

Hatay Ticaret ve Sanayi Odası (HTSO) seçimlerine aylar kala şehirde yeniden hareketli bir süreç yaşanıyor.

HATAY TSO SEÇİMLERİ ÖNCESİ AKLISELİM ŞART
Hatay Ticaret ve Sanayi Odası (HTSO) seçimlerine aylar kala şehirde yeniden hareketli bir süreç yaşanıyor.
Kasım ayında yapılması öngörülen seçimler öncesinde kulisler ısınırken, adaylık hesapları da giderek belirginleşiyor.
Ancak Hatay gibi büyük bir felaketin ardından yeniden ayağa kalkmaya çalışan bir şehirde, bu sürecin yalnızca bir güç mücadelesi olarak görülmesi doğru bir yaklaşım olmayacaktır.
Bugün HTSO’da aidat borcu bulunan yaklaşık 9 bin üyenin askıda olduğu biliniyor. Bu tablo, seçim dinamiklerini doğrudan etkileyen önemli bir gerçeklik olarak karşımızda duruyor.
Bu üyelerin tamamının aktif şekilde seçim sürecine dahil olması mümkün görünmezken, katılımın 3 bin ile 3 bin 500 kişi bandında kalabileceği konuşuluyor. Bu durum, seçimlerin temsil gücü açısından da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir tabloyu ortaya koyuyor.
Hatay gibi deprem sonrası ekonomik olarak ciddi bir yeniden yapılanma sürecinde olan bir şehirde, ticaret ve sanayi odasının rolü sadece temsil değil, aynı zamanda yön gösterici olmalıdır. Tam da bu noktada seçimlerin bir çekişme alanına dönüşmesi yerine, uzlaşı ve ortak akıl zemini üzerinden şekillenmesi büyük önem taşıyor.
Kamuoyunda birçok adayın isminin konuşulduğu bu süreçte, asıl mesele sayının çokluğu değil, ortaya konulacak vizyonun şehrin geleceğine ne kadar katkı sağlayacağıdır. Zira Hatay’ın bugün ihtiyacı olan şey parçalanmış bir yapı değil, güçlü ve bütüncül bir iradedir.
Bu noktada mevcut Başkan Hikmet Çinçin’e de önemli bir sorumluluk düşmektedir. Uzun yıllardır oda yönetiminde bulunan ve tecrübesiyle süreci yakından bilen Çinçin’in, görev süresinin son döneminde daha birleştirici bir rol üstlenmesi gerektiği yönünde güçlü bir beklenti oluşmaktadır. Kamuoyunda dile getirilen görüşlere göre, tüm adayları bir araya getiren, herkesin gücünü ve temsil kabiliyetini masaya yatıran bir istişare zemini oluşturulması oldukça kıymetli olacaktır.
Şehrin yaşadığı büyük yıkımın ardından Hatay’ın yeniden ekonomik ve sosyal olarak toparlanma sürecinde, gereksiz kutuplaşmaların ve güç mücadelelerinin kimseye fayda sağlamayacağı açıktır. Bu nedenle, “herkes şapkasını önüne koymalı” yaklaşımı sadece bir temenni değil, aynı zamanda bir zorunluluk haline gelmiştir.
Hatay Ticaret ve Sanayi Odası gibi stratejik bir yapının, kişisel rekabetlerin değil, ortak aklın ve uzlaşının adresi olması gerekmektedir. Seçim sürecinin tek liste ya da geniş tabanlı bir uzlaşıyla yürütülmesi fikri, bu anlamda ciddi şekilde değerlendirilmesi gereken bir model olarak öne çıkmaktadır.
25 yıldır oda yönetiminde bulunan Hikmet Çinçin için de en çok konuşulacak başlık, belki de bu son dönemde bırakacağı iz olacaktır. Eğer süreç, kavgasız ve şehrin yaralarını sarmaya odaklı bir şekilde yönetilirse, bu sadece bir seçim başarısı değil, Hatay adına önemli bir kurumsal kazanım olarak tarihe geçecektir.
Hatay, yeniden ayağa kalkma mücadelesi verirken yeni bir çekişme alanına değil, ortak akla ve birlikte üretme iradesine ihtiyaç duymaktadır. HTSO seçimleri de bu iradenin en önemli sınavlarından biri olacaktır.
Bendeniz, tüm tarafları ortak masa etrafında buluşmaya ve aklıselime davet ediyorum..
Kalın SAĞ’lıcakla…



































Yorum Yazın