OVALI siğorta Sol
OVALI EMİSYON SAĞ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 14 Ocak 2019, Pazartesi 22:23
NecatiDaştan

Necati Daştan

SUÇ VE SUÇLUYA ESİR OLMAK

SUÇ VE SUÇLUYA ESİR OLMAK

 SUÇ ve ESARET

 Suç, toplumdaki güven ve huzur ortamını zedeleyen ve nihayetinde kamu otoritesine başkaldırıyı sembolize eden eylemlerdir.

Suç oranlarındaki yükselme, bir ülkenin refah seviyesi ile ters orantılıdır. Suç bir başka yönden umulanla ulaşılan arasındaki farkın ortaya koyduğu duygusal travmanın bir sonucudur. Suç, bir anomali durumudur.

Hukuk öğretisindeki caydırıcı teoriye göre, bireyler rasyonel varlıklardır. İnsanlar acı ve zevk tercihleri arasında bilinçli olarak hazzı seçer ve açıdan uzaklaşırlar. Bu nedenle caydırıcı teorinin önde gelen teorisyenlerinden Bentham, suç için öngörülen cezanın vereceği acının, hazdan daha fazla olması gerektiğini ileri sürer..

Cezaevine girmenin toplumsal bir racon olarak prim yaptığı ülkemizde cezalardaki haz-acı dengesinin peşinen bozulduğunu söylemek ise şaşırtıcı değildir..

 Yapılan bir çok sosyolojik araştırmalar, suçların azalmasında cezaların ağırlığından ziyade cezaların kesinliği ve kaçınılmazlığının etkili olduğunu ortaya koymuştur. Bir başka ifade ile suçluları bulup adalete teslim edemeyen bir kolluk sisteminin olduğu yerde cezaların ağırlığının bir etkinliği olmayacaktır. Zira suçluların bir çoğu işledikleri suç nedeniyle yakalanmayacakları ümidi ile suça yönelmektedirler.

İLK SUÇUN ÖNEMİ

 Cezalandırmanın caydırıcı etkisi, suçu bir yaşam tarzına dönüştüren profesyonellere oranla suça yeni başlayan acemi suçlular üzerinde daha etkili olmaktadır.

Bu durum ilk kez suç işleyenlerin üzerinde önemle durulmasını ve ehil yargıçlar eliyle bu davaların takibinin yapılmasını zorunlu kılar.

 İlk kez suça bulaşan insan çok yönlü bir araştırma ve incelemeye tabi tutulmalı ve değerlendirilmelidir Zira kişi ilk kez kamu otoritesine başkaldırmış ve kamunun yasak saydığı bir elmaya el uzatmıştır. Sanığın bundan sonraki suça yaklaşımını kendine yönelecek müeyyide belirleyecektir.

 Aksi durumda sanık, hukuk sistemini test ettiği ilk eylemden büyük bir zaferle çıkmış ve suç işlemenin korkulacak bir şey olmadığının idraki ile yeni suçlara kendini hazırlamaya başlar. İşlediği her suç kendine olan güveni tazeler ve bu statünün verdiği korku ile de topluma yönelik bir sindirme algısı oluşturmaya başlar.

 Günümüzde küçük suçların yürütüldüğü sulh ceza mahkemeleri adaletin kutsallığının ve dokunulmazlığının öğütüldüğü değirmenlere dönmüştür. Ne hazindir ki Ağır iş yükü altında ezilen mahkemeler her bir sanık için tatbik edilecek optimum ceza ve infazı düşünemez olmuş ve dosyaların bir an önce eritilmesi telaşına düşmüştür.

 HAGB denilen kurum ise ceza yargısı için tam bir felakettir. Ceza adaletinin kimyasını bozan bir sistem olan HAGB asla sanıkları ıslah edici bir özellik taşımamaktadır. Zira HAGB uygulanan sanıkların büyük bir çoğunun tekrar suç işleyerek adaletin önüne gelmesi bunun en bariz göstergesidir..

Husumetin giderilmediği her dava yeni davaların da sebebi olmaktadır. Mağdurun yaşadığı travmayı giderecek ve sanığı işlediği suça pişman ederek yeni bir suç işleme iradesinin önüne geçecek olan "psikolojik yüklemeyi" deneyimsiz bir hakimden beklemek gerçekçi değildir.

MÜEYYİDE VE MAĞDUR PSİKOLOJİSİ

Her suçun bir mağduru vardır ve hasarın onarılmadığı her suç, vicdanları yaralar, kamu otoritesine olan güveni sarsar ve devlete olan aidiyet bağına zarar verir. Suç ve suçlu ile mücadelenin bugün yalnızca yargı ve kolluk birimlerine havale edilmiş olması, suç cennetine giden yoldaki en büyük etkenlerden biri olmuştur..

 

Suç ve suçlu ile mücadele salt yargının üstesinden geleceği bir olgu değildir. Aksine bu durum kompleks bir yapı arz eder ve çok yönlü mücadeleyi gerekli kılar. İnsanlar henüz çocukken kurallara saygıyı öğrenememişlerse ve insanlar kuralları ihlal etmenin uyanıklık ve erdem olarak görüldüğü bir kültürün içinden geliyorsa o ülkede suç oranlarının azalmasını beklemek rasyonel değildir.

Hikasa,

İnsanları değer sahibi yapmak çok önemli bir faktördür.

En tehlikeli insan kaybedecek bir şeyi olmayan insandır. Topluma baktığımızda memurların diğer insanlara oranla daha az suç işlediklerini görürüz. Bunun nedeni işlenecek suçun cezasından ziyade memuriyet hayatının sona erme riskidir. Bu bağlamda insanları, suç işlediklerinde kaybetmeyi göze alamayacakları bir değerin sahibi kılmak onların suç işlemelerinin önüne geçmekte etkili bir yöntem olacaktır.

 Şimdi isterseniz Türkiyede sanık olmak ne anlama geliyor yakından bakalım.

TÜRKİYEDE SANIK OLMAK

 

Türkiyede sanık olmak (Bazı suçlar hariç) öyle korkulacak bir şey değil aslında.. Nasıl mı?

Görelim

 

1-Siciliniz temiz ise ilk suç/suçlarınız, şartları varsa affa gider.(Erteleme-HAGB- Tedbire çevrilme.vs.) Yani ilk suçu işlemeniz, sistem tarafından size peşin bir af olarak yansıyor.

Yahut daha ileriye giderek hükmünüz kesinleşmeden on tane buna benzer suç işleyin yine bu haktan yararlanırsınız.

2-Hangi suçu işlerseniz işleyin bu ülkede cezaların yüzde doksan beşi  alt sınırdan tatbik edildiğinden bu konuda hiç zorluk çekmezsiniz.

3-Duruşmada centilmen bir görüntü verirseniz 62 'yi kaparsınız. Az değil müebbet cezası 25 yıla iniyor.

4-Son infaz tasarısı ile neredeyse bir buçuk yıl hapsi olanlar hiç yatmayacak.

5-Bu ülkede cezaevine girip çıkmak toplumsal hayatta pozitif bir RACON aracıdır. (Bak ben içerde beş yıl yatmış adamım haaaa.) Kimileri bu ego ile yıllar boyu saltanat sürer.

6-Şayet cezaevinden çıkmışsanız etrafa verdiğiniz korku ile neler yapamazsınız ki. Etrafınızda kaybedecek çok şeyi olan insan varken kaybedecek bir şeyi olmayan insanın pervasızlığınını tahmin edebiliyor musunuz? Çeteler işte bunlarla palazlanıyor.

7-Bu ülkede arada bir çıkan afla yaptıklarınız yanınıza kar kalabilir. Geçmişte tecavüz suçlusunu afla dışarı salarak yeni tecavüzlerine imkan sağlayan yine bu ülke ne yazık ki?...

8-Bu ülke, kaşarlı sanıklar için bir noktadan sonra işlenen suçların kar hanesine yazıldığı bir ülke. Örneğin 3 kez müebbet hapsi olan bir hükümlü artık cezaevinde istediği kadar suç işleyebilir. Cezası değişmez. (örnekleri mevcut).

9- Cinayet mi işlediniz olayda tanık yoksa, mağdur benim anama avradıma sk. lı küfürler etti deyin haksız tahiriki kaparsınız. Cezanız 18-24 yıl arasına iner.

10-Gasp/ zimmet vs. suçu gibi ağır bir suçtan yargılanıp mahkeme hataen size HAGB kapsamındaki bir suçtan ceza verir ve HAGB uygularsa(yazılı emire gidilmezse) beş yıl dişinizi sıkın cezadan yırtabilirsiniz.

11 Mahkeme size hak ettiğinizden daha az ceza vermişse(örneğin on yıl yerine iki yıl) müşteki davayı takip etmemiş ve savcı da bunu da atlamışsa kazanılmış hak olarak fazla cezadan (8 yıldan) kurtarabilirsiniz.

12- 18 yaşın altındaki suç makinalarına uygulanan lehe hükümleri saymıyorum bile...

-----------------------------------------------------------------

 Özetlersek;

Suç oranlarını azaltmanın formülü devletin suç oranını  azaltma iradesi ile başlar. Bu irade ortaya çıktıktan sonra hangi etkenlerin  suça katkı sağladığının tespiti zor değildir. 

Sistem kara delik ve gedikler içermektedir. Bir sanık suç işlediğinde 0 yakayı ele vereceğine inanmazsa ve kendine etkili bir ceza verileceğinin düşünmezse suça daha cesurca yaklaşır. Örneğin müştekiyi dolandıran bir esnaf düşünün bu esnaf neden bu yola tevessül eder. Çünkü bu güne kadar hiç bir bedel ödememiş ve bedel ödeyen bir esnaf görmemiştir de ondan. 

Düşünün ki bir esnaf kasıtlı olarak müşteriyi dolandırdı veya aldattı. Devlet onun ticaret yapma yetkisin elinden aldı ve ömür boyu şirketler dahil hiç bir şekilde ticaret yapma imkanı bırakmazsa ve devlet o insana bir mesaj verirse o insan bu eylemi icra edebilir mi? Asla. Mesaj şudur. Ey benim tacirim devlet sana ticaret yapma yetkisi vermiş ve vatandaş da sana güvenerek seninle ticaret yapıyor. sen o güveni yıkarsan bana olan güven yıkılır. Şayet bunu yaparsan sana bu ülkeyi dar ederim ya bu ülkeyi terk edersin ya da boyu işçilik yapmak zorunda kalırsın. 

Bu mesajı veremeyen devlet, esnafın dolandırıcılığa bulaşmasını önleyemez.

Devlet gayri meşru paranın yakasını bırakmamak zorundadır. Gayri meşru zengin olan insan bir ülkede itibar görüyorsa o ülkede suçlar azalır mı? Paranını kaynağının açıklayamayan insan parayı devlete teslim etmek zorunda kalmalıdır. Zira kaynağı belirsiz para suç odaklı  olduğunun en bariz alametidir. bu para kontrol edilmezse kar topu gibi katlanarak büyür. 

Af ihtimali bu ülkenin literatüründen kalkmalıdır. Pek çok suçlu nasıl olsa af çıkıyor düşüncesi ile suç işlemektedir ki bu yabana atılacak bir oran  değildir. 

Hak arama kanalları artırılmalı ve insanlara cesaret verilmelidir. Hak aradığı için hiç kimsenin burnu kanamamalıdır. En etkili ceza hak aradığı için tehdit edilen kişiye yönelik eylemler olmalıdır.

Durum budur. 

Necati DAŞTAN

HUKUKÇU


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık