Büro Kent Dikey Sol
Büro Kent Dikey Sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 10 Haziran 2019, Pazartesi 11:35
HÜLYA İSKİFOĞLU

HÜLYA İSKİFOĞLU

Hayat mı, Yazı mı ?

Hayat mı, Yazı mı ?

Bir düşüncenin harflere, kelimelere ve cümlelere bürünmüş, formalize olmuş (şekil almış) halidir "yazı". Tezahürüdür düşüncenin; kuvveden fiile geçişidir. Yazı, düşünceler arası bir diyalektik oluşturur. Bir düşünceye yön verir, yönlendirir. "Yazı" bir sanat; "yazar" ise onu ilmek ilmek dokuyan, işleyen mahir bir sanatçıdır bu bağlamda... yazar için yazı, hayattır; su gibi, ekmek gibi, hava gibi yaşamın vazgeçilmezidir.
"Hayat" ile "yazı" arasında bir seçime mecbur kalsa yazar, ikisinden birini seçmekte zorlanır. İkisinden de kopmak istemeyişi, yazdıkça hayat bulmasındadır. Düşüncelerini yazı ile ifadelendiremeyen yazar, sizce yaşıyor mu, veya yaşar mı?
Bu durum karşısında yazarın yapacağı şey sözleşmeye imza atarak büyük bir fedakarlıkla karşılığı yaşam olan yazıya tereddütsüz sahip çıkmak olacaktır. Yazar, yazıda bulduğu hayatı, seçime sunulana tercih eder. İşte yazarın ve yazının yazgısı böyle başlar. O, ilahi verginin kendisine yüklediği sorumluluk bilinciyle sanatını icra etmeyi, üretmeyi seçmiştir bir kere... "Yazı" için yaşamak, risk taşır. Bu yüzdendir ki, Yaşamı değil de yazıyı seçmiştir. 
Araladıysa sonsuzluğun kapısını bir kez, yazının hazzı ile kendini kurban etmekten hiç imtina etmez. Yazar, asıl düşmanın kim olduğunu kestiremeden ağılı bir düşmanın pençesindedir artık. Öyle bir düşman ki; kışkırtıcı ve başkaldırıcı...Soyut ve akıcı... Her defasında hep daha fazlasını isteyen bir tefeci...Yaşamı değil de, yazıyı seçen yazar, bu kan emici vampire ne isterse verecektir artık... 
Öyle ki, şair ile bülbülün hikayesinde, sevgilisine gül götürmek isteyen, kışın ortasında gül arayıp duran şaire acıyan ve kendini feda eden bülbül, dikenden bir tek kırmızı gül goncası ister. Gül, "bir şartla" der. "Yüreğini dikenime sımsıkı yasla ve kanının rengini ver ki sana kırmızı bir gonca vereyim..."
Nitekim yazarın durumu da bundan farklı değildir. Her defasında acımasızca hep daha fazlasını isteyen yazıya daha sıkı yaslanmalıdır artık. Yazar, yazıyı seçmekle hayatını ortaya koymuştur bir kere... Ağırdır bedeli, gözyaşı, kan, ter ister. Bu ağılı düşmana karşı tek dostu sadık kalemidir. "yok" olmak isteyen de, "var" olmak isteyen de "yazı"da bulur kendini...
İsmet Özel, yaşamak ile yazı arasında yapmak zorunda kaldığı seçime; 
"Yaşamayı bilseydim yazar mıydım hiç şiir" dizesinde işaret eder.
Sezai Karakoç ise;
"Şairler yaşamadıklarını yazarlar, ama o yazılacak olanı yaşarlarsa susarlar" der.
Yaşamak için ise geç olduğunu, kalemlerine sımsıkı sarıldıkları vakit anlarlar, tek dostun uğruna umarsızca ölüneceğini...
Ortaya koyduğu bir eserin, kabulü ya da reddi çok da ırgalamaz sanatçıyı. "Yazı", üründür ve üretilmeyi bekler.
Yazar, bir düşüncenin yazgısındaki, "anlama" ile "hoşgörü" arasındaki anlamsal farkı içselleştirmiş ise şayet, "akıl" ile "gönlü" birleştirmiş demektir.
Böylelikle bir vakitten diğer bir vakte çözülmeyen sorunları, analitik bir üslupla kaleme alması, "çözüm" değil de, "sorun" üretmekte mahir olanlara bir naziredir aynı zamanda...
Sanatçı, meydana getirdiği bir üründe, "Ben bilmem, merkez bilir" düşüncesinden soyutlamıştır kendini...
Ve "maşa" artık yaşamayı değil, ölmeyi göze alanların elinde olmalıdır.


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık