DEPREMZEDENİN GÖNLÜ KIRGINLIK MAKAMIDIR
SİYASET“Depremzedenin gönlü kırgınlık makamıdır. Haşa ve haşa Allah’a dahi dargın olabilirler.”
DEPREMZEDENİN GÖNLÜ KIRGINLIK MAKAMIDIR
“Depremzedenin gönlü kırgınlık makamıdır.
Haşa ve haşa Allah’a dahi dargın olabilirler.”
Bu söz, geçmiş dönem Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’e ait.
Belki de 6 Şubat’ın ardından Hatay’ı anlamaya çalışırken üzerinde en fazla düşünülmesi gereken cümlelerden biri bu.
Çünkü deprem yalnızca binaları yıkmadı. Evleri, iş yerlerini, aileleri ve alışkanlıkları da yıktı. İnsanların hayata, geleceğe ve yaşadığı şehre bakışını derinden sarstı.
Hatay hâlâ bununla mücadele ediyor.
Böyle bir şehirde yaşayan insanlara yönelik her uygulamanın yalnızca mevzuat açısından değil, biraz da vicdan penceresinden değerlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum.
Bugün Hatay’da insanlar hâlâ yeniden hayat kurmaya çalışıyor.
Bir insan sabah evinden çıkıyor, çocuğunu okula bırakıyor, işe yetişmeye çalışıyor. Deprem sonrası değişen yollar, yeni güzergâhlar ve devam eden çalışmalar arasında direksiyon başında ilerliyor.
Peki bu insanın ruh halini kim bilebilir?
Belki uykusuzdur.
Belki depremde kaybettiği yakınını düşünüyordur.
Belki çocuğunun geleceği için kaygılanıyordur.
Belki yıllarca yaşadığı mahallenin artık yerinde olmadığını düşünerek yoldan geçiyordur.
Elbette bunların hiçbiri trafik kurallarını ihlal etmek için gerekçe değildir.
Ancak kurallar uygulanırken, o kurallara tabi olan insanların içinde bulunduğu şartları da görmek gerekir.
Burada açık konuşalım.
Denetimden şikâyetimiz yok.
Hatta daha sıkı denetlensin.
110, 120, 140 kilometre hızla giderek hem kendi hayatını hem de başkasının hayatını tehlikeye atan sürücüye gerekli ceza verilsin.
Bizim itirazımız başka.
80 kilometre hız sınırı bulunan bir yolda 85 kilometre hızla ilerleyen vatandaşın binlerce liralık cezayla karşılaşması ve bazı radar uygulamalarının sürücüde “pusuya düşürüldüm” hissi oluşturması.
Bir depremzedenin cebinden çıkan birkaç bin liranın ne anlama geldiğini de düşünmek gerekiyor.
Yeniden hayat kurmaya çalışan bir aile için o para; çocuğunun okul masrafı, mutfak alışverişi, faturası, kirası ya da araç masrafı olabilir.
Bu nedenle trafik denetimlerinin amacı yalnızca ceza kesmek değil, insan hayatını korumak olmalı.
Hatay’ın yollarında radar olsun.
Hız denetimleri yapılsın.
Hatta daha sıkı yapılsın.
Buna itirazımız yok.
Ama bu mazlum millete radar adı altında pusu kurulmasın.
İnsanlar “Nerede ceza yiyeceğim?” endişesiyle değil, “Güvenli bir şekilde evime ulaşacağım” düşüncesiyle yola çıksın.
Radarın amacı vatandaşı yakalamak değil, vatandaşı korumak olmalı.
Tehlikeli hızla giden sürücü elbette durdurulsun, gerekiyorsa cezası uygulansın.
Ama şehir içinde birkaç kilometrelik hız farkı nedeniyle yüksek miktarda cezalarla karşılaşan vatandaşın da yaşadığı mağduriyet görülmeli.
Hatay Bunu Unutmaz
Hataylı iyiliği de unutmaz, kendisini zor durumda bırakan uygulamaları da.
Depremden sonra yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir insan, devletin yanında olduğunu yalnızca büyük projelerde değil, günlük hayatında da hissetmek ister.
Mesele yalnızca radar değil.
Mesele, devlet ile vatandaş arasındaki güven ilişkisidir.
Mesele, kurallar uygulanırken insanın unutulmamasıdır.
Hiç kimse “Depremzede istediği kadar hızlı araç kullansın” demiyor.
Ben de demiyorum.
Trafik güvenliğinden taviz verilmesin.
Ama 80 kilometrelik yolda 85 kilometreyle giden insan ile 140 kilometre hızla giden insanı aynı kefeye koyan bir yaklaşımın adalet duygusunu zedeleyebileceğini söylüyorum.
Hatay’ın özel koşulları dikkate alınmalı.
Çünkü bazen bir uygulamanın kanuna uygun olması yetmez.
Adil, ölçülü ve vicdanlı olması da gerekir.
Hataylı bugün yeniden ayağa kalkmaya çalışıyor.
Evini kaybetti.
İşini kaybetti.
Yakınlarını kaybetti.
Mahallesini kaybetti.
Şimdi hayata tutunuyor.
Radar elbette olsun.
Denetim elbette olsun.
Hatta daha sıkı olsun.
Ama bu mazlum millete radar, diğer adıyla pusu kurulmasın.
Diyeceklerim bu kadar.
Kalın SAĞ’lıcakla…!!
İlginizi Çekebilir