OVALI siğorta Sol
OVALI siğorta Sağ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 19 Mayıs 2019, Pazar 0:59
NizamettinDURAN

Nizamettin DURAN

Habib Neccar ve “Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması” (I)

Habib Neccar ve “Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması” (I)

 

Tahmin ediyorum ki, çoğumuz yakından takip ettik, televizyondan yayınlanan ve devam eden “Kur'an-ı Kerim'i Güzel Okuma Yarışması”nı. Yahut da ondan bir şekilde haberdar olduk. Program Diyanet-TRT iş birliğinde hazırlanmaktadır. Birkaç gün önce Hataylı hemşerimiz, Hafız, İmam Musa Esatoğlu da bu yarışmaya katıldı. Nasıl bir performans sergileyecek merakıyla televizyona kilitlendik. Heyecanla bekledik... Kardeşimizin bizi, Hatay’ı/Antakya’yı hakkıyla temsil ettiğini söyleyebiliriz. Kendisinden, onu yetiştirenlerden, anne ve babasından Allah razı olsun. Esatoğlu, yarışma ile ilgili harika bir başarı elde etti. Kendisini canı yürekten tebrik ediyoruz ve kendisiyle iftihar ettiğimizi belirtiyoruz.

Yarışmanın formatıyla ilgili mutlaka söylenilecek şeyler vardır, o işi erbabına bırakıyorum, ancak izinleri olursa jüri ile ilgili bazı hatırlatmalarda bulunmak isterim. Bazen konuşmanın iştahına kendilerini öylesine kaptırıyorlar, öylesine konuşmalar ve açıklamalar yapıyorlar ki, hatta bunları o kadar uzatıyorlar ki, yarışmaya olan dikkat darmadağın oluyor. Allah aşkına dakikalarca süren tecvit dersine yeltenmek de ne oluyor? Tecvit dersinde bir öğretmen edasıyla verilen dersler… İyi de bu, seyirciyi ne kadar ilgilendirmektedir? Programın gereği olarak, Kur’an’ı güzel okuma noktasında bilgilendirici açıklamalar tabii ki olabilir, ancak bunu çok da uzatmak sıkmaz mı? Görülen lüzum üzerine yarışmacıya yönelik bir iki cümleyle açıklama yapılsa ve esasa odaklanılsa daha takip edilir kılmaz mı, programı?

Bir başka konu da, tam anlamıyla vakıf olunmayan konular hakkında yetersiz bilgilerle kamuoyunu eksik ve yanlış yönlendirmek! Bunun aynı zamanda bir vebali taşıdığı da açıktır. Bunun örneğini Esatoğlu’nun yarıştığı sahnede geçen diyaloglarda gördük.

Sunucunun kendisini takdim ederken aralarında geçen konuşma ile ilgili olarak Osman Eğin Hoca’nın müdahale ettiği ve sözüm ona, tashih etmeye çalıştığı konudaki, üslubu ve yaklaşımıdır. Ne ki, ciddi bir araştırmayı, akademik bir çalışmayı gerektiren çok önemli bir konu üzerinde onun kesinlik ifade eden bir yargıda bulunması! Hem de mesnetsiz olarak. Gerekçelendirmesi de tam bir garabet örneğiydi:

Sunucu Mustafa Bey, yarışmacıyı konuklara ve jüriye takdim etti: Musa Esatoğlu!

-“Hoş geldin. Nasılsın?” – “Teşekkür ediyorum hocam, sizler nasılsınız? İyisiniz…” - Bizler de iyiyiz. Nerelisiniz?” – “Hatay”. –“Hatay, maşallah, tanıyalım sizi buyurun.”

-“Musa Esatoğlu, ben. Hatay’dan, Antakya'dan katılıyorum. Habib Neccar’ın memleketi, Yasin-i Şerif’te zikredilen. İmamım, 10 seneden beri görevimi aşkla yapmaya çalışıyorum.” -“Maşallah… Bu arada Kuveyt'te Kuran'ı Kerim'i güzel okuma yarışmasına katılmışsınız, derece almışsınız” –“Evet”. –“Orada sizin Türk olduğunuzu anladılar mı? Simaen, hocam bakınca, değil mi? Maşallah!”

Osman Eğin söze karışır: -“Pek benzemiyor!” der. Bu sefer de sunucu Mustafa Bey çark eder: -“Onun için aslen nerelisiniz, diye sordum” der. Biraz önceki “maşallah”ını unutmuşçasına!

Osman Eğin, artık devreye girmiş ve Hatay’a, Hataylılara ders vermesi gerekiyordu. Habib Neccar üzerinden. Musa kardeşimizin sözü üzerine bilgiç bir edayla ve sunucuya hitaben: “Bir de bilgi daha düzeltelim Mustafa Hocam! Çok özür diliyorum, Bu Yasin’de bahsedilen Habib Neccar, Hataylıların yorumu… Nekre bir isim var, reculün; “Vecee reculün min aksa’l-medineti” yani, toplumun dertlerini dert edinen “bir adam”. Orada da olunca, “Habib Neccar” diyoruz, ama tabi şeyde “Habib Neccar” yok.” Bu konuda fazla bilgisi olmayan Hafız Musa Hocamızın mahcubiyeti ekranların dışına taşıyordu. Hoş olsa ne olurdu, kendisini puanlayacak jüri üyesine tersi yönde bir açıklama yapabilir miydi? Peki yapsaydı, orası yarışma zemininden çıkıp polemiklerin cirit attığı arenaya dönmez miydi? Bütün ülkenin gözü önünde Osman Hoca bu karşı koyuşu kaldırabilir miydi, içine sindirebilir miydi? Bu mevzu, bu zeminde böyle uzayıp gider. Bütün mahcubiyetiyle ve çaresizliğini de

kabullenerek, “Biz öyle biliyoruz” dedi. Ama hocamız yine bırakmıyor ve “Siz öyle biliyorsunuz, ama nekre bir isim, tabi. Eyvallah sağ olun.” Sözleriyle üfeleme, haşlama… sonra da ‘eyvallah’ ve ‘sağ olun’la hitama erdirme. Neden dolayı eyvallah, neden dolayı sağ olun!” meçhul!

Allah’tan sunucu Mustafa Bey girişteki hatasını anlamış olsa gerek ki, -çok da bağlantılı olmamakla birlikte-, bir anlamda bunu telafi cihetine gitti ve de iyi etti doğrusu: “Şöyle, memleketimizin çok yerinde hocam, geçmiş, hem medeniyetimize ait kıymetlerin kendi şehrinde olduğu, kendi şehrinde kaldığı ve orada vefat ettiğine yönelik, çeşitli, türlü rivayetler olur. Ben bunları hiç yadırgamıyorum, çok zaman diyorum ki, bunlar da ayrı bir kazanım, ayrı bir güzellik… Ve buna sahip çıkmış olduğundan dolayı mutlu oluyoruz. Somuncu Baba için söylenir bu… Malumunuz, biliyorsunuz, Nasrettin Hoca için söylenir bu, biliyorsunuz, Yedi Uyurların yeri konusunda malum, biliyorsunuz… Dolayısıyla bunları değer olarak saymak ve kendisinden hissetmiş olmak da çok kıymetli ve mühim diyorum ve Hafız Musa Esatoğlu Zuhruf suresi, 81 ila 89 ayetlerini tilavet edecekler ve şimdi söz Kur'an'ın.” Şeklinde bir açıklamayla programı başlattı.

Acaba Osman Hoca bu açıklamayla tatmin oldu mu? Onun buna da bir cevabı olacak mıydı? Çok merak ettim, doğrusu. Söz bu konuya gelmişken bir Hataylı olarak bizim de bir iki söz söyleme hakkımızın olduğunu düşünüyorum. (devam edecek)

 

Hatay İnternet TV Youtube Kanalı

Hatay İnterne TV Facebook Sayfası


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık