yine şöyle der: “Şimdi siz gidin, bu dediklerimi uygulayın ve kırk gün sonra tekrar gelin!” Çocuğun ailesi biraz öfkeli, biraz da kızgın, Lokman Hekime şöyle der: “Şimdi sen bize yine diyorsun ki; “Şimdi gidin, kırk gün sonra yine gelin. Sen başka bir şey bilmezmisin. Bu nasıl hekimlik böyle?. Lokman aleyhisselam der ki; “Bunun cevabını inşaallah kırk gün sonra geldiğinizde vereceğim. Siz şimdi gidin dediklerimi uygulayın!” Onlar giderler, Lokman Hekimin dediklerini uygularlar ve kırk gün sonra tekrar gelirler. Lokman aleyhisselam, onlara sorar; “Nasıl, çocukta bir düzelme oldu mu?” Onlar; “Evet çocuğumuz devamlı Bal yemeyi terk etti.. Bu nasıl oldu? Biz anlayamadık.” Lokman aleyhisselam aileyi ayrı bir kenara çekti ve şöyle dedi: “Siz ilk geldiğinizde çocuğunuza bir tedavi tavsiyesinde bulunamadım. Çünkü, ben de her gün fazlaca Bal yiyordum. Bu nedenle ilk gelişinizde size kırk gün süre verdim ve o kırk gün içinde o tavsiyeyi ilk önce ben kendimde uyguladım ve anladım ki; “İnsan, az bal yiyerek daha sağlıklı oluyor. Ve tavsiyemi ona göre yaptım. Bak, tavsiyem işe yaramış ve çocuğunuz şifa bulmuş! Öyle değil mi! İnsan vereceği öğüdü, yapacağı tavsiyeyi önce kendi yaşamalı!” Bu kıssadan alınması gereken ders budur işte.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir insan, ister hekim/doktor, ister âlim, ister başka ünvanlı biri olsun; Eğer bir insan, birine herhangi bir konuda bir tavsiyede, öğütte bulunacaksa o şeyi önce kendisi yapmış, yaşamış ve faydasını görmüş olmalı ki, söylediği sözün ve yaptığı tavsiyenin faydası olsun. Yukardaki olayda Hz.Lokmanın, hasta olan o çocuğa verdiği öğüdü önce bizzat kendisi denemiş, yaşamış ve faydasını gördükten sonra tavsiyesini yapmış.. Burdan şunu anlıyoruz; insan birine öğüt verecekse, o öğüdü önce kendi nefsinde yaşamış ve faydasını görmüş olmalı ki, verdiği öğüt faydalı olsun... Yoksa yaşanmayan yalın öğütlerin bir faydası olmaz. Allah bu konuda insanları şöyle uyarır: “Ey iman edenler! siz kendiniz yapmadığınız şeyleri başkalarına ne diye söylüyorsunuz/öğütlüyorsunuz? Kendiniz yapmadığınız şeyleri başkasından istemeniz Allah katında büyük azab gerektiren bir iştir.” (Saf-2,3) Biliniz ki, her Anne-Baba veya her mü’min başkasına vereceği öğüdü veya tavsiyeyi önce kendi nefsinde yaşamış olmalı.. Günümüzde pekçok insan görürsünüz ki, onlar, başkalarına kulaktan duyma bol bol güzel öğütler verir, güzel mesajlar gönderir, ama kendisi o öğütlerin çoğunu nefsinde uygulamaz. Yani verdiği öğütleri kendisi yapmaz, Öyle olunca da verilen öğütlerin ve vaazların pek faydası olmuyor. Bu konuda Rabbimiz Allah bizleri şöyle uyarmaktadır: “Siz Kitabı (Kur’anı) okuduğunuz hâlde, insanlara iyiyi/iyiliği öğütleyip de kendinizi unuturmusunuz. Yoksa siz, bunun yanlış olduğunu bilmiyormusunuz? (Bakara-44) Bu bağlamda başkasına öğüt verip de verdiği öğütlere kendisi uymayanlar bilsinler ki, öyle öğütler insanlara fayda vermez. Bununla ilgili güzel bir atasözü var: “Ele verir talkını (öğüdü) kendi yutar salkımı. (haram lokmayı)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer insanlar/müslümanlar yaşadıkları toplumda huzur ve barış istiyorlarsa, dostluk ve kardeşlik istiyorlarsa, iyilik ve şifa görmek istiyorlarsa, Fazilet ve Takvâ arıyorlarsa; Lokman aleyhisselam gibi öğütleri önce kendisi yaşamalı. Lokman aleyhisselamın, oğluna ve diğer insanlara verdiği öğütlerin tamamı Lokman aleyhisselamın hayatında bizzat yaşadığı ilahi ahlak ilkeleriydi... Bu nedenle onun verdiği öğütler şifa oluyordu. Sevgili dostlar, verdiğimiz öğütlerin ve tavsiyelerin tesirli ve etkili olmasını istiyorsak, o öğütleri önce kendi nefsimizde yaşayalım. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra öğüt verelim. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biliniz ki, eylemli öğütler, yani uygulamalı öğütler, sözlü öğütlerden daha etkili, daha tesirli ve daha feyizli olur. Unutmaayın! Kır Atın yanında duran, ya huyundan ya suyundan. Üzüm üzüme baka baka kararır, tatlanır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 29 Jul 2026 08:04:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/calisip-kazanmak-ibadet-olur-7911</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/calisip-kazanmak-ibadet-olur-7911</guid>
                <description><![CDATA[ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇALIŞIP KAZANMAK İBÂDET OLUR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbâdetler on kısımdır. Dokuz kısmı helâl kazanmaktır. Bir kısmı da bildiğimiz&nbsp; bütün ibâdetlerdir. O hâlde helâl kazanmaya çalışmalıdır. İbâdetlerin kabul olması, helâl lokmaya bağlıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Allahü teâlâ güzeldir. Yalnız güzel yapılan ibâdetleri kabul eder.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Cenab-ı Hakk; ‘Helâl yiyiniz ve sâlih, iyi işler yapınız! buyurmaktadır.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(Uzak yoldan gelmiş, saçı sakalı dağılmış, yüzü gözü toz içinde bir kimse, ellerini uzatıp duâ ediyor. ‘Ya Rabbi!’ diye yalvarıyor. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, gıdası hep haram. Bunun duâsı nasıl kabul olur?)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yani haram yiyenin duâsı kabul olmaz. İşte haramı, helâlı bilmeyen, bunları birbirinden ayıramayan, haramdan kurtulamaz, ibâdetleri boşuna gider.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: (Helal kazanmak her Müslümana farzdır.)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(İlim öğrenmek her Müslümana farzdır.)&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bâzı âlimler, bu ikinci hadîs-i şerîfteki ilimden murat da; “Helâl ve haram ilmidir.” demişlerdir. Helâl kazanmak için, helâli ve haramı öğrenmek lâzımdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmam-ı a’zam Ebû Hanife hazretlerine, birisi gelerek;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Vakitlerimi ibâdetle geçirmek istiyorum. Bana bir şey yaz da hep onu yapayım.” dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmâm-ı a’zam hazretleri, birkaç gün içinde alışveriş bilgilerini yazıp o adama verince;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Bu bilgiler tüccarlara lâzım olur. Ben evimde oturup ibâdetle meşgul olacağım.” dedi.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmâm-ı â’zam cevabında;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Yiyecek ve giyecek lâzım olmayan kimse var mı? Dinin alışveriş kısmını bilmeyen, haram lokmadan kurtulamaz ve ibâdetlerin sevabını bulamaz. Zahmetleri boşa gider ve azaba yakalanır ve çok pişman olur.” buyurdu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbrahim Edhem hazretlerine;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Falanca yerde bir genç var. Gece gündüz ibâdet ediyor. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Vecde gelip kendinden geçiyor.” dediler. Gencin yanına gidip 3 gün misâfir kaldı. Dikkat etti, söylediklerinden daha çok şeyler gördü. Kendinin soğuk, hâlsiz, habersiz; gencin ise, böyle uykusuz ve gayretli hâline şaşıp kaldı. Gençteki bu hâllerin şeytandan olup olmadığını anlamak istiyordu. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yediğine dikkat etti; lokması helâlden değildi. “Allahü ekber! Bu hâlleri hep şeytandandır.” dedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:37:31 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ege’de Yumuşama mı, Silahlı Denge Arayışı mı?  Miçotakis: “Füze Haritalarından Yoruldum”</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/egede-yumusama-mi-silahli-denge-arayisi-mi-micotakis-fuze-haritalarindan-yoruldum-7910</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/egede-yumusama-mi-silahli-denge-arayisi-mi-micotakis-fuze-haritalarindan-yoruldum-7910</guid>
                <description><![CDATA[Ege’de Yumuşama mı, Silahlı Denge Arayışı mı?  Miçotakis: “Füze Haritalarından Yoruldum”]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de Yumuşama mı, Silahlı Denge Arayışı mı?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Miçotakis: “Füze Haritalarından Yoruldum”</strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>İsmail Cingöz</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-Yunanistan ilişkileri, tarihsel sorunların yanı sıra Ege Denizi ve Doğu Akdeniz’de egemenlik, deniz yetki alanları, hava sahası ve güvenlik meselelerinin iç içe geçtiği çok katmanlı bir yapı arz etmektedir. İki NATO müttefiki arasında zaman zaman yükselen gerilim, son yıllarda karşılıklı diyaloğun sürdürülmesi yönündeki siyasi iradeyle kontrol altında tutulmaya çalışılsa da temel ihtilafların önemli bir kısmının varlığını koruduğu görülmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu ortamda Yunanistan Başbakanı Kiryakos Miçotakis’in 25 Temmuz 2026’da kamuoyuna yansıyan açıklamaları dikkat çekicidir. OPEN TV’ye verdiği röportajda Türkiye ve Yunanistan medyasında üretilen savaş ve füze senaryolarından rahatsızlığını dile getiren Miçotakis, “füzelerin nereye ulaşabileceğinin çembere alınarak gösterildiği haritalardan” yorulduğunu ifade etmiş; coğrafyanın gerçekliğine işaret ederek Türkiye ve Yunanistan’ın yan yana yaşamaya mecbur olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca iki ülke arasında çözülemeyen meselelerin bulunmasının sürekli tansiyon yükseltilmesini gerektirmediğini belirtmiştir.<span style="background-color:lime">[1]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İlk bakışta Türkiye-Yunanistan ilişkilerinde yeni bir yumuşama arayışı olarak değerlendirilebilecek bu sözlerin, açıklamanın yapıldığı dönem ve Yunanistan’ın eş zamanlı askerî politikalarıyla birlikte okunması gerekmektedir. Zira Atina’nın söylem düzeyinde gerilimin azaltılmasını savunurken savunma kapasitesini önemli ölçüde artırması ve özellikle İsrail ile geliştirdiği askerî-teknolojik işbirliğini derinleştirmesi, Türkiye açısından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir tablo ortaya çıkarmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sorunları Çözmekten Çok Yönetmek</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile Yunanistan arasında 2023 sonrasında başlayan kontrollü normalleşme süreci, esasen temel sorunların çözümünden ziyade anlaşmazlıkların krize dönüşmesinin önlenmesine dayanmaktadır. 7 Aralık 2023 tarihli Atina Bildirgesi ile belirginleşen bu yaklaşım, 11 Şubat 2026’da Ankara’da gerçekleştirilen 6. Yüksek Düzeyli İşbirliği Konseyi toplantısında yeniden teyit edilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Miçotakis, dostane ilişkilerin, iyi komşuluğun, karşılıklı saygının ve barış içinde birlikte yaşama anlayışının geliştirilmesi yönündeki iradelerini açıklamışlardır.<span style="background-color:lime">[2]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak siyasi diyaloğun sürdürülmesi, Ege’deki temel görüş ayrılıklarının ortadan kalktığı anlamına gelmemektedir. Türkiye açısından Ege’de kıta sahanlığı ve deniz yetki alanlarının sınırlandırılması, karasuları, hava sahası, aidiyeti tartışmalı coğrafi oluşumlar ve Doğu Ege adalarının silahsızlandırılmış statüsü gibi birbirleriyle bağlantılı sorunlar bulunmaktadır.<span style="background-color:lime">[3]</span> Yunanistan ise iki ülke arasındaki hukuki uyuşmazlığı esas olarak kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölgenin sınırlandırılması çerçevesinde ele almakta; Türkiye’nin diğer başlıklardaki tezlerini kabul etmemektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla tarafların “sorunun ne olduğu” konusunda dahi bütünüyle aynı noktada bulunmadığı bir ortamda Miçotakis’in açıklamalarını ihtilafların çözülmeye başladığının göstergesi olarak değerlendirmek için henüz erkendir. Daha gerçekçi değerlendirme, Ankara ve Atina’nın mevcut ihtilafları ortadan kaldırmaktan önce bunların kontrol dışına çıkarak askerî ve siyasi krize dönüşmesini engellemeye çalıştıklarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu bağlamda Miçotakis’in açıklaması, stratejik rekabetin devam ettiği fakat bu rekabetin sürekli kriz üretmesinin istenmediği yeni bir dönemin işareti olarak okunabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Yumuşama Söylemi ile Silahlanma Arasındaki Çelişki</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Miçotakis’in açıklamasını Türkiye açısından önemli kılan temel husus zamanlamasıdır; çünkü Yunanistan, Türkiye ile iyi komşuluk ve gerilimi azaltma mesajları verirken tarihinin en kapsamlı savunma modernizasyonlarından birini gerçekleştirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">23 Temmuz 2026’da Yunanistan’ın ulusal güvenlik mekanizmasının onayladığı yaklaşık 3,5 milyar avroluk yeni hava savunma sistemi bunun en önemli örneklerinden biridir. “Achilles Shield” olarak adlandırılan çok katmanlı yapı; İsrail yapımı radarların yanı sıra Rafael ve Israel Aerospace Industries tarafından üretilen füze sistemlerini içerecek ve yaklaşık 35 ay içerisinde tam operasyonel hâle getirilecektir. Proje, Yunanistan’ın 2036’ya kadar silahlı kuvvetlerinin modernizasyonu için öngördüğü yaklaşık 28 milyar avroluk daha geniş savunma programının parçasıdır.<span style="background-color:lime">[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan’ın F-35 savaş uçakları, yeni fırkateynler, insansız hava araçları, elektronik harp ve hava savunma sistemleri üzerinden gerçekleştirdiği modernizasyon kendi başına bir devletin savunma kapasitesini geliştirme tercihi olarak görülebilir. Ancak mesele Türkiye açısından değerlendirildiğinde iki unsur önem kazanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Birincisi, Türkiye ile Yunanistan arasındaki mevcut askerî ve siyasi sorunların büyük ölçüde Ege coğrafyasında yoğunlaşmasıdır. İkincisi ise yeni savunma mimarisinin Yunanistan-İsrail stratejik ve askerî işbirliğinin derinleştiği bir dönemde kurulmasıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Türkiye açısından asıl mesele Yunanistan’ın modern silah sistemleri edinmesinden ziyade, bu sistemlerin hangi stratejik konsept içerisinde ve hangi coğrafyalarda konuşlandırılacağıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Adaların Statüsü ve Türkiye’nin Güvenlik Kaygısı</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye’nin uzun yıllardır üzerinde durduğu temel konulardan biri Doğu Ege adalarının gayriaskerî statüsüdür. Ankara’ya göre ilgili uluslararası düzenlemeler, Yunanistan’a bırakılan bazı adalar bakımından askerî sınırlamalar getirmiştir. Türkiye, başta 1923 Lozan Barış Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması olmak üzere ilgili uluslararası düzenlemelerin Yunanistan açısından bağlayıcı hükümler içerdiğini savunmaktadır.<span style="background-color:fuchsia">[5]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Doğu Ege adalarının gayriaskerî statüsü, Türkiye’nin Ege politikasında yalnızca hukuki bir uyuşmazlık değil, aynı zamanda kıyı güvenliği ve bölgesel stratejik denge meselesi olarak değerlendirilmektedir. Ankara’nın yaklaşımının temelinde, bazı adalara ilişkin egemenlik düzenlemeleriyle bunlara getirilen askerî sınırlamaların birbirinden bağımsız düşünülemeyeceği ve söz konusu yükümlülüklerin hukuki geçerliliğini koruduğu görüşü bulunmaktadır. Türkiye, 1914 Altı Büyük Devlet Kararı, 1923 Lozan Antlaşması ve 1947 Paris Barış Antlaşması ile farklı ada grupları bakımından oluşturulan gayriaskerî rejimin Ege’deki güvenlik dengesinin temel unsurlarından biri olduğunu savunmaktadır.<span style="background-color:fuchsia">[6][7]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu hukuki çerçeve içerisinde ada gruplarının tamamı aynı rejime tabi değildir. Lozan Barış Antlaşması’nın 12. maddesi, 1914 Altı Büyük Devlet Kararı’nı teyit ederken; 13. maddesi Midilli, Sakız, Sisam ve Ahikerya’da deniz üssü ve tahkimat kurulmasına ilişkin yasaklar getirmiş, bu adalardaki askerî kuvvetlerin niteliği ve miktarı bakımından sınırlamalar öngörmüştür. Lozan Antlaşması ayrıca Gökçeada, Bozcaada ve Tavşan Adaları üzerindeki Türk egemenliğini teyit etmiş; aksi yönde hüküm bulunmadıkça Anadolu kıyısına üç milden az uzaklıktaki ada ve adacıkların Türkiye’nin egemenliği altında kalmasını öngörmüştür. Limni ve Semadirek’in askerî statüsü ise 1923 Lozan Boğazlar Sözleşmesi çerçevesinde düzenlenmiştir. On İki Ada bakımından gayriaskerî statü ise 1947 Paris Barış Antlaşması’nın 14. maddesinde hükme bağlanmıştır.<span style="background-color:fuchsia">[8]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu düzenlemelerin günümüzde nasıl yorumlanacağı, Türkiye ile Yunanistan arasındaki hukuki görüş ayrılığının önemli boyutlarından birini oluşturmaktadır. Türkiye, gayriaskerî statünün Ege’de oluşturulan güvenlik düzeninin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve Yunanistan’ın adalardaki askerî varlığının ilgili antlaşmalardan doğan yükümlülüklerle bağdaşmadığını savunmaktadır. Ankara ayrıca, antlaşmalarla açık biçimde devredilmemiş bazı ada, adacık ve kayalıklar üzerindeki egemenlik haklarından feragat etmediğini belirtmektedir.<span style="background-color:fuchsia">[9]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan ise imzalanan antlaşmalar hilafına hareket etmekte ve Türkiye’nin bu yaklaşımını kabul etmemekte ve Ege’deki egemenlik meselelerinin uluslararası antlaşmalarla çözüldüğünü savunmaktadır. Atina, gayriaskerî statü tartışmasında da ada gruplarının tabi olduğu hukuki rejimlerin birbirinden farklı olduğu görüşündedir. Özellikle Limni ve Semadirek bakımından 1936 Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin önceki rejimi değiştirdiğini ileri sürmekte; diğer adalardaki askerî varlığı konusunda ise Birleşmiş Milletler Şartı’nın 51. maddesindeki meşru müdafaa hakkına ve Türkiye’den kaynaklandığını ileri sürdüğü güvenlik kaygılarına dayanmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bu gerekçeleri kabul etmemekte; antlaşmalarla tesis edilen gayriaskerî statünün tek taraflı güvenlik değerlendirmeleriyle ortadan kaldırılamayacağını savunmaktadır. Ankara açısından mesele yalnızca adalardaki askerî varlığın büyüklüğü değildir. Asıl sorun, Ege’de antlaşmalarla oluşturulduğu kabul edilen güvenlik dengesinin tek taraflı uygulamalarla değiştirilmesi ve bunun Türkiye’nin kıyı güvenliği üzerinde doğurabileceği stratejik sonuçlardır.<span style="background-color:fuchsia">[10][11]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim T.C. Dışişleri Bakanlığı Mart 2026’da yaptığı açıklamada, Doğu Ege Adaları ile On İki Ada’nın gayriaskerî statüsüne ilişkin Türkiye’nin tutumunun değişmediğini ve bu statünün uluslararası antlaşmalardan kaynaklandığını bir kez daha belirtmiştir.