OVALI EMİSYON SOL
OVALI EMİSYON SAĞ

Son dakika haberleri ve Videoları Hatay'ın haber sitesinde


  • 12 Ocak 2019, Cumartesi 17:52
Serdar Kayhan

Serdar Kayhan

İLKESİZ YAŞAMIN SONU

İLKESİZ YAŞAMIN SONU

 

"Sınırı bir kez aşan için artık sınır yoktur."

 

Epiktetos

 

Hukuk devletinin temel kaidelerine uygun hareket etmek, adalet, liyakat ve şeffaflık ilkeli yaşamın gereklerinden biridir..

 

İlkesizliğe  bir kez kapı açılınca işin sonunun nereye varacağını tahmin bile edemezsiniz.

 

Bugün bir dünya görüşünün menfaatlerine uygun olan ilkeden sapmalara ses çıkarmadığınızda yarın Bir başka dünya görüşünün daha büyük menfaatine kapı açan bir ilkesizliğe de Sessiz kalmak mecburiyetinde kalırsınız.

 

İlkeli yaşam gerçekten bir ölçüdür, bir terazidir bir kriterdir. ilkesizliğe  kapı açan milletler geleceğini tehlikeye atmış sayılırlar.

 

Bu güvenceyi maksimum seviyede sağlayan enstrümanlar; şeffaflık, hukuk ve liyakattir.

 

Şöyle düşünün bir manavdan sebze alıyorsunuz teraziden şüpheniz varsa o manavdan aldatılmadan çıkma ihtimaliniz yoktur. Sizin oradan güvenle ve huzurlu ayrılmanızı sağlayan husus teraziye olan güvendir.

 

Hukuk ve adalet böyle bir şeydir size objektif kriterler sunar ve hiçbir tarafın aldanmayacağı somut veriler ortaya koyar.

 

Bir ülkede yapılanların ne kadar yanlış olduğunu, ne kadar hukuk dışı olduğunu, ne kadar gayri meşru olduğunu bize net ve objektif olarak ortaya koyan kriter o ülkenin hukuk sistemi ve yargısıdır.

 

Hukuka ve yargıya güven bittiğinde yapılanların hangisinin doğru veya yanlış olduğunu anlama ihtimaliniz yoktur. Bu takdirde yapacağınız tek şey algılara inanmak yahut anarşist suçlamasına muhatap olmaktir.  

 

Hukuk bunun için vardır ve hukuktan sapma olduğu andan itibaren toplumun nereye evrileceği belli değildir. O yüzden hukukun ilkelerine herkesin büyük bir sadakatle itaat etmesi gerekir.

 

Hukuk sadece bizim için değil bu topraklarda yaşayan herkes için büyük bir güvencedir. Hukukun tek bir maddesini dahi esnetmek yamultmak onu ilga etmek sonradan başımıza daha büyük hadiseler çıkarabilir ki sonra geriye dönüşü imkansız bir türbülansa girmiş olabiliriz.

İlkeli yaşamın karşıtı olan Pragmatizm, milletin başına konmuş en büyük musibetlerden biridir. Pragmatizmi kabullenmek karşı tarafın daha büyük pragmatizme sapmasına ses çıkarmak demektir. Bir başka açıdan pragmatizm anarşizmin ve terörün tohumlarını topluma atan bir fitnedir.

 

Toplumları yöneten üst akıl geleceği planlayarak hareket ettiği için bir grubun menfaatine  gelen küçük atraksiyonları ve küçük yozlaşmaları o grubun grubun kabullenmesine ve meşruiyetine bırakır .

 

Tabii bu durumda o insanlar ilkesizliği ahlak edinmeye başlar ki zamanla vicdani bir çatışma içine girerler.

 

Bu takdirde menfaatleri ile vicdanları arasına sıkışıp kalan insanlar derin bir buhran içinde savrulmaya başlar.Ancak oyun kurucu üst akıl bu savrulmanın nemalarını gelecekte alacak olmanın heyecanı ile ellerini oğuştururlar.

 

Bu yaşananların daha sonra karşı tarafın daha büyük bir ilkesizliğe kapı açacağını baştan bildikleri tiyatroyu sessizce ve kurnazca takip ederler.

 

 Bu durum ülkede yaşayan farklı görüşteki insanlar arasında derin bir kin ve husumet tohumları ekerek gelecekte büyük çatışmaların temelini oluşturmaya aday haline gelir.

 

Çünkü adalete güvenin olmadığı bir toplumda meydana gelen hadiselerin doğurduğu öfke ve husumetin çok çok daha fazlası kartopu gibi katlanarak toplumu esir alır.

 

Oysaki bir ülkede yaşayan tüm grupların bir noktada buluşacakları müşterek platform, bir başka ifade ile hiç kimsenin itiraz etmeyeceği   tek bir zemin vardır: Adalet ve hukuk zemini.. 

 

Bunlardan sapma olmadığında o ülkede toplumsal barış gelişir ve insanlar birbirine büyük bir kin ve husumet duymaktan vazgeçerler. Zira hukuka saygı toplumsal kin ve husumetin zeminini yok eder.bir başka ifade ile adalet, toplumda doğması muhtemel kin ve öfkelerin paratoneridir.

 

Zaten Adaletin olmadığı her toplum, derin kırılmalara ve büyük husumetlere gebedir.

 

Bu durum  ülkede kin ve nefretin Palazlanmasına yol açtığı gibi zamanla iç çatışmaya gider ve devletlerin sonunu hazırlar.

 

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz ki Adalet sadece mahkemelerde icra edilen bir eylem değildir ülkenin ve toplumun her kademesine teşmil edilmiş,her alanda ortaya çıkan insanlara huzur güven ve istikrar empoze eden, insanların birbiri ile olan ilişkilerinde bir ortak üst akıl oluşturan bir enstrümandır.

 

Adalet ve hukuk içinde liyakati, şeffaflığı ve dengeyi barındırır. Bunlarin  yerleştiği toplumlarda kin ve husumet azaldığı için toplumların ilerlemesi  ve gelişmesi de mümkün olur . Hukuktan ve adaletten sapan toplumların gelecege güvenle bakması imkansızdır. 

 

Serdar Kayhan


MAKALEYE YORUM YAZIN

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.


NAMAZ VAKİTLERİ
yukarı çık