<span style="background-color:fuchsia">[12]</span> Yunanistan ise Türkiye’nin bu yorumunu reddetmekte; Türkiye’nin Ege kıyılarındaki askerî kapasitesini, 1974 Kıbrıs gelişmelerini ve Türkiye Büyük Millet Meclisinin Yunanistan’ın Ege’de karasularını 12 deniz miline çıkarması ihtimaline ilişkin 1995 tarihli kararını kendi güvenlik yaklaşımının gerekçeleri arasında göstermektedir.<span style="background-color:fuchsia">[13]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle mesele yalnızca askerî değil, aynı zamanda iki ülkenin uluslararası antlaşmaları ve güvenlik ihtiyaçlarını farklı biçimde yorumladığı hukuki ve siyasi bir anlaşmazlıktır. Bununla birlikte İsrail teknolojisine dayalı yeni radar, hava savunma, füze veya insansız sistemlerin Türkiye kıyılarına yakın ve gayriaskerî statüsü konusunda iki ülke arasında görüş ayrılığı bulunan adalara konuşlandırılması hâlinde tartışma yeni bir boyut kazanacaktır. Böyle bir gelişme Ankara tarafından yalnızca Yunanistan’ın savunma modernizasyonu olarak değil, Ege’deki askerî dengenin üçüncü bir ülkenin teknolojik kapasitesiyle yeniden şekillendirilmesi olarak da değerlendirilebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu ihtimal, Miçotakis’in “füze haritalarından yoruldum” açıklamasıyla Yunanistan’ın mevcut askerî politikaları arasındaki en dikkat çekici çelişkilerden birini oluşturmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Yunanistan-İsrail Yakınlaşması Nasıl Okunmalı?</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Yunanistan ile İsrail arasındaki ilişkiler son yıllarda savunma, askerî teknoloji ve güvenlik alanlarında giderek derinleşmektedir. Achilles Shield projesinin İsrail yapımı radar ve füze sistemlerine dayanması, bu ilişkinin artık Yunanistan’ın ulusal savunma mimarisinin önemli unsurlarından biri hâline geldiğini göstermektedir.<span style="background-color:lime">[14]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından Yunanistan-İsrail askerî yakınlaşması, iki ülke arasındaki sıradan bir savunma işbirliğinin ötesinde, Ege ve Doğu Akdeniz’de oluşmakta olan yeni güvenlik mimarisi bağlamında değerlendirilmelidir. Bu işbirliğinin bütün unsurlarının doğrudan Türkiye’ye karşı geliştirildiğini ileri sürmek mümkün olmasa da Yunanistan’ın Türkiye ile yaşadığı köklü ihtilaflar devam ederken İsrail menşeli ileri teknoloji radar, hava ve füze savunma sistemleriyle askerî kapasitesini güçlendirmesi Ankara açısından göz ardı edilebilecek bir gelişme değildir. Dolayısıyla burada belirleyici olan, tarafların işbirliğine hangi siyasi tanımı verdiklerinden ziyade, ortaya çıkan askerî kapasitenin Türkiye’nin güvenlik çevresinde meydana getireceği stratejik sonuçlardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Nitekim Yunanistan’ın Türkiye ile devam eden Ege ihtilafları çerçevesinde geliştirdiği caydırıcılık kapasitesinin İsrail teknolojisiyle güçlendirilmesi, Ankara’nın güvenlik hesaplamalarından bağımsız düşünülemez. Özellikle bu kapasitenin Türkiye kıyılarına yakın ve hukuki statüsü tartışma konusu olan Ege adalarına konuşlandırılması hâlinde, Türkiye açısından İsrail’in rolünün yalnızca bir “silah tedarikçisi” sınırları içerisinde kalıp kalmadığı sorusu daha fazla önem kazanacaktır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çerçevede Ankara açısından esas alınması gereken, Atina’nın diplomatik söyleminden ziyade yeni askerî sistemlerin niteliği, menzili, konuşlandırılacağı coğrafya ve Türkiye’nin askerî-stratejik hareket alanı üzerinde oluşturabileceği etkidir. Özellikle Türkiye kıyılarına yakın Ege adalarında gerçekleştirilebilecek yeni konuşlandırmalar, yalnızca Yunanistan’ın savunma tercihi olarak değil, Ege’deki mevcut askerî dengenin ve güvenlik ortamının değiştirilmesi bakımından da değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Ege’de “Silahlı Yumuşama” Dönemi</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortaya çıkan tablo, Türkiye-Yunanistan ilişkilerinin klasik anlamda bir normalleşmeden farklı bir sürece girdiğini düşündürmektedir. İki taraf arasında siyasi diyalog sürmekte, ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi hedeflenmekte ve askerî gerilimin kontrolden çıkmaması yönünde karşılıklı bir irade görülmektedir. Buna karşılık taraflar kendi stratejik tezlerinden vazgeçmemekte ve özellikle Yunanistan kapsamlı bir askerî modernizasyon gerçekleştirmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu durum “silahlı yumuşama” olarak tanımlanabilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Başka bir ifadeyle Atina, Ankara ile savaş veya sürekli kriz istememekte; fakat Türkiye karşısında askerî caydırıcılığını mümkün olduğunca yükseltmeye çalışmaktadır. Miçotakis’in açıklamasındaki “Türkiye’nin tüm olası hamlelerine karşı cevabımız var” yaklaşımı ile “yan yana yaşamaya mahkumuz” mesajının aynı siyasi çerçevede bulunması bu stratejinin özetidir.<span style="background-color:lime">[15]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından bu süreç, iyi komşuluk ve diyalog söyleminin sağladığı olumlu siyasi atmosfer korunmakla birlikte, sahadaki askerî gelişmelerin stratejik sonuçlarını göz ardı etmeyen ihtiyatlı bir yaklaşımla yönetilmelidir. Atina’nın gerilimi azaltmaya yönelik açıklamaları diplomatik açıdan önemlidir; ancak bu söylemler Yunanistan’ın hızlanan silahlanma programı, İsrail ile derinleşen savunma işbirliği ve Ege’de ortaya çıkabilecek yeni askerî konuşlandırmalardan bağımsız değerlendirilmemelidir. Türkiye açısından kalıcı güvenin ölçüsü söylemlerden çok, bu söylemlerin sahadaki uygulamalarla ne ölçüde desteklendiği olmalıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye, Yunanistan ile diyalog ve işbirliği kanallarını açık tutarken Ege’de kendi hak ve menfaatlerini koruyacak diplomatik, hukuki ve askerî kapasitesini muhafaza etmek durumundadır. Özellikle adaların statüsüne ilişkin Türk tezlerinin uluslararası platformlarda hukuki temelleriyle anlatılması; Yunanistan’ın yeni savunma sistemlerinin konuşlandırılmasının yakından takip edilmesi ve İsrail-Yunanistan askerî işbirliğinin Türkiye’nin güvenlik ortamına etkilerinin bütüncül biçimde değerlendirilmesi önem taşımaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Sonuç</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Miçotakis’in “füze haritalarından yoruldum” ve Türkiye ile Yunanistan’ın “yan yana yaşamaya mahkûm” olduğu yönündeki açıklamaları, iki ülke ilişkileri açısından olumlu ve gerçekçi bir mesajdır. Coğrafya değiştirilemeyeceğine göre Ankara ve Atina’nın sürekli kriz üreten bir ilişki yerine sorunlarını diplomasi yoluyla yönetmesi her iki ülkenin de çıkarınadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ancak diplomaside kullanılan yumuşak dil, sahadaki askerî ve stratejik gelişmelerden bağımsız değerlendirilemez. Yunanistan’ın kapsamlı silahlanma ve modernizasyon programı, İsrail ile geliştirdiği savunma işbirliği ve Ege adalarının statüsüne ilişkin devam eden görüş ayrılıkları Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken konulardır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle Miçotakis’in açıklamasını Yunanistan’ın Türkiye politikasında köklü bir değişimden ziyade çatışmayı önlerken caydırıcılığı artırmayı amaçlayan kontrollü rekabet stratejisinin siyasi ifadesi olarak değerlendirmek daha gerçekçi görünmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından esas mesele, Yunanistan’ın ne söylediğinden çok söylemi ile sahadaki uygulamalarının ne ölçüde örtüştüğüdür.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Eğer Atina iyi komşuluk söylemini Ege’de yeni askerî oldubittiler oluşturmadan sürdürebilirse mevcut süreç iki ülke arasında kalıcı istikrarın başlangıcına dönüşebilir. Buna karşılık siyasi yumuşama ortamı, Ege’de askerî statükoyu tek taraflı değiştirmek veya Türkiye’nin güvenlik hassasiyetlerini göz ardı eden yeni konuşlandırmalar yapmak için kullanılacak olursa bugün “füze haritalarından yorulduğunu” söyleyen siyasetçiler yarın yeni füze haritalarının ortaya çıkmasını engelleyemeyebilir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Dolayısıyla Ege’nin geleceğini belirleyecek olan yalnızca Ankara ile Atina arasındaki söylemin tonu değil; diplomasi ile caydırıcılık arasındaki dengenin nasıl kurulacağıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</u></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi. TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">cingozismail01@gmail.com</span></a></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong>Dipnotlar</strong></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Anadolu Ajansı kaynaklı, “Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Füze haritalarından yoruldum, Türkiye ile yan yana yaşamaya mahkumuz”, <em>Gazete Oksijen</em>, 25.07.2026. </span><a href="https://share.google/x9R4j6CYAfykHi4JW" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://share.google/x9R4j6CYAfykHi4JW</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Prime Minister of the Hellenic Republic, “Joint Declaration Between the Government of the Republic of Türkiye and the Government of the Hellenic Republic”, 11.02.2026. </span><a href="https://www.primeminister.gr/en/2026/02/11/37873" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.primeminister.gr/en/2026/02/11/37873</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “The Outstanding Aegean Issues”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affair”, (Erişim Tarihi: 26.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] Reuters, “Greece to buy $4 billion air defence system from Israel”, 23.07.2026. </span><a href="https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.reuters.com/business/aerospace-defense/greece-buy-35-billion-air-defence-system-israel-sources-say-2026-07-23/</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Militarization of Eastern Aegean Islands Contrary to the Provisions of International Agreements”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs” </span><a href="https://www.mfa.gov.tr/militarization-of-eastern-aegean-islands-contrary-tp-the-provisions-of-international-agreements.en.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.mfa.gov.tr/militarization-of-eastern-aegean-islands-contrary-tp-the-provisions-of-international-agreements.en.mfa</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Militarization of Eastern Aegean Islands Contrary to the Provisions of International Agreements”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Hüseyin Alpaslan, <em>Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk</em>, Liman Yayınevi, Ankara, 2022, s. 149-166</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Harry N. Howard <em>Türkiye’nin Taksimi Bir Diplomasi tarihi 1913-1923</em> (Çev. Salih Sabit Togay), Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2018, s. 370; </span><span style="font-size:8.0pt">İsmail Soysal, <em>Türkiye’nin Siyasal Andlaşmaları<strong> </strong></em>1920-1945, Cilt:<strong><em> </em></strong>I, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2000, s.</span> <span style="font-size:8.0pt">148-218; Hüseyin Alpaslan, <em>Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk</em>, Liman Yayınevi, Ankara, 2022, s. 154-157</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:10pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] Hüseyin Alpaslan, Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk, Liman Yayınevi, Ankara, 2022, s. 157-158.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Militarization of Eastern Aegean Islands Contrary to the Provisions of International Agreements”, Republic of Türkiye Ministry of Foreign Affairs”</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Hüseyin Alpaslan, <em>Gölgede Kalan Tarihe Yolculuk.</em> s. 154-157.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “SC-4, 5 Mart 2026, Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli’nin Ege Adalarının Silahsızlandırılmış Statüsüne İlişkin Son Dönemde Yaşanan Gelişmeler Hakkındaki Soruya Cevabı”, 05.03.2026. https://www.mfa.gov.tr/sc_-4_-disisleri-bakanligi-sozcusu-oncu-keceli-nin-ege-adalarinin-silahsizlandirilmis-statusune-iliskin-son-donemde-yasanan-gelismeler-hk-sc.tr.mfa? (Erişim Tarihi: 26.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Hellenic Republic Ministry of Foreign Affairs, “Turkish Claims Regarding the Demilitarization of Islands in the Aegean Sea”, 08.05.2024. https://www.mfa.gr/en/foreign-policy/foreign-policy-issues/issues-of-greek-turkish-relations/turkish-claims-regarding-the-demilitarization-of-islands-in-the-aegean-sea/ (Erişim Tarihi: 26.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Hellenic Republic Ministry of National Defence, “Minister of National Defence N. Dendias Briefed on Ministry of National Defence Armament Programmes Approved by KYSEA”, 23.07.2026. </span><a href="https://www.mod.mil.gr/en/minister-of-national-defence-n-dendias-briefed-on-ministry-of/?utm_source=chatgpt.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">Minister of National Defence N. Dendias briefed on Ministry of National Defence Programmes activated by Government Council for National Security - Hellenic Republic Ministry of National Defence</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 26.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Anadolu Ajansı, “Yunanistan Başbakanı Miçotakis: Füze haritalarından yoruldum, Türkiye ile yan yana yaşamaya mahkumuz”, Gazete Oksijen, 25.07.2026. https://gazeteoksijen.com/dunya/yunanistan-basbakani-micotakis-fuze-haritalarindan-yoruldum-turkiye-ile-yan-yana-yasamaya-mahkumuz-283621 (Erişim Tarihi: 26.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:20:04 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ANADOLU</title>
                <category>Mustafa Hakan Dönmez</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/anadolu-7909</link>
                <author>miremha@gmail.com (Mustafa Hakan Dönmez)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/anadolu-7909</guid>
                <description><![CDATA[ANADOLU]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><strong>ANADOLU</strong><br />
<br />
<br />
Bozkırın yalınayak yolcusu<br />
Kayından direği örtüsü de kıl<br />
Yürü demeye başladı hep birden akıl<br />
<br />
Güneşin battığı yönde istikbali aramak<br />
Güneşin doğduğu yerden istiklale yol almak<br />
Bir göç ki bu ebediyen, olmak ya da olmamak<br />
<br />
Geçit vermez derin sularla hazar<br />
Hazar! Ucunda vatan var<br />
Hazar! Derin olsan kaç yazar<br />
<br />
Horasan tepesinden bakmak dönüpte<br />
Hüzünlüyüm gitmeliyim ancak, hüznü gömümte<br />
Anadolu toprakları burnumda tüte tüte<br />
<br />
En son bir tek kapı kaldı, üzeri tunçtan kilit<br />
Demirden bir yumruk ile açılıyor Malazgirt<br />
O kapıyı kırıp geçti Alparslan denen yiğit<br />
<br />
Gayrı bize emanetsin serin sularla vatan<br />
Üstünde gezenden kat kat, altında şehit yatan<br />
Gayrı bize emanetsin gazi de denen vatan<br />
<br />
Sen tut bir de, bir obayla bir ovaya göç eyle<br />
Hatta neden, nasıl, niçin, bir de düşünün neyle...<br />
Ayaklar yakan toprağı işler oldu su ile<br />
Yiyip, içip, giyinse de çile üstünde çile<br />
<br />
Şimdi feza devri denen, Türk'üm erken uyandı<br />
Beyaz ne varsa ülkümde kırmızıyla boyandı<br />
Ses hızından da ileri Türk zekası teyyare<br />
Neslin aklı bir üstünde hedefinde seyyare<br />
<br />
İkinci bir altı asır başladı başlayacak<br />
Vatanın son evladı da uyandığında ancak<br />
Mabedimdir Anadolu hep mabedim kalacak<br />
Çelikten o kubbe ile bana siper duracak<br />
<br />
Şeref yazdık onur yazdık o delinmez kubbeye<br />
Ne eğilir başlarımız ne diz çöker darbeye! Daha azını gör<br />
<br />
<br />
&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; //mhd<br />
(2026 Milletler Ligi&nbsp; Şampiyonu, A Milli Kadın Voleybol Takımımıza İthafen)</span></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 28 Jul 2026 08:18:11 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2021/09/mustafa-hakan-donmez-1630524535.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ÇOCUK TERBİYESİ</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/cocuk-terbiyesi-7907</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/cocuk-terbiyesi-7907</guid>
                <description><![CDATA[ÇOCUK TERBİYESİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ÇOCUK TERBİYESİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Evlât, ana baba elinde bir emânettir. Çocukların temiz kalbleri kıymetli bir cevher gibidir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mum gibi, her şekli alabilir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Küçük iken, hiçbir şekle girmemiştir. Temiz bir toprak gibidir. Temiz toprağa hangi tohum ekilirse, onun meyvesi hâsıl olur. Çocuklara îmân, Kur’ân ve Allahü teâlânın emirleri öğretilir ve yapmaya alıştırılırsa, din ve dünya saadetine ererler. Bu saadette anaları, babaları ve hocaları da ortak olur. Eğer bunlar öğretilmez ve alıştırılmaz ise, bedbaht olurlar. Yapacakları her fenalığın günâhı, ana, baba ve hocalarına da verilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki:</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Çok Müslüman evlâdı, babaları yüzünden Veyl ismindeki Cehenneme gideceklerdir. Çünkü, bunların babaları, yalnız para kazanmak ve keyf sürmek hırsına düşüp ve yalnız dünya işleri arkasında koşup, evlâtlarına Müslümanlığı ve Kur’ân-ı kerîmi öğretmediler. Ben böyle babalardan uzağım. Onlar da, benden uzaktır. Çocuklarına dinlerini öğretmeyenler, Cehenneme gideceklerdir.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Çocuklarına Kur’ân-ı kerîm öğretenlere veya Kur’ân-ı kerîm hocasına gönderenlere, öğretilen Kur’ânın her harfi için, 10 kere Kâbe-i muazzama ziyâreti sevâbı verilir ve kıyâmet günü, başına devlet tâcı konur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün insanlar görüp imrenir.” Tam İlmihål - Seâdet-i Ebediyye</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:41:29 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/turk-devletleri-teskilatinin-sessiz-donusumu-kulturel-is-birliginden-jeostratejik-guc-birligine-7906</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/turk-devletleri-teskilatinin-sessiz-donusumu-kulturel-is-birliginden-jeostratejik-guc-birligine-7906</guid>
                <description><![CDATA[Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı’nın Sessiz Dönüşümü: Kültürel İş Birliğinden Jeostratejik Güç Birliğine</span></span></strong></span></span></span></h1>

<h1 style="text-align:center">&nbsp;</h1>

<h1 style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="color:black">İsmail CİNGÖZ</span></strong></span></span></h1>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Öz</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:9.0pt"><span style="color:black">Bu çalışma, Türk Devletleri Teşkilatı’nın kültürel iş birliği merkezli bir yapıdan jeoekonomik ve jeostratejik kapasite geliştiren çok boyutlu bir bölgesel örgüte dönüşümünü incelemektedir. Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlıklarını kazanan Türk devletleri arasındaki ilişkiler, ilk aşamada ortak tarih, dil, kültür ve eğitim ekseninde şekillenmiştir. Ancak 2009 Nahçıvan Anlaşması, 2021 yılında Türk Devletleri Teşkilatı adının benimsenmesi ve Türk Dünyası 2040 Vizyonu’nun kabul edilmesiyle birlikte kurumsallaşma süreci stratejik bir nitelik kazanmıştır. Çalışmada 2020 Karabağ Zaferi’nin Türk dünyasında oluşturduğu jeopolitik özgüven, Zengezur bağlantısının Türk devletleri arasındaki coğrafi bütünleşmeye muhtemel katkısı ve Orta Koridor’un küresel ticaret yolları bakımından artan önemi değerlendirilmektedir. Ayrıca enerji güvenliği, yenilenebilir enerji, yapay zekâ, dijital entegrasyon, siber güvenlik, Türk Yatırım Fonu ve savunma sanayii alanlarında gelişen iş birliği mekanizmaları ele alınmaktadır. NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği’nin Türk Devletleri Teşkilatı’na yönelik yaklaşımları da değişen Avrasya jeopolitiği bağlamında analiz edilmektedir. Çalışmada, Teşkilatın yakın dönemde kolektif savunma örgütüne dönüşmesinin gerçekçi olmadığı görülüyor olsa da imkânsız olmadığı; buna karşılık ekonomik bağlantısallık, teknoloji, enerji, ulaştırma ve stratejik dayanıklılık alanlarında ortak kapasite geliştirebileceği sonucuna ulaşılmaktadır. Türk Devletleri Teşkilatı’nın kalıcı bir güç merkezine dönüşebilmesi, ortak kültürel mirasın somut projeler, etkili kurumsal mekanizmalar, ekonomik karşılıklı bağımlılık ve ortak stratejik iradeyle desteklenmesine bağlıdır.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:9.0pt"><span style="color:black">Anahtar Kelimeler:</span></span></strong><span style="font-size:9.0pt"><span style="color:black"> Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya Jeopolitiği, Orta Koridor, Jeoekonomik Entegrasyon, Stratejik Özerklik.</span></span></span></span></p>

<p style="text-align:justify">&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Giriş</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Soğuk Savaş’ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği’nin 1991 yılında dağılması, Avrasya jeopolitiğinde köklü değişimlere yol açmıştır. Bağımsızlıklarını kazanan Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve Türkmenistan, uluslararası sistemde egemen devletler olarak yerlerini alırken, Türkiye Cumhuriyeti bu beş Türk devletini tanıyan ilk ülke olmuştur. Bu diplomatik tercih, yalnızca yeni devletlerin uluslararası meşruiyetine verilen erken desteği değil, aynı zamanda Türkiye’nin tarihî, kültürel ve stratejik bağlara dayanan Türk dünyası vizyonunun da somut bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir.[1][2][3]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak 1990’lı yılların iyimser atmosferine rağmen Türk dünyasında beklenen ölçüde kurumsal bütünleşme sağlanamamıştır. Bunun temel nedenleri arasında yeni bağımsız devletlerin egemenliklerini pekiştirme çabaları, Rusya Federasyonu’nun bölgedeki devam eden nüfuzu, Çin Halk Cumhuriyeti’nin yükselen ekonomik etkisi ile birlikte Batılı aktörlerin Türkistan olarak da adlandırılan Orta Asya politikaları ve Türk devletlerinin birbirinden farklı dış politika öncelikleri yer almıştır.[4]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle yaklaşık yirmi yıl boyunca Türk dünyasında gerçekleştirilen zirveler büyük ölçüde ortak tarih, kültür, eğitim ve dil ekseninde ilerlemiş; ekonomik ve güvenlik alanındaki iş birliği ise sınırlı kalmıştır. Bununla birlikte 3 Ekim 2009 tarihinde imzalanan Nahçıvan Anlaşması ile Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin kurulması, kurumsallaşma sürecinde yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur.[5][6]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Konseyi, kuruluşundan itibaren yalnızca kültürel iş birliğini değil; ulaştırma, ekonomi, gümrük, turizm, eğitim ve dış politika alanlarında da ortak mekanizmalar geliştirmeye başlamıştır. Özellikle 2021 yılında İstanbul’da gerçekleştirilen VIII. Zirve’de teşkilatın adının “Türk Devletleri Teşkilatı” (TDT) olarak değiştirilmesi, bu dönüşümün sembolik olduğu kadar stratejik bir anlam taşıdığını göstermektedir. Aynı zirvede kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, teşkilatın uzun vadeli hedeflerini ilk kez kapsamlı biçimde ortaya koymuştur.[7]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bugün TDT, kültürel dayanışma eksenini aşarak Avrasya’nın yeni jeoekonomik ve jeostratejik güç merkezlerinden biri olma yönünde sessiz fakat dikkat çekici bir dönüşüm yaşamaktadır. Enerji güvenliği, ulaştırma koridorları, dijital dönüşüm, yatırım fonları, yapay zekâ, savunma sanayii, afet yönetimi, siber güvenlik ve bölgesel diplomasi gibi alanlarda ortak politikalar geliştirmeye çalışan çok boyutlu bir bölgesel iş birliği mekanizmasına dönüşmektedir.[8]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu dönüşümün en önemli hızlandırıcılarından biri hiç kuşkusuz 2020 Karabağ Zaferi olmuştur. Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının önemli bölümünü kurtarması yalnızca Güney Kafkasya’daki askerî dengeyi değiştirmemiş; aynı zamanda Türk dünyasının jeopolitik özgüvenini artırmış, Zengezur bağlantısı ve Orta Koridor gibi projeleri yeniden uluslararası gündemin merkezine taşımıştır.[9]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Diğer taraftan Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında küresel ticaret yollarının yeniden şekillenmesi, Avrupa’nın enerji güvenliği arayışları, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi, ABD’nin Hint-Pasifik stratejisi ve Orta Koridor’un önem kazanması, TDT’nin yalnızca bölgesel değil, küresel güç rekabetinin de önemli aktörlerinden biri hâline getirmektedir.[10][11]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu çalışma, TDT’nin kültürel dayanışma ekseninden jeoekonomik ve jeostratejik bir iş birliği modeline dönüşümünü analiz etmektedir. Çalışmada öncelikle Soğuk Savaş sonrası Türk dünyasının kurumsallaşma süreci incelenecek; ardından Karabağ Zaferi’nin etkileri, Zengezur bağlantısı, Orta Koridor, enerji diplomasisi, yapay zekâ, dijital entegrasyon, ortak finans mekanizmaları ve güvenlik boyutu değerlendirilecektir. Son bölümde ise NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği açısından ortaya çıkan yeni jeopolitik denklemler analiz edilerek TDT’nin geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulunulacaktır.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Soğuk Savaş Sonrası Türk Dünyasında Kurumsallaşma Arayışı</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Soğuk Savaş sonrasında Türk dünyası fikri, başlangıçta daha çok dil, kültür, eğitim ve tarih üzerinden şekillenmiştir. TÜRKSOY, Türk Akademisi, parlamentolar arası iş birliği mekanizmaları ve öğrenci değişim programları bu dönemin öne çıkan araçları olmuştur. Bununla birlikte devletlerin farklı dış politika öncelikleri, Moskova ile ilişkileri ve ekonomik bağımlılıkları, siyasal bütünleşmenin sınırlı kalmasına neden olmuştur.[12]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2009’da oluşturulan Türk Konseyi, dağınık ilişkilerin düzenli zirveler, bakanlar toplantıları ve uzman çalışma grupları vasıtasıyla kurumsallaşmasını sağlamıştır. 2021’de kabul edilen “Türk Dünyası 2040 Vizyonu” ise Teşkilata uzun vadeli bir stratejik yön kazandırmıştır. Belge; siyasal dayanışma, ekonomik bütünleşme, ulaştırma bağlantıları, enerji iş birliği, dijital dönüşüm ve uluslararası alanda eş güdümlü hareket edilmesini Türk dünyasının gelecek hedefleri arasında tanımlamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dolayısıyla Teşkilatın dönüşümünü yalnızca isim değişikliğiyle açıklamak mümkün değildir. Asıl dönüşüm, ortak kültürel kimliğin giderek ortak ekonomik çıkarlar, ulaştırma ağları, enerji hatları, teknoloji politikaları ve güvenlik kaygılarıyla desteklenmesidir. Böylece Türk dünyası düşüncesi, romantik ve tarih merkezli bir söylem olmaktan çıkarak somut projeler üzerinden ilerleyen jeopolitik bir tasavvura dönüşmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye’nin Türk dünyasına yönelik yaklaşımındaki değişim yalnızca diplomatik ve ekonomik kurumlaşmayla sınırlı değildir. Bu dönüşüm, coğrafyanın adlandırılmasına ve ortak tarih bilincinin yeniden inşasına da yansımaktadır.[13] Millî Eğitim Bakanlığı tarafından uygulamaya konulan Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nde,[14] tarih öğretiminde uzun yıllardır kullanılan “Orta Asya” kavramı yerine tarihî “Türkistan” adının benimsenmesi[15] bu bakımdan dikkat çekicidir. Bakanlık, söz konusu değişikliği anakronik veya tarihsel gerçekliği yeterince yansıtmayan kavramların ayıklanması çerçevesinde açıklarken, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin bu tercihin Türk dünyasını ayrıştıran kavramsallaştırmalara karşı bilinçli bir yaklaşım olduğunu belirtmiştir.[16] Bu terminolojik değişim, tek başına kapsamlı bir dış politika doktrini anlamına gelmemekle birlikte, Türkiye’nin Türk dünyasını yalnızca günümüzün siyasi sınırları üzerinden değil; ortak tarih, kültür ve medeniyet coğrafyası temelinde değerlendirmeye yöneldiğini göstermektedir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">2020 Karabağ Zaferi Sonrası Değişen Jeopolitik Ortam</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Azerbaycan’ın 27 Eylül-10 Kasım 2020 tarihleri arasında gerçekleşen İkinci Karabağ Savaşı’nda elde ettiği zafer, Türk dünyası açısından askerî sonuçlarının ötesinde psikolojik ve jeopolitik bir kırılma oluşturmuştur. Bu gelişme, Azerbaycan’ın işgal altındaki topraklarının önemli bölümünü geri almasını sağlarken Türkiye-Azerbaycan stratejik ortaklığının bölgesel güç dengeleri üzerindeki etkisini de görünür hâle getirmiştir. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Azerbaycan’ın 19 Eylül 2023 tarihinde Karabağ’da başlattığı antiterör operasyonu sonucunda Hankendi, Hocalı, Hocavend ve Ağdere’nin de aralarında bulunduğu bölgeler kısa süre içerisinde yeniden kontrol altına alınmıştır. Böylece Azerbaycan, Karabağ üzerindeki egemenliğini bütünüyle tesis etmiştir. Bu gelişme Türk dünyasında büyük bir memnuniyetle karşılanırken, Karabağ Zaferi sonrasında Türk devletleri arasındaki dayanışma söyleminin güvenlik, savunma sanayii, ulaştırma ve stratejik bağlantısallık alanlarına doğru genişlediği görülmüştür. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye-Azerbaycan askerî iş birliğinin Azerbaycan’ın zaferine sağladığı katkının sahada görülmesi, Türk savunma sanayiinin ulaştığı teknolojik düzeyi de daha görünür hâle getirmiştir. Türkiye’nin askerî tecrübesinden, savunma teknolojilerinden ve eğitim kapasitesinden yararlanma eğilimi, diğer Türk devletlerini de Türkiye ile daha yakın askerî ve güvenlik ilişkileri kurmaya yöneltmiştir. Bu gelişmeye bağlı olarak Türk devletlerinin yalnızca Türkiye ile değil, kendi aralarında yürüttükleri askerî, güvenlik ve savunma temelli ilişkilerde de ilerleme kaydedildiği görülmektedir.[17] </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu gelişmelerin etkisiyle TDT zirvelerinde bölgesel barış ve güvenlik meseleleri daha belirgin biçimde gündeme gelmeye başlamıştır. Nitekim Teşkilatın 7 Ekim 2025 tarihinde Gebele’de düzenlenen 12. Zirvesi doğrudan “Bölgesel Barış ve Güvenlik” temasıyla gerçekleştirilmiştir.[18]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Karabağ Zaferi aynı zamanda Türk dünyasının coğrafi bağlantısına ilişkin tartışmaları da güçlendirmiştir. Azerbaycan ana karası ile Nahçıvan arasında kurulması planlanan ulaşım hattı, yalnızca Azerbaycan açısından değil, Türkiye’nin Hazar Denizi ve Türkistan’a doğrudan erişimi bakımından da stratejik önem taşımaktadır. Bu nedenle savaş sonrasında ortaya çıkan yeni durum, TDT’nin iş birliği gündemini kültürel yakınlıktan jeopolitik bağlantısallığa taşımıştır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Karabağ Zaferi, yalnızca Azerbaycan’ın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesi bakımından değil; Türk dünyasında ortak hareket edebilme iradesinin somut bir başarı örneği olarak da değerlendirilmiştir. Bu gelişme, Türk devletleri arasında stratejik güven duygusunu artırmış ve Teşkilatın güvenlik ile savunma alanındaki iş birliği perspektifini güçlendirmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bununla birlikte İran, Zengezur bağlantısının oluşturacağı yeni jeopolitik ve jeoekonomik dengeyi kendi çıkarları açısından olumsuz değerlendirmekte ve güzergâhın açılmasına güçlü biçimde karşı çıkmaktadır.[19] Azerbaycan’ın Nahçıvan’a, Türkiye’nin ise Azerbaycan ve diğer Türk devletlerine daha doğrudan karasal erişim sağlayacak olması, bölgedeki ulaşım ve ticaret dengelerini değiştirebilecek niteliktedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">İran’ın kaygıları yalnızca siyasi ve stratejik nedenlerden kaynaklanmamaktadır. Azerbaycan ile Nahçıvan arasındaki kara ulaşımının ve enerji aktarımının hâlen kısmen İran üzerinden gerçekleştirilmesi, Tahran’a transit gelir ve bölgesel nüfuz sağlamaktadır. Alternatif bir bağlantının kurulması, İran’ın söz konusu ekonomik ve stratejik avantajlarının azalmasına yol açabilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak İran açısından daha önemli kaygı; Türkiye ile Azerbaycan’ın İran güzergâhına bağımlılığının azalması, İran’ın Güney Kafkasya’daki nüfuzunun zayıflaması ve Türk devletleri arasındaki coğrafi bağlantının güçlenmesidir. Tahran yönetimi, Türk dünyasının bağlantısallığındaki bu muhtemel artışı bölgesel güç dengelerini kendi aleyhine değiştirebilecek bir gelişme olarak değerlendirmektedir.[20]</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Zengezur Bağlantısı ve Türk Dünyasının Coğrafi Bütünlüğü</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Zengezur güzergâhı, Türk dünyasının geleceği bakımından en fazla tartışılan projelerden biridir. Söz konusu güzergâhın açılması hâlinde Azerbaycan ile Nahçıvan arasında kara ve demir yolu bağlantısı kurulacak; Türkiye de Azerbaycan üzerinden Hazar Havzası ve Türkistan’a daha kısa bir hatla ulaşabilecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu yönüyle Zengezur, yalnızca bölgesel bir ulaşım projesi değildir. Güzergâh; Türkiye, Güney Kafkasya, Hazar Denizi ve Orta Asya arasında kesintisiz bağlantı kurulması düşüncesinin önemli bir unsurudur. Bununla birlikte projenin gerçekleşmesi, Ermenistan’ın egemenlik endişeleri, sınır ve gümrük rejimine ilişkin anlaşmazlıklar, İran’ın jeopolitik kaygıları ve Rusya’nın bölgesel nüfuz mücadelesi nedeniyle karmaşık bir süreçtir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle Türkiye ve Azerbaycan’ın Zengezur konusunu yalnızca “koridor” kavramıyla değil; bölgesel barış, karşılıklı ekonomik fayda ve egemenlik haklarına saygı ilkeleri çerçevesinde ele alması önem taşımaktadır. Aksi takdirde bölgesel bütünleşme projesi, yeni bir rekabet ve gerilim alanına dönüşebilir. Başarılı şekilde hayata geçirilmesi durumunda ise Zengezur bağlantısı, Türk dünyasının fiziki bütünleşmesini hızlandırabilecek ve Orta Koridor’un kapasitesini artırabilecek stratejik bir kaldıraç olacaktır.[21][22]</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Orta Koridor ve Türk Dünyasının Jeoekonomik Yükselişi</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin’den başlayarak Kazakistan, Hazar Denizi, Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya ulaşan Trans-Hazar Uluslararası Taşımacılık Güzergâhı, diğer adıyla Orta Koridor, Türk Devletleri Teşkilatı’nın jeoekonomik dönüşümünün merkezinde yer almaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında kuzey güzergâhındaki siyasi ve güvenlik risklerinin artması,[23] Kızıldeniz ve çevresindeki krizlerin deniz ticaretini olumsuz etkilemesi, alternatif doğu-batı hatlarının önemini artırmıştır. </span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Dünya Bankası’na göre gerekli altyapı yatırımları, lojistik reformlar ve sınır geçişlerinde koordinasyon sağlanması hâlinde Orta Koridor’daki yük hacmi 2030 yılına kadar üç katına çıkarılabilir ve taşıma süresi yarıya indirilebilir.[24] Bu öngörü, güzergâhın yalnızca transit taşımacılık değil, bölgesel üretim ve ticaret bakımından da önemli bir potansiyel taşıdığını göstermektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ancak Orta Koridor’un gerçek bir ekonomik kuşağa dönüşebilmesi için liman, demir yolu ve gümrük altyapılarının uyumlaştırılması; Hazar geçişlerindeki kapasitenin artırılması, ortak tarifelerin geliştirilmesi ve bürokratik işlemlerin dijitalleştirilmesi gerekmektedir. Dünya Bankası raporlarında Gürcistan’ın demir yolu ve kara yolu kapasitesinin geliştirilmesinin Orta Koridor’un etkinliği açısından taşıdığı öneme dikkat çekilmektedir.[25] Bu çerçevede 2026 yılında Dünya Bankası desteğiyle başlatılan ve Gürcistan’ın ulaştırma altyapısını da kapsayan yeni çalışmalar, koridor üzerindeki darboğazların giderilmesine yönelik güncel girişimlerden biri olarak değerlendirilebilir.[26]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı bu süreçte siyasi eş güdüm sağlayabilecek en uygun kurumlardan biridir. Teşkilatın Orta Koridor üzerindeki devletleri ortak standartlar etrafında bir araya getirmesi,[27] Türk dünyasını yalnızca enerji ve hammadde sağlayıcısı olmaktan çıkararak küresel tedarik zincirlerinin etkin bir aktörü hâline getirebilir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Enerji, Yapay Zekâ ve Dijital Entegrasyon</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk devletlerinin önemli petrol, doğal gaz, uranyum ve yenilenebilir enerji potansiyeline sahip olması,[28] enerji iş birliğini Teşkilatın temel stratejik alanlarından biri hâline getirmiştir. Türk Dünyası 2040 Vizyonu ve Teşkilatın diğer temel belgeleri, enerji güvenliğini ve yenilenebilir enerji alanındaki iş birliğini öncelikli hedefler arasında göstermektedir.[29]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Azerbaycan ve Türkistan enerji kaynaklarının Türkiye üzerinden Avrupa pazarlarına ulaştırılması, Türkiye’nin enerji merkezi olma hedefi ile Türk devletlerinin ihracat güzergâhlarını çeşitlendirme arayışını buluşturmaktadır.[30] Ancak bu iş birliğinin yalnızca petrol ve doğal gazla sınırlandırılmaması gerekir. Hazar Havzası’ndaki rüzgâr ve güneş enerjisi potansiyeli, yeşil hidrojen, elektrik iletim hatları ve kritik mineraller gelecekteki iş birliğinin yeni alanları olabilir.[31]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Teşkilatın dönüşümünün en dikkat çekici yönlerinden biri de yapay zekâ ve dijitalleşmenin ortak gündeme girmesidir. Ekim 2024’te Bişkek’te düzenlenen Türk Devletleri Yapay Zekâ Forumu’na iki yüzden fazla uzman, yetkili ve karar vericinin katılması,[32] bu alandaki kurumsallaşmanın ilk işaretlerinden biri olmuştur.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">15 Mayıs 2026’da Türkistan’da yapılan gayri resmî zirvenin “Yapay Zekâ ve Dijital Kalkınma” temasıyla düzenlenmesi[33] ise teknoloji konusunun artık tali bir çalışma alanı değil, Teşkilatın stratejik önceliklerinden biri olduğunu göstermiştir. Zirvede dijital dönüşüm, yenilikçilik, yapay zekâ, bağlantısallık ve sürdürülebilir ekonomik kalkınma alanlarında iş birliğinin güçlendirilmesi hedeflenmiştir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Ortak dijital ekonomi anlaşmaları, elektronik izin sistemi, gümrük işlemlerinin dijitalleştirilmesi, siber güvenlik koordinasyonu ve Türk dilleri için ortak büyük dil modeli geliştirilmesi gibi projeler; gelecekte Türk dünyasının dijital egemenliği açısından önem taşıyacaktır. Özellikle yapay zekâ alanında ortak veri havuzları, Türk dilleriyle eğitilmiş modeller, siber tehditlere karşı ortak müdahale mekanizmaları ve teknoloji şirketlerini destekleyecek yatırım fonları kurulması, Teşkilatın küresel rekabet kapasitesini artırabilir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Ortak Finans ve Güvenlik Boyutu</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Yatırım Fonu’nun kurulması, Teşkilatın kültürel iş birliğinden ekonomik kurumsallaşmaya geçtiğinin en somut göstergelerinden biridir.[34] Fonun kuruluş anlaşması 16 Mart 2023’te Ankara’da imzalanmış ve anlaşma 12 Aralık 2023’te onaylanarak Resmî Gazete’de yayımlanmıştır.[35] Fon, Türk devletleri arasındaki ilk ortak finans kuruluşu olarak bölgesel altyapı, ticaret, yatırım ve özel sektör projelerinin desteklenmesini amaçlamaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Fonun başarılı olması, yalnızca ayıracağı mali kaynağa değil, şeffaf yönetim, profesyonel proje değerlendirmesi ve siyasi müdahalelerden uzak kurumsal bir yapıya sahip olmasına bağlıdır. Türk Yatırım Fonu, Orta Koridor, dijital altyapı, enerji dönüşümü, tarım, su güvenliği ve savunma sanayii gibi alanlarda ortak projeleri finanse edebilirse, Türk dünyası bütünleşmesinin ekonomik temelini güçlendirebilir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türkiye-Azerbaycan arasında 15 Haziran 2021 tarihinde imzalanan Şuşa Beyannamesi, müttefiklik ilişkilerinin yanı sıra savunma ve güvenlik alanlarında kapsamlı iş birliği öngörmüş olsa da[36] Teşkilatın NATO benzeri bir kolektif savunma örgütüne dönüşmesi yakın dönemde gerçekçi görünmemekle birlikte imkânsız değildir. Üye devletlerin Rusya, Çin, NATO ve diğer bölgesel aktörlerle farklı ilişkileri bulunmaktadır. Buna karşılık terörizm, aşırıcılık, sınır aşan suçlar, düzensiz göç, siber saldırılar, enerji ve ulaştırma hatlarının güvenliği ile doğal afetler konusunda iş birliği yapılması mümkündür.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">2025 Budapeşte Bildirisi’nde[37] savunma sanayii alanındaki çok taraflı iş birliğinin geliştirilmesinin vurgulanması, güvenlik başlığının giderek daha açık biçimde Teşkilat gündemine girdiğini göstermektedir. Ancak bu iş birliği, başka devletlere veya örgütlere karşı kurulmuş askerî blok görüntüsü vermek yerine, üyelerin savunma kapasitelerini ve stratejik dayanıklılıklarını geliştiren esnek bir model olarak şekillenmelidir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">NATO, Çin, Rusya ve Avrupa Birliği Açısından Değerlendirme</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi NATO açısından hem fırsatlar hem de dikkatle yönetilmesi gereken sonuçlar doğurmaktadır. Türkiye’nin Türk dünyasıyla geliştirdiği ulaştırma, enerji ve güvenlik ilişkileri; NATO’nun Karadeniz, Kafkasya ve Orta Asya’ya ilişkin stratejik farkındalığını artırabilir. Türkiye’nin 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da NATO Zirvesi’ne ev sahipliği yapması da ülkenin İttifak içerisindeki jeostratejik konumunun önemini göstermektedir. Bu durum, Türkiye’nin aynı anda hem Atlantik güvenlik mimarisinin merkez üyelerinden biri hem de Türk dünyasının kurumsallaşmasında öncü aktör olabilme kapasitesini ortaya koymaktadır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bununla birlikte Türk Devletleri Teşkilatı’nın NATO’nun Orta Asya’ya uzanan bir aracı olarak algılanması, Rusya ve Çin’in tepki göstermesine neden olabilir.[38] Bu nedenle Türkiye’nin Teşkilat politikası, NATO üyeliği ile Türk dünyasındaki bağımsız iş birliği arayışını dengeli biçimde yürütmelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Çin açısından Orta Koridor, Kuşak ve Yol Girişimi’ni destekleyen alternatif bir bağlantı hattı olduğu ölçüde faydalıdır. Ancak Türk devletlerinin ekonomik ve siyasi koordinasyonunun artması, Çin’in Orta Asya’daki ikili ilişkiler üzerinden kurduğu etkinliği sınırlayabilir. Özellikle kritik mineraller, dijital altyapı, telekomünikasyon, veri güvenliği ve finansman alanlarında Türk devletlerinin ortak hareket etmesi, Pekin karşısındaki pazarlık güçlerini artıracaktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu nedenle Teşkilatın ne bütünüyle Batı yanlısı bir blok ne de Çin ve Rusya’nın bölgesel projelerine eklemlenen pasif bir yapı olması gerekir. En rasyonel seçenek üyelerin çok yönlü dış politika anlayışlarını koruyan, fakat ortak çıkar alanlarında kolektif pazarlık gücü üreten stratejik özerklik modelidir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Rusya açısından Türk Devletleri Teşkilatı’nın güçlenmesi, iş birliği imkânları barındıran; ancak bölgesel nüfuz dengeleri bakımından dikkatle izlenen bir gelişmedir. Moskova’nın, Türk devletleriyle tarihsel, ekonomik ve güvenlik ilişkilerini sürdürmeye önem verdiği; bununla birlikte Teşkilatın ulaştırma, enerji ve bölgesel koordinasyon kapasitesindeki artışın Güney Kafkasya ve Orta Asya’daki geleneksel Rus nüfuzunu etkileyebileceğini değerlendirdiği söylenebilir. Bununla birlikte Rusya, TDT’yi doğrudan kendisine karşı oluşturulmuş bir blok olarak değerlendirmekten ziyade, çok kutuplu uluslararası sistem içerisinde iş birliği yapılabilecek yeni bir bölgesel aktör olarak takip etmektedir.[39]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Avrupa Birliği açısından ise Türk Devletleri Teşkilatı’nın yükselen rolü özellikle enerji arz güvenliği, kritik ulaştırma koridorları ve Orta Koridor’un geliştirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa’nın alternatif enerji ve ticaret güzergâhlarına yönelmesi, Türk devletleriyle ekonomik ilişkilerin stratejik değerini artırmıştır. Bu çerçevede Avrupa Birliği, TDT’nin bölgesel istikrarı destekleyen, bağlantısallığı güçlendiren ve küresel tedarik zincirlerinin çeşitlendirilmesine katkı sağlayan girişimlerini dikkatle takip etmektedir.[40][41]</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu tablo, Türk Devletleri Teşkilatı’nın yalnızca Türk dünyasının iç dinamikleriyle açıklanabilecek bir yapı olmaktan çıktığını; Avrasya jeopolitiğinde büyük güçlerin stratejik hesaplarını etkileyen bölgesel bir aktöre dönüştüğünü göstermektedir.</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:11.0pt"><span style="color:black">Sonuç</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı, kuruluşundan bugüne önemli bir dönüşüm geçirmiştir. İlk dönemde ortak tarih, dil ve kültür üzerinden şekillenen iş birliği, günümüzde ulaştırma koridorları, enerji güvenliği, yatırım fonları, dijital ekonomi, yapay zekâ, siber güvenlik ve savunma sanayii gibi stratejik alanlara yayılmıştır. Bu dönüşüm henüz tamamlanmış değildir; ancak Teşkilatın jeoekonomik ve jeopolitik bir aktör olma yönünde ilerlediği açıktır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Teşkilatın geleceği, yüksek düzeyli zirvelerde verilen siyasi mesajlardan çok, alınan kararların uygulanmasına bağlı olacaktır. Orta Koridor’daki lojistik engellerin kaldırılması, Türk Yatırım Fonu’nun etkin işletilmesi, enerji ve dijital altyapıların birbirine bağlanması, ortak teknoloji politikalarının geliştirilmesi ve güvenlik alanında kurumsal mekanizmaların oluşturulması gerekmektedir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Türk Devletleri Teşkilatı’nın temel gücü, ortak kültürel mirasından kaynaklanmaktadır; fakat yalnızca kültürel yakınlık kalıcı bir bölgesel güç üretmeye yetmez. Kültürel kardeşliğin ekonomik karşılıklı bağımlılık, teknolojik kapasite, kurumsal dayanışma ve stratejik çıkar birlikteliğiyle desteklenmesi gerekmektedir. Bu başarıldığı takdirde Türk Devletleri Teşkilatı, Avrasya’daki güç mücadelesinin nesnesi değil, bölgesel düzenin şekillenmesine katkı sunan bağımsız bir aktör hâline gelebilecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">21. yüzyıl Avrasya jeopolitiğinde güç kavramı, klasik askerî kapasitenin çok ötesine geçmiş durumdadır. Günümüzün uluslararası rekabetinde ulaştırma ve lojistik koridorlarını yönetebilen, enerji arz ve dağıtım hatlarını yönlendirebilen, dijital teknolojilerde üretim ve yenilik kapasitesi geliştirebilen ve bölgesel iş birliğini güçlü kurumsal mekanizmalarla sürdürülebilir hâle getirebilen aktörler belirleyici olacaktır. Bu çerçevede Türk Devletleri Teşkilatı, ortak stratejik vizyonunu derinleştirip ekonomik, siyasi, teknolojik ve güvenlik alanlarındaki bütünleşmesini güçlendirebildiği ölçüde yalnızca Türk dünyasının değil, Avrasya jeopolitiğinin geleceğini şekillendiren başlıca güç merkezlerinden biri hâline gelebilecektir.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu hedefe ulaşılması ise yalnızca ortak tarih ve kültür mirasının korunmasına değil; alınan kararların etkin biçimde uygulanmasına, kurumsal kapasitenin güçlendirilmesine ve üye devletlerin ortak stratejik iradeyi somut iş birliği projelerine dönüştürebilmesine bağlı olacaktır. Bu doğrultuda Türk Devletleri Teşkilatı’nın önümüzdeki dönemde ortaya koyacağı performans, Avrasya’daki yeni jeopolitik dengelerin şekillenmesinde belirleyici unsurlardan biri olmaya adaydır.</span></span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="color:black">Bu bakımdan Türk Devletleri Teşkilatı’nın gelecekteki başarısı, yalnızca kurumsal yapısının büyüklüğüyle değil; ortak iradeyi kalıcı politikalara, ortak vizyonu somut projelere ve bölgesel iş birliğini sürdürülebilir stratejik kazanımlara dönüştürebilme kapasitesiyle belirlenecektir. Bu süreçte Teşkilatın ortaya koyacağı performans, yalnızca Türk dünyasının değil, Avrasya’nın gelecekteki jeopolitik mimarisini de etkileyebilecek önemli unsurlardan biri olacaktır.</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u><span style="color:black">&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; :</span></u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi ve TDPB Basın Kulübü Başkanı. </span></span><a href="mailto:cingozismail01@gmail.com" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">cingozismail01@gmail.com</span></span></a></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:20pt"><span style="color:#2e74b5"><strong><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">Dipnotlar</span></span></strong></span></span></span></h1>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[1] Erkinbek Turgunov, “Türkiye ve Türk Cumhuriyetleri Arasındaki Diplomatik İlişkilerin 30. Yılı”, Avrasya Araştırma Enstitüsü, 28.03.2022-03.04.2022 No 348, Kazakistan. </span></span><a href="https://www.eurasian-research.org/wp-content/uploads/2022/05/Haftalik-e-bulten-28.03.2022-03.04.2022-No-348.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.eurasian-research.org/wp-content/uploads/2022/05/Haftalik-e-bulten-28.03.2022-03.04.2022-No-348.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 15.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[2] İhsan Bakar, “Jeopolitik Yaklaşımlar Çerçevesinde, Soğuk Savaş Sonrası Dönemde Türk-Rus Yönelişleri”, T.C. Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Anabilim Dalı Uluslararası İlişkiler Bilim Dalı, Doktora Tezi, İstanbul, 2006. </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[3] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Türk Devletleri Teşkilatı Politikası”, https://www.mfa.gov.tr/turk-devletleri-teskilati.tr.mfa⁠ (Erişim Tarihi: 15.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[4] M. Seyfettin Erol ve Mehmet Şahin, “Bağımsızlıklarının 20. Yılında Orta Asya ve Kafkasya’daki Türk Cumhuriyetlerinin Entegrasyon Süreci (1991 – 2011)”, Karadeniz Araştırmaları, Bahar 2013, S.: 37, ss.: 111-136. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/105791" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/105791</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 15.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[5] “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi’nin Kurulmasına Dair Nahçıvan Anlaşması”, </span></span><a href="https://turkicstates.org/u/d/basic-documents-tr/Nahcivan_Anlasmasi_Turkce_20140417_193951.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/u/d/basic-documents-tr/Nahcivan_Anlasmasi_Turkce_20140417_193951.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[6] Hasan Kanbolat, “Türk Dili Konuşan Ülkeler İşbirliği Konseyi Zirvesi”, ORSAM, 19.10.2011. http://orsam.org.tr/yayinlar/turk-dili-konusan-ulkeler-isbirligi-konseyi-zirvesi/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[7] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, </span></span><a href="https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[8] Ömer Faruk Karaman, “Türk Dünyasında Dijital Entegrasyon Arayışı: TDT Zirvesi Ne Vadediyor?”, AA, 15.05.2026. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turk-dunyasinda-dijital-entegrasyon-arayisi-tdt-zirvesi-ne-vadediyor/3938363" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/analiz/turk-dunyasinda-dijital-entegrasyon-arayisi-tdt-zirvesi-ne-vadediyor/3938363</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[9] Official Website of the President of the Republic of Azerbaijan, “Ilham Aliyev Addressed The Nation”, 10 November 2020. </span></span><a href="https://president.az/en/articles/view/45924/print" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://president.az/en/articles/view/45924/print</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[10] UTİKAD, “Çin Avrupa Ticaretinde Türkiye Merkezli Orta Koridor Seçeneğini Güçlendiriyor”, 29.06.2026. </span></span><a href="https://www.utikad.org.tr/Detay/Sektor-Haberleri/41851/cin-avrupa-ticaretinde-turkiye-merkezli-orta-koridor-secenegini-guclendiriyor" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.utikad.org.tr/Detay/Sektor-Haberleri/41851/cin-avrupa-ticaretinde-turkiye-merkezli-orta-koridor-secenegini-guclendiriyor</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026) </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[11] Güray Alpar, “Hint-Pasifik Bölgesi ve ABD’nin Hint-Pasifik Strateji Belgesinin Şifreleri”, 17.04.2022. </span></span><a href="https://www.sde.org.tr/hint-pasifik-bolgesi-ve-abdnin-hint-pasifik-strateji-belgesinin-sifreleri-konu-325" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.sde.org.tr/hint-pasifik-bolgesi-ve-abdnin-hint-pasifik-strateji-belgesinin-sifreleri-konu-325</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026) </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[12] Selçuk Kılınç, “Türk Dünyası Dayanışmasının Tarihsel Sürekliliği: 1920’lerden Türk Devletleri Teşkilatı’na”, Uluslararası Türk Dünyası Araştırmaları Dergisi, Y.: 2026, C.-S.: 9(1) ss: 105-124. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5356483" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/5356483</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[13] Özge Emine Özçelik, “Türk Devletleri Teşkilatı: Türk Dünyasının Kurumsallaşması Yorum No : 2026 / 65”, AVİM, 12.06.2026. </span></span><a href="https://avim.org.tr/tr/Yorum/TURK-DEVLETLERI-TESKILATI-TURK-DUNYASININ-KURUMSALLASMASI" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://avim.org.tr/tr/Yorum/TURK-DEVLETLERI-TESKILATI-TURK-DUNYASININ-KURUMSALLASMASI</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">. (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[14] T.C. Millî Eğitim Bakanlığı, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli Ortak Metni Öğretim Programları Ortak Metni 2025”, </span></span><a href="https://tymm.meb.gov.tr/ortak-metin" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://tymm.meb.gov.tr/ortak-metin</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[15] BİA Net Haber Merkezi, “MEB, Müfredatta Orta Asya’yı Neden “Türkistan” Olarak Değiştiriyor?”, 15.10.2024. </span></span><a href="https://bianet.org/haber/meb-mufredatta-orta-asya-yi-neden-turkistan-olarak-degistiriyor-300726" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://bianet.org/haber/meb-mufredatta-orta-asya-yi-neden-turkistan-olarak-degistiriyor-300726</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[16] Alper Şaşmaz, “Bakan Tekin: Orta Asya Kavramı Yerine ‘Türkistan’ Kavramını Müfredata Ekledik”, AA, 18.11.2025. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/egitim/bakan-tekin-orta-asya-kavrami-yerine-turkistan-kavramini-mufredata-ekledik/3746939" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/egitim/bakan-tekin-orta-asya-kavrami-yerine-turkistan-kavramini-mufredata-ekledik/3746939</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[17] Esma Özdaşlı, “İkinci Karabağ Savaşı’nın Türk Dünyasının Bütünleşme (Entegrasyon) Sürecine Etkileri”, Vizyoner Dergisi, Süleyman Demirel Üniversitesi Vizyoner Dergisi, Y.: 2025, C.: 16, S.: 48, ss. 1142-1155. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4677801" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4677801</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 21.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[18] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Devletleri Teşkilatı’nın 12. Zirvesi Gebele’de Gerçekleştirildi”, 07.10.2025. </span></span><a href="https://turkicstates.org/tr/haber/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/tr/haber/the-12th-summit-of-the-organization-of-turkic-states-convened-in-gabala-azerbaijan</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 21.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[19] Mehmet Koç, “GÖRÜŞ - İran Zengezur Koridoru’na Neden Karşı?”, AA, 27.09.2023. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-iran-zengezur-koridoruna-neden-karsi/3001011" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/analiz/gorus-iran-zengezur-koridoruna-neden-karsi/3001011</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 21.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[20] Pınar Demir, “Zengezur’un Doğu-Batı Ekonomik Koridorundaki Önemi”, XII. Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, 21-23 Mayıs 2025 / Niğde. </span></span><a href="https://www.utudas.org/Makaleler/981278040_XII.%202.%2047.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.utudas.org/Makaleler/981278040_XII.%202.%2047.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 22.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[21] Emirhan Yılmaz, “Türkiye, Zengezur Koridoru’nun Açılmasıyla Küresel Tedarik Zincirlerinde Merkez Olabilir”, AA, 15.08.2025. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-zengezur-koridorunun-acilmasiyla-kuresel-tedarik-zincirlerinde-merkez-olabilir/3660256" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/turkiye-zengezur-koridorunun-acilmasiyla-kuresel-tedarik-zincirlerinde-merkez-olabilir/3660256</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[22] BBC News Türkçe, “Zengezur Koridoru Hakkında Neler Biliniyor?”, 08.08.2025. </span></span><a href="https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yp2kw3142o" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.bbc.com/turkce/articles/c5yp2kw3142o</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[23] Sibel Morrow, “Orta Koridor Türkiye’yi Avrasya Ticaretinin Merkezine Taşıyor”, AA, 11.12.2025. </span></span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/orta-koridor-turkiyeyi-avrasya-ticaretinin-merkezine-tasiyor/3768157" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.aa.com.tr/tr/ekonomi/orta-koridor-turkiyeyi-avrasya-ticaretinin-merkezine-tasiyor/3768157</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026) </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[24] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru 2030’a Kadar Hacmi Üçe Katlamak ve Seyahat Süresini Yarıya İndirmek İçin Politikalar ve Yatırımlar”, Kasım 2023. </span></span><a href="https://openknowledge.worldbank.org/server/api/core/bitstreams/fbf984be-fa85-4adb-9f62-0f9169d2078b/content" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://openknowledge.worldbank.org/server/api/core/bitstreams/fbf984be-fa85-4adb-9f62-0f9169d2078b/content</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[25] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru…” </span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[26] CNN Türk, “Dünya Bankası’ndan Türkiye’ye Rekor Proje Desteği”, 15.04.2026. </span></span><a href="https://www.cnnturk.com/ekonomi/dunya-bankasindan-turkiyeye-rekor-proje-destegi-2417073" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.cnnturk.com/ekonomi/dunya-bankasindan-turkiyeye-rekor-proje-destegi-2417073</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[27] T.C. Dışişleri Bakanlığı, “Türkiye’nin Bağlantısallığı ve Çok Taraflı Ulaştırma Politikası”, t.y. </span></span><a href="https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-cok-tarafli-ulastirma-politikasi.tr.mfa" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.mfa.gov.tr/turkiye_nin-cok-tarafli-ulastirma-politikasi.tr.mfa</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[28] Ramazan Aslan, “Türk Devletleri Teşkilatı’nın Avrasya’da Artan Önemi: Ekonomi Politik Açıdan Bir Değerlendirme”, Türk Devletleri Teşkilatı (Dünü, Bugünü, Yarını) Özel Sayısı: e96–120, 2025. http://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4451713 (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[29] turkicstates.org, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu”, t.y. </span></span><a href="https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/u/d/news/5-ek--turk-dunyasi-2040-vizyonu.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[30] Doğanay Yılmaz, “Türkiye’nin Enerji Politikası ve Altyapısı Bağlamında Enerji Hub Potansiyeli”, Ulusal Strateji Araştırmaları Merkezi ULUSAM, Türkiye Politik Çalışmalar Dergisi, C.:1, S.:1, ss.33-48, Y.: 2021. </span></span><a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2286078" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/2286078</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[31] Çiğdem Şahin, “Türk Dünyası 2040 Vizyonu Öncesi ve Sonrasında TDT Enerji İş Birliği”, XII. Uluslararası Türk Dünyası Sempozyumu, 21-23 Mayıs 2025 / Niğde. </span></span><a href="https://www.utudas.org/Makaleler/211945134_XII.%202.%2089.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.utudas.org/Makaleler/211945134_XII.%202.%2089.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[32] Kırım Haber Ajansı QHA, “Kırgızistan’da Türk Devletleri Teşkilatı Yapay Zekâ Forumu Gerçekleştirildi”, 11.10.2024. </span></span><a href="https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/kirgizistan-da-turk-devletleri-teskilati-yapay-zeka-forumu-gerceklestirildi-496146" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.qha.com.tr/turk-dunyasi/kirgizistan-da-turk-devletleri-teskilati-yapay-zeka-forumu-gerceklestirildi-496146</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[33] TÜRKSOY, “Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmî Zirvesi Türkistan’da Düzenlendi”, 16.05.2026. </span></span><a href="https://www.turksoy.org/haberler/turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirvesi-turkistanda-duzenlendi" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.turksoy.org/haberler/turk-devletleri-teskilati-gayriresmi-zirvesi-turkistanda-duzenlendi</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[34] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Yatırım Fonu”, t.y. </span></span><a href="https://turkicstates.org/tr/partner-detay/turk-yatirim-fonu" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/tr/partner-detay/turk-yatirim-fonu</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[35] 13.12.2023 tarih ve 32398 Resmî Gazete. </span></span><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231213-2.pdf" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2023/12/20231213-2.pdf</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[36] Ferhat Pirinççi, “Şuşa Beyannamesi’nin Anlamı”, SETA, 19.06.2021. </span></span><a href="https://www.setav.org/Susa-Beyannamesinin-Anlami" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://www.setav.org/Susa-Beyannamesinin-Anlami</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">, (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[37] Türk Devletleri Teşkilatı, “Türk Devletleri Teşkilatı Gayriresmi Zirvesi Budapeşte Bildirisi”, 21.05.2025. </span></span><a href="https://turkicstates.org/tr/haber/budapest-declaration-of-the-informal-summit-of-the-organization-of-turkic-states" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://turkicstates.org/tr/haber/budapest-declaration-of-the-informal-summit-of-the-organization-of-turkic-states</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[38] Aleksandr Sotniçenko, “Türk Devletleri Teşkilatı Rusya, Çin ve İran’ı da Kapsamalı”, (Röportajı yapan Işıkgün Akfırat). BRIQ Kuşak ve Yol Girişimi Dergisi, C.: 5, S.: 4, ss. 398-403. </span></span><a href="https://briqjournal.com/turk-devletleri-teskilati-rusya-cin-ve-irani-da-kapsamali" style="color:#0563c1; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">https://briqjournal.com/turk-devletleri-teskilati-rusya-cin-ve-irani-da-kapsamali</span></span></a><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black"> (Erişim Tarihi: 23.07.2026)</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[39] Sotniçenko, “Türk Devletleri Teşkilatı Rusya, Çin ve İran’ı da Kapsamalı”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[40] UTİKAD, “Çin Avrupa Ticaretinde Türkiye Merkezli Orta Koridor Seçeneğini Güçlendiriyor”</span></span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt"><span style="color:black">[41] World Bank Group, “Orta Ticaret ve Taşıma Koridoru…”</span></span></span></span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 24 Jul 2026 08:31:50 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>GÖZLERİM İŞKENCEYE SOKULURKEN GÖR BENİ</title>
                <category>Nursel Cengiz Seçer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/gozlerim-iskenceye-sokulurken-gor-beni-7905</link>
                <author>nurselcengiz@mailyok.com (Nursel Cengiz Seçer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/gozlerim-iskenceye-sokulurken-gor-beni-7905</guid>
                <description><![CDATA[GÖZLERİM İŞKENCEYE SOKULURKEN GÖR BENİ]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">GÖZLERİM İŞKENCEYE SOKULURKEN GÖR BENİ</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yürürken adım adım, sevdamın hedefine<br />
Düşlerin önüne set, çekilirken gör beni<br />
Umutlarım kalınca, bahtımın insafına<br />
Çaresiz, başım öne, bükülürken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Karşılık görmeyince, ellerimle imdadım<br />
Yerle yeksan olunca, akla ziyan heybetim<br />
Gücüm aciz kalınca, kesilince süratim<br />
Engeller yollarıma, dikilirken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Felek galip gelse de, kaşlarımı gerişte<br />
Zerrece ödün vermem, aşka layık duruşta<br />
Değiştirmem imkansız, elimde değil işte<br />
Gariplikten yüreğim, burkulurken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bağlarken yollarımı verdiğim şeref sözü<br />
Hüzne nokta koymada, yetmiyor aklın izi<br />
Beşik kertmesi gibi, gamların gülen yüzü<br />
Peşime gölge gibi, takılırken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Talihsizlik canımı, peşinden sürüyünce<br />
Umutlar birer birer, meçhule yürüyünce<br />
Bulutlar cemalimi lebalep bürüyünce<br />
Gözlerim işkenceye sokulurken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayallerim biterken, yürüdüğüm her izde<br />
Kesilince takatim, kalmayınca güç dizde<br />
Alabora olunca, aşk gemisi denizde<br />
Umudum temelinden, sökülürken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İnsafa gelmeyince, malum gönül hırsızı<br />
Canıma yüklenmede, bitmeyince arzusu<br />
Ne yapsam dinmeyince, sol yanımın sızısı<br />
Gözyaşlarım yanağa, dökülürken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Değişmeyince durum, ha bugün, ha yarında<br />
Umutlar tükenirken, ikindi sularında<br />
Gönlümün tadı, tuzu olmayınca yerinde<br />
Taşıdığım emanet, sıkılırken gör beni</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dostları anmayınca, unutunca adını<br />
Mahşere bırakınca, düşünce muradını<br />
Duymayınca hiç kimse, Nurseli feryadını<br />
Yalan dünya üstüme, yıkılırken gör beni</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">NURSELİ – Nursel SEÇER</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 16:58:22 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2024/05/nursel-cengiz-secer-1715152940.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>100 KİŞİLİK DÜĞÜN...</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/100-kisilik-dugun-7904</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/100-kisilik-dugun-7904</guid>
                <description><![CDATA[100 KİŞİLİK DÜĞÜN...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">100 KİŞİLİK DÜĞÜN...&nbsp;</span></strong></h3>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">1 MİLYON İZLENEBİLİR</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Davetiye basılır. Kartvizitle davet gönderilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Yakınlar gelsin" denir. Salonun kapısı kapatılır.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama en büyük kapı açık unutulabilir: Telefon ekranı.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düğün başlar. Birileri canlı yayın açabilir. Birileri story paylaşabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Birileri sahneden video çekebilir. Birileri şarkı söylerken kendini kaydedebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlar haktır. Emeği göstermektir. Yeter ki kadraj sadece kendine tutulsun.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Arka planda eğlenen, oynayan, oturan kimse görüntüye girmesin.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Masalar çekilebilir. Çiçekler, kıyafetler, ayakkabılar kaydedilebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğlenirken arka planda oynayan çocuklar, kadınların kıyafetleri kadraja girebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Telefonu eline alan herkes yayıncı olabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">100 kişilik bir düğün, internette 1 milyon kişi tarafından izlenebilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Peki sonra ne olabilir?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O 10 saniyelik görüntü alınabilir. Sesi kısılabilir. Üstüne başka müzik eklenebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuğun yüzü yakınlaştırılabilir. Bir kadının kıyafeti kırpılabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Alay konusu yapılabilir. Ticari amaçla kullanılabilir. Kötü niyetle paylaşılabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tehdit için saklanabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O an bir geceliktir. Ama internete düşen görüntü yıllarca kalabilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Silinmeyebilir. Geri alınamayabilir. "Keşke" demeye yer kalmayabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulmasın. Yapılan her paylaşım, o davetiyeyi tüm dünyaya göndermektir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğlenmek, hatıra biriktirmek güzeldir. Ama paylaşmadan önce iki saniye durup düşünmek gerekir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kendi arkadaşını çekerken arka planda bir çocuğun yüzü var mı?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir hanımın özel kıyafeti görünüyor mu?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir ailenin mahrem anı kayda giriyor mu?&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Giriyorsa paylaşmamak, izin istemek, ya da sadece kendine saklamak en doğrusudur.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocukların yüzü, kadınların kıyafeti, ailenin özel günü sosyal medya malzemesi değildir. Emanettir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Düğünler düğünde güzeldir. Alkışlar salonda yankılandığında kıymetlidir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hatıralar gözde kaldığında berekettir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">En büyük davetiye, farkında olmadan kendi elimizle gönderilebilir.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu yüzden dikkat etmek lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Paylaşmadan önce düşünmek lazım.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir iki saniyelik kareler, yıllarca süren pişmanlığa sebep olabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mahremiyete sahip çıkmak, o geceye verilen en büyük değerdir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 13:56:45 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>İNSANIN “HAYIR” ve “ŞER” İLE İMTİHANI</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/insanin-hayir-ve-ser-ile-imtihani-7903</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/insanin-hayir-ve-ser-ile-imtihani-7903</guid>
                <description><![CDATA[İNSANIN “HAYIR” ve “ŞER” İLE İMTİHANI]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İNSANIN “HAYIR” ve “ŞER” İLE İMTİHANI</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Allahın sevdiği razı olduğu, hoşnut olduğu iyi, güzel. temiz, faydalı ve helal olan şeylere “Hayır” denir. Allahın sevmediği, razı olmadığı kötü, çirkin, zararlı ve haram olan şeylere de “Şer ” denir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayrı da Şerri de yaratan Allah’tır. Ancak, Allah hayrı, yani iyi ve güzel olan şeyleri razı olarak yaratır. Şerri, yani kötülükleri ve haramları ise insanlar ona yöneldiği için ve onu işledikleri için yaratır. Rabbimizin hayra/iyiye rızası vardır, ama Şerre/kötülüğe rızası yoktur. Allah Kur’anda: “O Allah, hanginizin daha güzel şeyler/işler yapacağını sınamak için ölümü ve hayatı yaratandır.” (Mülk-2) buyurduğu gibi Hayır ve Şer insanlar için bir imtihandır. Bu bağlamda kişinin Hayır ve Şer olarak yaptığı her şey onun lehine veya aleyhine olarak kendisine mükafat ve ceza/azab olarak geri döner. Bunu unutmayın! Ya bu dünyada döner, ya da âhirette. Veya tamamı ahirete ertelenebilir. Bu, Rabbimiz Allahın takdirindedir. Ve Rabbimiz Allah bu konuda Kur’anda: şöyle buyurur: “Kim iyi bir iş yaparsa bu kendi lehinedir. Kim de kötü/şer bir iş yaparsa o da kendi aleyhinedir. Senin Rabbin kullarına asla zulmedici değildir.” (Fussılet-46) Ve Rabbimiz Allah, insanlar hayrı ve şerri birbirinden ayırt etsinler ve daima hayra, iyiye yönelsinler diye onlara akıl, ilim ve irade vermiştir, Kitap ve peygamber göndermiştir. Durum böyleyken, insanların pekçoğu her türlü kötülüğü ve haram olan şeyleri yapmaktan çekinmezler. Biliniz ki, geçmişte de günümüzde insanların başına gelen her türlü belâ ve musîbetler; insanların kendi elleriyle yaptıkları yanlışlar ve kötülükler nedeniyledir. İşte, arz ve semada meydana gelen yangınlar, sel felaketleri, kıtlıklar, açlıklar, kuraklıklar, ekonomik sıkıntılar, kavgalar, zorbalıklar, zulümler, cinayetler, tacizler, tecavüzler psikolojik bunalımlar, bulaşıcı hastalıklar gibi kötülükler; insanların Şerre, kötülüklere Haramlara yönelmelerinin sonucudur. Zîra Allah Kur’anda şöyle buyurur: “Başınıza gelen her türlü felaket, kendi ellerinizle yaptıklarınız (yanlışlar) yüzündendir. O, yine de çoğunu affeder” (Şura-30) “İnsanların kendi elleriyle işledikleri kötülükler yüzünden Kara’da ve Deniz’de düzen bozulur. Allah yaptıklarının bir kısmını onlara tattırır ki, belki yaptıkları yanlıştan dönerler.” (Rum-41)</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Yüce Allah Kur’anda: “Kim zerre kadar bir iyilik yapmışsa karşılığını mutlaka (mükafat) olarak görür, kim de zerre kadar bir kötülük yapmışsı o da karşılığını mutlaka (azab) olarak görür.” (zilzal -7,8) buyurduğu gibi Hayır ve Şer konusunda insan; kendi iradesiyle yaptıklarından veya sebep olduklarından sorumludur. İşlenen hayır ve Şer bazen sözle olur, bazen fiille, eylemle, davranışla olur. Karşılığını da mükafat veya azab olarak görür. Mesela, sahibinden izinsiz olarak her hangi bir şeyi alan kimse hırsızlık yapmıştır. Hırsızlık Allahın hoş görmediği ve haram kıldığı bir şerdir, yani kötülüktür. O eylemi yapan kişi ondan sorumludur ve karşılığını da ceza ve azab olarak görür. Veya bir kimse aç olan bir insanı doyurursa, bu da Allah katında bir hayır’dır, iyiliktir ve Allah katında karşılığı da rahmet ve mükafattır.. Meselâ; sözle küçük bir selamlaşma bile bir hayırdır, iyiliktir. Veya sözle incitici bir hakaret de şerdir, kötülük.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Hayır ve Şer konusunda insanların yanıldıkları bir husus da şudur: İnsanlar kendilerine isabet eden iyilikler konusunda çoğu kez şükretmeyi pek düşünmezler. Ama, başlarına kötü bir şey geldiği zaman da haddi aşarlar ve; “Şerler, kötülükler ve dertler hep beni buluyor,” derler, Allaha bühtanda bulunurlar, Allahın takdirine rıza göstermezler, şükrü, tevekkelü ve sabrı unuturlar. İlahi imtihanı unuturlar! İnsanların başına gelen bir çok kötülük ve felakette o felaketin fiziki olarak meydana gelmesinde o kişinin açık bir iradesi olmayabilir, ama insanların haddi aşarak yöneldikleri haramlar buna sebep olmuş olabilir. Mü’min buna da çok dikkat etmeli. Rabbimiz Allah Kur’anda: “Andolsun ki, biraz korku ve açlıkla, bir de mallardan, canlardan ve ürünlerden eksilterek sizi deneriz. Sen sabredenleri müjdele.” (Bakara-155) buyurduğu gibi Rabbimiz Allah bazen de kullarının Allaha karşı iman ve takvasını sınamak ve insanlara ders vermek için bazı olumsuzlukarı kullarına tattırır.. Ve yine Rabbimiz Allah başka bir ayette: “.... Bazen sizin “Şer/kötü” olarak gördüğünüz şey, sizin için “Hayır” dır. Ve bazen de “Hayır/iyi” gibi gördüğünüz şey sizin için bir “Şer” dir. Allah onu bilir ama siz bilemezsiniz.” (Bakara-216) buyurduğu gibi başımıza gelen bazı iyi ve kötü olaylarda mutlaka bizler için ders alacak bir hayır yönü vardır. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu nedenle başımıza gelen her kötü olay için karamsar ve isyankar olmamalıyız ve Rabbimizin yarattığı her şeyde bizim için bir hayır/iyilik olabileceğini ve ondan alınması gereken bir ders olduğunu bilmeliyiz ve onlardan ders alarak, Rabbimiz Allaha karşı iman ve takvamızı bozmadan, her zaman şerden/haramlardan uzak durmalıyız ve her zaman hayra, iyiye ve salih amellere yönelmeliyiz.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bu, en güzel davranıştır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 21 Jul 2026 09:00:23 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>ARŞI DELEN BİR ÇIĞLIK: UMUT</title>
                <category>Sucan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/arsi-delen-bir-ciglik-umut-7902</link>
                <author>tunameuro@gmail.com (Sucan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/arsi-delen-bir-ciglik-umut-7902</guid>
                <description><![CDATA[ARŞI DELEN BİR ÇIĞLIK: UMUT]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">ARŞI DELEN BİR ÇIĞLIK: UMUT</span></strong></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Konteynerdi evleri.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Biri eski, biri yeni.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Müddet doldu diye yeni bir hayata taşınacaklardı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Kutular toplandı, eşyalar sarıldı. Adres değişti ama çocukluk değişmedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut'un değişmeyen tek şeyi vardı: arkadaşları.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eski konteyner kentte bıraktığı gülüşleri.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneciğim ne olur, dedi. Son defa göreyim onları.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annesi elinden tuttu. "Tamam oğlum" dedi. "Gidelim."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yola çıkarken annesine baktı. Küçük elleriyle eteğini tuttu ve fısıldadı:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Ömrüm gelince ben sana yardım ederim anne."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gittiler. Toprak kokan avluya.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Top oynadılar. Koştular. Adı gibi Umut saçtılar etrafa.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra top yola kaçtı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut peşinden gitti.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bir anda oldu. Bir fren sesi. Bir sessizlik.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra... sonra çığlıklar koptu.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Öyle bir çığlık ki arşı deldi, gökyüzüne kadar ulaştı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annenin çığlığı, babanın çığlığı birbirine karıştı.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Polis bile ayıramadı anneyi Umut'un üzerinden.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sarılmıştı. Bırakmadı. "Oğlum" dedi sadece. Bin kere "oğlum" dedi.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Şimdi iki konteyner kent arasında bir boşluk var.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O boşlukta bir top yuvarlanıyor hala.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve o boşlukta bir isim yankılanıyor: Umut.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annenin son dileği kaldı geriye:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Keşke ömrün yetseydi de bana yanımda olsaydın yavrum..."</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Anneler, babalar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dayılar, ablalar...&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sonra hepimiz.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çocuklar hepimizin.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut bizim de evladımızdı.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onun topu bizim sokağımıza da kaçabilir.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onun "son defa"sı bizim kapımızı da çalabilir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">O yüzden lütfen.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Özellikle yerleşim alanlarında arabalar yavaşlasın.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Daha dikkatli gidelim.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Gözlerimiz yolda, gönlümüz çocukta olsun.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">"Sonra bakarım" demeden önce bir kez daha sarılalım.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Çünkü bazı "son defa"lar bir daha gelmiyor.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Umut ömrü yetmedi annesine yardım etmeye.&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ama Umut bize bir şey bıraktı:&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dikkat etmeyi, yavaşlamayı, sarılmayı.&nbsp;</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Mekânın cennet olsun Umut yavrum.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sen şimdi bir meleksin.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cennette yerin en güzel köşede olsun.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Annenin duası kanat olsun sana.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizim duamız da yol olsun sana.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Adın gibi umut oldun bize.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ömrü yetmeyen çocuklar, kalanların ömrüne ömür katsın artık.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Ve Rabbim, hiçbir anneyi evladıyla sınama.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bütün çocuklarımızı görünür görünmez kazalardan, kötülüklerden koru.&nbsp;&nbsp;</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Onların gülüşlerini sol yanımıza emanet et.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bizleri de onlara layık anne, baba, insan eyle.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:39:39 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2019/11/sucan-1574190554.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Meloni Dönemi İtalya’sı, Roma Mirası ve Türkiye Merkezli Jeopolitik Tartışmalar</title>
                <category>İsmail Cingöz</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/meloni-donemi-italyasi-roma-mirasi-ve-turkiye-merkezli-jeopolitik-tartismalar-7901</link>
                <author>cingozismail01@gmail.com (İsmail Cingöz)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/meloni-donemi-italyasi-roma-mirasi-ve-turkiye-merkezli-jeopolitik-tartismalar-7901</guid>
                <description><![CDATA[Meloni Dönemi İtalya’sı, Roma Mirası ve Türkiye Merkezli Jeopolitik Tartışmalar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:16.0pt">Meloni Dönemi İtalya’sı, Roma Mirası ve Türkiye Merkezli Jeopolitik Tartışmalar</span></strong></span></span></p>

<p style="text-align:center">&nbsp;</p>

<p style="text-align:center"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><strong><span style="font-size:12.0pt">İsmail CİNGÖZ</span></strong></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Özet</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma, Giorgia Meloni döneminde İtalya’nın Akdeniz ve Afrika merkezli dış politika anlayışını, Roma mirası ekseninde gelişen tarihsel ve jeopolitik tartışmalar çerçevesinde incelemektedir. Araştırmada, Meloni hükümetinin uygulamaya koyduğu Mattei Planı, enerji güvenliği, göç yönetimi ve Akdeniz stratejisi değerlendirilirken, bu politikaların klasik anlamda bir “Yeni Roma İmparatorluğu” projesi olarak nitelendirilemeyeceği; daha çok tarihsel hafıza ile güncel güç ve nüfuz arayışları arasında kurulan sembolik ve jeopolitik bir yaklaşımı yansıttığı ortaya konulmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Çalışmada Roma mirasının Roma ve Konstantinopolis üzerinden gelişen tarihsel sürekliliği ele alınmakta; 325 İznik Konsili, 1054 Büyük Ayrılık, 1204 Latin İşgali ve 1453 İstanbul’un fethi gibi kritik dönüm noktalarının günümüz dinî ve jeopolitik tartışmalarına etkileri değerlendirilmektedir. Ayrıca Moskova’nın “Üçüncü Roma” söylemi, Ukrayna Ortodoks Kilisesi’nin otosefali süreci, Fener Rum Patrikhanesi ile Rus Ortodoks Kilisesi arasındaki rekabet ve Heybeliada Ruhban Okulu tartışmaları, dinî kurumların uluslararası siyaset ve yumuşak güç politikalarıyla kesişen yönleri bakımından analiz edilmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Makale, Fatih Sultan Mehmet’in “Kayser-i Rûm” unvanını kullanmasının Osmanlı Devleti’nin evrensel hükümdarlık anlayışı içerisindeki yerini değerlendirmekte; İstanbul’un tarihsel mirası ile Ankara’nın modern devlet aklını birlikte ele alarak Türkiye’nin Akdeniz, Karadeniz, Balkanlar, Kafkasya, Orta Doğu ve Afrika’daki çok boyutlu jeopolitik konumunu analiz etmektedir. Sonuç olarak çalışma, günümüzde temel rekabetin yeni bir imparatorluk inşasından ziyade tarihsel hafıza, enerji güvenliği, dinî merkezler, ulaşım koridorları ve bölgesel güç dengeleri üzerinden şekillendiğini ortaya koymaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Anahtar Kelimeler: Giorgia Meloni, Roma mirası, Konstantinopolis, Mattei Planı, Akdeniz jeopolitiği, Fatih Sultan Mehmet, Kayser-i Rûm, Ukrayna Ortodoks Kilisesi, Heybeliada Ruhban Okulu, Türkiye.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Giriş</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Giorgia Meloni’nin Ekim 2022’de İtalya Başbakanlığı görevini üstlenmesi, İtalyan iç siyasetinin yanı sıra Avrupa Birliği (AB), NATO, Akdeniz ve Afrika politikaları açısından da yeni bir dönemin başlangıcı olmuştur. Millî kimlik, egemenlik, muhafazakârlık ve Avrupa medeniyeti kavramlarını siyasal söyleminin merkezine yerleştiren Meloni yönetimi, İtalya’nın Avrupa içindeki ağırlığını artırmaya ve ülkeyi Akdeniz ile Afrika arasında önemli bir enerji, ticaret ve güvenlik merkezi hâline getirmeye çalışmaktadır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İtalya’nın Akdeniz ve Afrika açılımı, bazı siyasi ve entelektüel yorumlarda ülkenin tarihsel Akdeniz kimliğini yeniden öne çıkaran bir güç arayışı şeklinde değerlendirilmektedir.[1] Ancak Meloni hükümetinin resmî belgelerinde klasik anlamda yeni bir Roma İmparatorluğu kurma hedefi bulunmamaktadır. Bu çalışmada “Yeni Roma” kavramı, somut bir imparatorluk projesini değil; İtalya’nın tarihsel hafızası, millî kimlik anlayışı ve güncel Akdeniz stratejisi arasında kurulan sembolik ve jeopolitik ilişkiyi ifade etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirası Türkiye açısından ayrıca önemlidir. Konstantinopolis, bugünkü adıyla İstanbul, Roma İmparatorluğu’nun doğudaki başkenti olarak yaklaşık bin yıl boyunca bu siyasi geleneğin merkezinde yer almıştır. İstanbul’un 1453’te Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesi ve Osmanlı yönetiminin şehir üzerinden geliştirdiği evrensel hükümdarlık anlayışı, Roma mirasının yeni bir siyasi düzen içinde yorumlanmasına imkân vermiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma ile Konstantinopolis arasındaki tarihsel rekabet, Katolik ve Ortodoks kiliseleri arasındaki ayrışmayı da şekillendirmiş; Moskova’nın daha sonraki yüzyıllarda kendisini “Üçüncü Roma” olarak konumlandırmasıyla miras tartışması yeni bir boyut kazanmıştır. Ukrayna Kilisesi’nin otosefali (bir Ortodoks kilisesinin başka bir kiliseye bağlı olmaksızın kendi kendini yönetmesi; kilise bağımsızlığı) süreci, Moskova ile Fener Rum Patrikhanesi arasındaki gerilim ve Heybeliada Ruhban Okulu tartışmaları, dinî merkezlerin güncel jeopolitik rekabetlerden bütünüyle bağımsız olmadığını göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu çalışma; Meloni döneminde İtalya’nın Akdeniz ve Afrika politikalarını, Roma mirasının Roma ve İstanbul merkezli tarihsel boyutlarını, Katolik-Ortodoks ayrışmasını, Ukrayna Kilisesi ve Heybeliada Ruhban Okulu tartışmalarını, Fatih Sultan Mehmet’in “Kayser-i Rûm” unvanını ve Türkiye’nin güncel jeopolitik konumunu ortak bir çerçevede değerlendirmeyi amaçlamaktadır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Roma Mirasının İki Tarihsel Merkezi: Roma ve Konstantinopolis</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma İmparatorluğu yalnızca bugünkü İtalya’nın başkenti Roma’dan yönetilen bir siyasi yapı olarak kalmamıştır. İmparator I. Konstantin’in Konstantinopolis’i 330 yılında imparatorluğun yeni merkezi hâline getirmesiyle Roma siyasal geleneğinin ağırlık merkezi doğuya kaymıştır.[2] İmparatorluğun 395 yılında doğu ve batı olarak ikiye ayrılmasının ardından Roma, Batı Roma’nın; Konstantinopolis ise Doğu Roma’nın merkezi olmuştur.[3]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Batı Roma İmparatorluğu’nun 476 yılında sona ermesinden sonra Roma’nın evrensellik iddiası büyük ölçüde Papalık ve Katolik Kilisesi üzerinden sürmüştür. Konstantinopolis merkezli Doğu Roma İmparatorluğu ise 1453 yılına kadar varlığını korumuştur.[4] Bu süreç, Roma mirasının iki temel merkez üzerinden şekillendiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Batı tarih yazımında “Bizans İmparatorluğu” olarak adlandırılan devlet, kendi döneminde bu isimle anılmamıştır. İmparatorluğun vatandaşları devletlerini Roma İmparatorluğu olarak görmüş; kendilerini “Romalılar” anlamına gelen Rhomaioi kavramıyla tanımlamıştır. “Bizans” adı, imparatorluğun yıkılışından sonraki dönemlerde Batılı tarihçiler tarafından yaygınlaştırılmıştır.[5][6][7]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu nedenle İstanbul, yalnızca Doğu Roma’nın başkenti değil; bin yılı aşan siyasi, dinî ve kültürel merkezliğiyle Roma medeniyet geleneğinin başlıca tarihsel taşıyıcılarından biridir. Bununla birlikte Roma ve Konstantinopolis’in temsil ettiği miraslar bütünüyle aynı değildir. Roma, Batı Roma geleneği, Papalık ve Katolik dünyası üzerinden süreklilik kazanırken Konstantinopolis, Doğu Roma devlet geleneğinin, Ortodoks Hristiyanlığın ve daha sonra Osmanlı imparatorluk düzeninin merkezi olmuştur. Roma mirası bu bakımdan tek bir şehrin tekelinde değil, farklı dönemlerde farklı aktörler tarafından yeniden yorumlanan çok katmanlı bir tarihsel birikimdir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Katolik-Ortodoks Ayrışması ve Roma Mirası Üzerindeki Rekabet</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Hristiyanlığın kurumsal yapısının şekillenmesindeki önemli dönüm noktalarından biri, İmparator I. Konstantin’in çağrısıyla 325 yılında İznik’te toplanan Birinci Ekümenik Konsil olmuştur. Konsilde İznik İnanç Bildirgesi’nin temel esasları kabul edilmiş, Ariusçuluk reddedilmiş ve İsa’nın Baba ile aynı özden olduğu anlamına gelen homoousios öğretisi benimsenmiştir. Ayrıca kilise teşkilatına ilişkin bazı düzenlemeler yapılmış ve Paskalya tarihinin ortak esaslara göre belirlenmesi kararlaştırılmıştır. Konsil kararları, Roma imparatorluk otoritesi ile kilise arasındaki ilişkinin kurumsallaşmasında önemli bir aşama oluşturmuştur.[8]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma ile Konstantinopolis arasındaki siyasi ve dinî rekabet, 1054 yılında yaşanan “Büyük Ayrılık” ile kurumsal bir bölünmeye dönüşmüştür.[9] Roma ile Konstantinopolis arasındaki güvensizlik yalnızca teolojik tartışmalarla sınırlı kalmamıştır. Dördüncü Haçlı Seferi sırasında Haçlı ordularının 1204 yılında Konstantinopolis’i işgal etmesi, şehirde büyük bir yıkıma ve kültürel yağmaya yol açmıştır. Kiliseler, saraylar ve çeşitli kültür varlıkları yağmalanmış; çok sayıda dinî eser Batı Avrupa’ya taşınmıştır. İşgalin ardından Latin İmparatorluğu’nun kurulması, 1054’te kurumsal hâle gelen Katolik-Ortodoks ayrılığını daha da derinleştirmiş ve iki Hristiyan dünyası arasındaki güvensizliğin kalıcılaşmasına neden olmuştur.[10]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Büyük Ayrılık yalnızca teolojik anlaşmazlıkların sonucu değildir. Papalığın bütün Hristiyan dünyası üzerindeki üstünlük iddiası, Fener Rum Patrikhanesi’nin konumu, kilise yönetimi, imparatorluk otoritesi ve Doğu-Batı rekabeti de bölünmenin temel nedenleri arasındadır.[11] Bu yönüyle 1054 ayrılığı dinî olduğu kadar siyasi bir gelişmedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fener Rum Patrikhanesi, Doğu Roma’nın başkentinde bulunmasının sağladığı tarihsel öncelik nedeniyle Ortodoks dünyasında özel bir konum kazanmıştır. Ancak Ortodoks kilise düzeni, Katolik dünyasındaki gibi tek merkezden yönetilmez. Otosefal kiliseler kendi idari bağımsızlıklarına sahip olmakla birlikte Fener Rum Patriği geleneksel olarak “eşitler arasında birinci” kabul edilmektedir.[12][13][14]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Konstantinopolis’in 1453’te Osmanlı hâkimiyetine girmesinden sonra Moskova’daki dinî ve siyasi çevreler Rusya’yı Ortodoks Hristiyanlığın yeni koruyucu merkezi olarak görmeye başlamış; “Üçüncü Roma” düşüncesi Rus siyasi ve dinî geleneğinde etkili bir meşruiyet söylemine dönüşmüştür. Böylece Roma mirası üzerindeki sembolik rekabet üç merkezli bir nitelik kazanmıştır: Roma Katolik dünyasını ve Papalığı, İstanbul Doğu Roma mirasını ve tarihsel Ortodoks önceliğini, Moskova ise Rusya’nın Ortodoks dünyadaki liderlik iddiasını temsil etmiştir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzde Vatikan, Fener Rum Patrikhanesi, Rus Ortodoks Kilisesi ve diğer Ortodoks kiliseleri arasındaki ilişkiler yalnızca dinî meselelerle sınırlı değildir. Kiliselerin millî kimliklerin oluşumundaki rolleri ve devletlerle kurdukları ilişkiler, dinî rekabete jeopolitik bir boyut kazandırmaktadır.[15][16] Her dinî faaliyeti devletlerin sınırlarını değiştirmeye yönelik sistematik bir plan olarak görmek de isabetli değildir. Daha doğru yaklaşım, dinî kurumların tarihsel ve sembolik etkilerinin devletlerin yumuşak güç politikalarıyla zaman zaman kesiştiğini kabul etmektir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Ortodoks Dünyasında Yeni Ayrışma: Ukrayna Kilisesi ve Moskova-Fener Rekabeti</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ortodoks dünyasındaki güncel ayrışmanın en önemli kırılma noktalarından biri, Ukrayna’da Moskova Patrikhanesi’nden bağımsız yeni bir kilise yapılanmasının oluşturulması ve tanınmasıdır. Fener Rum Patrikhanesi Kutsal Sinodu (yüksek rütbeli piskoposlar meclisi), 11 Ekim 2018 tarihli toplantısında Ukrayna Kilisesi’ne otosefali verilmesi sürecini sürdürme kararını teyit etmiş; Kiev Metropolitliği üzerinde Moskova Patrikhanesi’ne yetki tanıyan 1686 tarihli düzenlemenin hükümlerini kaldırdığını ve bazı aforoz kararlarını geçersiz saydığını açıklamıştır.[17]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rus Ortodoks Kilisesi bu kararın ardından Fener Rum Patrikhanesi ile dinî ilişkilerini kesmiş; Moskova’ya yakın çevreler süreci Rusya’nın tarihsel ve dinî nüfuzuna yönelik bir müdahale olarak değerlendirmiştir. Bazı din adamları ve yorumcular, Ukrayna’daki kilise bağımsızlığının Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve diğer Batılı güçler tarafından desteklendiğini, hatta Ortodoks dünyasını zayıflatmaya yönelik daha geniş bir stratejinin parçası olduğunu ileri sürmüştür.[18] Ancak bu görüşler doğrulanmış resmî politikalar değil, bazı siyasi ve dinî çevrelerin jeopolitik yorumlarıdır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Kiev Patrikhanesi ile Ukrayna Otosefal Ortodoks Kilisesi’nin temsilcileri, 15 Aralık 2018’de Kiev’de düzenlenen Birleşme Konsili’nde bir araya gelerek Epifaniy’i yeni kilisenin başına seçmiştir. Fener Rum Patriği Bartholomeos’un imzaladığı Tomos’un 6 Ocak 2019’da teslim edilmesiyle Ukrayna Ortodoks Kilisesi’ne resmen otosefali statüsü verilmiştir.[19][20]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bununla birlikte otosefali statüsü tanınan Ukrayna Ortodoks Kilisesi (Orthodox Church of Ukraine–OCU) ile tarihsel olarak Moskova Patrikhanesi’yle bağlantılı Ukrayna Ortodoks Kilisesi (Ukrainian Orthodox Church–UOC), ayrı kurumsal yapılar olarak varlıklarını sürdürmektedir. Dolayısıyla Ukrayna meselesi, tek bir kilisenin Moskova Patrikhanesi’nden ayrılmasından ziyade, aynı ülke sınırları içerisinde tarihsel meşruiyet iddiaları farklı iki büyük Ortodoks yapılanmasının eş zamanlı varlığını sürdürmesi şeklinde ortaya çıkmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ukrayna’ya otosefali verilmesi, Makedonya, Karadağ ve Baltık ülkelerindeki çözülmemiş kilise meselelerini de yeniden gündeme taşımıştır.[21] Ocak 2026’da Rusya Dış İstihbarat Servisi, Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Baltık ülkelerindeki Moskova bağlantılı yapıları Rus Ortodoks Kilisesi’nden uzaklaştırmaya ve Karadağ Kilisesi’ne otosefali verilmesine hazırlık yapmaya çalıştığını ileri sürmüştür.[22] Patrikhane ise bu iddiaları reddetmiştir. Söz konusu gelişmeler kesinleşmiş bir kilise politikası olarak değil, Moskova-Fener nüfuz mücadelesi kapsamında karşılıklı ileri sürülen iddialar şeklinde değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Ukrayna Kilisesi meselesi artık yalnızca kanonik yetki tartışması değildir. Fener ile Moskova arasındaki tarihsel öncelik mücadelesi; Rusya-Ukrayna Savaşı, Batı-Rusya rekabeti, millî kimlik inşası ve yumuşak güç politikalarıyla iç içe geçmiştir. Bu bölünme, Roma, İstanbul ve Moskova merkezli tarihsel meşruiyet rekabetinin günümüzdeki yansımalarından biridir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Heybeliada Ruhban Okulu Tartışmasının Hukuki ve Jeopolitik Boyutları</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Heybeliada Ruhban Okulu’nun yeniden açılması meselesi; Türkiye’nin egemenlik hakları, din ve vicdan özgürlüğü, azınlıkların din adamı yetiştirme ihtiyacı, Fener Rum Patrikhanesi’nin statüsü ve Türkiye-ABD ilişkileri çerçevesinde tartışılmaktadır.[23]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Okulun yüksek teoloji bölümünün faaliyetlerinin sona ermesi, 1971 yılında özel yükseköğretim kurumlarının hukuki statüsünü etkileyen gelişmelerle bağlantılıdır. Anayasa Mahkemesinin 12 Ocak 1971 tarihli kararı, özel yükseköğretim kurumlarının mevcut hukuki statüsünü ortadan kaldırmış; karar sonrasında ortaya çıkan mevzuat ve statü sorunu Heybeliada Ruhban Okulu’nun yüksek teoloji bölümünün faaliyetlerini de etkilemiştir.[24] Okulun bir Türk üniversitesine bağlanması veya farklı bir statü altında faaliyet göstermesi seçenekleri gündeme gelmiş, ancak üzerinde uzlaşılmış bir model oluşturulamamıştır. Bu nedenle süreci yalnızca Patrikhane’nin tercihiyle veya tek bir devlet kararıyla açıklamak yetersizdir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fener Rum Patrikhanesi ve bazı Batılı devletler, okulun yeniden açılmasını din özgürlüğü ve din adamı yetiştirme hakkı kapsamında değerlendirmektedir. ABD yönetimleri ve çeşitli Amerikan kurumları, uzun süredir okulun yeniden açılmasını din özgürlüğü ve din adamı yetiştirme hakkı çerçevesinde desteklemektedir.[25]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazı Türk araştırmacılar, ABD’nin bu desteğini Moskova Patrikhanesi’nin Ortodoks dünyasındaki nüfuzunu dengeleme arayışıyla ilişkilendirmektedir.[26] Bu yorum, Fener Rum Patrikhanesi’nin kurumsal kapasitesinin güçlendirilmesini, Rus Ortodoks Kilisesi’nin etkisini sınırlamaya yönelik daha geniş bir stratejinin unsuru olarak görmektedir. Dolayısıyla bazı araştırmacılar, ABD’nin Fener Rum Patrikhanesi’ne verdiği desteği Ortodoks dünyasındaki güç dengeleri bağlamında değerlendirmektedir. Ancak ABD’nin Ortodoks dünyasını Fener üzerinden “kontrol etmeyi” amaçladığını kesin bir devlet politikası şeklinde ileri sürmek için yeterli resmî kanıt bulunmamaktadır. </span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye bakımından temel mesele, okulun hangi hukuki statüyle faaliyet göstereceğidir. Eğitim sistemi içindeki konumu, Millî Eğitim Bakanlığı veya Yükseköğretim Kurulu ile ilişkisi, yabancı öğretmen ve öğrenci kabulü, denetim mekanizmaları ve Patrikhane’nin uluslararası statü talepleri, konunun egemenlik boyutunu oluşturmaktadır.[27]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Okulun 2026-2027 eğitim-öğretim döneminde yeniden açılabileceğine ilişkin açıklamalar yapılmış olmakla birlikte,[28] açılış takvimi ile hukuki ve idari statü birbirinden ayrı değerlendirilmelidir. Patrikhane tarafından açıklanan hedef, Türk makamlarının bütün düzenlemeleri tamamladığı anlamına gelmez.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Lozan Barış Antlaşması’nın 37-45. maddeleri gayrimüslim azınlıkların dinî ve eğitim haklarına ilişkin genel bir çerçeve sunmaktadır.[29] Ancak Antlaşma’da Heybeliada Ruhban Okulu’nun yükseköğretim statüsü, yabancı öğrenci kabulü veya uluslararası hukuk kişiliği konusunda özel bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla yeniden açılma modeli, Lozan hükümlerinin yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, eğitim mevzuatı ve egemenlik ilkeleri dikkate alınarak belirlenmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bazı akademik çalışmalarda uluslararası veya istisnai bir statü talebinin yabancı öğretmen ve öğrencilere giriş-çıkış, ikamet ve çalışma izinleri bakımından ayrıcalık doğurabileceği tartışılmaktadır.[30] Türkiye’nin hukuk düzeni dışında özel bir alan oluşturabilecek düzenlemeler, eşitlik ve hukuk devleti ilkeleri açısından dikkatle incelenmelidir. Rum azınlığın din adamı ihtiyacının karşılanması meşru bir ihtiyaç olmakla birlikte, okulun Türkiye’nin eğitim ve denetim sisteminden bağımsız uluslararası bir kuruma dönüşmemesi gerekir. Statü, eğitim seviyesi, kabul şartları ve denetim mekanizmalarının açık biçimde kamuoyuyla paylaşılması, olası manipülasyonları da sınırlandıracaktır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Fatih Sultan Mehmet ve Roma Mirasının Osmanlı Yorumu</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İstanbul’un 1453 yılında fethedilmesi, Doğu Roma İmparatorluğu’nun siyasi varlığını sona erdirirken Roma mirasının yeni bir devlet düzeni içinde yorumlanmasının da önünü açmıştır. Fatih Sultan Mehmet, fetihten sonra “Kayser-i Rûm”, yani “Roma’nın Sezarı” unvanını kullanarak kendisini İstanbul merkezli imparatorluk geleneğinin meşru hükümdarı olarak konumlandırmıştır.[31][32]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Bu unvan yalnızca sembolik bir tercih değildir. Fatih’in İstanbul’u payitaht hâline getirmesi, şehri yeniden imar etmesi ve farklı dinî ve etnik toplulukları buraya yerleştirmesi, evrensel bir imparatorluk merkezi kurma amacını yansıtmaktadır. Fetihten sonra saraylar, külliyeler, askerî ve ticari yapılar inşa edilmiş; şehrin nüfusu ve ekonomik kapasitesi artırılmıştır.[33] Ortodoks Patrikhanesi’nin varlığının korunması, Ermeni Patrikliği’nin teşkilatlandırılması ve Yahudi cemaatinin şehir hayatına dâhil edilmesi de Osmanlı’nın çok dinli ve çok toplumlu yönetim anlayışının göstergeleridir.[34]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Osmanlı Devleti, bu süreçte Türk devlet geleneğini, İslam siyaset anlayışını, İran ve Balkan yönetim tecrübelerini ve Doğu Roma’dan devralınan bazı idari ve sembolik unsurları bir araya getirmiştir. Bu nedenle Osmanlı’yı doğrudan ve kesintisiz biçimde Roma İmparatorluğu’nun devamı saymak yerine, farklı siyasi gelenekleri bünyesinde birleştiren çok katmanlı bir imparatorluk olarak değerlendirmek daha isabetlidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Fatih, “Kayser-i Rûm” unvanının yanı sıra “Sultânü’l-Berreyn” ve “Hâkânü’l-Bahreyn” unvanlarını da kullanmıştır. Bu unvanlar Anadolu ve Rumeli üzerindeki hâkimiyetini, Akdeniz ve Karadeniz’e yönelik iddiasını ve İstanbul merkezli evrensel hükümdarlık anlayışını yansıtmaktadır.[35][36] Çağdaş İtalyan kaynaklarında da Fatih’in İstanbul’u fethedip payitaht ilan ettikten sonra kendisini Doğu Roma imparatorlarının halefi olarak gördüğüne ilişkin değerlendirmeler bulunmaktadır. Anadolu ve Balkanlar’daki merkezîleşme siyaseti ile Güney Kırım ve Güney İtalya’ya yönelik girişimler bu çerçevede okunabilir.[37] Ayrıca “Kayser-i Rûm” unvanı, Osmanlı’nın Roma mirasını bütünüyle ve tartışmasız biçimde devraldığı anlamına gelmez; İstanbul’un fethinden sonra Osmanlı yönetiminin evrensel hükümdarlık iddiasını güçlendiren önemli bir meşruiyet aracıdır.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">İstanbul’dan Ankara’ya: Tarihsel Miras ve Millî Devlet</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye Cumhuriyeti’nin 13 Ekim 1923’te Ankara’yı başkent ilan etmesi, İstanbul’un tarihsel ve medeniyet merkezliği ile Ankara’nın modern siyasal merkezliği arasında yeni bir görev paylaşımı ortaya çıkarmıştır.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İstanbul; Roma, Doğu Roma ve Osmanlı imparatorluklarının başkenti olarak çok katmanlı bir imparatorluk düzenini ve evrensel siyasi geleneği temsil etmektedir.[38] Ankara ise Millî Mücadele’nin karargâhı, millî egemenliğin sembolü ve Türkiye Cumhuriyeti’nin karar merkezi olmuştur.[39] Başkentin Ankara’ya taşınması, Osmanlı ve daha geniş anlamda Roma-Doğu Roma üzerinden devralınan tarihsel mirasın bütünüyle reddedildiği anlamına gelmez. Güvenlik, coğrafi merkezîlik, Millî Mücadele’nin yönetildiği şehir olması ve yeni devletin millî egemenlik anlayışı Ankara tercihinde belirleyici olmuştur.[40][41]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Cumhuriyet, İstanbul’un temsil ettiği imparatorluk sistemini sürdürmemiş; ancak şehirde biriken devlet, diplomasi, ticaret ve medeniyet tecrübesini de ortadan kaldırmamıştır. Günümüz Türkiye’sinin jeopolitik kimliği bu nedenle İstanbul ve Ankara’nın birbirini tamamlayan birikimleri üzerinden okunabilir. İstanbul tarih, kültür, ticaret ve jeostratejik geçişlerin merkezlerinden biri olmayı sürdürürken Ankara devlet aklının, millî egemenliğin ve siyasi iradenin merkezidir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Meloni’nin Akdeniz ve Afrika Stratejisi</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Meloni döneminde İtalya dış politikasının en önemli unsurlarından biri Akdeniz ve Afrika’ya yönelik açılımdır. İtalyan hükümetinin uygulamaya koyduğu Mattei Planı; enerji, altyapı, eğitim, sağlık, tarım, su kaynakları ve ekonomik kalkınma alanlarında Afrika ülkeleriyle yeni bir iş birliği modeli oluşturmayı amaçlamaktadır.[42]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Adını ENI’nin kurucusu Enrico Mattei’den alan plan, resmî söylemde Afrika ülkeleriyle tek taraflı ve hiyerarşik bir ilişki yerine eşit ortaklık kurulmasını öngörmektedir. Aynı zamanda İtalya’nın enerji kaynaklarını çeşitlendirmek, düzensiz göçü kaynak ve transit ülkelerde sınırlamak, Afrika’daki ekonomik nüfuzunu artırmak ve Avrupa ile Afrika arasında enerji ve ticaret kavşağı olmak gibi somut hedefleri bulunmaktadır.[43]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Rusya-Ukrayna Savaşı sonrasında Avrupa’nın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığını azaltma arayışı, İtalya’ya yeni bir hareket alanı açmıştır. Cezayir başta olmak üzere Libya, Mısır ve diğer Akdeniz ve Afrika ülkeleriyle geliştirilen enerji ilişkileri, İtalya’nın Avrupa’nın güney enerji kapısı olma hedefini desteklemektedir.[44] Limanlar, enerji bağlantıları ve ulaştırma koridorları üzerinden Avrupa-Afrika bağlantısında daha etkili bir konum elde etme çabası da bu stratejinin parçasıdır.[45] Mattei Planı’nın Avrupa Birliği’nin Global Gateway girişimiyle ilişkilendirilmesi, İtalya’nın ulusal hedeflerini Avrupa ölçeğinde desteklemeye çalıştığını göstermektedir.[46]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Planın başarısı ise mali kaynaklara, Afrika ülkelerinin beklentilerine, Libya’daki siyasi parçalanmışlığa ve Fransa, Çin ve Rusya gibi aktörlerle rekabete bağlıdır. Bu nedenle Meloni’nin politikası klasik anlamda bir “Yeni Roma” projesinden çok; enerji, diplomasi, ticaret, göç yönetimi ve Avrupa siyaseti üzerinden nüfuz artırma stratejisidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ile İtalya, Akdeniz’in iki önemli NATO ülkesidir. Enerji güvenliği, deniz ticareti, göç, savunma sanayii, Libya, Balkanlar ve Kuzey Afrika’da hem ortak çıkarlara hem de dönemsel rekabet alanlarına sahiptir. İtalya’nın Mattei Planı ile Türkiye’nin Afrika açılımı bazı bölgelerde kesişmekte; Libya ve Doğu Akdeniz iki ülke için hem rekabet hem iş birliği imkânı üretmektedir. Bu tablo, İtalya’nın politikasını Türkiye’ye karşı geliştirilmiş bir kuşatma olarak görmekten ziyade, Ankara’nın diplomatik ve ekonomik kapasitesini güçlendirmesini ve ortak çıkar alanlarını değerlendirmesini gerektirmektedir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">ABD, İtalya ve Türkiye Üçgeni</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">ABD açısından İtalya ve Türkiye, NATO’nun güney kanadında farklı fakat tamamlayıcı işlevlere sahip iki stratejik ülkedir. İtalya, Orta Akdeniz’deki konumu, NATO üsleri ve AB üyeliği nedeniyle Washington’ın Avrupa güvenlik mimarisindeki temel ortaklarındandır. NATO da İtalya’nın Akdeniz’deki konumunu güney kanadının savunulması açısından önemli görmektedir.[47]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye ise Karadeniz, Kafkasya, Balkanlar, Orta Doğu ve Doğu Akdeniz’in kesişiminde bulunmaktadır. İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerindeki yetkileri, Türkiye’ye Karadeniz ile Akdeniz arasındaki askerî ve ticari geçişlerde belirleyici bir konum kazandırmaktadır. NATO belgeleri, Türkiye’nin İttifak’a katılımının sorumluluk alanını Karadeniz ve Akdeniz’e doğru genişlettiğini vurgulamaktadır.[48][49]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Washington’ın Roma ve Ankara ile ilişkilerini tek bir “Roma projesi” üzerinden açıklamak yeterli değildir. ABD’nin öncelikleri arasında NATO’nun güney ve güneydoğu kanadının güvenliği, Rusya’nın etkisinin sınırlandırılması, Çin’in artan nüfuzunun dengelenmesi, enerji ve ticaret güzergâhlarının korunması ile Orta Doğu ve Kuzey Afrika kaynaklı risklerin yönetilmesi bulunmaktadır.[50][51]</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye-ABD ilişkilerinde S-400, F-35, Suriye ve terör örgütlerine verilen destek gibi başlıklarda ciddi krizler yaşanmış olsa da stratejik bağlar ortadan kalkmamıştır. Türkiye’nin askerî kapasitesi, boğazlar üzerindeki yetkileri, Rusya ve Ukrayna ile aynı anda ilişki kurabilmesi, Kafkasya’daki etkisi ve enerji koridorlarındaki merkezi konumu Washington açısından önemini korumaktadır.[52] Türkiye-ABD yakınlaşması bu nedenle tek taraflı bağımlılık değil, karşılıklı stratejik ihtiyaçların dönemsel olarak yeniden öne çıkması şeklinde değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">İtalya da ABD açısından Türkiye’nin alternatifi değildir. Roma, Orta Akdeniz ve Kuzey Afrika’ya; Ankara ise Doğu Akdeniz, Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’ya açılan iki ayrı stratejik merkezdir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Roma-İstanbul-Ankara Ekseni</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirasına ve Akdeniz jeopolitiğine ilişkin tartışmalar sembolik olarak üç şehir üzerinden okunabilir. Roma; Batı Roma geleneğini, Katolik dünyasını, Papalığı ve çağdaş İtalyan devletini temsil etmektedir. İstanbul; Doğu Roma İmparatorluğu’nu, Osmanlı Devleti’ni, boğazları ve çok katmanlı medeniyet mirasını taşımaktadır. Ankara ise Türkiye Cumhuriyeti’ni, millî egemenliği ve modern Türk devletinin siyasi iradesini temsil etmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzde Roma ile İstanbul arasında doğrudan bir imparatorluk rekabetinden söz etmek mümkün değildir.[53] Bununla birlikte her iki şehir de Akdeniz ve Avrupa tarihinin en güçlü siyasal ve kültürel sembollerinden biri olmayı sürdürmektedir. Ankara ise Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tarihsel mirası çağdaş devlet politikalarına dönüştüren karar merkezi konumundadır. Türkiye’nin tarihsel etki alanı, Osmanlı coğrafyasının uzandığı Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Orta Doğu ve Kuzey Afrika’da farklı toplumlarla kurulan uzun süreli ilişkileri kapsamaktadır. Ancak bu miras, günümüzde egemenlik veya toprak talebinin değil; diplomasi, ekonomik iş birliği, kültürel etkileşim, savunma sanayii, enerji ve ulaştırma ağları üzerinden geliştirilen çok boyutlu dış politikanın tarihsel zeminini oluşturmaktadır. Bu çerçevede Türkiye açısından tarihsel mirasın anlamı, eski imparatorluk sınırlarını yeniden kurmak değil; tarihsel bağların sağladığı stratejik imkânları modern devlet kapasitesiyle bütünleştirmektir. İstanbul’un temsil ettiği medeniyet birikimi ile Ankara’nın temsil ettiği siyasi iradenin uyumu, Türkiye’nin bölgesel ve küresel ölçekte etkin, dengeli ve çok boyutlu bir dış politika geliştirebilmesinin temel unsurlarından biri olarak değerlendirilebilir.</span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91">Sonuç</span></span></span></h1>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Meloni döneminde İtalya’nın daha etkili ve Akdeniz merkezli bir dış politika izleme arayışı, Roma mirasına ilişkin tartışmaları yeniden görünür hâle getirmiştir. Mattei Planı, enerji diplomasisi, Afrika açılımı ve göçün kaynak ülkelerde sınırlandırılması hedefi, İtalya’nın Avrupa’nın güneyinde daha güçlü bir aktör olma çabasının somut göstergeleridir. Ancak Meloni yönetiminin bu politikalarını klasik anlamda bir “Yeni Roma İmparatorluğu” projesi olarak nitelendirmek için yeterli kanıt bulunmamaktadır. Bu bağlamda “Yeni Roma” söylemi, somut bir imparatorluk projesinden ziyade İtalya’nın tarihsel hafızası ile güncel güç ve nüfuz arayışları arasında kurulan sembolik ve jeopolitik bir yorum olarak değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirasına ilişkin güncel jeopolitik tartışmaların sağlıklı değerlendirilebilmesi için 325 İznik Konsili, 1054 Büyük Ayrılık, 1204 Latin İşgali ve 1453 İstanbul’un fethi gibi tarihsel dönüm noktalarının birlikte okunması gerekmektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Roma mirası yalnızca İtalya’ya ait değildir. Konstantinopolis’in yaklaşık bin yıllık Roma başkentliği, Doğu Roma halkının Roma kimliği, Fatih Sultan Mehmet’in “Kayser-i Rûm” unvanı ve Osmanlı’nın İstanbul merkezli evrensel hükümdarlık anlayışı, Türkiye’yi de bu tarihsel tartışmanın önemli aktörlerinden biri hâline getirmektedir. Moskova’nın “Üçüncü Roma” iddiası, Ukrayna Kilisesi’nin otosefali süreci ve Fener-Moskova gerilimi ise Roma mirasının dinî ve siyasi meşruiyet alanında farklı merkezler tarafından sahiplenildiğini göstermektedir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Günümüzün temel mücadelesi Roma veya İstanbul merkezli yeni bir imparatorluk kurulması değil; İtalya, Türkiye, ABD, Avrupa Birliği, Rusya ve diğer aktörlerin Akdeniz, Karadeniz, Afrika ve Avrasya üzerindeki enerji, güvenlik, ulaşım ve nüfuz rekabetidir. Dolayısıyla mesele, “Yeni Roma kuruluyor” şeklindeki kanıtlanması güç bir iddia üzerinden değil; tarihsel hafıza, medeniyet söylemi, enerji güvenliği, dinî merkezler, NATO dengeleri ve Akdeniz jeopolitiği çerçevesinde değerlendirilmelidir.</span></span></p>

<p style="text-align:justify"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt">Türkiye açısından asıl hedef, imparatorluk mirasından yeni hâkimiyet alanları üretmek değil; İstanbul’un tarihsel derinliği ile Ankara’nın modern devlet aklını birleştirerek Balkanlar, Kafkasya, Karadeniz, Orta Doğu, Afrika ve Akdeniz’de dengeli, bağımsız ve çok boyutlu bir strateji geliştirmektir. Türkiye, tarihsel mirasını diplomasi, ekonomi, savunma sanayii, enerji, ulaştırma ve kültürel etkileşim alanlarında stratejik bir güce dönüştürebildiği ölçüde Roma-İstanbul-Ankara eksenindeki tartışmaların edilgen değil, belirleyici aktörlerinden biri olacaktır.</span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><u>&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; </u></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">İsmail CİNGÖZ; Uluslararası Siyaset Uzmanı. BULTÜRK Ankara Temsilcisi ve TDPB Basın Kulübü Başkanı. cingozismail01@gmail.com</span></span></span></p>

<h1><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:13pt"><span style="color:#365f91"><span style="font-size:8.0pt">Dipnotlar</span></span></span></span></h1>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[1] Alissa Pavia, “Italy’s Mediterranean Pivot: What’s Driving Meloni’s Ambitious Plan With Africa”, Atlantic Council, 5 Şubat 2024. https://www.atlanticcouncil.org/blogs/new-atlanticist/italys-mediterranean-pivot-whats-driving-melonis-ambitious-plan-with-africa/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[2] Aişe Hümeyra Akgün, “Üç İmparatorluğa Başkent Olan İstanbul 11 Mayıs 330 Yılında Konstantinopolis İsmiyle Kuruldu”, Anadolu Ajansı, 11.05.2024. https://www.aa.com.tr/tr/kultur/uc-imparatorluga-baskent-olan-istanbul-11-mayis-330-yilinda-konstantinopolis-ismiyle-kuruldu/3216508 (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[3] “Roma İmparatorluğu Neden İkiye Bölündü?”, Arkeofili, 25.09.2022. https://arkeofili.com/roma-imparatorlugu-neden-ikiye-bolundu/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[4] “Roma İmparatorluğu Neden İkiye Bölündü?”, Arkeofili.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[5] Anthony Kaldellis, Romanland: Ethnicity and Empire in Byzantium, Harvard University Press, 2019.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[6] Judith Herrin, Byzantium: The Surprising Life of a Medieval Empire, Princeton University Press, 2007.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[7] Ayrıntılı bilgi için bakınız; Hüseyin Alpaslan “Ermeni İddialarına Tarihi Reddiye”, Nebel Bilimsel Eserler, Ankara, 2026. Sayfa:4.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[8] Hürriyet, “İznik Konsili Nedir, Nerede? İznik Konsili Hristiyanlar İçin Neden Önemli?</span><span style="font-size:8.0pt">”, 27.11.2025. </span><a href="https://www.hurriyet.com.tr/bilgi/galeri/iznik-konsili-nedir-nerede-iznik-konsili-hristiyanlar-icin-neden-onemli-43033946/1" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.hurriyet.com.tr/bilgi/galeri/iznik-konsili-nedir-nerede-iznik-konsili-hristiyanlar-icin-neden-onemli-43033946/1</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[9] “The Great Schism of 1054”, Western Civilization, Chapter 7: The Byzantine Empire, t.y. https://courses.lumenlearning.com/atd-herkimer-westerncivilization/chapter/the-great-schism-of-1054/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[10] Süleyman Onur Geyik, “İstanbul Latin İmparatorluğu Tarihi Kuruluş Devri (1204-1216)”, T. C. İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Tarih Anabilim Dalı, Ortaçağ Tarihi Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul-2021.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[11] Ahmet Hikmet Eroğlu, “Doğu Batı Kiliselerinin Ayrılış Sebepleri”, Dinî Araştırmalar, C. 2, S. 5, Eylül-Aralık 1999, ss. 387-413. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/51610 (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[12] Hikmet Yavuz Ercan, “Fener ve Türk Ortodoks Patrikhanesi”, C. 5, S. 8, 01.05.1967, ss. 411-438. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/782758 (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[13] Füsun Kavrakoğlu, “Bizans İmparatorluğu 122: Patrikhane 1”, t.y. https://kavrakoglu.com/bizans-imparatorlugu-122-patrikhane-1/amp/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[14] Mehmet Katar, “Ortodoks Kilisesi”, TÜBİTAK Bilim ve Toplum Başkanlığı, Popüler Bilim Yayınları, t.y. https://ansiklopedi.tubitak.gov.tr/ansiklopedi/ortodoks_kilisesi (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[15] Gürsel Tokmakoğlu, “Papa Ziyareti ve Ekümeniklik Konusunun Jeopolitik Etkisi”, Independent Türkçe, 18.12.2025. </span><a href="https://www.indyturk.com/node/769886/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/papa-ziyareti-ve-ek%C3%BCmeniklik-konusunun-jeopolitik-etkisi" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.indyturk.com/node/769886/t%C3%BCrki%CC%87yeden-sesler/papa-ziyareti-ve-ek%C3%BCmeniklik-konusunun-jeopolitik-etkisi</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[16] Sonat Kerem, “İstanbul’da İmza Atıldı: Ukrayna’da Bağımsız Kilise Kurulması Neden Önemli?”, BBC Türkçe, 16.12.2018. https://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-46583594 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[17] Ecumenical Patriarchate, “Announcement of the Holy and Sacred Synod”, 11.10.2018. https://ec-patr.org/en/11/10/00/00/announcement-of-the-holy-and-sacred-synod-11th/ (Erişim Tarihi: 16.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[18] Bojana Stojanovic vd., “Ortodoks Dünyasındaki Bölünme Tehlikesi”, Anadolu Ajansı, 23.10.2018. </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/ortodoks-dunyasindaki-bolunme-tehlikesi/1290116" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.aa.com.tr/tr/analiz-haber/ortodoks-dunyasindaki-bolunme-tehlikesi/1290116</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[19] Ecumenical Patriarchate, “Patriarchal and Synodal Tomos for the Bestowal of the Ecclesiastical Status of Autocephaly to the Orthodox Church in Ukraine”, 06.01.2019. https://ec-patr.org/en/category/resources-docs/autocephaly-orthodox-church-ukraine/tomos-of-autocephaly/ (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[20] Ayşe Kayan, “Ukrayna-Rusya Çıkmazında Kilise Savaşları”, Tercüman, 27.07.2025. https://www.tercuman.com/yorum/ukrayna-rusya-cikmazinda-kilise-savaslari-970 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[21] Stojanovic vd., “Ortodoks Dünyasındaki Bölünme Tehlikesi”.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[22] Yorgo Kırbaki, “Fener ile Moskova Savaşı Yeniden Kızıştı”, Hürriyet, 14.01.2026. https://www.hurriyet.com.tr/dunya/fener-ile-moskova-savasi-yeniden-kizisti-43083979 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[23] “Patrikhane’nin Çift Cepheli Krizi: Moskova’yla Husumet, Ankara’yla İhtilaf”, Cumhuriyet, 26.06.2026. https://www.cumhuriyet.com.tr/dunya/patrikhane-nin-cift-cepheli-krizi-moskova-yla-husumet-ankara-yla-ihtilaf-2515617 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[24] Münir Yıldırım, “Dünden Bugüne Heybeliada Ruhban Okulu Sorunu ve Etrafındaki Tartışmalar”, Çukurova Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, C. 15, S. 2, ss. 383-400, 2006, </span><a href="https://dergipark.org.tr/en/pub/cusosbil/article/59912" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://dergipark.org.tr/en/pub/cusosbil/article/59912?utm_source=chatgpt.com</span></a><u> </u><span style="font-size:8.0pt">(Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[25] Emruhan Yalçın, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun Yeniden Açılması”, Ankara Üniversitesi Türk İnkılâp Tarihi Enstitüsü Atatürk Yolu Dergisi, S. 41, Mayıs 2008, ss. 125-158. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ankuayd/article/22532 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[26] Yalçın, “Heybeliada Ruhban Okulu’nun Yeniden Açılması”.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[27] Tayfur Yumuşak, “Açılması Planlanan Heybeliada Ruhban Okulu Bakımından Talep Edilen Uluslararası Hukuki Statünün Tartışılması”, Kastamonu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, C. 28, S. 1, ss. 288-306, Haziran 2026. https://dergipark.org.tr/en/pub/iibfdkastamonu/article/1856097 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[28] İHA, “Heybeliada Ruhban Okulu Eylülde Açılıyor: Patrik Bartholomeos’tan Atina’da Açıklama”, 11.05.2026. https://www.iha.com.tr/istanbul-haberleri/heybeliada-ruhban-okulu-eylulde-aciliyor-patrik-bartholomeostan-atinada-aciklama-421689777 (Erişim Tarihi: 18.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[29] Lozan Barış Antlaşması, Lozan, 24.07.1923, md. 37-45. https://www.ismetinonu.org.tr/lozan-baris-antlasmasi-tam-metni/ (Erişim Tarihi: 17.07.2026).</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[30] Yumuşak, “Açılması Planlanan Heybeliada Ruhban Okulu Bakımından Talep Edilen Uluslararası Hukuki Statünün Tartışılması”. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[31] Halil İnalcık, Fatih Devri Üzerinde Tetkikler ve Vesikalar, Türk Tarih Kurumu Yayınları, Ankara, 2014, ss. 17-29.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[32] Anthony Kaldellis, The New Roman Empire: A History of Byzantium, Oxford University Press, New York, 2024, ss. 885-896. </span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[33] Samet Şahin, “İmparatorluklar Başkenti: Fetih’ten Sonra İstanbul’un İmarı”, Tarih-i Kadim, 31.03.2018. https://www.tarihikadim.com/imparatorluklar-baskenti-fetihten-sonra-istanbulun-imari/ (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[34] Öznur Özdemir, “Fatih Döneminde İstanbul’un İslâmlaşma Süreci: İskân, İdare ve İmar Açısından”, Marmara Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2012.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[35] “İki Karanın Sultanı, İki Denizin Hakanı, Kayser-i Rûm: Fatih Sultan Mehemmed Han”, Dünya Bizim, 29.05.2022. https://www.dunyabizim.com/iki-karanin-sultani-iki-denizin-hakani-kayser-i-rum-fatih-sultan-mehemmed-han (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[36] Özdemir, “Fatih Döneminde İstanbul’un İslâmlaşma Süreci”. </span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[37] Özdemir, “Fatih Döneminde İstanbul’un İslâmlaşma Süreci”.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[38] T.C. İstanbul Valiliği, “Üç İmparatorluğa Başkentlik Yapan Şehir: İstanbul”. https://www.istanbul.gov.tr/uc-imparatorluga-baskentlik-yapan-sehir-istanbul (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[39] Cihan Kalem, “Başkentin İstanbul’dan Ankara’ya Taşınması Süreci: İç ve Dış Tepkiler, 1919-1930”, İstanbul Üniversitesi, Yüksek Lisans Tezi, 2015.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[40] Bilâl N. Şimşir, “Ankara’nın Başkent Oluşu”, <em>Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi</em>, C. 7, S. 20, ss. 189-222, 01.03.1991.</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[41] Oğuz Aytepe, “Ankara’nın Merkez ve Başkent Olması”, DergiPark C. 9, S. 33, 01.03.2004. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ankuayd/article/22575 (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[42] Presidency of the Council of Ministers, “Mattei Plan for Africa: Objectives and Focus Areas”, Governo Italiano. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[43] Fuat Emir Şefkatli, “Meloni’nin Türkiye Ziyareti ve İtalya’nın Afrika’daki Mattei Planı”, SavunmaTR, 02.03.2024. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[44] Giulia Daga ve Pier Paolo Raimondi, “Mediterranean Transitions: From the Gulf to the Sahel, the Role of Italy and the EU”, 2024. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[45] Italian Ministry of Foreign Affairs and International Cooperation, Mediterranean Connectivity: New Opportunities for Trans-Mediterranean Cooperation, 2025. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[46] Presidency of the Council of Ministers, “President Meloni’s Press Statement at ‘The Mattei Plan for Africa and Global Gateway: A Common Effort with the African Continent’”, 20.06.2025. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[47] NATO, “Italy and NATO”, NATO History. https://www.nato.int/en/about-us/nato-history/history-by-theme/my-country-and-nato/italy-and-nato⁠� (Erişim Tarihi: 17.07.2026). </span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[48] NATO, “Welcome to Türkiye”, 14.05.2025. https://www.nato.int/en/multimedia/multimedia/videos/2025/05/14/welcome-to-turkiye (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[49] NATO, “Türkiye and NATO”, NATO History. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[50] NATO, NATO 2022 Strategic Concept. https://www.nato.int/en/about-us/official-texts-and-resources/strategic-concepts/nato-2022-strategic-concept (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[51] NATO, “Strategic Concepts”, güncelleme tarihi 18.07.2022. (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[52] NATO, “Welcome to Türkiye”</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px"><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif"><span style="font-size:11pt"><span style="font-size:8.0pt">[53] Italian Ministry of Foreign Affairs and International Cooperation, Mediterranean Connectivity: New Opportunities for Trans-Mediterranean Cooperation, 2025. </span><a href="https://www.researchgate.net/publication/396357673_Mediterranean_Connectivity_New_Opportunities_for_Trans-Mediterranean_Cooperation_and_the_Role_of_Italy_and_Egypt" style="color:blue; text-decoration:underline"><span style="font-size:8.0pt">https://www.researchgate.net/publication/396357673_Mediterranean_Connectivity_New_Opportunities_for_Trans-Mediterranean_Cooperation_and_the_Role_of_Italy_and_Egypt</span></a><span style="font-size:8.0pt"> (Erişim Tarihi: 17.07.2026)</span></span></span></p>

<p style="margin-left:23px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:23px">&nbsp;</p>

<p style="margin-left:23px">&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sun, 19 Jul 2026 12:31:37 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/ismail-cingoz-1593205321.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Eğitimde ana, baba ve öğretmen...</title>
                <category>Süleyman  GÖKSU</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/egitimde-ana-baba-ve-ogretmen-7900</link>
                <author>suleymangoksu@gmail.com (Süleyman  GÖKSU)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/egitimde-ana-baba-ve-ogretmen-7900</guid>
                <description><![CDATA[Eğitimde ana, baba ve öğretmen...]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğitimde ana, baba ve öğretmen...</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">“Eğitim” kelimesinin, eski literatürümüzdeki adı “Terbiye”dir. “Terbiye” ise: “Kişiyi, yavaş yavaş, rûhen ve bedenen yetiştirmek, olgunlaştırmak” şeklinde tarif edilmektedir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Eğer bir insan, “edebli bir insan” hâline getirilebilirse, eğitimde istenilen hedefe kavuşulmuş demektir.<br />
Son Peygamber olan sevgili Peygamberimiz, kendisini bir muallim (eğitimci) olarak tanıtmış, eğitimcilik vasfını, gönderiliş sebepleri arasında zikretmiş, hayatı boyunca bunu tatbik etmiş ve muvaffakiyeti târihen sâbit, başarısı dost-düşman herkes tarafından kabûl edilmiş bir eğitimcidir. Eğitimde, onun bu başarılarından istifâde etmek lâzımdır.<br />
O, 23 senede, 150 bin mübârek insan, güzîde sahâbe meydâna getirmiştir. Onlar da, kırk-elli sene gibi çok kısa zaman zarfında, gâyet mahdût imkânlarla, Endülüs'ten Çin'e kadar olan geniş coğrafî bölgeleri fethedip oralara ilim, irfân, ahlâk, fazîlet, medeniyet, adâlet, hakkâniyet, insanlık, insan hakları, nûr ve hidâyeti, tek kelimeyle söylemek gerekirse, Allahü teâlânın mukaddes dîni olan İslâmiyyet’i götürmüşlerdir.<br />
Dost-düşman herkesçe bilindiği gibi, Peygamberimizin ve O’nun izinden giden âlim ve velîlerin, nasıl kâmil cemiyetler meydâna getirdikleri açıkça ortadadır.<br />
İşte bütün bunlardan anlaşılıyor ki, eğitimde işin esâsı, hem kendisine faydalı, hem de âilesine, milletine, vatanına ve devletine faydalı unsurlar meydâna getirmektir. İşte millî eğitimimizdeki ana hedef de bu olmalıdır...<br />
Geleceğimizin temînâtı olan gençlerimizi, millî, mânevî ve kültürel değerlere uygun yetiştirmek, anne-baba, dede-nene, eğitimci, resmî ve sivil kuruluşlar ve topyekûn cemiyet/toplum olarak hepimizin görevidir...<br />
Esefle görüyoruz ki, gençlerin dînî ve ahlâkî değerlerden uzaklaşmaları, örf ve âdetlerimize uymayan davranışları benimsemelerine, zararlı akım ve alışkanlıkların tuzaklarına düşmelerine yol açmaktadır... Bizim millî kültürümüz, yüce dînimizle âdetâ bütünleşmiş ve yine güzel dînimizin prensipleriyle yoğrulmuştur. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Sevgi, saygı ve fedâkârlığın geliştirilmesinde, cemiyet/toplum hayâtımızın âhenkli ve sağlam bir şekilde devâm ettirilmesinde, gençlerimizin ve çocuklarımızın yetiştirilmesinde, mânevî değerlerimizin ve millî kültürümüzün katkısı çok büyüktür.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Sat, 18 Jul 2026 07:29:47 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/cf91355229469301fd22f97735290736.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Almanya’dan Notlar: Müslümanlar</title>
                <category>Muammer Gezer</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/almanyadan-notlar-muslumanlar-7899</link>
                <author>mgezer178@gmail.com (Muammer Gezer)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/almanyadan-notlar-muslumanlar-7899</guid>
                <description><![CDATA[Almanya’dan Notlar: Müslümanlar]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Almanya’dan Notlar: Müslümanlar</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Yaklaşık üç aydır Almanya’dayım. Burada bulunduğum günler boyunca sadece eğitim almadım; şehirleri dolaştım, camileri, sokakları, gençleri ve insanların hayatlarını da okumaya çalıştım. Her yolculuk insana yeni yeni şeyler kazandırır; fakat bazı yolculuklar bakış açılarını değiştirir. Zannedersem Almanya tecrübem de tam olarak böyle oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Dışarıdan bakıldığında Almanya; düzeni, disiplini ve güçlü ekonomisiyle öne çıkan bir Avrupa ülkesi olarak görülüyor. Bu düzenin içerisinde milyonlarca Müslümanın sessiz ama dikkat çekici bir varlığı da bulunuyor. Yaklaşık yetmiş yıllık göç hikayesi, bugün artık misafir işçilikten kalıcı bir toplumsal yapıya dönüşmüş durumda. Değişen dünya şartları her iki toplumu da yeni konumlar edinmelerine sebep olmuştur. Özellikle Almanya’daki Müslümanların konumları hakkında camiler en çok dikkatimi çeken yerler olmuştur.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Almanya’da camiler sadece namaz kılınan mekanlar değil; toplumun kalbinin attığı bir mekandır. Çocukların Kur’an öğrendiği sınıflar, gençlerin sosyalleştiği gençlik merkezleri, çeşitli gençlik sosyal tesisleri, yaşlıların yalnızlıklarını unuttukları buluşma noktaları, kişisel ihtiyaçların giderildiği; berber salonundan, kasabına kadar hayatı oluşturan her türlü mekanizmayı içerisinde bulunduran modern bir külliye formatındadır. Her cami yönetimi içerisinde bulunduğu imkanlar doğrultusunda hareket etmektedir. Bazen bunlardan daha az imkanlar olurken, bazen de bunlardan çok daha fazla imkanlara sahip olmaktadırlar. Özellikle DİTİB camilerinde gördüğüm çalışmalar, Avrupa’da din hizmetlerinin ne kadar büyük bir sorumluluk taşıdığını bana yeniden gösterdi. Din görevlileri yalnızca vakit namazlarını kıldırmıyor; aynı zamanda bir öğretmen, bir rehber, bir ağabey ve çoğu zaman bir aile danışmanı gibi toplumun her kesimine dokunmaya çalışıyor.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Bunlara rağmen beni en çok düşündüren ise gençlerdi. Burada yetişen hali hazırda ki dördüncü kuşak olan bir genç, aslında iki dünyanın tam da ortasında büyüyor. Evinde farklı, okulunda farklı bir kültürle karşılaşıyor. Ailesinden aldığı değerlerle içinde yaşadığı toplumun beklentileri arasında denge kurmaya çalışıyor. Bu kolay bir imtihan değil. Tam da bu yüzden camilerin gençlere yönelik faaliyetlerini son derece kıymetli buluyorum. Türkiye’de de bu durumun böyle mühim olması gerekir. Basit bir gençlik kampı dahi bir bakmışsınız cami kapısını aralamıştır. Vaaz dilinin geride bırakıldığı, kalpten çıkan her cümlenin kalbe girdiğini fark edildiği bir konuşma dili çok gencin kalbinde yer eder. Ama unutulmaması gerekir ki kalp soğuduğunda gençler uzaklaşır. Bu yüzden aynı zamanda akla da hitap etmek gerekir. Silinen her soru işareti daha güçlü bir iradenin tecellisi olarak ortaya çıkar. Gençlerin yetişmesi, yetiştirmesi irşat faaliyetlerinin ta kendisidir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulmaması gereken bir diğer husus ise; İber Yarımadasında Müslümanlar yaklaşık 800 yıl hüküm sürdü. Eşsiz bir medeniyet kurdular. Kurulan bu düzen bütün Avrupa’nın şekillenmesine vesile oldu ve bugünkü ferah düzen ortaya çıktı. İber Yarımadasında ki nüfusumuzun yok olmasına sebep olan şeyleri iyi bellemeli ve dönemimizde bu hususlardan uzak kalmayız. 8 asır karşısında 70 yıl çok az bir dönemdir. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İbn Haldun hazretlerinin de dediği gibi; geçmişler geleceğe suyun suya benzemesinden daha çok benzer…</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 12:50:32 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2023/01/muammer-gezer-1673725403.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>EMROLUNDUĞUN GİBİ DOĞRU OL!.</title>
                <category>Osman  Onbaşıgil</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/emrolundugun-gibi-dogru-ol-7898</link>
                <author>muallimosman01@hotmail.com (Osman  Onbaşıgil)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/emrolundugun-gibi-dogru-ol-7898</guid>
                <description><![CDATA[EMROLUNDUĞUN GİBİ DOĞRU OL!.]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">EMROLUNDUĞUN GİBİ DOĞRU OL!.</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">RabbimizYüce Allah Kuranda: “(Yâ Muhammed!) Öyle ise; Emrolunduğun gibi doğru ol! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Tevbe edip senin yanında olanlar da doğru olsunlar. Doğruluktan ayrılmayın! Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı görmektedir.” (Hûd-112) buyurduğu gibi “Doğru olmak.” Allahın emridir. Pekî doğruluk nedir? İnsanın; düşüncesinde, inancında, söz ve davranışlarında, iş ve işlemlerinde samimi, dürüst, ölçülü ve âdil olmasına ‘Doğruluk’ denir. Doğruluğun ölçüsü Kuran ve Sünnettir. Yani, Allahın emirleri yasakları ve peygamberimizin öğütleridir. Bu bağlamda insan; Allahın emrettiği gibi düşüncesinde, imanında, ibadetlerinde, söz ve davranışlarında iş ve işlemlerinde daima samimi, dürüst, ölçülü ve edepli olmalıdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İşte; Doğruluk budur. Biliniz ki; gerçek huzurun ve gerçek saadetin anahtarı; Doğruluk’tur. Bir gün bir adam peygamberimize geldi ve şöyle dedi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Bana öyle bir öğüt ver ki, ben başka bir öğüde ihtiyaç duymayayım.” Peygamberimiz bu kişiye: “Allaha inandım, de! Sonra da doğru ol! Bu sana yeter.” buyurdu. Peygamberimiz başka bir hadisinde ise şöyle buyurur: “Doğruluktan ayrılmayın! Ççünkü doğruluk iyiliğe, iyilik de insanı Cennete götürür. İnsan doğru olmaya devam ederse, Muhakkak ki o kimse Allah katında “Doğrular” arasına yazılır.”</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Doğruluğun zıddı ise yalancılık, hilebazlık, sahtekarlık, riyâkarlık, iki yüzlülük ve düzenbazlıktır. Nasıl ki, Doğruluk insanı feyizli ve faziletli kılarsa, Yalan da insanı sahtekar, riyâkar, ikiyüzlü, kötü ve günahkar kılar. “Bizi aldatan bizden değildir” diyen Peygamberimiz şöyle buyurur: “Yalandan sakının! Çünkü yalan kötülüğe, kötülük ise insanı Cehenneme götürür. İnsan yalan söylemeye devam ederse, Şüphesiz ki, o kimse, Allah katında yalancılar arasına yazılır.” Yukarda da ifade ettiğimiz gibi Doğruluk insanı iyiliğe ve Cennete götürür, yalan da insanı kötülüğe ve cehenneme götürür. Şunu iyi biliniz ki; Dünyada ve ahirette faziletin ve erdemin ölçüsü “Doğruluk” tur. İnsan imanında, ibadetlerinde ahlakında ve işinde, söz ve davranışlarında daima samimi, dürüst, âdil, ölçülü ve edepli olursa, yani doğru olursa; O kimse doğrulardan olur. Ve Rabbimiz Allah Kur’anda: “Rabbimiz Allah’tır deyip, sonra da doğru olanlara korku yoktur. Onlar üzülmeyecekler de..” (Ahkaf-13) buyurduğu gibi doğruluğun Allah katında her zaman güzel bir değeri, güzel bir karşılığı ve güzel bir mükafatı vardır. Bu nedenle emrolunduğumuz gibi doğru olalım inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">İmanınız kavi, sözünüz ve davranışlarınız doğru, ameliniz/işiniz doğru, ömrünüz doğru, huzurlu feyizli ve bereketli olsun. </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Âhiret makamınız Cennet olsun inşaallah! </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Cumanız mübarek olsun! 2026 </span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">(muallimosman)</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:23:18 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/9eb29d710e201cf00904c687647d0d0d.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Unutulan İnsanlık, Dinmeyen Acı:  Soykırımı ve Uluslararası Toplumun Vicdan Sınavı</title>
                <category>Oğuz Kağan  Neşeli</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/unutulan-insanlik-dinmeyen-aci-soykirimi-ve-uluslararasi-toplumun-vicdan-sinavi-7897</link>
                <author>okn1976@hotmail.com (Oğuz Kağan  Neşeli)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/unutulan-insanlik-dinmeyen-aci-soykirimi-ve-uluslararasi-toplumun-vicdan-sinavi-7897</guid>
                <description><![CDATA[Unutulan İnsanlık, Dinmeyen Acı:  Soykırımı ve Uluslararası Toplumun Vicdan Sınavı]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>

<h3><strong><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">Unutulan İnsanlık, Dinmeyen Acı:&nbsp; Soykırımı ve Uluslararası Toplumun Vicdan Sınavı</span></strong></h3>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​11 Temmuz 1995 tarihi, modern insanlık tarihinin en karanlık, en utanç verici sayfalarından birinin yazılmaya başladığı gündür.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Avrupa’nın ortasında, Birleşmiş Milletler’in (BM) gözü önünde ve "güvenli bölge" ilan edilen bir sığınakta, 8 binden fazla Bosnalı Müslüman (Boşnak) erkek ve çocuk, General Ratko Mladiç komutasındaki Sırp güçleri tarafından sistemli bir şekilde katledildi. Srebrenitsa’da yaşananlar, sadece yerel bir savaş suçu değil; II. Dünya Savaşı’ndan sonra Avrupa topraklarında gerçekleşen en büyük toplu katliam ve uluslararası mahkemelerce tescillenmiş bir soykırımdır.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Bu trajediyi kınamak, yalnızca geçmişe dair bir muhasebe değil, insanlığın ortak onurunu koruma görevidir. ​Srebrenitsa, insanlığın barbarlığa karşı direnişinin kırıldığı yerdir. Sırp ayrılıkçıların kasabayı kuşatmasının ardından, silahlardan arındırılmış ve uluslararası korumaya güvenmiş binlerce sivil, BM barış gücü askerlerinin üssüne sığınmıştı. Ancak ne uluslararası hukuk ne de insan hakları beyannameleri, o savunmasız insanları korumaya yetti. Hollandalı barış gücü askerlerinin sığınmacıları Sırp güçlerine teslim etmesi, uluslararası toplumun ve küresel güvenlik mekanizmalarının iflas ettiğinin en somut kanıtı oldu.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Srebrenitsa, adaletin sustuğu, vicdanların karardığı ve barbarlığın kurumsallaştığı bir nefret organizasyonuna dönüştü. ​Bu katliamı lanetlemek, sadece canice katledilen 8.372 ruhun hatırasına duyulan saygının bir gereği değildir; aynı zamanda bu nefreti doğuran ideolojiyi reddetmektir. Srebrenitsa’da hedeflenen şey, yalnızca bir grubun fiziksel varlığı değil, bir halkın kültürel, dini ve tarihi kimliğiydi. Yıllar boyunca toplu mezarlardan çıkarılan, kimlikleri ancak DNA testleriyle tespit edilebilen ve her yıl 11 Temmuz’da Potoçari Anıt Mezarlığı’nda toprağa verilen her bir kurban, insanlığın ortak hafızasında kapanmayacak bir yara olarak kalacaktır.</span></p>

<p><br />
<span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Bu vahşeti planlayanlar, uygulayanlar ve sessiz kalarak ortak olanlar, insanlık vicdanında sonsuza dek mahkûm edilmiştir.<br />
​Bugün Srebrenitsa’yı anmak ve bu soykırımı en güçlü ifadelerle kınamak, nefret söylemlerine ve aşırılıkçılığa karşı koruyucu bir kalkan oluşturmak anlamına gelir.</span></p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* Dünyanın neresinde olursa olsun, etnik veya dini kimliği nedeniyle bir topluluğu hedef alan her türlü politikanın karşısında durmak zorundayız. Srebrenitsa, ders alınmadığı takdirde tarihin ne kadar hızlı tekerrür edebileceğini gösteren acı bir anıttır.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p><span style="font-family:Arial,Helvetica,sans-serif">* ​Sonuç olarak, Srebrenitsa Soykırımı’nı unutmamak, unutturmamak ve bu vahşeti lanetlemek medeni bir dünyanın en asli görevidir.&nbsp; sorumluluktur. Srebrenitsa’da hayatını kaybeden tüm masumları saygı ve rahmetle anıyor; bu insanlık dışı soykırımı nefretle kınıyoruz. İnsanlığın bir daha böyle bir karanlığa gömülmemesi için Srebrenitsa’nın çığlığı kulaklarımızdan asla silinmemelidir.</span></p>

<p>&nbsp;</p>

<p>&nbsp;</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Fri, 17 Jul 2026 10:20:03 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/5ac30fcb5a585dd7e25eaa9c9d2e9741.jpg"/>
            </item>
                                <item>
                <title>15 TEMMUZ, 10. YIL</title>
                <category>Şemsettin  Günay</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/15-temmuz-10-yil-7896</link>
                <author>sogut.ticaret@hotmail.com (Şemsettin  Günay)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/15-temmuz-10-yil-7896</guid>
                <description><![CDATA[15 TEMMUZ, 10. YIL]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>15 TEMMUZ, 10. YIL</p>

<p>​​​​​ŞEMSETTİN GÜNAY</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>​15 Temmuz gecesi 3 değişik insan tipine şahit oldum.</p>

<p>​Bunlardan birincisi Cesurlardı.</p>

<p>​Televizyonlardan darbe sözcüğünü duyar duymaz sokaklara fırlayan, Cumhurbaşkanının “meydanlara çıkın” mesajını aldığında sel olup caddeleri ve meydanları ellerinde Türk Bayrakları dışında herhangi bir silahı olmadan dolduran insanlar.</p>

<p>​Onları&nbsp;gâh&nbsp;bir tankın önüne yatarken,&nbsp;gah&nbsp;kendilerini hain kurşunlara siper ederken, gah eline aldığı taşı uçağa fırlatırken, gah tankın üzerini battaniye ile kapatırken gördük ve bu çılgın insanlara şahit olduk.</p>

<p>​Onlara sizler ister vatansever deyin, ister yurtsever deyin, isterseniz çılgın Türkler deyin&nbsp;farketmez. Ben onların tümüne Cesurlar adını veriyorum. Bir başka güzeldi O insanlar bu gecede. Gözlerinde korku yoktu, başları dik göğüsleri siperdi ve meydanlar Onlarla doluydu. Kimi ailesiyle birlikteydi, kimi de ailesini evinde bırakıp&nbsp;herşeyi&nbsp;göze alarak meydanlardaydı.</p>

<p>​Onlar Cesurlar, Onlar kahramanlardı…</p>

<p>​Onlar kimi şehadetleriyle, kimi yaralanarak gazilik&nbsp;ünvanlarıyla, kimi de meydanları doldurarak gelecek&nbsp;nesile&nbsp;bir vatan bıraktılar.</p>

<p>​İkici sınıf insanlar ise korkaklardı.</p>

<p>​Bunlar darbeyi tasvip etsin veya etmesin evlerinden çıkmayı, rahatlarını bozmayı göze alamayanlardı. Kimi televizyonlarının başında gelişmeleri izliyor, kimi koltuklarında kahvelerini yudumluyor, kimi çıktığı tatil köşelerinde elinde içeceğiyle daha kaç gün tatil yapabileceğini hesaplıyordu.</p>

<p>​Sabahı kimin kazanacağı önemli değildi. Kendileri sabah kim kazanmışsa onun yanında hizalanmakta beis görmemekteydi. Bunlar kazanana göre darbeciden daha darbeci olabilir veya vatanseverden çok daha vatansever olarak yerini alabilirdi.&nbsp;Yeterki&nbsp;rahatı bozulmasın,&nbsp;yeterkibulunduğu makama halel gelmesin,&nbsp;yeterki&nbsp;kazananlar kendisini yanlarında görsünler. Her zaman ben merkezli bir dünyaları olmuştur.&nbsp;Kendilerine dokunmayan yılanın kaç yıl yaşadığı çok umurlarında değildir.</p>

<p>​Bunlar tankların arasından sıyrılarak geçmesini çok iyi bilirler. Konuştuklarında ise mangalda kül bırakmazlar.</p>

<p>​Bir üçüncü sınıf ise&nbsp;Hainlerdi.</p>

<p>​Bunlar darbe sözcüğünü duyar duymaz sosyal medyayı kaplamışlardı.</p>

<p>​Kimisi “Oh ya! Nihayet televizyonda Atatürk’ün adını doyasıya duymaya başladım” diyerek darbeyi alkışlayan mesajlar atıyor, kimi sokaklara ve meydanlara inen halkı korkutmak için “evlerinizden çıkmayın, başınız belaya girer” diyor, kimisi bulunduğu düğünde darbe haberini alınca “Koyun bir&nbsp;mezdeke, doyasıya oynayalım” diye haykırıyordu.</p>

<p>​Ferit&nbsp;Lif’in&nbsp;de yazısında konu ettiği gibi bir muhtara albay elbisesi giydirilip 300 kişi bulması öğütleniyor, verilecek silahlarla Hatay’da bir katliama başlaması söyleniyordu.</p>

<p>​Bir hafta öncesinden askerden arındırılmış sınırlardan kime yol verileceği halen bilinmezliğini koruyor.&nbsp;İşid&nbsp;ve&nbsp;PKK/PYD’ye&nbsp;yol açık görülüyordu.</p>

<p>​Bu hainler için hiçbir şeyin önemi yoktu. İsrail&nbsp;dahil&nbsp;her türlü güçle işbirliği yapılabilir, vatan&nbsp;satlığa&nbsp;çıkartılabilirdi. Kimi Tayyip karşıtlığını vatan hainliğine kadar indirgeyebilmişti.</p>

<p>​İşte böyle bir geceydi O gece…</p>

<p>​Sabah Cesurların zaferiyle sonuçlandı. Ne mi oldu daha sonrası;</p>

<p>​Devam eden demokrasi toplantılarında bu ikinci ve üçüncü kategoride yer alanları protokol bölümlerinde en ön sıralarda gördük. Kurulan platformlara çıkıp en ateşli konuşmaları yaparken seyrettik. Kahramanlık&nbsp;hikayeleriniyüksek sesle bağırarak anlatırken dinledik.</p>

<p>​Peki Cesurlar… Onlar kalabalığın en arkasında bu şarlatanları acı gözleriyle izliyorlardı. Yine sessiz, yine durgun…</p>

<p>​Bugün 10. Yılını anıyoruz. Değişen bir şey oldu mu? Bilmiyorum.</p>

<p>​Ancak benim aklımda kalanlar bunlardı…​​​15.07.2026</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Wed, 15 Jul 2026 11:42:46 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2020/06/semsettin-gunay-1591559114.png"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Spiritüel Dünyanın Büyük Sırrı: Biz Gerçekten &quot;Hasta&quot; mıyız ki İyileşmeye Çalışıyoruz?</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/spirituel-dunyanin-buyuk-sirri-biz-gercekten-hasta-miyiz-ki-iyilesmeye-calisiyoruz-7895</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/spirituel-dunyanin-buyuk-sirri-biz-gercekten-hasta-miyiz-ki-iyilesmeye-calisiyoruz-7895</guid>
                <description><![CDATA[Spiritüel Dünyanın Büyük Sırrı: Biz Gerçekten "Hasta" mıyız ki İyileşmeye Çalışıyoruz?]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Spiritüel&nbsp;Dünyanın Büyük Sırrı: Biz Gerçekten "Hasta" mıyız ki İyileşmeye Çalışıyoruz?</p>

<p>Nereye baksak, hangi sosyal medya sayfasına dokunsak karşımıza hep aynı kelime çıkıyor: "İyileşmek."</p>

<p>Spiritüel&nbsp;yaşam koçları, kitaplar ve videolar sürekli bir şeyleri&nbsp;şifalandırmamız, dönüştürmemiz gerektiğini söylüyor.&nbsp;Peki&nbsp;dürüst olalım; bu kelimeyi her duyduğunuzda içinizde hafif bir yorgunluk, hatta gizli bir direnç beliriyor mu? "Ben gerçekten hasta mıyım ki sürekli iyileşmeye çalışıyorum? Birileri beni sürekli bozuk ya da eksik mi ilan ediyor?" diye sormak geçiyor mu içinizden?</p>

<p>Çok haklısınız. Çünkü modern dünya bize iyileşmeyi pazarlarken, farkında olmadan önce "hasarlı" olduğumuza inanmamızı istiyor. Oysa gerçek bambaşka...</p>

<p>Fark Etmek, Özgürleşmenin İlk Adımıdır</p>

<p>Her sabah&nbsp;Instagram&nbsp;hesabımda zihinsel farkındalık egzersizleri paylaşıyorum. Çünkü fark etmek; hayatımızı nasıl inşa edeceğimizin ilk adımıdır. Bugün sabah bana bir haller geldi ve kendimle derin bir istişare yaptım. Sosyal medyadaki&nbsp;reelsakışlarını sorguladım: Neden insanlara sürekli "hasta" veya "eksik" algısı verilerek iyileşmekten bahsediliyor?</p>

<p>Ben&nbsp;Instagram&nbsp;hesabımda kendi sorgulayışlarımı, kendi hatalarımı ve toplumda gördüğüm eksik durumların kişide bıraktığı izleri nasıl hafifletebileceğimizi konuşuyorum. Aslında benim bu mesleğe adım atmamdaki en büyük sebep de tam olarak budur. Şimdi gelin, gerçek manada fark edip birlikte özgürleşelim.</p>

<p>Sen Bozuk Bir Robot Değilsin</p>

<p>Spiritüel&nbsp;alanda iyileşmek, bozuk bir robotu tamir etmek değildir; akordu kaçmış değerli bir&nbsp;enstrümanı&nbsp;yeniden hizalamaktır. Siz bozuk değilsiniz, biz bozuk değiliz. Sadece üzerimizde başkalarına ait yükler var.</p>

<p>Bugün yaptığım anket sonuçlarına göre değerlendirecek olursam; aile baskısı ve toplumsal beklentiler nedeniyle birçok insan, kendi hayatını yaşadığı için suçluluk hissediyor ya da kendi hayatını yaşayamamanın verdiği prangalarla boğuşuyor. İşte o yüklerden özgürleşmek = İyileşmek ve&nbsp;şifalanmaktır.</p>

<p>Sevgili okuyucu,</p>

<p>Şimdi arkana yaslan ve derin bir nefes al. Kendini sürekli tamir etmeye çalışmaktan, her gün yeni bir "eksiğini" bulup onu düzeltmek için hırpalanmaktan yorulmadın mı?</p>

<p>Lütfen hatırla: Sen tamir edilmesi gereken bozuk bir robot değilsin. Sen sadece bu hayat yolculuğunda, üzerine bazen başkalarının yükleri binmiş, bazen&nbsp;rüzgardan&nbsp;akordu kaçmış çok değerli bir enstrümansın.</p>

<p>Bugün kendine bir şefkat borcun var: Kendine "hasarlı" muamelesi yapmayı bırak. İyileşmek; yeni bir "sen" inşa etmek değil, zaten hep orada olan, o pırıl&nbsp;pırıl&nbsp;ve tam olan özüne şefkatle geri dönmektir.</p>

<p>Akorunu&nbsp;yap, yüklerini sevgiyle&nbsp;bırak ve kendi eşsiz melodini çalmaya devam et. Sen zaten bu halinle çok güzelsin.</p>

<p>Gamze Arslan&nbsp;</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu&nbsp;</p>

<p>(Benden&nbsp;bana,Bizden&nbsp;size gelsin)</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Tue, 14 Jul 2026 17:38:05 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2026/07/gamze-arslan-1784274055.webp"/>
            </item>
                                <item>
                <title>Ebeveynlerin Hakkı Olmayan Tek Şey: Çocuğa Küsmek</title>
                <category>Gamze Arslan</category>
                <link>https://www.hatayinternettv.com/makale/ebeveynlerin-hakki-olmayan-tek-sey-cocuga-kusmek-7894</link>
                <author>gamzearslandanismanlikhizmeti@gmail.com (Gamze Arslan)</author>
                <guid>https://www.hatayinternettv.com/makale/ebeveynlerin-hakki-olmayan-tek-sey-cocuga-kusmek-7894</guid>
                <description><![CDATA[Ebeveynlerin Hakkı Olmayan Tek Şey: Çocuğa Küsmek]]></description>
                <content:encoded><![CDATA[<p>Ebeveynlerin Hakkı Olmayan Tek Şey: Çocuğa Küsmek</p>

<p>Sizin Çocuklarınıza Küsme Hakkınız Yok</p>

<p>&nbsp;</p>

<p>Bir yetişkin kırıldığında kabuğuna çekilebilir, kapıyı çarpıp gidebilir ya da sessizlikle cezalandırmayı seçebilir.&nbsp;</p>

<p>Yetişkinlerin dünyasında "küsmek", bir savunma mekanizması veya bir tepki biçimidir.&nbsp;</p>

<p>Ancak söz konusu kendi çocuğunuz olduğunda, böyle bir hakkınız yoktur.</p>

<p>Çünkü ebeveynin küsmesi, bir çocuk için sadece bir dargınlık değil; güvenli limanın yok olması, sevginin geri çekilmesi ve varoluşsal bir tehdittir.</p>

<p>Sessizlik En Ağır Cezadır</p>

<p>Bir çocuğa bağırmak ebeveynlik eksiğidir, ancak onunla iletişimi tamamen kesmek ve ona yokmuş gibi davranmak duygusal bir cezalandırmadır. Yetişkinler sessizliği bir "ders verme" yöntemi olarak görebilir. Çocuklar ise bunu "Ben değersizim, sevilmiyorum ve eğer hata yaparsam tamamen yalnız kalırım" şeklinde tercüme eder. Sizin birkaç saatlik sessizliğiniz, onun küçücük dünyasında koca bir depreme dönüşür.</p>

<p>Koşulsuz Sevgi Şarta Bağlanamaz</p>

<p>Çocuklar, anne ve babalarının sevgisinin kalıcı olduğunu bilerek büyümek zorundadır. Onlara küstüğünüzde, sevginizi ve ilginizi bir ödül mekanizması haline getirirsiniz. "Uslu olursan seninim, hata yaparsan seni yalnız bırakırım" mesajı, kalıcı kaygılara yol açar. Oysa ebeveynlik, çocuk hata yaptığında bile elini tutabilmeyi gerektirir.</p>

<p>Rehber Rolünüzü Terk Etmeyin</p>

<p>Siz onun arkadaşı değilsiniz; siz onun rehberisiniz. İki arkadaş küsebilir çünkü aralarında eşit bir ilişki vardır. Ebeveyn ve çocuk arasında ise güç dengesi eşit değildir. Çocuk, duygularını nasıl yöneteceğini henüz bilmeyen bir çıraktır. Usta küserse, çırak yönünü kaybeder.&nbsp;</p>

<p>Siz küstüğünüzde, ona problem çözmeyi değil, sorunlardan kaçmayı ve duvarlar örmeyi öğretirsiniz.</p>

<p>Kırılabilirsiniz Ama Uzaklaşamazsınız</p>

<p>Elbette ebeveynler de insandır; kırılabilir, yorulabilir ve öfkelenebilirler. Ancak bunu ifade etmenin yolu sessiz bir duvar örmek değildir. "Şu an çok öfkeliyim, biraz sakinleşmeye ihtiyacım var, sonra konuşacağız" demek bir yetişkin davranışıdır. Küsmek ise çocuksu bir tepkidir. Çocuktan olgunluk beklerken, ebeveynin çocuklaşması kabul edilemez.</p>

<p>Unutmayın, çocukların sığınacağı başka bir anne-baba yok. Siz ona sırtınızı döndüğünüzde, onun bakabileceği başka hiçbir yön kalmaz. Çocuklarınıza kızın, onları eğitin, sınır koyun ama asla onlara küsmeyin. Çünkü sizin sevginiz, onların bu hayattaki tek mutlak güvenliğidir.</p>

<p>Son&nbsp;Söz:Bu&nbsp;yazım; kırılan çocuk yanıma, benim gibi erken yaşta olgunlaşmak zorunda kalan Güzel Ruhlu Kadınlara ve tüm Ebeveynlere gelsin...</p>

<p>Gamze Arslan</p>

<p>Yaşam ve Farkındalık Koçu&nbsp;</p>

<p>Benden&nbsp;bana,Bizden&nbsp;size gelsin</p>]]></content:encoded>
                <pubDate>Thu, 16 Jul 2026 07:10:28 +0300</pubDate>
                <enclosure type="image/jpeg" url="https://www.hatayinternettv.com/images/kullanicilar/2026/07/gamze-arslan-1784274055.webp"/>
            </item>
            </channel>
</rss>
